Diyanet İşleri
Dediler ki: "Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, çarşıda pazarda dolaşır. Ona bir melek indirilseydi de, bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!"
Furkân suresi
Furkân suresi, 7. ayet. وَقَالُوا۟ مَالِ هَٰذَا ٱلرَّسُولِ يَأْكُلُ ٱلطَّعَامَ وَيَمْشِى فِى ٱلْأَسْوَاقِ لَوْلَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُۥ نَذِيرًا
veḳâlû mâ lihâẕe-rrasûli ye'külu-ṭṭa`âme veyemşî fi-l'esvâḳ. levlâ ünzile ileyhi melekün feyekûne me`ahû neẕîrâ.
Dediler ki: "Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, çarşıda pazarda dolaşır. Ona bir melek indirilseydi de, bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!"
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Furkān'ın indirilişi ve "bu ne biçim peygamber" itirazı Furkân 1–9 3
İnkar edenler, "Bu Kur'an, Muhammed'in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir" dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular.
"(Bu Kur'an, başkalarından) yazıp aldığı öncekilere ait efsanelerdir. Bunlar ona sabah akşam okunmaktadır" dediler.
(Ey Muhammed!) De ki: "O kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, çok merhamet edendir."
Dediler ki: "Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, çarşıda pazarda dolaşır. Ona bir melek indirilseydi de, bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!"
"Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya!" Zalimler, (inananlara): "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.
(Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. Artık onlar doğru yolu bulamazlar.
Dilerse sana bundan daha güzelini, içinden ırmaklar akan cennetleri verebilecek olan, sana saraylar kurabilecek olan Allah'ın şanı yücedir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
7. Bu, Allah Rasûlünü yalanlayıp risaletine dil uzatanların söyledikleri sözlerdendir. Onlar, onun risaletine karşı: O, niye bir melek yahut bir hükümdar değil? Yahut niçin bir melek ona yardımcı olmuyor? diye itiraz etmişlerdi ve alay yollu şöyle demişlerdir: “Bu nasıl bir peygamberdir?” Bu risalet iddiasında bulunana ne oluyor “ki yemek yer” bu, insanların özelliklerindendir; o, yemek yemeyen, insanların gerek duyduğu şeylere ihtiyaç duymayan bir melek olmalı değil miydi? “ve” üstelik “çarşılarda” alışveriş için “dolaşır?” Bu, onların yanlış kanaatlerine göre peygamber olana yakışan bir şey değildi. Oysa Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Bizim senden önce gönderdiğimiz rasûller de muhakkak yemek yerler ve çarşılarda dolaşırlardı” (el-Furkan, 25/20) “Onunla birlikte uyarıcı olmak üzere beraberinde bir melek indirilmeli değil miydi?” Yani niye onunla birlikte, ona yardımcı ve destek olmak üzere bir melek indirilmedi? Onların yanlış kanaatlerine göre kendisi tek başına risalete yeterli değildi ve bu risaletin gereklerini yerine getirme güç ve kudretine de sahip değildi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i yalanlayan müşrikler şöyle dediler: "Diğer insanlar gibi yemek yiyen ve çarşılarda geçineceği ihtiyacını temin etmek için dolaşan ve kendisinin Allah tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu iddia eden bu kimse nasıl bir peygamber olabilir? Allah, bu peygamber ile birlikte ona yardım edecek ve onu doğrulayacak bir melek indirmeli değil miydi?"
Aynı kök: سوق (18 geçiş) · Aynı kök: مشي (23 geçiş) · Aynı kök: طعم (48 geçiş)
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı…
Aynı kök: سوق (18 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
İnkar edenler grup grup cehenneme sevk edilirler. Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır ve cehennem bekçileri onlara şöyle derler: "Size…
Aynı kök: اكل (109 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
"Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan, "Şüphesiz ben Rahman'a susmayı adadım. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım" de.
Aynı kök: سوق (18 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)
Görmediler mi ki, biz yağmuru kupkuru yere gönderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yiyeceği ekinler çıkarırız. Hala görmeyecekler mi?
Aynı kök: مشي (23 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)
O, yeryüzünü sizin ayaklarınızın altına serendir. Haydi onun üzerinde yürüyün ve Allah'ın rızkından yiyin. Dönüş ancak O'nadır.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret) · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)
De ki: "Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde…
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret) · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)
(Ey Muhammed!) Belki de sen, (müşriklerin) "Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!" demelerinden dolayı sana…
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret) · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)
Allah, "Benden başka ilah yoktur. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının" diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren vahiy ile melekleri…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Kâfirler) şöyle dediler: "Bu ne biçim elçi! Yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor! Kendisine bir melek indirilip dipnot 1 o da onunla uyarıcı olmalı değil miydi?
