Tâhâ suresi · 128–135. ayetler

Öncekilerden ibret; sabret ve namazı emret

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Tâhâ suresi, 128. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 128. ayet. أَفَلَمْ يَهْدِ لَهُمْ كَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّنَ ٱلْقُرُونِ يَمْشُونَ فِى مَسَٰكِنِهِمْ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّأُو۟لِى ٱلنُّهَىٰ

    Diyanet İşleri

    Yurtlarında dolaşıp durdukları, kendilerinden önceki nice nesilleri helak etmiş olmamız, onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır.

    Mehmet Okuyan

    Yurtlarında dolaştıkları kendilerinden önceki nice nesilleri helak etmiş olmamız, onlara bir yol göstermedi mi? Şüphesiz ki bunda, (kötülüklerden) engelleyen akıl sahipleri için deliller vardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Tâhâ 20:54.

    Mustafa İslamoğlu

    Şimdi yurtlarında gezip tozdukları, kendilerinden önce yaşayıp gitmiş olan nesillerden bir nicesini cezalandırmış olmamız onların aklını başına getirmedi mi? Şüphesiz bunda, kendisini kötülükten koruyan bir akla sahip olanlar için alınacak dersler vardır.

    Muhammed Esed

    Peki, bu (hakkı inkar eden) kimseler, yurtlarında gezip dolaştıkları kendilerinden önce gelip geçmiş kuşaklardan nicesini helak ettiğimizi görerek bundan kendileri için bir ders çıkarmadılar mı? Oysa, bu olguda, akıl sahipleri için mutlaka çıkarılacak dersler vardır!

    Ahmed Hulusi

    Helak olmuş nice toplumun meskenleri üzerinde dolaştıkları halde, bu onlara gerçeği göstermedi mi? Muhakkak ki bunda ibret alacak kadar aklı olanlara nice delil vardır.

    Ali Bulaç

    Kendilerinden önceki nesillerden nicelerini yıkıma uğratmamız, onları doğruya yöneltmedi mi? (Oysa bugün kendileri) onların kaldıkları yerlerde (tarihi kalıntıları üzerinde) gezinip duruyorlar. Şüphesiz bunda sağduyu sahipleri için ayetler vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Bizim, onlardan önce nice nesilleri helâk etmiş olmamız kendilerini yola getirmedi mi? Halbuki onların yurtlarında gezip dolaşırlar. Bunda, elbette ki akıl sahipleri için nice ibretler vardır.

    Ali Rıza Safa

    Yerleşim yerlerini gezip dolaştıkları, onlardan önceki nice kuşakları yıkıma uğratmış olmamız, yine de onları doğru yola getirmedi mi? Aslında, işte bunda, sağduyulu olanlar için kesinlikle bir gösterge vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Yurtlarında dolaştıkları nice nesilleri helak etmiş olmamız, onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda akıl sahipleri için dersler vardır.

    Edip Yüksel

    Önceki nesillerin yerleşim bölgelerinde dolaşanlar, onları yok edişimizden ders almazlar mı? Bunda akıl sahipleri için işaretler ve kanıtlar vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Önceki nesillerin yerleşim bölgelerinde dolaşanlar, onları yok edişimizden ders almazlar mı? Bunda akıl sahipleri için işaretler ve kanıtlar vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yurtlarında yürüyüp durdukları kendilerinden önceki nice nesilleri helak etmemiz kendilerini doğru yola sevketmedi mi? Muhakkak bunda ibret alacak akıl sahipleri için birçok deliller vardır!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Daha onları şu irşad etmedi mi? Ki kendilerinden evvel nice kurun helak etmişiz, onların meskenlerinde yürüyüp duruyorlar, her halde bunda ıbret alacak aklı olanlar için çok ayetler var

    Erhan Aktaş

    Şimdi yurtlarında gezip dolaştıkları nesilleri yok etmiş olmamız, onlar için yol gösterici olmadı mı? Kuşku yok ki bunda kötülükten alıkoyan bir akıl için nice kanıtlar vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Şimdi yurtlarında gezip dolaştıkları nesilleri yok etmiş olmamız, onlar için yol gösterici olmadı mı? Kuşku yok ki bunda kötülükten alıkoyan bir akıl için nice kanıtlar vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Şimdi yurtlarında gezip dolaştıkları nesilleri yok etmiş olmamız, onlar için yol gösterici olmadı mı? Kuşku yok ki bunda kötülükten alıkoyan bir akıl için nice kanıtlar vardır.

    Gültekin Onan

    Kendilerinden önceki nesillerden nicelerini yıkıma uğratmamız, onları doğruya yöneltmedi mi? (Oysa bugün kendileri) onların kaldıkları yerlerde [tarihi kalıntıları üzerinde] gezinip duruyorlar. Şüphesiz bunda sağduyu sahipleri için ayetler vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Biz onlardan evvel nice asırlar (halkın) ı helak etmişizdir. Bu, onları irşad etmedi mi? Halbuki kendileri de onların yurdlarında yürüyüb duruyorlar. Bunda salim akıl saahibleri için elbette ibret verici ayetler vardır.

    İbni Kesir

    Kendilerinden önce nice nesilleri yok edişimiz hala onları uyarmadı mı? Halbuki onların yurdlarında gezinip duruyorlar. Doğrusu bunda sağduyu sahipleri için ayetler vardır.

    Mehmet Alagaş

    (124-129) Kim benim hatırlatmamdan / zikrimden yüz çevirirse muhakkak ki ona dar / sıkışık bir geçim var ve de onu kıyamet günü kör olarak / gözünün akı çıkmış şekilde toparlayacağız / haşredeceğiz. Der ki niçin beni kör olarak / âmâ olarak toparladın / haşrettin. Halbuki ben görebilen biri idim. Bir şekilde sana ayetlerimiz geldi , sen de onu unuttun dedi Bugün de aynı şekilde sen unutulacaksın. Kim aşırılık eder / israf eder ve de Rabbinin ayetlerine iman etmez ise bu şekilde cezalandırırız. Ahiretteki işkence / sonraki azap daha şiddetli ve süreklidir. Onlardan önceki memleketlerden nicelerini ki onlar da meskenlerinde gezip dolaşıyorlardı helak etmemiz onları yola iletmedi mi / hidayete erdirmedi mi? Kesinlikle bunda merak edenler için ayetler vardır (nehimün meraklı demek) Rabbinin daha önceden söylenmiş belli bir süre verileceğine dair sözü olmasa onlara gereken yapılırdı.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendilerinden önceki nice nesilleri helâk etmiş olmamız, onları hidayete erdirmedi mi? (Oysa) Onların kaldıkları yerlerde gezinip durmaktadırlar. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır.

    Süleyman Ateş

    (Bugün) meskenlerinde dolaştıkları, kendilerinden önce yaşamış nice nesilleri yok edişimiz onları hala yola getirmedi mi? Elbette bunda akıl sahipleri için ibretler vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Kendilerinden önce nice nesilleri yok etmiş olmamız, onları yola getirmedi mi? Üstelik bunlar, onların yaşadığı yerlerde dolaşmaktadır. Yanlışlardan engelleyen bir akla sahip olanlar için bunda ayetler /göstergeler vardır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerinden önceki nice nesilleri etkisizleştirmiş olmamız, yola gelmeleri için yetmedi mi? Şimdi bunlar, onların yaşadığı yerlerde dolaşmaktadırlar. Bunda aklı başında olanlar için belgeler (ayetler) vardır.

    Şaban Britch

    Kendilerinden önce nice nesiller helak etmemiz onları doğru yola sevketmedi mi? Üstelik onların yerleşim yerlerinde geziniyorlar. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ayetler vardır.

    Şaban Piriş

    Kendilerinden önce nice nesiller helak etmemiz onları doğru yola sevketmedi mi? Üstelik onların yerleşim yerlerinde geziniyorlar. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için belgeler vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendilerinden önceki nesillerden nicelerini helak etmemiz onları yola getirmedi mi? Onların yurtlarında/barınaklarında dolaşıp duruyorlar. Akıl sahipleri için bunda elbette ibretler vardır!

  2. Tâhâ suresi, 129. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 129. ayet. وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَكَانَ لِزَامًا وَأَجَلٌ مُّسَمًّى

    Diyanet İşleri

    Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı, onlar da hemen cezalandırılırlardı.

    Mehmet Okuyan

    Rabbinin sözü ve belirlenmiş bir süre olmasaydı (azap) kaçınılmaz olurdu.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Tâhâ 20:54.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve eğer Rabbin tarafından -belirli bir süreye kadar (fırsat tanınacağına) dair- başlangıçta konulmuş bir yasa olmasaydı, (günahkarları) hemen cezalandırmak kaçınılmaz olurdu.

