Diyanet İşleri
Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.
İsrâ suresi
İsrâ suresi, 70. ayet. وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنِىٓ ءَادَمَ وَحَمَلْنَٰهُمْ فِى ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ وَرَزَقْنَٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَفَضَّلْنَٰهُمْ عَلَىٰ كَثِيرٍ مِّمَّنْ خَلَقْنَا تَفْضِيلًا
veleḳad kerramnâ benî âdeme veḥamelnâhüm fi-lberri velbaḥri verazaḳnâhüm mine-ṭṭayyibâti vefeḍḍalnâhüm `alâ keŝîrim mimmen ḫalaḳnâ tefḍîlâ.
Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Denizdeki kurtuluş; insanoğlunun şerefli kılınışı İsrâ 66–72 3
Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur, yalnız Allah kalır. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.
Peki, karada sizi yere geçirmesinden, yahut üzerinize taşlar savuran kasırga göndermesinden, sonra da kendinize bir vekil bulamamaktan güvende misiniz?
Yahut sizi tekrar denize döndürüp üstünüze, kasıp kavuran bir fırtına yollayarak nankörlüğünüz sebebiyle sizi boğmasından, sonra da bize karşı kendiniz için arka çıkacak bir yardımcı bulamama (durumun)dan güvende misiniz?
Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.
Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse, işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar.
Kim bu dünyada körlük ettiyse ahirette de kördür, yolunu daha da şaşırmıştır.
Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
70. Bu da Yüce Allah’ın, değeri ölçülemeyecek kadar büyük olan lütuf ve ihsanının bir parçasıdır. Allah, Âdemoğullarını bütün yönleriyle değerli ve şerefli kılmıştır. Onlara ilim ve akıl vererek, peygamberler göndererek, kitaplar indirerek üstün bir şeref ihsan ettiği gibi içlerinden veliler ve seçkin kullar da çıkarmıştır. Onlara gizli ve açık pek çok nimetler ihsan etmiştir. Deve, katır, eşek ve diğer kara vasıtaları üzerinde “karada ve” gemi ile diğer deniz araçları üzerinde “denizde taşıdık, onlara hoş ve temiz” yiyecek, içecek, giyecek ve kendileriyle evlenilecek “rızıklar verdik.” Gerek duydukları ne kadar hoş ve temiz şeyler varsa mutlaka Allah onları kendilerine ihsan etmiş ve onu elde etmeyi onlara kolaylaştırmıştır. “ve onları gerçekten yarattıklarımızın bir çoğundan” onlara tahsis etmiş olduğu üstün meziyetlerle ve diğer yaratılmışların sahip olmadığı üstün faziletlerle “oldukça üstün kıldık.” Peki, kendilerine bunca nimetleri ihsan eden ve üzerlerinden bunca sıkıntıları açıp gideren yüce Zât’a gereği gibi şükretmeyecekler mi? İçinde bulundukları nimetler, o nimetleri ihsan edeni görmelerine engel olmasın yoksa onlarla meşgul olmalarından dolayı Rablerine ibadetten gafil kalırlar hatta o nimetleri O’na isyanlarda kullanırlar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Gerçekten biz, Âdemoğullarına akıl nimetini vererek, melekleri babaları Âdem'e secde ettirerek ve başka üstünlükler bahşederek şerefli ve değerli kıldık. Onları karada taşıyacak binekler ve hayvanlar, denizde de gemileri emirlerine verdik. Onları temiz yiyecek, içecek, karşı cinsleriyle evlenmek ve benzeri nimetlerle rızıklandırdık. Allah'ın onlara verdiği nimetlerine şükretmeleri için onları (diğer) yarattıklarımızın birçoğundan tam manasıyla üstün kıldık.