Yine: "Bu nasıl elçi böyle? Yiyip içiyor, çarşıda pazarda dolaşıyor! Ona bir melek indirilseydi de beraberinde o da uyarıp dursaydı ya!
Ama onlar yine de şöyle diyorlar: "Bu nasıl peygamber ki (diğer ölümlüler gibi) yiyip içiyor, çarşı-pazar dolaşıyor? Onunla beraber bir uyarıcı olarak (görünür) bir melek gönderilseydi ya!
Dediler ki: "Bu nasıl Rasuldür ki, yemek yiyor ve çarşılarda gezip dolaşıyor. . . O'na, bir melek inzal edilmesi, beraberinde bir uyarıcı olması gerekmez miydi?"
Dediler ki: "Bu elçiye ne oluyor ki, yemek yemekte ve pazarlarda dolaşmaktadır? Ona, kendisiyle birlikte uyarıcı olacak bir melek indirilmesi gerekmez miydi?"
Onlar (bir de) şöyle dediler: Bu ne biçim peygamber; (bizler gibi) yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor! Ona bir melek indirilmeli, kendisiyle birlikte o da uyarıcı olmalıydı!
Dediler ki: "Nasıl elçi bu? Yemek yiyor; çarşılarda dolaşıyor? Onunla birlikte, uyarıcı bir melek indirilmeliydi; öyle değil mi?"
Kafirler bir de şöyle dediler: "Bu ne biçim peygamber! Bizler gibi yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor! Ona bir melek indirilseydi de kendisiyle birlikte o da uyarıcı olsaydı!"
Ve dediler, "Nasıl olur da bu elçi yemek yiyor ve çarşılarda dolaşıyor? Kendisiyle birlikte uyarıcı olarak bir melek inseydi ya!"
Ve dediler, 'Nasıl olur da bu elçi yemek yiyor ve çarşılarda dolaşıyor? Kendisiyle birlikte uyarıcı olarak bir melek inseydi ya!'
Bir de: "Bu nasıl peygamberdir ki, yemek yiyor ve çarşılarda dolaşıyor? Ona bir melek indirilip de beraberinde bir yaver, bir savulcu olsa ya?
Bir de "bu Peygambere ne oluyor? dediler: yemek yiyor ve çarşılarda yürüyor, ona bir Melek indirilse de maıyyetinde yaver bir savulcu olsa ya!
Dediler ki: "Bu nasıl bir Resul ki, yiyor-içiyor, çarşı-pazar dolaşıyor. Ona bir melek indirilseydi de onunla birlikte uyarıcı olsaydı ya!"
Dediler ki: "Bu nasıl bir resul ki, yiyor-içiyor, çarşı-pazar dolaşıyor. Ona bir melek indirilseydi de onunla birlikte uyarıcı olsaydı ya!"
Dediler ki: "Bu nasıl bir rasul ki, yiyor-içiyor, çarşı-pazar dolaşıyor. Ona bir melek indirilseydi de onunla birlikte uyarıcı olsaydı ya!"
Dediler ki: "Bu elçiye ne oluyor ki, yemek yemekte ve pazarlarda dolaşmaktadır? Ona, kendisiyle birlikte uyarıcı olacak bir melek indirilmesi gerekmez miydi?"
(Yine) dediler: "Bu, nasıl peygamber? (Bizim gibi) yemek yiyor, çarşılarda yürüyor! Ona bir melek indirilib de (bu suretle) maiyyetinde (kendisini tasdıyk eden) bir inzarcı (yasakçı) bulunmalı değil miydi"?
Ve dediler ki: Bu peygambere ne oluyor ki; yemek yiyor, sokaklarda geziyor? Onun beraberinde bulunup uyaran bir melek indirilmeli değil miydi?