    Muhammed Esed

    Rabbinin (her günahkara tevbe için tanınan) belirli süre konusunda önceden verilmiş bir kararı olmasaydı, (günah işleyenlerin derhal cezalandırılması) kaçınılmaz olurdu.

    Ahmed Hulusi

    Eğer Rabbinden, önceden verilmiş bir hüküm ve tayin edilmiş bir ömür olmasaydı, azap (vefat derhal) kaçınılmaz olurdu!

    Ali Bulaç

    Eğer Rabbinden geçmiş bir söz ve adı konulmuş (belirlenmiş) bir süre (ecel) olmasaydı muhakkak (yıkım azabı) kaçınılmaz olurdu.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer Rabbinden, daha önce sâdır olmuş bir söz ve tayin edilmiş bir vâde olmasaydı, (ceza onlar için de dünya da) kaçınılmaz olurdu.

    Ali Rıza Safa

    Efendin tarafından önceden verilmiş bir söz ve belirlenmiş bir süre olmasaydı, kesinlikle kaçınılmaz olurdu.

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer Rabbin tarafından önceden verilmiş bir söz ve belirlenmiş bir süre olmasaydı, onlar dünyada da kesinlikle azap görürlerdi.

    Edip Yüksel

    Efendinin verilmiş bir sözü ve önceden belirlediği plan olmasaydı bunların da icabına hemen bakılırdı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbinin verilmiş bir sözü ve önceden belirlediği plan olmasaydı bunların da icabına hemen bakılırdı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer Rabbin tarafından önceden vermiş bir söz olmasaydı, mutlaka azap derhal yapışırdı; fakat belirlenmiş bir süre var.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbından bir kelime sebketmiş olmasa idi her halde azab lizam olurdu fakat müsemma bir ecel var

    Erhan Aktaş

    Ve eğer Rabb'inden daha önce kararlaştırılmış bir hüküm ve adı konmuş bir süre olmasaydı elbette ceza kaçınılmaz olurdu. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette, suçluların bu dünyada hemen cezalandırılmamasını; onlara hiç ceza verilmeyeceği anlamına gelmediğini, cezanın belirlenmiş bir süreye bırakıldığı ifade edilmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve eğer Rabbinden daha önce kararlaştırılmış bir hüküm ve adı konmuş bir süre olmasaydı elbette ceza kaçınılmaz olurdu. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette, suçluların bu dünyada hemen cezalandırılmamasını; onlara hiç ceza verilmeyeceği anlamına gelmediğini, cezanın belirlenmiş bir süreye bırakıldığı ifade edilmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve eğer Rabb'inden daha önce kararlaştırılmış bir hüküm ve adı konmuş bir süre olmasaydı elbette ceza kaçınılmaz olurdu. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayet, suçluların bu dünyada hemen cezalandırılmamasını; onlara hiç ceza verilmeyeceği anlamına gelmediğini, cezanın belirlenmiş bir süreye bırakıldığını ifade etmektedir.

    Gültekin Onan

    Eğer rabbinden geçmiş bir söz ve adı konulmuş bir ecel olmasaydı muhakkak (yıkım azabı) kaçınılmaz olurdu.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer Rabbinden geçmiş bir söz ve ta'yin edilmiş bir va'de olmasaydı her halde (onlara da azab) gelib yapışırdı.

    İbni Kesir

    Şayet Rabbının verilmiş bir sözü ve tayin ettiği bir vakit olmasaydı; hemen azaba uğrarlardı.

    Mehmet Alagaş

    (124-129) Kim benim hatırlatmamdan / zikrimden yüz çevirirse muhakkak ki ona dar / sıkışık bir geçim var ve de onu kıyamet günü kör olarak / gözünün akı çıkmış şekilde toparlayacağız / haşredeceğiz. Der ki niçin beni kör olarak / âmâ olarak toparladın / haşrettin. Halbuki ben görebilen biri idim. Bir şekilde sana ayetlerimiz geldi , sen de onu unuttun dedi Bugün de aynı şekilde sen unutulacaksın. Kim aşırılık eder / israf eder ve de Rabbinin ayetlerine iman etmez ise bu şekilde cezalandırırız. Ahiretteki işkence / sonraki azap daha şiddetli ve süreklidir. Onlardan önceki memleketlerden nicelerini ki onlar da meskenlerinde gezip dolaşıyorlardı helak etmemiz onları yola iletmedi mi / hidayete erdirmedi mi? Kesinlikle bunda merak edenler için ayetler vardır (nehimün meraklı demek) Rabbinin daha önceden söylenmiş belli bir süre verileceğine dair sözü olmasa onlara gereken yapılırdı.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer Rabbinden geçmiş bir söz ve belirlenmiş bir süre/ecel olmasaydı, kuşkusuz (azap) kaçınılmaz olurdu.

    Süleyman Ateş

    Eğer Rabbin tarafından söylenmiş bir söz ve belirtilmiş bir süre olmasaydı. (bunların da hemen helak edilmeleri) gerekli olurdu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbinin tarafından evvelce verilmiş bir söz ve belirlenmiş bir ecel dipnot 1 olmasaydı hemen yakalarına yapışılırdı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. En'am 6/2 ve dipnotu

    Şaban Britch

    Eğer Rabbinden geçmiş bir söz ve belirlenmiş bir süre/ecel olmasaydı, kuşkusuz (azab) kaçınılmaz olurdu.

    Şaban Piriş

    Eğer, Rabbinden verilmiş bir söz ve belirlenmiş bir süre olmasaydı, hemen yakalarına yapışılırdı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir söz, belirlenmiş bir süre olmasaydı, bunlar için de helak kaçınılmaz olurdu.

  3. Tâhâ suresi, 130. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 130. ayet. فَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ ٱلشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَا وَمِنْ ءَانَآئِ ٱلَّيْلِ فَسَبِّحْ وَأَطْرَافَ ٱلنَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرْضَىٰ

    Diyanet İşleri

    O halde, onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın.

    Mehmet Okuyan

    Onların söylediklerine sabret! Güneşin doğuşundan önce ve batışından önce Rabbini hamd (övgü) ile tesbih et (yücelt)! Gecenin bir kısım saatlerinde ve gündüzün uçlarında da tesbih et (yücelt) ki huzur bulasın. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Namaz vakitleriyle ilgili benzer mesajlar: Bakara 2:238; Hûd 11:114; İsrâ 17:78; Rûm 30:17-18; Kâf 50:39. Ayrıca müminlerin geceleri değerlendirmesiyle ilgili bkz. Al-i İmrân 3:17, 113; İsrâ 17:79; Tâhâ 20:130; Furkân 25:64; Secde 32:16; Zümer 39:9; Kâf 50:39; Zâriyât 51:16-18; Tûr 52:49; Müzzemmil 73:2-4, 20; İnsân 76:26.

    Mustafa İslamoğlu

    Öyleyse, artık onların söyleyeceklerine karşı sabırlı ol! Bir de güneşin doğumu ve batımından önce Rabbinin aşkın olan yüce zatını (namaz kılarak) hamd ile an! Yine gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün belli zamanlarında (namaz kılarak) O'nun yüce zatını an (ki, O'ndan) razı olduğun belli olsun!

    Muhammed Esed

    Bunun içindir ki, (hakkı inkar eden)ler ne derlerse desinler, sabret; ve güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbinin sınırsız kudret ve yüceliğini övgüyle an; ve gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün belli vakitlerinde yine Rabbinin kudret ve yüceliğini an ki hoşnutluğa, esenliğe erişesin.

    Ahmed Hulusi

    Onların dediklerine sabret. . . Güneş'in doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbinin Hamdi olarak (sende Hamd'i açığa çıkaranı hissederek) tespih et! Gecenin bir kısmında (yatsı) ve gündüzün ortasında (öğle) da tespih et (hakikatinin yaşanması işlevini açığa çıkararak) ki; rıza (seyir) halini yaşayasın.

    Ali Bulaç

    Şu halde onların söylediklerine karşı sabırlı ol, güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt). Gecenin bir bölümünde ve gündüzün uçlarında da tesbihte bulun ki hoşnut olabilesin.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey Muhammed!) Onların söylediklerine sabret; güneşin doğuşundan ve batışından önce ve gece saatlerinde Rabbini hamd ile tesbih et. Gecenin bir kısım saatleri ile gündüzün etrafında (iki ucunda) da tesbih et ki, sen, Allah'tan hoşnut olasın, (Allah da senden!).

