Diyanet İşleri
Burçlarla dolu göğe andolsun,
Burûc suresi · 1–10. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Burûc suresi, 1. ayet. وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْبُرُوجِ
Burçlarla dolu göğe andolsun,
Yemin olsun: Burçları olan göğe,
Burçlarla dolu gökyüzü şahit olsun,
Düşün büyük burçlarla dolu göğü,
Andolsun o burçları barındıran Uzay'a!
Burçları olan göğe andolsun,
Burçlara sahip gökyüzüne, andolsun ki,
Yemin olsun; Yıldız Kümeleri ile dolu gökyüzüne!
- Burçlar sahibi göğe; vaad edilen o güne; tanık olan ve tanık olunana yemin olsun ki,
Ant olsun galaksiler sahibi göğe. dipnot 1
Andolsun galaksiler sahibi göğe.
O burçlara sahip gök yüzüne,
O Semai zatilbüruca
Burçlar sahibi gökyüzüne ant olsun,
Burçlar sahibi gökyüzüne ant olsun,
Burçlar sahibi gökyüzüne ant olsun,
Burçları olan göğe andolsun,
Andolsun burçlar a malik olan göğe,
Andolsun; burçlar dolu semaya.
(1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.
Burûc sahibi/yıldızların (yörüngelerine) sahip göğe yemin olsun.
Burçlar sahibi göğe andolsun,
Burçları /takımyıldızları dipnot 1 olan göğe yemin olsun!
Burçları dipnot 1 olan göğe,
Yıldızların (yörüngelerine) sahip göğe andolsun.
Burçlar sahibi göğe andolsun..
Yemin olsun o burçlarla dolu göğe,
Burûc suresi, 2. ayet. وَٱلْيَوْمِ ٱلْمَوْعُودِ
Va'dedilmiş güne (kıyamete) andolsun,
Vadedilen o güne,
vaad edilen gün şahit olsun,
ve (tahayyül et) vaad edilen Günü,
Vadolunmuş o sürece!
O vadedilen güne,
geleceği bildirilmiş olan güne, andolsun ki,
Ve sözü verilen güne!
- Burçlar sahibi göğe; vaad edilen o güne; tanık olan ve tanık olunana yemin olsun ki,
Söz verilen güne,
Söz verilen güne,
o va'dolunan güne,
Ve o yevmi mev'uda
Söz Verilen Gün'e ant olsun,
Söz verilen güne ant olsun,
Söz verilen güne ant olsun,
O vadedilen güne,
o va'd olunan güne,
Ve vaadolunan güne,
(1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.
Vadedilmiş güne (kıyamete) yemin olsun.
Va'dedilen güne andolsun,
Söz verilen o güne yemin olsun! dipnot 1
Söz verilen güne,
Ve vaad edilen güne.
Ve vaad edilen güne..
O vaat olunan güne,
Burûc suresi, 3. ayet. وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍ
(3-5) Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü'minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lanetlenmiştir.
Şahit(ler)e ve şahitlik edilen(ler)e.
her bir tanık ve sanık şahit olsun (da şu gerçeği ünlesin):
ve O (her şeye) tanıklık eden ile (O'nun tarafından) tanıklık edileni!
Şahide ve şahit olunana!
Şahid olana (görene) ve şahit olunana (görülene).
(o günde) tanıklık edene ve edilene andolsun ki,
Tanıklık edene ve tanıklık edilene!
- Burçlar sahibi göğe; vaad edilen o güne; tanık olan ve tanık olunana yemin olsun ki,
Ve tanığa da tanık olunana da ant olsun.
Ve tanığa da tanık olunana da andolsun.
o şahitlik edecek ve şahitlik edilecek olana yemin olsun ki,
Ve şahide ve meşhuda kasem olsun
Tanığa ve tanıklık edilene ant olsun,
Tanığa ve tanıklık edilene ant olsun,
Tanığa ve tanıklık edilene ant olsun,
Şahid olana (görene) ve şahit olunana (görülene).
