Diyanet İşleri
İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Artık alevli ateştekiler Allah'ın rahmetinden uzak olsun!
Mülk suresi
Mülk suresi, 11. ayet. فَٱعْتَرَفُوا۟ بِذَنۢبِهِمْ فَسُحْقًا لِّأَصْحَٰبِ ٱلسَّعِيرِ
fa`terafû biẕembihim. fesuḥḳal liaṣḥâbi-sse`îr.
İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Artık alevli ateştekiler Allah'ın rahmetinden uzak olsun!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Cehennem ve uyarıcıyı yalanlayanların itirafı Mülk 6–12 3
Neredeyse cehennem öfkeden çatlayacaktır! Oraya her bir topluluk atıldıkça oranın bekçileri onlara, "Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?" diye sorarlar.
Onlar da şöyle derler: "Evet, bize bir uyarıcı gelmişti. Fakat biz onu yalanlamış ve 'Allah hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz' demiştik."
Yine şöyle derler: "Eğer kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli ateştekilerden olmazdık."
İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Artık alevli ateştekiler Allah'ın rahmetinden uzak olsun!
Görmedikleri halde Rablerinden korkanlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.
Sözünüzü gizleyin, yahut onu açığa vurun; (fark etmez). Şüphesiz Allah, sinelerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.
Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
11. Yüce Allah, cehenneme giren, zulüm ve inatlarını da itiraf eden bu kimseler hakkında şöyle buyurmaktadır: “Böylelikle günahlarını itiraf edeceklerdir. O halde cehennemlikler (ilahi rahmetinden) uzak olsun!” Bedbaht olsunlar, hüsrana uğrasınlar!
Onlar ne kadar bedbahttırlar ve ne kadar büyük bir helake duçar olmuşlardır! Çünkü Allah’ın mükâfatını elden kaçırmışlar, üstelik bedenlerini alev alev yakan ve kalplerine kadar tırmanan cehennem ateşine ayrılmamak üzere girmişlerdir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kendi aleyhlerine kâfir olduklarını ve yalanladıklarını ikrar ettiler. Böylece cehennemi hak ettiler. Uzak olsun o cehennem ashabı!
Aynı kök: سحق (2 geçiş)
Allah'a yönelen, O'na ortak koşmayan kimseler (olun). Kim Allah'a ortak koşarsa, sanki gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu…
Aynı kök: سعر (19 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)
Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya…
Aynı kök: سعر (19 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)
Yine şöyle derler: "Eğer kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli ateştekilerden olmazdık."
Aynı kök: ذنب (39 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş)
Diğer bir kısmı ise, günahlarını itiraf ettiler. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder.…
Aynı kök: ذنب (39 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş)
Onlar da şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa da dirilttin. Günahlarımızı kabulleniyoruz. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu…
Aynı kök: ذنب (39 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)
Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. Artık azabımı acele istemesinler.
Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)
İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur, A'raf üzerinde de birtakım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından…
Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)
A'raftakiler, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara da seslenir ve şöyle derler: "Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Günahlarını itiraf etmiş (olacaklar). O alevli ateş halkı (merhametten) uzak olsun!
Böylece günahlarını itiraf etmiş oldular: Olmaz olsun o harlı ateş ashabı!
Onlar böylece günahlarının farkına varacaklar ama (o zaman) bütün güzellikler bu yakıcı ateşe mahkum olanlardan uzak bulunacak.
Suçlarını böylece itiraf ettiler! Uzaklığı yaşasın dev alevli ateş ehli!
Böylece kendi günahlarını itiraf ettiler. Çılgınca yanan ateşin halkına (Allah'ın rahmetinden) uzaklık olsun.
Böylece günahlarını itiraf ederler. Artık (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun, o alevli cehennemin mahkûmları !
Böylece, suçlarını kabul edecekler. "Artık, yok olsun; alevli ateşin yoldaşları!"
Böylece günahlarını itiraf ederler. Artık o alevli cehennemin mahkumları rahmetten mahrumdurlar.
Böylece günahlarını itiraf ettiler. Ateşin halkı uzak olsunlar.
Böylece günahlarını itiraf ettiler. Ateşin halkı uzak olsunlar.
İşte günahlarını itiraf ettiler. Kahrolsun, o halde çılgın ateş yarenleri!
İşte günahlarını i'tiraf ettiler, kahrolsun o halde eshab-ı Seıyr
Böylece suçlarını itiraf ettiler. Rahmetten uzak olsun Cehennemlikler.
Böylece suçlarını itiraf ettiler. Rahmetten uzak olsun Cehennemlikler.