    Ali Rıza Safa

    Artık, onların söylediklerine karşı dirençli ol ve güneşin doğuşundan önce de batışından önce de övgülerle yücelterek Efendini an. Gecenin bir bölümünde ve gündüzün uçlarında da yücelterek an. Böylece, belki hoşnutluğa erişirsin.

    Bayraktar Bayraklı

    Onların söylediklerine sabret! Güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini övgü ile tesbih et/namaz kıl!Gece saatlerinde de O'nu övgü ile tesbih et/namaz kıl! Gündüzün belli vakitlerinde buna devam et ki mutlu olasın!

    Edip Yüksel

    Sözlerine karşı dayanıklı ol, güneşin doğumundan ve batımından önce Efendini yücelterek an. Geceleyin ve günün her iki ucunda da an ki mutlu olabilesin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sözlerine karşı dayanıklı ol, güneşin doğumundan ve batımından önce Rabbini yücelterek an. Geceleyin ve günün her iki ucunda da an ki mutlu olabilesin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O halde onların dediklerine sabret, güneşin doğmasından önce ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et. Gece saatlerinde de gündüzün uçlarında da tesbih et ki, hoşnutluğa eresin.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O halde dediklerine sabret de rabbına hamdile tesbih eyle; güneş doğmadan evvel, gece saatlerinde de tesbih et gündüzün etrafında da, ki rızaya irebilesin

    Erhan Aktaş

    O halde söylenen şeylere sabret! Ve Rabb'ini, Güneş'in doğmasından önce ve batmasından önce ve gecenin bir kısmında ve gündüzün taraflarında dipnot 1 hamd ile tesbih dipnot 2 et. Umulur ki böylece O'nun hoşnutluğunu kazanırsın.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelimesi kelimesine, "Ve etrafe." Etrafe, üç ve daha fazla şeyi gösteren çoğul bir kelimedir. Bütün bir gün, gün içinde anlamına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın, her türlü kusur ve eksiklikten arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranmasıdır. Allah'ı şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir (20:130). Tesbihi, bazı sözlerin (Subhanallah, Elhamdulillah vb.) belli sayılarla tekrar edilmesine indirgemek hurafeden başka bir şey değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O halde söylenen şeylere sabret! Ve Rabb'ini, Güneş'in doğmasından önce ve batmasından önce ve gecenin bir kısmında ve gündüzün taraflarında dipnot 1 hamd ile tesbih dipnot 2 et. Umulur ki böylece O'nun hoşnutluğunu kazanırsın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Ve etrafe" üç ve daha fazla şeyi gösteren çoğul bir sözcüktür. Bütün bir gün, gün içinde anlamına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tesbih; Allah'ın, her türlü noksanlıktan arınık, tüm mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir. Tesbihe, namazda "tesbih çekmek" olarak anlam vermek doğru değildir. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranması ve Yaratıcının tüm nitelikleri ile tanınması ve tanıtılması etkinliğidir. Allah'ı tesbih etmek; O'nu şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O halde söylenen şeylere sabret! Ve Rabb'ini, Güneş'in doğmasından önce ve batmasından önce ve gecenin bir kısmında ve gündüzün iki tarafında hamd ile tesbih dipnot 1 et. Umulur ki böylece O'nun hoşnutluğunu kazanırsın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tesbih; Allah'ın, her türlü noksanlıktan arınık, tüm mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir. Tesbihi, namazda "tesbih çekmeye" indirgemek doğru değildir. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranması ve Yaratıcının tüm nitelikleri ile tanınması ve tanıtılması etkinliğidir. Allah'ı tesbih etmek; O'nu şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir.

    Gültekin Onan

    Şu halde onların söylediklerine karşı sabırlı ol, güneşin doğuşundan ve batışından önce rabbini hamd ile tesbih et (yücelt). Gecenin bir bölümünde ve gündüzün uçlarında da tesbihte bulun ki hoşnut olabilesin.

    Hasan Basri Çantay

    O halde sen, onlar ne derlerse, sabret. Güneşin doğmasından evvel de, batmasından evvel de Rabbini hamd ile tesbih et. Gecenin bir kısım saatlerinde ve gündüzün etrafında dahi tesbih et ki rıza (yi ilahiye eresin.

    İbni Kesir

    Onların söylediklerine sabret ve güneşin doğmasından önce de, batmasından önce de Rabbını hamd ile tesbih et. Gece saatlarında ve gündüzleri de tesbih et ki, Rabbının rızasına eresin.

    Mehmet Alagaş

    (130-135) Her ne diyorlarsa sen sabret, güneş doğmadan önce ve o batmadan önce Allah'ı övgü ile üstün tut. Gecenin belli anlarında ve gündüzün belli taraflarında yine tesbih et. Böylelikle belki hoşnut olunursun / razı olunursun . Onlardan bazılarına sınama amaçlı dünya hayatının çiçeği olarak verdiğimiz eşlere ve geçimliklerine göz koyma. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve de süreklidir. Namazı, yakın çevrene / ehline emret, sen de sebatla ona devam et. Senden rızık sual etmiyoruz biz senin rızkını vereniz. Sonuçta / Akıbette sakınanlarındır / takvalılarındır. Rabbinden bir mucize / bir ayet getirse ya dediler. Önceki sayfalarda olan açıklayıcı şeyler onlara da verilmedi mi? Eğer ki onları daha öncesinden helak etseydik diyeceklerdi ki ey Rabbimiz keşke bize bir Resul gönderseydin de küçük düşme den / zelil duruma düşmeden, utanç haline girmeden önce ayetlerine uysaydık. Herkes pusuya yatmış gibi gözetliyor, siz de gözetleyin, düzgün yolun sahipleri kimmiş ve kimler de bu yola yönlendirilmiş, ilerde bileceksiniz de.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Söyledikleri sözlere sabret, Güneş doğmadan önce ve batmadan önce ve gece saatlerinde de Rabbini hamt ederek tesbit et. Gün boyunca da tesbih et ki, hoşnutluğa eresin.

    Süleyman Ateş

    Onların dediklerine sabret, güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini överek tesbih et; gece sa'atlerinden bir kısmında ve gündüzün taraflarında da tesbih et ki memnun olasın!