şahidle meşhude ki,
Şehadet edene ve şehadet edilene.
(1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.
Şahit olana ve şahit olunana.
(O gün) Şahide ve şahidlik edilene andolsun,
(O gün) Şahit olana da şahit olunana dipnot 1 da yemin olsun ki dipnot 2
Hakka şahit olana ve şahit olunan hakka yemin olsun ki dipnot 1 ,
Şahid olana ve şahid olunana.
Şahid olana ve şahid olunana..
Tanıklık edene, tanıklık edilene/seyredene, seyredilene,
Burûc suresi, 4. ayet. قُتِلَ أَصْحَٰبُ ٱلْأُخْدُودِ
(3-5) Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü'minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lanetlenmiştir.
(4, 5) Tutuşturulmuş yakıt(la) dolu o ateş(li) çukur(un) halkı kahrolsun! dipnot 1
Kahrolsun hendek ehli!
Onlar (yalnızca) kendilerini yok ederler, o çukuru hazırlayanlar,
Öldürüldü o hendek halkı. . .
Kahrolsun Ashab-ı Uhdud
hendeğe atılanlar öldürüldü.
Çukuru hazırlayanların yoldaşları yıkıma uğratıldı! dipnot 584
- Kahrolsun! Ateşi olan o çukuru kazanlar.
Kanyon halkına yazıklar olsun.
Kanyon halkına yazıklar olsun.
o hendek sahiplerine la'net edildi.
Tel'ıyn edildi sahibleri o uhdudun
Uhdud'un Ashab'ı dipnot 1 kahroldu;
Uhdud'un Ashab'ı dipnot 1 kahroldu;
Uhdud'un Ashab'ı dipnot 1 kahroldu;
Kahrolsun Ashab-ı Uhdud.
(4-5) tutuşdurucu (malzeme ile hazırladıkları) o ateş hendeklerin saahibleri gebertilmişdir.
Uhdud ashabının canı çıksın,
(1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.
Kahrolsun o hendek sahipleri!
Ki kahroldu o hendeğin adamları
uzun ve derin hendeklerin sahipleri kahrolup gittiler, dipnot 1
O çukurun sahipleri kahroldular.
Kahrolsun hendek sahipleri!
Kahrolsun hendek sahipleri!
Ki gebertildi o hendekçi grup/o kamçıları hendek gibi iz bırakan herifler,
Burûc suresi, 5. ayet. ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلْوَقُودِ
(3-5) Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü'minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lanetlenmiştir.
(4, 5) Tutuşturulmuş yakıt(la) dolu o ateş(li) çukur(un) halkı kahrolsun! dipnot 1
O ateş (hendekleri), ağzına kadar doldurulup tutuşturulmuştur.
(imana ermiş olanlara karşı) şiddetle yanan ateş (çukurunu)!
O çıralı ateşte.
'Tutuşturucu yakıt dolu o ateş,'
Ateşle dolu (yakılarak).
Ateşi tutuşturanlar.
- Kahrolsun! Ateşi olan o çukuru kazanlar.
Tutuşturulmuş ateşin-
Tutuşturulmuş ateşin-
O çıralı ateş sahiplerine.
O çıralı ateşin
O şiddetli ateşin sahipleri.
O şiddetli ateşin sahipleri.
O şiddetli ateşin sahipleri.
'Tutuşturucu yakıt dolu o ateş',
(4-5) tutuşdurucu (malzeme ile hazırladıkları) o ateş hendeklerin saahibleri gebertilmişdir.
Tutuşturucu ateşlerle,
(1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.
Tutuşturulmuş ateşin.
O yakıt doldurulup tutuşturulmuş ateş (hendeğinin adamları)!
bol yakıtlı ateşin sahipleri…
Yakıt dolu ateş çukurunun sahipleri
Tutuşturulmuş ateş.
