Mürselât suresi

Mürselât suresi, 36. ayet

Mürselât suresi, 36. ayet. وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ

velâ yü'ẕenü lehüm feya`teẕirûn.

Diyanet İşleri

Onlara izin de verilmez ki, özür dilesinler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mürselât 33–39 · surenin 36. ayeti / 50

Konu Yalanlayanların karşılığı Mürselât 29–40 3

  1. Mürselât 33

    Bunlar sanki birer kızıl devedir.

  2. Mürselât 34

    O gün vay yalanlayanların haline!

  3. Mürselât 35

    Bu, konuşamayacakları gündür.

  4. 36

    Onlara izin de verilmez ki, özür dilesinler.

  5. Mürselât 37

    O gün vay yalanlayanların haline!

  6. Mürselât 38

    Bu, hüküm ve ayırma günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya toplamışızdır.

  7. Mürselât 39

    Eğer bir tuzağınız varsa, haydi bana tuzak kurun!

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 35–37. ayetler için yazılmıştır.

35. Yani yalanlayanlara çok çetin gelecek bu pek büyük günde yalanlayıcılar, korku ve aşırı dehşetlerinden dolayı konuşamayacaklardır.

36-37. “Onlara izin de verilmeyecek ki özür dilesinler.” Yani özür dileyecek olsalar dahi özürleri kabul olunmayacaktır: “O zulmedenlere mazeret bildirmeleri fayda vermez ve onlardan (Rablerini) razı etmeleri de istenmez.” (er-Rûm, 30/57)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onların küfürleri ve kötülüklerinden ötürü Rablerinden özür dilemelerine dahi izin verilmez ki, O'ndan özür dileyebilsinler.

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَا ve la ve
  2. يُؤْذَنُ yu'zenu izin verilmez kök: اذن
  3. لَهُمْ lehum kendilerine
  4. فَيَعْتَذِرُونَ feyea'tezirune özür dilesinler kök: عذر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عذر (12 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)

    Bedevilerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden)…

  • Aynı kök: عذر (12 geçiş)

    Hani onlardan bir topluluk demişti ki: "Siz, Allah'ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt…

  • Aynı kök: عذر (12 geçiş)

    Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile, suçlarında…

  • Aynı kök: اذن (102 geçiş)

    Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…

  • Aynı kök: اذن (102 geçiş)

    De ki: "Her kim Cebrail'e düşman ise, bilsin ki o, Allah'ın izni ile Kur'an'ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü'minler için de bir hidayet rehberi ve…

  • Aynı kök: اذن (102 geçiş)

    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

55 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

(o gün) onlara özür dilemeleri için dahi verilmez izin.

Muhammed Esed

ve özür dilemelerine izin verilmeyeceği o Gün.

Ahmed Hulusi

Onlara izin de verilmez ki mazeret beyan etsinler!

Ali Bulaç

Ve onlara özür beyan etmeleri için izin verilmez.

Ali Özek ve heyeti

Onlara izin de verilmez ki (sözde) mazeretlerini beyan etsinler.

Ali Rıza Safa

Artık, özür dilemeleri için izin verilmez.

Bayraktar Bayraklı

Özür dilemelerine izin verilmeyecektir.

Edip Yüksel

Ve özür dilemeleri için onlara izin de verilmez.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ve özür dilemeleri için onlara izin de verilmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İzin de verilmez ki, özür dileyeler!

Elmalılı Hamdi Yazır

İzin de verilmez ki i'tizar ederler

Erhan Aktaş

Onlara izin verilmez ki, özür dilesinler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlara izin verilmez ki, özür dilesinler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlara izin verilmez ki, özür dilesinler.

Gültekin Onan

Ve onlara özür beyan etmeleri için izin verilmez.

Hasan Basri Çantay

Onlara izin de verilmeyecek ki özür dilesinler.

İbni Kesir

Onlara izin de verilmez ki özür dilesinler.

