Furkân suresi

Furkân suresi, 4. ayet

Furkân suresi, 4. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ إِفْكٌ ٱفْتَرَىٰهُ وَأَعَانَهُۥ عَلَيْهِ قَوْمٌ ءَاخَرُونَ فَقَدْ جَآءُو ظُلْمًا وَزُورًا

veḳâle-lleẕîne keferû in hâẕâ illâ ifkün-fterâhü vee`ânehû `aleyhi ḳavmün âḫarûn. feḳad câû żulmev vezûrâ.

Diyanet İşleri

İnkar edenler, "Bu Kur'an, Muhammed'in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir" dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Furkân 1–7 · surenin 4. ayeti / 77

Konu Furkān'ın indirilişi ve "bu ne biçim peygamber" itirazı Furkân 1–9 3

  1. Furkân 1

    Alemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkan'ı indiren Allah'ın şanı yücedir.

  2. Furkân 2

    O, göklerin ve yeryüzünün mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olandır. Çocuk edinmemiştir. Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. O, her şeyi yaratmış ve yarattığı o şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir.

  3. Furkân 3

    (İnkar edenler), Allah'ı bırakıp hiçbir şey yaratmayan ve zaten kendileri yaratılmış olan, üstelik kendilerine fayda ve zararları dokunmayan, öldürmeye, yaşatmaya ve ölüleri diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen ilahlar edindiler.

  4. 4

    İnkar edenler, "Bu Kur'an, Muhammed'in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir" dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular.

  5. Furkân 5

    "(Bu Kur'an, başkalarından) yazıp aldığı öncekilere ait efsanelerdir. Bunlar ona sabah akşam okunmaktadır" dediler.

  6. Furkân 6

    (Ey Muhammed!) De ki: "O kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, çok merhamet edendir."

  7. Furkân 7

    Dediler ki: "Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, çarşıda pazarda dolaşır. Ona bir melek indirilseydi de, bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

4. Yani Allah’ı inkâr eden kâfirler, küfürlerinin bir gereği olarak Kur’ân ve Rasûl hakkında şunları söylediler: “Bu Kur’an, Muhammed’in düzüp uydurduğu bir yalandır. O, bunu uydurup Allah’a isnat etmiştir. Bunu yapmak için de bu hususta başka birtakım kimseler de ona yardımcı olmuştur.” Allah, onların bu iddialarını şöyle reddetmektedir: Onların bu karşı çıkışları, bile bile hakka karşı kibirlenmektir. Zulme ve yalan söylemeye kalkışmaktır. Çünkü, Allah Rasûlünün halini, doğruluğunun kemalini, ne derecede emin olduğunu, çok iyi bir kimse olduğunu, onun da diğer tüm insanların da en üstün ve en değerli söz olan bu Kur’ân-ı Kerim’in benzerini asla meydana getiremeyeceğini, onun bu hususta kendisine yardımcı olmak üzere hiçbir kimseyle bir araya gelmediğini insanlar arasında en iyi bilenler onlardır. Bu yüzden onların bu iddialarının akla sığması mümkün değildir. Onlar, bu sözleriyle gerçekten haksızlık edip zalim oldular. Aslı astarı bulunmayan, yalan bir iddiada bulundular.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah'ı ve resulüne iman etmeyip, kafir olanlar: "Bu Kur'an; Muhammed'in bir iftira olarak uydurduğu ve Allah'a nispet ettiği bir yalandan başka bir şey değildir. Bunu uydurmak hususunda başka insanlar da ona yardım etmiştir." dediler. Bu kâfirler; batıl bir söz olarak iftira attılar. Kur'an, Allah'ın kelamıdır. Bir insanın yahut bir cinin, onun bir benzerini getirmesi mümkün değildir.