Tutuşturulmuş ateş,
O tutuşturulan ateşin adamları,
Burûc suresi, 6. ayet. إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ
(6-7) O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
(6, 7) Hani onlar o (ateşli çukur)un başında oturmuş, müminlere yaptıkları (işkenceyi) seyrediyorlardı. dipnot 1
O zaman onlar ateşin üstüne oturmuşlardır;
Hani, onlar (keyifle) o (ateşi) seyretmişlerdi,
Hani onlar ateş çevresinde oturanlardı.
Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.
Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar,
Onun çevresinde oturmuşlardı.
-Onlar da o ateş çukurunun etrafında oturmuş, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.
Başında oturmuşlar,
Başında oturmuşlar,
O zaman ki, çevresinde oturmuşlardı.
O vakıt ki üzerine oturmuştular
Hani onlar, onun başında oturmuşlardı.
Hani onlar, onun başında oturmuşlardı.
Hani onlar, onun başında oturmuşlardı.
Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.
O zaman onlar (o ateşin) etrafında oturucu idiler.
Hani onlar, onun çevresinde oturmuşlardı.
(1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.
O vakit onlar, onun (ateşin) etrafında oturmuşlardı.
Onlar, o (ateş hendeği)nin başında oturmuşlardı.
Onlar, o ateşin çevresinde oturmuşlar,
Onlar ateşin çevresinde oturur,
Kenarında oturmuşlar.
Kenarında oturmuşlar.
Onlar onun başında oturmuşlardı.
Burûc suresi, 7. ayet. وَهُمْ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ
(6-7) O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
(6, 7) Hani onlar o (ateşli çukur)un başında oturmuş, müminlere yaptıkları (işkenceyi) seyrediyorlardı. dipnot 1
zira mü'minlere yaptıkları kendi başlarına gelmiştir.
müminlere ne yaptıklarının bilincinde olarak;
Onlar, iman edenlere yaptıkları şeylere şahittiler!
Ve mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.
Ve inananlara yaptıklarını seyrediyorlardı.
-Onlar da o ateş çukurunun etrafında oturmuş, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.
Ve iman edenlere yaptıkları işkenceyi seyrediyorlar.
Ve inananlara yaptıkları işkenceyi seyrediyorlar.
Müminlere yaptıklarını bizzat seyrediyorlardı.
Mü'minlere yaptıklarına karşı şahid de oluyorlardı
Mü'minlere yaptıklarını izliyorlardı.
Mü'minlere yaptıklarını izliyorlardı.
İnananlara yaptıkları işkenceyi izliyorlardı.
Ve inançlılara yaptıklarını seyrediyorlardı.
Onlar (Allaha) iman edenlere yapacakları (işkenceler) hususunda (hükümdarları nezdinde) şahidlik edeceklerdi.
Mü'minlere yaptıklarını seyretmekteydiler.
(1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.
Müminlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
Ve onlar, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
Müminlere yaptıklarını seyrederlerdi.
Müminlere yaptıklarını seyretmekteler.
Müminlere yaptıklarını seyretmekteler.
Ve hepsi, müminlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
Burûc suresi, 8. ayet. وَمَا نَقَمُوا۟ مِنْهُمْ إِلَّآ أَن يُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ
(8-9) Onlar mü'minlere ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye layık Allah'a iman ettikleri için kızıyorlardı. Allah, her şeye şahittir.
Onlardan (müminlerden) yalnızca güçlü ve övgüye layık olan Allah'a iman etmeleri nedeniyle intikam alıyorlardı.
O (zalimler) başka bir sebeple değil, sadece yücelikte eşsiz ve hamdin tümüne layık olan Allah'a imanda ısrar ettikleri için onlardan intikam almışlardır.
yalnızca Kudret Sahibi, bütün övgülere layık olan Allah'a inanmalarından dolayı nefret ediyorlardı o müminlerden,
Onlardan (iman edenlerden) yalnızca Aziyz ve Hamiyd olan Allah'a iman ettikleri için intikam aldılar.
