Tâhâ suresi

Tâhâ suresi, 96. ayet

Tâhâ suresi, 96. ayet. قَالَ بَصُرْتُ بِمَا لَمْ يَبْصُرُوا۟ بِهِۦ فَقَبَضْتُ قَبْضَةً مِّنْ أَثَرِ ٱلرَّسُولِ فَنَبَذْتُهَا وَكَذَٰلِكَ سَوَّلَتْ لِى نَفْسِى

ḳâle beṣurtü bimâ lem yebṣurû bihî feḳabaḍtü ḳabḍatem min eŝeri-rrasûli fenebeẕtühâ vekeẕâlike sevvelet lî nefsî.

Diyanet İşleri

Samiri, şöyle dedi: "Ben onların görmediği şeyi gördüm. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tâhâ 93–99 · surenin 96. ayeti / 135
  1. Tâhâ 93

    (92-93) Musa, (Tur'dan dönünce) şöyle dedi: "Ey Harun! Saptıklarını gördüğün zaman bana uymana ne engel oldu? Yoksa emrime karşı mı geldin?"

  2. Tâhâ 94

    Harun: "Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. Şüphesiz ben, İsrailoğullarının arasını açtın, sözüme uymadın demenden korktum" dedi.

  3. Tâhâ 95

    Musa, "Ya senin derdin neydi ey Samiri?" dedi.

  4. 96

    Samiri, şöyle dedi: "Ben onların görmediği şeyi gördüm. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi."

  5. Tâhâ 97

    Musa, "Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) "Bana dokunmak yok!" diyeceksin. Senin için, asla kaçamayacağın bir ceza daha var. Hele şu ibadet edip durduğun ilahına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız.

  6. Tâhâ 98

    Sizin ilahınız ancak kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah'tır. O, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır.

  7. Tâhâ 99

    (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur'an) verdik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 95–96. ayetler için yazılmıştır.

95-96. “Senin maksadın nedir ey Sâmirî?” Yani sen bu işi ne diye yaptın? Bunun üzerine Sâmirî şunları söyledi: “Onların görmediklerini ben gördüm.” Gördüğü, İsrailoğulları denizden çıkıp da Firavun ve askerleri suda boğulduklarında -müfessirlerin dediklerine göre- bir at üzerinde olan Cebrail idi. “Onun için elçinin” atının toynağının “izinden bir avuç” toprak “aldım ve onu” buzağının üzerine “attım. Nefsim bana bu şekilde (yapmamı)” o toprağı alıp sonra da oraya atmayı “hoş gösterdi.” Ve olanlar oldu.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Samiri, Musa -aleyhisselam-'a şöyle dedi: "Onların görmediğini gördüm. Cebrail'i atın üzerinde gördüm ve atının ayak izinin olduğu topraktan bir avuç aldım. Kendisinden buzağı heykeli yapılan erimiş süs eşyalarının üzerine attım. Sonra ondan böğüren buzağı şekli ortaya çıktı. Nefsim yaptığım şeyi bana güzel gösterdi."

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale dedi ki kök: قول
  2. بَصُرْتُ besurtu ben gördüm kök: بصر
  3. بِمَا bima şeyleri
  4. لَمْ lem
  5. يَبْصُرُوا۟ yebsuru onların görmedikleri kök: بصر
  6. بِهِۦ bihi onda
  7. فَقَبَضْتُ fekabedtu sonra aldım kök: قبض
  8. قَبْضَةًۭ kabdeten bir avuç kök: قبض
  9. مِّنْ min -nden
  10. أَثَرِ eseri eseri- kök: اثر
  11. ٱلرَّسُولِ r-rasuli Elçinin kök: رسل
  12. فَنَبَذْتُهَا fenebeztuha ve onu attım kök: نبذ
  13. وَكَذَٰلِكَ ve kezalike ve böyle (yapmayı)
  14. سَوَّلَتْ sevvelet hoş gösterdi kök: سول
  15. لِى li bana
  16. نَفْسِى nefsi nefsim kök: نفس

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سول (4 geçiş)

    Bir de üzerine, sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. Yakub dedi ki: "Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Artık…

  • Aynı kök: سول (4 geçiş)

    Yakub, "Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O,…

  • Aynı kök: سول (4 geçiş)

    Kendileri için hidayet yolu belli olduktan sonra gerisingeri dönenleri, şeytan aldatıp peşinden sürüklemiş ve kendilerini boş ümitlere düşürmüştür.

