Diyanet İşleri
Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık." Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.
A'râf suresi
A'râf suresi, 84. ayet. وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُجْرِمِينَ
veemṭarnâ `aleyhim meṭarâ. fenżur keyfe kâne `âḳibetü-lmücrimîn.
Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık." Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Lût A'râf 80–84 3
"Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz."
Kavminin cevabı ise sadece, "Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!.." demek oldu.
Bunun üzerine biz de onu ve karısı dışında aile fertlerini kurtardık. Karısı ise azab içinde kalanlardan oldu.
Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık." Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.
Medyen halkına da kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir. Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. İnsanların mallarını eksiltmeyin. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır."
"Bir de, tehdit ederek Allah'ın yolundan O'na iman edenleri çevirmek, Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın. Hatırlayın ki, siz az (ve güçsüz) idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın, bozguncuların sonu nasıl oldu!?"
"Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilen gerçeğe inanmış, bir kısmı da inanmamışsa, artık Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
84. “Onların üzerine bir yağmur yağdırdık.” Yani özel olarak pişirilmiş, oldukça sıcak taşlar yağdırdık. Böylece Allah, ülkelerinin altını üstüne getirmişti. “Günahkârların” helak edilme ve sürekli bir rüsvaylığa düçar olma şeklindeki “sonunun nasıl olduğuna bir bak!”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onları çamurdan taşlarla taşlayarak üzerlerine çok şiddetli bir yağmur yağdırdık ve o beldeyi baş aşağıya çevirerek altını üstüne getirdik. -Ey Peygamber!- Günahkâr bu kavmin akıbetinin nasıl son bulduğu hakkında bir düşün? Yok olmak ve devamlı bir rezil rüsvalık ile hayatları son buldu.
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş)
De ki: "Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın."
Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût
(82-83) (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar…
Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût
Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!
Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Şöyle dediler: "Şüphesiz biz suçlu bir millete gönderildik.
Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.
Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
De ki: "Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün."
Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
"Bir de, tehdit ederek Allah'ın yolundan O'na iman edenleri çevirmek, Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Üzerlerine büyük bir bela yağmuru yağdırmıştık. Bak ki suçluların sonu nasıl olmuştu! dipnot 1
Sonunda sağanak (gibi bela) yağdırdık üzerlerine: Gör ki günaha gömülüp gidenlerin sonu nice olurmuş!
Bu arada, (helak edici) bir yağmur yağdırdık berikilerin üzerine: İşte görün, günaha gömülüp gidenlerin başına geleni!
Onların üzerine azabı bir yağmur gibi yağdırdık (volkan patlaması olduğu rivayet edilir)! Bir bak, suçluların sonu nasıl oldu!
Ve onların üzerine bir (azab) sağanağı yağdırdık. Suçlu-günahkarların uğradıkları sona bir bak işte.
Ve üzerlerine (taş) yağmuru yağdırdık. Bak ki günahkârların sonu nasıl oldu!
Ve onların üzerine bir yağmur yağdırdık. Artık, suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bak?
Üzerlerine şiddetli bir yağmur yağdırdık. Bak, günahkarların sonunasıl oldu?
Üstlerine bir yağmur yağdırdık. Suçluların sonuna bak!
Üstlerine bir yağmur yağdırdık. Suçluların sonuna bak!
Onların üzerine bir azap yağmuru yağdırdık. İşte bak mücrimlerin sonu nasıl oldu!
Ve üzerlerine bir azab yağmuru yağdırdık, işte bak mücrimlerin akıbeti nasıl oldu
Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Bak, mücrimlerin sonu nasıl oldu!
Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Bak, mücrimlerin dipnot 1 sonu nasıl oldu!
Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Bak, suçluların sonu nasıl oldu!
Ve onların üzerine bir (azab) sağanağı yağdırdık. Suçlu-günahkarların uğradıkları sona bir bak.
Onların üzerine bir (azab) yağmur (u) yağdırdık. İşte bak günahkarların sonu nice olmuşdur!
Onların üzerine öyle bir yağmur yağdırdık ki; bir bak, işte suçluların sonu nasıl olmuştur.
