Diyanet İşleri
Gerek yaya olarak, gerek binek üzerinde Allah yolunda sefere çıkın. Mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.
Tevbe suresi
Tevbe suresi, 41. ayet. ٱنفِرُوا۟ خِفَافًا وَثِقَالًا وَجَٰهِدُوا۟ بِأَمْوَٰلِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
infirû ḫifâfev veŝiḳâlev vecâhidû biemvâliküm veenfüsiküm fî sebîli-llâh. ẕâliküm ḫayrul leküm in küntüm ta`lemûn.
Gerek yaya olarak, gerek binek üzerinde Allah yolunda sefere çıkın. Mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sefere çağrı ve ağırdan alanlar Tevbe 38–49 3
Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size "Allah yolunda sefere çıkın" denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir.
Eğer Allah, yolunda sefere çıkmazsanız, sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Siz ise O'na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Eğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkar edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke'den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına, "Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber" diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş, böylece inkar edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah'ın sözü ise en yücedir. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Gerek yaya olarak, gerek binek üzerinde Allah yolunda sefere çıkın. Mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.
Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı, (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana uyarlardı. Fakat meşakkatli yol, onlara uzak geldi. Gerçi onlar, "Eğer gücümüz yetseydi, elbette sizinle beraber çıkardık" diye Allah'a yemin edeceklerdir. Onlar kendilerini helake sürüklüyorlar. Allah, biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar.
Allah, seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup, yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin?
Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları çok iyi bilendir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
41. Yüce Allah, mü’min kullarını kendi yolunda cihada çıkmak için gayrete getirip teşvik etmek üzere şöyle buyurmaktadır: “Ağır ve hafif (her halde)” zorluk halinde, kolaylık halinde, hoşunuza gitsin, gitmesin, sıcakta ve soğukta ve bütün hallerde “savaşa çıkın ve Allah yolunda mallarınızla da canlarınızla da cihad edin.” Bu uğurda bütün gayretinizi ortaya koyun. Mal ve can türünden imkânlarınızı bu uğurda harcayın. Bu buyrukta canla cihad farz olduğu gibi ihtiyaç olması halinde mal ile cihadın da farz olduğuna delil vardır.
Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.” Can ve mal ile cihad etmek, sizin için cihaddan uzak kalıp oturmaktan daha hayırlıdır. Çünkü cihad, Yüce Allah’ı razı eder. Cihad sayesinde Allah nezdinde üstün derecelere ulaşılır, Allah’ın dinine yardım edilir ve cihadla Allah’ın askerleri ve hizbi arasına girilir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Müminler!- Zorlukta ve kolaylıkta gençler ve ihtiyarlar olarak Allah yolunda cihat etmek için çıkın! Mallarınız ve canlarınız ile Allah yolunda cihat edin. Mallar ve canlar ile yapılan o çıkış ve cihat dünya ve ahirette malların ve canların selametini düşünerek bunlara bağlı kalmaktan daha faydalıdır. Eğer bunu biliyorsanız bu hususta hırslı olun.
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: نفر (18 geçiş) · Aynı kök: جهد (41 geçiş)
Allah'ın Resulüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek…
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: نفر (18 geçiş) · Aynı kök: ثقل (28 geçiş)
Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size "Allah yolunda sefere çıkın" denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı…
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş)
Fakat peygamber ve beraberindeki mü'minler, mallarıyla, canlarıyla cihat ettiler. Bütün hayırlar işte bunlarındır. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta…
Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş) · Ortak kavram: Cihad
Allah'a ve peygamberine inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihat edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır.
Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş) · Ortak kavram: Cihad
(95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar.…
Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş) · Ortak kavram: Cihad
İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar…
Aynı kök: نفر (18 geçiş) · Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Ortak kavram: Cihad
Müşrikler, eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, ümmetlerden herhangi birinden daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah'a…
Aynı kök: خفف (17 geçiş) · Aynı kök: ثقل (28 geçiş)
Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Gerek hafif, gerek ağır olarak savaşa çıkın; dipnot 1 mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin (fedakârlık yapın)! Bilirseniz bu sizin için hayırlı olandır.