Aynı kök: برر (32 geçiş) · Aynı kök: بحر (42 geçiş) · Aynı kök: طيب (50 geçiş)
O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla…
Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş)
Andolsun biz, İsrailoğullarına kitap, hükümranlık ve peygamberlik verdik. Onları güzel ve temiz yiyeceklerle rızıklandırdık ve onları (dönemlerinde)…
Aynı kök: برر (32 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Birr (İyilik)
Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…
Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Aynı kök: كرم (47 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş)
Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler de kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara layıktır. O temiz…
Aynı kök: برر (32 geçiş) · Aynı kök: بحر (42 geçiş) · Ortak kavram: Birr (İyilik)
Sizin için de yolcular için de bir geçimlik olmak üzere deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helal kılındı. Kara avı ise ihramlı…
Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık
Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar…
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar.…
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
(Bütün bunları) Allah, kendilerini yaptıklarının en güzeli ile mükafatlandırsın ve lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar). Allah,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yemin olsun ki âdemoğlunu değerli kıldık; onları karada ve denizde taşıdık; kendilerine tertemiz rızıklar verdik ve onları, yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık. dipnot 1
Ama doğrusu Biz Ademoğluna kat kat ikram ederek onu üstün ve şerefli kıldık. Karada ve denizde onlara ulaşım imkanı sağladık. Temiz ve helal besinlerle onları rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın bir çoğundan üstün tuttuk.
Gerçek şu ki, Biz Ademoğullarını üstün ve onurlu kıldık; karada ve denizde onların ulaşımını sağladık; temiz besinlerle onları rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın pek çoğundan üstün tuttuk:
Andolsun ki, Ademoğullarını (şuur boyutunda yaratılmışın oğullarını) ikramlarla şerefli kıldık! Onları karada (beden) ve denizde (bilinç boyutunda) taşıdık. . . Onları temiz - yararlı yaşam gıdalarıyla besledik. . . Onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün tuttuk!
Andolsun, biz Ademoğlunu yücelttik; onları karada ve denizde (çeşitli araçlarla) taşıdık, temiz, güzel şeylerden rızıklandırdık ve yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık.
Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Onları, (çeşitli nakil vasıtaları ile) karada ve denizde taşıdık; kendilerine güzel güzel rızıklar verdik; yine onları, yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün kıldık.
Ayrıca, gerçek şu ki, Âdemoğullarını yücelttik. Karada ve denizde onları taşıdık; güzel şeylerle geçindirdik. Üstelik onları, yarattıklarımızın birçoğundan üstün yaptık.
Andolsun, biz Ademoğulları'nı şan ve şeref sahibi kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık; temiz besinlerle onları rızıklandırdık. Yine onları yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün kıldık.
Ademoğullarına onur verdik. Onları karada ve denizde taşıdık. Onları güzel nimetlerle besledik. Yarattıklarımızın birçoğundan daha üstün kıldık.
Adem oğullarına onur verdik. Onları karada ve denizde taşıdık. Onları güzel nimetlerle besledik. Yarattıklarımızın bir çoğundan daha üstün kıldık
Andolsun ki: Biz, Adem oğullarını üstün bir şerefe mazhar kıldık; karada ve denizde binitlere yükledik ve güzel güzel nimetlerle besledik; yarattıklarımızdan çoğunun üzerine geçirdik.
Şanım hakkı için biz beni ademi tekrim ettik karada ve denizde binidlere yükledik ve hoş hoş ni'metlerden besledik, yarattıklarımızdan çoğunun üzerine geçirdik
Ant olsun ki insanoğlunu kerem dipnot 1 sahibi kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Ve onları temiz şeylerle rızıklandırdık. Onları, yarattıklarımızın birçoğuna üstün kıldık.
Ant olsun ki insanoğlunu kerem dipnot 1 sahibi kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Ve onları temiz şeylerle rızıklandırdık. Onları, yarattıklarımızın birçoğuna üstün kıldık.
Ant olsun ki insanoğlunu kerem dipnot 1 sahibi kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Ve onları temiz şeylerden rızıklandırdık. Onları, yarattıklarımızın birçoğuna üstün kıldık.
