Müzzemmil suresi

Müzzemmil suresi, 20. ayet

Müzzemmil suresi, 20. ayet. إِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ أَنَّكَ تَقُومُ أَدْنَىٰ مِن ثُلُثَىِ ٱلَّيْلِ وَنِصْفَهُۥ وَثُلُثَهُۥ وَطَآئِفَةٌ مِّنَ ٱلَّذِينَ مَعَكَ وَٱللَّهُ يُقَدِّرُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ عَلِمَ أَن لَّن تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ فَٱقْرَءُوا۟ مَا تَيَسَّرَ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ عَلِمَ أَن سَيَكُونُ مِنكُم مَّرْضَىٰ وَءَاخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِى ٱلْأَرْضِ يَبْتَغُونَ مِن فَضْلِ ٱللَّهِ وَءَاخَرُونَ يُقَٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَٱقْرَءُوا۟ مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَقْرِضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا وَمَا تُقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُم مِّنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِندَ ٱللَّهِ هُوَ خَيْرًا وَأَعْظَمَ أَجْرًا وَٱسْتَغْفِرُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌۢ

inne rabbeke ya`lemü enneke teḳûmü ednâ min ŝülüŝeyi-lleyli veniṣfehû veŝülüŝehû veṭâifetüm mine-lleẕîne me`ak. vellâhü yüḳaddiru-lleyle vennehâr. `alime el len tuḥṣûhü fetâbe `aleyküm faḳraû mâ teyessera mine-lḳur'ân. `alime en seyekûnü minküm merḍâ veâḫarûne yaḍribûne fi-l'arḍi yebtegûne min faḍli-llâhi veâḫarûne yüḳâtilûne fî sebîli-llâh. faḳraû mâ teyessera minhü veeḳîmu-ṣṣalâte veâtü-zzekâte veaḳriḍü-llâhe ḳarḍan ḥasenâ. vemâ tüḳaddimû lienfüsiküm min ḫayrin tecidûhü `inde-llâhi hüve ḫayrav vea`żame ecrâ. vestagfirü-llâh. inne-llâhe gafûrur raḥîm.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde bulunanlardan bir topluluk da böyle yapıyor. Allah, gece ve gündüzü düzenleyip takdir eder. Sizin buna (gecenin tümünde yahut çoğunda ibadete) gücünüzün yetmeyeceğini bildi de sizi bağışladı (yükünüzü hafifletti.) Artık, Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Allah, içinizde hastaların bulunacağını, bir kısmınızın Allah'ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacağını, diğer bir kısmınızın ise Allah yolunda çarpışacağını bilmektedir. O halde, Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah'a güzel bir borç verin. Kendiniz için önceden ne iyilik gönderirseniz, onu Allah katında daha üstün bir iyilik ve daha büyük mükafat olarak bulursunuz. Allah'tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Müzzemmil 17–20 · surenin 20. ayeti / 20

Konu Hafifletme ve son hükümler Müzzemmil 20–20 3

Tek ayet; sure başındaki gece ibadeti emrini hafifleten uzun hüküm ayeti.

  1. Müzzemmil 17

    Hal böyle iken inkar ederseniz, çocukları ak saçlı ihtiyarlara çevirecek olan bir günden (kıyametten) nasıl korunursunuz?

  2. Müzzemmil 18

    O günle gök (bile) yarılır, Allah'ın va'di gerçekleşir.

  3. Müzzemmil 19

    Şüphesiz bunlar bir öğüttür. Kim dilerse Rabbine ulaştıran bir yol tutar.

  4. 20

    (Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde bulunanlardan bir topluluk da böyle yapıyor. Allah, gece ve gündüzü düzenleyip takdir eder. Sizin buna (gecenin tümünde yahut çoğunda ibadete) gücünüzün yetmeyeceğini bildi de sizi bağışladı (yükünüzü hafifletti.) Artık, Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Allah, içinizde hastaların bulunacağını, bir kısmınızın Allah'ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacağını, diğer bir kısmınızın ise Allah yolunda çarpışacağını bilmektedir. O halde, Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah'a güzel bir borç verin. Kendiniz için önceden ne iyilik gönderirseniz, onu Allah katında daha üstün bir iyilik ve daha büyük mükafat olarak bulursunuz. Allah'tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

20. Yüce Allah, bu sûrenin başlarında, Rasûlüne gecenin yarısını, üçte ikisini yahut üçte birini namazla geçirmesini emretmiştir. Aslolan ise hükümlerde ümmetinin ona uymasıdır. Burada da onun kendisine verilen o emre uyduğu gibi mü’minlerden bir kesimin de o emre uyduğu söz konusu edilmektedir.

Emrolunan bu süreyi tespit etmek, insanlara ağır geldiğinden dolayı Yüce Allah, artık bunun kendilerine son derece kolaylaştırdığını haber vermekte ve: “Gece ve gündüzü yalnız Allah takdir ve tespit eder” buyurmaktadır. Yani onların miktarlarını, bunların ne kadarının gidip geriye ne kadarının kaldığını tam manasıyla O bilir.

"O, sizin gece (ibadet vaktini) tam olarak hesap edemeyeceğinizi” yani bu büyük bir dikkat ve oldukça titizlik gerektirdiğinden dolayı onun miktarını eksiksiz ve fazlasız olarak belirleyemeyeceğinizi “bildiği için sizi affetti.” Yükünüzü hafifletti ve tayin edilen miktardan ister fazla ister eksik olsun, size kolayınıza gelen kadarı ile yetinmeyi emretti.

“Artık Kur’ân’dan kolayınıza geleni okuyun.” Yani bildiğiniz bölümleri ve size ağır gelmeyecek miktarı okuyun. Bundan dolayıdır ki geceleyin namaz kılan kimse, bu konuda istekli ve gücü yerinde olduğu sürece namaz kılmakla emrolunmuştur. Yorulur yahut tembellik basar yahut uyuklayacak olursa, namaza huzurla ve dinlenmiş olarak devam edebilmesi için dinlenmelidir.

Daha sonra Yüce Allah, bu yükümlülüğü hafifletmeye uygun gerekçeler olan bazı sebepleri söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Allah, içinizden hastalananlar olacağını... bilir.” Böylelerine ise gecenin yarısı, üçte biri veya üçte ikisi boyunca namaz kılmak ağır gelir. O halde hasta olan kimse, kolayına gelen kadarını kılsın. Aynı şekilde eğer kendisine ağır gelecekse ayakta namaz kılması da emrolunmamıştır. Hatta nafile namaz kılmak, ona ağır gelirse bunu terk edebilir. Üstelik ona sağlıklı iken yapmış olduğu nafile amellerin ecri de yazılır.

"Bir kısmınızın Allah’ın lütfundan (rızkını) aramak üzere yeryüzünde yol tepeceğini” yani başkalarına muhtaç olmamak ve onlara el açmamak için ticaret yapmak maksadı ile yolculuk edecek kimseler bulunacağını bilir. Yani yolculuk yapan kimsenin durumu, yükünün hafifletilmesini gerektirir. Bundan dolayı farz namaz yükü hafifletilmiş, iki vakit namazı cem ederek bir vakitte kılması, dört rekâtlik farzları iki rekât olarak kısaltması ona mubah kılınmıştır.

Aynı şekilde “başka bir kısmınızın da Allah yolunda çarpışacağını bilmektedir. O halde Kur'ân’dan kolayınıza geleni okuyun.” Yüce Allah, burada iki hafifletmeyi söz konusu etmektedir. Bunlardan birisi, sağlıklı ve mukim (yolcu olmayan) kimseye dair bir hafifletmedir. Böyle bir kişi, vakti tam tespit etme külfetine girmeksizin, gayret ve isteğini göz önünde bulundurarak gece namazını kılar. Hatta en faziletli olan vakti değerlendirir ki bu da gecenin ilk yarısından sonra gelen gecenin üçte birlik bölümüdür.

Diğer hafifletme ise hasta ve yolcu içindir. Bu yolculuk da ister ticaret kastı ile olsun, ister cihad, hac veya buna benzer bir ibadet kastı ile yapılmış olsun fark etmez. O da külfete girmeyeceği hususları göz önünde bulundurmalıdır.

Dinde bize zorluk kılmayıp aksine şeriatını kolaylaştırdığı, kullarının hallerini, dinlerinin, bedenlerinin ve dünyalarının maslahatını dikkate aldığı için Yüce Allah’a hamd-u senâlar olsun.

Daha sonra Yüce Allah, ibadetlerin anası ve direği olan iki ibadeti emretmektedir. Bunlar ise kendisi olmaksızın dinin doğru bir şekilde ayakta duramayacağı namazı dosdoğru kılmak, diğeri de imanın kanıtı olan zekâtı vermektir. Ki zekât sayesinde fakirler ve yoksullar da gözetilmiş olur. Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Namazı” rükünleri, sınırları, şartları ve bütün tamamlayıcı unsurları ile birlikte “dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a güzel bir borç verin.” Samimi bir niyet ile nefsinizden bir sebat ile temiz maldan yalnız Allah için verin. Bunun kapsamına farz olan zekât da müstehab olan sadakalar da girmektedir.

Daha sonra genel olarak bütün hayırlara ve bunları yapmaya teşvikte bulunarak şöyle buyurmaktadır: “Kendiniz için önden ne hayır gönderirseniz onun mükafatını Allah katında hem daha hayırlı, hem de daha büyük olarak bulursunuz.” Bir iyilik on katından yedi yüz katına kadar ve daha pek çok katlara kadar karşılık görecektir.

Bilinmeli ki bu dünya yurdunda zerre ağırlığı kadar yapılan bir hayır, ebedî nimetler yurdu olan cennette dünyanın ve üzerinde bulunanların kat kat fazlası lezzetler ve arzu edilen şeylerle karşılık bulacaktır. Bu dünyadaki hayır ve iyilik, ebedilik yurdundaki hayır ve iyiliğin kaynağı, tohumu, aslı ve esasıdır. Gafletlerle geçen vakitlere ne kadar üzülünse azdır. Salih amellerin dışındaki işlerle geçen zamanlara ne kadar yazık!