    Süleymaniye Vakfı

    Onların söylediklerine sabret /duruşunu bozma. Güneşin doğmasından önce de batmasından önce de her şeyi güzel yapmasına karşılık Rabbine ibadet et dipnot 1 . Gece saatlerinde dipnot 2 ve gündüzün bölümlerinde dipnot 3 de ibadet et ki memnun kalasın dipnot 4 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güneşin doğmasından önce akşam, yatsı ve sabah namazları, batmasından önce de öğle ve ikindi namazları kılınır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gece, 3 ana bölümden oluşur. Eşite yakın uzunlukta olan birinci ve üçüncü bölümü alacakaranlık, ikisinin arası ve en uzun bölümü, gecenin ortasıdır (Müzzemmil 73/20). Akşamın alaca karanlığı iki bölümden oluşur. Birinci bölümü akşam namazı, ikincisi yatsı namazı vaktidir. Sabahın alaca karanlığı da ikiye ayrılır, birinci bölümü fecr-i kazib yani seher ve sahur vakti, ikincisi de fecr-i sadık yani sabah namazı vaktidir. Yatsının sonundan sabah namazı vaktine kadar olan kısım teheccüd namazı vaktidir (İsra 17/79). O vakitte farz namaz kılınmaz.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Gündüzün bölümleri" anlamı verilen etraf'en-nehar (أطراف النهار) ifadesindeki etraf kelimesi çoğuldur. Arapçada çoğul en az üçü gösterdiğinden ayetin bu bölümü gündüz kılınacak nafile namazların en az üç vakitte olacağını gösterir. Bunlar kuşluk namazı ile öğle ve ikindinin sünnetleridir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Farz namazların vakitlerini gösteren iki ayet "Namazı kıl!" emriyle başlar (Hud 11/114, İsra 17/78). Farz ve nafile namazların vakitlerini birlikte ifade eden ayetlerde ise "tesbih et" ifadesi kullanılır (Rum 30/17-18, Kaf 50/39-40, Tur 52/48-49,, İnsan 76/26). Türkçede tesbih etme fiili yalnızca belli sözlerin tekrar tekrar söylenmesi şeklinde anlaşıldığı için bu sözcük yerine "ibadet et" fiili kullanılmıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar ne derlerse desinler, sen sabret. Güneşin doğuşundan önce, batmasında önce ve gecenin bölümlerinde dipnot 1 her şeyi güzel yaptığından dolayı Rabbine ibadet et. Gündüzün bölümlerinde dipnot 2 de ibadet et; belki memnun kalırsın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gecenin bölümleri وَمِنْ آنَاء اللَّيْلِ  ifadesinde "bölümler" diye anlam verdiğimiz ana = kelimesi çoğuldur. Arapçada çoğul en az üçtür. Kur'an'a göre güneşin batımından doğumuna kadar olan süre gece olduğu için gecenin en az üç bölümünün olduğu anlaşılır. Güneşin batımından gök kubbenin tamamen kararması(yıldız gölmelerinin başlangıcı olan güneşin -18 dereceye ulaşması) arasında geçen birinci dilim içinde akşam ve yatsı namazları ve bunlara bağlı nafileler kılınır. Gök kubbenin aydınlanmaya başladığı sırada seher vakti girer. Sabah ışıklarının ufukta kümeleşip kümeleri birbirinden ayıran siyah ve bayaz ışılkların bir iplik gibi üst üste gelmesi sırasında imsak ve sabah namazı vakti girer. Güneş doğunca gece biter. Bu iki bölüm simetrik ve hemen hemen eşit uzunluktadır. birinci bölümde akşam ve yatsı namazları, üçüncü bölümün ikinci kısmında sabah namazı kılınır. Bu ikisinin arası da gecenin en uzun bölümü olan geceyarısıdır. Bu vakitte güneş ışınlarının etkisi tamamen kaybolduğu için beyaz gecelerin yaşandığı yerlerde havanın iyice soğuduğu, diğer yerlerde de karanlığın en yoğun olduğu bölümdür..Bu bölüm ile seher vaktinde gece namazı kılınır.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Bölümler" diye tercüme ettiğimiz "etraf = اَطْرَافَ" kelimesi "taraf = طرف"ın çoğuludur. Arapçada çoğul, en az üçü ve daha fazlasını gösterdiğinden gündüzün ilk bölümü, güneşin doğmasından zeval vaktine kadar olur. İkinci bölümü öğle namazının, üçüncü bölümü de ikindi namazının vakti olur. Ayet, " سَبِّحْ = kuluk et" emriyle başladığı, "namaz kıl" diye açık bir emir içermediği için bu ayette yapılması istenen ibadet nafile namazlar olur. Ebu Hureyre'nin şöyle dediği bildirilmiştir: "Dostum Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem bana üç şey vasiyet etti: Her ay üç gün oruç tutmak, iki rekat kuşluk (duha) namazı ve uyumadan vitir kılmam
    3. metne dön, dipnot 3
      [ Buhari, Teheccüd 35; Muslim, Müsafirin 85 – (721)]"

    Şaban Britch

    Söylediklerine sabret, güneş doğmadan önce ve batmadan önce ve gece saatlerinde de Rabbini hamd ederek tesbit et. Gün boyunca da tesbih et ki hoşnutluğa eresin.

    Şaban Piriş

    Söylediklerine sabret, güneş doğmadan önce ve batmadan önce ve gece saatlerinde de Rabbini hamd ederek tesbit et. Gün boyunca da tesbih et ki hoşnutluğa eresin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Artık, onların söylediklerine sabret; Güneş'in doğuşundan önce de batışından önce de Rabbini överek tespih et! Gecenin bazı saatleriyle gündüzün iki ucunda da tespih et ki, hoşnutluğa erebilesin.

  4. Tâhâ suresi, 131. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 131. ayet. وَلَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِۦٓ أَزْوَٰجًا مِّنْهُمْ زَهْرَةَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا لِنَفْتِنَهُمْ فِيهِ وَرِزْقُ رَبِّكَ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰ

    Diyanet İşleri

    Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır.

    Mehmet Okuyan

    Sakın, içinde kendilerini denememiz için pek çok çifti yararlandırdığımız dünya hayatının süsüne gözlerini dikme! dipnot 1 Rabbinin rızkı hem hayırlı olandır hem de daha kalıcıdır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Hicr 15:88.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve onlardan kimi çiftlere kendilerini sınamak için verdiğimiz bu dünya hayatının aldatıcı parlaklığına gözlerini dikme: zira senin Rabbinin (sana verdiği) nimet, çok daha yararlı ve çok daha kalıcıdır.

    Muhammed Esed

    Ve sakın, pek çoklarına, (sadece) onları sınamak için, avunsunlar diye verdiğimiz dünya hayatına mahsus şu ya da bu parlaklığa, görkeme gözünü dikme; çünkü Rabbinin (sana) sağladığı rızık, daha hayırlı ve daha kalıcıdır.

    Ahmed Hulusi

    Sakın gözlerini kaydırma, onlardan bir kısmına, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak (verilmiş) geçici fani zenginliğe! Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha bakidir.

    Ali Bulaç

    Onlardan bazı gruplara, kendilerini denemek için yararlandırdığımız dünya hayatının süsüne gözünü dikme. Senin Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Sakın, kendilerini denemek için onlardan bir kesimi faydalandırdığımız dünya hayatının çekiciliğine gözlerini dikme! Rabbinin nimeti hem daha hayırlı, hem de daha süreklidir.

    Ali Rıza Safa

    Sınamak için onlardan bir bölümüne verdiğimiz dünya yaşamının çekiciliğine gözünü dikme. Efendinin verdiği geçimlik, daha iyi ve süreklidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak onlara verdiğimiz çeşit çeşit nimetlere göz dikme!Rabbinin nimeti hem daha üstün, hem de daha süreklidir.

    Edip Yüksel

    Onların bazılarına, sınamak için verdiğimiz dünya hayatının süslerine gözünü dikme. Efendinin senin için hazırladığı nimetler daha iyidir ve süreklidir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onların bazılarına, sınamak için verdiğimiz dünya hayatının süslerine gözünü dikme. Rabbinin senin için hazırladığı nimetler daha iyidir ve süreklidir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kafirlerden birkaç çiftini, kendilerini fitneye düşürmek için, dünya hayatının cicibicisi olarak yararlandırdığımız şeylere gözlerini dikme sakın! Oysa Rabbinin rızkı (nimeti) hem daha hayırlı, hem daha kalıcıdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve sakın öyle şey'e gözlerini uzatma ki biz onun hakkında kafirleri fitneye düşürmek için onunla bir kaç çiftini Dünya hayatın cici bicisinden zevkıyab etmişizdir, halbuki rabbının rızkı hem daha hayırlı, hem daha bakalıdır

    Erhan Aktaş

    Onlardan bazı zümrelere, kendilerini sınamak için, dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere imrenme. Rabb'inin rızkı daha hayırlıdır ve kalıcıdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlardan bazı zümrelere, kendilerini sınamak için, dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere imrenme. Rabb'inin rızkı daha hayırlıdır ve kalıcıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendilerini sınamak için, dünya hayatının süsü olarak onlara verdiğimiz şeylere imrenme. Rabb'inin rızkı daha hayırlıdır ve kalıcıdır.

    Gültekin Onan

    Onlardan bazı gruplara, kendilerini denemek için yararlandırdığımız dünya hayatının süsüne gözünü dikme. Senin rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir,

    Hasan Basri Çantay

    Onlardan (kafirlerden) bir sınıfa, kendilerini fitneye düşürmemiz için, (verdiğimiz ve) faidelendirdiğimiz (bu) dünya hayaatına aid zinetlere ve debdebelere sakın iki gözünü dikme. Rabbinin rızkı hem daha hayırlı, hem daha süreklidir.

    İbni Kesir

    Onlardan bazılarına; denemek için verdiğimiz dünya hayatının süsüne gözlerini dikme. Rabbının rızkı daha hayırlı ve daha devamlıdır.

    Mehmet Alagaş

    (130-135) Her ne diyorlarsa sen sabret, güneş doğmadan önce ve o batmadan önce Allah'ı övgü ile üstün tut. Gecenin belli anlarında ve gündüzün belli taraflarında yine tesbih et. Böylelikle belki hoşnut olunursun / razı olunursun . Onlardan bazılarına sınama amaçlı dünya hayatının çiçeği olarak verdiğimiz eşlere ve geçimliklerine göz koyma. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve de süreklidir. Namazı, yakın çevrene / ehline emret, sen de sebatla ona devam et. Senden rızık sual etmiyoruz biz senin rızkını vereniz. Sonuçta / Akıbette sakınanlarındır / takvalılarındır. Rabbinden bir mucize / bir ayet getirse ya dediler. Önceki sayfalarda olan açıklayıcı şeyler onlara da verilmedi mi? Eğer ki onları daha öncesinden helak etseydik diyeceklerdi ki ey Rabbimiz keşke bize bir Resul gönderseydin de küçük düşme den / zelil duruma düşmeden, utanç haline girmeden önce ayetlerine uysaydık. Herkes pusuya yatmış gibi gözetliyor, siz de gözetleyin, düzgün yolun sahipleri kimmiş ve kimler de bu yola yönlendirilmiş, ilerde bileceksiniz de.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlardan bir kısmına bunlarla kendilerini imtihan edelim diye dünya hayatının süsü olarak verip, faydalandırdığımız şeylere gözlerini dikme. Rabbinin rızkı ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır.

