Tâhâ suresi

Tâhâ suresi, 97. ayet

Tâhâ suresi, 97. ayet. قَالَ فَٱذْهَبْ فَإِنَّ لَكَ فِى ٱلْحَيَوٰةِ أَن تَقُولَ لَا مِسَاسَ وَإِنَّ لَكَ مَوْعِدًا لَّن تُخْلَفَهُۥ وَٱنظُرْ إِلَىٰٓ إِلَٰهِكَ ٱلَّذِى ظَلْتَ عَلَيْهِ عَاكِفًا لَّنُحَرِّقَنَّهُۥ ثُمَّ لَنَنسِفَنَّهُۥ فِى ٱلْيَمِّ نَسْفًا

ḳâle feẕheb feinne leke fi-lḥayâti en teḳûle lâ misâs. veinne leke mev`idel len tuḫlefeh. venżur ilâ ilâhike-lleẕî żalte `aleyhi `âkifâ. lenüḥarriḳannehû ŝümme lenensifennehû fi-lyemmi nesfâ.

Diyanet İşleri

Musa, "Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) "Bana dokunmak yok!" diyeceksin. Senin için, asla kaçamayacağın bir ceza daha var. Hele şu ibadet edip durduğun ilahına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tâhâ 94–100 · surenin 97. ayeti / 135
  1. Tâhâ 94

    Harun: "Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. Şüphesiz ben, İsrailoğullarının arasını açtın, sözüme uymadın demenden korktum" dedi.

  2. Tâhâ 95

    Musa, "Ya senin derdin neydi ey Samiri?" dedi.

  3. Tâhâ 96

    Samiri, şöyle dedi: "Ben onların görmediği şeyi gördüm. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi."

  4. 97

    Musa, "Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) "Bana dokunmak yok!" diyeceksin. Senin için, asla kaçamayacağın bir ceza daha var. Hele şu ibadet edip durduğun ilahına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız.

  5. Tâhâ 98

    Sizin ilahınız ancak kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah'tır. O, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır.

  6. Tâhâ 99

    (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur'an) verdik.

  7. Tâhâ 100

    Kim ondan yüz çevirirse şüphesiz ki o, kıyamet gününde ağır bir günah yükü yüklenecektir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

97. Mûsâ da ona “dedi ki: Haydi git” benden uzak dur. “Çünkü sen hayatta oldukça: Ne siz bana dokunun, ne ben size dokunayım, diyeceksin.” Yani senin dünya hayatındaki cezan şu olacaktır: Kimse sana yaklaşmayacağı gibi kimse sana dokunmayacaktır da. Hatta sen, sana yaklaşmak isteyenlere bile: Bana dokunma, bana yaklaşma, diyeceksin. Bu ise onun yaptığının bir cezasıdır. Zira başkasının elinin değmediği şeye onun eli değmişti ve başkasının yapmadığı bir işi o yapmıştı. “Senin için asla ertelenmeyecek bir (azap) vadesi vardır.” O vade gelince hayır ve şer tüm amelinin karşılığı sana verilecektir. “Şimdi şu tapınıp durduğun ilâhına” yani buzağıya “iyi bak! Andolsun biz onu yakacağız, sonra da darmadağın edip denize savuracağız.” Mûsâ, bu dediğini yaptı. Eğer bu buzağı gerçekten bir ilâh olsaydı, kendisine bu şekilde bir zarar verecek ve onu yok edecek olana karşı kendisini savunurdu. Buzağının sevgisi, İsrailoğullarının kalbine adeta içirilmişti. Onun için Mûsâ aleyhisselam, bir daha geri iade edilmesi mümkün olmayacak bir şekilde gözleri önünde onu büsbütün imha etmek istemişti. Onu yakmak, un ufak edip denizde rüzgara karşı savurmak suretiyle cismi yok olduğu gibi sevgisinin de İsrailoğullarının kalplerinden yok olmasını istemişti. Çünkü buzağının olduğu gibi bırakılması ayrı bir imtihan olurdu. Zira insanların nefislerinde batıla çağıran ciddi bir eğilim vardır.

