Diyanet İşleri
Va'dedilmiş güne (kıyamete) andolsun,
Burûc suresi
Burûc suresi, 2. ayet. وَٱلْيَوْمِ ٱلْمَوْعُودِ
velyevmi-lmev`ûd.
Va'dedilmiş güne (kıyamete) andolsun,
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ashâb-ı Uhdûd: hendek sahipleri Burûc 1–10 3
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 1–3. ayetler için yazılmıştır.
1. “Andolsun burçlara” konak yerlerine yani güneşin, ayın ve yıldızların konaklarını içinde bulunduran “göğe;” ki bunlar, en mükemmel düzen içerisinde ve Yüce Allah’ın kudretine, rahmetine, ilim ve hikmetinin genişliğine delil olacak şekilde var edilmiştir, varlıkları bu şekilde sürüp gitmektedir.
2. “Vaat edilen güne;” bu gün Kıyamet günüdür. Allah, mahlukata bu günde onları bir araya getireceğini, ilklerini ve sonlarını, uzaklarını ve yakınlarını toplayıp birbirine katacağını vaat etmiştir ki Allah, vaadinden caymaz. Bu günün gelişinde bir değişmesinin olması da imkânsızdır.
3. “Şahitlik edene ve edilene.” Bu buyruk, bu niteliği taşıyan herkesi kapsar. Yani basireti ile görene ve görülene, hazır olana ve huzurunda bulunulana, görene ve görülene yemin edilmektedir.
Hakkında yemin edilen şeye gelince bu yeminin ihtiva ettiği üzere o, Allah’ın göz kamaştırıcı âyetleri, belgeleri, apaçık hikmetleri ve geniş rahmetidir.
Hakkında yemin edilen hususun Yüce Allah’ın şu buyruğunda dile getirildiği de söylenmiştir:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yüce Allah içinde bütün varlıkları toplayacağını vadettiği kıyamet gününe yemin etmiştir.
Aynı kıssa: Ashâb-ı Uhdûd
Burçlarla dolu göğe andolsun,
Aynı kıssa: Ashâb-ı Uhdûd
(3-5) Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü'minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lanetlenmiştir.
Aynı kıssa: Ashâb-ı Uhdûd
(3-5) Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü'minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlar lanetlenmiştir.
Ortak kavram: Vaad
Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Ortak kavram: Vaad
(Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…
Ortak kavram: Vaad
Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size, çirkinliği ve hayasızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet va'dediyor. Şüphesiz…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Vadedilen o güne,
vaad edilen gün şahit olsun,
ve (tahayyül et) vaad edilen Günü,
Vadolunmuş o sürece!
O vadedilen güne,
geleceği bildirilmiş olan güne, andolsun ki,
Ve sözü verilen güne!
- Burçlar sahibi göğe; vaad edilen o güne; tanık olan ve tanık olunana yemin olsun ki,
Söz verilen güne,
Söz verilen güne,
o va'dolunan güne,
Ve o yevmi mev'uda
Söz Verilen Gün'e ant olsun,
Söz verilen güne ant olsun,
Söz verilen güne ant olsun,
O vadedilen güne,
o va'd olunan güne,
Ve vaadolunan güne,
(1-11) Burçlar özelliği olan semaya. Vaad olunan güne. Şahide ve şahi t olunana yemin olsun. Tutuşmuş yakıtla dolu ateş çukuru sahipleri gebertildi. O’nun çevresinde oturmuşlardı. Müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı / seyrediyorlardı. Onlara kızdıkları şeyse Aziz ve Hamid Allaha güvenmeleri / iman etmeleri idi. Semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinde olanla ilgili özgürce tasarrufta bulunma hakkı) ona aittir. Allah her şeye şahittir / şehittir. Muhakkak ki mümin erkek ve kadınları sınayanlar / deneyenler sonra da t övbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Sönmeyen azap onlaradır. İnananlara ve salih amel işleyenlere kesinlikle altlarından nehirler akan cennetler vardır. İşte bu büyük başarıdır.
Vadedilmiş güne (kıyamete) yemin olsun.
Va'dedilen güne andolsun,
Söz verilen o güne yemin olsun! dipnot 1
Söz verilen güne,
Ve vaad edilen güne.
Ve vaad edilen güne..
O vaat olunan güne,
And by the day of which promise has been made; a promise affording a ground of expectation of judgment to come,
by the promised Day,
By the promised Day (of Judgment);
by the Promised Day, dipnot 1
and the Promised Day,
And by the Promised Day (i.e. the Day of Resurrection).
by the Promised Day,
And the Promised Day,
by the promised day,
I (God) promises by the promised Day of Judgment.
And the promised day!
The appointed day.
by the promised day of judgment;
And by the Promised Day!
And (by) the promised Day,
And by the Promised Day.
And the promised day,
and [then bethink thyself of] the promised Day,
and the promised Day ˹of Judgment˺,
And the appointed Day.
The promised day.
And [by] the promised Day
And by the Promised Day!
And the Promised Day (when you see the Truth triumph over Falsehood).
By the promised Day (of Judgment);
and by the Promised Day,
And the appointed Day.