Ahzâb suresi · 60–68. ayetler

Münafıklara uyarı ve kıyametin vakti

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Ahzâb suresi, 60. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 60. ayet. لَّئِن لَّمْ يَنتَهِ ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَٱلْمُرْجِفُونَ فِى ٱلْمَدِينَةِ لَنُغْرِيَنَّكَ بِهِمْ ثُمَّ لَا يُجَاوِرُونَكَ فِيهَآ إِلَّا قَلِيلًا

    Diyanet İşleri

    (60-61) Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine'de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lanete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler.

    Mehmet Okuyan

    (60, 61) Şüphesiz ki münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde çirkin haber yayanlar dipnot 1 vazgeçmezlerse, seni onların üzerine salarız; sonra lanetlenmiş olarak, orada senin yanında ancak az bir zaman kalabilirler. Nerede ele geçirilirlerse yakalanır ve (şiddetli bir) ölümle öldürülürler. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki [el-murcifûne] kelimesi, "sarsıntı" gibi anlamlarda "Son Saat" için kullanılan [er-racfeh] kelimesiyle aynı kökten gelmekte ve "sosyal hayatta sarsıntılara sebep olan haberleri yayanlar" anlamını içermektedir. Al-i İmrân 3:173'e göre, Medine'de bu gibi kişilerin daha çok yahudiler olduğu bilinmekte, savaşlarda müslümanların yenilip düşmanlarının galip geldiği şeklinde yalan haberler yaymaktan vazgeçmeleri gerektiği kendilerine bildirilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada sözü edilenler müslümanları içerden yıkmak için saldıranlarla işbirliği yapanlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu kesin ki, eğer ikiyüzlüler, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde yalan haber yayarak ortalığı karıştıranlar buna bir son vermezlerse, seni onların üzerine öyle bir salarız ki, sonra kısa bir süre dışında sana komşu olarak bile orada kalamazlar.

    Muhammed Esed

    İşte böyle, eğer ikiyüzlüler, kalplerinde hastalık olanlar ve yalan haberler yayarak (Peygamber'in) kent(in)de huzursuzluk çıkaranlar (düşmanca hareketlerinden) vazgeçmezlerse (ey Muhammed,) onlar üzerinde üstünlük kurmanı sağlarız, o zaman bu (kentte) sana çok az bir süre komşu kalacaklardır:

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki ikiyüzlüler, sağlıksız düşünenler ve Medine'deki dedikodu yayanlar eğer vazgeçmezler ise, kesinlikle seni onlara salarız. . . Sonra orada sana az komşuluk yapmış olurlar.

    Ali Bulaç

    Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde kışkırtıcılık yapan (yalan haber yayan)lar (bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa, gerçekten seni onlara saldırtırız, sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun, iki yüzlüler, kalplerinde hastalık bulunanlar (fuhuş düşüncesi taşıyanlar), şehirde kötü haber yayanlar (bu hallerinden) vazgeçmezlerse, seni onlara musallat ederiz (onlarla savaşmanı ve onları şehirden sürüp çıkarmanı sana emrederiz); sonra orada, senin yanında ancak az bir zaman kalabilirler.

    Ali Rıza Safa

    İkiyüzlüler, yüreklerinde sayrılık olanlar ve çevrede kötü haberler yayarak ortalığı karıştıranlar buna son vermezlerse, onların üzerinde üstünlük kurmanı sağlarız. Orada senin yanında çok az kalabilirler.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun, münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde kötü haber yayanlar vazgeçmezlerse, seni onların üzerine süreriz. Sonra orada senin yanında ancak az bir zaman kalabilirler.

    Edip Yüksel

    İkiyüzlüler, kalplerinde hastalık bulunanlar ve kentteki saldırganlar (size karşı olan saldırılarına) son vermezlerse seni onlara musallat ederiz; sonra orada, senin çevrende kısa bir süre kalabilirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İkiyüzlüler, kalplerinde hastalık bulunanlar ve kentteki saldırganlar (size karşı olan saldırılarına) son vermezlerse seni onlara musallat ederiz; sonra orada, senin çevrende kısa bir süre kalabilirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, eğer o münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde yalan haberler yapıp tahrikte bulunanlar vazgeçmezlerse, mutlaka seni kendilerine musallat kılarız sonra orada çevrene pek az yanaşabilirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için eğer vazgeçmezlerse o münafıklar, kalblerinde maraz bulunanlar ve şehirde eracif neşr eden, tahrikat yapanlar, mutlak ve muhakkak seni kendilerine musallat kılarız, sonra orada cıvarına pek az yanaşabilirler

    Erhan Aktaş

    Eğer, münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar, şehirde yalan ve kötü haber yayanlar bu davranışlarına son vermezlerse, ant olsun ki, seni onlara musallat ederiz de seninle bir arada daha fazla kalamazlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer, münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar, şehirde yalan ve kötü haber yayanlar bu davranışlarına son vermezlerse, ant olsun ki, seni onlara musallat ederiz de seninle bir arada daha fazla kalamazlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer, münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar, şehirde yalan ve kötü haber yayanlar bu davranışlarına son vermezlerse, ant olsun ki, seni onlara musallat ederiz de seninle bir arada daha fazla kalamazlar.

    Gültekin Onan

    Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde kışkırtıcılık yapan (yalan haber yayan)lar (bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa, gerçekten seni onlara saldırtırız, sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun, eğer münafıklar, vicdanlarında bir maraz bulunanlar, şehirde fena haberler yayanlar (bu hallerinden) vaz geçmezler) se mutlak ve muhakkak seni kendilerine musallat ederiz. Sonra orada seninle az bir (zamandan fazla) komşu olamazlar.

    İbni Kesir

    Andolsun ki münafıklar, kalblerinde hastalık bulunanlar, şehirde bozguncu haberler yayanlar, buna son vermezlerse; muhakkak seni onlarla mücadeleye çağırırız da sonra çevrende az bir zamandan fazla kalamazlar.

    Mehmet Alagaş

    (60-62) Münafıklar, kalpleri hastalıklı olanlar ve şehirde olumsuz haber yayanlar eğer bunu sonlandırmazlarsa, seninle onlar üzerinde bir üstünlük sağlar sonrasında da orada / o şehirde seninle az bir süre komşunuz olarak kalabilirler. Lanetliler! Nerede rastlanı rsalar ele geçirilirseler, bekletilmeyen bir öldürülmeyle öldürülürler. Allah’ın daha önceden geçmiş olanlar için de sünneti buydu, Allah’ın iş yapış şeklinde / sünnetinde bir değişiklik göremezsin.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Münafıklar, kalplerinde hastalık olanlar ve Medine’de bozgunculuk yapıp asılsız haber yayanlar; eğer buna son vermezlerse, seni onlara musallat ederiz de sonra çevrende az bir zamandan fazla kalamazlar.