Yaratıcının öğüdünden etkilenmeyen ve onlara bizzat kendilerinden daha çok merhametli olanın teşvik edici buyruklarından istifade edemeyen kalplere yazıklar olsun!

Hamd-u senâlar Sanadır Allah’ım. Şikâyetlerimiz Sanadır. Senden yardım dileriz. Bütün gücümüz, kuvvetimiz Senin yardımınladır.

"Allah’tan bağışlanma dileyin. Çünkü Allah, çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir.” İtaat ve hayırlı işleri yapmaya teşvikten sonra mağfiret dileme emrinin anlamı çok büyüktür. Çünkü kullar, emrolundukları hususlarda mutlaka kusur ederler. Ya hiçbir şekilde emri yerine getirmez yahut da eksik bir şekilde yaparlar. O bakımdan Allah, bunun mağfiret dilenerek telafi edilmesini emretmektedir. Kul, gece gündüz günah işler durur. Allah, rahmet ve mağfireti ile onu kuşatmayacak olursa, şüphesiz o helâk olur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Peygamber! Şüphesiz Rabbin biliyor ki, muhakkak sen ve seninle beraber Müminlerden bir kısmı da bazen gecenin üçte ikisinden biraz daha azında namaz kılıyorsunuz. Bazen de yarısı kadar namaz kılıyorsunuz ve bazen de üçte biri kadarında namaz kılıyorsunuz. Allah geceyi ve gündüzü takdir eder ve onların saatlerinin hesabını yapar. Allah, sizin onların saatlerini zaptetmeyi ve hesap etmeyi takdir edemediğinizi ve istenilen şeye talip olmak için gecenin çoğunda kalkmanın sizlere meşakkat verdiğini biliyor. Bu yüzden sizlerin tövbelerini kabul etti. Öyleyse gece, sizin kolayınıza geldiği kadar namaz kılın. -Ey Müminler!- Allah, aranızdan hastalanmış olanları hastalığın yorduğunu, diğerlerinizin ise Allah’ın rızıklarını aramak üzere yolculuğa çıkacağını ve bir başka kısmınızın da Allah’ın rızasını ve onun kelimesinin en yüce olmasını arzulayarak kâfirlerle savaşacağını biliyor. İşte bu kimselerin gece namaza kalkmaları meşakkat olacak. Öyleyse gece sizin kolayınıza geldiği kadar namaz kılın. Farz namazlarını ise en eksiksiz biçimde yerine getirin. Malınızın zekâtını verin ve mallarınızdan Allah yolunda infakta bulunun. Kendiniz adına yerine getirdiğiniz hangi iyilik olursa olsun, onu daha büyük bir hayır ve daha üstün sevap olarak bulacaksınız. Allah’tan bağışlanma dileyin. Allah kullarından tövbe edenleri bağışlar ve onlara merhamet eder.

Kelimeler

78 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّ inne şüphesiz
  2. رَبَّكَ rabbeke Rabbin kök: ربب
  3. يَعْلَمُ yea'lemu biliyor kök: علم
  4. أَنَّكَ enneke senin
  5. تَقُومُ tekumu kalktığını kök: قوم
  6. أَدْنَىٰ edna daha azında kök: دنو
  7. مِن min -nden
  8. ثُلُثَىِ suluseyi üçte ikisi- kök: ثلث
  9. ٱلَّيْلِ l-leyli gecenin kök: ليل
  10. وَنِصْفَهُۥ ve nisfehu ve yarısında kök: نصف
  11. وَثُلُثَهُۥ ve sulusehu ve onun üçte birinde kök: ثلث
  12. وَطَآئِفَةٌۭ ve taifetun bir topluluğun da kök: طوف
  13. مِّنَ mine -dan
  14. ٱلَّذِينَ ellezine bulunanlar-
  15. مَعَكَ ۚ meake seninle beraber
  16. وَٱللَّهُ vallahu ve Allah kök: اله
  17. يُقَدِّرُ yukaddiru takdir eder kök: قدر
  18. ٱلَّيْلَ l-leyle geceyi kök: ليل
  19. وَٱلنَّهَارَ ۚ ve nnehara ve gündüzü kök: نهر
  20. عَلِمَ alime bildi kök: علم
  21. أَن en
  22. لَّن len asla
  23. تُحْصُوهُ tuhsuhu sizin onu sayamayacağınızı kök: حصي
  24. فَتَابَ fetabe bu yüzden affetti kök: توب
  25. عَلَيْكُمْ ۖ aleykum sizi
  26. فَٱقْرَءُوا۟ fekra'u artık okuyun kök: قرا
  27. مَا ma şeyi
  28. تَيَسَّرَ teyessera kolayınıza gelen kök: يسر
  29. مِنَ mine -dan
  30. ٱلْقُرْءَانِ ۚ l-kurani Kur'an- kök: قرا
  31. عَلِمَ alime bilmiştir kök: علم
  32. أَن en
  33. سَيَكُونُ seyekunu bulunacağını kök: كون
  34. مِنكُم minkum içinizden
  35. مَّرْضَىٰ ۙ merda hastalar kök: مرض
  36. وَءَاخَرُونَ ve aharune ve başka kimseler kök: اخر
  37. يَضْرِبُونَ yedribune gezip kök: ضرب
  38. فِى fi
  39. ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzünde kök: ارض
  40. يَبْتَغُونَ yebtegune arayan kök: بغي
  41. مِن min -ndan
  42. فَضْلِ fedli lutfu- kök: فضل
  43. ٱللَّهِ ۙ llahi Allah'ın kök: اله
  44. وَءَاخَرُونَ ve aharune ve başka insanlar kök: اخر
  45. يُقَـٰتِلُونَ yukatilune savaşan kök: قتل
  46. فِى fi
  47. سَبِيلِ sebili yolunda kök: سبل
  48. ٱللَّهِ ۖ llahi Allah kök: اله
  49. فَٱقْرَءُوا۟ fekra'u onun için okuyun kök: قرا
  50. مَا ma şeyi
  51. تَيَسَّرَ teyessera kolayınıza gelen kök: يسر
  52. مِنْهُ ۚ minhu O'ndan
  53. وَأَقِيمُوا۟ ve ekimu ve ayağa kaldırın kök: قوم
  54. ٱلصَّلَوٰةَ s-salate salatı kök: صلو
  55. وَءَاتُوا۟ ve atu ve verin kök: اتي
  56. ٱلزَّكَوٰةَ z-zekate zekatı kök: زكو
  57. وَأَقْرِضُوا۟ ve ekridu ve borç verin kök: قرض
  58. ٱللَّهَ llahe Allah'a kök: اله
  59. قَرْضًا kardan bir borçla kök: قرض
  60. حَسَنًۭا ۚ hasenen güzel kök: حسن
  61. وَمَا ve ma ve
  62. تُقَدِّمُوا۟ tukaddimu verdiklerinizi kök: قدم
  63. لِأَنفُسِكُم lienfusikum kendiniz için kök: نفس
  64. مِّنْ min -dan
  65. خَيْرٍۢ hayrin hayır- kök: خير
  66. تَجِدُوهُ teciduhu bulacaksınız kök: وجد
  67. عِندَ inde katında kök: عند
  68. ٱللَّهِ llahi Allah kök: اله
  69. هُوَ huve o
  70. خَيْرًۭا hayran daha hayırlıdır kök: خير
  71. وَأَعْظَمَ ve ea'zeme ve daha büyüktür kök: عظم
  72. أَجْرًۭا ۚ ecran mükafatça kök: اجر
  73. وَٱسْتَغْفِرُوا۟ vestegfiru ve mağfiret dileyin kök: غفر
  74. ٱللَّهَ ۖ llahe Allah'tan kök: اله
  75. إِنَّ inne şüphesiz
  76. ٱللَّهَ llahe Allah kök: اله
  77. غَفُورٌۭ gafurun çok bağışlayandır kök: غفر
  78. رَّحِيمٌۢ rahimun çok esirgeyendir kök: رحم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: قرض (13 geçiş) · Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş)

    Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: "Sizinle beraberim.…

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş)

    Haram aylar çıkınca bu Allah'a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları…

  • Aynı kök: قدم (48 geçiş) · Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş)

    Baş başa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı…

  • Aynı kök: قدم (48 geçiş) · Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş)

    Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı…

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş)

    Fakat tövbe edip, namazı kılar ve zekatı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş)

    Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar…

  • Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden "mükatebe"…

  • Aynı kök: مرض (24 geçiş) · Aynı kök: ثلث (32 geçiş) · Aynı kök: يسر (44 geçiş)

    Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki Rabbin, senin ve beraberinde bulunan bir grubun gecenin üçte ikisinden daha az bir kısmında, yarısında ve üçte birinde kalkmakta olduğunu biliyor. dipnot 1 Allah gecenin ve gündüzün ölçüsünü belirler. O, sizin bunu (tamamen) sayamayacağınızı bilmiş ve (bunun için) tevbenizi kabul etmiştir. Kolay olan zamanda Kur'an'dan okuyun! dipnot 2 İçinizde hastalar olacağını, (içinizden) bir kısmının Allah'ın lütfundan (rızık) aramak üzere yeryüzünde sefere çıkacağını, diğer bir kısmının da Allah yolunda savaşacağını (Allah) bilmektedir. Kolay olan zamanda ondan (Kur'an'dan) okuyun! Namazı kılın, zekâtı verin ve Allah'a güzel bir borç dipnot 3 verin! Kendiniz için (önceden) ne tür bir iyilik sunarsanız, Allah katında onu hem daha hayırlı hem de ödül bakımından daha büyük olarak bulacaksınız. dipnot 4 Allah'tan bağışlanma dileyin! Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet surenin ilk ayetlerindeki ev edatının "veya" değil, "ve, yani" anlamında olduğunun delilidir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu ifade "Kur'an'dan kolay olanı, kolayınıza geleni, kolayınıza geldiği zaman, kolay ulaşılanı okuyun" şeklinde de anlaşılabilir. Kur'an'ın kolaylaştırıldığıyla ilgili benzer mesajlar: Meryem 19:97; Duhân 44:58; Kamer 54:17, 22, 32, 40.
  3. metne dön, dipnot 3
    [Kard-ı hasen] kavramı "güzel borç" anlamında Allah'a verilen yani karşılığı sadece O'ndan beklenen yardım demektir. Benzer mesajlar: Bakara 2:245; Mâide 5:12; Hadîd 57:11, 18; Teğâbun 64:17.
  4. metne dön, dipnot 4
    Benzer mesaj: Bakara 2:110.