  • Aynı kök: اثر (21 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Sihirbazlar şöyle dediler: "Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz. Artık sen vereceğin hükmü ver. Sen ancak bu…

  • Aynı kök: اثر (21 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Musa, şöyle dedi: "Onlar, işte onlar hemen arkamdalar. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye, acele ederek sana geldim."

  • Aynı kök: قبض (9 geçiş)

    Kimdir Allah'a güzel bir borç verecek o kimse ki, Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. Ancak O'na…

  • Aynı kök: قبض (9 geçiş)

    Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse…

  • Aynı kök: قبض (9 geçiş)

    Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). Kötülüğü emredip iyiliği yasaklarlar, ellerini de sıkı tutarlar.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

O da "Ben onların göremediği (bir gerçeği) gördüm. Elçinin mesajından bir kısmını aldım ve onu attım. İşte böyle, bunu nefsim bana hoş gösterdi." demişti.

Mustafa İslamoğlu

O dedi ki: "Ben (bu) işe onların bakmadıkları bir gözle baktım; bu nedenle de Elçi'nin (İnanç sisteminden) etkili bir parçayı çekip aldım ve kaldırıp attım: zira güdülerim beni böyle yapmaya sevk etti."

Muhammed Esed

"Ben onların göremediği bir şeyi gördüm; ve bu yüzden, Elçi'nin öğretilerinden bir tutam aldım ve onu fırlatıp attım; içimde bir şey böyle (yapmaya) itti beni."

Ahmed Hulusi

(Samiri) dedi ki: "Onların algılayamadıklarını ben fark ettim! Rasulün eserinden (bildirdiği B sırrı kuvvesini kullanarak) birazcık aldım da onu (altınların eridiği karışıma) attım. . . İşte böylece nefsim, (hakikatimden gelen kuvveyi) açığa çıkarmaya teşvik etti. "

Ali Bulaç

Dedi ki: "Ben onların görmediklerini gördüm, böylece elçinin izinden bir avuç alıp atıverdim; böylelikle bana bunu nefsim hoşa giden (bir şey) gösterdi."

Ali Özek ve heyeti

O da: Ben, onların görmediklerini gördüm. Zira, o elçinin izinden bir avuç (toprak) alıp onu (erimiş mücevheratın içine) attım. Bunu böyle nefsim bana hoş gösterdi, dedi.

Ali Rıza Safa

"Onların görmediklerini gördüm. Elçinin izinden bir tutam alarak attım. Böylesi, benliğime daha güzel göründü!" dipnot 257

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 257
    Ayetin ikinci tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Cibril'i gördüm; onun izinden bir avuç toprak alarak, erimiş mücevheratın içine attım." veya "Elçi meleğin izinden bir avuç toprak alarak, eriyen külçeye attım." veya "Elçinin öğretisinden bir tutam attım." veya "Elçinin eserinden bir avuç alarak attım." biçiminde çevrilmiştir.

Bayraktar Bayraklı

Samiri, "Onların görmedikleri bir şey gördüm ve o elçinin bastığı yerden bir avuç avuçladım. Bunu ziynet eşyalarının eritildiği potaya attım. Bunu böyle nefsim bana hoş gösterdi" dedi.

Edip Yüksel

Dedi ki, "Onların görmediğini gördüm, elçinin öğretisinden bir kısmını alıp attım. Böyle uygun gördüm."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dedi ki, 'Onların görmediğini gördüm, elçinin öğretisinden bir kısmını alıp attım. Böyle uygun gördüm.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Samiri: "Ben onların görmediklerini gördüm de Resülün izinden bir avuç toprak avuçlayıp attım, nefsim bana böyle hoş gösterdi." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

ben dedi, onların görmediklerini gördüm de Resulün izinden bir avuç avuçladım da onu attım, ve bana nefsim böyle hoş gösterdi

