Diyanet İşleri
Her ümmetin bir peygamberi vardır. Onların peygamberi geldiği (tebliğini yaptığı) zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez.
Yûnus suresi
Yûnus suresi, 47. ayet. وَلِكُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولٌ فَإِذَا جَآءَ رَسُولُهُمْ قُضِىَ بَيْنَهُم بِٱلْقِسْطِ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
velikülli ümmetir rasûl. feiẕâ câe rasûlühüm ḳuḍiye beynehüm bilḳisṭi vehüm lâ yużlemûn.
Her ümmetin bir peygamberi vardır. Onların peygamberi geldiği (tebliğini yaptığı) zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Her ümmete bir peygamber ve azabın vakti Yûnus 41–53 3
Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şekilde zulmetmez; fakat insanlar kendilerine zulmederler.
Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün, sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi, aralarında tanışırlar. Allah'a kavuşmayı yalan sayanlar, ziyana uğramış ve doğru yolu bulamamışlardır.
Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onların dönüşü bizedir. Sonra, Allah onların yapmakta olduklarına da şahittir.
Her ümmetin bir peygamberi vardır. Onların peygamberi geldiği (tebliğini yaptığı) zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez.
"Eğer doğru söyleyenler iseniz, (söyleyin) bu tehdit ne zaman (gerçekleşecek)?" diyorlar.
De ki: "Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de fayda verme gücüne sahibim. Her milletin bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler."
De ki: "Söyleyin bakalım, O'nun azabı size geceleyin veya gündüzün (ansızın) gelecek olsa, suçlular bunun hangisini acele isterler?!" (Bunların hiçbiri istenecek bir şey değildir.)
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
47. Geçmiş ümmetlerden “her ümmetin” kendilerini Allah’ı tevhid etmeye ve Allah’ın dinini kabul etmeye çağıran “bir peygamberi vardır. Rasûlleri” onlara âyet ve mucizelerle “geldiği zaman” kimisi onu doğruladı, kimileri de yalanladı. Onların “aralarında” Allah tarafından mü’minlerin kurtarılması ve yalanlayanların helak edilmesi şeklinde “adaletle hükmedilir ve” peygamberlerin gönderilmesinden ve delillerin açıklanmasından önce yahut da suçsuz yere azap edilmek sureti ile “onlara zulmedilmez.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Geçmiş her ümmetin kendilerine gönderilmiş olan bir peygamberi vardır. Kendilerine tebliğ olunması istenen şey onlara ulaşıp da onu yalanladıklarında peygamber ve o peygamberin gönderildiği ümmet arasında adaletle hükmedilir. Allah, o peygamberi fazlı ile kurtarır ve onları da adil bir şekilde helak eder. Amellerinin karşılığının verilmesi hususunda onlara hiçbir şekilde zulmedilmez.
Aynı kök: قسط (25 geçiş) · Aynı kök: قضي (63 geçiş) · Ortak kavram: Adalet
(O gün) zulmetmiş olan herkes, eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa, kendini kurtarmak için onu fidye verir. Azabı gördüklerinde, için için derin…
Aynı kök: قضي (63 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler; sonra ayrılığa düştüler. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde)…
Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Adalet · Ortak kavram: Ümmet
Musa'nın kavminden (insanları) hak ile doğru yola ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk da vardı.
Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Adalet · Ortak kavram: Ümmet
Yarattıklarımızdan, hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır.
Aynı kök: قسط (25 geçiş) · Ortak kavram: Adalet
Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…
Aynı kök: قسط (25 geçiş) · Ortak kavram: Adalet
Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilah olmadığına adaletle şahitlik ettiler. O'ndan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve…
Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
Bunların bir de ümmi takımı vardır; Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.
Aynı kök: قضي (63 geçiş)
O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Her ümmetin bir elçisi vardır. dipnot 1 Elçileri geldiği zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlara haksızlık edilmez.
Her ümmet için bir elçi olagelmiştir: ve onlara elçileri geldikten (ve hakikati tebliğ ettikten) sonradır ki ancak aralarında adil yargıda bulunulabilir; onlara asla haksızlık da yapılmaz.
Her ümmet için mutlaka bir elçi olagelmiştir: ancak (her ümmetin) elçisi geldikten (ve tebliğini yaptıktan) sonra onlar hakkında bütünüyle adaletle yargıda bulunulur; ve onlara asla haksızlık yapılmaz.
Her ümmet için (Hakk'ı bildiren) bir Rasul vardır. . . Rasulleri geldiği vakit aralarında adl üzere (hak ettiklerine göre) hükmolunur. . . Onlar zulme uğratılmazlar.