Onlardan, yalnızca 'üstün ve güçlü olan,' öğülen Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam alıyorlardı.
Azîz ve Hamîd olan Allah'a iman ettikleri için intikam aldılar.
Üstün Olan; Övgülere Yaraşan Allah'a inandıkları için, onlardan öç alıyorlardı. dipnot 585
Eski Ahit · Daniel 3:10
“Boru, ney, lir, kanun, arp, davul ve her çeşit çalgı sesini duyan herkes yere kapanıp altın heykele tapınacak; kim yere kapanıp tapınmazsa kızgın fırına atılacak diye bir buyruk çıkardın, ey kral. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
-Müminlerden, sadece, göklerin ve yerin mülkü/iktidarı kendisine ait olan, 'sonsuz kudret sahibi ve övgüye layık olan Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam aldılar/alıyorlar. Oysaki Allah her şeyi görür.
Gerçeği onaylayanlardan nefret ediyorlardı. Sadece, onlar Üstün ve Övgüye layık olan ALLAH'ı onayladıkları için...
İnananlardan nefret ediyorlardı. Sadece, onlar Üstün ve Övgüye layık olan ALLAH'a inandıkları için...
Onlara sadece güçlü ve övgüye layık Allah'a iman etmeleri yüzünden kızıyorlardı.
Onlardan kızdıkları da yalnız aziz, hamid olan Allaha iyman etmeleri idi
Bunu, Mutlak Üstün Olan ve Övgüye Değer Yegane Varlık olan Allah'a iman edenleri cezalandırmak için yapıyorlardı.
Bunu, Mutlak Üstün Olan ve Övgüye Değer Yegane Varlık olan Allah'a iman edenleri cezalandırmak için yapıyorlardı.
Bunu, Mutlak Üstün Olan ve Övgüye Değer Yegane Varlık olan Allah'a iman edenleri cezalandırmak için yapıyorlardı.
Onlardan, yalnızca 'üstün ve güçlü olan', öğülen Tanrı'ya inandıklarından dolayı intikam alıyorlardı.
Onlar, içlerinden (mü'minlerin) O yegane gaalib, her hamde layık Allaha iman etmelerinden başka (hiçbir şey'i) inkar etmemişlerdi.
Onlar; ancak Aziz, Hamid Allah'a inandıkları için mü'minlerden öç almışlardı.
(1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.
Onlardan; sırf göklerin ve yerin mülkü kendisine ait olan, Aziz ve Hamîd olan Allah’a iman ettikleri için intikam aldılar.
Mü'minler sırf aziz, övgüye layık Allah'a inandıkları için o (zalim)ler onlardan öç aldılar.
Onlara bu cezayı vermelerinin tek sebebi, mü'minlerin daima üstün olan, her şeyi mükemmel yapan Allah'a inanıp güvenmeleriydi. dipnot 1
Bu cezayı vermelerinin tek sebebi, müminlerin, güçlü ve her şeyi güzel yapan Allah'a güvenmeleriydi dipnot 1 .
Onlardan sadece, Aziz ve Hamid olan Allah’a iman ettikleri için intikam alıyorlar.
Onlardan sadece, Aziz ve Hamid olan Allah'a iman ettikleri için intikam alıyorlar.
Onlardan sadece, Aziz ve Hamid Allah'a iman ettikleri için öç alıyorlardı.
Burûc suresi, 9. ayet. ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ
(8-9) Onlar mü'minlere ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye layık Allah'a iman ettikleri için kızıyorlardı. Allah, her şeye şahittir.
O ki göklerin ve yerin otoritesi kendisine aittir. Allah her şeye şahittir.
O Allah ki, göklerin ve yerin hakimiyeti sadece O'na aittir; üstelik Allah her şeye şahittir.
O Allah ki göklerin ve yerin hükümranlığına sahiptir. Allah ki her şeye tanıktır!
O ki, semalar ve arzın mülkü O'na aittir! Allah her şeye şahittir!