    Süleyman Ateş

    Andolsun, iki yüzlüler, kalblerinde hastalık bulunanlar, şehirde kötü haberler yayanlar (bu yaptıklarından) vazgeçmezlerse seni onların üstüne süreriz (onlarla savaşmanı ve onları şehirden sürüp çıkarmanı sana emrederiz); sonra orada, senin yanında ancak az bir zaman kalabilirler.

    Süleymaniye Vakfı

    Münafıklar /iki yüzlüler, kalplerinde hastalık olanlar /kafirler ve Medine'de panik yaratacak yalan haberler yayanlar dipnot 1 yaptıklarından vazgeçmezlerse kesinlikle seni onlara musallat ederiz de çevrende fazla kalamazlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın ayetlerini anlayıp kavradıktan sonra üstünü örtmek kafirlik hastalığıdır. Münafıklar da kafirdir ama onlar müminlere karşı yalan söyleyerek kafirlikliklerini gizledikleri için hastalıkları ikiye katlanır (Bakara 2/10). Medine'de kötü haber yaymak ise bazı münafıkların ve kafirlerin birlikte yaptıkları eylemdir (Al-i İmran 3/173, Nisa 4/83, Hucurat 49/6).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İkiyüzlüler ile, kalplerinde hastalık olanlar ve Medine'de tedirginliğe yol açanlar, yaptıklarına son vermezlerse seni onların üstüne salarız, artık çevrende fazla kalamazlar.

    Şaban Britch

    Münafıklar, kalplerinde hastalık olanlar ve Medine’de bozguncu, asılsız haber yayanlar eğer buna son vermezlerse, seni onlara musallat ederiz, sonra çevrende az bir zamandan fazla kalamazlar.

    Şaban Piriş

    Münafıklar, kalplerinde hastalık olanlar ve Medine'de bozguncu, asılsız haber yayanlar eğer buna son vermezlerse, seni onların üzerine göndeririz, sonra orada seninle komşulukları fazla sürmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İkiyüzlüler, kalplerinde maraz bulunanlar, şehirde çirkin haberler yayanlar, bu yaptıklarına son vermezlerse, seni onların üzerine gitmeye elbette teşvik edeceğiz. Bundan sonra onlar, orada senin yakınında, çok az kalabilirler.

  2. Ahzâb suresi, 61. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 61. ayet. مَّلْعُونِينَ أَيْنَمَا ثُقِفُوٓا۟ أُخِذُوا۟ وَقُتِّلُوا۟ تَقْتِيلًا

    Diyanet İşleri

    (60-61) Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine'de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lanete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler.

    Mehmet Okuyan

    (60, 61) Şüphesiz ki münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde çirkin haber yayanlar dipnot 1 vazgeçmezlerse, seni onların üzerine salarız; sonra lanetlenmiş olarak, orada senin yanında ancak az bir zaman kalabilirler. Nerede ele geçirilirlerse yakalanır ve (şiddetli bir) ölümle öldürülürler. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki [el-murcifûne] kelimesi, "sarsıntı" gibi anlamlarda "Son Saat" için kullanılan [er-racfeh] kelimesiyle aynı kökten gelmekte ve "sosyal hayatta sarsıntılara sebep olan haberleri yayanlar" anlamını içermektedir. Al-i İmrân 3:173'e göre, Medine'de bu gibi kişilerin daha çok yahudiler olduğu bilinmekte, savaşlarda müslümanların yenilip düşmanlarının galip geldiği şeklinde yalan haberler yaymaktan vazgeçmeleri gerektiği kendilerine bildirilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada sözü edilenler müslümanları içerden yıkmak için saldıranlarla işbirliği yapanlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'ın rahmetinden dışlanmış olarak göze kestirilen her yerde enselenip kesinkes öldürülürler:

    Muhammed Esed

    ve onlar, Allah'ın rahmetinden yoksun olduklarından görüldükleri yerde yakalanacaklar ve teker teker ortadan kaldırılacaklardır.

    Ahmed Hulusi

    Lanete uğramışlar olarak. . . Nerede bulunup ele geçirilirlerse, tutulurlar ve öldürülür de öldürülürler.

    Ali Bulaç

    Lanete uğratılmışlar olarak; nerede ele geçirilseler yakalanırlar ve öldürüldükçe (sürekli) öldürülürler.

    Ali Özek ve heyeti

    Hepsi de lânetlenmiş olarak nerede ele geçirilirlerse, yakalanır ve mutlaka öldürülürler.

    Ali Rıza Safa

    Lanetlenirler; görüldükleri yerde yakalanırlar ve amansız bir biçimde öldürülürler.

    Bayraktar Bayraklı

    Nerede bulunurlarsa, lanetlenmiş olarak yakalanır ve öldürülürler.

    Edip Yüksel

    Lanetlenirler; nerede rastlansalar, (saldırıdan vazgeçmezlerse) yakalanıp öldürülebilirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Lanetlenirler; nerede rastlansalar, (saldırıdan vazgeçmezlerse) yakalanıp öldürülebilirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Mel'un olarak nerede ele geçirilirlerse, yakalanıp öldürülürler de öldürülürler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Mel'un mel'un: nerede ele geçirilirlerse tutulurlar ve öldürülürler de öldürülürler

    Erhan Aktaş

    Lanetlenmiş kimseler olarak, nerede rastlansalar yakalanıp, kıyasıya öldürülürler. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müslümanların morallerini bozup, onları panikleterek bozguna uğramalarını sağlamak için Nebi'nin savaşta öldüğü türden ve benzeri yalan haberlerle bozgunculuk yapanlardan söz edilmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Lanetlenmiş kimseler olarak, nerede rastlansalar yakalanıp, kıyasıya öldürülürler. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müslümanların morallerini bozup, onları panikleterek bozguna uğramalarını sağlamak için Nebi'nin savaşta öldüğü türden ve benzeri yalan haberlerle bozgunculuk yapanlardan söz edilmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Lanetlenmiş kimseler olarak, nerede rastlansalar yakalanıp, öldürülürler. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müslümanların morallerini bozup, onları panikleterek bozguna uğramalarını sağlamak için Nebi'nin savaşta öldüğü türden ve benzeri yalan haberlerle bozgunculuk yapanlardan söz edilmektedir.

    Gültekin Onan

    Lanete uğratılmışlar olarak; nerede ele geçirilseler yakalanırlar ve öldürüldükçe (sürekli) öldürülürler.

    Hasan Basri Çantay

    Hepsi de Allahın rahmetinden koğulmuş olarak. Nerede ele geçirilirlerse yakalanırlar onlar ve öldürülürler de öldürülürler.