Mustafa İslamoğlu

(Ey Nebi!) Elbet Rabbin senin ve yanındakilerden bir kısmının gecenin üçte ikisini, ve yarısını, ve üçte birini uyanık geçirdiğini bilmektedir. Gecenin ve gündüzün miktarını belirleyen Allah, sizin onun üstesinden gelemeyeceğinizi bilmiş ve size rahmetiyle yönelmiştir. Artık Kur'an'dan kolayınıza gelen kadarını okuyun!

Muhammed Esed

(Ey Peygamber!) Rabbin, senin ve beraberindekilerin gecenin üçte ikisini, yahut yarısını, yahut üçte birini (namaz için) uyanık geçirdiğini bilir. Gecenin ve gündüzün ölçüsünü koyan Allah, sizin onu küçümsemeyeceğinizi bilir ve bu sebeple O rahmetiyle size yaklaşır. O halde Kur'an'ın kolayca okuyabileceğiniz kadarını okuyun. Allah, zaman zaman içinizde hastalar, Allah'ın lütfunu aramak için yola koyulanlar ve Allah yolunda savaşa çıkanlar olacağını bilir. Öyleyse ondan (yalnızca) kolayca okuyabileceğiniz kadarını okuyun, namazınızda devamlı ve dikkatli olun ve karşılıksız harcamada bulunun ve (böylece) Allah'a güzel bir borç verin çünkü kendi adınıza güzel ne iş yaparsanız karşılığını aynen Allah katında görürsünüz; evet, daha iyi ve daha zengin bir ödül olarak. Ve (daima) Allah'ın bağışlayıcılığını arayın. Kuşkusuz Allah çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki Rabbin senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında veya üçte birinde kalktığını biliyor. . . Seninle beraber olanlardan bir grubun da! Geceyi ve gündüzü Allah takdir ediyor! (Allah) onu asla değerlendiremeyeceğinizi bildi de tövbenizi kabul etti. . . Kuran'dan kolaylaşanı okuyun (idrak edin)! (Allah) bilir ki, sizden hastalar, arzda dolaşıp Allah'ın lütfundan talep eden kimseler ve Allah yolunda savaşan kimseler olacaktır. Artık Ondan kolaylaşan kadarını okuyun; salatı ikame edin (yönelişi kaim kılın müşahede ile), zekatı verin ve Allah'a güzel bir ödünç verin. . . Kendiniz için (önceden) hayırdan ne takdim ederseniz, Allah indinde onun çok daha büyük ve hayırlısını bulursunuz. Allah'tan mağfiret dileyin! Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

Ali Bulaç

Gerçekten Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden biraz eksiğinde, yarısında ve üçte birinde (namaz için) kalktığını bilir; seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını bilir). Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder. Sizin bunu sayamıyacağınızı bildi, böylece tevbenizi (O'na dönüşünüzü) kabul etti. Şu halde Kur'an'dan kolay geleni okuyun. Allah sizden hastalar olduğunu, başkalarının Allah'ın fazlından aramak için yeryüzünde gezip dolaşacaklarını ve diğerlerinin Allah yolunda çarpışacaklarını bilmiştir. Öyleyse ondan (Kur'an'dan) kolay geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin. Hayır olarak kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir (karşılık) olarak Allah katında bulursunuz. Allah'tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

Ali Özek ve heyeti

(Rasûlüm!) Senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, (bazen) yarısını, (bazen de) üçte birini yatmadan (ibadetle) geçirdiğini ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını) Rabbin elbette biliyor. Gece ve gündüzü (içinde olup bitenleri iyiden iyiye) ölçüp biçen ancak Allah'tır. O sizin, bunu sayamayacağınızı bildiği için, sizi bağışladı. Artık, Kur’an'dan kolayınıza geleni okuyun. Allah bilmektedir ki, içinizde hastalar bulunacak, bir kısmınız Allah'ın lütfundan (rızık) aramak üzere yeryüzünde yol tepecekler, diğer bir kısmınız da Allah yolunda çarpışacaklardır. O halde Kur'an’dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah'a gönül hoşluğuyla ödünç verin. Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz; hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. Allah'tan mağfiret dileyin, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, Efendin, senin ve seninle birlikte olan bir topluluğun, hem gecenin üçte ikisinin biraz eksiğinde hem onun yarısında hem de onun üçte birinde ayakta olduğunu bilir. Gecenin ve gündüzün ölçülerini belirleyen Allah, bunu yapamayacağınızı bildiği için sizi bağışlamıştır. Artık, Kur'an'dan, size kolay geleni okuyun. Aranızdan bir bölümünüzün sağlığının bozulacağını, bir bölümünüzün Allah'ın lütfundan aramak için yola koyulacağını, bir bölümünüzün de Allah'ın yolunda savaşacağını bilir. Artık, Ondan, size kolay geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin. Allah'a güzel bir borç olarak borç verin. Kendiniz için yaptığınız her iyiliği, Allah'ın katında daha iyi ve daha büyük bir ödül olarak bulursunuz. Ve Allah'tan bağışlanma dileyin. Kuşkusuz, Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

Bayraktar Bayraklı

Hiç şüphen olmasın, Rabbin senin durumunu biliyor. Gecenin üçte ikisinden daha azını, yarısını, üçte birini ayakta geçiriyorsun. Seninle beraber olanlardan bir grup da öyle yapıyor. Allah, gece ve gündüz olanları ölçüp biçiyor. Sizin onu sayamayacağınızı bildiği için, sizin tövbenizi kabul etti. Artık Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyunuz. Sizden hastalar olacağını bildi. Bir kısmınızın Allah'ın lütfundan bir şeyler aramak için gurbete çıkacağını, diğer bir kısmının da Allah yolunda savaşacaklarını bildi. O halde Kur'an'dan kolay geleni okuyunuz. Namazı kılınız. Zekatı veriniz. Güzel bir ödünçle Allah'a ödünç veriniz. Kendiniz için önden gönderdiğiniz iyiliğin, Allah katında hayrını daha çok, ödülünü daha büyük olarak bulacaksınız. Allah'tan af dileyin. Şüphesiz Allah çok affedendir; çok merhamet sahibidir.

Edip Yüksel

Efendin, senin ve yoldaşlarından bir grubun, gecenin üçte ikisinden az, yarısında ve üçte birinde kalktığını bilir. Gecenin ve gündüzün miktarını ALLAH belirler. O, sizin bunu yapamayacağınızı bildiği için sizi affetmiştir. Öyleyse Kuran'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun. Aranızda hastalar, yeryüzünde ALLAH'ın lütfundan rızık arayanlar ve ALLAH yolunda savaşanlar olduğunu bilmektedir. Ondan kolayınıza geldiği kadar okuyun. Salatı gözetin, zekatı verin ve güzel davranmak yoluyla ALLAH'a bir borç sunun. Kendiniz için yaptığınız her iyiliği, ALLAH katında daha iyi ve daha büyük bir ödül olarak bulacaksınız. ALLAH'tan bağışlanma dileyin; ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Rabbin, senin ve yoldaşlarıdan bir grubun, gecenin üçte ikisinden az, yarısında ve üçte birinde kalktığını bilir. Gecenin ve gündüzün miktarını ALLAH belirler. O, sizin bunu yapamıyacağınızı bildiği için sizi affetmiştir. Öyleyse Kuran'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun. Aranızda hastalar, yeryüzünde ALLAH'ın lütfundan rızık arayanlar ve ALLAH yolunda savaşanlar olduğunu bilmektedir. Ondan kolayınıza geldiği kadar okuyun. Namazı gözetin, zekatı verin ve güzel davranmak yoluyla ALLAH'a bir borçsunun. Kendiniz için yaptığınız her iyiliği, ALLAH katında daha iyi ve daha büyük bir ödül olarak bulacaksınız. ALLAH'tan bağışlanma dileyin; ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Gerçekten Rabbin biliyor ki sen, muhakkak gecenin üçte ikisine yakınını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçiriyorsun, beraberinde bulunan bir grup da (böyle yapıyor). Oysa geceyi, gündüzü Allah takdir eder. Sizin bundan ötesini başaramayacağınızı bildiği için size lütuf ile muamelede bulundu. Bundan böyle Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun; O, içinizden hastaların olacağını, diğer bir kısmının Allah'ın lütfundan bir kar aramak üzere yeryüzünde yol tepeceklerini, diğer bir kısmının da Allah yolunda çarpışacaklarını bilmektedir; O halde o (Kur'an)dan kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a karz-ı hasen verin! Kendi hesabınıza hayır olarak ne (iyilik) yapıp gönderirseniz, onu Allah yanında daha hayırlı ve karşılık olarak daha büyük bulacaksınız. Allah'tan bağışlanma dileyin! Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Filhakıka rabbın biliyor ki sen muhakkak gece üçte ikisine yakın ve yarısı ve üçte biri kalkıyorsun beraberindekilerden de bir taife, halbuki geceyi gündüzü Allah takdir eder, bildi ki siz onu bundan öte başaramazsınız, onun için size lutf ile irca-ı nazar buyurdu, bundan böyle Kur'andan ne kolay gelirse okuyun, bildi ki içinizden hastalar olacak, diğer bir takımları Allahın fazlından bir kar aramak üzere yeryüzünde yol tepecekler, diğer bir takımları da Allah yolunda çarpışacaklar, o halde ondan ne kolay gelirse okuyun ve namazı kılın ve zekatı verin ve Allaha karz-ı hasen takdim edin, kendilerinizin hisabına hayr olarak her ne de takdim ederseniz onu Allah yanında daha hayırlı ve ecirce daha büyük bulacaksınız, hem de Allaha istiğfar edin, şübhesiz ki Allah gafurdur, rahimdir.