Erhan Aktaş

Samiri: "Ben, onların anlamadıkları şeyi anladım. dipnot 1 Resulün öğretisinden az bir şey almıştım işte onu bıraktım. Bunu, bana nefsim hoş gösterdi." dedi.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Halkın göremediğini, yani Musa Nebi'nin sihir yaptığını anladım.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Samiri: "Ben, onların anlamadıkları şeyi anladım dipnot 1 . Resulün öğretisinden az bir şey almıştım işte onu bıraktım. Bunu, bana nefsim hoş gösterdi." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Halkın göremediğini, yani Musa Nebi'nin sihir yaptığını anladım.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Samiri: "Ben, onların anlamadıkları şeyi anladım dipnot 1 . Rasulün izinden bir avuç avuçladım ve sonra da onu attım. dipnot 2 Bunu, bana nefsim hoş gösterdi." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Halkın göremediğini, yani Hazreti Musa'nın sihir yaptığını anladım.
  2. metne dön, dipnot 2
    Musa'nın izinden giderek onun gibi olağanüstü bir iş yaparak buzağının ilah olduğunu halka göstermek istedim.

Gültekin Onan

Dedi ki: "Ben onların görmediklerini gördüm, böylece elçinin izinden bir avuç alıp atıverdim; böylelikle bana bunu nefsim hoşa giden (bir şey) gösterdi."

Hasan Basri Çantay

O da (şöyle) dedi: — "Ben onların görmediklerini gördüm. Binaen'aleyh o peygamberin izinden bir avuç (toprak) alıb onu (erimiş hulliyyatın içine) atdım. Bunu bana nefsim hoş gösterdi böyle".

İbni Kesir

O da: Onların görmedikleri bir şey gördüm ve o elçinin bastığı yerden bir avuç avuçladım. Ve bunu ziynet eşyasının eritildiği potaya attım. Nefsim bana bunu hoş gösterdi, dedi.

Mehmet Alagaş

(77-98) Musa'ya kullarımı yürütmesi için vahyettik, vur! onlar için denizde kuru bir yol aç. Yakalanmaktan korkmayın ve de ürpermeyin. Firavun ve ordusu onları taki p etti. Onları denizden ne kaplayacaksa sarıp kapladı. Firavun ordusunu saptırdı, onlar da yolu bulamadılar. Ey İsrail oğulları sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Sizle Tur'un sağ tarafında vaatleştik, size helva ve bıldırcın indirdik. Sizi rızıklandırdıklarımızın hoş olanlarından yiyin, bu konuda taşkınlık etmeyin yoksa üzerinize öfkem / gazabım size uyg un hale gelir / helal olur. Kim azabım a uygun hale gelirse artık boşlu ğa dönüşür. Ben vazgeçip salih amel işleyeni ve sonrasında doğruya yöneleni her defasında bağışlayanım. Soy topluluğun / Kavmin konusunda seni acele ettiren nedir ? Ey Musa! Dedi ki işte onlar izim üzere ler, acelem de hoşnut olman / razılığını kazanmak için Rabbim sanadır. Dedi ki senden sonra biz kavmini sınadık, samiri onları saptırdı. Musa kavmine yakıştıramamış halde ve öfkeli bir şekilde geri döndü. Dedi ki Ey kavmim Rabbinizden size güzel bir vaatte bulunulmadı mı? V aatleşmede ki süre mi uz un geldi? Ya da muradınız Rabbinizden öfke sinin gelmesi mi? ki sözleşmemizden caydınız? Sana olan vaadimizden caymadık lakin biz kavmin ziynet eşyalarından yüklenmiştik işte onları ateşe fırlatıp attık, samiri de aynı şekilde ateşe bıraktı dediler. Onlardan bir buzağı bedeni / cesedi çıkardı onun böğürmesi de vardı, dediler ki sizin ilahınız da ve Musa ’nın unuttuğu ilah da bu işte. Peki görmüyorlar mı ki onlara bir söz geri döndüremi yor, onlara zarara yahut faydaya güç yetiremiyor. Kesin olan şu ki öncesinde Harun onlara ey kavmim bununla sınanıyorsunuz, Rabbiniz acıyandır bana uyun emirime boyun eğin diye söylemişti. Musa gelinceye kadar adanmış bir şekilde / tutkun bir şekilde bunu yapmaya / buzağıya tapmaya devam edeceğiz dediler. dedi ki Ey Harun sen onların sapıttığını gördüğünde sana ne engel oldu / ne mâni oldu da bana uymadın, emrime baş mı kaldırdın? isyan mı ettin? Dedi ki ey anamın oğlu sakalımı da başımı da tutma. Gerçekten ben, niye sözümü gözetmedin de İsrail oğulları arasında ayrılık çıkardın ? demenden ürktüm. Peki ya, senin amacın neydi ey samiri? Dedi. Onların göremedikleri şeyleri ben gördüm dedi. Ve de Resul'ün izinden bir avuç avuçladım. Onu da Ateşe attım böyle bir şey i yapmaya beni nefsim sürükleyiverdi. Dedi ki git! muhakkak ki sen hayatında artık temas yok diyeceksin, sana vaat edilene de muhalefet edilmeyecek, t utkulu bir şekilde üzerinde ısrar ettiğin ilahına bir bak, muhakkak onu yakacağız tozunu Derya'ya savur acağız. Sizin ilahınız kesinlikle Allah'tır ve ondan başka ilah ta yoktur, her şeyi ilmen kaplamıştır. Bu şekilde sana, geçmişte öne çıkan haberleri anlatıyoruz.

