Şûrâ suresi

Şûrâ suresi, 42. ayet

Şûrâ suresi, 42. ayet. إِنَّمَا ٱلسَّبِيلُ عَلَى ٱلَّذِينَ يَظْلِمُونَ ٱلنَّاسَ وَيَبْغُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

inneme-ssebîlü `ale-lleẕîne yażlimûne-nnâse veyebgûne fi-l'arḍi bigayri-lḥaḳḳ. ülâike lehüm `aẕâbün elîm.

Diyanet İşleri

Ceza yolu ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler içindir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Şûrâ 39–45 · surenin 42. ayeti / 53

Konu Gemiler; mü'minlerin vasıfları; kötülüğün karşılığı ve bağışlama Şûrâ 32–43 3

  1. Şûrâ 39

    (36-39) (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah'ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükafat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şura (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.

  2. Şûrâ 40

    Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). Ama kim affeder ve arayı düzeltirse, onun mükafatı Allah'a aittir. Şüphesiz O, zalimleri sevmez.

  3. Şûrâ 41

    Zulme uğradıktan sonra, kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur.

  4. 42

    Ceza yolu ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler içindir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır.

  5. Şûrâ 43

    Her kim de sabreder ve bağışlarsa, işte bu elbette azmedilecek işlerdendir.

  6. Şûrâ 44

    Allah, kimi saptırırsa artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. Azabı gördüklerinde zalimlerin, "Dünyaya dönmek için bir yol var mı?" dediklerini görürsün.

  7. Şûrâ 45

    Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş, göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. İnananlar da, "İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır" diyecekler. İyi bilin ki zalimler, sürekli bir azap içindedirler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

42. “Vebal, ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenleredir.” Bunlar, şer’î bir ceza ile bunlar cezalandırılır. Bu da her türlü zulmü, insanlara kanlarında, mallarında ve haysiyetlerinde haksızlık etme hallerini kapsar.

“İşte onlar için can yakıcı bir azap vardır.” Zulüm ve haksızlıkları oranında kalpleri ve bedenleri acıtan, inciten bir azap vardır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şüphesiz kınama ve ceza, insanlara zulmedenlere ve yeryüzünde isyan ve günah işleyenleredir. Onlar için ahirette acı veren bir azap vardır.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّمَا innema ancak vardır
  2. ٱلسَّبِيلُ s-sebilu bir yol kök: سبل
  3. عَلَى ala aleyhine
  4. ٱلَّذِينَ ellezine
  5. يَظْلِمُونَ yezlimune zulmedenler kök: ظلم
  6. ٱلنَّاسَ n-nase insanlara kök: نوس
  7. وَيَبْغُونَ ve yebgune ve saldıranlar kök: بغي
  8. فِى fi
  9. ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzünde kök: ارض
  10. بِغَيْرِ bigayri haksız yere kök: غير
  11. ٱلْحَقِّ ۚ l-hakki haksız yere kök: حقق
  12. أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte
  13. لَهُمْ lehum onlara vardır
  14. عَذَابٌ azabun bir azab kök: عذب
  15. أَلِيمٌۭ elimun acıklı kök: الم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)

    Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı duyuyorsanız, kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar. Üstelik…

  • Aynı kök: الم (75 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah'ın yolundan alıkoyuyorlar. Altın ve…

  • Aynı kök: الم (75 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Musa, şöyle dedi: "Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun'a ve onun ileri gelenlerine, dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan…

  • Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    De ki: "Ey kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah'ın yolundan…

  • Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…

  • Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selam veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine…

  • Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru…

  • Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ancak insanlara haksızlık edenlere ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere yol (ceza) vardır. İşte onlar için elem verici bir azap vardır.

Mustafa İslamoğlu

Sorumlu olanlar, sadece insanlara zulmeden ve yeryüzünde haksız yere güç kullanıp saldırganlık yapan kimselerdir: Onları acıklı bir azap beklemektedir.

Muhammed Esed

ancak (başka) insanları baskı altına alan ve yeryüzünde gaddarca davranarak her türlü haksızlığı yapanlar suç işlemişlerdir. Onları şiddetli bir azap beklemektedir.

Ahmed Hulusi

Ancak insanlara zulmedenlerin ve haksız olarak arzda azgınlık yapanların aleyhine suçlama geçerlidir! İşte onlar için feci bir azap vardır.

Ali Bulaç

Yol, ancak insanlara zulmeden ve yeryüzünde haksız yere 'tecavüz ve haksızlıkta bulunanların' aleyhinedir. İşte bunlara acıklı bir azab vardır.