Böylece suçlarını itiraf ettiler. Rahmetten uzak olsun Cehennemlikler.
Böylece kendi günahlarını itiraf ettiler. Çılgınca yanan ateşin halkına (Tanrı'nın rahmetinden) uzaklık olsun.
Bu suretle günahlarını i'tiraaf etdiler (ederler). (Ko Allah) Cehennem yaranını (rahmetinden) koğsun!
Böylece günahlarını itiraf ettiler. Yok olsun çılgın alevli cehennem ashabı.
(6-12) Kafirlere ise Rablerinden cehennem azabı var, o ne kötü bir yerdir, orayla buluştuklarında onun kaynarken ki solumasını işitirler, öfkesinden neredeyse çatlayacak, ona her bir insan yığını atıldıkça bekçileri onlara sorarlar , size bir uyarıcı gelmedi mi? Derler ki evet bize bir uyarıcı geldi biz yalanladık, Allah herhangi bir şey indirmemiştir siz (uyarıcılar) büyük bir sapma içindesiniz dedik, şayet biz işitseydik veya akletseydik, çılgın ateşin halkı içinde olmaz idik, günahlarını itiraf ettiler, ateş halkı uzakta olsun. Gayb olduğu halde Rablerinden korkanlar işte onlara , bağışlanma ve büyük bir ecir vardır. (İbda: yaratmaya var etmeye başlamak, süreci başlatmaktır, Takdir; varın sınırlarını ve dozunu ayarlamak (zehri ilaç yapan dozudur) İcat; vardan var etmektir , Halk; bu üç kavramı içerir, Halk; eşyanın var oluşuyla alakalı cevheri konulardaki yaratmaktır, Ceale ise: Eşyanın arazi eylemine yönelik yapmaktır. Bariu ise; yoktan var etmektir , Fâtır; fıtratlı yaratmaktır)
İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Artık alevli ateştekiler Allah’ın rahmetinden uzak olsun!
Günahlarını itiraf ettiler. O çılgın ateş halkına (Allah'ın acımasından) uzak olup ezilmek yaraşır!
Böylece suçlarını itiraf ederler. O alevli ateş ahalisi için bundan sonrası tam bir perişanlıktır.
İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Uzak olsun çılgın ateş halkı!
İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Kahrolsun çılgın ateş halkı!
Günahlarını işte böyle itiraf ettiler. Çılgın ateşin halkına böyle kahır yaraşır.
They will admit the truth of what is charged and so, away with the companions in sin, destined to the blazes of Hell.
they will confess their sins. Away with the inhabitants of the blazing fire!
They will then confess their sins: but far will be (Forgiveness) from the Companions of the Blazing Fire!
Thus will they confess their sins. dipnot 1 Damned are these inmates of the Blazing Fire.
Then they will acknowledge their wrong actions. Away with the Companions of the Blaze!
Then they will confess their sin. So, away with the dwellers of the blazing Fire!
Thus they will admit their sin. So away with the inmates of the Blaze!
They will thus confess to their sins (when confession will be of no use). The inmates of the blazing Fire are far removed (from God's mercy).
So they confess their sins. Curse the inhabitants of the Blaze!
So they will acknowledge their sins, but it will be too late to ask for God’s forgiveness.
And they will confess their sins; but 'Avaunt to the fellows of the blaze!'
Thus, they confessed their sins. So away with the dwellers of the blazing fire.
And they shall confess their sins; but far be the inhabitants of burning fire from obtaining mercy!
So they shall acknowledge their sins, but far will be forgiveness from the inmates of the Blazing Fire.
So they confess their guilty (deeds); then far off with the companions (i. e., inhabitants) of the Blaze!
So they acknowledge their sins; but far removed (from mercy) are the dwellers in the flames.
So will they confess their guilt. Deprived (of all joys) will be the inmates of Hell.
Thus will they come to realize their sins: but [by that time, ] remote will have become all good from those who are destined for the blazing flame.
And so they will confess their sins. So away with the residents of the Blaze!
Thus, they confessed their sins. So away with the dwellers of the blazing Fire.
Thus, they confessed their sins. Woe to the dwellers of Hell.
And they will admit their sin, so [it is] alienation for the companions of the Blaze.
And they will confess their transgression: — “So away with the companions of the Inferno!”
They will acknowledge that they did trail behind in humanity. Thus, far removed are the dwellers of the Flames from Divine Grace.
Then they will confess their sins: (But forgiveness will be far), so away with the dwellers of the blazing Fire!
Thus they will confess their sin. So, away with the people of the Hell!
Thus, they confessed their sins. So away with the dwellers of the blazing Fire.