    Süleyman Ateş

    Onlardan bazı zümrelere kendilerini denemek için verdiğimiz dünya hayatının süsüne gözlerini dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir.

    Süleymaniye Vakfı

    İmtihan edelim diye, onlardan bazı kesimleri kat kat yararlandırdığımız dünya hayatının süslerine gözünü dikme. Rabbinin verdiği rızık daha hayırlı ve kalıcıdır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dünya hayatının süsü olarak, kendilerini imtihan için üst üste nimetler verdiğimiz kişilere imrenme. Rabbinin verdiği rızık daha hayırlı ve daha kalıcıdır.

    Şaban Britch

    Onlardan bazılarına imtihân etmek için kendilerini onunla faydalandırdığımız dünya hayâtının süsüne de, sakın gözlerini dikme; Rabbinin rızkı çok hayırlıdır ve çok kalıcıdır.

    Şaban Piriş

    Onlardan bazılarına, denemek için verdiğimiz dünya hayatının çiçeklerine gözlerini dikme. Rabbinin rızkı daha güzel ve daha kalıcıdır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlardan bazı çiftlere, kendilerini imtihan etmek için iğreti hayatın süsü olarak verdiğimiz nimetlere gözlerini dikme! Rabbinin rızkı hem daha hayırlı hem daha süreklidir.

  5. Tâhâ suresi, 132. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 132. ayet. وَأْمُرْ أَهْلَكَ بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱصْطَبِرْ عَلَيْهَا لَا نَسْـَٔلُكَ رِزْقًا نَّحْنُ نَرْزُقُكَ وَٱلْعَٰقِبَةُ لِلتَّقْوَىٰ

    Diyanet İşleri

    Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınmanındır.

    Mehmet Okuyan

    Ailene (destekçilerine) ibadeti (namazı) emret! Kendin de ona sabırla devam et! Senden rızık istemiyoruz; seni de biz rızıklandırıyoruz. (Mutlu) son, takvâlı (duyarlı olanlar) içindir.

    Mustafa İslamoğlu

    Öyleyse yakınlarına namazı emret ve sen de bunun üzerinde kararlı ol! Biz senden rızık istemiyoruz; seni Biz doyuruyoruz: ve mutlu son (kişinin) sorumluluk bilincine bağlıdır.

    Muhammed Esed

    Yakınlarına da salatı emret ve sen de bunda devamlı, sebatlı ol. (Fakat unutma ki) Biz senden (Bizim için) rızık sağlamanı istemiyoruz; (tersine,) senin rızkını veren Biziz. Ve gelecek, Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimselerin olacaktır.

    Ahmed Hulusi

    Yakınlarına salatı (rabbine yönelişi) yaşamalarını emret; kendin de onda devamlı ol! Senden bir yaşam gıdası istemiyoruz; (aksine) senin yaşam gıdan bizden! Gelecek korunanındır.

    Ali Bulaç

    Ehline (ümmetine) namazı emret ve onda kararlı davran. Biz senden rızık istemiyoruz, biz sana rızık veriyoruz. Sonuç da takvanındır.

    Ali Özek ve heyeti

    Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et. Senden rızık istemiyoruz; (aksine) biz seni rızıklarıdırıyoruz. Güzel sonuç, takvâ iledir.

    Ali Rıza Safa

    Halkına namazı zorunlu yap ve onun üzerinde kararlı davran. Senden geçimlik istemiyoruz. Senin geçimini, Biz sağlıyoruz. Sonuç, sorumluluk bilinci taşıyanlarındır.

    Bayraktar Bayraklı

    Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et! Senden rızık istemiyoruz; biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç, takva sahiplerinin olacaktır.

    Edip Yüksel

    Ailene namazı emret ve bu konunun üstünde önemle dur. Biz senden herhangi bir rızık beklemiyoruz. Aksine biz seni besliyoruz. Sonuç, erdemlilerindir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ailene namazı emret ve bu konunun üstünde önemle dur. Biz senden herhangi bir rızık beklemiyoruz. Aksine biz seni besliyoruz. Sonuç, erdemlilerindir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem ailene (ümmetine) namazı emret, hem de kendin ona sabırla devam et! Biz, senden bir rızık istemiyoruz, seni Biz rızıklandırırız; güzel sonuç takvanındır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem ehline de namaz ile emret hem de kendin ona sabrile devam eyle, biz senden bir rızk istemiyoruz. Biz seni merzuk ederiz ve akıbet takvanındır

    Erhan Aktaş

    Ehline salatı buyur. dipnot 1 Kendin de onun üzerinde sabırlı ol. Senden rızık istemiyoruz. Seni, Biz rızıklandırıyoruz. Sonuç takva içindir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Seninle birlikte hareket edenlere, yanında yer alanlara, Allah'a yönelmelerini, Allah'tan istemelerini buyur. Birbirlerine destek olmalarını, yardımlaşma ve dayanışma içinde olmalarını öğütle. Salat kelimesi, namaz kılmak, dua etmek, din, kulluk, yardım etmek, destek olmak gibi anlamları olan bir kelimedir. Bu ayette; salat kelimesi, ayetin bağlamı dikkate alındığında; "rızkın Allah'tan istenmesi, isteğin Allah'a yönelmesi" ve yardımlaşıp, birbirlerine destek olunması, dayanışma içinde güç birliği yapılması" anlamına geldiği görülmektedir. Dünya hayatının gayri meşru yollarla elde edilen zenginliğine, servetine imrenmek yerine, az da olsa helal kazançla, kendi emeğimizle ve hak ederek kazandıklarımızla yetinmenin sonuç olarak daha kazançlı ve hayırlı olduğu uyarısı yapılmaktadır. Kafirlerin zenginliğine imrenmek yerine destekleşmenin, dayanışmanın sağlayacağı gücün daha büyük zenginlik olacağı vurgulanmaktadır. Kimi çevirilerde söylendiği gibi bu ayetin, "Aile bireylerine namaz kılmalarını emretmek" ile bir ilgisi yoktur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ehline salatı buyur. dipnot 1 Kendin de onun üzerinde sabırlı ol. Senden rızık istemiyoruz. Seni, Biz rızıklandırıyoruz. Sonuç takva dipnot 2 içindir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Seninle birlikte hareket edenlere, yanında yer alanlara, Allah'a yönelmelerini, Allah'tan istemelerini buyur. Birbirlerine destek olmalarını, yardımlaşma ve dayanışma içinde olmalarını öğütle. Salat sözcüğü, namaz kılmak, dua etmek, din, kulluk, yardım etmek, destek olmak gibi anlamlara gelmektedir. Bu ayette; salat sözcüğü, ayetin bağlamı dikkate alındığında; "rızkın Allah'tan istenmesi, isteğin Allah'a yönelmesi" ve yardımlaşıp, birbirlerine destek olunması, dayanışma içinde güç birliği yapılması anlamına gelmektedir. Dünya hayatının gayri meşru yollarla elde edilen zenginliğine, servetine imrenmek yerine, az da olsa helal kazançla, kendi emeğimizle ve hak ederek kazandıklarımızla yetinmenin sonuç olarak daha kazançlı ve hayırlı olduğu uyarısı yapılmaktadır. Bu ayetin, söylendiği gibi "Aile bireylerine namaz kılmalarını emretmek" ile bir ilgisi yoktur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Korunmak; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ehline salatı buyur. dipnot 1 Kendin de onun üzerinde sabırlı ol. Senden rızık istemiyoruz. Seni, Biz rızıklandırıyoruz. Sonuç takva dipnot 2 içindir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Seninle birlikte olanlara, çevrende bulunanlara, Allah'a yönelmelerini, Allah'tan istemelerini buyur. Birbirlerine destek olmalarını, yardımlaşma ve dayanışma içinde olmalarını. Salat sözcüğü, namaz kılma, dua etme, din, kulluk, yardım etme, destek olma gibi anlamlara gelmektedir. Bu ayette; salat sözcüğü, ayetin bağlamı dikkate alındığında; "rızkın Allah'tan istenmesi, isteğin Allah'a yönelmesi" ve yardımlaşıp, birbirlerine destek olunması, dayanışma içinde güç birliği yapılmasının buyurulması anlamına gelmektedir. Dünya hayatının gayri meşru yollarla elde edilen zenginliğine, servetine imrenmek yerine, az da olsa helal kazançla, kendi emeğimizle ve hak ederek kazandıklarımızla yetinmenin sonuç olarak daha kazançlı ve hayırlı olduğu uyarısı yapılmaktadır. Bu ayetin söylendiği gibi "Aile bireylerine namaz kılmalarını emretme" ile bir ilgisi yoktur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.