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَقَالَ ve kale ve dedi ki kök: قول
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. كَفَرُوٓا۟ keferu inkar eden(ler) kök: كفر
  4. إِنْ in değildir
  5. هَـٰذَآ haza bu
  6. إِلَّآ illa başka bir şey
  7. إِفْكٌ ifkun yalandan kök: افك
  8. ٱفْتَرَىٰهُ fterahu onu uydurdu kök: فري
  9. وَأَعَانَهُۥ ve eaanehu ve yardım etti kök: عون
  10. عَلَيْهِ aleyhi kendisine
  11. قَوْمٌ kavmun bir topluluk kök: قوم
  12. ءَاخَرُونَ ۖ aharune başka kök: اخر
  13. فَقَدْ fekad böylece
  14. جَآءُو ca'u vardılar kök: جيا
  15. ظُلْمًۭا zulmen kesin bir haksızlığa kök: ظلم
  16. وَزُورًۭا ve zuran ve iftiraya kök: زور

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: افك (30 geçiş) · Aynı kök: فري (60 geçiş)

    Ayetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, "Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır" dediler.…

  • Aynı kök: افك (30 geçiş) · Aynı kök: فري (60 geçiş)

    Allah'ı bırakıp O'na yakınlık sağlamaları için edindikleri ilahlar kendilerine yardım etseydi ya!? Aksine onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp…

  • Aynı kök: زور (6 geçiş)

    (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri…

  • Aynı kök: زور (6 geçiş)

    Bu böyle. Kim Allah'ın hükümlerine saygı gösterirse, bu, Rabbi katında kendisi için bir hayırdır. Haramlığı size okunanların (bildirilenlerin)…

  • Aynı kök: زور (6 geçiş)

    Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.

  • Aynı kök: عون (11 geçiş)

    (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.

  • Aynı kök: عون (11 geçiş)

    Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

  • Aynı kök: عون (11 geçiş)

    "Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın." dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kâfir olanlar "Bu (vahiy) ancak o (Muhammed)'in uydurduğu dipnot 1 ve kendisine başka bir grubun dipnot 2 da yardım ettiği bir iftiradır." diyerek, elbette bir haksızlığa ve yalana vardılar.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hz. Muhammed'e "müfteri" suçlamasıyla ilgili benzer mesajlar: Yûnus 10:38; Hûd 11:13; Nahl 16:101; Enbiyâ 21:5; Secde 32:3; Sebe' 34:8; Şûrâ 42:24; Ahkâf 46:8.
  2. metne dön, dipnot 2
    Mekkeli müşriklerin iddia ettiği gibi, bir kişi veya grubun yardımıyla vahiy oluşturulabiliyorsa, vahyin inkar edilip yalanlanması çok daha kolay olur. Böyle bir durumda Kur'an'ın meydan okuma cümleleri de kolay bir şekilde karşılanıp Hz. Muhammed'in risalet iddiası mahkûm edilebilirdi. Oysa böyle şeyler olmamış ve onun risalet öğretileri hiç kimse tarafından iptal edilememiştir; iptal edilemeyecektir de. Çünkü Kur'an'ın meydan okuması devamlıdır.

Mustafa İslamoğlu

Bir de inkarda ısrar eden o kimseler; "Bu onun uydurduğu bir yalandan başkası değildir; üstelik bu konuda başka bir topluluk da ona yardım etmiştir" dediler. İşte ileri sürdükleri bu iddiayla, hem haksızlık etmiş, hem de gerçeği çarpıtmış oldular.

Muhammed Esed

Üstelik, hakkı inkara şartlanmış olanlar: "Bu (Kuran) doğruyu çarpıtıp yalanı ve sahteyi ortaya çıkaran başka bir topluluğun yardımıyla o'nun (kendisinden) uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir" deyip duruyorlar.

Ahmed Hulusi

Hakikat bilgisini inkar edenler dediler ki: "Bu (Kur'an) ancak O'nun uydurduğu bir yalandır. Başka bir kavim de (Yahudiler) bu konuda O'na yardım etmiştir". . . Gerçek ki, büyük haksızlık ve yalancı şahitlik suçu işlediler.

Ali Bulaç

İnkar edenler dediler ki: "Bu (Kur'an) olsa olsa ancak onun uydurduğu bir yalandır, kendisi düzüp uydurmuş ve ona bir başka topluluk da yardımda bulunmuştur." Böylelikle onlar, hiç şüphesiz haksızlık ve iftira ile geldiler.

Ali Özek ve heyeti

İnkâr edenler: Bu (Kur'an), olsa olsa onun (Muhammed'in) uydurduğu bir yalandır. Başka bir zümre de bu hususta kendisine yardım etmiştir, dediler. Böylece onlar hiç şüphesiz haksızlığa ve iftiraya başvurmuşlardır.

Ali Rıza Safa

Nankörlük edenler, şöyle dediler: "Başka bir toplumun da yardımıyla, Onun uydurduğu bir yalandan başka bir şey değil bu!" Böylece, haksızlık yaptılar ve iftira ettiler.

