Diyanet İşleri
"O (azap) gerçek midir?" diye senden haber soruyorlar. De ki: "Evet, Rabbime andolsun ki o elbette gerçektir. Siz (bu konuda Allah'ı) aciz kılacak değilsiniz."
Yûnus suresi
Yûnus suresi, 53. ayet. وَيَسْتَنۢبِـُٔونَكَ أَحَقٌّ هُوَ قُلْ إِى وَرَبِّىٓ إِنَّهُۥ لَحَقٌّ وَمَآ أَنتُم بِمُعْجِزِينَ
veyestembiûneke eḥaḳḳun hû. ḳul î verabbî innehû leḥaḳḳuv vemâ entüm bimü`cizîn.
"O (azap) gerçek midir?" diye senden haber soruyorlar. De ki: "Evet, Rabbime andolsun ki o elbette gerçektir. Siz (bu konuda Allah'ı) aciz kılacak değilsiniz."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Her ümmete bir peygamber ve azabın vakti Yûnus 41–53 3
De ki: "Söyleyin bakalım, O'nun azabı size geceleyin veya gündüzün (ansızın) gelecek olsa, suçlular bunun hangisini acele isterler?!" (Bunların hiçbiri istenecek bir şey değildir.)
(Onlara) "Azap gerçekleştikten sonra mı O'na iman ettiniz? Şimdi mi!? Oysa siz onu acele istiyordunuz" (denilecek).
Sonra da zulmedenlere, "Ebedi azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz" denilecektir.
"O (azap) gerçek midir?" diye senden haber soruyorlar. De ki: "Evet, Rabbime andolsun ki o elbette gerçektir. Siz (bu konuda Allah'ı) aciz kılacak değilsiniz."
(O gün) zulmetmiş olan herkes, eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa, kendini kurtarmak için onu fidye verir. Azabı gördüklerinde, için için derin bir pişmanlık duyarlar. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir.
Bilesiniz ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Yine bilesiniz ki, Allah'ın va'di haktır. Fakat onların çoğu bunu bilmez.
O, diriltir ve öldürür; ancak O'na döndürüleceksiniz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
53. Yüce Allah peygamberine hitaben şöyle buyurmaktadır: “Sahi, gerçek mi o?” diye senden haber sorarlar.” Yani yalanlayanlar -gerçeği açıkça anlamak ve doğruyu görmek kastı ile değil de- inatlaşmak ve zora koşma kastı ile senden bilgi almak isterler ve “Sahi, gerçek mi o?” diye sorarlar. Yani kulların öldükten sonra diriltilecekleri ve amellerinin karşılıklarını görmek üzere tekrar kendilerine hayat verileceği, kulların amellerinin karşılığını hayırsa hayır, şer ise şer olarak göreceği doğru mudur?
Sen de bu konuda açık ve kesin deliller göstererek ve doğruluğuna dair yemin ederek onlara “de ki: Evet, Rabbim hakkı için o, kesinlikle haktır.” Bunda en ufak bir tereddüt ve şüphe söz konusu değildir. “Ve siz Allah’ı” sizi diriltmesine karşı koymak sureti ile “âciz bırakacak değilsiniz.” Yokken sizi var edip yarattığı gibi amellerinizin karşılığını vermek için de sizi tekrar diriltecektir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Müşrikler soruyorlar: "Bizim kendisi ile vadolunduğumuz bu azap gerçek mi?" Onlara de ki: "Evet! Muhakkak ki -Allah'a yemin olsun ki- bu, haktır ve sizler bu azaptan kurtulacak değilsiniz!"
Aynı kök: عجز (26 geçiş)
Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana! Şu…
Aynı kök: عجز (26 geçiş)
Şüphesiz size va'dedilen şeyler mutlaka gelecektir. Siz bunun önüne geçemezsiniz.
Aynı kök: عجز (26 geçiş)
İnkar edenler, asla yakayı kurtardıklarını zannetmesinler. Çünkü onlar (sizi) aciz bırakamazlar.