Her ümmetin bir resulü vardır. Onlara resulleri geldiği zaman, aralarında adaletle hüküm verilir ve onlar zulme uğratılmazlar.
Her ümmetin bir peygamberi vardır. Peygamberleri geldiği zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez.
Her toplumun bir elçisi vardır. Elçiler onlara geldiğinde, aralarında adaletle yargı verilir; onlara haksızlık yapılmaz.
Her ümmetin bir peygamberi vardır. Peygamberleri geldiğinde, aralarında adaletle hüküm verilir ve onlara asla zulmedilmez.
Her bir toplum için bir elçi vardır. Elçileri geldiği zaman adaletle yargılanırlar ve hiç zulmedilmezler. dipnot 1
Her bir toplum için bir elçi vardır. Elçileri geldiği zaman adaletle yargılanırlar ve hiç zulmedilmezler.
Her ümmetin bir peygamberi vardır; o peygamberleri gelince aralarında adaletle hüküm verilir, hiçbirine zulmedilmez
Her ümmet için bir Resul vardır, o Resulleri geldiği vakıt aralarında adaletle huküm verilir, hiçbirine zulmedilmez.
Her ümmetin dipnot 1 bir resulü dipnot 2 vardır. Resulleri geldiği zaman aralarında hakkaniyetle hükmedilir. Asla haksızlığa uğratılmazlar.
Her ümmetin dipnot 1 bir resulü dipnot 2 vardır. Resulleri geldiği zaman aralarında hakkaniyetle hükmedilir. Asla haksızlığa uğratılmazlar.
Her ümmetin dipnot 1 bir rasulü vardır. Rasulleri geldiği zaman aralarında hakkaniyetle hükmedilir. Asla haksızlığa uğratılmazlar. dipnot 2
Her ümmetin bir resulü vardır. Onlara resulleri geldiği zaman, aralarında adaletle hüküm verilir ve onlar zulme uğratılmazlar.
Her ümmetin bir peygamberi vardır. Resulleri geldiği zaman aralarında adaletle hükm edilir ve onlar asla haksızlığa uğratılmazlar.
Her ümmetin bir rasulü vardır. Onların rasulleri gelince aralarında adaletle hükmedilir. Ve asla zulme uğratılmazlar.
(45-57) Onları bir araya getirdiğimiz günde , sanki gündüzün bir saati kadar beklemiş gibi dirler ve kendi aralarında tanışırlar, Allah’la buluşmayı yalanlayanlar hasara uğradılar, hidayete de eremediler, o nlara vaa t edilenin bir kısmını sana göstersek ya da seni vefat ettirsek bile, onların geri gelecekleri yer bizizdir, ayrıca Allah da onların yaptıklarına tanıktır / şahittir. Her toplum için / ümmet için gönderilen vardır / Resul vardır, Resulleri geldiği zaman aralarında ölçülü bir şekilde hüküm gerçekleşir, onlara zulmedilmez. Diyorlar ki eğer verdiğin söze bağlı isen / sadıksan ne zaman bu vaad / bu söz? De ki ben kendime zarara ya da faydaya dahi Allah ’ın istedikleri hariç egemen değilim ki . Her topluma / her ümmete bir süre / bir ecel vardır, ne zaman ki ecelleri gelir, bir saat bile öteleyemezler / tehir edemezler ya da öne alamazlar / takdim edemezler. De ki eğer onun azabı yatarken / yatılı iken ya da gündüzün gelse peki? suçlular neyi ondan acele istiyorlar gördünüz mü? Peki o gerçekleştiğin de mi / azap gerçekleştiğinde mi, ona iman edeceksiniz? ya da şimdi mi? kesinlikle siz aceleyi isteyen oldunuz , s onra onlara denilir ki, kalıcı azabı tadın , sizler, kazanmış olduklarınızdan dolayı cezalandırılmıyor musunuz? Sana soruyorlar O, gerçek midir / hak mıdır? diye, deki evet, Rabbim, muhakkak ki O’da / Allah’ta haktır ve siz O’nu yetersizliğe / acze düşüremezsiniz. Kendine zulmetmiş her nefis, azabı gördüğü vakit, pişmanlık duygusuyla / nedamet duygusuyla, arzda ne var ise onu fidye olarak verirdi, aralarımda ölçüye / kıstasa uygun hüküm gerçekleşmiştir onlara zulmedilmemektedir. Dikkat edin! semalarda ve yeryüzünde ne varsa Allah içindir , y ine dikkat edin! Allah ’ın vaadi / verdiği söz, gerçektir , lakin onların çoğunluğu / ekserisi bilmiyorlar, O diriltir ve öldürür ve geri dönüş te onadır.