srailoğulları, onun ilâhlığının batıl olduğunu açıkça görünce Mûsâ, kendisine hiçbir şekilde ortak koşulmaksızın tek olarak ibadete kimin layık olduğunu haber vermek üzere şunları söyledi:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Musa -aleyhisselam-, Samiri'ye şöyle dedi: "Haydi git, hayatta olduğun sürece ‘’bana dokunmayın’’ diyerek gezeceksin. Terk edilmiş/dışlanmış olarak yaşayacaksın. Kıyamet gününde hesaba çekilip cezalandırılacağın bir gün vardır. Yüce Allah bu vaadinden dönmez. Allah'tan başka ilah olarak edindiğin ve kendisine ibadet ettiğin buzağıya bak. Eriyene kadar ateş yakacağım ve ondan bir eser kalmayana kadar onu denize savuracağım."

Kelimeler

28 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale (Musa) dedi kök: قول
  2. فَٱذْهَبْ fezheb git (defol) kök: ذهب
  3. فَإِنَّ fe inne artık
  4. لَكَ leke sen
  5. فِى fi
  6. ٱلْحَيَوٰةِ l-hayati hayat boyunca kök: حيي
  7. أَن en
  8. تَقُولَ tekule diyeceksin kök: قول
  9. لَا la
  10. مِسَاسَ ۖ misase bana dokunmayın! kök: مسس
  11. وَإِنَّ ve inne ve şüphesiz
  12. لَكَ leke sana
  13. مَوْعِدًۭا mev'iden va'dedilenden (cezadan) kök: وعد
  14. لَّن len asla
  15. تُخْلَفَهُۥ ۖ tuhlefehu kurtulamayacaksın kök: خلف
  16. وَٱنظُرْ venzur şimdi bak kök: نظر
  17. إِلَىٰٓ ila
  18. إِلَـٰهِكَ ilahike tanrına kök: اله
  19. ٱلَّذِى llezi
  20. ظَلْتَ zelte durup ısrarla kök: ظلل
  21. عَلَيْهِ aleyhi ona
  22. عَاكِفًۭا ۖ aakifen taptığın kök: عكف
  23. لَّنُحَرِّقَنَّهُۥ lenuharrikannehu biz onu yakacağız kök: حرق
  24. ثُمَّ summe sonra
  25. لَنَنسِفَنَّهُۥ lenensifennehu onu savuracağız kök: نسف
  26. فِى fi
  27. ٱلْيَمِّ l-yemmi denize kök: يمم
  28. نَسْفًا nesfen ufalayıp kök: نسف

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş)

    Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de bize işkence edildi, geldikten sonra da." Musa, "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizi bu yerde…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Musa'ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a,…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    "Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. Bunun için seninle bizim aramızda; uygun bir yerde, senin de, bizim de caymayacağımız bir…

  • Aynı kök: عكف (9 geçiş) · Aynı kök: ظلل (33 geçiş)

    "Putlara tapıyoruz ve onlara tapmağa devam edeceğiz" demişlerdi.

  • Aynı kök: نسف (5 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) halini soruyorlar. De ki: "Rabbim onları toz edip savuracak."

  • Aynı kök: نسف (5 geçiş)

    Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman,

  • Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik · Ortak kavram: Vaad

    Hani siz vadinin (Medine'ye) yakın tarafında; onlar uzak tarafında, kervansa sizin aşağınızdaydı. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki), şayet…

  • Aynı kök: عكف (9 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Onlar da, "Musa bize dönünceye kadar buzağıya ibadet etmeye devam edeceğiz" dediler.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Musa) şöyle demişti: "Çık (git)! Artık hayatın boyunca sen sadece ‘Bana dokunmayın!' dipnot 1 diyeceksin. Ayrıca senin için, kurtulamayacağın bir sözleşme (ceza) günü daha var. Tapmakta olduğun ilahına bir bak! Elbette onu (heykelini) yakacağız; sonra da elbette onu parçalayıp denize savuracağız!

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayetteki [lâ misâse] ifadesi "insanlarla ilişkisinin kesilmesi", "aile ve arkadaşlardan yoksun bırakılması", "soyunun tükenmesi" manalarını içermektedir.