    İbni Kesir

    La'netlenmişlerdir. Nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve hemen öldürülürler.

    Mehmet Alagaş

    (60-62) Münafıklar, kalpleri hastalıklı olanlar ve şehirde olumsuz haber yayanlar eğer bunu sonlandırmazlarsa, seninle onlar üzerinde bir üstünlük sağlar sonrasında da orada / o şehirde seninle az bir süre komşunuz olarak kalabilirler. Lanetliler! Nerede rastlanı rsalar ele geçirilirseler, bekletilmeyen bir öldürülmeyle öldürülürler. Allah’ın daha önceden geçmiş olanlar için de sünneti buydu, Allah’ın iş yapış şeklinde / sünnetinde bir değişiklik göremezsin.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Lanete uğramış kimselerdir. Onlar nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve oracıkta öldürülürler.

    Süleyman Ateş

    La'netlenirler; nerede rastlansalar yakalanıp; öldürülürler.

    Süleymaniye Vakfı

    Lanetlenmiş /dışlanmış olurlar, nerede tespit edilirlerse yakalanırlar, öldürülmeden bırakılmazlar dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu şekilde bozgunculuk çıkaranlar, cezayı hak ederler (Nisa 4/91, Maide 5/33).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dışlanmış olurlar, nerede bulunurlarsa yakalanır ve öldürülürler.

    Şaban Britch

    Lanete uğramış kimselerdir. Onlar nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve oracıkta öldürülürler.

    Şaban Piriş

    Lanete uğrarlar ve nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve oracıkta öldürülürler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Lanetlenmiş hale gelirler. Rastlandıkları yerde enselenirler, öldürülür de öldürülürler.

  3. Ahzâb suresi, 62. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 62. ayet. سُنَّةَ ٱللَّهِ فِى ٱلَّذِينَ خَلَوْا۟ مِن قَبْلُ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ ٱللَّهِ تَبْدِيلًا

    Diyanet İşleri

    Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah'ın kanunu böyledir. Allah'ın kanununda asla değişme bulamazsın.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'ın daha öncekiler için geçerli olan uygulaması budur; ve sen Allah'ın sünnetinde hiçbir değişiklik bulamazsın.

    Muhammed Esed

    Daha önce gelip geçen (bu tür günahkar)lar için Allah'ın tatbik ettiği yol budur; ve sen Allah'ın tatbikatında bir değişiklik göremezsin!

    Ahmed Hulusi

    Bu, önceden geçmişler içinde de Sünnetullah'tır. . . Sünnetullah'ın değişecek alternatifi asla yoktur!

    Ali Bulaç

    (Bu,) Daha önceden gelip geçenler hakkında (uygulanan) Allah'ın sünnetidir. Allah'ın sünnetinde kesin olarak bir değişiklik bulamazsın.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah’ın önceden geçenler hakkındaki kanunu budur. Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın Yasası, öteden beri böyle gelip geçmiştir. Çünkü Allah'ın Yasası'nda, asla bir değişiklik bulamazsın.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın geçmiştekilere uyguladığı yasası budur ve Allah'ın yasasında bir değişme bulamazsın.

    Edip Yüksel

    Öncekilere uygulanmış ALLAH'ın sünneti (yasasıdır). ALLAH'ın sünnetinde herhangi bir değişme bulamazsın. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Geçerli tek Sünnet Allah'ın Sünnetidir. * Bak 33:38.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Öncekilere uygulanmış ALLAH'ın sünneti (yasasıdır). ALLAH'ın sünnetinde herhangi bir değişme bulamazsın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'ın bundan önce geçenler hakkında kanunudur bu. Allah'ın kanununu değiştirmeye asla çare bulamazsın.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allahın bundan evvel geçenler hakkındaki kanunu ki Allahın kanununu tebdile çare bulamazsın

    Gültekin Onan

    (Bu,) Daha önceden gelip geçenler hakkında (uygulanan) Tanrı'nın sünnetidir. Tanrı'nın sünnetinde kesin olarak bir değişiklik bulamazsın.

    Hasan Basri Çantay

    Daha evvel geçenler hakkında (da) Allah bu adeti (koymuşdur). Allahın adetini değişdirmiye ise asla (imkan) bulamazsın.

    İbni Kesir

    Allah'ın daha önceden geçenler hakkındaki sünnetidir. Sen, Allah'ın sünnetinde bir değişiklik bulamazsın.

    Mehmet Alagaş

    (60-62) Münafıklar, kalpleri hastalıklı olanlar ve şehirde olumsuz haber yayanlar eğer bunu sonlandırmazlarsa, seninle onlar üzerinde bir üstünlük sağlar sonrasında da orada / o şehirde seninle az bir süre komşunuz olarak kalabilirler. Lanetliler! Nerede rastlanı rsalar ele geçirilirseler, bekletilmeyen bir öldürülmeyle öldürülürler. Allah’ın daha önceden geçmiş olanlar için de sünneti buydu, Allah’ın iş yapış şeklinde / sünnetinde bir değişiklik göremezsin.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Bu,) Daha önceden gelip geçenler hakkında Allah'ın sünnetidir. Allah'ın sünnetinde bir değişiklik bulamazsın.

    Süleyman Ateş

    Allah'ın önceden geçen (millet)ler arasında (uygulanan) yasası budur. (Peygamberlere karşı iki yüzlülük edenler öldürülürler). Allah'ın yasasını değiştirme(ğe imkan) bulamazsın.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın, daha önce gelmiş geçmiş olanlara uyguladığı sünneti böyledir. Allah'ın sünnetinde dipnot 1 bir değişme bulamazsın dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Sünnetullah" kavramına "tabiat kanunları" diye yanlış bir anlam verilerek mucizelerin olamayacağı iddia edilmektedir. Mucize; Allah'ın, nebilerine, elçilik belgesi olarak verdiği şeylerdir. Muhammed aleyhisselam dışındaki bazı nebilerin, kitaplarından başka kendi toplumlarına gösterdikleri ve Allah'ın elçisi olduklarını ispat eden mucizeler de vardır. Salih'in (as) devesi (A'raf 7/73, Hud 11/64, Şuara 26/155), Musa'nın (as) dokuz mucizesi (İsra 17/101, Neml 27/12), İsa'nın (as) beşikteyken konuşması, körleri ve alaca hastalarını iyileştirmesi, ölüleri diriltmesi (Al-i İmran 3/49, Maide 5/110) bu tür mucizelerdir. Nebiler dahil hiçbir insan kendi başına mucize gösteremez (Ra'd 13/38). Mesela, insanlar bir araya gelseler Kur'an'ın bir suresinin bile dengini oluşturamazlar (Bakara 2/23-24). Muhammed aleyhisselam son elçi olduğu için, onun mucizesi olan Kur'an kıyamete kadar varlığını devam ettirecektir (Ankebut 29/51 ve dipnotu).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın bundan öncekilere uyguladığı yasası budur. Allah'ın yasasının yerine geçecek bir şey bulamazsın dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğrulara kendini kapatanlar sizinle savaşsalar dönüp kaçarlar. Sonra kendileri için ne bir dost ne de yardımcı bulabilirler. سُنَّةَ اللَّهِ الَّتِي قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلُ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ اللَّهِ تَبْدِيلًا 223} Bu, Allah'ın daha öncekilere de uyguladığı kanunudur. Allah'ın kanununda değişiklik bulamazsın. وَهُوَ الَّذِي كَفَّ أَيْدِيَهُمْ عَنكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ عَنْهُم بِبَطْنِ مَكَّةَ مِن بَعْدِ أَنْ أَظْفَرَكُمْ عَلَيْهِمْ وَكَانَ اللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرًا {23}  (Fetih Suresi 48/22)