Bayraktar Bayraklı

İnkar edenler, "Bu Kur'an, Muhammed'in uydurduğu bir yalandır. Bu uydurmada ona başka bir topluluk da yardım etmiştir" dediler. Kafirler, bu sözleriyle haksızlık edip yalan söylemişlerdir.

Edip Yüksel

İnkar edenler, "Bu, başkalarının yardımıyla onun uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir" diyerek haksız ve asılsız bir tez ortaya koydular.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnkar edenler, 'Bu, başkalarının yardımıyla onun uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir,' diyerek haksız ve asılsız bir tez ortaya koydular.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Küfredenler: "Bu yalnızca onun uydurduğu bir iftiradır, ona başka bir topluluk da yardım da bulunmuştur bu hususta." dediler. Bunlar, gerçekten haksızlık ve iftiraya saptılar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o küfredenler "bu sırf bir iftira onu o, uydurdu, diğer bir kavim de buna karşı ona muavenette bulundu" dediler, doğrusu zulm-ü tezvire gittiler

Erhan Aktaş

Kafirler: "Bu sadece onun uydurduğu bir yalandır. Ona bu konuda diğer toplumlar da yardım etti." dediler. Böylece haksızca iftira ettiler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kafirler: "Bu sadece onun uydurduğu bir yalandır. Ona bu konuda diğer toplumlar da yardım etti." dediler. Böylece haksızca iftira ettiler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçeği yalanlayan nankörler: "Bu sadece onun uydurduğu bir yalandır. Ona bu konuda diğer toplumlar da yardım etti." dediler. Böylece haksızca iftira ettiler.

Gültekin Onan

Küfredenler dediler ki: "Bu (Kuran) olsa olsa ancak onun uydurduğu bir yalandır, kendisi düzüp uydurmuş ve ona bir başka topluluk da yardımda bulunmuştur." Böylelikle onlar, hiç şüphesiz haksızlık ve iftira ile geldiler.

Hasan Basri Çantay

O kafirler: "Bu (Kur'an) onun uydurduğu yalandan başka (bir şey) değildir. Bu hususda diğer bir zümre de ona yardım etmişdir." dediler de muhakkak bir haksızlık ve tezvir (meydana) getirdiler.

İbni Kesir

Küfredenler dediler ki: Bu ancak onun uydurduğu bir yalandır ve ona bu hususta bir başka topluluk yardım etmiştir. Hiç şüphesiz onlar, zulüm ve iftira ile geldiler.