Mustafa İslamoğlu

(Musa): "Defol, git!" dedi, "Ama iyi bil ki bundan böyle senin hayatın '(Ben) tecrit edildim' demekten ibaret olacaktır. Bir şeyi daha unutma ki, seni (öte dünyada) asla atlatamayacağın bir buluşma daha beklemektedir. Şimde, kendisine tapınmakta bunca ısrar ettiğin ilahına dön de bir bak: onu cayır cayır yakacak, ardından da külünü suya savuracağız!

Muhammed Esed

(Musa:) "Git artık" dedi (ona), "ama şunu bil ki, bundan böyle hayat boyunca 'Bana dokunmayın! demekten ibaret olacaktır senin payına düşen! (Öte dünyada ise) hiç kuşkusuz, kaçıp kurtulamayacağın bir yazgı beklemektedir seni! Şimdi bak, kendini her şeyinle adayarak tapındığın şu düzmece tanrına: onu nasıl yakacağız ve sonra toza toprağa çevirip nasıl denize savuracağız!

Ahmed Hulusi

(Musa) dedi ki: "Git! Muhakkak ki hayatın boyunca insanları 'bana dokunmayın' diyerek yanına yaklaştırmamalısın. . . Ayrıca senin için, kendisine asla karşı çıkamayacağın kesin bir son var. . . Tapınıp durduğun tanrına bir bak! Kesinlikle onu yakacağız, sonra onu un ufak edip, denize savuracağız. "

Ali Bulaç

Dedi ki: "Haydi çekip git, artık senin hayatta (hakettiğin ceza: "Bana dokunulmasın") deyip yerinmendir." Ve şüphesiz senin için kendisinden asla kaçınamayacağın (azab dolu) bir buluşma zamanı vardır. Üstüne kapanıp bel bükerek önünde eğildiğin ilahına bir bak; biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız."

Ali Özek ve heyeti

Musa: Defol! dedi, artık hayatın boyunca sen: «Bana dokunmayın!» diyeceksin. Ayrıca senin için, kurtulamayacağın bir ceza günü var. Tapmakta olduğun ilâhına da bak! Yemin ederim, biz onu yakacağız; sonra da onu parça parça edip denize savuracağız!

Ali Rıza Safa

"Defol!" dedi; "Artık, yaşamın boyunca; ‘Bana dokunmayın!' diyeceksin. Çünkü senin için asla kaçamayacağın bir yazgı var. Zaten başında durduğun tanrına bak! Kesinlikle onu yakacağız; sonra, ufalayıp denize savuracağız!"

Bayraktar Bayraklı

Musa, "Defol!" dedi; "Artık hayatın boyunca sen;'bana dokunmayın!' diyeceksin. Ayrıca senin için, kurtulamayacağın bir ceza günü var. Tapmakta olduğun tanrına bak! Yemin ederim, biz onu yakacağız. Sonra da onu parça parça edip denize savuracağız."

Edip Yüksel

Dedi ki, "Defol! Hayatın boyunca yakına bile gelme. Sana söz verilen bir an var ki ondan kaçamayacaksın. Hizmet etmekte olduğun tanrına bak, biz onu yakıp denize savuracağız."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dedi ki, 'Defol! Hayatın boyunca yakına bile gelme. Sana söz verilen bir an var ki ondan kaçamıyacaksın. Tapmakta olduğun tanrına bak, biz onu yakıp denize savuracağız.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Musa: "Haydi, defol! Çünkü senin cezan, hayat boyunca "Bana dokunmayın!" demendir; ayrıca senin asla kurtulamayacağın bir ceza daha var. O başını bekleyip durduğun tanrına da bak! Onu mutlaka yakacağız da yakacağız. Sonra da onu kül edip muhakkak denize dökeceğiz!