    Şaban Britch

    Daha öncekiler için de (uygulanan) Allah’ın sünneti budur. Allah’ın sünnetinde bir değişiklik bulamazsın.

    Şaban Piriş

    Daha öncekiler için de Allah'ın yasası buydu. Allah'ın yasasında bir değişiklik bulamazsın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bu, Allah'ın daha önce gelip geçmişlere işleyen tavrı, tarzıdır. Allah'ın tavrında herhangi bir değişiklik asla bulamazsın.

  4. Ahzâb suresi, 63. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 63. ayet. يَسْـَٔلُكَ ٱلنَّاسُ عَنِ ٱلسَّاعَةِ قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ ٱللَّهِ وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّ ٱلسَّاعَةَ تَكُونُ قَرِيبًا

    Diyanet İşleri

    İnsanlar sana kıyametin vaktini soruyorlar. De ki: "Onun ilmi ancak Allah katındadır." Ne bilirsin, belki de kıyamet yakında gerçekleşir.

    Mustafa İslamoğlu

    İnsanlar sana Son Saat hakkında soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Sana kim bildirebilir ki: Son Saat belki yakındır, (belki de uzak)?

    Muhammed Esed

    İnsanlar sana Son Saat hakkında soracaklar. De ki: "Onun bilgisi Allah katındadır; senin bütün bildiğin ise, Son Saat'in yakın olduğudur!"

    Ahmed Hulusi

    İnsanlar sana o saatten (ölüm) sorarlar. . . De ki: "Onun ilmi ancak Allah indindedir". . . Sana bildiren nedir, belki o saat yakındır!

    Ali Bulaç

    İnsanlar, sana kıyamet saatini sorarlar; de ki: "Onun bilgisi yalnızca Allah'ın katındadır." Ne bilirsin; belki kıyamet saati pek yakın da olabilir.

    Ali Özek ve heyeti

    İnsanlar sana kıyametin zamanını soruyorlar. De ki: Onun bilgisi Allah katındadır. Ne bilirsin, belki de zamanı yakındır.

    Ali Rıza Safa

    İnsanlar, sana, evrenlerin sonu hakkında soruyorlar; şunu söyle: "Onun bilgisi, ancak Allah'ın katındadır!" Ne biliyorsun; belki de evrenlerin sonu yakındır.

    Bayraktar Bayraklı

    İnsanlar sana kıyametin zamanını soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi Allah katındadır. Nereden bileceksin, belki de zamanı çok yakındır."

    Edip Yüksel

    Halk senden o anı soruyor. De ki: "Onun bilgisi ALLAH'ın katındadır; ne bilirsin, belki de o an yakındır." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Yirminci yüzyıldan önce, örneğin, televizyon ve uzaydaki haberleşme uyduları hakkında sadece Tanrı bilgi sahibiydi. Tanrı'nın bildiği şeylerin bir kısmını zamanla biz de öğrenmekteyiz. Dünyanın sonunun tarihi konusunda biricik kaynak olan Tanrı, onun tarihini Kuran'da bildirmiştir. * Bak 20:15.33:072 Bak 3:83; 13:15; 41:11.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Halk senden Saat'i (dünyanın son saatini) soruyor. De ki, 'Onun bilgisi ALLAH'ın katındadır; ne bilirsin, belki de o Saat yakındır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O insanlar, sana kıyamet saatini soruyorlar. De ki: "Onun ilmi ancak Allah'ın nezdindedir ve ne bilirsin belki de o kıyamet yakında olur."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O nas sana saatten soruyor, de ki: onun ılmi Allahın nezdindedir ve ne bilirsin belki o saat yakında olur

    Erhan Aktaş

    İnsanlar sana Sa'at'ten dipnot 1 soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi yalnızca Allah'ın yanındadır." Ne bilirsin belki de o Sa'at yaklaşmıştır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet'in kopma anı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İnsanlar sana Sa'at'ten dipnot 1 soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi yalnızca Allah'ın yanındadır. Ne bilirsin belki de o Sa'at yaklaşmıştır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyametin kopma anı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsanlar sana Sa'at'ten dipnot 1 soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi yalnızca Allah'ın yanındadır. Ne bilirsin belki de o Sa'at yaklaşmıştır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyametin kopuş anı.

    Gültekin Onan

    İnsanlar, sana kıyamet saatini sorarlar, de ki: "Onun bilgisi yalnızca Tanrı'nın katındadır." Ne bilirsin; belki kıyamet saati pek yakın da olabilir.

    Hasan Basri Çantay

    İnsanlar sana o saati (n ne zaman kopacağını) sorarlar. De ki: "Onun ilmi ancak Allahın nezdindedir. Ne bilirsin, belki de o saat yakın (bir zamanda) olacakdır".

    İbni Kesir

    İnsanlar sana kıyametten sorarlar. De ki: Onun bilgisi ancak Allah katındadır. Ne bilirsin, belki de o saat yakında oluverir.

    Mehmet Alagaş

    (63-68) İnsanlar sana saatten soruyorlar, onun bilgisi Allah katındadır. Sen onu bilemezsin ki / idrak edemezsin belki de saat yakında olur. Muhakkak ki Allah kafirlere lanet etmiştir, onlar için çılgın alevli ateş / sağir hazırlamıştır. Orada ebedi kalıcıdırlar (Ebedi kalmazlar sorusuna cevap) ne dost ne de yardım, bulamazlar. Yüzleri o gün, ateşte döndürülürken diyecekler ki, yazıklar olsun bize, keşke Allah’a itaat etseydik ve Resule itaat etseydik. Dediler ki Rabbimiz , muhakkak ki biz, efendilerimize ve büyüklerimize uyduk / itaat ettik, onlar da bizi yoldan saptırdılar, Rabbimiz, Azabı onlara iki kat ver, onları büyük bir lanetlemeyle lanetle.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İnsanlar senden kıyamet vaktini soruyorlar. De ki: "Onun ilmi Allah katındadır. Nereden bileceksin? Belki de kıyamet çok yakındır."

