Diyanet İşleri
Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınmanındır.
Tâhâ suresi
Tâhâ suresi, 132. ayet. وَأْمُرْ أَهْلَكَ بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱصْطَبِرْ عَلَيْهَا لَا نَسْـَٔلُكَ رِزْقًا نَّحْنُ نَرْزُقُكَ وَٱلْعَٰقِبَةُ لِلتَّقْوَىٰ
ve'mür ehleke biṣṣalâti vaṣṭabir `aleyhâ. lâ nes'elüke rizḳâ. naḥnü nerzüḳuk. vel`âḳibetü littaḳvâ.
Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınmanındır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Öncekilerden ibret; sabret ve namazı emret Tâhâ 128–135 3
Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı, onlar da hemen cezalandırılırlardı.
O halde, onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın.
Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır.
Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınmanındır.
İnanmayanlar, "Doğru söylediğine dair bize Rabbinden açık bir delil (bir mucize) getirse ya!" dediler. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur'an) onlara gelmedi mi?
Eğer biz onları o Kur'an'dan önce bir azap ile helak etseydik mutlaka, "Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp rezil olmadan önce ayetlerine uysaydık" derlerdi.
Ey Muhammed, de ki: "Herkes beklemektedir, siz de bekleyin. Yakında kimin düz yolun sahipleri olduğunu, kimin doğru yolu bulduğunu bileceksiniz!"
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
132. Yani aile halkını farz olsun, nafile olsun namaz kılmaya teşvik et ve onları namaz kılmaya yönlendir. Bir şeyi emretmek ise kendileri olmaksızın o şeyin tamamlanması mümkün olmayan bütün hususların da emredilmesi demektir. Buna göre bu buyruk, aile halkına namazı öğretmeyi ve namazda neyin yapılması gerekip neyin namazı bozduğunu, neyin namazı kemale erdirdiğini öğretmeyi emretmeyi de kapsamaktadır. “sen de sabırla ona devam et!” Namaza onu sınırları, rükünleri, adabı ve huşuu ile eda etmek suretiyle sabırla devam et! Elbette ki bu, nefse ağır gelir. Ancak bu hususta nefsi zorlamak, ona karşı mücadelede bulunmak ve her zaman namaz üzere sabır göstermek gerekir. Kul, emrolunduğu şekilde namazı dosdoğru kılacak olursa hiç şüphesiz dininin diğer emirlerini daha iyi korur, daha güzel uygular. Namazı zayi edip ona gereken dikkati göstermezse de onun dışındaki hususları daha kolaylıkla zayi ve ihmal eder.
aha sonra Yüce Allah, Rasûlünün rızkını teminat altına almakta, rızkı ile uğraşmasının onu dinini gereği gibi uygulamaktan alıkoymaması gerektiğini hatırlatarak şöyle buyurmaktadır: “Sana rızkı biz veriyoruz.” Rızkını sağlamak bizim işimizdir. Biz onu üstlenmiş bulunuyoruz. Nitekim bütün mahlukatın rızkını da üstlenen biziz. O halde bizim emrimizi yerine getiren ve bizi zikretmekle meşgul olanın rızkını nasıl üstlenmeyiz? Üstelik Allah’ın rızkı, takvâ sahibi olan kimse için de başkası için de umumidir. O halde ebedî mutluluğu gerektirecek şeylere önem vermek icabeder. Bu ise takvâdır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Güzel âkıbet” dünyada da âhirette de “takvâdadır.” Takvâ ise emrolunun şeyi yerine getirmek, yasaklanan şeyi de terk etmek demektir. Takvânın gereklerini yerine getiren kimse için de güzel âkıbet söz konusudur. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Güzel âkıbet takvâ sahiplerinindir.” (el-Kasas, 28/83)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul!- Aile halkına namaz kılmalarını emret ve sen de sabırla namaz kılmaya devam et. Kendin için ya da başkası için senden rızık istemiyoruz. Bilakis senin rızkını biz üstlendik. Takva sahipleri için dünya ve ahirette güzel son Yüce Allah'tan korkan, emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınan kimseler içindir.
Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş)
Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan…
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş)
Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak…
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)
Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükafatları…
Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)
Onlar öyle kimselerdir ki, şayet kendilerine yeryüzünde imkan ve iktidar versek, namazı dosdoğru kılar, zekatı verir, iyiliği emreder ve kötülüğü…
Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Musa, kavmine, "Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah'ındır. Ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. Sonuç Allah'a karşı…
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ailene (destekçilerine) ibadeti (namazı) emret! Kendin de ona sabırla devam et! Senden rızık istemiyoruz; seni de biz rızıklandırıyoruz. (Mutlu) son, takvâlı (duyarlı olanlar) içindir.
Öyleyse yakınlarına namazı emret ve sen de bunun üzerinde kararlı ol! Biz senden rızık istemiyoruz; seni Biz doyuruyoruz: ve mutlu son (kişinin) sorumluluk bilincine bağlıdır.