Ki O (Allah), göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Allah, her şeyin üzerinde şahid olandır.
Onlardan, sırf, göklerin ve yerin mülkü kendisine ait olan, oysa ki Allah her şeyi görür.
Göklerin ve yeryüzünün yönetimi, O'na özgüdür. Ve Allah, her şeye Tanıktır.
-Müminlerden, sadece, göklerin ve yerin mülkü/iktidarı kendisine ait olan, 'sonsuz kudret sahibi ve övgüye layık olan Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam aldılar/alıyorlar. Oysaki Allah her şeyi görür.
Göklerin ve yerin yönetimi O'na aittir. Ve ALLAH her şeye Tanıktır.
Göklerin ve yerin yönetimi O'na aittir. Ve ALLAH herşeye Tanıktır.
O ki, göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız O'nundur ve Allah, herşeye şahittir.
Ki bütün Semavat ve Arz mülkü onundur ve Allah, her şey'e şahiddir
O Allah ki, göklerin ve yerin mülkü dipnot 1 yalnızca O'na aittir. Allah, Her Şeye Tanık'tır.
O Allah ki, göklerin ve yerin mülkü dipnot 1 yalnızca O'na aittir. Allah, Her Şeye Tanık'tır.
O Allah ki, göklerin ve yerin mülkü dipnot 1 yalnızca O'na aittir. Allah, Her Şeye Tanık'tır.
Ki O (Tanrı), göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Tanrı, her şeyin üzerinde şahid olandır.
(O Allah ki) göklerin ve yerin mülk (-ü tasarruf) u Onundur. Allah herşey'e hakkıyle şahiddir.
O ki; göklerin ve yerin mülkü kendisinindir. Ve Allah; her şeye Şahid'dir.
(1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.
Allah ki; göklerin ve yerin mülkü ona aittir ve Allah her şeyin üzerine şahittir.
O (Allah) ki göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Allah, her şeye tanıktır.
Göklerde ve yerde tüm yetkiler kendinde olan Allah'a… dipnot 1 Allah, her şeye şahittir.
Göklerin ve yerin tek hakimi olan Allah'a inanıp güvenmeleri… Üstelik Allah, her şeye şahittir.
Göklerin ve yerin mülkü kendisinin olan. Allah her şeye şahittir.
Göklerin ve yerin hakimiyeti kendisinin olan... Her şeye şahid olan Allah'a..
O Allah ki, göklerin ve yerin mülkü kendisinindir. Allah her şeye tanıktır.
Burûc suresi, 10. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُوا۟ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا۟ فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ ٱلْحَرِيقِ
Şüphesiz mü'min erkeklerle mü'min kadınlara işkence edip, sonra da tövbe etmeyenlere; cehennem azabı ve yangın azabı vardır.
Şüphesiz ki inanmış erkeklerle inanmış kadınlara işkence edip sonra tevbe etmeyenlere cehennem azabı vardır ve onlar için yakıcı azap vardır.
Bakın, mü'min erkekler ve mü'min kadınlara işkence yapıp da sonra pişman olmayanlar var ya: elbet onlar derin bir mahrumiyet gayyasını boylayacaklar ve onları harlı ateşin azabı bekleyecektir.
İnanan erkekler ile inanan kadınlara işkence edenlere ve sonra hiçbir pişmanlık duymayanlara gelince, onları cehennem azabı beklemektedir; evet, yakıcı azap beklemektedir onları!
Muhakkak ki, iman eden erkeklere ve iman eden kadınlara işkence yapıp, tövbe de etmeyenler var ya, onlar için cehennemin azabı vardır ve onlar için yakıcı azabı vardır.
Gerçek şu ki, mü'min erkeklerle mü'min kadınlara işkence (fitne) uygulayanlar, sonra tevbe etmeyenler; işte onlar için, cehennem azabı vardır ve yakıcı azab onlaradır.
Mümin erkeklere ve mümin kadınlara, dînden döndürmek için işkence edip sonra da tövbe etmeyenlere cehennem azabı ve (orada) yanma cezası vardır.