    Süleyman Ateş

    İnsanlar sana O sa'atten soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi Allah'ın yanındadır." Ne bilirsin belki o sa'at yakın olur?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana kıyametin saatini soruyorlar; de ki: "Onun bilgisi sadece Allah katındadır; nerden bileceksin belki de kıyamet saati yakındır."

    Şaban Britch

    İnsanlar senden kıyamet vaktini soruyorlar. De ki: Onun ilmi Allah katındadır. Ne bilirsin belki kıyamet çok yakındır?

    Şaban Piriş

    İnsanlar senden kıyamet vaktini soruyorlar. De ki: -Onun bilgisi Allah katındadır. Ne bilirsin belki vakti çok yakındır?

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnsanlar sana kıyametin saatinden soruyorlar. De ki: "Ona ilişkin bilgi Allah katındadır." Ne bilirsin, belki de o saat yakındır!

  5. Ahzâb suresi, 64. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 64. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ لَعَنَ ٱلْكَٰفِرِينَ وَأَعَدَّ لَهُمْ سَعِيرًا

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz Allah, kafirlere lanet etmiş ve onlara alevli bir ateş hazırlamıştır.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Allah kâfirlere lanet etmiş ve onlar için çılgın bir ateş hazırlamış (olacak)tır.

    Mustafa İslamoğlu

    Şüphe yok ki Allah, inkarcıları rahmetinden mahrum etmiş ve onlar için çılgın bir ateş hazırlamıştır.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, Allah hakikati inkar edenleri rahmetinden kovmuş ve onlar için yakıcı bir ateş hazırlamıştır;

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki Allah, hakikat bilgisini inkar edenlere lanet etmiş; onlara alevli ateşi hazırlamıştır.

    Ali Bulaç

    Gerçekten Allah, kafirleri lanetlemiş ve onlar için 'çılgın bir ateş' hazırlamıştır.

    Ali Özek ve heyeti

    Şu muhakkak ki, Allah kâfirleri rahmetinden kovmuş ve onlara çılgın bir ateş hazırlamıştır.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Allah, nankörlük edenleri lanetlemiş ve onlara yakıcı bir ateş hazırlamıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, kafirleri lanetlemiş ve onlar için alevli bir ateş hazırlamıştır.

    Edip Yüksel

    ALLAH inkarcıları lanetlemiş ve onlara cehennemi hazırlamıştır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH inkarcıları lanetlemiş ve onlara cehennemi hazırlamıştır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şu muhakkak ki, Allah kafirleri lanetlemiş ve onlara bir çılgın ateş hazırlamıştır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şu muhakkak ki Allah kafirleri la'netlemiş ve onlara bir çılgın ateş hazırlamıştır

    Erhan Aktaş

    Allah, Kafirlere lanet etmiştir. Onlar için alevli ateşi hazırlamıştır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, Kafirlere lanet etmiştir. dipnot 1 Onlar için alevli ateşi hazırlamıştır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güzel olan her şeyden mahrum kalmak. Dışlamak. Allah'ın Rahmetinden kovması, merhametinden yoksun bırakması.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, gerçeği yalanlayan nankörlere lanet etmiştir. dipnot 1 Onlar için alevli ateşi hazırlamıştır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rahmetinden uzaklaştırmıştır.

    Gültekin Onan

    Gerçekten Tanrı, kafirleri lanetlemiş ve onlar için 'çılgın bir ateş' hazırlamıştır.

    Hasan Basri Çantay

    Şu muhakkak ki Allah kafirleri rahmetinden koğmuş, onlara çılgın bir ateş hazırlamışdır.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki Allah; kafirleri la'netlemiştir. Ve onlara çılgın alevler hazırlamıştır.

    Mehmet Alagaş

    (63-68) İnsanlar sana saatten soruyorlar, onun bilgisi Allah katındadır. Sen onu bilemezsin ki / idrak edemezsin belki de saat yakında olur. Muhakkak ki Allah kafirlere lanet etmiştir, onlar için çılgın alevli ateş / sağir hazırlamıştır. Orada ebedi kalıcıdırlar (Ebedi kalmazlar sorusuna cevap) ne dost ne de yardım, bulamazlar. Yüzleri o gün, ateşte döndürülürken diyecekler ki, yazıklar olsun bize, keşke Allah’a itaat etseydik ve Resule itaat etseydik. Dediler ki Rabbimiz , muhakkak ki biz, efendilerimize ve büyüklerimize uyduk / itaat ettik, onlar da bizi yoldan saptırdılar, Rabbimiz, Azabı onlara iki kat ver, onları büyük bir lanetlemeyle lanetle.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz ki Allah, kâfirlere lanet etmiş ve onlar için alevli bir ateş hazırlamıştır.

    Süleyman Ateş

    Allah kafirlere la'net etmiş ve onlar için çılgın bir ateş hazırlamıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah şüphesiz, görmezlikten gelenleri dışlamış ve onlara alevli bir ateş hazırlamıştır.

    Şaban Britch

    Şüphesiz ki Allah, kâfirlere lanet etmiş ve onlar için alevli bir ateş hazırlamıştır.

    Şaban Piriş

    Şüphesiz ki Allah, kafirlere lanet etmiş ve onlar için alevli bir ateş hazırlamıştır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiç kuşkusuz, Allah, inkarcıları lanetlemiş ve onlar için çılgın bir ateş hazırlamıştır.

  6. Ahzâb suresi, 65. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 65. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا لَّا يَجِدُونَ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا

    Diyanet İşleri

    Onlar, orada ebedi olarak kalacaklardır. Hiçbir dost, hiçbir yardımcı bulamayacaklardır.

    Mehmet Okuyan

    (Onlar) orada ebedî kalacaklar, (kendilerini azaptan koruyacak) herhangi bir dost da yardımcı da bulamayacaklardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar orada ebediyen kalacaklar: ne bir dost ne de bir yardımcı bulacaklar.

    Muhammed Esed

    Onlar orada sonsuza kadar kalacaklar, ne bir dost, ne de bir yardımcı bulamayacaklardır.

    Ahmed Hulusi

    Sonsuza dek orada yaşarlar. . . Bir veli ve bir yardımcı da bulamazlar.

    Ali Bulaç

    Orada ebedi olarak kalıcıdırlar. Onlar ne bir veli, ne bir yardımcı bulamayacaklardır.