Erhan Aktaş

Rabb'in, senin bazen gecenin üçte ikisinden daha az, bazen yarısı, bazen üçte bir kadar vakit geçirdiğini elbette biliyor. Seninle beraber bulunanlardan bir grubun da. Geceyi ve gündüzü takdir eden Allah'tır. dipnot 1 Onu asla hesaplayamayacağınızı dipnot 2 bildi de tevbenizi dipnot 3 kabul etti. O halde İlahi mesajı gücünüz yettiğince insanlara ulaştırmaya çalışın. dipnot 4 Ayrıca Allah, içinizden kimin hasta olduğunu bilmektedir. Kiminizin Allah'ın lütfundan rızkını aramak için yeryüzünde çalışmaya, kiminizin de kendisini Allah yolunda feda etmeye dipnot 5 çıktığını bilmektedir. O halde gücünüz yettiğince onu dipnot 6 nakletmeye, duyurmaya çalışın. dipnot 7 Salatı ikame edin, dipnot 8 zekatı yapın. dipnot 8 İyi bir ödünçle Allah'a ödünç verin. Kendiniz için hayır olarak ne verirseniz, ödül olarak Allah'ın katında onu daha hayırlısıyla ve daha büyüğüyle bulursunuz. Allah'tan bağışlanma dileyin. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gecenin ve gündüzün süresini belirleyen Allah'tır. Geceyi ve gündüzü kısaltıp, uzatamazsınız.
  2. metne dön, dipnot 2
    Geceyi uzatamayacağınızı, İlahi düzenlemeyi dikkate almanız gerektiğini.
  3. metne dön, dipnot 3
    Geceyi ayakta geçirmekten vazgeçmenizi.
  4. metne dön, dipnot 4
    Ayetin kelimesi kelimesine anlamı şu şekildedir: "O halde Kur'an'dan kolayınıza geleni duyurun." Ancak bu surenin
  5. metne dön, dipnot 5
    "Allah yolunda savaşmak" anlamı verilen bu cümle, cümlede yer alan "yukatilune" kelimesine, kelimenin anlamlarından biri olan "savaşmak" anlamı verilmesinden kaynaklanmaktadır. Oysaki bu kelimesin savaşmak dışında daha birçok anlamı bulunmaktadır. Ayetin, vahyin ilk ayetlerinden olması ve bağlamı da dikkate alındığında, bu kelimeye "savaşmak" anlamı vermek doğru değildir. "Katele" kelimesinin: kişinin kendisini arındırması anlamında "Nefislerinizi öldürün (2:54);" Arapça'da; şaraba su katmak anlamında, "Şarabı su ile öldürdüm;" birisini aşağılamak anlamında, "Falanca kişiyi öldürdüm; bir şeyi kesin olarak bilmek anlamında "Falan şeyi ilim açısından öldürdüm" gibi deyimlerde ve yine "Kendinizi öldürmeyin (4:29)," gibi örneklerde de görüldüğü gibi birçok anlamı bulunmaktadır. Söz konusu kelime; bu ayette, kişinin kendisini Allah yolunda feda etmesi, nefsini bu uğurda öldürmesi anlamında kullanılmıştır.
  6. metne dön, dipnot 6
    İlahi mesajı.
  7. metne dön, dipnot 7
    Lafzen, "O halde ondan kolayınıza geleni duyurun."
  8. metne dön, dipnot 8
    Bkz. 41:46. ayetin dipnotu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Rabb'in, senin bazen gecenin üçte ikisinden daha az, bazen yarısı, bazen üçte bir kadar vakit geçirdiğini elbette biliyor. Seninle beraber bulunanlardan bir grubun da. Geceyi ve gündüzü takdir eden Allah'tır. dipnot 1 Onu asla hesaplayamayacağınızı dipnot 2 bildi de tevbenizi dipnot 3 kabul etti. O halde ilahi mesajı gücünüz yettiğince insanlara ulaştırmaya çalışın. dipnot 4 Ayrıca Allah, içinizden kimin hasta olduğunu bilmektedir. Kiminizin Allah'ın lütfundan rızkını aramak için yeryüzünde çalışmaya, kiminizin de kendisini Allah yolunda feda etmeye dipnot 5 çıktığını bilmektedir. O halde gücünüz yettiğince onu dipnot 6 nakletmeye, duyurmaya çalışın. dipnot 7 Salatı ikame edin dipnot 8 , zekatı yapın. dipnot 8 İyi bir ödünçle Allah'a ödünç verin. Kendiniz için hayır olarak ne verirseniz, ödül olarak Allah'ın katında onu daha hayırlısıyla ve daha büyüğüyle bulursunuz. Allah'tan bağışlanma dileyin. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gecenin ve gündüzün süresini belirleyen Allah'tır. Geceyi ve gündüzü kısaltıp, uzatamazsınız.
  2. metne dön, dipnot 2
    Geceyi uzatamayacağınızı, ilahi düzenlemeyi dikkate almanız gerektiğini.
  3. metne dön, dipnot 3
    Geceyi ayakta geçirmekten vazgeçmenizi.
  4. metne dön, dipnot 4
    Ayetin literal anlamı şu şekildedir: "O halde kurandan kolayınıza geleni duyurun." Ancak bu surenin
  5. metne dön, dipnot 5
    Ayetinde de açıkladığımız gibi, "kuran" ve "okuma" sözcükleri bu ayette, yukarıda verdiğimiz anlamları ifade etmektedirler.
  6. metne dön, dipnot 6
    "Allah yolunda savaşmak" anlamı verilen bu cümle, cümlede yer alan "yukatilune" sözcüğüne, sözcüğün birincil anlamı olan "savaşmak" anlamı verilmesinden kaynaklanmaktadır. Oysaki bu sözcüğün savaşmak dışında daha birçok anlamı bulunmaktadır. Ayetin, vahyin ilk ayetlerinden olması ve bağlamı da dikkate alındığında, bu sözcüğe "savaşmak" anlamı vermek doğru değildir. "Katele" sözcüğünün: kişinin kendisini arındırması anlamında "Nefislerinizi öldürün" ( 2:54); Arapçada; şaraba su katmak anlamında, "Şarabı su ile öldürdüm;" birisini aşağılamak anlamında, "Falanca kişiyi öldürdüm; bir şeyi kesin olarak bilmek anlamında "Falan şeyi ilim açısından öldürdüm" gibi deyimlerde ve yine "Kendinizi öldürmeyin." (4:29) gibi örneklerde de görüldüğü gibi birçok anlamı bulunmaktadır. Söz konusu sözcük; bu ayette, kişinin kendisini Allah yolunda feda etmesi, nefsini bu uğurda öldürmesi anlamında kullanılmıştır.
  7. metne dön, dipnot 7
    İlahi mesajı.
  8. metne dön, dipnot 8
    Lafzen, "O halde ondan kolayınıza geleni duyurun."
  9. metne dön, dipnot 9
    . Bkz. 2:43. ayetin dipnotu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Rabb'in senin ve seninle beraber olan bir grubun, gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında, üçte birinde kalktığınızı biliyor. Geceyi ve gündüzü takdir eden Allah'tır. dipnot 1 Onu asla hesaplayamayacağınızı dipnot 2 bildi de tövbenizi dipnot 3 kabul etti. O halde ilahi mesajı gücünüz yettiğince insanlara ulaştırmaya çalışın. dipnot 4 Ayrıca Allah, kiminizin rahatsız, kiminizin Allah'ın lütfundan rızkını aramak için yeryüzünde çalışmaya, kiminizin de kendisini Allah yolunda feda etmeye dipnot 5 çıktığını bilmektedir. O halde gücünüz yettiğince onu dipnot 6 nakletmeye, duyurmaya çalışın. dipnot 7 Salatı ikame edin dipnot 8 , zekatı verin. dipnot 9 İyi bir ödünçle Allah'a ödünç verin. Kendiniz için hayır olarak ne verirseniz, ödül olarak Allah'ın katında onu daha hayırlısıyla ve daha büyüğüyle bulursunuz. Allah'tan bağışlanma dileyin. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gecenin ve gündüzün süresini belirleyen Allah'tır. Geceyi ve gündüzü kısaltıp, uzatamazsınız.
  2. metne dön, dipnot 2
    Geceyi uzatamayacağınızı, ilahi düzenlemeyi dikkate almanız gerektiğini.
  3. metne dön, dipnot 3
    Geceyi ayakta geçirmekten vazgeçmenizi.
  4. metne dön, dipnot 4
    Ayetin sözcük anlamı şu şekildedir: " O halde Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun." Ancak bu surenin 4. Ayetinde de açıkladığımız gibi, "Kur'an" ve "okuma" sözcükleri bu ayette, yukarıda verdiğimiz anlamları ifade etmektedirler.
  5. metne dön, dipnot 5
    "Allah yolunda savaşmak" anlamı verilen bu cümle, cümlede yer alan "yukatilune" sözcüğüne, sözcüğün birincil anlamı olan "savaşmak" anlamı verilmesinden kaynaklanmaktadır. Oysaki bu sözcüğün savaşmak dışında daha birçok anlamı bulunmaktadır. Ayetin, vahyin ilk ayetlerinden olması ve bağlamı da dikkate alındığında, bu sözcüğe "savaşmak" anlamı vermek doğru değildir. "Katele" sözcüğünün: kişinin kendisini arındırması anlamında "Nefislerinizi öldürün."(Bakara 254); Arapçada; şaraba su katmak anlamında, "Şarabı su ile öldürdüm;" birisini aşağılamak anlamında, "Falanca kişiyi öldürdüm; bir şeyi kesin olarak bilmek anlamında "Falan şeyi ilim açısından öldürdüm" gibi deyimlerde ve yine "Kendinizi öldürmeyin." (Nisa, 29 gibi örneklerde de görüldüğü gibi birçok anlamı bulunmaktadır. Söz konusu sözcük; bu ayette, kişinin kendisini Allah yolunda feda etmesi, nefsini bu uğurda öldürmesi anlamında kullanılmıştır.
  6. metne dön, dipnot 6
    İlahi mesajı.
  7. metne dön, dipnot 7
    Lafzen, "O halde ondan kolayınıza geleni okuyun."
  8. metne dön, dipnot 8
    Şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelin.
  9. metne dön, dipnot 9
    Allah'a yönelmeyi arınmış, temizlenmiş bir benlikle yapın.

