Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) De ki: "O kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, çok merhamet edendir."
Furkân suresi
Furkân suresi, 6. ayet. قُلْ أَنزَلَهُ ٱلَّذِى يَعْلَمُ ٱلسِّرَّ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا
ḳul enzelehü-lleẕî ya`lemü-ssirra fi-ssemâvâti vel'arḍ. innehû kâne gafûrar raḥîmâ.
(Ey Muhammed!) De ki: "O kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, çok merhamet edendir."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Furkān'ın indirilişi ve "bu ne biçim peygamber" itirazı Furkân 1–9 3
(İnkar edenler), Allah'ı bırakıp hiçbir şey yaratmayan ve zaten kendileri yaratılmış olan, üstelik kendilerine fayda ve zararları dokunmayan, öldürmeye, yaşatmaya ve ölüleri diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen ilahlar edindiler.
İnkar edenler, "Bu Kur'an, Muhammed'in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir" dediler. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular.
"(Bu Kur'an, başkalarından) yazıp aldığı öncekilere ait efsanelerdir. Bunlar ona sabah akşam okunmaktadır" dediler.
(Ey Muhammed!) De ki: "O kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, çok merhamet edendir."
Dediler ki: "Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, çarşıda pazarda dolaşır. Ona bir melek indirilseydi de, bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!"
"Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya!" Zalimler, (inananlara): "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.
(Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. Artık onlar doğru yolu bulamazlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
6. “De ki: Onu göklerde ve yerde olan gizlilikleri bilen Allah indirmiştir.” Yani bu Kitabı ilmiyle göklerde ve yerde bulunan her bir şeyi, görüneni ve görünmeyeni, gizliyi ve açığı bilen indirmiştir. Bir başka yerde Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Muhakkak bu, âlemlerin Rabbinin indirdiğidir. Onu uyarıcılardan olasın diye kalbinin üzerine Ruhu’l-Emin indirdi.” (eş-Şuara, 192-194) Bu buyrukta onlara karşı getirilen delilin açıklaması şöyledir: Bu Kitabı indirenin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Dolayısıyla herhangi bir yaratılmışın bu Kur’ân-ı Kerîm’i uydurup Allah’a isnat etmesi ve Allah tarafından gönderilmediği halde: “Bu Allah’tandır”, demesi imkânsızdır. Buna dayanarak kendisine muhalefet edenlerin kanlarını ve mallarını helâl sayması, üstelik bunu Yüce Allah’ın kendisine emrettiğini iddia etmesine imkân yoktur. Çünkü Allah her şeyi bilir. Diğer taraftan O, bu kulunu desteklemekte ve düşmanlarına karşı ona yardım etmektedir. Onlara ve ülkelerine onu hakim kılmaktadır. Ona bu imkânları vermektedir. O halde bir kimsenin, Allah’ın ilmini inkâr etmedikçe bu Kur’ân-ı Kerîm’i inkâr etmesine imkân yoktur. Allah’ın ilmini ise Ademoğulları içinde materyalist (Dehri) filozoflar dışında inkâr eden hiçbir fırka yoktur. Aynı şekilde Yüce Allah’ın her şeyi kuşatan ilminin söz konusu edilmesi, bu Kur’ân-ı Kerîm’e dikkatlerini çekmekte ve onun üzerinde iyice düşünmeye teşvik etmektedir. Çünkü onlar, Kur’ân-ı Kerîm üzerinde gereği gibi düşünecek olurlarsa orada Yüce Allah’ın ilminden ve hükümlerinden öyle şeyler görürler ki bunlar, o Kitabın ancak gizliyi de açığı da bilen Allah tarafından geldiğini onlara ispatlar.
