Diyanet İşleri
O şehrin kalıntıları hala mevcut olan bir yol üstünde duruyor.
Hicr suresi
Hicr suresi, 76. ayet. وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلٍ مُّقِيمٍ
veinnehâ lebisebîlim müḳîm.
O şehrin kalıntıları hala mevcut olan bir yol üstünde duruyor.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Lût kavminin helâki Hicr 61–77 3
Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.
Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.
O şehrin kalıntıları hala mevcut olan bir yol üstünde duruyor.
Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır.
"Eyke" halkı da şüphesiz zalim idiler.
Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lut kavminin yaşadığı Sodom ile Şu'ayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
76. “Elbette o (Lut kavminin) şehri” gidip gelenler için “işlek bir yol üzerindedir.” Oralara gidip gelen herkes bunu bilmektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Lût kavminin şehri, oradan geçmekte olan yolcuların gördüğü sabit bir yol üzerindedir.
Aynı kıssa: Hz. Lût · Ortak kavram: Yol (sebîl)
"Siz hala erkeklere yanaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?" Kavminin cevabı, "Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi…
Aynı kıssa: Hz. Lût
Lut'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"
Aynı kıssa: Hz. Lût
"Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz."
Ortak kavram: Yol (sebîl)
Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru…
Ortak kavram: Yol (sebîl)
Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.
Ortak kavram: Yol (sebîl)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar gözler önünde duran bir yol üzerindedir. dipnot 1
Yine kuşku yok ki bu (şehir)ler, (hala) varlığı sabit bir yol üzerindedirler.
Çünkü, gerçekten de (sözü geçen) bu (şehirler) bugün hala yerinde durmakta olan bir yol üzerindeydiler.
Muhakkak ki o şehir, insanların yolları üzerindedir.
O (şehir de) gerçekten bir yol üstünde (hala) durmaktadır.
Onlar hâla gözler önünde duran bir yol üzerindedirler.
Aslında, bir yol üzerinde duruyor.
Onlar hala gözler önünde duran bir yol üzerindedirler.
Ve o yol üzerinde durmaktadır.
Ve o (yıkıntı kent), yol üzerinde durmaktadır.
Ve o harabe yol üstünde duruyor.
Hem o harabe yol üstünde duruyor
O, dipnot 1 bir yol üzerinde durmaktadır.
O dipnot 1 , bir yol üzerinde durmaktadır.
O dipnot 1 , bir yol üzerinde durmaktadır.
O (şehir de) gerçekten bir yol üstünde (hala) durmaktadır.
O (şehrin haraabeleri) hakıykat (herkesin göreceği, Kureyşin işlediği) bir yol üstünde (haala) durucudur.
O yerler, işlek yollar üzerinde hala durmaktadır.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
O (şehir, herkesin gelip geçtiği) bir yol üzerinde durmaktadır.
Ve o (kent, herkesin gelip geçtiği) bir yol üzerinde durmaktadır.
O ayetler (ibret veren kalıntılar) kullanılmaya devam eden bir yol üzerindedir dipnot 1 .
Orası bugün bir yol üzerinde durmaktadırlar.
O (şehir, herkesin gelip geçtiği) bir yol üzerinde durmaktadır.
Orası işlek bir yol üstündedir.
O kentin izleri/işaretleri, hala işleyen bir yol üzerindedir.
And the evidence still stands as a scene of dismal devastation to the travelers (in the neighbourhood of the dead sea between Syria and Arabia).
it is still there on the highway-
And the (cities were) right on the high-road.
The place (where this occurred) lies along a known route. dipnot 1
They were beside a road which still exists.
And verily! They (the cities) were right on the highroad (from Makkah to Syria i.e. the place where the Dead Sea is now)[1].
Indeed it is on a standing road,
And (the ruins of) these (townships) lie on a road that still exists (right on the highway between Arabia and Syria).
surely it is on a way yet remaining;
Their ruins are still there;
And, verily, the (cities) are on a path that still remains.
It is on an established path.
And those cities were punished, to point out a right way for men to walk in.
And, verily, the cities were on a high road that still remains.
And surely it is indeed on a way that still exists.
And lo! it is upon a road still uneffaced.
This (city) lies on a road that still survives.
for, behold, those [towns] stood by a road that still exists.
Their ruins still lie along a known route.
And it was on an established path.
This will always be the system.
And indeed, those cities are [situated] on an established road.
And it is upon an enduring road;
And behold, those towns (Sodom and Gomorrah) stood by a road that still exists.
And (the cities were) right on the high-road (between Arabia and Syria).
Surely, it (their city) is located on the straight road.
Andit was on an established path.