Gültekin Onan

Gerçekten rabbin, senin gecenin üçte ikisinden biraz eksiğinde, yarısında ve üçte birinde (namaz için) kalktığını bilir; seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını bilir). Geceyi ve gündüzü Tanrı takdir eder. Sizin bunu sayamayacağınızı bildi, böylece tevbenizi (O'na dönüşünüzü) kabul etti. Şu halde Kuran'dan kolay geleni okuyun. Tanrı sizden hastalar olduğunu, başkalarının Tanrı'nın fazlından aramak için yeryüzünde gezip dolaşacaklarını ve diğerlerinin Tanrı yolunda çarpışacaklarını bilmiştir. Öyleyse ondan (Kuran'dan) kolay geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Tanrı'ya güzel bir borç verin. Hayır olarak kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir (karşılık) olarak Tanrı katında bulursunuz. Tanrı'dan mağfiret dileyin. Şüphesiz Tanrı, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

Hasan Basri Çantay

Şübhe yok ki Rabbin, senin, gecenin üçde ikisinden biraz eksik, yarısı, üçde biri kadar ayakda durmakda olduğunu ve senin maiyyetinde bulunanlardan bir zümrenin de (böyle yapdığını) biliyor. Geceyi, gündüzü Allah saymakdadır. O, bunu sizin sayamayacağınızı bildiği için size karşı (ruhsat canibine) döndü. Artık Kur'andan kolay geleni (ne ise onu) okuyun. Allah muhakkak bilmişdir ki içinizden hasta (lanan) lar olacak, diğer bir kısmı Allahın fazlından (nasıyb) aramak üzere yer (yüzün) de yol tepecekler, başka bir takımı da Allah yolunda çarpışaçaklardır. O halde ondan (Kur'andan size) kolay geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın. Zekatı verin. Allaha gönül hoşluğuyle ödüne verin. Önden nefisleriniz için ne hayır gönderirseniz onu Allahın nezdinde bulursunuz, (hem) bu daha hayırlı, sevabca daha büyük olmak üzere. Allahdan mağfiret isteyin. Şübhesiz ki Allah (mü'minleri) çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.

İbni Kesir

Şüphesiz ki Rabbın; senin, gecenin üçte ikisi, yarısı ve üçte biri içinde kalktığını bilir. Seninle beraber olan bir topluluğun da. Gece ve gündüzü Allah, takdir eder. Sizin onu sayamayacağınızı bildiğinden tevbenizi kabul etmiştir. Öyleyse Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. İçinizden hasta olacakları, Allah'ın lutfundan aramak üzere yeryüzünde dolaşacak olanları ve Allah yolunda savaşacak olanları şüphesiz ki Allah bilir. O halde ondan kolayınıza geleni okuyun, namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir ödünç verin. Kendiniz için hayırdan ne takdim ederseniz; Allah katında onu mükafat bakımından daha büyük ve daha hayırlı olarak bulursunuz. Ve Allah'tan mağfiret dileyin. Muhakkak ki Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.

Mehmet Alagaş

(20) Rabbin mutlaka biliyor ki sen kesinlikle gecenin üçte ikisine yakın, onun (gecenin) yarısında ve üçte birin de (toplam üç defa) kalkıyorsun. Beraberindekilerden bir grup ta / taife de (kalkıyor) , Allah geceyi ve gündüzü takdir edendir / ayarlayandır, onu /gece kalkışlarını başaramayacağınızı bildi, sizden tövbeleri / vazgeçişleri kabul etti, artık Kuran’dan size kolay olanı okuyun , ilerde sizden hasta olacağını bildi, diğer birilerinin ise arzda Allah ’ın maddi manevi nimet hazinesinden / fazlından aramak iç in yol tepeceğini de bildi ve diğer birilerinin de Allah yolunda savaşacağını / katledeceğini bildi. Artık Ondan / Kuran’dan size kolay olanı okuyun, namazı kalkın kılın, zekâtı verin, Allah’a güzel bir borcu, borç olarak verin , kendiniz için hayır olarak neyi sunarsanız / takdim ederseniz Onu, Allah yanında yine hayır olarak ve de kocaman bir ödül / ecir olarak bulursunuz, Allaha sığının / estağfurullah. Kesinlikle Allah günahı bağışlayan ve esirgeyendir. (Nafile ibadette aşırıya gidene Resulullah, sen usanmaz isen Allah usanmaz demiştir)

Rowwad Tercüme Merkezi

Şüphesiz Rabbin biliyor ki, gerçekten sen gecenin üçte ikisinden daha azı ve (bazen) yarısı ve (bazen de) üçte biri kadar (namaz için) kalkıyorsun. Beraberinde bulunanlardan (ashâbından) bir topluluk da (böyle yapıyor). Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder. O sizin, bunu sayamayacağınızı (buna güç yetiremeyeceğinizi) bildiği için sizi bağışladı. Öyleyse Kur’an’dan (bildiğiniz) kolayınıza geleni okuyun. İçinizden hasta olacakları, bir kısmınızın yeryüzünde dolaşıp Allah’ın rızkını arayacağını, diğerlerinin Allah yolunda savaşacağını da bilmektedir. Öyleyse ondan kolayınıza geleni okuyun, namazı ikame edin, zekâtı verin ve Allah’a güzel bir borç (ile borç) verin. Kendiniz için hayır olarak (dünyada) ne sunarsanız; onu Allah katında daha iyi, daha büyük bir mükâfat ile (karşılık verilmiş) bulursunuz. Allah’tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah; çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

Süleyman Ateş

Rabbin senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını; Seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Geceyi ve gündüzü takdir eden Allah, sizin onu sayamayacağınızı (zamanı hesab edip gecenin belli sa'atlerinde kalkamayacağınızı) bildiği için sizi affetti. Artık (belli bir sa'at gözetmeden) Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun (ne miktar kolayınıza gelirse o kadar gece namazı kılın, kendinizi zorlamayın.) Allah, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allah'ın lutfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka insanlar bulunacağını bilmiştir. Onun için Kur'an'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun. Namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin. Kendiniz için verdiğiniz hayırları, Allah katında verdiğinizden daha hayırlı ve mükafatça daha büyük bulacaksınız. Allah'tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

Süleymaniye Vakfı

Senin ve seninle beraber olanlardan bir grubun, gecenin üçte ikisine yakın bir vakitte, yarısında veya üçte birinde ayakta olduğunuzu Rabbin elbette biliyor dipnot 1 . Gece ile gündüzün ölçüsünü Allah koyar. O, bunu tam başaramayacağınızı bildi de yüzünüze baktı (ve işinizi kolaylaştırdı). Artık Kur'an'ı kolayınıza geldiği zaman dipnot 2 okuyun. O, içinizden hastaların olacağını, kimilerinin Allah'ın lütfunu aramak için yolculuğa çıkacağını, kimilerinin de Allah yolunda savaşacağını bilir. Öyleyse Kur'an'ı, kolayınıza geldiği zaman okuyun. Namazı düzgün ve sürekli kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir ödünç verin dipnot 3 . Kendiniz için şimdiden ne hayır yaparsanız onun karşılığını Allah katında daha iyi ve daha büyük bir ödül olarak bulursunuz dipnot 4 . Allah'tan bağışlanma dileyin. Çünkü Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gecenin bölümleriyle ilgili ayrıntılı bilgi için Müzzemmil 73/3. ayetin dipnotuna bakınız.
  2. metne dön, dipnot 2
    Suredeki bütünlüğün bozulmaması için (مَا تَيَسَّرَ) deki (ما)'yı, fiile mastar ve vakit anlamı yükleyen bağlaç saymak gerekir. Ona "kolayınıza geldiği zaman" anlamı vermemiz bundandır.
  3. metne dön, dipnot 3
    "Karz (قرض)" Arapçada "kesmek" anlamındadır. Ayette geçen "güzel bir ödünç", kendi malından kesip vermek, infak etmek anlamındadır. Kimseden bir karşılık beklemeden Allah rızası için infak edenlere Allah kat-kat fazlasını verecektir (Bakara 2/245, Hadid 57/11, 18, Teğabün 64/17). Allah'a ödünç verme ifadesi Tevrat'ta da geçer: "Yoksula cömert davranan Rab'be ödünç vermiştir; karşılığını da Rab ona ödeyecektir." (Tevrat-Özdeyişler 19:17)
  4. metne dön, dipnot 4

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Senin ve seninle beraber olanlardan bir kısmının, gecenin üçte ikisine yakınını, yarısını ve üçte birini uyanık geçirdiğini Rabbin elbette biliyor. Gece ile gündüzün ölçüsünü koyan Allah'tır. Sizin bunu tam başaramayacağınızı bildiği için yüzünüze baktı (da işinizi kolaylaştırdı). Artık Kur'an'ı kolayınıza geldiği zaman dipnot 1 okuyun. O, içinizden hastaların olacağını, kiminizin Allah'ın lütfundan yararlanmak için yeryüzünü dolaşacağını, kiminizin de Allah yolunda vuruşacağını bilir. Öyleyse Kur'an'ı, kolayınıza geldiği zaman okuyun. Namazı tam kılın, zekatı verin ve Allah için güzel bir ödünç ayırın. Bugün kendiniz için yaptığınız her hayrı, yarın Allah katında daha iyisiyle ve çok daha büyüğü ile bulursunuz. Allah'tan bağışlanma dileyin. Çünkü Allah'ın bağışlaması çok, ikramı boldur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Suredeki bütünlüğün bozulmaması için مَا تَيَسَّرَ'deki ما'yı, fiile mastar ve vakit anlamı yükleyen bağlaç (mevsul) saymak gerekir.  Ona "kolayınıza geldiği zaman" anlamı vermemiz bundandır.