nların tevhid ve risaleti inkâr etmesine rağmen Allah'ın, onları zulümleriyle başbaşa bırakmaması da Allah’ın lütfunun bir tecellisidir. Aksine O, onları tevbeye ve kendisine dönüşe davet etmiş ve tevbe edip döndükleri takdirde de şu buyruğuyla mağfiret ve rahmet vaadinde bulunmuştur: “Şüphesiz O, çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir.” Yani O, günah ve suç işleyenleri mağfirete nail olmanın sebepleri olan masiyetlerinden dönüp tevbeyi yerine getirdiklerinde bağışlayıp affetme sıfatına sahiptir. Onlara karşı çok merhametlidir. Çünkü cezalandırılmaları gerektiren işleri yapmakla birlikte onları hemen cezalandırmaz ve masiyetlerden sonra tevbelerini kabul eder. Geçmiş günahlarını siler, iyiliklerini de kabul eder. Kendisinden kaçmış olanları, yüz çevirdikten sonra kendisine yönelenleri, itaatkârların ve kendisine dönenlerin makamına yüseltir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Resul! O yalanlayanlara de ki: "Kur'an'ı, göklerde ve yerdeki her şeyi bilen Yüce Allah indirmiştir. O, sizin iddia ettiğiniz gibi uydurulmuş değildir." Ardından Yüce Allah, onları tövbeye davet ederek şöyle buyurmuştur: "Allah, kullarından tövbe edenleri çokça bağışlayandır, onlara karşı çokça merhametlidir."
Aynı kök: سرر (44 geçiş)
Onlar, "Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın" dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan…
Aynı kök: سرر (44 geçiş)
Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da.
Aynı kök: سرر (44 geçiş)
(Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
De ki: "Onu (Kur'an'ı) göklerde ve yerdeki gizliliği bilen (Allah) indirmiştir. Şüphesiz ki o çok bağışlayandır, çok merhametlidir."
De ki: "Onu, göklere ve yere ait bütün sırları bilen (Allah) indirdi: zaten O, tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.
De ki: "Göklerin ve yerin bütün sırlarını bilen (Allah) indirdi onu! Doğrusu O, çok acıyıp esirgeyen gerçek bağışlayıcıdır!"
De ki: "O'nu semalardaki ve arzdaki sırrı bilen inzal etti! Muhakkak ki O Ğafur'dur, Rahıym'dir. "
De ki: "Onu, göklerde ve yerde gizli olanı bilen (Allah) indirmiştir. Doğrusu O, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."
(Rasûlüm!) De ki: Onu göklerde ve yerdeki gizlilikleri bilen Allah indirdi. Şüphesiz O, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.
De ki: "Onu, göklerin ve yeryüzünün gizemlerini Bilen indirmiştir. Kuşkusuz, O, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir!"
De ki: "Kur'an'ı, göklerde ve yerdeki sırları bilen Allah indirmiştir. Şüphesiz Allah, çok affedicidir; çok merhametlidir."
De ki: "Onu, göklerin ve yerin gizliliklerini bilen indirmiştir. O, Bağışlayandır, Rahimdir." dipnot 1
De ki, 'Onu, göklerin ve yerin gizliliklerini bilen indirmiştir. O, Bağışlayandır, Rahimdir.'
De ki: "Onu göklerdeki ve yerdeki sırrı bilen indirdi. Gerçekten O, çok bağışlayandır, merhamet edendir."
De ki: onu, o göklerde ve Yerde sirri bilen indirdi, hakikaten o, rahim bir gafur bulunuyor
De ki: "Onu, göklerin ve yerin sırrını Bilen indirdi. Kuşkusuz O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir."
De ki: "Onu, göklerin ve yerin sırrını Bilen indirdi. Kuşkusuz O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir."
De ki: "Onu, göklerin ve yerin sırrını bilen indirdi. Kuşkusuz O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
De ki: "Onu, göklerde ve yerde gizli olanı bilen (Tanrı) indirmiştir. Doğrusu O, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."
(Onlara) de ki: "Onu göklerde ve yerdeki ğaybı bilen (Allah) indirdi." Şübhesiz ki O, (bilhassa mü'minleri) çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
De ki: Onu göklerde ve yerdeki sırrı bilen indirmiştir. Şüphesiz ki O; Gafur ve Rahim olandır.