Mehmet Alagaş

(4-20) Kafirler dedi ki, bu onun uydurduğu bir iftiradır, başka bir kavim de ona, bu iftirada yardım etti dediler. Böylece zulüm ve yalana kadar işi vardırdılar. Evvelkilerin masallarını birilerine yazdırtmış ve de ona sabah akşam o masallar okunuyor dediler. De ki Onu göklerin ve yerin gizliliğini / sırrını bilen indirdi. O, bağışlayan dır, esirgeyendir. Dediler ki bu Resule ne oluyor ki yemek yiyor çarşılarda yürüyor , oysa ki ona bir melek inmeliydi ve onunla beraber uyarı işini yapmalıydı. Ona bir hazine verilmeliydi veya yedi ği bir bahçesi olmalıydı. Zalimler dediler ki sadece ve sadece büyülenmiş / sihirlenmiş bir adama uyuyorsunuz o kadar. Bak! nasıl da sana misaller veriyorlar, artık onlar saptılar ve artık herhangi bir yola da girmeye güçleri yetmez. Eğer isterse sana, bun ların dediklerinden de h ayırlı, altlarından nehirler akan cennetleri ve sarayları / kasırları yapacak olan ne de mübarektir. Bilakis, saati de yalanladılar, biz de saati yalanlayan kişi için alevli ateşi hazır ettik . Uzak bir yerden göründüğünde onun / cehennemin öfkelenişinin uğultusunu işitirler. Dokuna dokuna çarpa çarpa dar bir yerden onunla /cehennemle buluştuklarındaysa işte tam da orada, yok olmak için çağrıda bulunurlar / dua ederler. B ugün yok olmayı bir kez çağırmayın, yok olmayı çok kez çağırın. Deki bu mu hayırlı ya da sakınanlara vaad edilen kalıcı cennet mi? Orası onlara varacakları bir ödüldür. Onlara orada ne istiyorlarsa vardır, orada kalıcı olmaları Rabbinin sorumlu olduğu bir vaadidir. R abbin onları ve Allah ’tan başka taptıklarını biraraya topladığında der ki, sizler mi işte şu kullarımı saptırdınız? ya da onlar kendileri mi yoldan saptılar? Seni üstün tutarız ki bize senden başkasını dost edinmek yakışmaz ve lakin onlar ı da ve atalarını da sen nimetlerinle geçindirdin, onlar da hatırlatıcıyı unuttular ve de helake layık bir kavim oldular dediler. İşte taptıklarınız, söylediklerinizi de reddedip sizi yalancı çıkardı, artık azabı savmaya da yardım görmeye de güç yetiremeyeceksiniz. Sizden kim zulmederse ona büyük bir azap tattıracağız. Senden önce Resulleri de yemek yiyenler ve çarşılarda yürüyenler olarak gönderdik. Sizin kiminizi kiminizle sınayarak ayrıştırdı bakalım sabredebilecek misiniz? Rabbin görendir. Bizimle buluşmayı ü mit etmeyenler keşke üzerimize melekler indirilse veya rabbimizi görsek dediler. Onlar kendilerini büyük gördüler ve büyük bir azgınlık gösterdiler. Melekleri görecekleri gün , işte o gün , suçlulara müjde yoktur , onlara size yasaktır, size yasaklanmıştır, denilecektir. Amel olarak ne yapmışlarsa onları ele alırız ve saçılmış uçuşan toz haline getiririz / heba ederiz. Cennet halkının durdukları yer ise hayırlı istirahat ettikleri yer ise güzeldir. O gün sema bulutlu bir şekilde parçalanacak ve melekler ard arda indirilecektir. O gün, gerçek egemenlik / mülkiyet Rahman’ındır. Kafirlere de çok zorlu bir gündür. O gün zalimler ellerini ısıracak eyvah keşke Resullerle beraber bir yol tutsaydım diyecekler. Veyl olsun bana ki keşke falanı filanı dost edinmeseydim. Kesin olan şu ki bana hatırlatıcı geldikten sonra beni ondan saptıran şeytan, insanı yapayalnız bırakır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kâfirler dediler ki: “Bu ancak onun uydurduğu bir yalandır. Ona başka bir topluluk da bunun için yardım etmiştir.” Muhakkak onlar zulmettiler, asılsız bir iddiada bulundular.

Süleyman Ateş

İnkar edenler: "Bu, yalandan başka bir şey değildir. (Muhammed) onu uydurdu, başka bir topluluk da kendisine yardım etti." dediler ve kesin bir haksızlığa ve iftiraya vardılar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerini doğrulara kapatanlar, "Bu (Kur'an) sadece, Muhammed'in uydurup Allah'a mal ettiği şeydir. Başka bir ekip de ona yardım ediyor" dediler. Böylece yanlışa ve yalana saptılar.

Şaban Britch

Kâfirler: Bu, onun uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Bu hususta bir topluluk da ona yardım etmiştir, dediler. Böylelikle onlar, hiç şüphesiz zulüm ve iftira etmişlerdir.

Şaban Piriş

İnkar edenler: -Bu, uydurduğu bir iftiradan başka bir şey değildir. Bu hususta bir topluluk da ona yardım etmiştir, dediler de zulüm ve yalanı seçtiler.

Yaşar Nuri Öztürk

Küfre batanlar dediler ki: "Bu, onun uydurduğu bir düzmeceden başka şey değildir. Ve bu düzmecede ona, başka bir topluluk da yardım etmiştir." Yemin olsun ki, bunu söyleyenler bir zulüm, günah ve iftira sergilemişlerdir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And the infidels go on to stay: "This -the Quran- is a pack of lies and a pious fraud which he -Muhammad- has devised with the help of others -Ahl AL- Kitab- (people of the book) and he deceitfully uses it for the advancement of his religion. How wrongful can they get and how unjust and impudent can they be to cause what is true to be rejected as false.

Abdul Haleem

The disbelievers say, ‘This can only be a lie he has forged with the help of others’––they themselves have done great wrong and told lies––

Abdullah Yusuf Ali

But the misbelievers say: "Naught is this but a lie which he has forged, and others have helped him at it." In truth it is they who have put forward an iniquity and a falsehood.