Şaban Britch

Şüphesiz Rabbin biliyor ki gerçekten sen, gecenin üçte ikisinden daha azı ve (bazen) yarısı ve (bazen de) üçte biri kadar (namaz için) kalkıyorsun, beraberinde bulunanlardan (ashâbından) bir topluluk ta (böyle yapıyor). Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder. O sizin, bunu sayamayacağınızı (buna güç yetiremeyeceğinizi) bildiği için sizi bağışladı. Öyleyse Kur’an’dan (bildiğiniz) kolayınıza geleni okuyun İçinizden hasta olacakları, bir kısmınızın yeryüzünde dolaşıp, Allah’ın rızkını arayacağını, diğerlerinin Allah yolunda savaşacağını da bilmektedir. Öyleyse ondan kolayınıza geleni okuyun, namazı ikame edin ve zekâtı verin ve Allah’a güzel bir borç (ile borç) verin. Kendiniz için hayır olarak (dünyada) ne sunarsanız, onu Allah katında daha iyi, daha büyük bir mükâfat ile (karşılık verilmiş) bulursunuz. Allah’tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

Şaban Piriş

Şüphesiz Rabbin, seni ve seninle birlikte olanlardan bir topluluğun gecenin üçte ikisinde, yarısında ve üçte birinde kalktığını biliyor. Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder. Sizin onu iyi hesaplayamayacağınızı bildiği için sizi bağışlamıştır. Öyleyse Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. İçinizden hasta olacakları, bir kısmınızın yeryüzünde dolaşıp, Allah'ın rızkını arayacağını, diğerlerinin Allah yolunda savaşacağını da bilmektedir. Öyleyse ondan kolayınıza geleni okuyun, namazı kılın ve zekatı verin ve Allah'a güzel bir ödünçte bulunun. Kendiniz için hayır olarak ne hazırlarsanız, onu Allah katında daha iyi, daha büyük bir ödül olarak hazır bulursunuz. Allah'tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.

Yaşar Nuri Öztürk

Hiç kuşkun olmasın, Rabbin senin durumunu biliyor. Gecenin üçte ikisinden daha azını, yarısını, üçte birini ayakta geçiriyorsun. Seninle beraber olanlardan bir grup da öyle. Allah, geceyi de gündüzü de ölçüye bağlamıştır. Sizin onu kuşatamayacağınızı bildi de size tövbe nasip etti. O halde Kur'an'dan, kolay geleni okuyun. Sizden hastalar olacağını bildi. Bir kısmının yeryüzünde dolaşıp Allah'ın lütfundan bir şeyler isteyeceklerini, diğer bir kısmının da Allah yolunda çarpışacaklarını bildi. O halde Kur'an'dan, kolay geleni okuyun! Namazı kılın! Zekatı verin. Güzel bir ödünçle Allah'a ödünç verin! Öz benlikleriniz için önden gönderdiğiniz iyiliğin, Allah katında hayrını daha çok, ödülünü daha büyük olarak bulacaksınız. Allah'tan af dileyin. Hiç kuşkusuz, Allah çok affedici, çok esirgeyicidir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Allah, your Creator knows that you (Muhammad) and some of those who follow you, engage in the act of worship and meditation, at times, close to two thirds of the night or half the night and other times one third of it to ponder the Revelation. Allah determines the duration of the night and the day; He knew you would not be able to determine the course He prescribed and ordained, and so He gave so merciful a turn to you. Therefore, read of the Quran as much as will put you at ease. He knows that among you there will be those who are suffering from illness, others journeying the land to seek Allah's bounty and others fighting in His cause. Therefore, read of it - the Quran - as much as will put you at ease, and perform your prayers and give alms, for alms are but the vehicles of prayer. Also lend Allah all you can of your benevolence, and whatever you advance of piety toward future security, you shall find it in heaven's realm of such a value that it reimburses you what is indeed profitable and really rewarding and invoke Allah's forgiveness; Allah is indeed Ghaforun (Forgiving) and Rahimun (Merciful).

Abdul Haleem

[Prophet], your Lord is well aware that you sometimes spend nearly two-thirds of the night at prayer––sometimes half, sometimes a third––as do some of your followers. God determines the division of night and day. He knows that you will not be able to keep a measure of it and He has relented towards all of you, so recite as much of the Quran as is easy for you. He knows that some of you will be sick, some of you travelling through the land seeking God’s bounty, some of you fighting in God’s way: recite as much as is easy for you, keep up the prayer, pay the prescribed alms, and make God a good loan. Whatever good you store up for yourselves will be improved and increased for you. Ask God for His forgiveness, He is most forgiving, most merciful.

Abdullah Yusuf Ali

Thy Lord doth know that thou standest forth (to prayer) nigh two-thirds of the night, or half the night, or a third of the night, and so doth a party of those with thee. But Allah doth appoint night and day in due measure He knoweth that ye are unable to keep count thereof. So He hath turned to you (in mercy): read ye, therefore, of the Qur'an as much as may be easy for you. He knoweth that there may be (some) among you in ill-health; others travelling through the land, seeking of Allah's bounty; yet others fighting in Allah's Cause, read ye, therefore, as much of the Qur'an as may be easy (for you); and establish regular Prayer and give regular Charity; and loan to Allah a Beautiful Loan. And whatever good ye send forth for your souls ye shall find it in Allah's Presence,- yea, better and greater, in Reward and seek ye the Grace of Allah: for Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful.

Abul A'la Maududi

(O Prophet), dipnot 1 your Lord knows that you sometimes stand up in Prayer nearly two-thirds of the night, and sometimes half or one-third of it, dipnot 2 and so does a party of those with you; dipnot 3 Allah measures the night and the day. He knows that you cannot keep an accurate count of it, so He has shown mercy to you. So now recite as much of the Qur'an as you can. dipnot 4 He knows that there are among you those who are sick and others who are journeying in the land in quest of Allah's bounty, dipnot 5 and still others who are fighting in the cause of Allah. dipnot 6 So recite as much of the Qur'an as you easily can, and establish Prayer, and pay Zakah, dipnot 7 and give Allah a goodly loan. dipnot 8 Whatever good you send forth for yourselves, you shall find it with Allah. That is better and its reward is greater. dipnot 9 And ask for Allah's forgiveness; surely He is Most Forgiving, Most Compassionate.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    About this verse in which reduction has been made in the injunction concerning the tahajjud Prayer, there are different traditions. Musnad Ahmad, Muslim and Abu Daud have related a tradition, on the authority of Aishah, saying that this second command was sent down one year after the first command, and the standing up in the Prayer at night was made voluntary instead of obligatory. Another tradition which Ibn Jarir and Ibn Abi Hatim have related, again on the authority of Aishah, says that this command came down eight months after the first command, and a third tradition which Ibn Abi Hatim has related again from her, says that it came down sixteen months later. Abu Daud, Ibn Jarir and Ibn Abi Hatim have cited the period of one year from Abdullah bin Abbas. But Saeed bin Jubair has stated that it was sent down ten years later. (Ibn Jarir, Ibn Abi Hatim). In our opinion this last view is most sound, for the subject matter of the first section clearly shows that it was sent down in Makkah and that too in the earliest stage when at the most four years might have passed since the advent of Prophethood. Contrary to this, this second section, in view of the express evidence of its subject matter, seems to have been revealed at Al-Madinah when fighting had started with the disbelievers and the zakat also had been enjoined as an obligatory duty. On this basis inevitably the two sections should have been sent down at an interval of at least ten years between them.
  2. metne dön, dipnot 2
    Although the initial command to the Prophet (peace be upon him) was to keep standing up in the Prayer for half the night, or thereabout, it was difficult to compute the time precisely in the absorption of the Prayer, especially when there were no watches either to measure time accurately; therefore, sometimes two thirds of the night passed in the prayer and sometimes only one-third of it.
  3. metne dön, dipnot 3
    In the initial command only the Prophet (peace be upon him) was addressed and only he was instructed to stand up in the Prayer by night. But since the Muslims at that time were ardently desirous of following him in everything he did and of earning more and more good and virtues, many of the companions also performed this night Prayer regularly.
  4. metne dön, dipnot 4
    As the Prayer is prolonged due mainly to a lengthy recital of the Quran, it is said: You may recite as much of the Quran as you easily can in the tahajjud Prayer This would automatically cause the Prayer to be shortened. Although the words here are apparently in the imperative mood, it is agreed by all that tahajjud is not an obligatory but a voluntary Prayer. In the Hadith, it has also been explained that on an enquiry by a person the Prophet (peace be upon him) replied: Five times Prayer in the day and night is obligatory on you. He asked: Is anything besides this is also binding on me. The Prophet said: No, unless you may like to offer something of your own accord. (Bukhari, Muslim). This verse also shows another thing. Just as the bowing (ruku) and prostration (sajdah) are obligatory in the Prayer, so is the recital of the Quran. For just as Allah at other places has used the words ruku and sajdah for the prayer, so here He has mentioned recital of the Quran, which implies its recital in the Prayer. If somebody objects to this conclusion, saying: When the tahajjud Prayer itself is voluntary, how can recital of the Quran in it be obligatory? The answer is: Even in case of the voluntary Prayer it is incumbent on one to fulfill all the pre-requisites of the Prayer and to perform all its basic elements and obligatory parts. No one can say that in case of the voluntary Prayer, purity of the garments and body, ablutions and concealment of the satar (minimal part of the body to be covered) are not obligatory, and the standing up and sitting and performance of ruku and sajdah in it are also only voluntary.
  5. metne dön, dipnot 5
    Travelling to earn one’s living by lawful and permissible methods has been described in many places in the Quran as the seeking of Allah’s bounty.
  6. metne dön, dipnot 6
    Here, the way Allah has made mention of seeking pure livelihood and fighting in the way of Allah together and declared these two, besides the compulsion on account of illness, as reasons for exemption from the tahajjud Prayer, or concession in it, shows how meritorious it is in Islam to earn one’s livelihood by lawful methods. In the Hadith, Abdullah bin Masud has reported that the Prophet (peace be upon him) said: The person who came to a city of the Muslims with food grains and sold it at the rate of the day, will attain to a place nearest to Allah, and then the Prophet (peace be upon him) recited this very verse. (lbn Marduyah). Umar once said: Except for fighting in the way of Allah, the state in which I would love to be overtaken by death, is the state when I am overtaken by it while passing through a mountain pass in search of livelihood and then he recited this very verse. (Baihaqi, Shuab al-Iman).
  7. metne dön, dipnot 7
    Commentators agree that this implies observance of the obligatory Prayer five times a day and giving away of the obligatory zakat.
  8. metne dön, dipnot 8
    Ibn Zaid says this implies spending one’s wealth in the cause of Allah besides the zakat, whether it is in the cause of fighting in the way of Allah, or for helping the needy, or for public utilities, or other good works. The meaning of giving to Allah a good loan has been explained at several places above. See (E.N. 267 of Surah Al-Baqarah); (E.N. 33 of Surah Al-Maidah); (E.N. 16 of Surah Al-Hadid).
  9. metne dön, dipnot 9
    It means: Whatever you have sent forward for the good of your Hereafter is more beneficial for you than what you withheld in the world and did not spend in any good cause for the pleasure of Allah. According to a Hadith reported by Abdullah bin Masud the Prophet (peace be upon him) once asked: Which of you has a greater love for his own wealth than for the wealth of his heir. The people said: There is none among us, O Messenger of Allah, who would not have greater love for his own wealth than for the wealth of his heir. He said: Consider well what you are saying. The people submitted: This indeed is our considered opinion, O Messenger of Allah. Thereupon the Prophet (peace be upon him) said: Your own property is only that which you have sent forward (for the good of your Hereafter), and whatever you held back, indeed belongs to the heir. (Bukhari. Nasai, Musnad Abu Yala).