Yakınlarına da salatı emret ve sen de bunda devamlı, sebatlı ol. (Fakat unutma ki) Biz senden (Bizim için) rızık sağlamanı istemiyoruz; (tersine,) senin rızkını veren Biziz. Ve gelecek, Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimselerin olacaktır.
Yakınlarına salatı (rabbine yönelişi) yaşamalarını emret; kendin de onda devamlı ol! Senden bir yaşam gıdası istemiyoruz; (aksine) senin yaşam gıdan bizden! Gelecek korunanındır.
Ehline (ümmetine) namazı emret ve onda kararlı davran. Biz senden rızık istemiyoruz, biz sana rızık veriyoruz. Sonuç da takvanındır.
Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et. Senden rızık istemiyoruz; (aksine) biz seni rızıklarıdırıyoruz. Güzel sonuç, takvâ iledir.
Halkına namazı zorunlu yap ve onun üzerinde kararlı davran. Senden geçimlik istemiyoruz. Senin geçimini, Biz sağlıyoruz. Sonuç, sorumluluk bilinci taşıyanlarındır.
Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et! Senden rızık istemiyoruz; biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç, takva sahiplerinin olacaktır.
Ailene namazı emret ve bu konunun üstünde önemle dur. Biz senden herhangi bir rızık beklemiyoruz. Aksine biz seni besliyoruz. Sonuç, erdemlilerindir.
Ailene namazı emret ve bu konunun üstünde önemle dur. Biz senden herhangi bir rızık beklemiyoruz. Aksine biz seni besliyoruz. Sonuç, erdemlilerindir.
Hem ailene (ümmetine) namazı emret, hem de kendin ona sabırla devam et! Biz, senden bir rızık istemiyoruz, seni Biz rızıklandırırız; güzel sonuç takvanındır.
Hem ehline de namaz ile emret hem de kendin ona sabrile devam eyle, biz senden bir rızk istemiyoruz. Biz seni merzuk ederiz ve akıbet takvanındır
Ehline salatı buyur. dipnot 1 Kendin de onun üzerinde sabırlı ol. Senden rızık istemiyoruz. Seni, Biz rızıklandırıyoruz. Sonuç takva içindir.
Ehline salatı buyur. dipnot 1 Kendin de onun üzerinde sabırlı ol. Senden rızık istemiyoruz. Seni, Biz rızıklandırıyoruz. Sonuç takva dipnot 2 içindir.
Ehline salatı buyur. dipnot 1 Kendin de onun üzerinde sabırlı ol. Senden rızık istemiyoruz. Seni, Biz rızıklandırıyoruz. Sonuç takva dipnot 2 içindir.
Ehline namazı buyur ve onda kararlı davran. Biz senden rızık istemiyoruz, biz sana rızık veriyoruz. Sonuç da takvanındır.
Ehline (ve ümmetine) namazı emret. Kendin de ona sebat ile devam eyle. Biz senden bir rızk istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız. (Güzel) aakıbet takvaa (erbabı) nındır.
Ehline namazı emret. Kendin de onda devamlı ol. Biz senden rızık istemiyoruz. Sana Biz rızık veririz. Akibet takvadadır.
(130-135) Her ne diyorlarsa sen sabret, güneş doğmadan önce ve o batmadan önce Allah'ı övgü ile üstün tut. Gecenin belli anlarında ve gündüzün belli taraflarında yine tesbih et. Böylelikle belki hoşnut olunursun / razı olunursun . Onlardan bazılarına sınama amaçlı dünya hayatının çiçeği olarak verdiğimiz eşlere ve geçimliklerine göz koyma. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve de süreklidir. Namazı, yakın çevrene / ehline emret, sen de sebatla ona devam et. Senden rızık sual etmiyoruz biz senin rızkını vereniz. Sonuçta / Akıbette sakınanlarındır / takvalılarındır. Rabbinden bir mucize / bir ayet getirse ya dediler. Önceki sayfalarda olan açıklayıcı şeyler onlara da verilmedi mi? Eğer ki onları daha öncesinden helak etseydik diyeceklerdi ki ey Rabbimiz keşke bize bir Resul gönderseydin de küçük düşme den / zelil duruma düşmeden, utanç haline girmeden önce ayetlerine uysaydık. Herkes pusuya yatmış gibi gözetliyor, siz de gözetleyin, düzgün yolun sahipleri kimmiş ve kimler de bu yola yönlendirilmiş, ilerde bileceksiniz de.
Sen aile halkına namazı emret, kendin de sabırla ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel akıbet ise takva sahiplerinindir.
Ailene namazı emret, kendin de namaz kılmaya dayan. Biz senden rızık istemiyoruz. Seni biz besliyoruz. Sonuç takva(sahipleri)nindir.
Ailene namazı emret, sen de onu sebatla kıl dipnot 1 . Senden bir rızık istemeyiz, sana rızık veren biziz. Mutlu son, kendini yanlışlardan koruyan içindir.