    Ali Özek ve heyeti

    (Onlar) orada ebedî olarak kalacaklar, (kendilerini koruyacak) ne bir dost ne de bir yardımcı bulacaklardır.

    Ali Rıza Safa

    Sonsuza dek orada kalacaklardır. Ne bir dost ne de bir yardımcı bulamazlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, orada süreli olarak kalacaklardır. Ne bir dost ne de bir yardımcı bulacaklardır.

    Edip Yüksel

    Orada ebedi kalıcıdırlar. Ne bir veli (sahip) ne de bir yardımcı bulamazlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Orada ebedi kalıcıdırlar. Ne bir veli (sahip) ne de bir yardımcı bulamazlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onda ebedi kalırlar ve ne bir kayırıcı bulabilirler, ne de bir yardımcı!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onda muhalled kalırlar ve ne bir veliy bulabilirler ne de bir nasir

    Erhan Aktaş

    Orada sürekli kalıcıdırlar. Orada bir koruyucu ve yardımcı bulamazlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Orada sürekli kalıcıdırlar. Orada bir koruyucu ve yardımcı bulamazlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Orada sürekli kalıcıdırlar. Orada bir koruyucu ve yardımcı bulamazlar.

    Gültekin Onan

    Orada ebediyen kalıcıdırlar. Onlar ne bir veli, ne bir yardımcı bulamayacaklardır.

    Hasan Basri Çantay

    Kendileri orada ebedi kalıcı olarak. Onlar ne bir yar, ne de bir yardımcı bulmayacaklardır.

    İbni Kesir

    Orada temelli kalırlar, ne bir dost ve ne de bir yardımcı bulamazlar.

    Mehmet Alagaş

    (63-68) İnsanlar sana saatten soruyorlar, onun bilgisi Allah katındadır. Sen onu bilemezsin ki / idrak edemezsin belki de saat yakında olur. Muhakkak ki Allah kafirlere lanet etmiştir, onlar için çılgın alevli ateş / sağir hazırlamıştır. Orada ebedi kalıcıdırlar (Ebedi kalmazlar sorusuna cevap) ne dost ne de yardım, bulamazlar. Yüzleri o gün, ateşte döndürülürken diyecekler ki, yazıklar olsun bize, keşke Allah’a itaat etseydik ve Resule itaat etseydik. Dediler ki Rabbimiz , muhakkak ki biz, efendilerimize ve büyüklerimize uyduk / itaat ettik, onlar da bizi yoldan saptırdılar, Rabbimiz, Azabı onlara iki kat ver, onları büyük bir lanetlemeyle lanetle.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Onlar) orada ebedî olarak kalacaklar, (kendilerini koruyacak) ne bir dost ne de bir yardımcı bulacaklardır.

    Süleyman Ateş

    Orada ebedi olarak kalacaklar; (kendilerini koruyacak) bir dost ve yardımcı bulamayacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Orada ölümsüz olarak sonsuza dek kalacaklar dipnot 1 , kendilerine bir veli /yakın ve yardım edecek birini de bulamayacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da, cennetlik ve cehennemlik olanlar için iki kelime kullanılır. Birisi 'ebed' diğeri 'halid'tir. Ebed, 'sonsuza kadar', halid ise 'ölümsüz olan' anlamına gelir. Cennetlikler için bkz. Nisa 4/57,122; Maide 5/119, Tevbe 9/22,100; Tegabun 64/9, Talak 65/11, Beyyine 98/8. Cehennemlikler için bkz. Nisa 4/16, Cin 72/23.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Orada sonsuza kadar ölümsüzleşecekler; kendilerine bir dost ve yardım edecek birini bulamayacaklardır.

    Şaban Britch

    Orada ebedi kalırlar. Bir dost ve yardımcı bulamazlar.

    Şaban Piriş

    Orada ebedi kalırlar. Bir dost ve yardımcı bulamazlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonsuza dek kalacaklardır onun içinde. Ne bir dost bulacaklardır ne bir yardımcı.

  7. Ahzâb suresi, 66. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 66. ayet. يَوْمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمْ فِى ٱلنَّارِ يَقُولُونَ يَٰلَيْتَنَآ أَطَعْنَا ٱللَّهَ وَأَطَعْنَا ٱلرَّسُولَا۠

    Diyanet İşleri

    Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün, "Keşke Allah'a ve Resul'e itaat edeydik" diyecekler.

    Mehmet Okuyan

    Yüzleri ateşte evrilip çevrildiği gün "Ah (eyvah), yazık bize! Keşke Allah'a itaat etseydik, Elçi'ye de itaat etseydik!" diyecekler.

    Mustafa İslamoğlu

    Ateşte yüzlerinin ters çevrildiği o gün "Ah keşke Allah'a itaat etseydik, Rasul'e itaat etseydik!" diyecekler.

    Muhammed Esed

    Yüzlerinin ateşte darmadağın olduğu o Gün, "Eyvah" diye feryad ederler, "keşke Allah'a itaat etseydik, keşke Elçi'ye uysaydık!"

    Ahmed Hulusi

    Vechlerinin (şuurlarının) o ateşe dönüşeceği (pişmanlıkla yanacakları) o süreçte: "Yazıklar olsun bize! Keşke Allah'a itaat etseydik, keşke O Rasul'e itaat etseydik" derler.

    Ali Bulaç

    Yüzlerinin ateşte evrilip çevrileceği gün, derler ki: "Eyvahlar bize, keşke Allah'a itaat etseydik ve Resul'e itaat etseydik."

    Ali Özek ve heyeti

    Yüzleri ateşte evrilip çevrildiği gün: «Eyvah bize! Keşke Allah'a itaat etseydik, Peygamber'e de itaat etseydik!» derler.

    Ali Rıza Safa

    Yüzlerinin ateşte çevrildiği gün, şöyle derler: "Vay başımıza gelene! Keşke Allah'a boyun eğseydik; keşke elçiye boyun eğseydik!"

    Bayraktar Bayraklı

    Yüzleri ateşe çevirildiği gün, "Eyvah bize! Keşke Allah'a ve Peygamberine itaat etseydik" diyeceklerdir.

    Edip Yüksel

    Yüzleri ateşte çevrildiği gün, "Keşke ALLAH'a itaat etseydik, keşke elçisine itaat etseydik" derler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yüzleri ateşte çevrildiği gün, 'Keşke ALLAH'a itaat etseydik, keşke elçisine itaat etseydik,' derler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün yüzleri ateşte çevrilirken: "Ah ne olurdu bizler Allah'a itaat etseydik, peygambere itaat etseydik!" derler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O gün yüzleri ateşte çevirilirken ah derler: ah ne olurdu bizler Allaha itaat edeydik, Peygambere itaat edeydik

    Erhan Aktaş

    Yüzlerinin ateşin içinde bir taraftan bir tarafa çevrileceği gün: "Keşke biz, Allah'a ve Resul'e itaat etseydik." derler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yüzlerinin ateşin içinde bir taraftan bir tarafa çevrileceği gün: "Keşke biz, Allah'a ve Resul'e itaat etseydik." derler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yüzlerinin ateşin içinde bir taraftan bir tarafa çevrileceği gün: "Keşke biz, Allah'a ve Rasul'e itaat etseydik." derler.

