Diyanet İşleri
Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.
A'râf suresi
A'râf suresi, 34. ayet. وَلِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌ فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ لَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ
velikülli ümmetin ecel. feiẕâ câe ecelühüm lâ yeste'ḫirûne sâ`atev velâ yestaḳdimûn.
Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ey Âdemoğulları: giysi, ziynet ve ölçü; her milletin eceli A'râf 26–36 3
Ey Ademoğulları! Her mescitte ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.
De ki: "Allah'ın, kulları için yarattığı zineti ve temiz rızkı kim haram kılmış?" De ki: "Bunlar, dünya hayatında mü'minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için ayetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz."
De ki: "Rabbim ancak, açık ve gizli çirkin işleri, günahı, haksız saldırıyı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah'a ortak koşmanızı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."
Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.
Ey Ademoğulları! İçinizden size benim ayetlerimi anlatan Peygamberler gelir de her kim Allah'a karşı gelmekten sakınır ve halini düzeltirse, artık onlara korku yoktur. Onlar üzülecek de değillerdir.
Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara uymayı kibirlerine yediremeyenlere gelince, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Kim, Allah'a karşı yalan uyduran veya O'nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir. Sonunda kendilerine melek elçilerimiz, canlarını almak için geldiğinde, "Hani Allah'ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?" derler. Onlar da, "Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular" derler ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
34. Yani Yüce Allah, Ademoğullarını yeryüzüne çıkarmış, orada yerleştirmiş ve orada onlara belli bir vade tespit etmiştir. Bu ümmetlerden herhangi birisinin tayin edilmiş vaktinden öne geçmesi de sonraya kalması da mümkün değildir. Genel olarak bütün ümmetler için de bu ümmetlerin her bir ferdi için de bu, böyledir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Her nesil ve milletin belirli bir süresi ve ecellerinin bir vadesi vardır. Onların takdir edilen vadeleri geldiği zaman az bir süre dahi olsa onu ne geciktirebilirler, ne de öne alabilirler.
Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Aynı kök: قدم (48 geçiş) · Aynı kök: اجل (56 geçiş)
De ki: "Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de fayda verme gücüne sahibim. Her milletin bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne…
Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Aynı kök: قدم (48 geçiş) · Aynı kök: اجل (56 geçiş)
Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler.…
Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ecel
Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz.
Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ecel
Hiçbir ümmet, kendi ecelinin önüne geçemez, onu geciktiremez de.
Aynı kök: قدم (48 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i…
Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Aynı kök: قدم (48 geçiş)
De ki: "Sizin için belirlenen bir gün vardır ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz."
Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip…
Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
Bunların bir de ümmi takımı vardır; Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir saat (bir an) geri kalır ne de öne gelebilirler. dipnot 1
Her toplumun bir vadesi vardır: Vadeleri dolduğu vakit, onu bir an ne erteleyebilirler ve ne öne alabilirler.
Ve her toplum için bir vade belirlenmiştir: Öyle ki, vadeleri dolduğunda onu bir tek an olsun, ne geciktirebilirler ne de öne alabilirler.
Her topluluğun takdir edilmiş bir ömrü vardır. . . Onların ömrünün sonu geldiğinde, ne bir an ertelenebilir, ne de öne alabilirler.
Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler (tam zamanında çökerler.)
Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler.
Her toplum için bir süre belirlenmiştir. Sonunda süreleri dolduğunda, ne bir saat ertelenirler ne de öne alınırlar.
Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince, ne bir an geri kalırlar ne de bir an öne gelebilirler.
Her bir toplumun bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir an erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.
Her bir toplumun bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir an erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.
Her milletin bir sonu vardır ve o son gelince bir an geri de kalmazlar öne de geçemezler.
Her ümmet için bir müddet mukadder, müddetleri gelince bir lahza geri de kalmazlar, öne de geçemezler
Her ümmetin dipnot 1 bir eceli dipnot 2 vardır. Ecelleri gelince ne bir an ertelenir ne de bir an öne alınır.
Her ümmetin dipnot 1 bir eceli dipnot 2 vardır. Ecelleri gelince ne bir an ertelenir ne de bir an öne alınır.
Her ümmetin dipnot 1 bir eceli dipnot 2 vardır. Ecelleri geldiği zaman ne bir saat ertelenir ne de bir saat öne alınır.
Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler [tam zamanında çökerler].
Her ümmetin (mukadder) bir eceli vardır. Binaen'aleyh o müddetleri gelince bir saat ne geri bırakabilirler, ne öne alabilirler.
Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince; ne bir an geri kalır, ne de bir an ileri gidebilirler.