Mehmet Alagaş

(29-50) Yalanlamış olduğunuza doğru artık girin. Üç kola ayrık gölgeye girin. Ne gölgelendirir ne de aleve karşı bir faydası vardır. Muhakkak ki O (alev), Sarı deve sürüleri gibi (akkor halatlar gibi) köşkler / kasırlar kadar yüksek kıvılcımlar saçacaktır. O gün yalanlayanların vay haline! Bugün konuşulamayacak gündür / nutkun tutulacağı gündür. Onlara İzin verilmez ki mazeret sunsunlar. O gün yalanlayanların vay haline! Ayrışım günü budur. Sizi de Evvelkileri de topladık. Eğer sizin bir planınız varsa hemen planlayın . O gün yalanlayanların vay haline! Muhakkak ki sakınanlar / muttakiler onlarda gölgedeler ve de göze başındalar. İştahlandıkları ne ise onun içinde zevklenirler . Yaptıklarınızdan / Amellerinizden dolayı afiyetle yiyin için . İhsanda bulunanların / güzel davrananların karşılığı / cezası kesinlikle böyledir. O gün yalanlayanların vay haline! Suçlular olarak sizler birazcık geçinin / metalanın yiyin O gün yalanlayanların vay haline! Eğilin / Rükû edin denildiğinde rükû etmediler. O gün yalanlayanların vay haline! Bu sözden sonra hangi söze inanacaklar ki?

Rowwad Tercüme Merkezi

Onların özür dilemelerine dahi izin verilmez.

Süleyman Ateş

Kendilerine izin de verilmez ki özür dilesinler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Özürlerini ortaya koymalarına dahi izin verilmez.

Şaban Britch

Özür dilemeleri için onlara izin verilmez

Şaban Piriş

Özür dilemeleri için onlara izin verilmez.

Yaşar Nuri Öztürk

İzin verilmez ki onlara özür dilesinler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Nor are they permitted to plea in justification of their deeds of inequity nor of the deeds which with their words did not accord

Abdul Haleem

and they will be given no chance to offer any excuses.

Abdullah Yusuf Ali

Nor will it be open to them to put forth pleas.

Abul A'la Maududi

nor will they be allowed to proffer excuses. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This will be their ultimate state at the time they will be entering Hell. Before this in the plain of Resurrection they will be offering all sorts of excuses, blaming others for their errors and proving their own selves to be innocent, abusing their leaders and guides who led them astray; so much so that some of them will even disown their crimes shamelessly, as has been stated at several places in the Quran. But when their being criminals will have been established by every kind of evidence, and when their own hands and feet and limbs will have borne witness against them to prove their guilt fully, and when after fulfilling all requirements of justice rightly and truly, the sentence will be passed on them, they will be dumbfounded and no room will be left for them to offer any excuse. To refuse an opportunity or permission to offer an excuse, does not mean that judgment will be passed against them without giving them a chance for self defense, but it means that their guilt and crime will be proved to the fullest and they will not be able to offer any excuse after it.

Aisha Bewley

nor will they be allowed to offer any excuses.

Al-Hilali & Khan

And they will not be permitted to put forth any excuse.

Ali Quli Qarai

nor will they be permitted to offer excuses.

Amatul Rahman Omar

Nor shall they be allowed to offer excuses.

Arthur John Arberry

neither be given leave, and excuse themselves.

Bijan Moeinian

Nor will be they given the opportunity to apologize.

E. Henry Palmer

when they are not permitted to excuse themselves!

Edip-Layth

Nor will it be permitted for them so they can make excuses.

George Sale

neither shall they be permitted to excuse themselves.

Hamid S. Aziz

Nor are they permitted to make excuses (or pleas).

Mahmoud Ghali

Nor be permitted to, then excuse themselves.

Marmaduke Pickthall

Nor are they suffered to put forth excuses.

Mohamed Ahmed - Samira

Nor given leave to make excuses.

Muhammad Asad

nor be allowed to proffer excuses!

Mustafa Khattab

nor will they be permitted to offer excuses.

Progressive Muslims

Nor will it be permitted for them so they can make excuses.

Rashad Khalifa

Nor are they given permission to apologize.

Sahih International

Nor will it be permitted for them to make an excuse.

Sam Gerrans

Nor be given leave, then put forth excuses.

Shabbir Ahmed

Nor will they be allowed to make excuses.

Syed Vickar Ahamed

And they will not be allowed to bring out any excuse (begging for mercy).

Taqi Usmani

nor will they be allowed to offer excuses.

The Monotheist Group

Nor will it be permitted for them so they can make excuses.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mürselât suresi, 36. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mürselât suresi, 36. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mürselât suresi, 36. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