    Gültekin Onan

    Ehline namazı buyur ve onda kararlı davran. Biz senden rızık istemiyoruz, biz sana rızık veriyoruz. Sonuç da takvanındır.

    Hasan Basri Çantay

    Ehline (ve ümmetine) namazı emret. Kendin de ona sebat ile devam eyle. Biz senden bir rızk istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız. (Güzel) aakıbet takvaa (erbabı) nındır.

    İbni Kesir

    Ehline namazı emret. Kendin de onda devamlı ol. Biz senden rızık istemiyoruz. Sana Biz rızık veririz. Akibet takvadadır.

    Mehmet Alagaş

    (130-135) Her ne diyorlarsa sen sabret, güneş doğmadan önce ve o batmadan önce Allah'ı övgü ile üstün tut. Gecenin belli anlarında ve gündüzün belli taraflarında yine tesbih et. Böylelikle belki hoşnut olunursun / razı olunursun . Onlardan bazılarına sınama amaçlı dünya hayatının çiçeği olarak verdiğimiz eşlere ve geçimliklerine göz koyma. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve de süreklidir. Namazı, yakın çevrene / ehline emret, sen de sebatla ona devam et. Senden rızık sual etmiyoruz biz senin rızkını vereniz. Sonuçta / Akıbette sakınanlarındır / takvalılarındır. Rabbinden bir mucize / bir ayet getirse ya dediler. Önceki sayfalarda olan açıklayıcı şeyler onlara da verilmedi mi? Eğer ki onları daha öncesinden helak etseydik diyeceklerdi ki ey Rabbimiz keşke bize bir Resul gönderseydin de küçük düşme den / zelil duruma düşmeden, utanç haline girmeden önce ayetlerine uysaydık. Herkes pusuya yatmış gibi gözetliyor, siz de gözetleyin, düzgün yolun sahipleri kimmiş ve kimler de bu yola yönlendirilmiş, ilerde bileceksiniz de.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sen aile halkına namazı emret, kendin de sabırla ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel akıbet ise takva sahiplerinindir.

    Süleyman Ateş

    Ailene namazı emret, kendin de namaz kılmaya dayan. Biz senden rızık istemiyoruz. Seni biz besliyoruz. Sonuç takva(sahipleri)nindir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ailene namazı emret, sen de onu sebatla kıl dipnot 1 . Senden bir rızık istemeyiz, sana rızık veren biziz. Mutlu son, kendini yanlışlardan koruyan içindir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetin metninde geçen es-salat (الصَّلَاة) kelimesinin kök anlamı, bir şeyi bırakmamak ve sürekli arkasında olmaktır. (Lisan'ul-Arab) Burada verilen emir, Allah'ın verdiği görevleri, onun rızası için sürekli yapmaktır. Her Müslüman'ın hiç aksatmadan yapması gereken tek ibadet namaz olduğu için ona da salat denmiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ailene namazı emret, sen de namaza devam et. (Rızkı bahane etme) Senden rızık istemez, sana rızık veririz. Mutlu son, Allah'tan çekinerek kendini korumanındır (takvanındır).

    Şaban Britch

    Ailene namazı emret. Sen de onun üzerine sabret. Senden rızık istemiyoruz. Biz seni rızıklandırıyoruz. Akibet takvanındır.

    Şaban Piriş

    Ailene namazı emret. Sen de onda devamlı ol. Senden rızık istemiyoruz. Biz seni rızıklandırıyoruz. Akibet takvanındır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ailene namazı emret, kendin de ona sabırla devam et! Biz senden rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırıyoruz. Sonuç takvanındır!

  6. Tâhâ suresi, 133. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 133. ayet. وَقَالُوا۟ لَوْلَا يَأْتِينَا بِـَٔايَةٍ مِّن رَّبِّهِۦٓ أَوَلَمْ تَأْتِهِم بَيِّنَةُ مَا فِى ٱلصُّحُفِ ٱلْأُولَىٰ

    Diyanet İşleri

    İnanmayanlar, "Doğru söylediğine dair bize Rabbinden açık bir delil (bir mucize) getirse ya!" dediler. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur'an) onlara gelmedi mi?

    Mehmet Okuyan

    (Kâfirler) "(Muhammed) bize Rabbinden bir ayet (mucize) getirseydi ya!" dediler. dipnot 1 "Önceki sahifelerin (kitapların) açıklaması onlara gelmedi mi?"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:20; ‘Ankebût 29:50.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de dediler ki "O bize, Rabbinden bir mucize getirmeli değil miydi?" İyi de, daha önceki vahiylerin içeriğinde yer alan açık deliller kendilerine ulaşmadı mı?

    Muhammed Esed

    Yine de (hakka karşı kör olanlar): "(Muhammed) Rabbinden bize bir mucize getirseydi ya!" deyip duruyorlar. (Fakat) zaten onlara, eski yazılı belgelerde bulunması gereken konularda (bu ilahi mesajın doğruluğunu gösteren) açık bir delil gelmedi mi?

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Rabbinden bir mucize bize getirseydi ya!". . . İlk bilgilerdeki açık deliller onlara ulaşmadı mı?

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Bize kendi Rabbinden bir ayet (mucize) getirmesi gerekmez miydi?" Onlara önceki kitaplarda açık belgeler gelmedi mi?

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar: (Muhammed) bize Rabbinden bir mucize getirmeli değil miydi? dediler. Önce gelen kitaplardakinin apaçık delili (Kur'an) onlara gelmedi mi?

    Ali Rıza Safa

    Dediler ki: "Efendisinden, bize bir mucize getirmeliydi; öyle değil mi?" Önceki sayfalardaki açık kanıtlar onlara gelmedi mi?

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, "Muhammed bize Rabbinden bir mucize getirmeli değil miydi?" dediler. Onlara önceki kitaplarda bulunan belgeler gelmedi mi?

    Edip Yüksel

    "Bize hiç olmazsa bir ayet getirmeliydi!" dediler. Daha önceki kitaplarda bulunan beyyine (delil) kendilerine gelmedi mi? dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran'ın mesajının niteliği ve mesajının tarihsel boyutu, onun Tanrısal kaynaklı olduğuna bir delil oluşturur. Ayrıca ayetteki "beyyine" kelimesinin tekil haliyle Kuran'da tam 19 kere geçmesi ve bu 19 kodunun daha önceki kitaplarda da bulunması bu ayetin işaretsel anlamının çağımızdaki tecellisidir. * Bak 46:10.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bize hiç olmazsa bir ayet (mucize) getirmeliydi!,' dediler. Daha önceki kitaplarda bulunan beyyine (delil) kendilerine gelmedi mi?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de onlar: "Rabbinden bir mucize getirse ya !" dediler. Onlara, daha önceki kitaplardakinin apaçık delili gelmedi mi ki?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Birde rabbından bir ayet getirse ya! Dediler, ya kendilerine evvelki kitablardakinin beyyinesi gelmedimi ki?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Rabb'inden bize bir ayet dipnot 1 getirse ya!" dediler. Onlara, önceki kitaplarda yer alan kanıt içeren açıklayıcı bilgiler ulaşmadı mı?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucize.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Bize kendi rabbinden bir ayet getirmesi gerekmez miydi?" Onlara önceki kitaplarda açık belgeler gelmedi mi?

    Hasan Basri Çantay

    Dediler ki: "Bize o Rabbinden bir mu'cize getirmeli değil miydi"? Evvelki kitablardakinden apaçık bürhan gelmedi mi onlara?

    İbni Kesir

    Rabbından bize bir ayet getirseydi ya derler. Onlara önceki kitablarda apaçık deliller gelmedi mi?