(28-34) İğrenç / Fahiş bir şey yaptıklarında derler ki babalarımızı onun üzerinde bulduk , Allah da bize onu emretti. Deki Muhakkak Allah iğrençlik / fuhşiyat emretmez, Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz? De ki Rabbim kıstaslı / ölçülü olmayı emretti, her mescidin yanında yüzlerinizi kaldırın ve O’nun dinini ona halis kılarak ona dua edin. Sizi ilk yaratmaya başladığında ki gibi ona iade edileceksiniz. Bir bölümü yola girmiştir / h idayettedir, bir bölümünün ise sapmışlık / dalalet hakikatleri oldu. Muhakkak Allah’ın yerine şeytanları dostlar edinenler kesin hidayette olduklarını değerlendiriyorlar / hesap ediyorlar. Ey Âdem oğulları, her mescitte ziynetlerinizi alınız, yiyiniz ve içiniz, israf etmeyiniz, O / Allah, israf edenleri sevmez. De ki kim, Allah’ın kulları için çıkardığı ziyneti ve rızıktan hoş olanları haram edebilir ki? Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir ve kıyamet günü de sadece iman edenlere hastır. Bu şekilde bilen bir kavim için ayetleri ayrıntılı açıklıyoruz / tafsil ediyoruz. Muhakkak rabbin iğrençliğin / fuhşiyâtın gizlisini, açığını, kötülüğü, haksız ye re haddi aşmayı , Allah’a, hakkında delil indirmediği şeyde şirk koşmayı , Allah hakkında bilmediklerinizi söylemenizi haram kıldı. Her toplumun / her ümmetin süresi / eceli vardır. Ecelleri geldiği vakit, ne bir saat ertelenir / tehir edilir, ne de erkene alınır.
Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiği vakit onu ne bir an erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.
Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri gelince (onlar), ne bir an geri kalırlar, ne de öne geçerler, (tam vaktinde batıp giderler).
Her toplumun bir eceli vardır. Ecelleri gelince bir an bile erteleyemezler. Onu, öne de alamazlar dipnot 1 .
Her toplumun (ümmet) bir eceli vardır. Ecelleri gelince onu ne erteleyebilirler, ne de ecelleri gelmeden onun öne alınmasını sağlayabilirler dipnot 1 .
Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiğinde; ne bir süre ertelenebilir, ne de öne alınabilir.
Her toplumun bir sonu vardır. Sonları geldiğinde; ne bir süre ertelenebilir ne de öne alınabilir.
Her ümmet için belirlenmiş bir süre vardır. Süreleri dolunca ne bir saat geri kalırlar ne de öne geçerler.
And to every people, all and each, We have ordained a definite point of time, and when their time is fulfilled never shall they be able to delay it or anticipate for one hour or infinitely less
There is a time set for every people: they cannot hasten it, nor, when it comes, will they be able to delay it for a single moment.
To every people is a term appointed: when their term is reached, not an hour can they cause delay, nor (an hour) can they advance (it in anticipation).
For every community there is an appointed term; and when its term arrives, they cannot tarry behind a moment, nor can they get ahead. dipnot 1
Children of Adam! if Messengers come to you from among yourselves, recounting My Signs to you, those who have taqwa and put things right, will feel no fear and will know no sorrow.
And every nation has its appointed term; when their term comes, neither can they delay it nor can they advance it an hour (or a moment).
There is a [preordained] time for every nation: when their time comes, they shall not defer it by a single hour nor shall they advance it.
For (the end of) every nation there is a term fixed, so that when their term comes, they cannot delay a single moment (to avoid it) nor can they get ahead (of it to escape from it).
To every nation a term; when their term comes they shall not put it back by a single hour nor put it forward.
Know that each nation [like every individual] has a destiny and none can accelerate or postpone its death.
Every nation has its appointed time, and when their appointed time comes they cannot keep it back an hour, nor can they bring it on.
For every nation will be an allotted time; when their time is reached, they will not delay by one moment nor advance it.
Unto every nation there is a predixed term; therefore when their term is expired, they shall not have respite for an hour, neither shall they be anticipated.
Every nation (or community) has its appointed term, and when their appointed term is completed they cannot delay it an hour, nor can they advance it.
And to every nation (there is) a term; so when their term comes, they will not (be able to) postpone (it) by a (single) hour, nor will they put (it) forward.
And every nation hath its term, and when its term cometh, they cannot put it off an hour nor yet advance (it).
A term is fixed for every people; and when their appointed time is come there will neither be a moment's delay nor haste.
And for all people a term has been set: and when [the end of] their term approaches, they can neither delay it by a single moment, nor can they hasten it.
For each community there is an appointed term. When their time arrives, they can neither delay it for a moment, nor could they advance it.
And for every nation will be an allotted time; when their time is reached, they will not delay by one hour nor advance.
For each community, there is a predetermined life span. Once their interim comes to an end, they cannot delay it by one hour, nor advance it.
And for every nation is a [specified] term. So when their time has come, they will not remain behind an hour, nor will they precede [it].
And for every community is a term; then when their term comes, they will not defer an hour, nor will they advance.
All nations and communities determine the terms of their Rise and Fall in accordance with these Divine Laws. And these Laws work with meticulous timing, without delay and without hastening.
To every People is a time period fixed: When their time ends, they cannot delay an hour, and not (an hour) can they advance (the end).
For every people there is an appointed time. So, when their appointed time will come, they cannot be late for a moment, nor will they get ahead.
And for every nation will be an appointed time; when their time is reached, they will not delay by one hour nor advance.