    Gültekin Onan

    Yüzlerinin ateşte evrilip çevrileceği (tükallebu) gün derler ki: "Eyvahlar bize, keşke Tanrı'ya itaat etseydik ve Resul'e itaat etseydik."

    Hasan Basri Çantay

    O gün yüzleri ateş evrilib çevrilirken: "Eyvah bize! Keşki Allaha itaat etseydik, peygambere itaat etseydik" diyeceklerdir.

    İbni Kesir

    O gün, yüzleri ateşte çevrilirken; ne olurdu keşki Allah'a itaat etseydik, peygambere de itaat etseydik, derler.

    Mehmet Alagaş

    (63-68) İnsanlar sana saatten soruyorlar, onun bilgisi Allah katındadır. Sen onu bilemezsin ki / idrak edemezsin belki de saat yakında olur. Muhakkak ki Allah kafirlere lanet etmiştir, onlar için çılgın alevli ateş / sağir hazırlamıştır. Orada ebedi kalıcıdırlar (Ebedi kalmazlar sorusuna cevap) ne dost ne de yardım, bulamazlar. Yüzleri o gün, ateşte döndürülürken diyecekler ki, yazıklar olsun bize, keşke Allah’a itaat etseydik ve Resule itaat etseydik. Dediler ki Rabbimiz , muhakkak ki biz, efendilerimize ve büyüklerimize uyduk / itaat ettik, onlar da bizi yoldan saptırdılar, Rabbimiz, Azabı onlara iki kat ver, onları büyük bir lanetlemeyle lanetle.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yüzleri ateşte evrilip çevrildiği gün: "Eyvah bize! Keşke Allah'a ve Rasûle itaat etseydik!" derler.

    Süleyman Ateş

    Yüzleri ateşin içinde çevrildiği gün: "Eyvah bize! Keşke Allah'a ita'at etseydik, Elçiye ita'at etseydik!" derler.

    Süleymaniye Vakfı

    Yüzlerinin ateşte evrilip çevrildiği gün şöyle diyeceklerdir: "Ah keşke biz Allah'a gönülden boyun eğseydik, keşke elçiye /elçinin getirdiklerine gönülden boyun eğseydik!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yüzleri ateşte çevrildiği gün şöyle diyeceklerdir: "Ah keşke Allah'a boyun eğseydik, keşke Elçiye de boyun eğseydik!"

    Şaban Britch

    Yüzleri ateşte çevrildiği gün: Keşke, Allah’a itaat etseymişiz ve Rasûle itaat etseymişiz, derler.

    Şaban Piriş

    Yüzleri ateşte çevrildiği gün: -Keşke, Allah'a itaat etseymişiz ve elçiye itaat etseymişiz, derler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gün olur, yüzleri ateşin içinde evrilip çevrilir de şöyle derler: "Vay başımıza! Keşke Allah'a itaat etseydik, keşke resule itaat etseydik."

  8. Ahzâb suresi, 67. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 67. ayet. وَقَالُوا۟ رَبَّنَآ إِنَّآ أَطَعْنَا سَادَتَنَا وَكُبَرَآءَنَا فَأَضَلُّونَا ٱلسَّبِيلَا۠

    Diyanet İşleri

    Yine şöyle diyecekler: "Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar."

    Mehmet Okuyan

    (İnkârcılar) "Rabbimiz! Biz, liderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik (ama) onlar bizi yoldan saptırdılar. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da sadece bu ayette geçen [sâdetenâ] ifadesi "önderlerimiz", "liderlerimiz" demektir. Burada geçen [sâdeh] sözcüğü [seyyid] kelimesinin çoğuludur. Kur'an'da sadece burada geçen [küberâenâ] ifadesi ise "büyüklerimiz", "ileri gelenlerimiz" anlamını vermektedir. Şirk, inkar ve küfürde efendilerine ve büyüklerine itaat edenler, onların kendilerini saptırdığını Yüce Allah'ın huzurunda şikayete konu edineceklerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine "Rabbimiz!" diyecekler, "Fakat biz ileri gelenlerimize, büyüklerimize uyduk; sonuçta onlar da bizi yoldan saptırdı.

    Muhammed Esed

    Ve "Ey Rabbimiz!" diyecekler, "Biz liderlerimize ve ileri gelenlere uyduk, bizi doğru yoldan uzaklaştıranlar onlardır!

    Ahmed Hulusi

    Daha da dediler ki: "Rabbimiz. . . Muhakkak ki biz önderlerimize ve inanç büyüklerimize itaat ettik de (onlar da) bizi (Hak) yoldan saptırdılar. "

    Ali Bulaç

    Ve dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten biz, efendilerimize ve büyüklerimize itaat ettik, böylece onlar bizi yoldan saptırmış oldular."

    Ali Özek ve heyeti

    Ey Rabbimiz! Biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk da onlar bizi yoldan saptırdılar, derler.

    Ali Rıza Safa

    Derler ki: "Efendimiz! Aslında, başımızdakilere ve büyüklerimize uyduk; bizi yoldan çıkardılar!"

    Bayraktar Bayraklı

    Şöyle söylemeye devam edeceklerdir: "Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de, bizi yoldan çıkardılar."

    Edip Yüksel

    Derler ki, "Efendimiz, sadatlarımıza/şeyhlerimize ve büyüklerimize uyduk; onlar da bizi yoldan saptırdılar."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Derler ki, 'Rabbimiz, sadatlarımıza/şeyhlerimize ve büyüklerimize uyduk; onlar da bizi yoldan saptırdılar.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yine derler ki: "Ey Rabbimiz, doğrusu biz, beylerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yanlış yola götürdüler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya rabbena, demektedirler: doğrusu bizler beylerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yanlış yola götürdüler

    Erhan Aktaş

    "Ey Rabb'imiz! Biz büyüklerimize ve beylerimize dipnot 1 uyduk, onlar da bizi yanlış yola saptırdılar." derler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dinde ileri gelenlerimize, önderlerimize.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ey Rabb'imiz! Biz büyüklerimize ve beylerimize dipnot 1 uyduk, onlar da bizi yanlış yola saptırdılar." derler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dinde ileri gelenlerimize, önderlerimize.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ey Rabb'imiz! Biz büyüklerimize ve beylerimize dipnot 1 uyduk, onlar da bizi yanlış yola saptırdılar."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dinde ileri gidenlerimize, önderlerimize.