Elmalılı Hamdi Yazır

Haydi, dedi, defol, çünkü sana hayatta şöyle demek var, temas yok, hem sana bir vaid var ki ona asla hulfedilmiyeceksin, o başını bekleyip durduğun ilahına da bak, her halde biz onu yakacağız da yakacağız, sonra da kül edip onu muhakkak deryaya dökeceğiz

Erhan Aktaş

Musa: "Çek git karşımdan! Artık sen, hayatın boyunca toplumdan dışlanacaksın. Ayrıca senin için, asla kurtulamayacağın bir buluşma günü var. Bir de kendini adadığın ilahına bak! Onu kesinlikle yakacağız. Sonra da savurup suya saçacağız." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Musa: "Çek git karşımdan! Artık sen, hayatın boyunca toplumdan dışlanacaksın. Ayrıca senin için, asla kurtulamayacağın bir buluşma günü var. Bir de kendini adadığın ilahına bak! Onu kesinlikle yakacağız. Sonra da savurup suya saçacağız." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Musa: "Çek git karşımdan! Artık sen, hayatın boyunca toplumdan dışlanacaksın. Ayrıca senin için, asla kurtulamayacağın bir buluşma günü var. Bir de kendini adadığın ilahına bak! Onu kesinlikle yakacağız. Sonra da savurup denize saçacağız." dedi.

Gültekin Onan

Dedi ki: "Haydi çekip git, artık senin hayatta (hakettiğin ceza: "Bana dokunulmasın") deyip yerinmendir." Ve şüphesiz senin için kendisinden asla kaçınamayacağın (azab dolu) bir buluşma zamanı vardır. Üstüne kapanıp bel bükerek önünde eğildiğin tanrına bir bak; biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız."

Hasan Basri Çantay

(Musa) dedi: "Haydi (defol) git. Çünkü senin hayaatın boyunca (nasıybin, benimle) temas etmeyin demendir. Sana, senin için şübhesiz asla vaz geçilemeyecek bir ceza günü dahi vardır. Üstüne düşüb tapdığın tanrına bak, biz onu (cayır cayır) yakacağız, sonra onu parça parça edib denize atacağız".

İbni Kesir

Dedi ki: Haydi git, doğrusu hayatta artık; bana dokunmayın, demenden başka yapacağın bir şey yoktur. Bir de senin için hiç kaçamayacağın bir ceza günü var. Sarılıp durduğun üstüne düşüp tapındığın ilahına bak; yemin olsun ki; biz onu yakacağız, sonra da parçaparça edip denize atacağız.

Mehmet Alagaş

(77-98) Musa'ya kullarımı yürütmesi için vahyettik, vur! onlar için denizde kuru bir yol aç. Yakalanmaktan korkmayın ve de ürpermeyin. Firavun ve ordusu onları taki p etti. Onları denizden ne kaplayacaksa sarıp kapladı. Firavun ordusunu saptırdı, onlar da yolu bulamadılar. Ey İsrail oğulları sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Sizle Tur'un sağ tarafında vaatleştik, size helva ve bıldırcın indirdik. Sizi rızıklandırdıklarımızın hoş olanlarından yiyin, bu konuda taşkınlık etmeyin yoksa üzerinize öfkem / gazabım size uyg un hale gelir / helal olur. Kim azabım a uygun hale gelirse artık boşlu ğa dönüşür. Ben vazgeçip salih amel işleyeni ve sonrasında doğruya yöneleni her defasında bağışlayanım. Soy topluluğun / Kavmin konusunda seni acele ettiren nedir ? Ey Musa! Dedi ki işte onlar izim üzere ler, acelem de hoşnut olman / razılığını kazanmak için Rabbim sanadır. Dedi ki senden sonra biz kavmini sınadık, samiri onları saptırdı. Musa kavmine yakıştıramamış halde ve öfkeli bir şekilde geri döndü. Dedi ki Ey kavmim Rabbinizden size güzel bir vaatte bulunulmadı mı? V aatleşmede ki süre mi uz un geldi? Ya da muradınız Rabbinizden öfke sinin gelmesi mi? ki sözleşmemizden caydınız? Sana olan vaadimizden caymadık lakin biz kavmin ziynet eşyalarından yüklenmiştik işte onları ateşe fırlatıp attık, samiri de aynı şekilde ateşe bıraktı dediler. Onlardan bir buzağı bedeni / cesedi çıkardı onun böğürmesi de vardı, dediler ki sizin ilahınız da ve Musa ’nın unuttuğu ilah da bu işte. Peki görmüyorlar mı ki onlara bir söz geri döndüremi yor, onlara zarara yahut faydaya güç yetiremiyor. Kesin olan şu ki öncesinde Harun onlara ey kavmim bununla sınanıyorsunuz, Rabbiniz acıyandır bana uyun emirime boyun eğin diye söylemişti. Musa gelinceye kadar adanmış bir şekilde / tutkun bir şekilde bunu yapmaya / buzağıya tapmaya devam edeceğiz dediler. dedi ki Ey Harun sen onların sapıttığını gördüğünde sana ne engel oldu / ne mâni oldu da bana uymadın, emrime baş mı kaldırdın? isyan mı ettin? Dedi ki ey anamın oğlu sakalımı da başımı da tutma. Gerçekten ben, niye sözümü gözetmedin de İsrail oğulları arasında ayrılık çıkardın ? demenden ürktüm. Peki ya, senin amacın neydi ey samiri? Dedi. Onların göremedikleri şeyleri ben gördüm dedi. Ve de Resul'ün izinden bir avuç avuçladım. Onu da Ateşe attım böyle bir şey i yapmaya beni nefsim sürükleyiverdi. Dedi ki git! muhakkak ki sen hayatında artık temas yok diyeceksin, sana vaat edilene de muhalefet edilmeyecek, t utkulu bir şekilde üzerinde ısrar ettiğin ilahına bir bak, muhakkak onu yakacağız tozunu Derya'ya savur acağız. Sizin ilahınız kesinlikle Allah'tır ve ondan başka ilah ta yoktur, her şeyi ilmen kaplamıştır. Bu şekilde sana, geçmişte öne çıkan haberleri anlatıyoruz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Mûsâ: "Haydi git. Artık (ceza olarak) hayatın boyunca bana dokunmayın diyeceksin. Bir de senin için hiç kaçamayacağın bir azap günü var. Üzerine sarılıp ibadet ettiğin ilahına bir bak, şimdi onu yakacağız. Sonra parça parça edip denize savuracağız." dedi.