(4-20) Kafirler dedi ki, bu onun uydurduğu bir iftiradır, başka bir kavim de ona, bu iftirada yardım etti dediler. Böylece zulüm ve yalana kadar işi vardırdılar. Evvelkilerin masallarını birilerine yazdırtmış ve de ona sabah akşam o masallar okunuyor dediler. De ki Onu göklerin ve yerin gizliliğini / sırrını bilen indirdi. O, bağışlayan dır, esirgeyendir. Dediler ki bu Resule ne oluyor ki yemek yiyor çarşılarda yürüyor , oysa ki ona bir melek inmeliydi ve onunla beraber uyarı işini yapmalıydı. Ona bir hazine verilmeliydi veya yedi ği bir bahçesi olmalıydı. Zalimler dediler ki sadece ve sadece büyülenmiş / sihirlenmiş bir adama uyuyorsunuz o kadar. Bak! nasıl da sana misaller veriyorlar, artık onlar saptılar ve artık herhangi bir yola da girmeye güçleri yetmez. Eğer isterse sana, bun ların dediklerinden de h ayırlı, altlarından nehirler akan cennetleri ve sarayları / kasırları yapacak olan ne de mübarektir. Bilakis, saati de yalanladılar, biz de saati yalanlayan kişi için alevli ateşi hazır ettik . Uzak bir yerden göründüğünde onun / cehennemin öfkelenişinin uğultusunu işitirler. Dokuna dokuna çarpa çarpa dar bir yerden onunla /cehennemle buluştuklarındaysa işte tam da orada, yok olmak için çağrıda bulunurlar / dua ederler. B ugün yok olmayı bir kez çağırmayın, yok olmayı çok kez çağırın. Deki bu mu hayırlı ya da sakınanlara vaad edilen kalıcı cennet mi? Orası onlara varacakları bir ödüldür. Onlara orada ne istiyorlarsa vardır, orada kalıcı olmaları Rabbinin sorumlu olduğu bir vaadidir. R abbin onları ve Allah ’tan başka taptıklarını biraraya topladığında der ki, sizler mi işte şu kullarımı saptırdınız? ya da onlar kendileri mi yoldan saptılar? Seni üstün tutarız ki bize senden başkasını dost edinmek yakışmaz ve lakin onlar ı da ve atalarını da sen nimetlerinle geçindirdin, onlar da hatırlatıcıyı unuttular ve de helake layık bir kavim oldular dediler. İşte taptıklarınız, söylediklerinizi de reddedip sizi yalancı çıkardı, artık azabı savmaya da yardım görmeye de güç yetiremeyeceksiniz. Sizden kim zulmederse ona büyük bir azap tattıracağız. Senden önce Resulleri de yemek yiyenler ve çarşılarda yürüyenler olarak gönderdik. Sizin kiminizi kiminizle sınayarak ayrıştırdı bakalım sabredebilecek misiniz? Rabbin görendir. Bizimle buluşmayı ü mit etmeyenler keşke üzerimize melekler indirilse veya rabbimizi görsek dediler. Onlar kendilerini büyük gördüler ve büyük bir azgınlık gösterdiler. Melekleri görecekleri gün , işte o gün , suçlulara müjde yoktur , onlara size yasaktır, size yasaklanmıştır, denilecektir. Amel olarak ne yapmışlarsa onları ele alırız ve saçılmış uçuşan toz haline getiririz / heba ederiz. Cennet halkının durdukları yer ise hayırlı istirahat ettikleri yer ise güzeldir. O gün sema bulutlu bir şekilde parçalanacak ve melekler ard arda indirilecektir. O gün, gerçek egemenlik / mülkiyet Rahman’ındır. Kafirlere de çok zorlu bir gündür. O gün zalimler ellerini ısıracak eyvah keşke Resullerle beraber bir yol tutsaydım diyecekler. Veyl olsun bana ki keşke falanı filanı dost edinmeseydim. Kesin olan şu ki bana hatırlatıcı geldikten sonra beni ondan saptıran şeytan, insanı yapayalnız bırakır.
(Rasûlüm!) De ki: 'Onu, göklerde ve yerde gizli olanı bilen (Allah) indirmiştir. Doğrusu O, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.'
De ki: "Onu, göklerdeki ve yerdeki gizleri bilen indirdi. O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
De ki: "Onu, göklerdeki ve yerdeki bütün sırları bilen Allah indirmiştir dipnot 1 . O, daima bağışlayan ve ikramı bol olandır."
De ki: "Onu; göklerde ve yerdeki bütün sırları bilen Allah indirmiştir. O, çok bağışlar, ikramı da boldur."
