Yûnus suresi

Yûnus suresi, 48. ayet

Yûnus suresi, 48. ayet. وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

veyeḳûlûne metâ hâẕe-lva`dü in küntüm ṣâdiḳîn.

Diyanet İşleri

"Eğer doğru söyleyenler iseniz, (söyleyin) bu tehdit ne zaman (gerçekleşecek)?" diyorlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûnus 45–51 · surenin 48. ayeti / 109

Konu Her ümmete bir peygamber ve azabın vakti Yûnus 41–53 3

  1. Yûnus 45

    Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün, sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi, aralarında tanışırlar. Allah'a kavuşmayı yalan sayanlar, ziyana uğramış ve doğru yolu bulamamışlardır.

  2. Yûnus 46

    Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onların dönüşü bizedir. Sonra, Allah onların yapmakta olduklarına da şahittir.

  3. Yûnus 47

    Her ümmetin bir peygamberi vardır. Onların peygamberi geldiği (tebliğini yaptığı) zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez.

  4. 48

    "Eğer doğru söyleyenler iseniz, (söyleyin) bu tehdit ne zaman (gerçekleşecek)?" diyorlar.

  5. Yûnus 49

    De ki: "Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de fayda verme gücüne sahibim. Her milletin bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler."

  6. Yûnus 50

    De ki: "Söyleyin bakalım, O'nun azabı size geceleyin veya gündüzün (ansızın) gelecek olsa, suçlular bunun hangisini acele isterler?!" (Bunların hiçbiri istenecek bir şey değildir.)

  7. Yûnus 51

    (Onlara) "Azap gerçekleştikten sonra mı O'na iman ettiniz? Şimdi mi!? Oysa siz onu acele istiyordunuz" (denilecek).

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 48–49. ayetler için yazılmıştır.

48-49. Artık seni yalanlayanlar da helak edilen ümmetlere benzemekten sakınsınlar. O takdirde öncekilerin başına gelenlerin bir benzeri bunların da başına gelir. Hiçbir zaman da kendilerine vaad edilen cezanın geciktiği kanaatine kapılarak: “Eğer doğru söyleyenler iseniz bu tehdit ne zaman (gerçekleşecek)?” demesinler. Çünkü bu bir zulümdür. Zira onlar, bu azabı peygamberden istemektedirler. Halbuki onun bu gibi işlerde bir yetkisi yoktur. Ona düşen insanlara tebliğ etmek ve açıklamaktır. Onların hesabını görmek ve onlara azap indirmek ise Allah’a aittir. Bu azap da Allah’ın tayin ettiği vade dolunca, O’nun ilahî hikmetine uygun olarak tespit ve takdir ettiği vakti gelince gelir. Bu zaman geldi mi de “ne bir an ne geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.” O bakımdan yalanlayanlar azabı çabuk istemekten çekinmelidirler. Çünkü onlar, aslında Allah’ın azabını acele istemektedirler ki bu azap bir indi mi, artık onun belası günahkârlar topluluğundan asla geri çevrilemez. Bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ve işte o meydan okuyan inatçı kâfirler şöyle derler: "Eğer iddianızda doğru kimseler iseniz bize vadettiğiniz o azap ne zamandır?"

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَيَقُولُونَ ve yekulune ve diyorlar ki kök: قول
  2. مَتَىٰ meta ne zamandır?
  3. هَـٰذَا haza bu
  4. ٱلْوَعْدُ l-vea'du vaad edilen kök: وعد
  5. إِن in eğer
  6. كُنتُمْ kuntum iseniz kök: كون
  7. صَـٰدِقِينَ sadikine doğru sözlü kök: صدق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…

  • Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    İman edip salih ameller işleyenleri de ebedi olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah, gerçek bir vaadde bulunmuştur.…

  • Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Onlar, "Sen bize tek Allah'a ibadet edelim, atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi…

  • Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…

  • Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…

  • Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkar edenlerin ilki olmayın. Ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

85 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Buna rağmen bir de kalkıp "Bu tehdit ne zaman gerçekleşecekmiş? Eğer doğru söylüyorsanız (cevap verin de görelim)!" diyorlar.