(4-20) Kafirler dedi ki, bu onun uydurduğu bir iftiradır, başka bir kavim de ona, bu iftirada yardım etti dediler. Böylece zulüm ve yalana kadar işi vardırdılar. Evvelkilerin masallarını birilerine yazdırtmış ve de ona sabah akşam o masallar okunuyor dediler. De ki Onu göklerin ve yerin gizliliğini / sırrını bilen indirdi. O, bağışlayan dır, esirgeyendir. Dediler ki bu Resule ne oluyor ki yemek yiyor çarşılarda yürüyor , oysa ki ona bir melek inmeliydi ve onunla beraber uyarı işini yapmalıydı. Ona bir hazine verilmeliydi veya yedi ği bir bahçesi olmalıydı. Zalimler dediler ki sadece ve sadece büyülenmiş / sihirlenmiş bir adama uyuyorsunuz o kadar. Bak! nasıl da sana misaller veriyorlar, artık onlar saptılar ve artık herhangi bir yola da girmeye güçleri yetmez. Eğer isterse sana, bun ların dediklerinden de h ayırlı, altlarından nehirler akan cennetleri ve sarayları / kasırları yapacak olan ne de mübarektir. Bilakis, saati de yalanladılar, biz de saati yalanlayan kişi için alevli ateşi hazır ettik . Uzak bir yerden göründüğünde onun / cehennemin öfkelenişinin uğultusunu işitirler. Dokuna dokuna çarpa çarpa dar bir yerden onunla /cehennemle buluştuklarındaysa işte tam da orada, yok olmak için çağrıda bulunurlar / dua ederler. B ugün yok olmayı bir kez çağırmayın, yok olmayı çok kez çağırın. Deki bu mu hayırlı ya da sakınanlara vaad edilen kalıcı cennet mi? Orası onlara varacakları bir ödüldür. Onlara orada ne istiyorlarsa vardır, orada kalıcı olmaları Rabbinin sorumlu olduğu bir vaadidir. R abbin onları ve Allah ’tan başka taptıklarını biraraya topladığında der ki, sizler mi işte şu kullarımı saptırdınız? ya da onlar kendileri mi yoldan saptılar? Seni üstün tutarız ki bize senden başkasını dost edinmek yakışmaz ve lakin onlar ı da ve atalarını da sen nimetlerinle geçindirdin, onlar da hatırlatıcıyı unuttular ve de helake layık bir kavim oldular dediler. İşte taptıklarınız, söylediklerinizi de reddedip sizi yalancı çıkardı, artık azabı savmaya da yardım görmeye de güç yetiremeyeceksiniz. Sizden kim zulmederse ona büyük bir azap tattıracağız. Senden önce Resulleri de yemek yiyenler ve çarşılarda yürüyenler olarak gönderdik. Sizin kiminizi kiminizle sınayarak ayrıştırdı bakalım sabredebilecek misiniz? Rabbin görendir. Bizimle buluşmayı ü mit etmeyenler keşke üzerimize melekler indirilse veya rabbimizi görsek dediler. Onlar kendilerini büyük gördüler ve büyük bir azgınlık gösterdiler. Melekleri görecekleri gün , işte o gün , suçlulara müjde yoktur , onlara size yasaktır, size yasaklanmıştır, denilecektir. Amel olarak ne yapmışlarsa onları ele alırız ve saçılmış uçuşan toz haline getiririz / heba ederiz. Cennet halkının durdukları yer ise hayırlı istirahat ettikleri yer ise güzeldir. O gün sema bulutlu bir şekilde parçalanacak ve melekler ard arda indirilecektir. O gün, gerçek egemenlik / mülkiyet Rahman’ındır. Kafirlere de çok zorlu bir gündür. O gün zalimler ellerini ısıracak eyvah keşke Resullerle beraber bir yol tutsaydım diyecekler. Veyl olsun bana ki keşke falanı filanı dost edinmeseydim. Kesin olan şu ki bana hatırlatıcı geldikten sonra beni ondan saptıran şeytan, insanı yapayalnız bırakır.
"Bu nasıl bir peygamber?" dediler. "Yemek yiyor, pazarda dolaşıyor. Ona bir melek indirilseydi de onun yanında uyarıcı olsaydı ya!"
Dediler: "Bu elçiye ne oluyor ki yemek yiyor, çarşılarda geziyor? Ona kendisiyle beraber uyarıcı olacak bir melek indirilmeli değil mi?"
Şunu da dediler: "Bu nasıl bir elçi ki yiyip içiyor, çarşıda pazarda dolaşıyor! Ona bir melek indirilseydi de o da onunla birlikte uyarıcı olsaydı ya dipnot 1 !
Şunu da dediler: " Bu nasıl elçi? Yiyor, içiyor, çarşıda pazarda dolaşıyor. Ona bir melek indirilseydi de uyarıcılık işinde ona eşlik etseydi olmaz mıydı?
