Diyanet İşleri
Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah'a aittir. İşte bu, Rabbim Allah'tır. Yalnız O'na tevekkül ettim ve ancak O'na yöneliyorum.
Şûrâ suresi
Şûrâ suresi, 10. ayet. وَمَا ٱخْتَلَفْتُمْ فِيهِ مِن شَىْءٍ فَحُكْمُهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبِّى عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ أُنِيبُ
veme-ḫteleftüm fîhi min şey'in feḥukmühû ile-llâh. ẕâlikümü-llâhü rabbî `aleyhi tevekkelt. veileyhi ünîb.
Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah'a aittir. İşte bu, Rabbim Allah'tır. Yalnız O'na tevekkül ettim ve ancak O'na yöneliyorum.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Dini dosdoğru tutun, ayrılığa düşmeyin Şûrâ 10–16 3
Böylece biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.
Allah dileseydi, onları (aynı dine mensup) bir tek ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini rahmetine sokar. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur.
Yoksa onlar Allah'tan başka dostlar mı edindiler? Halbuki gerçek dost Allah'tır. O, ölüleri diriltir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah'a aittir. İşte bu, Rabbim Allah'tır. Yalnız O'na tevekkül ettim ve ancak O'na yöneliyorum.
O, gökleri ve yeri yaratandır. Size kendinizden eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. Bu suretle sizi üretiyor. O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Dilediğine rızkı bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir.
"Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!" diye Nuh'a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslam dini), Allah'a ortak koşanlara ağır geldi. Allah, ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
10. İster dininizin esaslarını teşkil eden itikad ile ilgili meseleler olsun, ister ahkamı ilgilendiren fer’î meseleler olsun, üzerinde görüş birliğine varmayarak “hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz her ne olursa, onun hükmünü vermek Allah’a aittir.” O, O’nun Kitabına ve Rasûlünün sünnetine havale edilmelidir. Onlar neye hüküm verirlerse hak olan odur. Ona muhalif olan her şey de batıldır.
“İşte benim Rabbim olan Allah budur.” Yüce ve mutlak Rab, yaratan, rızık veren ve her şeyi idare eden O olduğu gibi, aynı şekilde şeriati ile kulları arasındaki bütün işlerde tek hakim olarak hüküm veren de O’dur.
Âyet-i kerimenin mefhumundan anlaşıldığı üzere ümmetin ittifakı, kat’î bir delildir. Çünkü Yüce Allah, bize sadece hakkında ihtilâf ettiğimiz şeyleri kendisine havale etmemizi emretmektedir. Hakkında ittifak ettiğimiz hususlarda ise ümmetin bu ittifakı yeterlidir. Çünkü ümmetin ittifakı, hatadan korunmuştur. Ayrıca ümmetin bu ittifakının Allah’ın Kitabı ve Rasûlünün sünnetinde bulunanlara uygun olması kaçınılmazdır.
“Ben, yalnız O’na tevekkül eder” Menfaatlari sağlamak, zararları önlemek hususunda kalbimle O’na güvenip dayanırım. Bu konuda O’nun yardımıma yetişeceğine güvenim tamdır. “ve” kalbimle, bedenimle, itaat ve ibadetimle “sadece O’na yönelirim.”
Bunlar (ibadet ve tevekkül) Yüce Allah’ın Kitab-ı Kerim’inde çokça zikrettiği iki önemli esastır. Çünkü bunların bir arada olması ile kul kemale erişir. Kul bunların ikisini ya da birini kaybedecek olursa kemale erişme imkânını da kaybeder. Nitekim şu ayetler de böyledir: “Yalnız Sana ibadet eder ve yalnız Senden yardım dileriz.” (el-Fâtiha, 1/5); “O halde O’na ibadet et ve O’na güvenip dayan” (Hûd, 11/123)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey insanlar!- Hakkında ayrılığa düştüğünüz dininizin aslında veya furûunda herhangi bir şeyin hükmünü vermek Allah'a aittir. Bu durumda ya Allah'ın kitabına veya Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetine müracaat edilir. İşte bu sıfatlarla vasıflanan benim Rabbimdir. Bütün işlerimde yalnız O'na dayanırım ve tövbeyle O'na yönelirim.