Muhammed Esed

Buna rağmen yine de (hakkı inkar edenler:) "(kıyamet ve (nihai) yargı hakkındaki) bu söz ne zaman gerçekleşecek? Eğer doğru sözlü kimselerseniz (buna cevap verin, ey siz inananlar)!" diye sorup duruyorlar.

Ahmed Hulusi

"Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu vaat (haşr) ne zaman?" derler.

Ali Bulaç

Derler ki: "Eğer doğru sözlüyseniz, bu belirttiğiniz süre (va'd) ne zamanmış?"

Ali Özek ve heyeti

Doğru iseniz bu vaad (azap) ne zamandır? diyorlar.

Ali Rıza Safa

Üstelik diyorlar ki: "Bu sözü verilen, ne zaman; eğer doğruyu söylüyorsanız?"

Bayraktar Bayraklı

Diyorlar ki: "Doğru iseniz bu vaad ne zaman?"

Edip Yüksel

"Bu söz ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Bu söz ne zaman gerçekleşecek,' diyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(48-49) "Ne zamandır bu va'dedilen (azap); eğer doğru söylüyorsanız?" diyorlar. De ki: "Ben Allah'ın dilediğinin dışında kendi kendime ne bir yarar, ne de bir zarara malikim!" Her ümmetin bir eceli vardır; ecelleri gelince artık bir an geride kalamazlar, ileri de gidemezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ne zaman bu va'd? Sadıksanız diyorlar

Erhan Aktaş

"Eğer doğru söylüyorsanız, yaptığınız bu uyarı ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Eğer doğru söylüyorsanız, yaptığınız bu uyarı ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Eğer doğru söylüyorsanız, yaptığınız bu uyarı ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

Gültekin Onan

Derler ki: "Eğer doğru sözlüyseniz, bu belirttiğiniz süre (va'd) ne zamanmış?"

Hasan Basri Çantay

"Eğer (İddianızda) doğrucu iseniz bu va'd (ve tehdidin tehakkuku) ne zaman? (Söyleyin)" derler.

İbni Kesir

Derler ki: Doğru sözlülerden iseniz bu vaad ne zamanmış?

Mehmet Alagaş

(45-57) Onları bir araya getirdiğimiz günde , sanki gündüzün bir saati kadar beklemiş gibi dirler ve kendi aralarında tanışırlar, Allah’la buluşmayı yalanlayanlar hasara uğradılar, hidayete de eremediler, o nlara vaa t edilenin bir kısmını sana göstersek ya da seni vefat ettirsek bile, onların geri gelecekleri yer bizizdir, ayrıca Allah da onların yaptıklarına tanıktır / şahittir. Her toplum için / ümmet için gönderilen vardır / Resul vardır, Resulleri geldiği zaman aralarında ölçülü bir şekilde hüküm gerçekleşir, onlara zulmedilmez. Diyorlar ki eğer verdiğin söze bağlı isen / sadıksan ne zaman bu vaad / bu söz? De ki ben kendime zarara ya da faydaya dahi Allah ’ın istedikleri hariç egemen değilim ki . Her topluma / her ümmete bir süre / bir ecel vardır, ne zaman ki ecelleri gelir, bir saat bile öteleyemezler / tehir edemezler ya da öne alamazlar / takdim edemezler. De ki eğer onun azabı yatarken / yatılı iken ya da gündüzün gelse peki? suçlular neyi ondan acele istiyorlar gördünüz mü? Peki o gerçekleştiğin de mi / azap gerçekleştiğinde mi, ona iman edeceksiniz? ya da şimdi mi? kesinlikle siz aceleyi isteyen oldunuz , s onra onlara denilir ki, kalıcı azabı tadın , sizler, kazanmış olduklarınızdan dolayı cezalandırılmıyor musunuz? Sana soruyorlar O, gerçek midir / hak mıdır? diye, deki evet, Rabbim, muhakkak ki O’da / Allah’ta haktır ve siz O’nu yetersizliğe / acze düşüremezsiniz. Kendine zulmetmiş her nefis, azabı gördüğü vakit, pişmanlık duygusuyla / nedamet duygusuyla, arzda ne var ise onu fidye olarak verirdi, aralarımda ölçüye / kıstasa uygun hüküm gerçekleşmiştir onlara zulmedilmemektedir. Dikkat edin! semalarda ve yeryüzünde ne varsa Allah içindir , y ine dikkat edin! Allah ’ın vaadi / verdiği söz, gerçektir , lakin onların çoğunluğu / ekserisi bilmiyorlar, O diriltir ve öldürür ve geri dönüş te onadır.

