Burûc suresi

Burûc suresi, 8. ayet

Burûc suresi, 8. ayet. وَمَا نَقَمُوا۟ مِنْهُمْ إِلَّآ أَن يُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ

vemâ neḳamû minhüm illâ ey yü'minû billâhi-l`azîzi-lḥamîd.

Diyanet İşleri

(8-9) Onlar mü'minlere ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye layık Allah'a iman ettikleri için kızıyorlardı. Allah, her şeye şahittir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Burûc 5–11 · surenin 8. ayeti / 22

Konu Ashâb-ı Uhdûd: hendek sahipleri Burûc 1–10 3

  1. Burûc 5

    (3-5) Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü'minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lanetlenmiştir.

  2. Burûc 6–7

    (6-7) O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

  3. 8–9

    (8-9) Onlar mü'minlere ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye layık Allah'a iman ettikleri için kızıyorlardı. Allah, her şeye şahittir.

  4. Burûc 10

    Şüphesiz mü'min erkeklerle mü'min kadınlara işkence edip, sonra da tövbe etmeyenlere; cehennem azabı ve yangın azabı vardır.

  5. Burûc 11

    İman edip salih ameller işleyenlere gelince; onlara içinden ırmaklar akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 4–9. ayetler için yazılmıştır.

4-5. Bu, helâk olmaları için onlara yapılmış bir bedduadır. Hendek, yerde kazılarak açılan çukurlar demektir. Bu hendek sahipleri kâfir bir kavim idiler. Yanlarında da iman eden bir toplum vardı. Dinlerine girmeleri için bu mü’minlere çeşitli baskılar uyguladılar. Mü’minler ise bunu kabul etmedi. Bunun üzerine kâfirler yerde hendekler kazdılar, içinde ateş yaktılar ve etrafında oturdular. Mü’minleri dinlerini değiştirmeye zorlayıp ateşe atmakla tehdit ettiler. İsteklerini kabul edenleri serbest bıraktılar, imanı üzere sabredenleri ise ateşe attılar.

Bu ise Allah’a ve O’nun taraftarları olan mü’minlere karşı yapılan savaşın ve düşmanlığın en ileri derecesidir. Bundan dolayı Yüce Allah, kendisine ve mü’minlere karşı savaş açanları lanetlemiş, onları helâk ve tehdit etmiş ve haklarında şöyle buyurmuştur: “Kahrolsun içi yakacak dolu ateş hendeklerinin sahipleri!”

6-7. Bu, zorbalığın ve katı kalpliliğin en ileri derecesidir. Çünkü onlar, hem Allah’ın âyetlerini inkâr etmiş, onlara karşı inatla direnmiş, hem bu âyetlere bağlı olanlara karşı savaşmış, hem de kalpleri perişan edip parçalayan bu işkencelere uğratmışlardı. Üstelik onları ateşe atarken bir de yanı başlarında durmuşlardı.

8. Bu zorba kâfirlerin mü’minlere bunu yapmalarının tek bir sebebi vardı ki bu sebep de mü’minlerin övülmesini gerektiren ve onun sayesinde mutlu ve bahtiyar oldukları bir sebepti. Bu da Azîz ve Hamîd olan Allah’a iman etmeleriydi. Yani her bir şeye boyun eğdiren, izzet sahibi (Aziz) ve sözlerinde de fiillerinde de vasıflarında de övülmeye layık olan (Hamîd) Allah’a iman etmeleriydi.

9. “O Allah ki göklerin ve yerin hükümranlığı” yaratılma ve kulluk itibari ile “yalnız O’nundur.” Bunlarda dilediği gibi tasarruf eder.

“Allah her şeye şahittir.” Her şeyi bilir, işitir ve görür.

Allah’a karşı karşı koyan bu kimseler, pek güçlü ve kudret sahibi olanın kendilerini azap ile ansızın yakalamasından korkmadılar mı? Yahut onlar, herkesin Allah’ın mülkü olduğunu ve mutlak egemenin izni olmaksızın hiçbir kimsenin bir başkası üzerinde en ufak bir otoriteye sahip olmadığını bilmiyorlar mıydı? Yoksa bunlar Allah’ın, bilgisiyle amellerini çepeçevre kuşatmış olduğunu ve amelleri dolayısı ile kendilerini cezalandıracağını bilmiyorlar mıydı?

