Mülk suresi

Mülk suresi, 11. ayet

Mülk suresi, 11. ayet. فَٱعْتَرَفُوا۟ بِذَنۢبِهِمْ فَسُحْقًا لِّأَصْحَٰبِ ٱلسَّعِيرِ

fa`terafû biẕembihim. fesuḥḳal liaṣḥâbi-sse`îr.

Diyanet İşleri

İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Artık alevli ateştekiler Allah'ın rahmetinden uzak olsun!

25 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mülk 8–14 · surenin 11. ayeti / 30

Konu Cehennem ve uyarıcıyı yalanlayanların itirafı Mülk 6–12 3

  1. Mülk 8

    Neredeyse cehennem öfkeden çatlayacaktır! Oraya her bir topluluk atıldıkça oranın bekçileri onlara, "Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?" diye sorarlar.

  2. Mülk 9

    Onlar da şöyle derler: "Evet, bize bir uyarıcı gelmişti. Fakat biz onu yalanlamış ve 'Allah hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz' demiştik."

  3. Mülk 10

    Yine şöyle derler: "Eğer kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli ateştekilerden olmazdık."

  4. 11

    İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Artık alevli ateştekiler Allah'ın rahmetinden uzak olsun!

  5. Mülk 12

    Görmedikleri halde Rablerinden korkanlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.

  6. Mülk 13

    Sözünüzü gizleyin, yahut onu açığa vurun; (fark etmez). Şüphesiz Allah, sinelerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.

  7. Mülk 14

    Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

11. Yüce Allah, cehenneme giren, zulüm ve inatlarını da itiraf eden bu kimseler hakkında şöyle buyurmaktadır: “Böylelikle günahlarını itiraf edeceklerdir. O halde cehennemlikler (ilahi rahmetinden) uzak olsun!” Bedbaht olsunlar, hüsrana uğrasınlar!

Onlar ne kadar bedbahttırlar ve ne kadar büyük bir helake duçar olmuşlardır! Çünkü Allah’ın mükâfatını elden kaçırmışlar, üstelik bedenlerini alev alev yakan ve kalplerine kadar tırmanan cehennem ateşine ayrılmamak üzere girmişlerdir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kendi aleyhlerine kâfir olduklarını ve yalanladıklarını ikrar ettiler. Böylece cehennemi hak ettiler. Uzak olsun o cehennem ashabı!

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَٱعْتَرَفُوا۟ fea'terafu itiraf ettiler kök: عرف
  2. بِذَنۢبِهِمْ bizenbihim günahlarını kök: ذنب
  3. فَسُحْقًۭا fesuhkan uzak olsun kök: سحق
  4. لِّأَصْحَـٰبِ lieshabi halkı kök: صحب
  5. ٱلسَّعِيرِ s-seiyri çılgın ateş kök: سعر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سحق (2 geçiş)

    Allah'a yönelen, O'na ortak koşmayan kimseler (olun). Kim Allah'a ortak koşarsa, sanki gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu…

  • Aynı kök: سعر (19 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)

    Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya…

  • Aynı kök: سعر (19 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)

    Yine şöyle derler: "Eğer kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli ateştekilerden olmazdık."

  • Aynı kök: ذنب (39 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş)

    Diğer bir kısmı ise, günahlarını itiraf ettiler. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder.…

  • Aynı kök: ذنب (39 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş)

    Onlar da şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa da dirilttin. Günahlarımızı kabulleniyoruz. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu…

  • Aynı kök: ذنب (39 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)

    Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. Artık azabımı acele istemesinler.

  • Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)

    İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur, A'raf üzerinde de birtakım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından…

  • Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)

    A'raftakiler, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara da seslenir ve şöyle derler: "Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

57 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

25 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Günahlarını itiraf etmiş (olacaklar). O alevli ateş halkı (merhametten) uzak olsun!

Mustafa İslamoğlu

Böylece günahlarını itiraf etmiş oldular: Olmaz olsun o harlı ateş ashabı!

Muhammed Esed

Onlar böylece günahlarının farkına varacaklar ama (o zaman) bütün güzellikler bu yakıcı ateşe mahkum olanlardan uzak bulunacak.

Ahmed Hulusi

Suçlarını böylece itiraf ettiler! Uzaklığı yaşasın dev alevli ateş ehli!

Ali Bulaç

Böylece kendi günahlarını itiraf ettiler. Çılgınca yanan ateşin halkına (Allah'ın rahmetinden) uzaklık olsun.

Ali Özek ve heyeti

Böylece günahlarını itiraf ederler. Artık (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun, o alevli cehennemin mahkûmları !

Ali Rıza Safa

Böylece, suçlarını kabul edecekler. "Artık, yok olsun; alevli ateşin yoldaşları!"

Bayraktar Bayraklı

Böylece günahlarını itiraf ederler. Artık o alevli cehennemin mahkumları rahmetten mahrumdurlar.

Edip Yüksel

Böylece günahlarını itiraf ettiler. Ateşin halkı uzak olsunlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Böylece günahlarını itiraf ettiler. Ateşin halkı uzak olsunlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İşte günahlarını itiraf ettiler. Kahrolsun, o halde çılgın ateş yarenleri!

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte günahlarını i'tiraf ettiler, kahrolsun o halde eshab-ı Seıyr

Erhan Aktaş

Böylece suçlarını itiraf ettiler. Rahmetten uzak olsun Cehennemlikler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böylece suçlarını itiraf ettiler. Rahmetten uzak olsun Cehennemlikler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böylece suçlarını itiraf ettiler. Rahmetten uzak olsun Cehennemlikler.