Ailene namazı emret, sen de namaza devam et. (Rızkı bahane etme) Senden rızık istemez, sana rızık veririz. Mutlu son, Allah'tan çekinerek kendini korumanındır (takvanındır).
Ailene namazı emret. Sen de onun üzerine sabret. Senden rızık istemiyoruz. Biz seni rızıklandırıyoruz. Akibet takvanındır.
Ailene namazı emret. Sen de onda devamlı ol. Senden rızık istemiyoruz. Biz seni rızıklandırıyoruz. Akibet takvanındır.
Ailene namazı emret, kendin de ona sabırla devam et! Biz senden rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırıyoruz. Sonuç takvanındır!
And enjoin your family to observe the act of worship and you persevere in observing it and in maintaining your piety. We do not expect you to provide sustenance. It is We Who provide for you and for all, and the happy ending is the conclusion of piety.
Order your people to pray, and pray steadfastly yourself. We are not asking you to give Us provision;We provide for you, and the rewards of the Hereafter belong to the devout.
Enjoin prayer on thy people, and be constant therein. We ask thee not to provide sustenance: We provide it for thee. But the (fruit of) the Hereafter is for righteousness.
Enjoin Prayer on your household, dipnot 1 and do keep observing it. We do not ask you for any worldly provision; rather, it is We Who provide you, and ultimately the pious will end up the best. dipnot 2
Instruct your family to do salat, and be constant in it. We do not ask you for provision. We provide for you. And the best end result is gained by taqwa.
And enjoin As-Salât (the prayer) on your family, and be patient in offering them [i.e. the Salât (prayers)]. We ask not of you a provision (i.e. to give Us something: money): We provide for you. And the good end (i.e. Paradise) is for the Muttaqûn (the pious - See V.2:2).
And bid your family to prayer and be steadfast in its maintenance. We do not ask any provision of you. It is We who provide for you, and the outcome will be in favour of Godwariness.
And bid your people to Pray and be constant and steadfast therein. We do not ask you to provide sustenance (for Us). It is We who provide sustenance for you. The good future is for guarding against evil.
And bid thy family to pray, and be thou patient in it; We ask of thee no provision, but it is We who provide thee and the issue ultimate is to godfearing.
Encourage your folk to Worship God on regular basis and strictly observe it. I am asking no offering (as the pagans were offering jewels to their idols) from you. On the contrary, I am the one who provides for you. Know that, at the end, it is the righteous who will have the upper hand.
Bid thy people prayer, and persevere in it; we do not ask thee to provide. We will provide, and the issue shall be to piety.
Instruct your family with the contact prayer, and be patient for it. We do not ask you for provision, for We provide for you. The good end is for the righteous.
Command thy family to observe prayer; and do thou persevere therein. We require not of thee that thou labour to gain necessary provisions for thyself and family: We will provide for thee; for the prosperous issue shall attend on piety.
And do not strain after what We have provided a few of them - the splendours of the life of this world, through which We test them; but the provision of your Lord is better and more lasting.
And command your (extended) family to (observe) the prayer and constantly (endure) patiently in it. We do not ask of you (any) provision. We, Ever We, provide you, and the end is to (the ones having) piety.
And enjoin upon thy people worship, and be constant therein. We ask not of thee a provision: We provided for thee. And the sequel is for righteousness.
Enjoin on your people service to God, and be yourself constant in it. We do not ask you to provide: It is We who provide for you. The reward is for piety and fear of God.
And bid thy people to pray, and persevere therein. [But remember:] We do not ask thee to provide sustenance [for Us]: it is We who provide sustenance for thee. And the future belongs to the God-conscious.
Bid your people to pray, and be diligent in ˹observing˺ it. We do not ask you to provide. It is We Who provide for you. And the ultimate outcome is ˹only˺ for ˹the people of˺ righteousness.
And instruct your family with the contact-method, and be patient for it. We do not ask you for provision, for We provide for you. And the good end is for the righteous.
You shall enjoin your family to observe the contact prayers (Salat), and steadfastly persevere in doing so. We do not ask you for any provisions; we are the ones who provide for you. The ultimate triumph belongs to the righteous.
And enjoin prayer upon your family [and people] and be steadfast therein. We ask you not for provision; We provide for you, and the [best] outcome is for [those of] righteousness.
And enjoin thou upon thy people the duty, and be thou steadfast therein. We ask thee not for provision; We provide for thee. And the final outcome is for those of prudent fear.
Enjoin upon your family and followers that their central duty remains the establishment of the Divine System. We do not ask you to provide for Us, We provide for you. (The Divine System will take care of everyone's needs). And the future belongs to those who walk aright.
And enjoin prayer on your family, and be constant in (insisting upon) it. We ask you not to provide livelihood: We provide it for you. And the (gift of) the Hereafter is for righteous.
Bid your family to perform Salāh, and adhere to it yourself. We ask no provision from you. We give provision to you. And the ultimate end is in favour of Taqwā (God-fearing, and piety).
And instruct your family to the contact prayer, and be patient for it. We do not ask you for provision, for We provide for you. And the ending will be for righteousness.