Andolsun, biz Ademoğlunu yücelttik; onları karada ve denizde (çeşitli araçlarla) taşıdık, temiz, güzel şeylerden rızıklandırdık ve yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık.
Andolsun ki biz Adem oğullarını üstün bir izzet ve şerefe mazhar kılmışadır. Onlara karada, denizde taşıyacak (vaasıtalar) verdik, onlara güzel güzel rızıklar verdik, onları yaratdığımızın bir çoğundan cidden üstün kıldık.
Andolsun ki Biz, ademoğlunu mükerrem kıldık. Karada ve denizde taşıdık. Ve onları temiz nimetlerden rızıklandırdık. Yaratmış olduklarımızdan çoğuna onları üstün kıldık.
(66-70) Rabbiniz denizde sizin için gemileri, hazinesinden / fazlından aramanız amacıyla savurandır / sevk edendir. Muhakkak ki O, size çok merhametlidir, size denizde bir zarar dokunduğunda O hariç, diğer çağırdıklarınız sapar gider. Ne zaman ki sizi karaya kurtarır, arkanızı dönesiniz, insan yok sayandı r / kafirdir. Emin misiniz? sizi kara tarafında da yerle bir etmeyeceğinden / batırmayacağından ? yahut size hortum / çakıllı kasırga göndermeyeceğinden ? Sonra size vekilde bulamazsınız. Emin misiniz? bir kez daha o denize geri gittiğinizde üzerinize rüzgâr olarak fırtına göndermesinden, yok saymış haldeyken / kafirken sizi boğmasından, sonra bize karşı bir taraftarda bulamazsınız. Kesin olan şu ki biz âdem oğullarına verdik / ikramda bulunduk, onları karada ve denizde taşıdık, onları hoş olan şeylerle rızıklandırdık, Üstün yarattıklarımızın çoğundan / ekserisinden üstün kıldık.
Andolsun ki Âdemoğullarını şereflendirdik. Onları karada ve denizde taşıdık. Onları temiz rızıklarla rızıklandırdık. Yarattığımız şeylerin çoğuna onları üstün kıldık.
Andolsun biz, Adem oğullarına çok ikram ettik: onları karada ve denizde (hayvanlar ve taşıtlar üzerinde) taşıdık. Onları güzel rızıklarla besledik ve onları yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık.
Biz Ademoğullarını gerçekten çok değerli kıldık. dipnot 1 Onları karada ve denizde taşıdık, dipnot 2 onlara temiz rızıklar verdik. dipnot 3 Onları, yarattıklarımızın birçoğundan da üstün kıldık. dipnot 4
Halbuki Âdemoğullarına çok değer verdik; karada ve denizde taşıttık; onlara temiz ve lezzetli nimetler verdik; yarattığımız akıllı varlıkların çoğundan da üstün kıldık dipnot 1 .
Andolsun ki ademoğullarını şereflendirdik. Onları karada ve denizde taşıdık. Onları temiz rızıklarla rızıklandırdık. Yarattığımız şeylerin çoğuna onları üstün kıldık.
Andolsun ki Ademoğullarını şereflendirdik. Onları karada ve denizde taşıdık. Onları temiz rızklarla rızıklandırdık. Yarattığımız şeylerin çoğuna onları üstün kıldık.
Yemin olsun, biz, ademoğullarını onur ve üstünlükle donattık, onları karada ve denizde binitlerle yükledik. Onları, güzel ve temiz rızıklarla besledik. Ve onları, yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.
We have honoured the Adamites and We provided them with means of transportation to carry them on land and at sea and We provisioned them with the good wholesome victuals and We placed them in a class distinctly above many of Our creatures and We ascribed to them distinguished attributes. We furnished them with powers of the mind -the will, the reason and the perception of truth or fact, theoretical and practical understanding of art, science, language- and many other faculties.