Kolay da gelse zor da gelse savaşa çıkın ve Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla olanca gücünüzü sarf edin: eğer fark ederseniz, bu sizin için daha yararlıdır.
(Sizin için) kolay da olsa zor da olsa, savaşa çıkın; ve mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda yürekten çaba gösterin; (çünkü) eğer bilirseniz, bu sizin kendi iyiliğiniz içindir!
Gerek hafif ve gerek ağır silahlı olarak cihada çıkın. . . Mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda mücahede edin. . . Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
Hafif ve ağır savaşa kuşanıp çıkın ve Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
(Ey Mü'minler! Genç ihtiyar) Gerek hafif, gerek ağır olarak savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
Kolay da olsa zor da olsa eyleme geçin. Mallarınız ve canlarınızla, Allah'ın yolunda çaba gösterin. İşte bu, sizin için daha iyidir; eğer biliyorsanız?
Şarlar zor da kolay da olsa mutlaka seferber olunuz ve Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihad ediniz. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.
İster donanımsız ister donanımlı olarak savaşa çıkınız. Paralarınızla ve canlarınızla ALLAH yolunda cihat edin. Bu sizin için daha iyidir, bir bilseydiniz.
İster hafif ister ağır olarak savaşa çıkınız. Paralarınızla ve canlarınızla ALLAH yolunda cihad edin. Bu sizin için daha iyidir, bir bilseydiniz.
Gerek hafif, gerekse ağırlıklı, hepiniz istisnasız savaşa çıkın, mallarınızla canlarınızla Allah yolunda cihad ediniz! Eğer bilir takımındansanız, bu sizin için hayırdır.
Sizler gerek sebükbar ve gerek ağırlıklı olarak seferber olunuz ve mallarınızla canlarınızla Allah yolunda cihad ediniz, eğer bilir takımdan iseniz bu sizin için hayırdır
Ağır ve hafif her türlü savaş araç gereçleriyle seferber olun. Mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad dipnot 1 edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
Ağır ve hafif her türlü savaş araç gereçleriyle seferber olun. Mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad dipnot 1 edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
Ağır ve hafif her türlü savaş araç gereçleriyle seferber olun. Mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad dipnot 1 edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
Hafif ve ağır savaşa kuşanıp çıkın ve Tanrı yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
(Ey mü'minler) sizler gerek hafif, gerek ağırlıklı olarak elbirlik (savaşa) çıkın. Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihadedin. Eğer bilirseniz bu, sizin için çok hayırlıdır.
Gerek hafif, gerekse ağırlıklı olarak elbirliğiyle çıkın, mallarınız ve nefisleriniz ile cihad edin. Eğer bilirseniz bu; sizin için daha hayırlıdır.
(38-52) Ey iman edenler Allah yolunda fırlayın çıkın denildiğinde size ne oldu da arza çakılıp kaldınız, ahirete nazaran dünya hayatına mı razı geldiniz? / o mu hoşunuza gitti? Dünya hayatının geçim malzemeleri / metası, sonraki hayatınkinden / ahiretten daha azdı r, eğer fırlayıp çıkmazsanız, acıtıcı bir azapla size azap eder, sizden başka bir toplulukla sizi yer değiştirir / mübadele eder. O’na / Resulüne herhangi bir zarar veremezsiniz, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Eğer O’na / Resulüne yardım etmezseniz, (Tebuk savaşı konusunda) kesin olan şu ki Allah O’na, kafirlerden ayrılıp hicret ettiğinde, mağara içindeki iki kişiden biri olduğu vakitte yardım et mişti. (Sevr mağarasındaki Resulullah ile arkadaşı Ebu Bekir) O vakit arkadaşına diyordu ki hüzünlenme / mahzun olma, Allah bizimle, ardından Allah’ta sakinliğini / sükûnetini