Rowwad Tercüme Merkezi

O da: "Onların görmedikleri bir şey gördüm ve elçinin (Cebrâil -aleyhisselam-'ın) izinden bir avuç (toprak) avuçladım ve onu (erimiş mücevheratın içine) attım. İşte nefsim bunu bana hoş gösterdi." dedi.

Süleyman Ateş

(Samiri): "Ben dedi, onların görmediklerini gördüm. Elçinin eserinden bir avuç aldım da attım; nefsim bana böyle (yapmayı) hoş gösterdi."

Süleymaniye Vakfı

Samiri dedi ki: "Ben onların göremediklerini gördüm de Resulün yolundan /şeriatından dipnot 1 bir kısmını çıkarıp attım dipnot 2 . Canım böyle istedi."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Musa aleyhisselam, bu surenin 84. ayetinde kavminin kendi yolunda olduğunu söylediğinde "yolum" anlamında "eseri (أثري)" kelimesini kullanmıştır. Burada da aynı yol "eseri-r Rasul (أَثَرِ الرَّسُولِ)" tamlamasıyla "Resulün yolu" şeklinde ifade edilmiştir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Samiri bu ifadesiyle, Musa aleyhisselamın yolunun tevhid yani Allah'tan başka ilah olmadığı ile ilgili kısmını kabul etmediğini söylemiştir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Samiri dedi ki "Ben onların göremediklerini görmüş, senin dipnot 1 yoluna sıkı sıkıya bağlanmıştım. Ama onu daha sonra hayatımdan çıkardım; hepsi bu. Canım böyle istedi."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İltifat

Şaban Britch

O da: Onların görmedikleri bir şey gördüm ve elçinin izinden bir avuç (toprak) avuçladım ve onu (erimiş mücevheratın içine) attım. İşte nefsim bunu bana hoş gösterdi, dedi.

Şaban Piriş

O da: -Onların görmedikleri bir şey gördüm ve elçinin izinden bir avuç avuçladım ve onu attım. İşte nefsim bunu bana hoş gösterdi. dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Samiri dedi: "Onların görmediklerini gördüm. Resulün izinden bir avuç avuçladım da onu attım. Nefsim bana böylesini hoş gösterdi."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"I have seen", said Samiri, "what they failed to see -meaning the Spirit Jabril (Gabriel)- and so I took a handful of dust from the track of the Messenger of Allah and I tossed it toward the calf, for so did my soul prompt me -a made- up excuse for his unforgivable sinful act-.

Abdul Haleem

He replied, ‘I saw something they did not; I took in some of the teachings of the Messenger but tossed them aside: my soul prompted me to do what I did.’

Abdullah Yusuf Ali

He replied: "I saw what they saw not: so I took a handful (of dust) from the footprint of the Messenger, and threw it (into the calf): thus did my soul suggest to me."

Abul A'la Maududi

He answered: "I saw what the people did not see. So I took a handful of dust from the trail of the Messenger, and I flung it (into the fire). Thus did my mind prompt me." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Here it has been a good deal of divergence of opinion in regard to the interpretation of this verse. According to the majority of the early commentators and their followers, it means: The Samiri saw the Messenger (Angel Gabriel) when he was passing and took a handful of dust from his footprints. Then he sprinkled this upon the idol of the golden calf. This created life in it and it began to low like a living calf. The Quran, in fact, does not say that this actually happened but merely cites the reply given by the Samiri to Prophet Moses (peace be upon him) when the latter took him to task for the great sin he had committed.