De ki: O’nu göklerdeki ve yerdeki gizli olanı bilen indirmiştir. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
De ki: -O'nu göklerdeki ve yerdeki sırları bilen indirmiştir. Çünkü O, bağışlayan ve merhamet edendir.
Şöyle söyle: "Onu göklerde ve yerdeki sırrı bilen indirmiştir. Kuşkusuz O, Gafur'dur, Rahim'dir."
Say to them: "This Quran is a divine discourse revealed to man from the realm of heaven; it is sent down by Him Who is Omniscient of the mysteries of the heavens and the earth. He has always been Ghafurun (Forgiving), and Rahimun (Merciful)."
Say, ‘It was sent down by Him who knows the secrets of the heavens and earth. He is all forgiving, all merciful.’
Say: "The (Qur'an) was sent down by Him who knows the mystery (that is) in the heavens and the earth: verily He is Oft-Forgiving, Most Merciful."
Say to them (O Muhammad): "It is He Who knows the secrets of the heavens and the earth dipnot 1 Who has sent down this Book. Indeed, He is Most Forgiving, Most Compassionate." dipnot 2
Say: ‘The One Who sent it down is He Who knows all hidden secrets in the heavens and earth. He is Ever-Forgiving, Most Merciful.’
Say: "It (this Qur’ân) has been sent down by Him (Allâh) (the Real Lord of the heavens and earth) Who knows the secret of the heavens and the earth. Truly, He is Oft-Forgiving, Most Merciful."
Say, ‘It has been sent down by Him who knows the hidden in the heavens and the earth. Indeed He is all-forgiving, all-merciful.’
Say, `He Who knows every secret of the heavens and the earth has revealed this (Qur'ân). Verily, He is Great Protector, Ever Merciful.'
Say: 'He sent it down, who knows the secret in the heavens and earth; He is All-forgiving, All-compassionate. '
Say (to them, O’ Mohammad): "This Qur’an is revealed by the One Who knows the secrets of the heavens and the earth; the One Who is the most Forgiving, the most Merciful. "
Say, 'He sent it down who knows the secret in the heavens and the earth; verily, He is ever forgiving, merciful!'
Say, "It was sent down by the One who knows the secrets in the heavens and the earth. He is always Forgiving, Compassionate."
Say, He hath revealed it, who knoweth the secrets in heaven and earth: Verily He is gracious and merciful.
And they say, "Old folks' tales, which he has written down while they are dictated to him morning and evening. "
Say, "He has sent it down, (He) who knows the secret in the heavens and the earth; surely He has been Ever-Forgiving, Ever-Merciful. "
Say (unto them, O Muhammad): He who knoweth the secret of the heavens and the earth hath revealed it. Lo! He ever is Forgiving, Merciful.
Say: "He who knows the secrets of the heavens and the earth has revealed it to me; and He is surely forgiving and kind. "
Say [O Muhammad]: "He who knows all the mysteries of the heavens and the earth has bestowed from on high this [Qur’an upon me]! Verily, He is much-forgiving, a dispenser of grace!"
Say, ˹O Prophet,˺ "This ˹Quran˺ has been revealed by the One Who knows the secrets of the heavens and the earth. Surely He is All-Forgiving, Most Merciful."[1]
Say: "It was sent down by the One who knows the secrets in the heavens and the Earth. He is always Forgiving, Merciful."
Say, "This was revealed by the One who knows the Secret in the heavens and the earth. He is Forgiving, Most Merciful.",
Say, [O Muúammad], "It has been revealed by He who knows [every] secret within the heavens and the earth. Indeed, He is ever Forgiving and Merciful."
Say thou: “He sent it down who knows the secret in the heavens and the earth; He is forgiving and merciful.”
Say, "He Who knows all the mysteries of the heavens and the earth has revealed it to me. He is Forgiving, Merciful." (May He forgive you for saying this)!
Say: "(The Quran) was sent down by Him Who knows the Secret in the heavens and the earth: Surely, He is Often Forgiving (Ghafoor), Most Merciful (Raheem).
Say, "It is sent down by the One who knows the secret in the heavens and the earth. Indeed He is Most-Forgiving, Very-Merciful.
Say: "It was sent down by the One who knows the secrets in the heavens and the earth. He is always Forgiving, Merciful."