(80-84) Ve Lut, O bir vakit kavmine dedi ki, sizler, alemlerde sizden öncekilerde kimsenin sizi geçemediği iğrenç bir hususu / fahişe bir hususu mu ediniyorsunuz? S izler, kadınlar dışında erkeklere şehvetle ediniyorsunuz, Bilakis sizler hadsiz davrananlarsınız / müsriflersiniz. Kavminin cevabı ise, onları memleketinizden çıkarın , gerçekten onlar, temiz kalma tutkusu olan insanlar demeleri şeklinde oldu. Bunun üzerine O’nu ve yakın çevresini / ehlini karısı hariç kurtardık. O ise geride kalanlardan / kalıntı oldu. Üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki (taşlı yağmur) hele bir bak suçluların sonu / akıbeti nasıl oldu.
Geriye kalanların üzerine öyle bir yağmur yağdırdık ki! Suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bak!
Ve üzerlerine bir (taş) yağmur(u) yağdırdık; bak, işte suçluların sonu nasıl oldu!
Üzerlerine bir yağmur (pişmiş balçıktan taş ve kül yağmuru) dipnot 1 yağdırmıştık. Şimdi sen o suçluların sonunun nasıl olduğunu bir düşün!
Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Şimdi sen o suçluların sonunun nasıl olduğunu bir düşün.
Onlara azap yağmuru yağdırdık. İşte bak, günahkârların sonu nasıl oldu!
Onlara azap yağmuru yağdırdık. İşte bak, günahkarların sonu nasıl oldu!
Üzerlerine bir de yağmur indirdik. Bak nasıl oldu suçluların sonu!
We poured down upon them a rain of hard baked clay of brimstones, and you can see the fatal consequence of those who were steeped in crime.
and We showered upon [the rest of] them a rain [of destruction]. See the fate of the evildoers.
And we rained down on them a shower (of brimstone): Then see what was the end of those who indulged in sin and crime!
and We let loose a shower [of stones] upon them, dipnot 1 Observe, then, the end of the evil-doers. dipnot 2
We rained down a rain upon them. See the final fate of the evildoers!
And We rained down on them a rain (of stones). Then see what was the end of the Mujrimûn (criminals, polytheists and sinners).
Then We poured down upon them a rain [of stones]. So observe how was the fate of the guilty!
And We pelted (the rest of) them with a severe rain (- a rain of stones due to volcanic eruption combined with an earthquake). Behold! how (evil) was the end of those who cut off their ties (with Allâh).
And We rained down upon them a rain; so behold thou, how was the end of the sinners!
Then I sent them a rain (perhaps a rain of stones & fires); what an awful rain it was. Imagine, what a terrible destiny for a guilty nation.
and we rained down upon them a rain; - see then how was the end of the sinners!
We showered them with a shower, so see what the punishment for the criminals was.
And we rained a shower of stones upon them. Behold therefore what was the end of the wicked.
And We rained down upon them a shower (of brimstone); - see then the nature of the consequences for sinners!
And We rained down upon them a rain; so look how was the end of the criminals.
And We rained a rain upon them. See now the nature of the consequence of evil-doers!
And We rained down on them a shower (of Stones). So witness the end of sinners!
the while We rained a rain [of destruction] upon the others: and behold what happened in the end to those people lost in sin!
We poured upon them a rain ˹of brimstone˺. See what was the end of the wicked!
And We rained down upon them a rain, so see how was the punishment for the criminals.
We showered them with a certain shower; note the consequences for the guilty.
And We rained upon them a rain [of stones]. Then see how was the end of the criminals.
And We rained upon them a rain. Then see thou how was the final outcome of the lawbreakers.
(It was the time when a huge volcano was about to erupt. The Prophet of God had advance knowledge and he moved out at the right time, along with his followers.) And We rained a rain upon them (a huge shower of stones). See now how grievous was the outcome of the guilty.
And We rained on them a shower (of brimstone): See then, what was the end of those who practiced sin and crime!
And We rained down upon them a rain. So, look! How was the fate of the sinners!
And We rained down upon them a rain, so see how was the punishment for the criminals.