Bu nasıl bir peygamber? dediler. Yemek yiyor, pazarda dolaşıyor... Ona bir melek indirilseydi de onun yanında uyarıcı olsaydı ya!
-Bu ne biçim peygamber? dediler. Yemek yiyor, pazarda dolaşıyor... Ona bir melek indirilseydi de onun yanında uyarıcı olsaydı ya?!
Şunu da söylemişlerdir: "Ne biçim resuldür bu; yemek yiyor, sokaklarda yürüyor. Üzerine bir melek indirilmeli, beraberinde özel bir uyarıcı olmalı değil miydi?"
And they foolishly say: "What kind of a Messenger is this who eats food and moves about and comes and goes from place to place on foot!" "if only an angel be sent down to accompany him and share his duty and help him accomplish his purpose of warning people against infidelity. "
They also say, ‘What sort of messenger is this? He eats food and walks about in the marketplaces! Why has no angel been sent down to help him with his warnings?
And they say: "What sort of a messenger is this, who eats food, and walks through the streets? Why has not an angel been sent down to him to give admonition with him?
They say: "What sort of a Messenger is this: he eats food and walks about in the markets? dipnot 1 Why was an angel not sent down to him so that he may remain with the Messenger and warn those that do not believe in him? dipnot 2
They say, ‘What is the matter with this Messenger, that he eats food and walks in the market-place? Why has an angel not been sent down to him so that it can be a warner along with him?
And they say: "Why does this Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم) eat food, and walk about in the markets (as we). Why is not an angel sent down to him to be a warner with him?
And they say, ‘What sort of apostle is this who eats food and walks in the marketplaces? Why has not an angel been sent down to him so as to be a warner along with him?’
They say, `What sort of a Messenger is this that he even eats food and (also) goes about in the market-places? Why has no angel been sent down to him that he may (help him and) be a warner along with him?
They also say, 'What ails this Messenger that he eats food, and goes in the markets? Why has an angel not been sent down to him, to be a warner with him?
And they say: "What kind of Prophet is Mohammad who eats and goes to the market like all of us? Why has not an Angle been sent down with him to make people at awe as a helper in his mission?"
And they say, 'What ails this prophet that he eats food and walks in the markets?- unless there be sent down to him an angel and be a warner with him. ...
They said, "What is with this messenger that he eats the food and walks in the market places? If only a controller were sent down to him so that he would jointly be a warner."
And they say, what kind of apostle is this? He eateth food, and walketh in the streets, as we do: Unless an angel be sent down unto him, and become a fellow preacher with him;
Say, "He Who knows the secret of the heavens and the earth, He has revealed it; verily, He is ever Forgiving, Merciful!"
And they have said, "What is it with this Messenger that he eats food and walks in the markets? Had there not been an Angel sent down to him, so that he would be a warner with him!
And they say: What aileth this messenger (of Allah) that he eateth food and walketh in the markets? Why is not an angel sent down unto him, to be a warner with him.
But they say: "What sort of prophet is this who eats food and walks the market places? Why was no angel sent to him to act as admonisher with him?
Yet they say: What sort of apostle is this [man] who eats food [like all other mortals] and goes about in the market places? Why has not an angel [visibly] been sent down unto him, to act as a warner together with him?"
And they say ˹mockingly˺, "What kind of messenger is this who eats food and goes about in market-places ˹for a living˺? If only an angel had been sent down with him to be his co-warner,
And they said: "What is with this messenger that he eats the food and walks in the market places If only an Angel were sent down to him so that he would jointly be a warner. "
And they said, "How come this messenger eats the food and walks in the markets? If only an angel could come down with him, to serve with him as a preacher!"
And they say, "What is this messenger that eats food and walks in the markets? Why was there not sent down to him an angel so he would be with him a warner?
And they say: “What is this messenger that eats food and walks in the markets? Oh, that an angel were but sent down to him to be a warner with him!
Yet they say, "What sort of Messenger is this who eats food and goes about in the market-places? Why is not an angel sent down to him to act as a Warner together with him?"
And they say: "What sort of a messenger is this, who eats food, and walks in the streets? Why has an angel not been sent down to him to give warning and guidance with him?
They said, "What sort of messenger is this who eats food and walks in the markets? Why is it that an angel has not been sent down to him who would have been a warner along with him.
And they said: "What is with this messenger that he eats the food and walks in the market places? If only an angel were sent down to him so that he would jointly be a warner."