Abul A'la Maududi

Those who disbelieve in the Message of the Prophet say: "This (Criterion) is nothing but a lie which he has forged with the help of others." Such have indeed resorted to a grievous wrong and sheer falsehood. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Another translation may be: a great injustice.

Aisha Bewley

Those who are kafir say, ‘This is nothing but a lie he has invented and other people have helped him to do it. They have brought injustice and falsehood.’

Al-Hilali & Khan

Those who disbelieve say: "This (the Qur’ân) is nothing but a lie that he (Muhammad صلى الله عليه وسلم) has invented, and others have helped him at it. In fact they have produced an unjust wrong (thing) and a lie."

Ali Quli Qarai

The faithless say, ‘This is nothing but a lie that he has fabricated, and other people have abetted him in it. ’ Thus they have certainly come out with wrongdoing and falsehood.

Amatul Rahman Omar

But those who disbelieve say, `This (Qur'ân) is nothing but a big lie which he (- the false claimant to Prophethood) has forged and other people have helped him in this,' (by) so (saying) they have perpetrated a great injustice and a big falsehood.

Arthur John Arberry

The unbelievers say, 'This is naught but a calumny he has forged, and other folk have helped him to it. ' So they have committed wrong and falsehood.

Bijan Moeinian

Those who disbelieve say: "This Qur’an is nothing but a bunch of lies fabricated by Mohammad with the help of others. " In fact it is they who have fabricated a lie and how unjust of them.

E. Henry Palmer

And those who misbelieve say, 'This is nothing but a lie which he has forged, and another people hath helped him at it;' but they have wrought an injustice and a falsehood.

Edip-Layth

Those who rejected said, "This is but a falsehood that he invented and other people have helped him with it; for they have come with what is wrong and fabricated."

George Sale

And the unbelievers say, this Koran is no other than a forgery which he hath contrived; and other people have assisted him therein: But they utter an unjust thing, and a falsehood.

Hamid S. Aziz

Yet they take beside Him other gods who create not aught, but are themselves created, and cannot control harm or profit for themselves, and can control neither death, nor life, nor resurrection.

Mahmoud Ghali

And the ones who have disbelieved have said, "Decidedly this is nothing except a falsehood he has fabricated, and other people have helped him to it. " So they have already come with injustice and forgery (i.e., they have committed injustice and forgery).

Marmaduke Pickthall

Those who disbelieve say: This is naught but a lie that he hath invented, and other folk have helped him with it, so that they have produced a slander and a lie.

Mohamed Ahmed - Samira

Yet the unbelievers say: "This is nothing but a lie he has concocted in which others have aided him. " They have come down to mischief and lies.

Muhammad Asad

Moreover, those who are bent on denying the truth are wont to say, "This [Qur’an] is nothing but a lie, which he [himself] has devised with the help of other people, who thereupon have perverted the truth and brought a falsehood into being. "

Mustafa Khattab

The disbelievers say, "This ˹Quran˺ is nothing but a fabrication which he[1] made up with the help of others." Their claim is totally unjustified and untrue!

Progressive Muslims

And those who rejected said: "This is but a falsehood that he invented and other people have helped him with it; for they have come with what is wrong and fabricated. "

Rashad Khalifa

Those who disbelieved said, "This is a fabrication that he produced, with the help of some other people." They have uttered a blasphemy and a falsehood.

Sahih International

And those who disbelieve say, "This [Qur'an] is not except a falsehood he invented, and another people assisted him in it. " But they have committed an injustice and a lie.

Sam Gerrans

And those who ignore warning say: “This is only a falsehood; he invented it, and other people assisted him in it.” And they have brought injustice and falsehood.

Shabbir Ahmed

Those who are bent on denying the Truth say, "This (Qur'an) is a lie that he has devised with the help of other people. " Wrong is what they do and falsehood is what they utter.

Syed Vickar Ahamed

But the disbelievers say: "This is nothing but a lie that he (the Prophet) has made up, and others have helped him at (making) it. " In reality, it is they who have put forward an injustice and a lie.

Taqi Usmani

The disbelievers said, "This is nothing but a lie he (the messenger) has fabricated and some other people have helped him in it." Thus they came up with sheer injustice and falsehood.

The Monotheist Group

And those who rejected said: "This is but a falsehood that he invented and other people have helped him with it." Certainly, they have come with what is unjust and fabricated.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 4. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 4. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 4. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