Aisha Bewley

Your Lord knows that you stay up nearly two-thirds of the night – or half of it, or a third of it – and a group of those with you. Allah determines the night and day. He knows you will not keep count of it, so He has turned towards you. Recite as much of the Qur’an as is easy for you. He knows that some of you are ill and that others are travelling in the land seeking Allah’s bounty, and that others are fighting in the Way of Allah. So recite as much of it as is easy for you. And establish salat and pay zakat and lend a generous loan to Allah. Whatever good you send ahead for yourselves you will find it with Allah as something better and as a greater reward. And seek forgiveness from Allah. Allah is Ever-Forgiving, Most Merciful.

Al-Hilali & Khan

Verily, your Lord knows that you do stand (to pray at night) a little less than two thirds of the night, or half the night, or a third of the night, and also a party of those with you. And Allâh measures the night and the day. He knows that you are unable to pray the whole night, so He has turned to you (in mercy). So, recite you of the Qur’ân as much as may be easy for you. He knows that there will be some among you sick, others travelling through the land, seeking of Allâh’s Bounty, yet others fighting in Allâh’s Cause. So recite as much of the Qur’ân as may be easy (for you), and perform As-Salât (Iqâmat-as-Salât ) and give Zakât, and lend to Allâh a goodly loan. And whatever good you send before you for yourselves (i.e. Nawâfil non-obligatory acts of worship: prayers, charity, fasting, Hajj and ‘Umrah), you will certainly find it with Allâh, better and greater in reward. And seek Forgiveness of Allâh. Verily, Allâh is Oft-Forgiving, Most-Merciful[1].

Ali Quli Qarai

Indeed your Lord knows that you stand vigil nearly two thirds of the night —or [at times] a half or a third of it— along with a group of those who are with you. Allah measures the night and the day. He knows that you cannot calculate it [exactly], and so He was lenient toward you. So recite as much of the Qur’ān as is feasible. He knows that some of you will be sick, while others will travel in the land seeking Allah’s grace, and yet others will fight in the way of Allah. So recite as much of it as is feasible, and maintain the prayer and pay the zakāt and lend Allah a good loan. Whatever good you send ahead for your souls you will find it with Allah [in a form] that is better and greater with respect to reward. And plead to Allah for forgiveness; indeed Allah is all-forgiving, all-merciful.

Amatul Rahman Omar

Surely, your Lord knows that you remain standing (to say Night Prayers) for nearly two thirds of the night and (sometimes) half or one third of it; and so does a party of those (of your believing Companions) who are with you. And Allâh determines the night and the day (- sometime the nights are long and sometime they are short and sometime the day and the night are equal). He knows that you (- the Muslims in general) will not be able to keep up so long a vigil (to say Night Prayer). He has, therefore, turned to you with mercy. Recite then, as much of the Qur'ân (in your Night Prayer) as is easily possible. He knows that some of you may be taken ill and others may be moving about in the land seeking Allâh's bounty, and still others who may be fighting for the cause of Allâh, so (O Muslims!) recite as much of it (- the Qur'ân) as is easily possible (for you). You shall, however, observe Prayer (regularly five times a day in all events). And go on presenting Zakât and set apart a goodly portion (of your possessions to give for (the sake of) Allâh. And whatever good you send on before for yourselves, you will find it with Allâh as the best of things meriting the greatest reward. And seek protection of Allâh. Verily, Allâh is All-Protecting, Ever Merciful.

Arthur John Arberry

Thy Lord knows that thou keepest vigil nearly two-thirds of the night, or a half of it, or a third of it, and a party of those with thee; and God determines the night and the day. He knows that you will not number it, and He has turned towards you. Therefore recite of the Koran so much as is feasible. He knows that some of you are sick, and others journeying in the land, seeking the bounty of God, and others fighting in the way of God. So recite of it so much as is feasible. And perform the prayer, and pay the alms, and lend to God a good loan. Whatever good you shall forward to your souls' account, you shall find it with God as better, and mightier a wage. And ask God's forgiveness; God is All-forgiving, All-compassionate.

Bijan Moeinian

God knows how much you and your followers pray at night: two third of it, half of it or one third of it. God is aware of man’s weakness; consequently, He has pardoned you [not to fulfill his ordered as mentioned at the beginning of this chapter]. Therefore, recite as much (of the Qur’an) as you can. God is aware that some of you may be sick, some of you may be traveling and some of you striving for the cause of your Lord. Therefore, recite as much as you can; but keep up with your daily prayer and give the least charity tax which is imposed upon you by God. In addition, contribute as much as you can to charity and consider it as a loan to God. Whatever you spend on charity is like being sent a provision for Hereafter kept (and multiplied) for you by God. And beg God for forgiveness as He is the most Forgiving, the most Merciful.

E. Henry Palmer

Verily, thy Lord knows that thou dost stand up to pray nearly two-thirds of the night, or the half of it or the third of it, as do part of those who are with thee; for God measures the night and the day; He knows that ye cannot calculate it, and He turns relentant towards you. So read what is easy of the Qur'an. He knows that there will be of you some who are sick and others who beat about in the earth craving the grace of God, and others who are fighting in the cause of God. Then read what is easy of it and be steadfast in prayer, and give alms, and lend to God a goodly loan, for what ye send forward for yourselves of good ye will find it with God. It is better and a greater hire; and ask ye pardon of God: verily, God is forgiving, merciful!

Edip-Layth

Your Lord knows that you rise a little less than two thirds of the night, and half of it, and one third of it, as well as a group of those who are with you. God measures the night and the day. He knows that you will not be able to keep up, so He pardons you. So study what is made easy of the Quran. He knows that there will be sick among you, and others that venture out in the land seeking from God's bounty, and others who are fighting in the cause of God, so study what you can of it. Hold the contact prayer and contribute towards betterment and give God a loan of righteousness. Whatever you put forth yourselves, you will find it with God, for it is better and a greater reward. Seek God's forgiveness, for God is Forgiving, Compassionate.

George Sale

Thy Lord knoweth that thou continuest in prayer and meditation sometimes near two third parts of the night, and sometimes one half thereof, and at other times one third part thereof: And a part of thy companions, who are with thee, do the same. But God measureth the night and the day; he knoweth that ye cannot exactly compute the same: Wherefore He turneth favourably unto you. Read, therefore, so much of the Koran as may be easy unto you. He knoweth that there will be some infirm among you; and others travel through the earth, that they may obtain a competency of the bounty of God; and others fight in the defence of God's faith. Read, therefore, so much of the same as may be easy. And observe the stated times of prayer, and pay the legal alms; and lend unto God an acceptable loan; for whatever good ye send before for your souls, ye shall find the same with God. This will be better, and will merit a greater reward. And ask God forgiveness; for God is ready to forgive, and merciful.

Hamid S. Aziz

Your Lord does know that you stand in prayer nearly two-thirds of the night, and sometimes half of it, and sometimes a third of it, and so also do a party of those with you; and Allah measures the night and the day. He knows that you are not able to keep count thereof, so He has turned to you in mercy. Therefore read what is easy of the Quran. He knows that there must be among you sick, and others who travel in the land seeking of the bounty of Allah, and others who fight in Allah's way, therefore read as much of it as is easy unto you, and keep up regular prayer and pay the poor-rate and lend to Allah a goodly loan, and whatever of good you send on beforehand for your souls, you will find it in the presence of Allah; yea, better and greater in reward; and seek forgiveness of Allah; surely Allah is Forgiving, Merciful.