Hayır, gerçek şu ki kâfirler, aldanış içerisindedirler. Cahil kimseler ise doğru yolu bilmeyen, şaşkın ve kör kimselerdir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

O kâfirler, Müminleri hiç kimsenin kendisine galip gelemeyeceği Aziz/mutlak galip olan, her konuda övülen Allah'a iman etmeleri dışında başka bir şeyden dolayı kınamadılar.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَا ve ma ve
  2. نَقَمُوا۟ nekamu öc almadılar kök: نقم
  3. مِنْهُمْ minhum onlardan
  4. إِلَّآ illa başka bir sebeple
  5. أَن en
  6. يُؤْمِنُوا۟ yu'minu inanmalarından kök: امن
  7. بِٱللَّهِ billahi Allah'a kök: اله
  8. ٱلْعَزِيزِ l-azizi aziz kök: عزز
  9. ٱلْحَمِيدِ l-hamidi övgüye layık kök: حمد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: Hamd

    (1-2) Elif Lam Ra. Bu Kur'an, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, mutlak güç sahibi ve övgüye layık, göklerdeki ve yerdeki her şey…

  • Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: Hamd

    Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilen Kur'an'ın gerçek olduğunu ve onun, mutlak güç sahibi ve övgüye layık Allah'ın yoluna ilettiğini…

  • Aynı kök: نقم (17 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet

    (3-4) O, sana Kitab'ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat'ı ve İncil'i insanlar için birer hidayet olarak…

  • Aynı kök: نقم (17 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet

    Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza),…

  • Aynı kök: نقم (17 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet

    Sakın Allah'ın, peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma! Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Uhdûd

    Burçlarla dolu göğe andolsun,

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Uhdûd

    Va'dedilmiş güne (kıyamete) andolsun,

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Uhdûd

    (3-5) Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü'minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lanetlenmiştir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

56 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlardan (müminlerden) yalnızca güçlü ve övgüye layık olan Allah'a iman etmeleri nedeniyle intikam alıyorlardı.

Mustafa İslamoğlu

O (zalimler) başka bir sebeple değil, sadece yücelikte eşsiz ve hamdin tümüne layık olan Allah'a imanda ısrar ettikleri için onlardan intikam almışlardır.

Muhammed Esed

yalnızca Kudret Sahibi, bütün övgülere layık olan Allah'a inanmalarından dolayı nefret ediyorlardı o müminlerden,

Ahmed Hulusi

Onlardan (iman edenlerden) yalnızca Aziyz ve Hamiyd olan Allah'a iman ettikleri için intikam aldılar.

Ali Bulaç

Onlardan, yalnızca 'üstün ve güçlü olan,' öğülen Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam alıyorlardı.

Ali Özek ve heyeti

Azîz ve Hamîd olan Allah'a iman ettikleri için intikam aldılar.

Ali Rıza Safa

Üstün Olan; Övgülere Yaraşan Allah'a inandıkları için, onlardan öç alıyorlardı. dipnot 585

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 585
    İnananların ateş çukurunda yakılması konusu, Kur'an ayetlerinde daha çok ayrıntı bildirilmemiş olmasına karşın, Tevrat ayetlerine uydurma ayrıntılar eklenerek Ashab-ı Uhdud ismiyle ve İslamiyet tarihine dayandığı öne sürülerek sözde din kitaplarında yer alır. Tevrat,
    Daniel 3:10-30 — Eski Ahit, Daniel; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Daniel 3:10