onlar üzere indirdi ve O’nu / Resulünü görünmez ordular ile destekledi, kafirlerin kelimesini en aşağı olan yaptı (Pantolonun suflesi gibi) Allah’ın kelimesini ise işte onu da en yüce yaptı, Allah saygıdeğerdir, gerekçeli son kararı verir. Hafif, ağır tüm malzeme ve cihazlarınızla fırlayın, Allah yolunda mallarınızla kendinizle gayret gösterin / ceht gösterin / cihat edin, eğer bilirseniz ki bu sizin için iyidir / hayırlıdır. Şayet yakın bir fayda teklifi, kolay sefer sunulsa idi sana hemen tabi olurlardı, fakat, onlara bu, oldukça uzak ve meşakkatli / zorluklarla dolu bir iş olarak geldi, (Bizans’a bağlı Gassanilerle Tebuk seferi h.9 m 630) eğer gücümüz yetse idi, sizinle olurduk diye Allah’a yemin dahi ederler, onlar kendilerini helak ettiler, Allah biliyor ki onlar yalancıdırlar. Allah seni affetsin onlardan sadıklar ile yalancılar sana be lli olacağı zamana kadar beklemeyip niçin onlara iz in verdin? Allah’a ve ahiret gününe iman edenler malları ve kendileri ile cihat etmek konusunda senden izin istemezler, Allah sakınanları bilir. Senden izin isteyenler ise kesinlikle, Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyenlerdir, kalpleri kuşkuya düştü onlar kuşku içinde tereddüt eder dururlar. (Gitmesem mi acaba? ikilemi) Şayet çıkmayı dileselerdi, onun için belli bir hazırlık hazırlarlardı, (O yönde iradesi olanın hazırlanması da olur) fakat, Allah onların bu yaptıklarından hoşlanmadı ve onları sabitledi, onlara oturanlarla beraber oturun denildi. Şayet çıksalardı, sizin rahatsızlığınızı artırırlardı veya rahats ız olmanız için koşuştururlardı, sizi fitneye / sınamaya düşürürlerdi, sizin içinizde onları işitecek tipler de var, Allah zalimleri bilir. Onlar önceden de fitne çıkarmak istemişlerdi, senin işlerini ters düz etmişlerdi, ta ki sana gerçek geldi ve ta ki onlar hoşlanmasalar da Allah’ın işi / emri gün yüzüne çıktı. Onlardan bir kısmı, bize izin ver, bizi deneme / sınama diyor, dikkat edin böyle diyerek onlar yine bir sınamanın içindedirler, cehennem kesinlikle kafirleri kuşatmıştır. Sana bir güzellik dokunsa ondan kötü etkilenirler, sana musibet isabet ederse, daha önce biz işlerimizi ayarlamıştık derler, sevinerekten dönüp giderler, deki Allah’ın yazdığı dışında hiçbir şey bizlere isabet etmez / nasip olmaz, O bizim dostumuzdur, müminler Allah’ı vekil tayin ederler. De ki bize iki güzel şeyden birinin (Şehit veya Gazi olmak) gerçekleşmesini mi bekliyorsunuz? Biz de size Allah’ın yanındaki azabının yahut bizim elimizle bir azabın isabet etmesini bekliyoruz. O halde gözetleyin / gözlemleyin bizde sizlerle bera ber gözetliyoruz / hep beraber bekleyelim görelim.
Gerek hafif/kolaylık, gerek ağırlık/zorlukta savaşa çıkın! Mallarınız ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin! Eğer bilirseniz bu sizin için çok hayırlıdır.
Gerek hafif, gerek ağır olarak savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.
Size ağır gelse de gelmese de savaşa çıkın dipnot 1 . Allah yolunda malınızla, canınızla cihad edin /elinizden geleni yapın dipnot 2 . Sizin hayrınıza olan budur. Bilseniz bunu yaparsınız!
İster kolay, isterse ağır gelsin siz sefere (savaşa) çıkın. Allah yolunda malınızla, canınızla mücadele (cihad) edin. Sizin için hayırlı olan budur. Bunu bir bilseniz.
Gerek hafif/kolaylık, gerek ağırlık/zorlukta savaşa çıkın! Mallarınız ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin! Eğer bilirseniz bu sizin için çok hayırlıdır.
Gerek hafif, gerek ağırlıklı olarak hep birlikte savaşa çıkın! Mallarınız ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin! Eğer bilirseniz bu sizin için daha iyidir.
