Diyanet İşleri
Her kim de sabreder ve bağışlarsa, işte bu elbette azmedilecek işlerdendir.
Şûrâ suresi
Şûrâ suresi, 43. ayet. وَلَمَن صَبَرَ وَغَفَرَ إِنَّ ذَٰلِكَ لَمِنْ عَزْمِ ٱلْأُمُورِ
velemen ṣabera vegafera inne ẕâlike lemin `azmi-l'ümûr.
Her kim de sabreder ve bağışlarsa, işte bu elbette azmedilecek işlerdendir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Gemiler; mü'minlerin vasıfları; kötülüğün karşılığı ve bağışlama Şûrâ 32–43 3
Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). Ama kim affeder ve arayı düzeltirse, onun mükafatı Allah'a aittir. Şüphesiz O, zalimleri sevmez.
Zulme uğradıktan sonra, kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur.
Ceza yolu ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler içindir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır.
Her kim de sabreder ve bağışlarsa, işte bu elbette azmedilecek işlerdendir.
Allah, kimi saptırırsa artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. Azabı gördüklerinde zalimlerin, "Dünyaya dönmek için bir yol var mı?" dediklerini görürsün.
Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş, göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. İnananlar da, "İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır" diyecekler. İyi bilin ki zalimler, sürekli bir azap içindedirler.
Onların Allah'tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir çıkar yol yoktur.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
43. “Kim de” başkalarının eziyetlerine karşı “sabreder ve” onları, yaptıklarını müsamaha ile karşılamak sureti ile “bağışlarsa, hiç şüphesiz bu, azmedilmeye değer işlerdendir.” Yani bunlar, Yüce Allah’ın teşvik ettiği, özellikle vurguladığı ve ancak sabredenlerle pek büyük pay sahibi olan kimselerin yapabileceği işlerdendir. Bu gibi işlere de ancak sağlam karar sahibi, gayretli, akıl ve basiret sahibi kimseler muvaffak kılınır.
Çünkü nefis adına sözlü veya fiili olarak intikam almaktan vazgeçmek, nefse en ağır gelen işlerdendir. Eziyetlere sabredip eziyet edeni affedip bağışlamak ve hele ona iyilikle karşılık vermek, zordan da öte bir şeydir.
Ancak bu, Allah’ın kolaylaştırdığı kimseler ile bu vasfa sahip olmak için nefsine karşı mücadele veren ve bu uğurda Allah’tan yardım isteyen kimseler için pek kolaydır. Bundan sonra kul, artık bunun tadını alır, zevkine varır, etkilerini de görürse, böyle davranışlar gönül rahatlığıyla ve kolaylıkla yapılan birer ahlâkî davranış halini alır ve zevkle yapılırlar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kim başkasının kendisine yaptığı eziyete karşı sabreder ve onu bağışlarsa, şüphesiz gösterilen o sabır hem kendisine ve hem de topluma hayır getirir. Bu, övgüye layık bir davranıştır. Ancak hayırda büyük nasibi olan kimseler ona muvaffak olurlar.
Aynı kök: عزم (9 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Andolsun, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan üzücü…
Aynı kök: عزم (9 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
"Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş…
Aynı kök: عزم (9 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
(Ey Muhammed!) O halde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri…
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kim sabreder ve bağışlarsa şüphesiz ki bu (davranışı) yapılmaya değer işlerdendir.
Yine de kim sabreder ve affederse, iyi bilsin ki bu kararlılık ve direnç isteyen (büyük) bir davranıştır.
Ama bilin ki, kim sıkıntıya göğüs gerer ve affederse işte bu, gönülden istenen bir şeydir.
Kim de sabreder ve bağışlarsa, muhakkak ki bu, azmi gerektiren işlerdendir.
Kim sabreder ve bağışlarsa, şüphesiz bu, azme değer işlerdendir.
Kim sabreder ve affederse şüphesiz bu hareketi, yapılmaya değer işlerdendir.
Ve kim dirençli olur ve bağışlarsa; aslında, işte bu, gerçekten büyük işlerdendir.
Kim sabreder ve affederse, şüphesiz bu hareketi, yapılmaya değer işlerdendir.
Sabredip bağışlamak, sağlam bir karakteri gösterir.
Saberedip bağışlamak, sağlam bir karakteri gösterir.
Her kim de sabreder, suç öderse işte bu, üstün davranışlardandır.
Her kim de sabreder suç örterse işte o azmolunacak umurdandır
Ancak kim sabreder ve bağışlarsa, büyüklük yapmış olur.
Ancak kim sabreder ve bağışlarsa, büyüklük yapmış olur.
Ancak haksızlığa uğrayan kimse, sabreder ve bağışlarsa, büyüklük yapmış olur.
Kim sabreder ve bağışlarsa, şüphesiz bu, azme değer buyruklardandır.