Her ümmet için bir rasûl vardır. (Ahirette) onlara Rasulleri geldiğinde aralarında adaletle hükmedilir ve onlara zulmedilmez.
Her ümmetin bir elçisi vardır. Elçileri gel(ip de bunlar onu yalanlay)ınca aralarında adaletle hükmolunur, onlara hiç haksızlık edilmez.
Her toplumun bir elçisi vardır dipnot 1 . Elçileri geldiği zaman, aralarında hakka uygun şekilde hükmedilir dipnot 2 . Onlara haksızlık yapılmaz.
Her toplumun(ümmetin) bir elçisi vardır. Elçileri yanlarına geldiği zaman, aralarında hakka uygun şekilde hükmedilir. Onlara haksızlık yapılmaz dipnot 1 .
Her ümmet için bir rasûl vardır. (Ahirette) Onlara Resulleri geldiğinde aralarında adaletle hükmedilir ve onlara zulmedilmez.
Her ümmet için bir resul vardır. Onlara Resulleri geldiğinde aralarında adaletle hükmedilir ve onlara zulmedilmez.
Her ümmet için bir resul öngörülmüştür. Resulleri gelince, aralarında adaletle hüküm verilir. Hiçbir zulme uğratılmazlar.
To every people, generation or nation has a Messenger been sent to admonish them to seek Allah, their Creator and draw near to him. Following his death, the legacy of thought and the message of truth were committed to a delegate until another Messenger was sent, And in Day of judgment shall every Messenger bear witness to his peoples' response, and people shall be judged and every one is rendered his due and no one shall be wronged.
Every community is sent a mes-senger, and when their messenger comes, they will be judged justly; they will not be wronged.
To every people (was sent) a messenger: when their messenger comes (before them), the matter will be judged between them with justice, and they will not be wronged.
A Messenger is sent to every people; dipnot 1 and when their Messenger comes, the fate of that people is decided with full justice; they are subjected to no wrong. dipnot 2
Every nation has a Messenger and when their Messenger comes everything is decided between them justly. They are not wronged.
And for every Ummah (a community or a nation) there is a Messenger; when their Messenger comes, the matter will be judged between them with justice, and they will not be wronged.
There is an apostle for every nation; so when their apostle comes, judgement is made between them with justice, and they are not wronged.
And for every nation there is a Messenger. So when their Messenger (of God) comes, the issue between them is judged with all fairness, and they are not done injustice to.
Every nation has its Messenger; then, when their Messenger comes, justly the issue is decided between them, and they are not wronged.
Every nation is blessed with a prophet (to tell them what is right and what is wrong. ) They will be tried at the presence of their own prophet so that no one be unjustly sentenced (for not having heard the truth.)
Every nation has its apostle; and when their apostle comes to them, it is decided between them with justice, and they are not wronged.
For every nation is a messenger; so when their messenger comes, the matter is decreed between them with justice, and they are not wronged.
Unto every nation hath an apostle been sent: And when their apostle came, the matter was decided between them with equity; and they were not treated unjustly.
Whether We show you something of that which We promised them, or whether We will take you to Ourself, still unto Us is their return; and Allah is also a witness to what they do.
And for every nation there is a Messenger, so when their Messenger comes, (the case) is decreed between them with equity, and they are not done an injustice.
And for every nation there is a messenger. And when their messenger cometh (on the Day of Judgment) it will be judged between them fairly, and they will not be wronged.
For every people there is an apostle; and when their apostle is come the matter is decided between them equitably, and no one is wronged.
NOW every community has had an apostle; and only after their apostle has appeared [and delivered his message] is judgment passed on them, in all equity; and never are they wronged.
And for every community there is a messenger. After their messenger has come,[1] judgment is passed on them in all fairness, and they are not wronged.
And for every nation is a messenger; so when their messenger comes, the matter is decreed between them with justice, and they are not wronged.
To each community, a messenger. After their messenger comes, they are judged equitably, without the least injustice.
And for every nation is a messenger. So when their messenger comes, it will be judged between them in justice, and they will not be wronged
And for every community is a messenger; then when their messenger comes, it will be concluded between them with equity, and they will not be wronged.
For every nation there has been a Messenger. And he always explained to them the distinction between justice and injustice. The Law of Requital has never unjustly dealt with any nation.
And for every nation a messenger was sent when their messenger has come (and told them), the matter will be decided between them justly, and they will not be wronged.
For every people there is a messenger. So, when their messenger comes, the matter is decided between them with justice, and they are not wronged.
And for every nation is a messenger; so when their messenger comes, the matter is decreed between them with justice, and they are not wronged.