    “Boru, ney, lir, kanun, arp, davul ve her çeşit çalgı sesini duyan herkes yere kapanıp altın heykele tapınacak; kim yere kapanıp tapınmazsa kızgın fırına atılacak diye bir buyruk çıkardın, ey kral.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ayetlerinde, özetle, şöyle yazılıdır: "Haberci, şöyle bağırdı: ‘Yüksek görevlere atadığın üç Yahudi, senin ilahlarına kulluk etmiyorlar; diktiğin altın heykele tapınmıyorlar.' Kral büyük bir öfkeye kapıldı ve bu kişileri çağırdı: ‘İlahlarıma kulluk etmediğiniz, altın heykele tapmadığınız takdirde kızgın fırına atılacaksınız. Bakalım, hangi tanrı sizi kurtaracak?' Üç kişi, şöyle yanıt verdi: ‘Kızgın fırına atılsak bile, hizmet ettiğimiz Allah bizi kurtarabilir. Ama kurtarmasa bile, senin ilahlarına kulluk etmeyiz; altın heykele tapmayız!' Kral çok öfkelendi; fırının yedi kat daha çok yakılmasını söyledi. Ve üç kişi kızgın fırına atıldı. Fakat kral, şaşkınlık içinde birden ayağa kalktı: ‘Ateşin içine üç kişi atmadık mı? Ben dört kişi görüyorum; ateşin içinde yürüyorlar ve hiçbir zarara da uğramamışlar. Üstelik dördüncüsü ilahi bir varlığa benziyor!' dedi. Sonra ‘Yüce Allah'ın kulları; ateşten çıkıp buraya gelin!' diye seslendi. Üç kişi ateşin içinden çıktı. Bedenlerine ateş etki etmemiş, başlarında tek saç yanmamış, giysileri değişmemiş, ateşin kokusu üzerlerine sinmemişti. Kral ‘Allah'a övgüler olsun; O'na güvenen kullarını kurtardı. Başka bir ilaha kulluk etmemek için canlarını tehlikeye attılar. Hangi ulustan ya da dilden olursa olsun, Allah'tan saygısızca söz eden herkes paramparça edilecek; evleri çöplüğe çevrilecek. Çünkü böyle kurtarabilen başka bir ilah yoktur.' dedi."

Bayraktar Bayraklı

-Müminlerden, sadece, göklerin ve yerin mülkü/iktidarı kendisine ait olan, 'sonsuz kudret sahibi ve övgüye layık olan Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam aldılar/alıyorlar. Oysaki Allah her şeyi görür.

Edip Yüksel

Gerçeği onaylayanlardan nefret ediyorlardı. Sadece, onlar Üstün ve Övgüye layık olan ALLAH'ı onayladıkları için...

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnananlardan nefret ediyorlardı. Sadece, onlar Üstün ve Övgüye layık olan ALLAH'a inandıkları için...

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlara sadece güçlü ve övgüye layık Allah'a iman etmeleri yüzünden kızıyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlardan kızdıkları da yalnız aziz, hamid olan Allaha iyman etmeleri idi

Erhan Aktaş

Bunu, Mutlak Üstün Olan ve Övgüye Değer Yegane Varlık olan Allah'a iman edenleri cezalandırmak için yapıyorlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunu, Mutlak Üstün Olan ve Övgüye Değer Yegane Varlık olan Allah'a iman edenleri cezalandırmak için yapıyorlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunu, Mutlak Üstün Olan ve Övgüye Değer Yegane Varlık olan Allah'a iman edenleri cezalandırmak için yapıyorlardı.

Gültekin Onan

Onlardan, yalnızca 'üstün ve güçlü olan', öğülen Tanrı'ya inandıklarından dolayı intikam alıyorlardı.

Hasan Basri Çantay

Onlar, içlerinden (mü'minlerin) O yegane gaalib, her hamde layık Allaha iman etmelerinden başka (hiçbir şey'i) inkar etmemişlerdi.

İbni Kesir

Onlar; ancak Aziz, Hamid Allah'a inandıkları için mü'minlerden öç almışlardı.

Mehmet Alagaş

(1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlardan; sırf göklerin ve yerin mülkü kendisine ait olan, Aziz ve Hamîd olan Allah’a iman ettikleri için intikam aldılar.

Süleyman Ateş

Mü'minler sırf aziz, övgüye layık Allah'a inandıkları için o (zalim)ler onlardan öç aldılar.