    Mehmet Alagaş

    (130-135) Her ne diyorlarsa sen sabret, güneş doğmadan önce ve o batmadan önce Allah'ı övgü ile üstün tut. Gecenin belli anlarında ve gündüzün belli taraflarında yine tesbih et. Böylelikle belki hoşnut olunursun / razı olunursun . Onlardan bazılarına sınama amaçlı dünya hayatının çiçeği olarak verdiğimiz eşlere ve geçimliklerine göz koyma. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve de süreklidir. Namazı, yakın çevrene / ehline emret, sen de sebatla ona devam et. Senden rızık sual etmiyoruz biz senin rızkını vereniz. Sonuçta / Akıbette sakınanlarındır / takvalılarındır. Rabbinden bir mucize / bir ayet getirse ya dediler. Önceki sayfalarda olan açıklayıcı şeyler onlara da verilmedi mi? Eğer ki onları daha öncesinden helak etseydik diyeceklerdi ki ey Rabbimiz keşke bize bir Resul gönderseydin de küçük düşme den / zelil duruma düşmeden, utanç haline girmeden önce ayetlerine uysaydık. Herkes pusuya yatmış gibi gözetliyor, siz de gözetleyin, düzgün yolun sahipleri kimmiş ve kimler de bu yola yönlendirilmiş, ilerde bileceksiniz de.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Bize, Rabbinden bir mucize getirmeli değil miydi?" dediler. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi?

    Süleyman Ateş

    Dediler ki: "Rabbinden bize bir ayet (mu'cize) getirmeli değil mi?" Onlara, önceki Kitap'larda bulunan kanıt gelmedi mi?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki "Bize Rabbinden bir delil (gösterge) getirseydi ya?" Önceki kitaplarda olan o delil onlara ulaşmadı mı? (O kitaplarda ondan bahsedilmesi yetmez mi?) dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Önceki kitaplarda bir sonraki nebiyi haber vermiş olması.

    Şaban Britch

    Bize, Rabbin’den bir mucize getirmeli değil miydi? dediler. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi?

    Şaban Piriş

    -Bize, Rabbin'den bir mucize getirmeli değil miydi? dediler. Onlara öncekilerin kitaplarındaki açık belgeler gelmedi mi?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler ki: "Rabbinden bize bir mucize getirseydi ya!" Peki, önceki sayfalardaki açık kanıt onlara gelmedi mi?

  7. Tâhâ suresi, 134. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 134. ayet. وَلَوْ أَنَّآ أَهْلَكْنَٰهُم بِعَذَابٍ مِّن قَبْلِهِۦ لَقَالُوا۟ رَبَّنَا لَوْلَآ أَرْسَلْتَ إِلَيْنَا رَسُولًا فَنَتَّبِعَ ءَايَٰتِكَ مِن قَبْلِ أَن نَّذِلَّ وَنَخْزَىٰ

    Diyanet İşleri

    Eğer biz onları o Kur'an'dan önce bir azap ile helak etseydik mutlaka, "Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp rezil olmadan önce ayetlerine uysaydık" derlerdi.

    Mehmet Okuyan

    Biz (Vahiy göndermeden) önce onları bir azapla helak etseydik, "Rabbimiz! Bize bir elçi göndermen gerekmez miydi ki aşağılık duruma düşmeden ve perişan (rezil) olmadan önce ayetlerine uysaydık." derlerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Kasas 28:47.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve eğer Biz, onları (elçi göndermeden) önce bir helake uğratarak cezalandırmış olsaydık, bu kez de "Ey Rabbimiz! Eğer Sen, şu zillet verici ve onur kırıcı duruma düşmeden önce bize bir elçi göndermiş olsaydın ona hemen uyardık!" diyecekleri kesindi!

    Muhammed Esed

    Çünkü, eğer bu (ilahi mesajı vahyetmeden) önce onları (cezalandırıcı) bir azapla helak etseydik, (Hesap Günü'nde): "Ey Rabbimiz, keşke bize bir elçi gönderseydin de (ahirette böyle) alçalıp gözden düşeceğimize Senin mesajlarına uysaydık!" demekte gerçekten de (haklı olurlardı).

    Ahmed Hulusi

    Eğer onlara daha önce azabı yaşatarak helak etseydik, elbette şöyle derlerdi: "Rabbimiz; bir Rasul irsal etseydin de zillete düşüp rezil olmadan önce senin işaretlerine tabi olsaydık. "

    Ali Bulaç

    Eğer biz onları bundan önceki bir azab ile yıkıma uğratmış olsaydık, şüphesiz diyeceklerdi ki: "Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de, küçülmeden ve aşağılanmadan önce senin ayetlerine tabi olsaydık."

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer biz, bundan (Kur'an'dan) önce onları bir azapla helâk etseydik, muhakkak ki şöyle diyeceklerdi: Ya Rabbi! Bize bir elçi gönderseydin de, şu aşağılığa ve rüsvalığa düşmeden önce âyetlerine uysaydık!

    Ali Rıza Safa

    Aslında, Ondan önce bir cezayla yıkıma uğratsaydık, kesinlikle, şöyle diyeceklerdi: "Efendimiz! Bize bir elçi gönderseydin olmaz mıydı? Böylece, aşağılanmadan ve küçük düşmeden önce, Senin ayetlerine bağlı kalırdık!"

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer, onları Muhammed'den önce bir azaba uğratarak yok etseydik, "Ey Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de alçak ve rezil olmazdan önce ilkelerine uysaydık olmaz mıydı?" diyeceklerdi.

    Edip Yüksel

    Onları, ondan önce bir ceza ile helak etseydik, "Efendimiz, bize bir elçi gönderseydin de böyle alçak ve rezil olmadan önce senin ayetlerine uysaydık!" derlerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onları, ondan önce bir ceza ile helak etseydik, 'Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de böyle alçak ve rezil olmadan önce senin ayetlerine uysaydık!,' derlerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer Biz, onları bundan önce bir azap ile helak etmiş olsaydık: "Ey Rabbimiz, ne olurdu bize bir peygamber gönderseydin de biz alçak ve rezil olmadan önce ayetlerine uysaydık." diyeceklerdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Eğer biz onları bundan evvel azab ile ihlak etmiş olsa idik derlerdi ki o rabbımız! Ne olurdu bize bir Resul gönderseydin de biz zelil ve rüsvay olmadan evvel ayetlerine ittiba etseydik

    Erhan Aktaş

    Ve eğer Biz, ondan önce bir azap ile onları yok etseydik, "Ey Rabb'imiz! Bize bir Resul gönderseydin de hor ve rezil olmadan önce Sen'in ayetlerine uysaydık ya!" diyeceklerdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve eğer Biz, ondan önce bir azap ile onları yok etseydik, "Ey Rabb'imiz! Bize bir resul gönderseydin de hor ve rezil olmadan önce Sen'in ayetlerine uysaydık ya!" diyeceklerdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve eğer Biz, ondan önce bir azap ile onları yok etseydik, kuşku yok ki "Ey Rabb'imiz! Bize bir rasul gönderseydin de, hor ve rezil olmadan önce Sen'in ayetlerine uysaydık ya!" diyeceklerdi.

    Gültekin Onan

    Eğer biz onları bundan önceki bir azab ile yıkıma uğratmış olsaydık, şüphesiz diyeceklerdi ki: "Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de, küçülmeden ve aşağılanmadan önce senin ayetlerine tabi olsaydık."

    Hasan Basri Çantay

    Eğer biz onları daha evvel azab ile helale etmiş olsaydık muhakkak diyeceklerdi ki: "Hey Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de şu zillete ve rüsvaylığa uğramamızdan evvel ayetlerine tabi olsaydık ya"!

    İbni Kesir

    Eğer onları daha evvel azaba uğratarak yok etseydik: Rabbımız, bize bir peygamber gönderseydin de hor ve rüsvay olmadan önce ayetlerine uysaydık olmaz mıydı? diyeceklerdi.

    Mehmet Alagaş

    (130-135) Her ne diyorlarsa sen sabret, güneş doğmadan önce ve o batmadan önce Allah'ı övgü ile üstün tut. Gecenin belli anlarında ve gündüzün belli taraflarında yine tesbih et. Böylelikle belki hoşnut olunursun / razı olunursun . Onlardan bazılarına sınama amaçlı dünya hayatının çiçeği olarak verdiğimiz eşlere ve geçimliklerine göz koyma. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve de süreklidir. Namazı, yakın çevrene / ehline emret, sen de sebatla ona devam et. Senden rızık sual etmiyoruz biz senin rızkını vereniz. Sonuçta / Akıbette sakınanlarındır / takvalılarındır. Rabbinden bir mucize / bir ayet getirse ya dediler. Önceki sayfalarda olan açıklayıcı şeyler onlara da verilmedi mi? Eğer ki onları daha öncesinden helak etseydik diyeceklerdi ki ey Rabbimiz keşke bize bir Resul gönderseydin de küçük düşme den / zelil duruma düşmeden, utanç haline girmeden önce ayetlerine uysaydık. Herkes pusuya yatmış gibi gözetliyor, siz de gözetleyin, düzgün yolun sahipleri kimmiş ve kimler de bu yola yönlendirilmiş, ilerde bileceksiniz de.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz onları bundan önce bir azap ile helâk etmiş olsaydık; elbette şöyle diyeceklerdi: “Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de alçalmadan, rezil olmadan önce ayetlerine uysaydık."