Süleyman Ateş

(Musa): "Git, dedi. Artık hayat boyunca sen: 'Bana dokunmayın!' diyeceksin (toplumdan refüze edilip yalnız başına kalacaksın), sana va'dedilen bir ceza var ki ondan asla şaşırılmayacaksın (mutlaka o cezanı tam zamanında bulacaksın). Şimdi durup taptığın tanrına bak. Biz onu yakacağız, sonra onu ufalayıp denize savuracağız."

Süleymaniye Vakfı

Musa: "Defol! dipnot 1 " dedi. "Artık bu hayatta sana düşen: 'Kimse kimseye dokunmasın!' demendir. Ayrıca senin için kaçılamayacak bir gün de var. Şimdi, karşısında saygıyla durmaya devam ettiğin ilahına bak! Onu, kesinlikle yakıp eritecek, sonra denize savuracağız.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Samiri, bu sözleriyle dinden döndügünü açıkça ifade etmiştir. Böylelerinin hak ettiği ceza, lanetlenme yani dışlanmadır (Bakara 2/159-162, Al-i İmran 3/86-91).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Musa: "Öyleyse def ol!" dedi. "Yaşadığın sürece senin cezan 'Bana dokunmayın! dipnot 1 ' demendir. Senin için kaçamayacağın bir gün de var. Yanından ayrılamadığın ilahını gör şimdi. Onu ateşte eritecek sonra da toz halinde denize serpeceğiz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ceza nasıl bir cezadır?

Şaban Britch

Musa: Haydi, git. Artık (ceza olarak) hayatın boyunca bana dokunmayın diyeceksin. Bir de senin için hiç kaçamayacağın bir azap günü var. Üzerine sarılıp ibadet ettiğin ilahına bir bak, şimdi onu yakacağız sonra parça parça edip denize savuracağız, dedi.

Şaban Piriş

Musa: -Defol, artık senin için hayatta bana dokunmayın demekten başka bir şey yoktur? Bir de senin için hiç kaçamayacağın bir azap günü var. Sarılıp üzerine titrediğin ilahına bak, şimdi onu yakacağız sonra küllerini denize savuracağız, dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Musa dedi: "Defol, çünkü sen, hayatın boyunca "bana dokunmayın" diyeceksin! Ve senin için asla kaytaramayacağın bir hesap zamanı da var. O başını bekleyip durduğun tanrına bir bak! Onu kesinlikle yakacağız, sonra da un ufak edip denize dökeceğiz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"Go away", Mussa said, you shall be punished in this life by isolation -like a terrible contagion, a way of punishing a grave sin in the Mosaic law- and you shall have a conviction of this fact that you shall say " I am a touch -me- not", that is besides the promised punishment which shall not fail nor shall you be able to escape it Hereafter" "And now", Mussa added, "look at your god to which you appropriated yourself and applied it exclusively as if by a vow; We will burn it to the melting point -or to ashes- and scatter it and disseminate it in the sea".