Aisha Bewley

He said, ‘I saw what they did not see. So I gathered up a handful from the Messenger’s footprints and threw it in. That is what my inner self urged me to do.’

Al-Hilali & Khan

(Sâmirî) said: "I saw what they saw not, so I took a handful (of dust) from the (hoof) print of the messenger [Jibrîl’s (Gabriel) horse] and threw it [into the fire in which were put the ornaments of Fir‘aun’s (Pharaoh) people, or into the calf]. Thus my inner-self suggested to me."

Ali Quli Qarai

He said, ‘I saw what they did not see. I took a handful [of dust] from the messenger’s trail and threw it. That is how my soul prompted me.’

Amatul Rahman Omar

He said, `I perceived that which they did not perceive. (My perception and insight being stronger than theirs.) I had adopted only some of the traditions (and the teachings) of the Messenger (- Moses), but that (too) I cast away. That is what my mind made fair-seeming to me.'

Arthur John Arberry

'I beheld what they beheld not, ' he said, 'and I seized a handful of dust from the messenger's track, and cast it into the thing. So my soul prompted me.'

Bijan Moeinian

He replied: "Well, I saw angel Gabriel (that the others did not see) and I was inspired to take a handful of his foot print’s dust and throw upon the statue [making it sacred!]"

E. Henry Palmer

Said he, 'I beheld what they beheld not, and I grasped a handful from the footprint of the messenger and cast it; for thus my soul induced me. '

Edip-Layth

He said, "I noticed what they did not notice, so I took a portion from the teaching of the messenger, and I cast it away. This is what my person inspired me to do."

George Sale

He answered, I saw that which they saw not; wherefore I took a handful of dust from the footsteps of the messenger of God, and I cast it into the molten calf; for so did my mind direct me.

Hamid S. Aziz

(Moses) said, "What was your design, O Samiri?"

Mahmoud Ghali

Said he, "I beheld what they did not behold; so I grasped a handful (Literally: I grasped a grasp) (of dust) from the messenger's track; then flung it off. Thus my self instigated (that) to me."

Marmaduke Pickthall

He said: I perceived what they perceive not, so I seized a handful from the footsteps of the messenger, and then threw it in. Thus my soul commended to me.

Mohamed Ahmed - Samira

He said: "I saw what they did not see. I picked up a handful of dust from the messenger's tracks and threw it in, for the idea seemed attractive to me."

Muhammad Asad

He answered: "I have gained insight into something which they were unable to see: and so I took hold of a handful of the Apostle's teachings and cast it away: for thus has my mind prompted me [to act]. "

Mustafa Khattab

He said, "I saw what they did not see, so I took a handful ˹of dust˺ from the hoof-prints of ˹the horse of˺ the messenger-angel ˹Gabriel˺ then cast it ˹on the moulded calf˺. This is what my lower-self tempted me into."[1]

Progressive Muslims

He said: "I noticed what they did not notice, so I took a handful from where the messenger was standing, and I cast it in. This is what my soul inspired me to do."

Rashad Khalifa

He said, "I saw what they could not see. I grabbed a fistful (of dust) from the place where the messenger stood, and used it (to mix into the golden calf). This is what my mind inspired me to do."

Sahih International

He said, "I saw what they did not see, so I took a handful [of dust] from the track of the messenger and threw it, and thus did my soul entice me. "

Sam Gerrans

Said he: “I saw what they saw not; so I took a handful from the track of the Messenger, and did throw it; and thus my soul enticed me.”

Shabbir Ahmed

He answered, "I have gained insight into something which they have not. So I took hold of a handful of the Messenger's teachings and cast it away. This is what my mind prompted me to do."

Syed Vickar Ahamed

He replied: "I saw what they did not see: So I took a handful (of dust) from the footprint of the messenger, and threw it (into the calf): Thus did my soul tell me. "

Taqi Usmani

He said, "I perceived something they did not perceive. So I picked up a handful from under the footstep of the messenger. Then, I cast it. And thus my inner self tempted me."

The Monotheist Group

He said: "I noticed what they did not notice, so I took a handful from where the messenger was standing, and I cast it in. This is what my soul inspired me to do."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 96. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 96. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 96. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