Rowwad Tercüme Merkezi

"Ve eğer doğru söylüyorsanız, bu vaad ne zaman gerçekleşecektir?" derler.

Süleyman Ateş

"Doğru iseniz bu bizi tehdid(ettiğiniz) azab ne zaman?" diyorlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Derler ki "Eğer söylediğiniz doğruysa, o tehdit ne zaman gerçekleşecek?"

Şaban Britch

Doğru söylüyorsanız bu vaat ne zaman gerçekleşecektir?’ derler.

Şaban Piriş

-Doğru söylüyorsanız bu vaat ne zaman gerçekleşecektir? derler.

Yaşar Nuri Öztürk

Diyorlar ki: "Doğru sözlülerseniz bu vaat ne zaman?"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

The infidels ask as usual: "When shall it -the Day of judgment- be, if you - the Messenger and his followers- are declaring the truth?"

Abdul Haleem

They ask, ‘When will this promise be fulfilled, if what you say is true?’

Abdullah Yusuf Ali

They say: "When will this promise come to pass,- if ye speak the truth?"

Abul A'la Maududi

They say:'If what you promise is true, when will this threat be fulfilled?'

Aisha Bewley

They say, ‘When will this promise be kept if you are telling the truth?’

Al-Hilali & Khan

And they say: "When will be this promise (the torment or the Day of Resurrection), if you speak the truth?"

Ali Quli Qarai

They say, ‘When will this promise be fulfilled, should you be truthful?’

Amatul Rahman Omar

And they say, `Tell if you are truthful, when this promise is to be fulfilled?'

Arthur John Arberry

They say, 'When will this promise be, if you speak truly?'

Bijan Moeinian

They [open their mouths without thinking and] say: "If you are truthful, subject us to this awful punishment that you are threatening with [not realizing that if they receive the punishment, there will be no time left for avoiding it which is exactly why the prophets are sent. ]

E. Henry Palmer

But they say, 'When is this threat (to come), if ye tell the truth?'

Edip-Layth

They say, "When is this promise, if you are truthful?"

George Sale

The unbelievers say, when will this threatening be made good, if ye speak truth?

Hamid S. Aziz

To every people was sent a Messenger; and when their Messenger comes to them (on the Day of Judgment), it will be judged between them fairly, and they will not be wronged.

Mahmoud Ghali

And they say, "When is this promise, in case you are sincere?"

Marmaduke Pickthall

And they say: When will this promise be fulfilled, if ye are truthful?

Mohamed Ahmed - Samira

They say: "When is this promise going to come, if what you say is true?"

Muhammad Asad

And yet, they [who deny the truth] are wont to ask, "When is that promise [of resurrection and judgment] to be fulfilled? [Answer this, O you who believe in it,] if you are men of truth!"

Mustafa Khattab

They ask ˹the believers˺, "When will this threat come to pass if what you say is true?"

Progressive Muslims

And they Say: "When is this promise if you are truthful"

Rashad Khalifa

They challenge: "When will this prophecy come to pass, if you are telling the truth?"

Sahih International

And they say, "When is [the fulfillment of] this promise, if you should be truthful?"

Sam Gerrans

And they say: “When is this promise, if you be truthful?”

Shabbir Ahmed

They say, "When will the promise be fulfilled, if you believers are truthful?"

Syed Vickar Ahamed

And they say: "When will this promise come true— If you (really) tell the truth?"

Taqi Usmani

They say, "When will this promise (of punishment to the disbelievers) be fulfilled if you are true?"

The Monotheist Group

And they say: "When is this promise if you are truthful?"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 48. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 48. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 48. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