Abdul Haleem

Moses said, ‘Get away from here! Your lot in this life is to say, "Do not touch me," but you have an appointment from which there is no escape. Look at your god which you have kept on worshipping- we shall grind it down and scatter it into the sea.

Abdullah Yusuf Ali

(Moses) said: "Get thee gone! but thy (punishment) in this life will be that thou wilt say, 'touch me not'; and moreover (for a future penalty) thou hast a promise that will not fail: Now look at thy god, of whom thou hast become a devoted worshipper: We will certainly (melt) it in a blazing fire and scatter it broadcast in the sea!"

Abul A'la Maududi

Moses said: "Be gone, then. All your life you shall cry: 'Untouchable.' dipnot 1 There awaits a term for your reckoning that you cannot fail to keep. Now look at your god that you devotedly adored: We shall burn it and scatter its remains in the sea.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The words show that he was not only made an outcast for life but was made to inform the people himself that he was an outcast, as given in Leviticus:

Aisha Bewley

He said, ‘Go! In the this world you will have to say, "Untouchable!" And you have an appointment which you will not fail to keep. Look at your god to which you devoted so much time. We will burn it up and then scatter it as dust into the sea.

Al-Hilali & Khan

Mûsâ (Moses) said: "Then go away! And verily, your (punishment) in this life will be that you will say: "Touch me not (i.e. you will live alone exiled away from mankind); and verily (for a future torment), you have a promise that will not fail. And look at your ilâh (god) to which you have been devoted. We will certainly burn it, and scatter its particles in the sea."

Ali Quli Qarai

He said, ‘Begone! It shall be your [lot] throughout life to say, ‘‘Do not touch me!’’ Indeed there is a tryst for you which you will not fail to keep! Now look at your god to whom you went on clinging. We will burn it down and then scatter it[s ashes] into the sea.

Amatul Rahman Omar

(Moses) said, `Begone then (if it is so). It shall be your punishment to proclaim (yourself) an untouchable throughout (your) life. Not only that there awaits yet another threat (of punishment of the Hereafter) for you from which you will have no escape. Now, look at the god to which you remained so ardently devoted (as a worshipper). We will destroy it utterly and then we will scatter it away into the sea.'

Arthur John Arberry

'Depart!' said Moses. 'It shall be thine all this life to cry "Untouchable!" And thereafter a tryst awaits thee thou canst not fail to keep Behold thy god, to whom all the day thou wast cleaving! We will surely burn it and scatter its ashes into the sea.

Bijan Moeinian

Moses said: "Get out of my sight; now for the rest of your life you should say: “Do not touch me (in account of leprosy as explained in Leviticus 45-46. " The time is appointed for you to receive your sentence. Look at your god for the last time as we are going to burn it and scatter its ashes all over the sea.”

E. Henry Palmer

Said he, 'Then get thee gone; verily, it shall be thine in life to say, "Touch me not!" and, verily, for thee there is a threat which thou shalt surely never alter. But look at thy god to which thou wert just now devout; we will surely burn it, and then we will scatter it in scattered pieces in the sea.

Edip-Layth

He said, "Then be gone, for you will have it in this life to say, "I am not to be touched." You will have an appointed time which you will not forsake. Look to your god that you remained devoted to, we will burn him, then we will destroy him in the sea completely."

George Sale

Moses said, get thee gone; for thy punishment in this life shall be, that thou shalt say unto those who shall meet thee, touch me not; and a threat is denounced against thee of more terrible pains, in the life to come, which thou shalt by no means escape. And behold now thy god, to whose worship thou hast continued assiduously devoted: Verily we will burn it; and we will reduce it to powder, and scatter it in the sea.