Ortak kavram: Nübüvvet
Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…
Ortak kavram: Nübüvvet
Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını…
Ortak kavram: Nübüvvet
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Bazı inkârcılar) "O (azap) gerçek midir?" diye senden haber bekliyorlar. dipnot 1 De ki: "Evet, Rabbime yemin olsun: Şüphesiz ki o gerçektir ve siz asla (O'nu) aciz bırakıcılar değilsiniz." dipnot 2
Tutup bir de seni "Şimdi bu gerçek mi yani?" diye sorguluyorlar. De ki: "Kesinlikle! Rabbim hakkı için bu gerçeğin ta kendisidir; üstelik sizler (büyük sorgulamayı) asla atlatamayacaksınız!"
Bazıları da sana, "Bütün bunlar gerçek mi?" diye soruyorlar. De ki: "Elbette! Rabbim hakkı için, katıksız gerçek bu; ve sizler de (büyük sorgulamadan) asla kaçamayacaksınız!"
"O (azap) gerçek midir?" diye senden haber isterler. . . De ki: "Evet, Rabbim hakkı için o elbette gerçektir! Siz bundan kaçıp kurtulamazsınız!"
"Bu bir gerçek mi?" diye senden haber soracaklar. De ki: "Evet, Rabbime andolsun ki, şüphesiz gerçektir ve sizler aciz bırakacak değilsiniz."
Sana o azabın hak olup olmadığını, sormaktadırlar. (Onlara) de ki: "Evet, Rabbime yemin ederim ki o haktır ve siz, (azabı göndermekten) Allah'ı âciz bırakacak değilsiniz.
Üstelik "Gerçek mi bu?" diyerek sana soruyorlar; şunu söyle: "Evet! Efendime yemin ederim ki, kesinlikle gerçektir. Zaten güçsüz bırakamazsınız!"
"O bir gerçek midir?" diye senden haber istiyorlar. De ki: "Evet, Rabbime yemin ederim ki, o şüphesiz gerçektir ve siz aciz bırakacak değilsiniz."
"Bu sahiden doğru mudur?" diye senden haber bekliyorlar. De ki: "Elbette, Efendime ant olsun o gerçektir ve siz onu engelleyemezsiniz!"
'Bu sahiden doğru mudur,' diye senden haber bekliyorlar. De ki: 'Elbette, Rabbime andolsun o gerçektir ve siz onu engelleyemezsiniz!'
"Sahi doğru mu bu?" diye senden soruyorlar. De ki: "Evet, Rabbime yemin ederim ki, o dosdoğru ve siz, bundan yakayı kurtaramazsınız.
Sahih doğru mu bu? Diye senden istifsar ediyorlar, de ki: evet, rabbıma kasem ederim ki o, dosdoğru, ve siz bundan yakayı kurtaramazsınız
Sana "Bu gerçek midir?" diye soruyorlar. De ki: "Rabb'ime yemin ederim ki o gerçektir. Ve siz onu engelleyemezsiniz."
Sana "Bu gerçek midir?" diye soruyorlar. De ki: "Rabb'ime yemin ederim ki o gerçektir. Ve siz onu engelleyemezsiniz."
Sana "Bu gerçek midir?" diye soruyorlar. De ki: "Rabb'ime yemin ederim ki o gerçektir. Ve siz onu engelleyemezsiniz."
"Bu bir gerçek mi?" diye senden haber soracaklar. De ki: "Evet, rabbime andolsun ki, şüphesiz gerçektir ve sizler aciz bırakacak değilsiniz."
"O (azab) bir gerçek mi?" diye senden haber isterler. De ki "Evet, Rabbime andederim ki, o elbet ve elbet bir hakıykatdır. Siz (bundan Allahı) aciz bırakıcılar değilsiniz".