    Gültekin Onan

    Ve dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten biz, efendilerimize ve büyüklerimize itaat ettik, böylece onlar bizi yoldan saptırmış oldular."

    Hasan Basri Çantay

    (Onlara tabi olanlar da o gün): "Ey Rabbimiz, hakıykat biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk. Onlar da bizi yoldan sapdırdılar" demişlerdir (diyeceklerdir).

    İbni Kesir

    Ve dediler ki: Rabbımız; biz büyüklerimize ve yöneticilerimize itaat etmiştik. Onlar da bizi yoldan saptırdılar.

    Mehmet Alagaş

    (63-68) İnsanlar sana saatten soruyorlar, onun bilgisi Allah katındadır. Sen onu bilemezsin ki / idrak edemezsin belki de saat yakında olur. Muhakkak ki Allah kafirlere lanet etmiştir, onlar için çılgın alevli ateş / sağir hazırlamıştır. Orada ebedi kalıcıdırlar (Ebedi kalmazlar sorusuna cevap) ne dost ne de yardım, bulamazlar. Yüzleri o gün, ateşte döndürülürken diyecekler ki, yazıklar olsun bize, keşke Allah’a itaat etseydik ve Resule itaat etseydik. Dediler ki Rabbimiz , muhakkak ki biz, efendilerimize ve büyüklerimize uyduk / itaat ettik, onlar da bizi yoldan saptırdılar, Rabbimiz, Azabı onlara iki kat ver, onları büyük bir lanetlemeyle lanetle.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik (uyduk), onlar da bizi yoldan saptırdılar." dediler.

    Süleyman Ateş

    Ve dediler ki: "Rabbimiz, biz beylerimize ve büyüklerimize uyduk da bizi yoldan saptırdılar."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Rabbimiz! Biz yöneticilerimize ve büyüklerimize boyun eğdik, onlar da bizi yoldan saptırdılar."

    Şaban Britch

    Rabbimiz, biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik, onlar da bizi yoldan saptırdılar.

    Şaban Piriş

    Rabbimiz, biz liderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik, onlar da bizi yoldan saptırdılar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve derler ki: "Rabbimiz biz, efendilerimize, büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar."

  9. Ahzâb suresi, 68. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahzâb suresi, 68. ayet. رَبَّنَآ ءَاتِهِمْ ضِعْفَيْنِ مِنَ ٱلْعَذَابِ وَٱلْعَنْهُمْ لَعْنًا كَبِيرًا

    Diyanet İşleri

    "Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanete uğrat."

    Mehmet Okuyan

    Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onlara büyük (bir şekilde) lanet et!" demiş (olacaklar)dır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu iki ayet A‘râf 7:38-39, Sâd 38:61 ve Fussilet 41:29 ile birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Rabbimiz! Ne olur onlara kat be kat azap ver ve onları rahmetinden tamamen dışla!

    Muhammed Esed

    Ey Rabbimiz! Onlara iki misli azap çektir ve rahmetinden tamamen mahrum bırak!"

    Ahmed Hulusi

    "Rabbimiz, onlara iki misli azap ver ve onlara çok büyük bir lanetle lanet et. "

    Ali Bulaç

    "Rabbimiz, onlara azabtan iki katını ver ve büyük bir lanet ile lanet et."

    Ali Özek ve heyeti

    Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânetle rahmetinden kov.

    Ali Rıza Safa

    "Efendimiz! Onlara iki kat ceza ver ve onları büyük bir lanet ile lanetle!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları şiddetli bir şekilde lanetle!"

    Edip Yüksel

    "Efendimiz, onlara iki kat ceza ver, onları büyük bir lanetle lanetle."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Rabbimiz, onlara iki kat ceza ver, onları büyük bir lanetle lanetle.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey Rabbimiz, onlara azabın iki katını ver ve kendilerini büyük bir lanetle lanetle!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya rabbena onlara azabın iki katlısını ver ve kendilerini büyük bir la'net ile la'netle

    Erhan Aktaş

    "Rabb'imiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanete uğrat. dipnot 1 "

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rahmetinden tamamen uzaklaştır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Rabb'imiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanete uğrat. dipnot 1 "

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rahmetinden tamamen uzaklaştır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Rabb'imiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanete uğrat. dipnot 1 "

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rahmetinden tamamen uzaklaştır.

    Gültekin Onan

    "Rabbimiz, onlara azabtan iki katını ver ve büyük bir lanet ile lanet et."

    Hasan Basri Çantay

    "Ey Rabbimiz, onlara azabdan iki katını ver. Onları büyük bir la'netle rahmetinden koğ".

    İbni Kesir

    Rabbımız; onlara, azabdan iki kat ver. Ve onları büyük bir la'netle la'netle.

    Mehmet Alagaş

    (63-68) İnsanlar sana saatten soruyorlar, onun bilgisi Allah katındadır. Sen onu bilemezsin ki / idrak edemezsin belki de saat yakında olur. Muhakkak ki Allah kafirlere lanet etmiştir, onlar için çılgın alevli ateş / sağir hazırlamıştır. Orada ebedi kalıcıdırlar (Ebedi kalmazlar sorusuna cevap) ne dost ne de yardım, bulamazlar. Yüzleri o gün, ateşte döndürülürken diyecekler ki, yazıklar olsun bize, keşke Allah’a itaat etseydik ve Resule itaat etseydik. Dediler ki Rabbimiz , muhakkak ki biz, efendilerimize ve büyüklerimize uyduk / itaat ettik, onlar da bizi yoldan saptırdılar, Rabbimiz, Azabı onlara iki kat ver, onları büyük bir lanetlemeyle lanetle.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanete uğrat.”

    Süleyman Ateş

    "Rabbimiz, onlara iki kat azab ver ve onlara büyük bir la'net eyle!"

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbimiz! Onlara bu azabın iki katını ver; onları tamamen dışla! dipnot 1 ".

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetin kelime kelime tercümesi "büyük bir dışlanmışlıkla dışla" şeklindedir. Türkçede böyle bir ifade tarzı olmadığı için bu anlam verilmiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Rabbimiz! Onlara bu azabın iki katını ver; onları tamamen dipnot 1 dışla" derler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Metin "büyük bir dışlanmışlıkla dışla" şeklindedir. Türkçe'de böyle bir ifade tarzı olmadığı için bu anlam verilmiştir.

    Şaban Britch

    Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanet ile lanetle!

    Şaban Piriş

    -Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanet ile lanetle!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Rabbimiz, onlara iki kat azap ver; onları büyük bir lanetle lanetle!"

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.