Hamid S. Aziz

Said he, "I beheld what they beheld not, and I grasped a handful of dust from the footprint of the messenger and cast it; for thus my soul induced me. "

Mahmoud Ghali

He (Mûsa) (Moses) said, "Then go! Yet, surely it shall be for you in (this) life to say, ‘Untouchable! 'Literally: no mutual contact, i. e., As-Samiriyy was made untouchable) And surely there is for you an appointment you will never be allowed to fail; and behold your god, to whom you lingered on consecrating yourself! Indeed we will definitely burn it away; thereafter indeed we will definitely crush it (into powder) (Literally: crush it "an utter" crushing) into the main.

Marmaduke Pickthall

(Moses) said: Then go! and lo! in this life it is for thee to say: Touch me not! and lo! there is for thee a tryst thou canst not break. Now look upon thy god of which thou hast remained a votary. Verily we will burn it and will scatter its dust over the sea.

Mohamed Ahmed - Samira

(Moses) said: "Go hence! All your life you are (cursed) to say: 'Do not touch me; and a threat hangs over you which you will not be able to escape. Look at your god to whom you are so attached: We shall verily burn it, and disperse its ashes into the sea.

Muhammad Asad

Said [Moses]; "Begone, then! And, behold, it shall be thy lot to say throughout [thy] life, `Touch me not! But, verily, [in the life to come] thou shalt be faced with a destiny from which there will be no escape! And [now] look at this deity of thine to whose worship thou hast become so devoted: we shall most certainly burn it, and then scatter [whatever remains of] it far and wide over the sea!

Mustafa Khattab

Moses said, "Go away then! And for ˹the rest of your˺ life you will surely be crying, ‘Do not touch ˹me˺!’[1] Then you will certainly have a fate[2] that you cannot escape. Now look at your god to which you have been devoted: we will burn it up, then scatter it in the sea completely."

Progressive Muslims

He said: "Then be gone, for you will have it in this life to Say: "I am not to be touched" And you will have an appointed time which you will not forsake. And look to your god that you remained devoted to, we will burn him, then we will destroy him in the sea completely."

Rashad Khalifa

He said, "Then go, and, throughout your life, do not even come close. You have an appointed time (for your final judgment) that you can never evade. Look at your god that you used to worship; we will burn it and throw it into the sea, to stay down there forever."

Sahih International

[Moses] said, "Then go. And indeed, it is [decreed] for you in [this] life to say, 'No contact.' And indeed, you have an appointment [in the Hereafter] you will not fail to keep. And look at your 'god' to which you remained devoted. We will surely burn it and blow it into the sea with a blast.

Sam Gerrans

He said: “Then go thou, for in this life it is for thee to say: ‘Outcast!’ And there is for thee an appointment thou canst not fail to keep. And look thou upon thy god to which thou remainedst devoted! We will burn it; then will we scatter it in the sea with a blast.”

Shabbir Ahmed

Moses said, "Go away then, for good! In this life it is for you to say, "Touch me not!" And moreover you have a promise that will not fail. (People will consider and treat you as untouchable as before, and the suffering of the Hereafter is inescapable). Now, look at your god to whom you were so devoted. Verily, We will burn it and scatter its ashes far and wide over the sea." (Moses wanted his people to behold the powerlessness of the false deities and their potential to divide humanity).

Syed Vickar Ahamed

[Musa (Moses)] said: "Then, be gone! And surely your (punishment) in this life will be that you will say, ‘Do not touch me’: And verily (as future punishment), you have a promise (a curse) that will not fail: Now look at your god, of whom you have become a true worshipper: We will surely (melt) it in a (hot) burning fire and throw it far and wide in the sea!"

Taqi Usmani

He (Mūsā) said, "Then go away; it is destined for you that, throughout your life, you will say: ‘Do not touch me’. And, of course, you have another promise that will not be broken for you. And look at your god to which you stayed devoted. We will certainly burn it, then we will scatter it thoroughly in the sea.

The Monotheist Group

He said: "Then be gone, for you will have it in this life to say: "I am not to be touched" And you will have an appointed time which you will not forsake. And look to your god that you remained devoted to, we will burn him, then we will destroy him in the sea completely."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 97. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 97. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tâhâ suresi, 97. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