Diyanet İşleri
(3-5) Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü'minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lanetlenmiştir.
Burûc suresi
Burûc suresi, 5. ayet. ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلْوَقُودِ
ennâri ẕâti-lveḳûd.
(3-5) Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü'minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lanetlenmiştir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ashâb-ı Uhdûd: hendek sahipleri Burûc 1–10 3
Va'dedilmiş güne (kıyamete) andolsun,
(3-5) Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü'minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lanetlenmiştir.
(6-7) O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
(8-9) Onlar mü'minlere ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye layık Allah'a iman ettikleri için kızıyorlardı. Allah, her şeye şahittir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 4–9. ayetler için yazılmıştır.
4-5. Bu, helâk olmaları için onlara yapılmış bir bedduadır. Hendek, yerde kazılarak açılan çukurlar demektir. Bu hendek sahipleri kâfir bir kavim idiler. Yanlarında da iman eden bir toplum vardı. Dinlerine girmeleri için bu mü’minlere çeşitli baskılar uyguladılar. Mü’minler ise bunu kabul etmedi. Bunun üzerine kâfirler yerde hendekler kazdılar, içinde ateş yaktılar ve etrafında oturdular. Mü’minleri dinlerini değiştirmeye zorlayıp ateşe atmakla tehdit ettiler. İsteklerini kabul edenleri serbest bıraktılar, imanı üzere sabredenleri ise ateşe attılar.
Bu ise Allah’a ve O’nun taraftarları olan mü’minlere karşı yapılan savaşın ve düşmanlığın en ileri derecesidir. Bundan dolayı Yüce Allah, kendisine ve mü’minlere karşı savaş açanları lanetlemiş, onları helâk ve tehdit etmiş ve haklarında şöyle buyurmuştur: “Kahrolsun içi yakacak dolu ateş hendeklerinin sahipleri!”
6-7. Bu, zorbalığın ve katı kalpliliğin en ileri derecesidir. Çünkü onlar, hem Allah’ın âyetlerini inkâr etmiş, onlara karşı inatla direnmiş, hem bu âyetlere bağlı olanlara karşı savaşmış, hem de kalpleri perişan edip parçalayan bu işkencelere uğratmışlardı. Üstelik onları ateşe atarken bir de yanı başlarında durmuşlardı.
8. Bu zorba kâfirlerin mü’minlere bunu yapmalarının tek bir sebebi vardı ki bu sebep de mü’minlerin övülmesini gerektiren ve onun sayesinde mutlu ve bahtiyar oldukları bir sebepti. Bu da Azîz ve Hamîd olan Allah’a iman etmeleriydi. Yani her bir şeye boyun eğdiren, izzet sahibi (Aziz) ve sözlerinde de fiillerinde de vasıflarında de övülmeye layık olan (Hamîd) Allah’a iman etmeleriydi.
9. “O Allah ki göklerin ve yerin hükümranlığı” yaratılma ve kulluk itibari ile “yalnız O’nundur.” Bunlarda dilediği gibi tasarruf eder.
“Allah her şeye şahittir.” Her şeyi bilir, işitir ve görür.
Allah’a karşı karşı koyan bu kimseler, pek güçlü ve kudret sahibi olanın kendilerini azap ile ansızın yakalamasından korkmadılar mı? Yahut onlar, herkesin Allah’ın mülkü olduğunu ve mutlak egemenin izni olmaksızın hiçbir kimsenin bir başkası üzerinde en ufak bir otoriteye sahip olmadığını bilmiyorlar mıydı? Yoksa bunlar Allah’ın, bilgisiyle amellerini çepeçevre kuşatmış olduğunu ve amelleri dolayısı ile kendilerini cezalandıracağını bilmiyorlar mıydı?
Hayır, gerçek şu ki kâfirler, aldanış içerisindedirler. Cahil kimseler ise doğru yolu bilmeyen, şaşkın ve kör kimselerdir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlar hendeklerin içinde ateş yakıp, Müminleri canlı canlı ateşe attılar.
Aynı kök: وقد (11 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…
Aynı kök: وقد (11 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)
Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.
Aynı kök: وقد (11 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)
Şüphesiz, inkar edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah'a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar.
Aynı kıssa: Ashâb-ı Uhdûd
Burçlarla dolu göğe andolsun,
Aynı kıssa: Ashâb-ı Uhdûd
Va'dedilmiş güne (kıyamete) andolsun,
Aynı kıssa: Ashâb-ı Uhdûd
(3-5) Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü'minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lanetlenmiştir.
Ortak kavram: Nûr (Işık)
İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Ortak kavram: Nûr (Işık)
Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(4, 5) Tutuşturulmuş yakıt(la) dolu o ateş(li) çukur(un) halkı kahrolsun! dipnot 1
O ateş (hendekleri), ağzına kadar doldurulup tutuşturulmuştur.
(imana ermiş olanlara karşı) şiddetle yanan ateş (çukurunu)!
O çıralı ateşte.
'Tutuşturucu yakıt dolu o ateş,'
Ateşle dolu (yakılarak).
Ateşi tutuşturanlar.
- Kahrolsun! Ateşi olan o çukuru kazanlar.
Tutuşturulmuş ateşin-
Tutuşturulmuş ateşin-
O çıralı ateş sahiplerine.
O çıralı ateşin
O şiddetli ateşin sahipleri.
O şiddetli ateşin sahipleri.
O şiddetli ateşin sahipleri.
'Tutuşturucu yakıt dolu o ateş',
(4-5) tutuşdurucu (malzeme ile hazırladıkları) o ateş hendeklerin saahibleri gebertilmişdir.
Tutuşturucu ateşlerle,
(1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.
Tutuşturulmuş ateşin.
O yakıt doldurulup tutuşturulmuş ateş (hendeğinin adamları)!
bol yakıtlı ateşin sahipleri…
Yakıt dolu ateş çukurunun sahipleri
Tutuşturulmuş ateş.
Tutuşturulmuş ateş,
O tutuşturulan ateşin adamları,
Fire was set in the. trench and supplied with fuel to burn those who surrendered themselves to what is dutiful to Allah.
the makers of the fuel-stoked fire!
Fire supplied (abundantly) with fuel:
with fire abounding in fuel,
the fire well stocked with fuel –
Of fire fed with fuel,
The fire, abounding in fuel,
(These trenches had) the fire (fed) with fuel,
the fire abounding in fuel,
… already prepared for the people of Ochoa who will be thrown in.
And the fire with its kindling,
The fire supplied with fuel.
of fire supplied with fuel;
The fire of which was supplied with abundant fuel,
Of the fire comprising (abounding) fuel,
Of the fuel-fed fire,
Full of fire fed by faggots,
of fire fiercely burning [for all who have attained to faith]!
the fire ˹pit˺, filled with fuel—
The Fire supplied with fuel.
They ignited a blazing fire.
[Containing] the fire full of fuel,
Of the fuel-filled fire,
Igniting the fire of rage.
Fire, (amply) supplied with fuel:
the (people of the) fire that was rich with fuel,
The fire they supplied with fuel.