O gerçek mi? diye senden haber sorarlar. De ki: Rabbıma andolsun ki o, muhakkak gerçektir. Elbette siz, O'nu aciz bırakacaklar değilsiniz.
(45-57) Onları bir araya getirdiğimiz günde , sanki gündüzün bir saati kadar beklemiş gibi dirler ve kendi aralarında tanışırlar, Allah’la buluşmayı yalanlayanlar hasara uğradılar, hidayete de eremediler, o nlara vaa t edilenin bir kısmını sana göstersek ya da seni vefat ettirsek bile, onların geri gelecekleri yer bizizdir, ayrıca Allah da onların yaptıklarına tanıktır / şahittir. Her toplum için / ümmet için gönderilen vardır / Resul vardır, Resulleri geldiği zaman aralarında ölçülü bir şekilde hüküm gerçekleşir, onlara zulmedilmez. Diyorlar ki eğer verdiğin söze bağlı isen / sadıksan ne zaman bu vaad / bu söz? De ki ben kendime zarara ya da faydaya dahi Allah ’ın istedikleri hariç egemen değilim ki . Her topluma / her ümmete bir süre / bir ecel vardır, ne zaman ki ecelleri gelir, bir saat bile öteleyemezler / tehir edemezler ya da öne alamazlar / takdim edemezler. De ki eğer onun azabı yatarken / yatılı iken ya da gündüzün gelse peki? suçlular neyi ondan acele istiyorlar gördünüz mü? Peki o gerçekleştiğin de mi / azap gerçekleştiğinde mi, ona iman edeceksiniz? ya da şimdi mi? kesinlikle siz aceleyi isteyen oldunuz , s onra onlara denilir ki, kalıcı azabı tadın , sizler, kazanmış olduklarınızdan dolayı cezalandırılmıyor musunuz? Sana soruyorlar O, gerçek midir / hak mıdır? diye, deki evet, Rabbim, muhakkak ki O’da / Allah’ta haktır ve siz O’nu yetersizliğe / acze düşüremezsiniz. Kendine zulmetmiş her nefis, azabı gördüğü vakit, pişmanlık duygusuyla / nedamet duygusuyla, arzda ne var ise onu fidye olarak verirdi, aralarımda ölçüye / kıstasa uygun hüküm gerçekleşmiştir onlara zulmedilmemektedir. Dikkat edin! semalarda ve yeryüzünde ne varsa Allah içindir , y ine dikkat edin! Allah ’ın vaadi / verdiği söz, gerçektir , lakin onların çoğunluğu / ekserisi bilmiyorlar, O diriltir ve öldürür ve geri dönüş te onadır.
O (azap) gerçek midir?” diye senden haber soruyorlar. De ki: “Evet! Rabbime andolsun ki o elbette gerçektir. Siz ondan kaçamayacaksınız."
"Sahiden o gerçek midir?" diye senden soruyorlar. De ki: "Evet, Rabbim hakkı için o gerçektir. Siz (onu) önleyemezsiniz!"
Senden "O azap gerçek mi?" diye bilgi almak istiyorlar. De ki: "Evet! Rabbime yemin ederim ki o gerçektir. Siz bunun önüne geçemezsiniz dipnot 1 ."
Senden haber almaya çalışıyorlar, "O gerçek mi?" diye. De ki "Evet! Rabbime yemin ederim ki gerçektir. Ondan yakanızı kurtaramayacaksınız."
Gerçek mi bu? diye senden haber bekliyorlar. De ki: Evet, Rabbim hakkı için yemin ederim ki o gerçektir. Siz (Allah'ın azabından) kaçamayacaksınız.
-Gerçek mi bu? diye sana soruyorlar. De ki: -Evet, Rabbim hakkı için o gerçektir. Siz ondan kaçamayacaksınız.
Soruyorlar sana: "Doğru mu bu?" De ki: "Evet! Rabbime yemin ederim, o doğrunun ta kendisidir! Ve siz ondan yakayı kurtaramayacaksınız."