We have honoured the children of Adam and carried them by land and sea; We have provided good sustenance for them and favoured them specially above many of those We have created.
We have honoured the sons of Adam; provided them with transport on land and sea; given them for sustenance things good and pure; and conferred on them special favours, above a great part of our creation.
Indeed, We honoured the progeny of Adam, and bore them across land and sea and provided them with good things for their sustenance, and exalted them above many of Our creatures. dipnot 1
We have honoured the sons of Adam and conveyed them on land and sea and provided them with good things and favoured them greatly over many We have created.
And indeed We have honoured the Children of Adam, and We have carried them on land and sea, and have provided them with At-Tayyibât (lawful good things), and have preferred them above many of those whom We have created with a marked preferment.
Certainly We have honoured the Children of Adam, and carried them over land and sea, and provided them with all the good things, and given them an advantage over many of those We have created with a complete preference.
And most surely We have made the Children of Adam greatly honoured and have carried them over land and sea, and We have provided them with good and pure things and have distinctly exalted them far above most of Our creation.
We have honoured the Children of Adam and carried them on land and sea, and provided them with good things, and preferred them greatly over many of those We created.
See how I have honored the children of Adam, carried them on land and sea, provided them with pure eatables, and given them superiority over many of My creatures.
But, we have been gracious to the children of Adam, and we have borne them by land and sea, and have provided them with good things, and have preferred them over many that we have created.
We have honored the Children of Adam and carried them in the land and the sea, and We have provided for them of the good things, and We have preferred them over many of those We created.
And now have We honoured the children of Adam by sundry peculiar privileges and endowments; and We have given them conveniencies of carriage by land and by sea, and have provided food for them of good things; and We have preferred them before many of our creatures which We have created, by granting them great prerogatives.
But We have been gracious to the children of Adam, and We have borne them by land and sea, and have provided them with good things, and have preferred them over many that We have created.
And indeed We have already honored the Seeds (Or: sons) of Adam and carried them on land and sea, (Literally: in the land the sea) and provided them of the good (things), and graced them over many of whom We created with marked graciousness.
Verily we have honoured the Children of Adam. We carry them on the land and the sea, and have made provision of good things for them, and have preferred them above many of those whom We created with a marked preferment.
Indeed We have honoured the children of Adam, and carried them over land and sea, provided them with good things for their sustenance, and exalted them over many of Our creatures.
NOW, INDEED, We have conferred dignity on the children of Adam, and borne them over land and sea, and provided for them sustenance out of the good things of life, and favoured them far above most of Our creation:
Indeed, We have dignified the children of Adam, carried them on land and sea, granted them good and lawful provisions, and privileged them far above many of Our creatures.
And We have honoured the Children of Adam and carried them in the land and the sea, and We have provided for them of the good things, and We have preferred them over many of those We created in a marked preference.
We have honored the children of Adam, and provided them with rides on land and in the sea. We provided for them good provisions, and we gave them greater advantages than many of our creatures.
And We have certainly honored the children of Adam and carried them on the land and sea and provided for them of the good things and preferred them over much of what We have created, with [definite] preference.
We have honoured the children of Adam, and carried them on land and sea, and provided them with good things, and preferred them greatly above many of those We created.
Now indeed, We have conferred dignity on the children of Adam (as a birth right, regardless of where the child is born). And provided them with transport on land and sea and given them decent things of life. And We have favored the humans far above a great many of Our creation.
And indeed, We have honored the children of Adam; And We have provided them with transport on land and sea; And We have provided them with good and pure things for livelihood; And given them Special favors, over and above a great part of Our Creation.
And We bestowed dignity on the children of ’Ādam and provided them with rides on the land and in the sea, and provided them with a variety of good things and made them much superior to many of those whom We have created.
And We have honored the Children of Adam and carried them in the land and the sea, and We have provided for them of the good things, and We have preferred them over many of those We created in a marked preference.