Gerek hafif, gerek ağırlıklı olarak mutlaka seferber olun ve Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihat edin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.
Move to action and fight the good fight of faith, each in his capacity, lightly armed and heavily armed, infantry and mounted troops men and women, old and young, rich and poor. Every hand must be open to contribute something to the common purpose, and strive in the cause of Allah with your wealth and your lives, a continuous series of operations constituting the whole. Such a campaign is to your advantage if only you knew. It kills the attempt your enemy has made to shake the dominion Allah intends to establish, it makes the final victory sit on your helm and brings you peace of mind and it helps you prevail and confirm Allah's system of faith and worship.
So go out, no matter whether you are lightly or heavily armed, and struggle in God’s way with your possessions and your persons: this is better for you, if you only knew.
Go ye forth, (whether equipped) lightly or heavily, and strive and struggle, with your goods and your persons, in the cause of Allah. That is best for you, if ye (but) knew.
[9:41] March forth whether light or heavy, and strive in the way of Allah with your belongings and your lives. That is best for you if you only knew it.
Go out to fight, whatever your circumstances or desires, and do jihad with your wealth and yourselves in the Way of Allah. That is better for you if you only knew.
March forth, whether you are light (being healthy, young and wealthy) or heavy (being ill, old and poor), and strive hard with your wealth and your lives in the Cause of Allâh. This is better for you, if you but knew.
Go forth, whether [armed] lightly or heavily, and wage jihād with your possessions and persons in the way of Allah. That is better for you, should you know.
Go forth (all whether) light (- being ill-equipped) or heavy (- being well-equipped) and strive hard with your possessions and your persons in the cause of Allâh. That is better for you, if only you knew (your own gain or loss).
Go forth, light and heavy! Struggle in God's way with your possessions and your selves; that is better for you, did you know.
March forth no matter how ill-prepared [physically or psychologically] you are and sacrifice your wealth and lives for the cause of God; if you knew how good of decision this is.
March ye then, light and heavy, and fight strenuously with your wealth and persons in God's way; that is better for you if ye did but know!
March forth in light gear or heavy gear, and strive with your money and lives in the cause of God. That is best if you knew.
Go forth to battle, both light, and heavy, and employ your substance and your persons for the advancement of God's religion. This will be better for you; if ye know it.
March you then, lightly or heavily equipped, and strive with your wealth and persons in the cause of Allah. That is best for you if you did but know!
March out, light and heavy! And strive with your riches and yourselves in the way of Allah. That is most charitable for you, in case you know..
Go forth, light-armed and heavy-armed, and strive with your wealth and your lives in the way of Allah! That is best for you if ye but knew.
O believers, go out in the cause of God, (whether) light or heavy, and strive in the service of God, wealth and soul. This is better for you if you understand.
Go forth to war, whether it be easy or difficult [for you], and strive hard in God's cause with your possessions and your lives: this is for your own good -if you but knew it!
˹O believers!˺ March forth whether it is easy or difficult for you, and strive with your wealth and your lives in the cause of Allah. That is best for you, if only you knew.
March forth in light gear or heavy gear, and strive with your money and lives in the cause of God. That is best if you knew.
You shall readily mobilize, light or heavy, and strive with your money and your lives in the cause of GOD. This is better for you, if you only knew.
Go forth, whether light or heavy, and strive with your wealth and your lives in the cause of Allah. That is better for you, if you only knew.
Go forth, light or heavy, and strive with your wealth and your lives in the cause of God; that is best for you, if you would know.
Go forth lightly armed, or heavily armed and strive with your wealth and person in the Cause of Allah. This is best for you if you but knew.
Go forth, with light or heavy (means), and work hard and struggle, with your goods and yourselves, in the Cause of Allah. That is best for you, if you (only) knew.
March forth (in the way of Allah), no matter whether you are light or heavy, and carry out Jihād (struggle) in the way of Allah with your wealth and lives. That is good for you, if you were to realize.
Mobilize in light gear or heavy gear, and strive with your money and lives in the cause of God. That is best if only you knew.