They mockingly and insolently ask you O Muhammad with a strong bias toward the disparagement of Resurrection and of the Quran and its threat or menace of committing the infidels to Hell-Fire, and wonder interrogatively if this be true! Say to them: "By Allah, my Creator, it is indeed true; it is as true as is the needle to the pole, and you just cannot counteract the laws and statutes of the Realm nor can you escape. "
They ask you [Prophet], ‘Is it true?’ Say, ‘Yes, by my Lord, it is true, and you cannot escape it.’
They seek to be informed by thee: "Is that true?" Say: "Aye! by my Lord! it is the very truth! and ye cannot frustrate it!"
They ask you if what you say is true? Tell them: 'Yes, by my Lord, this is altogether true, and you have no power to prevent the chastisement from befalling.'
They will ask you to tell them if this is true. Say: ‘Yes indeed, by my Lord, it certainly is true and you can do nothing to prevent it.’
And they ask you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) to inform them (saying): "Is it true (i.e. the torment and the establishment of the Hour - the Day of Resurrection)?" Say: "Yes! By my Lord! It is the very truth! and you cannot escape it!"
They inquire of you, ‘Is it true?’ Say, ‘Yes! By my Lord, it is true, and you cannot thwart [Him]. ’
They inquire of you (to inform them), `Is this (warning about punishment) certain to be true?' Say, `Yes, by my Lord! it is most surely bound to be true. You cannot frustrate Him (in His purpose in order to avert it).'
They ask thee to tell them, 'Is it true?' Say: 'Yes, by my Lord! It is true; you cannot frustrate Him. '
They will ask then: "Is what you say really true?" Respond: “By my Lord it is absolutely true, and you can do nothing to escape from it. ”
They will ask thee to inform them whether it be true. Say, 'Aye, by my Lord! verily, it is the truth, nor can ye weaken him.'
They seek news from you: "Is it true?" Say, "Yes, by my Lord it is true, and you cannot escape from it."
They will desire to know of thee, whether this be true. Answer, yea, by my Lord, it is certainly true; neither shall ye weaken God's power, so as to escape it.
Then shall it be said to those who have done wrong, "Taste you the torment of Eternity! Are you recompensed except for that which you have earned? "
And they ask you to inform them, "Is it true?" Say, "Yea, by my Lord! Surely it is true indeed; and in no way can you be defiant to (Him). "
And they ask thee to inform them (saying): Is it true? Say: Yea, by my Lord, verily it is true, and ye cannot escape.
Yet they want to be informed if it is true. Say: "By my Lord, it is the truth. You cannot invalidate it."
And some people ask thee, "Is all this true?" Say: "Yea, by my Sustainer! It is most certainly true, and you cannot elude [the final reckoning]!"
They ask you ˹O Prophet˺, "Is this true?" Say, “Yes, by my Lord! Most certainly it is true! And you will have no escape.”
And they seek news from you: "Is it true" Say: "Yes, by my Lord it is true, and you cannot escape from it. "
They challenge you to prophesy: "Is this really what will happen?" Say, "Yes indeed, by my Lord, this is the truth, and you can never escape."
And they ask information of you, [O Muúammad], "Is it true?" Say, "Yes, by my Lord. Indeed, it is truth; and you will not cause failure [to Allah ]."
And they ask thee to inform them: “Is it true?” Say thou: “Yea, by my Lord, it is true; and you cannot escape.”
They keep asking you (O Prophet), "Is it really true?" Say, "Yes indeed, by my Lord, it is really true. And you cannot defy His Laws."
And they would like to be told by you: "Is that true?" Say: "Yes! By my Lord! It is the very truth! And you cannot escape from it!"
They ask you to tell them whether it is true. Say, "Yes, by my Lord, it is true. And you cannot frustrate (Allah’s plan)."
And they seek news from you: "Is it true?" Say: "Yes, by my Lord it is true, and you cannot escape from it."