Bununla beraber kim sabreder, (suçları) örter (bağışlar) sa işte bu, şübhesiz ve elbet azm olunacak umurdandır.
Bununla beraber kim de sabreder ve bağışlarsa; işte bu, şüphesiz azmedilmeye değer işlerdendir.
(40-47) Kötülüğün karşılığı bir benzeri / aynısı / misli bir kötülüktür. Kim affeder ve ıslah ederse onun ücreti / ecri Allah’a aittir, muhakkak ki O zalimleri sevmez , kim zulüm sonrası kendini savunursa aleyhine / üzerine bir yol yoktur , y ol ancak insanlara zulmedenler ve arzda haksız yere saldırarak ilerleyenleredir, işte onlara acıtıcı bir azap vardır. Her kim sabreder ve bağışlarsa ki işte bu, çok büyü bir iştir / azim bir iştir. Allah kimi şaşırtırsa bundan sonra onun bir dostu yoktur, Zalimlerin azabı gördüklerini göreceksin , geri dönmeye bir yol var mı? diyorlar , oraya (cehenneme) sunulduklarını görürsün, zilletten dolayı başları eğiktir, gizli ve göz ucuyla bakıyorlar, iman edenler de diyecekler ki kıyamet günü hasara uğrayanlar, kendileri ve yakın çevreleri hasara uğratan kişilerdir. Dikkat edin! Muhakkak zalimler kalıcı durulan / muqim bir azap içindedirler. Onlar için dost yoktur , onlara Allah’tan gayrı yardım edecek te yoktu r, Allah kimi saptırırsa, ona gidecek bir yol / çıkar yol yoktur . Rabbinize Allah’tan geri dönmenin mümkün olmadığı gün gelmeden önce cevap veriniz / icabet ediniz, O gün size sığınacak bir yer ve inkâr etme imkânı olmayacaktır.
Kim de sabreder ve bağışlarsa, işte bu azim gerektiren işlerdendir.
Fakat kim sabreder, affederse, şüphesiz bu, çok önemli işlerdendir!
Kim de sabreder /duruşunu bozmaz ve suçluyu bağışlarsa işte bu, gerçekten kararlılık gerektiren işlerdendir dipnot 1 .
Kim sabreder (katlanır) de (kendisine yapılmış yanlışı) örterse, onun bu yaptığı kararlılık gerektiren işlerdendir.
Kim de sabreder ve bağışlarsa, işte bu azim gerektiren işlerdendir.
Kim de sabreder ve bağışlarsa, işte bu gerçekten işlerin en şereflisidir.
Sabredip bağışlayan bilsin ki bu, işlerin en zorlularındandır.
But again he who bears the wrongs, and bears with the wrongful and accords him forgiveness, possesses his own soul; this is indeed the mode of considering matters with an attitude of mind reflecting a high spirit and strong will.
though if a person is patient and forgives, this is one of the greatest things.
But indeed if any show patience and forgive, that would truly be an exercise of courageous will and resolution in the conduct of affairs.
But he who patiently endures and forgives, that is a conduct of great resolve. dipnot 1
But if someone is steadfast and forgives, that is the most resolute course to follow.
And verily, whosoever shows patience and forgives, that would truly be from the things recommended by Allâh.
As for him who endures patiently and forgives —that is indeed the steadiest of courses.
But the one who bears (the wrong done to him) and forgives, (let it be remembered that) surely to do so is a matter of great fortitude and high resolve.
But surely he who bears patiently and is forgiving -- surely that is true constancy.
In any case, bear in mind that patience and forgiveness reflect strength of character.
But surely he who is patient and forgives, - verily, that is a determined affair.
As for the patient and forgiving, that is an indication of strength.
And whoso beareth injuries patiently, and forgiveth; verily this is a necessary work.
And whoever is patient and forgiving, these most surely are actions of courage and resolution.
And indeed he who (endures) patiently and forgives, surely that is indeed (an act of true) resolve concerning His Commands.
And verily whoso is patient and forgiveth - lo! that, verily, is (of) the steadfast heart of things.
But he who bears with patience and forgives, surely complies with divine resolve.
But withal, if one is patient in adversity and forgives - this, behold, is indeed something to set one’s heart upon!
And whoever endures patiently and forgives—surely this is a resolve to aspire to.
And for he who is patient and forgives, then that is an indication of strength.
Resorting to patience and forgiveness reflects a true strength of character.
And whoever is patient and forgives - indeed, that is of the matters [requiring] determination.
And whoso is patient and forgives: that is among the resolution of affairs.
And, verily, whoever is patient and forgives, behold, that indeed is from strength of character.
And indeed whoever shows patience and forgiveness, that would truly be an act of bold will, (and resolution in the conduct of affairs) is truly recommended by Allah.
And if one observes patience and forgives, it is, of course, one of the courageous conducts.
And for he who is patient and forgives, then that is an indication of strength.