Mahmoud Ghali

Surely your Lord knows that you (rise) up (for prayer) nearly two thirds of the night, and (sometimes) a half of it, and (sometimes) a third of it, and a section of the ones with you (also rise for prayer); and Allah determines (precisely) the night and the daytime. He knows that you (The believers, This and the following pronouns are plural) will never enumerate it; so He has relented towards you. Then read of the Qur'an that which is easy (for you). He knows that (some) of you are sick, and others striking in the earth, (i.e., traveling) seeking a share of the Grace of Allah, and others fighting in the way of Allah. So read of it that which is easy (for you). And keep up the prayer, and bring the Zakat, and lend to Allah a fair loan. And whatever charity you will forward to your selves, you will find (it) in the Providence of Allah; it will be more charitable (i.e., better) and more magnificent in reward. And ask the forgiveness of Allah; surely Allah is Ever-Forgiving, Ever-Merciful.

Marmaduke Pickthall

Lo! thy Lord knoweth how thou keepest vigil sometimes nearly two-thirds of the night, or (sometimes) half or a third thereof, as do a party of those with thee. Allah measureth the night and the day. He knoweth that ye count it not, and turneth unto you in mercy. Recite, then, of the Qur'an that which is easy for you. He knoweth that there are sick folk among you, while others travel in the land in search of Allah's bounty, and others (still) are fighting for the cause of Allah. So recite of it that which is easy (for you), and establish worship and pay the poor-due, and (so) lend unto Allah a goodly loan. Whatsoever good ye send before you for your souls, ye will find it with Allah, better and greater in the recompense. And seek forgiveness of Allah. Lo! Allah is Forgiving, Merciful.

Mohamed Ahmed - Samira

Your Lord surely knows that you are occupied with your devotions for nearly two-thirds of the night, or half the night, or one-third of it, as do many others with you. Yet God prescribes the measure of night and day. He knows you cannot calculate it, and so turns to you in benevolence. So recite as much of the Qur'an as you can easily. He knows some among you will be sick, and some will be travelling over the earth in search of the bounty of God, and some fighting in the way of God. So read as much from it as you can easily, and be firm in devotion, pay the zakat, and lend a goodly loan to God. And what you send for yourself of the good, you will find it with God better and greater in reward. So ask for God's forgiveness. Indeed God is forgiving and kind.

Muhammad Asad

BEHOLD, [O Prophet,] thy Sustainer knows that thou keepest awake [in prayer] nearly two-thirds of the night, or one-half of it, or a third of it, together with some of those who follow thee. And God who determines the measure of night and day, is aware that you would never grudge it: and therefore He turns towards you in His grace. Recite, then, as much of the Qur’an as you may do with ease. He knows that in time there will be among you sick people, and others who will go about the land in search of God's bounty, and others who will fight in God’s cause. Recite, then, [only] as much of it as you may do with ease, and be constant in prayer, and spend in charity, and [thus] lend unto God a goodly loan: for whatever good deed you may offer up in your own behalf, you shall truly find it with God - yea, better, and richer in reward. And [always] seek God's forgiveness: behold, God is much-forgiving, a dispenser of grace!

Mustafa Khattab

Surely your Lord knows that you ˹O Prophet˺ stand ˹in prayer˺ for nearly two-thirds of the night, or ˹sometimes˺ half of it, or a third, as do some of those with you. Allah ˹alone˺ keeps a ˹precise˺ measure of the day and night. He knows that you ˹believers˺ are unable to endure this, and has turned to you in mercy.[1] So recite ˹in prayer˺ whatever you can from the Quran. He knows that some of you will be sick, some will be travelling throughout the land seeking Allah’s bounty, and some fighting in the cause of Allah. So recite whatever you can from it. And ˹continue to˺ perform ˹regular˺ prayers, pay alms-tax, and lend to Allah a good loan.[2] Whatever good you send forth for yourselves, you will find it with Allah far better and more rewarding.[3] And seek Allah’s forgiveness. Surely Allah is All-Forgiving, Most Merciful.

Progressive Muslims

Your Lord knows that you rise a little less than two thirds of the night, and half of it, and one third of it, as well as a group of those who are with you. And God measures the night and the day. He knows that you will not be able to keep-up, so He pardons you. So study what is made easy of the Quran. He knows that there will be sick among you, and others that venture out in the land seeking from God's bounty, and others who are fighting in the cause of God, so study what you can of it. And hold the contact-method and contribute towards betterment and give God a loan of righteousness. And whatever you put forth yourselves, you will find it with God, for it is better and a greater reward. And seek God's forgiveness, for God is Forgiving, Merciful.

Rashad Khalifa

Your Lord knows that you meditate during two-thirds of the night, or half of it, or one-third of it, and so do some of those who believed with you. GOD has designed the night and the day, and He knows that you cannot always do this. He has pardoned you. Instead, you shall read what you can of the Quran. He knows that some of you may be ill, others may be traveling in pursuit of GOD's provisions, and others may be striving in the cause of GOD. You shall read what you can of it, and observe the contact prayers (Salat), give the obligatory charity (Zakat), and lend GOD a loan of righteousness. Whatever good you send ahead on behalf of your souls, you will find it at GOD far better and generously rewarded. And implore GOD for forgiveness. GOD is Forgiver, Most Merciful.

Sahih International

Indeed, your Lord knows, [O Muúammad], that you stand [in prayer] almost two thirds of the night or half of it or a third of it, and [so do] a group of those with you. And Allah determines [the extent of] the night and the day. He has known that you [Muslims] will not be able to do it and has turned to you in forgiveness, so recite what is easy [for you] of the Qur'an. He has known that there will be among you those who are ill and others traveling throughout the land seeking [something] of the bounty of Allah and others fighting for the cause of Allah. So recite what is easy from it and establish prayer and give zakah and loan Allah a goodly loan. And whatever good you put forward for yourselves - you will find it with Allah . It is better and greater in reward. And seek forgiveness of Allah . Indeed, Allah is Forgiving and Merciful.

Sam Gerrans

Thy Lord knows that thou standest nearly two-thirds of the night, or a half of it, or a third of it, as does a number of those with thee. And God determines the night and the day. He knew that you would not calculate it, and has turned towards you: — so recite what is made easy of the Qur’an. He knows that there will be some sick among you, and others travelling in the earth in search of the bounty of God, and others fighting in the cause of God: — so recite what is made easy thereof, and uphold the duty, and render the purity, and lend to God a goodly loan. And what good you send ahead for your souls — you will find it with God, better and greater in reward. And ask forgiveness of God; God is forgiving and merciful.

Shabbir Ahmed

Behold, (O Messenger!) Your Lord is fully Aware (that you are dedicated to your Mission). There are nights when you stay up working two thirds, one half, or one third of the night as do your companions. But Allah has designed night and day. You and your companions cannot over-work indefinitely. So He turns to you in kindness. (He does not ordain for you hardship). Inculcate, then, as much of the Qur'anic teachings in their hearts as you may do with ease. He knows that among you are sick people, and others have to earn their living and travel for it. And those who have to fight in the Cause of Allah. Recite and convey the Qur'an, then, at ease. And establish the Divine System and set up the Just Economic Order. And lend unto Allah a goodly loan. Whatever good you send forth for your 'Selves' you will find with Allah, better and more excellent in reward. And seek forgiveness of Allah. Behold, Allah is Forgiving, Merciful.

Syed Vickar Ahamed

Verily, (O Prophet), your Lord knows that you stand up (to prayer) a little less than two-thirds of the night, or half the night, or a third of the night, and so do some of those with you. And Allah measures the night and day in proper parts. He knows that you are not able to keep praying the whole night. So He has turned to you (in His Mercy), therefore you read the Quran as much as it may be easy for you. He knows that there may be (some) among you that are sick; Others traveling through the land, seeking of Allah’s Bounty; Yet others fighting in Allah’s Cause. You recite, therefore, as much of the Quran as may be easy (for you); And establish regular prayer and give regular charity; And loan to Allah a beautiful loan. And whatever good you send forward for your souls, you shall find it in Allah’s Presence: Yes, better and greater, in reward. And you seek the Forgiveness of Allah: Verily, Allah is Often Forgiving (Ghafoor), Most Merciful (Raheem).

Taqi Usmani

Your Lord knows that you stand (in prayer) for nearly two thirds of the night, and (at times) for half of it, and (at times) for one third of it, and (so do) a group of those who are with you. And Allah measures the night and the day. He knows that you (O Muslims,) cannot do it in regular way; therefore He turned to you in mercy.Now, recite as much of the Qur’ān as is easy (for you). He knows that some of you may be sick, and others traveling in the land, seeking the grace of Allah, and yet others fighting in Allah’s way. Therefore, recite as much of it as is easy. And establish Salāh, and pay Zakāh, and advance to Allah a goodly loan. And whatever good you will send ahead for your own-selves, you will find it with Allah much better in condition, and much greater in reward. And seek forgiveness from Allah. Indeed Allah is Most-Forgiving, Very-Merciful.

The Monotheist Group

Your Lord knows that you rise a little less than two thirds of the night, and half of it, and one third of it; and a group of those who are with you. And God measures the night and the day. He knows that you will not be able to keep-up, so He pardons you. So read what is made easy of the Qur'an. He knows that there will be sick among you, and others that go forth in the land seeking from the bounty of God, and others who are fighting in the cause of God, so read what you can of it. And hold the contact prayer and contribute towards purification and lend God a loan of righteousness. And whatever you put forth yourselves, you will find it with God, for it is better and a greater reward. And seek the forgiveness of God, for God is Forgiving, Merciful.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Müzzemmil suresi, 20. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Müzzemmil suresi, 20. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Müzzemmil suresi, 20. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