Süleymaniye Vakfı

Onlara bu cezayı vermelerinin tek sebebi, mü'minlerin daima üstün olan, her şeyi mükemmel yapan Allah'a inanıp güvenmeleriydi. dipnot 1

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'a inanmak, O'na güvenmekle olur. İnandığını söyleyen herkes O'na gereği gibi güvenmez. Dolayısıyla Allah'a güvenenler, bu gibilerin hesaplarını bozar ve onları fena halde sinirlendirirler (Maide 5/59, A'raf 7/126, Hac 22/40).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu cezayı vermelerinin tek sebebi, müminlerin, güçlü ve her şeyi güzel yapan Allah'a güvenmeleriydi dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'a inanmak, Allah'a güvenmek demektir. İnandığını söyleyen herkes aslında Allah'a gereği gibi güvenmez. Dolayısıyla Allah'a güvenenler, bu gibilerin hesaplarını bozarlar.

Şaban Britch

Onlardan sadece, Aziz ve Hamid olan Allah’a iman ettikleri için intikam alıyorlar.

Şaban Piriş

Onlardan sadece, Aziz ve Hamid olan Allah'a iman ettikleri için intikam alıyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlardan sadece, Aziz ve Hamid Allah'a iman ettikleri için öç alıyorlardı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They took a cruel, vengeance on them for no reason other than their recognition of Allah AL-Aziz (the Almighty) and AL-Hamid (the Worthy of all praise;)

Abdul Haleem

Their only grievance against them was their faith in God, the Mighty, the Praiseworthy,

Abdullah Yusuf Ali

And they ill-treated them for no other reason than that they believed in Allah, Exalted in Power, Worthy of all Praise!-

Abul A'la Maududi

Against these they had no grudge except that they believed in Allah, the Most Mighty, the Most Praiseworthy,

Aisha Bewley

The only reason they punished them was because they had iman in Allah, the Almighty, the All-Praiseworthy –

Al-Hilali & Khan

And they had no fault except that they believed in Allâh, the All-Mighty, Worthy of all Praise!

Ali Quli Qarai

They were vindictive towards them only because they had faith in Allah, the All-mighty, the All-laudable,

Amatul Rahman Omar

They hated and tortured these (believers) for no reason other than that they had believed in Allâh, the Almighty, the Praiseworthy,

Arthur John Arberry

They took revenge on them only because they believed in the All-mighty, the Al-laudable,

Bijan Moeinian

They hated the believers for no other reason than believing in God, the All-mighty, Worthy of Praise.

E. Henry Palmer

And they took not vengeance on them save for their belief in God, The mighty, the praiseworthy,

Edip-Layth

They hated them because they acknowledged God, the Noble, the Praiseworthy!

George Sale

And they afflicted them for no other reason, but because they believed in the mighty, the glorious God,

Hamid S. Aziz

And they mistreated them only for their belief in Allah, the Mighty, the Praiseworthy,

Mahmoud Ghali

And in no way did they seek vengeance on them except that they believed in Allah, The Ever-Mighty, The Ever-Praiseworthy,

Marmaduke Pickthall

They had naught against them save that they believed in Allah, the Mighty, the Owner of Praise,

Mohamed Ahmed - Samira

They had no other reason for hating them except that they believed in God the mighty, worthy of praise,

Muhammad Asad

whom they hate for no other reason than that they believe in God, the Almighty, the One to whom all praise is due,

Mustafa Khattab

who they resented for no reason other than belief in Allah—the Almighty, the Praiseworthy—

Progressive Muslims

And all they had asked them was to believe in God, the Noble, the Praiseworthy!

Rashad Khalifa

They hated them for no other reason than believing in GOD, the Almighty, the Praiseworthy.

Sahih International

And they resented them not except because they believed in Allah, the Exalted in Might, the Praiseworthy,

Sam Gerrans

And they resent them only that they believe in God, the Exalted in Might, the Praiseworthy,

Shabbir Ahmed

Whom they hate for no other reason than that they believe in Allah, the Almighty, the Owner of Praise. (5:59), (22:40).

Syed Vickar Ahamed

And they ill-treated them (the believers) for no reason other than that they believed in Allah, exalted in Power (Aziz), Worthy of all Praise (Hameed)!

Taqi Usmani

They punished them for nothing but that they believed in Allah, the All-Mighty, the Worthy of All Praise,

The Monotheist Group

And they hated them simply because they had asked them to believe in God, the Noble, the Praiseworthy!

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Burûc suresi, 8. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Burûc suresi, 8. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Burûc suresi, 8. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