Ali Özek ve heyeti

Ancak insanlara zulmedenlere ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere ceza vardır. İşte acıklı azap bunlaradır.

Ali Rıza Safa

Ancak, insanları baskı altına alan ve yeryüzünde haksız yere saldıranlar suçlanırlar. Acı bir ceza, işte onlar içindir.

Bayraktar Bayraklı

Ancak, insanlara zulmedenlere ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere ceza vardır. İşte, acıklı azap bunlaradır.

Edip Yüksel

Ancak, halka zulmedenlere ve yeryüzünde haksız yere saldıranlara karşı durulmalıdır. Onlara acı bir azap vardır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ancak, halka zulmedenlere ve yeryüzünde haksız yere saldıranlara karşı durulmalıdır. Onlara acı bir azap vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yol, ancak haksız yere yeryüzünde azgınlık ederek, insanlara zulmedenler üzerinedir, işte onlara acı bir azap vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yol ancak haksızlıkla yeryüzünde bagy ederek nasa zulm eyliyenler üzerinedir, işte onlara elim bir azab vardır.

Erhan Aktaş

Fakat insanlara haksızlık yapanların ve yeryüzünde haksız yere zorbalık yapanların aleyhlerine bir yol tercih edilir. İşte onlar, kendileri için acı bir azap olanlardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Fakat insanlara haksızlık yapanların ve yeryüzünde haksız yere zorbalık yapanların aleyhlerine bir yol tercih edilir. İşte onlar, kendileri için acı bir azap olanlardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Fakat insanlara haksızlık yapanların ve yeryüzünde haksız yere zorbalık yapanların aleyhlerine bir yol tercih edilir. İşte onlar, kendileri için acı bir azap olanlardır.

Gültekin Onan

Yol, ancak insanlara zulmeden ve yeryüzünde haksız yere 'tecavüz ve haksızlıkta bulunanların' aleyhinedir. İşte bunlara acıklı bir azab vardır.

Hasan Basri Çantay

O yol ancak insanlara zulüm etmekde, yer (yüzün) de haksız olarak teğallübe kalkmakda olanlara karşıdır. İşte bunlar (yok mu?) bunların hakkı pek acıklı bir azabdır.

İbni Kesir

Yol; ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler içindir. İşte onlara elim bir azab vardır.

Mehmet Alagaş

(40-47) Kötülüğün karşılığı bir benzeri / aynısı / misli bir kötülüktür. Kim affeder ve ıslah ederse onun ücreti / ecri Allah’a aittir, muhakkak ki O zalimleri sevmez , kim zulüm sonrası kendini savunursa aleyhine / üzerine bir yol yoktur , y ol ancak insanlara zulmedenler ve arzda haksız yere saldırarak ilerleyenleredir, işte onlara acıtıcı bir azap vardır. Her kim sabreder ve bağışlarsa ki işte bu, çok büyü bir iştir / azim bir iştir. Allah kimi şaşırtırsa bundan sonra onun bir dostu yoktur, Zalimlerin azabı gördüklerini göreceksin , geri dönmeye bir yol var mı? diyorlar , oraya (cehenneme) sunulduklarını görürsün, zilletten dolayı başları eğiktir, gizli ve göz ucuyla bakıyorlar, iman edenler de diyecekler ki kıyamet günü hasara uğrayanlar, kendileri ve yakın çevreleri hasara uğratan kişilerdir. Dikkat edin! Muhakkak zalimler kalıcı durulan / muqim bir azap içindedirler. Onlar için dost yoktur , onlara Allah’tan gayrı yardım edecek te yoktu r, Allah kimi saptırırsa, ona gidecek bir yol / çıkar yol yoktur . Rabbinize Allah’tan geri dönmenin mümkün olmadığı gün gelmeden önce cevap veriniz / icabet ediniz, O gün size sığınacak bir yer ve inkâr etme imkânı olmayacaktır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ceza yolu ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler içindir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır.

Süleyman Ateş

Ancak şunlar aleyhine yol vardır ki, insanlara zulmederler ve yeryüzünde haksız yere saldırırlar. İşte böylelerine acı bir azab vardır.

Süleymaniye Vakfı

Yaptırım uygulanacak olanlar sadece, insanlara haksızlık yapanlar ve yeryüzünde haksız yere üstünlük kurma peşinde olanlardır. İşte onlar için acıklı bir azap vardır dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bunun bir örneği için bkz: Maide 5/33.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Engel olunacaklar sadece, insanlara yanlış yapanlar ve orada haksız davranış peşinde olanlardır dipnot 1 . Onlar için acıklı bir azap vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet bireysel özgürlük ve haklar ile kamusal hak ve özgürlüklerin sınırlarının delilidir. İnsanlar öznesi bugünkü anlamıyla kamudur.

