Diyanet İşleri
Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.
Hicr suresi
Hicr suresi, 73. ayet. فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ
feeḫaẕethümu-ṣṣayḥatü müşriḳîn.
Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Lût kavminin helâki Hicr 61–77 3
Onlar, "Biz seni insanlarla ilgilenmekten men etmemiş miydik" dediler.
Lut: "İşte kızlarım. Eğer yapacaksanız (onlarla evlenebilirsiniz)" dedi.
(Melekler, Lut'a:) "Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)" dediler.
Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.
Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.
O şehrin kalıntıları hala mevcut olan bir yol üstünde duruyor.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
73. Gelen elçiler Lût’a durumlarını açıklayınca Lût, duyduğu sıkıntı ve kederden kurtuldu. Rabbinin emrine uyarak aile halkını alıp geceleyin yola koyuldu ve kurtuldular. Kasaba halkına gelince: “Nihayet sabah güneş doğarken” azabın kendileri için daha çetin ve ağır olacağı bir vakit olan güneşin doğuşu zamanında “o çığlık onları yakalayıverdi.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Güneşin doğma vakti girince onları helak edici şiddetli bir ses alıverdi.
Aynı kök: صيح (13 geçiş)
Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Aynı kök: صيح (13 geçiş)
(Azap) emrimiz gelince, Şu'ayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri, katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses…
Aynı kök: صيح (13 geçiş)
Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç uğultulu ses yakalayıverdi.
Aynı kök: شرق (17 geçiş)
Doğu da, Batı da (tüm yeryüzü) Allah'ındır. Nereye dönerseniz Allah'ın yüzü işte oradadır. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
Aynı kök: شرق (17 geçiş)
Birtakım kendini bilmez insanlar, "Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da, Batı da…
Aynı kök: شرق (17 geçiş)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kıssa: Hz. Lût
Lut'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"
Aynı kıssa: Hz. Lût
"Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz."
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Güneş doğarken onları o korkunç ses yakalamıştı.
Ve şafak ağarırken, onları (dehşetli) sayha kıskıvrak yakalayıverdi;
Ve derken, tan yeri ağarırken, (hak ettikleri azabın) gürültüsü apansız yakaladı onları
Güneş doğarken, o korkunç titreşimli ses onları yakaladı.
Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi.
Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.
Sonunda, tan yeri aydınlanırken, bir gürleme onları yakaladı.
Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.
Tan ağarırken onları felaketli bir gürültü yakaladı.
Tan ağarırken onları felaketli bir gürültü yakaladı.
Derken, güneş doğmaya başlarken onları, o sayha, korkunç ses tutuverdi.
Derken işrak vaktine girdikleri sırada bunları o sayha tutuverdi
Tan yeri ağarırken korkunç bir ses onları yakaladı.
Tan yeri ağarırken korkunç bir ses onları yakaladı.
Tan yeri ağarırken korkunç bir ses onları yakaladı.
Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi.
Derken onları, işrak vakfına girdikleri sırada, o (korkunç) ses yakalayıverdi.
Tan yeri ağarırken çığlık onları yakalayıverdi.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
Derken Güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.
Güneşin doğma zamanına girerlerken korkunç ses onları yakaladı.
Gün doğarken o yüksek ses onları yakaladı dipnot 1 .
Gün doğarken dehşet bir sesle sarsıldılar.
Güneşin doğuşuyla birlikte onları bir çığlık yakaladı.
Güneşin doğuşuyla birlikte onları bir çığlık yakaladı.
Nihayet o korkunç titreşimli ses, onları güneş doğarken yakaladı.
And there it was: a single cry* from heaven's realm stirred up a merciless blast which overtook them by sun- rise.
and the blast overtook them at sunrise:
But the (mighty) Blast overtook them before morning,
Then the mighty Blast caught them at sunrise,
So the Great Blast seized hold of them at the break of day.
So As-Saihah (torment - awful cry) overtook them at the time of sunrise.
So the Cry seized them at sunrise,
Then a dreadful punishment overtook these (opponents of Lot) at sunrise.
and the Cry seized them at the sunrise,
So they were subjected to a sever blast early in the morning.
And the noise caught them at the dawn.
So the scream took them at sunrise.
Wherefore a terrible storm from heaven assailed them at sun-rise:
And the mighty blast caught them at dawn.
Then the Shout took them (away) at sunshine.
Then the (Awful) Cry overtook them at the sunrise.
So they were seized by the mighty blast at break of day;
And thereupon the blast [of Our punishment] overtook them at the time of sunrise,
So the ˹mighty˺ blast overtook them at sunrise.
So the scream took them at sunrise.
Consequently, the disaster struck them in the morning.
So the shriek seized them at sunrise.
And the Blast seized them at sunrise.
The blast (of Our Requital) overtook them at the time of sunrise.
But the Blast (an explosion) overtook them (the Lut people) before morning,
So, they were seized by the Cry at sunrise.
So the scream took them at sunrise.