    Süleyman Ateş

    Şayet onları, ondan önce bir azab ile helak etseydik: "Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de böyle alçak ve rezil olmadan önce senin ayetlerine uysaydık!" derlerdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Elçi gelmeden onları bir azap ile etkisizleştirseydik, derlerdi ki "Rabbimiz! Böyle aşağılık hale düşüp sürünmeden önce keşke bir elçi gönderseydin de senin ayetlerine uymuş olsaydık."

    Şaban Britch

    Eğer biz, bundan (Kur'an ve Rasül'den) önce onları bir azapla helak etseydik, muhakkak ki şöyle diyeceklerdi: Ya Rabbi! Bize bir elçi gönderseydin de, zelil ve rezil olmadan önce ayetlerine tabi olsaydık

    Şaban Piriş

    Ondan önce onları azaba çarptırıp yok etseydik: -Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de zelil ve rezil olmadan önce senin ayetlerine uysaydık, olmaz mıydı? diyeceklerdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer biz onları, ondan önce bir azapla helak etseydik mutlaka şöyle diyeceklerdi: "Rabbimiz, ne olurdu bize bir resul gönderseydin de zelil ve rezil olmadan önce senin ayetlerine uysaydık!"

  8. Tâhâ suresi, 135. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 135. ayet. قُلْ كُلٌّ مُّتَرَبِّصٌ فَتَرَبَّصُوا۟ فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ أَصْحَٰبُ ٱلصِّرَٰطِ ٱلسَّوِىِّ وَمَنِ ٱهْتَدَىٰ

    Diyanet İşleri

    Ey Muhammed, de ki: "Herkes beklemektedir, siz de bekleyin. Yakında kimin düz yolun sahipleri olduğunu, kimin doğru yolu bulduğunu bileceksiniz!"

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Herkes beklemektedir; siz de bekleyin! İleride düzgün yolda olan halkı ve doğru yola ulaşanların kimler olduğunu bileceksiniz!"

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Herkes (hak ettiği akıbeti) beklemektedir; o halde siz de bekleyiniz! Nasıl olsa, doğru dürüst bir yol seçenlerin kimler olduğunu; ve (bu tercih sonucunda Allah'ın) kimleri doğru yola yönelttiğini, günü gelince öğreneceksiniz.

    Muhammed Esed

    De ki: "Herkes (geleceğin kendilerine getireceği şeyi) ümitle beklemektedir; öyleyse siz de bekleyin, bakalım; çünkü kimlerin düz yolu seçtiğini ve kimlerin doğru yolu bulduğunu yakında göreceksiniz!"

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Herkes bekleyip gözetlemekte; siz de gözetleyin! Düpedüz yolun ehli kimmiş, hakikate eren kimmiş yakında bileceksiniz!"

    Ali Bulaç

    De ki: "Herkes gözetlemektedir; siz de gözleyip durun. Sonunda, dümdüz (dosdoğru) yolun sahipleri kimlermiş ve doğru yola ulaşan kimlermiş, pek yakında öğreneceksiniz."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Herkes beklemektedir: Öyle ise siz de bekleyin. Yakında anlayacaksınız; doğru düzgün yolun yolcuları kimmiş ve hidayette olan kimmiş!

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Herkes beklemede; artık, siz de bekleyin. Gerçeğin yolunun yoldaşlarının kim olduğunu ve doğru yola kimin eriştiğini sonunda göreceksiniz!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Herkes gözlemektedir;siz de gözleyiniz!Şüphesiz doğru-düzgün yolun yolcularının kimler olduğunu ve kimlerin doğru yolda bulunduğunu bileceksiniz.

    Edip Yüksel

    De ki: "Herkes gözlemekte. Siz de gözleyin. Düzgün yolun sahiplerinin kimler olduğunu ve kimlerin hidayet üzerinde olduğunu ileride bileceksiniz!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki: 'Herkes gözlemekte. Siz de gözleyin. Düzgün yolun sahiplerinin kimler olduğunu ve kimlerin hidayet üzerinde olduğunu ileride bileceksiniz!'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Hepimiz beklemekteyiz, siz de bekleyin bakalım; çünkü yakında, doğru yol sahiplerinin ve doğru gidenlerin kimler olduğunu bileceksiniz!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki hep beklemekte, bekleyin bakalım çünkü yakında bileceksiniz: doğru yol sahibleri kimler? ve doğru giden kim?

    Erhan Aktaş

    De ki: "Herkes beklemektedir. O halde siz de bekleyin. Kuşku yok ki kimin düzgün yolda olduğunu, kimin doğru yolu bulduğunu yakında bileceksiniz."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Herkes beklemektedir. O halde siz de bekleyin. Kuşku yok ki kimin düzgün yolda olduğunu, kimin doğru yolu bulduğunu yakında bileceksiniz."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Herkes beklemektedir. O halde siz de bekleyin. Kuşku yok ki kimin düzgün yolda olduğunu, kimin doğru yolu bulduğunu yakında bileceksiniz."

    Gültekin Onan

    De ki: "Herkes gözetlemektedir; siz de gözleyip durun. Sonunda, dümdüz (dosdoğru) yolun sahipleri kimlermiş ve doğru yola ulaşan kimlermiş, pek yakında öğreneceksiniz."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Hep (imiz) intizardeyiz. Siz de gözetleye durun. Çünkü dümdüz bir yolun saahibleri kimlermiş, hidayete (ve ebedi nimete) erenler kimlermiş, yakında bileceksiniz".

    İbni Kesir

    De ki: Herkes gözlemektedir, siz de gözleye durun. Şüphesiz kimlerin dosdoğru yolun sahipleri olduğunu ve kimlerin hidayete ermiş bulunduğunu yakında bileceksiniz.

    Mehmet Alagaş

    (130-135) Her ne diyorlarsa sen sabret, güneş doğmadan önce ve o batmadan önce Allah'ı övgü ile üstün tut. Gecenin belli anlarında ve gündüzün belli taraflarında yine tesbih et. Böylelikle belki hoşnut olunursun / razı olunursun . Onlardan bazılarına sınama amaçlı dünya hayatının çiçeği olarak verdiğimiz eşlere ve geçimliklerine göz koyma. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve de süreklidir. Namazı, yakın çevrene / ehline emret, sen de sebatla ona devam et. Senden rızık sual etmiyoruz biz senin rızkını vereniz. Sonuçta / Akıbette sakınanlarındır / takvalılarındır. Rabbinden bir mucize / bir ayet getirse ya dediler. Önceki sayfalarda olan açıklayıcı şeyler onlara da verilmedi mi? Eğer ki onları daha öncesinden helak etseydik diyeceklerdi ki ey Rabbimiz keşke bize bir Resul gönderseydin de küçük düşme den / zelil duruma düşmeden, utanç haline girmeden önce ayetlerine uysaydık. Herkes pusuya yatmış gibi gözetliyor, siz de gözetleyin, düzgün yolun sahipleri kimmiş ve kimler de bu yola yönlendirilmiş, ilerde bileceksiniz de.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: "Herkes beklemektedir. Siz de bekleyedurun. Yakında kimin doğru yolun sahipleri ve kimin doğru yolu bulmuş olduğunu göreceksiniz."

    Süleyman Ateş

    De ki: "Herkes gözetlemektedir. Gözetleyin, düzgün yolun sahipleri kimdir, doğru yolda olan kimdir, bileceksiniz!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Herkes beklemededir, siz de bekleyin. Düz yolun yolcularının kimler olduğunu, kimlerin yola geldiğini yakında öğreneceksiniz."

    Şaban Britch

    De ki: Herkes beklemektedir. Siz de bekleye durun. Yakında kimin doğru yolun sahipleri ve kimin doğru yolu bulmuş olduğunu göreceksiniz.

    Şaban Piriş

    De ki: -Herkes başına geleceği beklemektedir. Siz de bekleyedurun. Yakında kimin doğru yolun sahipleri ve kimin doğru yolu bulmuş olduğunu göreceksiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Herkes bekleyip gözetlemede; hadi siz de bekleyip gözetleyin! Yakında bileceksiniz dosdoğru yolu izleyenler kimlermiş, hidayete eren kimmiş!"

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.