Aslında, inanan erkeklere ve inanan kadınlara işkence yaptılar. Sonra pişmanlık göstermediler. Artık, onlar için, cehennem cezası vardır. Ve onlar için, yakıcı bir ceza vardır.
Şüphesiz, inanan erkekler ile inanan kadınlara işkence edenlere ve sonra tövbe etmeyenlere, cehennem azabı ve orada yanma cezası vardır.
Gerçeği onaylayan erkeklere ve kadınlara zulüm ve işkencede bulunan ve daha sonra tövbe etmeyenler cehennem azabını hak etmişlerdir. Onlar için yakıcı bir azap vardır.
İnanan erkeklere ve kadınlara zulüm ve işkencede bulunan ve daha sonra tevbe etmeyenler cehennem azabını haketmişlerdir. Onlar için yakıcı bir azap vardır.
İnanan erkeklere ve inanan kadınlara eziyet edip de sonra tevbe etmeyenlere kesinlikle cehennem azabı vardır ve de yangın azabı!
O kimseler ki mü'minin ve mü'minata fitne yapmışlar, sonra da tevbe etmemişlerdir muhakkak artık onlara Cehennem azabı var ve onlara yangın azabı vardır
Mü'min erkeklere ve kadınlara fitne dipnot 1 yapıp, sonra da kesin olarak tevbe etmeyenler için Cehennem azabı vardır. Onlar için yakıcı bir azap vardır.
Mü'min erkeklere ve kadınlara fitne dipnot 1 yapıp, sonra da kesin olarak tevbe etmeyenler için Cehennem azabı vardır. Onlar için yakıcı bir azap vardır.
İnanan erkeklere ve kadınlara işkence edip, sonra da tövbe etmeyenler için Cehennem azabı vardır. Onlar için yakıcı bir azap vardır.
Gerçek şu ki, inançlı (erkek)lerle inançlı (kadın)lara işkence (fitne) uygulayanlar, sonra tevbe etmeyenler; işte onlar için cehennem azabı vardır ve yakıcı azab onlaradır.
Hakıykat, erkek mü'minlerle kadın mü'minleri belaye uğratanlar, sonra da tevbe etmeyenler (yok mu?) onlar için cehennem azabı vardır, onlar için bir de yangın azabı.
Şüphesiz ki mü'min erkekleri ve mü'min kadınları belaya uğratanlar sonra da tevbe etmemiş olanlar, işte onlar için cehennem azabı vardır. Ve yakıcı azab da onlaradır.
(1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.
Şüphesiz Mümin erkeklerle Mümin kadınlara işkence edip, sonra da tevbe etmeyenlere Cehennem azabı ve yakıcı azap vardır.
İnanmış erkek ve kadınlara işkence edip sonra (yaptıklarına) tevbe etmeyenler (yok mu), onlar için cehennem azabı vardır ve onlar için yangın azabı vardır.
Mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara işkence eden, dipnot 1 sonra da tövbe dipnot 2 etmeyen /dönüş yapmayanların hak ettikleri Cehennem azabıdır. Onların hak ettikleri yangın azabıdır.
Mümin erkeklerle mümin kadınları o çukurda yakıp da dipnot 1 tevbe dipnot 2 etmeyenlerin payına düşen Cehennem azabı ve yangın dipnot 3 azabıdır.
Erkek ve kadın mü’minleri ateşe atıp, sonra da tevbe etmeyenlere, onlara Cehennem azabı vardır. Onlara yakıcı azap vardır.
Erkek ve kadın mü'minleri ateşe atıp, sonra da tevbe etmeyenlere, onlara cehennem azabı vardır. Onlara yakıcı azap vardır.
Şu bir gerçek ki, inanan erkeklerle inanan kadınlara işkence edip sonra da tövbe etmemiş olanlar için, cehennem azabı vardır. Onlar için yangın azabı da vardır.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.