Gültekin Onan

Böylece kendi günahlarını itiraf ettiler. Çılgınca yanan ateşin halkına (Tanrı'nın rahmetinden) uzaklık olsun.

Hasan Basri Çantay

Bu suretle günahlarını i'tiraaf etdiler (ederler). (Ko Allah) Cehennem yaranını (rahmetinden) koğsun!

İbni Kesir

Böylece günahlarını itiraf ettiler. Yok olsun çılgın alevli cehennem ashabı.

Mehmet Alagaş

(6-12) Kafirlere ise Rablerinden cehennem azabı var, o ne kötü bir yerdir, orayla buluştuklarında onun kaynarken ki solumasını işitirler, öfkesinden neredeyse çatlayacak, ona her bir insan yığını atıldıkça bekçileri onlara sorarlar , size bir uyarıcı gelmedi mi? Derler ki evet bize bir uyarıcı geldi biz yalanladık, Allah herhangi bir şey indirmemiştir siz (uyarıcılar) büyük bir sapma içindesiniz dedik, şayet biz işitseydik veya akletseydik, çılgın ateşin halkı içinde olmaz idik, günahlarını itiraf ettiler, ateş halkı uzakta olsun. Gayb olduğu halde Rablerinden korkanlar işte onlara , bağışlanma ve büyük bir ecir vardır. (İbda: yaratmaya var etmeye başlamak, süreci başlatmaktır, Takdir; varın sınırlarını ve dozunu ayarlamak (zehri ilaç yapan dozudur) İcat; vardan var etmektir , Halk; bu üç kavramı içerir, Halk; eşyanın var oluşuyla alakalı cevheri konulardaki yaratmaktır, Ceale ise: Eşyanın arazi eylemine yönelik yapmaktır. Bariu ise; yoktan var etmektir , Fâtır; fıtratlı yaratmaktır)

Rowwad Tercüme Merkezi

İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Artık alevli ateştekiler Allah’ın rahmetinden uzak olsun!

Süleyman Ateş

Günahlarını itiraf ettiler. O çılgın ateş halkına (Allah'ın acımasından) uzak olup ezilmek yaraşır!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Böylece suçlarını itiraf ederler. O alevli ateş ahalisi için bundan sonrası tam bir perişanlıktır.

Şaban Britch

İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Uzak olsun çılgın ateş halkı!

Şaban Piriş

İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Kahrolsun çılgın ateş halkı!

Yaşar Nuri Öztürk

Günahlarını işte böyle itiraf ettiler. Çılgın ateşin halkına böyle kahır yaraşır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They will admit the truth of what is charged and so, away with the companions in sin, destined to the blazes of Hell.

Abdul Haleem

they will confess their sins. Away with the inhabitants of the blazing fire!

Abdullah Yusuf Ali

They will then confess their sins: but far will be (Forgiveness) from the Companions of the Blazing Fire!

Abul A'la Maududi

Thus will they confess their sins. dipnot 1 Damned are these inmates of the Blazing Fire.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The word dhanb (sin) has been used in the singular. It means that the real sin because of which they became worthy of Hell was to belie the Messengers and refuse to obey them. All other sins are its consequences.

Aisha Bewley

Then they will acknowledge their wrong actions. Away with the Companions of the Blaze!

Al-Hilali & Khan

Then they will confess their sin. So, away with the dwellers of the blazing Fire!

Ali Quli Qarai

Thus they will admit their sin. So away with the inmates of the Blaze!

Amatul Rahman Omar

They will thus confess to their sins (when confession will be of no use). The inmates of the blazing Fire are far removed (from God's mercy).

Arthur John Arberry

So they confess their sins. Curse the inhabitants of the Blaze!

Bijan Moeinian

So they will acknowledge their sins, but it will be too late to ask for God’s forgiveness.

E. Henry Palmer

And they will confess their sins; but 'Avaunt to the fellows of the blaze!'

Edip-Layth

Thus, they confessed their sins. So away with the dwellers of the blazing fire.

George Sale

And they shall confess their sins; but far be the inhabitants of burning fire from obtaining mercy!

Hamid S. Aziz

So they shall acknowledge their sins, but far will be forgiveness from the inmates of the Blazing Fire.

Mahmoud Ghali

So they confess their guilty (deeds); then far off with the companions (i. e., inhabitants) of the Blaze!

Marmaduke Pickthall

So they acknowledge their sins; but far removed (from mercy) are the dwellers in the flames.

Mohamed Ahmed - Samira

So will they confess their guilt. Deprived (of all joys) will be the inmates of Hell.

Muhammad Asad

Thus will they come to realize their sins: but [by that time, ] remote will have become all good from those who are destined for the blazing flame.

Mustafa Khattab

And so they will confess their sins. So away with the residents of the Blaze!

Progressive Muslims

Thus, they confessed their sins. So away with the dwellers of the blazing Fire.

Rashad Khalifa

Thus, they confessed their sins. Woe to the dwellers of Hell.

Sahih International

And they will admit their sin, so [it is] alienation for the companions of the Blaze.

Sam Gerrans

And they will confess their transgression: — “So away with the companions of the Inferno!”

Shabbir Ahmed

They will acknowledge that they did trail behind in humanity. Thus, far removed are the dwellers of the Flames from Divine Grace.

Syed Vickar Ahamed

Then they will confess their sins: (But forgiveness will be far), so away with the dwellers of the blazing Fire!

Taqi Usmani

Thus they will confess their sin. So, away with the people of the Hell!

The Monotheist Group

Thus, they confessed their sins. So away with the dwellers of the blazing Fire.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mülk suresi, 11. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mülk suresi, 11. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mülk suresi, 11. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