Şaban Britch

Yol/sorumluluk ancak, insanlar zulmeden ve yeryüzünde haksız yere taşkınlıkta bulunanlardır. İşte onlara acı bir azap vardır.

Şaban Piriş

Yol ancak, insanlara zulmeden ve yeryüzünde haksız olarak tecavüzde bulunanlaradır. İşte onlara acı bir azap vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Aleyhlerine yol aranacak olan şu kişilerdir ki, insanlara zulmederler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlıklar sergilerler/saldırılarda bulunurlar. İşte böyleleri için acıklı bir azap vardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But the consequence is indeed incurred on those who wrong people and treat them unfairly with injustice, prejudice or harshness and run wild on earth, going beyond prudent and reasonable limits, such persons shall be put to the torment.

Abdul Haleem

but there is cause to act against those who oppress people and transgress in the land against all justice- they will have an agonizing torment-

Abdullah Yusuf Ali

The blame is only against those who oppress men and wrong-doing and insolently transgress beyond bounds through the land, defying right and justice: for such there will be a penalty grievous.

Abul A'la Maududi

Blame attaches only to those who subject people to wrong and commit excesses on earth. A painful chastisement awaits them.

Aisha Bewley

There are only grounds against those who wrong people and act as tyrants in the earth without any right to do so. Such people will have a painful punishment.

Al-Hilali & Khan

The way (of blame) is only against those who oppress men and rebel in the earth without justification; for such there will be a painful torment.

Ali Quli Qarai

The blame lies only upon those who wrong the people and commit aggression in the land unduly. For such there is a painful punishment.

Amatul Rahman Omar

The blame only lies on those who wrong people and commit aggression in the land without justification. It is they for whom there awaits a grievous punishment.

Arthur John Arberry

The way is only open against those who do wrong to the people, and are insolent in the earth wrongfully; there awaits them a painful chastisement.

Bijan Moeinian

The wrongdoers are those who oppress others and establish themselves by force in the land; for them there is a painful punishment in reserve.

E. Henry Palmer

The way is only against those who wrong men and are wanton in the earth without right; these - for them is grievous woe.

Edip-Layth

The error is upon those who oppress the people, and they aggress in the land without cause. For these will be a painful retribution.

George Sale

But it is only lawful to punish those who wrong men, and act insolently in the earth, against justice; these shall suffer a grievous punishment.

Hamid S. Aziz

The blame is only against those who oppress men and revolt (insolently exceed all bounds) in the earth unjustly; these shall have a painful punishment.

Mahmoud Ghali

Surely the way (of blame) is only against the ones who do injustice to mankind and act inequitably in the earth untruthfully; (Literally: with other than the Truth) those will have a painful torment.

Marmaduke Pickthall

The way (of blame) is only against those who oppress mankind, and wrongfully rebel in the earth. For such there is a painful doom.

Mohamed Ahmed - Samira

Blame lies on those who oppress, and terrorise the land unjustly. For them there is painful punishment.

Muhammad Asad

blame attaches but to those who oppress [other] people and behave outrageously on earth, offending against all right: for them there is grievous suffering in store!

Mustafa Khattab

Blame is only on those who wrong people and transgress in the land unjustly. It is they who will suffer a painful punishment.

Progressive Muslims

The error is upon those who oppress the people, and they aggress in the land without cause. For these will be a painful retribution.

Rashad Khalifa

The wrong ones are those who treat the people unjustly, and resort to aggression without provocation. These have incurred a painful retribution.

Sahih International

The cause is only against the ones who wrong the people and tyrannize upon the earth without right. Those will have a painful punishment.

Sam Gerrans

There is but a path against those who wrong men and oppress in the earth without cause: those have a painful punishment.)

Shabbir Ahmed

The blame is against those who oppress people, and cause disorder in the earth resorting to aggression unprovoked. They are the ones for whom there is an awful doom.

Syed Vickar Ahamed

The blame is only against those who hold back men with wrong-doing and haughtily cross bounds through land, defying right and justice: For such there will be a grievous penalty.

Taqi Usmani

Blame, in fact, is upon those who wrong people and make mischief on earth unjustly. For such people there is a painful punishment.

The Monotheist Group

The error is upon those who oppress the people, and they aggress in the land without cause. For these will be a painful retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 42. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 42. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Şûrâ suresi, 42. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