Aynı kök: نوب (18 geçiş) · Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş)
Şu'ayb, şöyle dedi: "Ey kavmim! Söyleyin bakayım, ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!. Ben…
Aynı kök: نوب (18 geçiş) · Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
İbrahim'de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine, "Biz sizden ve Allah'ı bırakıp taptıklarınızdan…
Aynı kök: نوب (18 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Onlar, önlerindeki ve arkalarındaki (kendilerini dört bir yandan kuşatan) göğe ve yere bakmadılar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya gökten…
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül · Ortak kavram: Hikmet
Onlar kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer şunlar (inanmayanlar) bunları tanımayıp inkar ederlerse, biz onları…
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül · Ortak kavram: Hikmet
Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler, "Bunları dinleri aldatmış" diyorlardı. Halbuki kim Allah'a tevekkül ederse, hiç şüphesiz…
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül · Ortak kavram: Hikmet
Sonra da, "Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah'tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. Hüküm ancak…
Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik · Ortak kavram: Hikmet
Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı…
Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik · Ortak kavram: Hikmet
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeydeki (konunun) hükmü Allah'a aittir. İşte, Rabbim Allah budur. Yalnızca O'na güvendim ve yalnızca O'na yönelirim.
Bu alanda ayrılığa düştüğünüz her hususta hüküm Allah'a aittir. (De ki): "Bakın, işte benim Rabbim olan Allah budur: yalnız O'na güvendim ve her daim O'na yönelirim."
Öyleyse (ey müminler biliniz ki,) ayrılığa düştüğünüz her konuda hüküm Allah'a aittir. (De ki:) "İşte Allah! Benim Rabbim budur. O'na dayanıp güvendim ve her zaman O'na yönelirim!"
Herhangi bir şey hakkında fikir ayrılığına düştüğünüzde, onun hükmü Allah'a aittir! İşte budur Allah, Rabbim! O'na tevekkül ettim. . . O'na dönerim!
Hakkında ihtilafa düştüğünüz herhangi bir şey; artık O'nun hükmü Allah'ındır. İşte Rabbim olan Allah. Ben O'na tevekkül ettim ve yalnızca O'na dönüp yönelirim.
Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek, Allah’a mahsustur. İşte, bu Allah, benim Rabbimdir. O'na dayandım ve O'na yönelirim.
Ve hakkında uyuşmazlığa düştüğünüz şeylerde, yargı, Allah'a özgüdür. "İşte, benim Efendim, Allah'tır. O'na güvendim ve O'na yönelirim!"
Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir konuda hüküm vermek Allah'a aittir. İşte bu Allah, benim Rabbimdir. O'na dayandım ve O'na yöneldim.
Bu mesajın herhangi bir bölümünde anlaşmazlığa düşerseniz hüküm ALLAH'a aittir. Efendim ALLAH işte böyledir. Ben O'na güvendim ve O'na yönelirim.
Bu mesajın her hangi bir bölümünde anlaşmazlığa düşerseniz hüküm ALLAH'a aittir. Rabbim ALLAH işte böyledir. Ben O'na güvendim ve O'na yönelirim.
Herhangi birşey hakkında ihtilafa düştüğünüzde hüküm Allah'a aittir. İşte de: "O Allah, benim Rabbim, Ben O'na dayanmaktayım ve hep O'na sığınırım.''
Ihtılaf ettiğiniz herhangi bir şey hakkında da huküm Allaha aiddir, işte de: o Allah benim rabbım ben ona dayanmaktayım ve hep ona sığınırım
Bir şey hakkında anlaşmazlığa düşerseniz, artık onun hükmü Allah'a aittir. İşte O Allah, benim Rabb'imdir. O'na tevekkül dipnot 1 ettim ve O'na yöneldim.
Bir şey hakkında anlaşmazlığa düşerseniz, artık onun hükmü Allah'a aittir. İşte o Allah, benim Rabb'imdir. O'na tevekkül dipnot 1 ettim ve O'na yöneldim.
Bir şey hakkında anlaşmazlığa düşerseniz, artık onun hükmü Allah'a aittir. İşte o Allah, benim Rabb'imdir. O'na tevekkül dipnot 1 ettim ve O'na yöneldim.
Hakkında ihtilafa düştüğünüz herhangi bir şey; artık O'nun hükmü Tanrı'nındır. İşte rabbim olan Tanrı. Ben O'na tevekkül ettim ve yalnızca O'na dönüp yönelirim.
(Kafirlerle) ihtilaf etdiğiniz herhangi birşey hakkında hüküm vermek Allaha aiddir, işte benim Rabbim (O haakim) olan Allahdır. Ben ancak Ona güvenib dayandım. (Her müşkilde) ben yalnız Ona dönerim.
İhtilafa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm Allah'ındır. İşte Rabbım Allah budur. Ben, O'na tevekkül ettim ve yalnız O'na yöneldim.
(7-12) Mekke’yi ve etrafındakileri uyarman için , şüphe duyulmayan toplanma gününden uyarman için , işte böyle, biz sana Arabi bir Okunanı / Kuranı vahyettik. Bir kısım / bir fırka cennette bir kısmı da ateşte. Eğer Allah isteseydi, sizi tek bir ümmet yapardı ve lakin istediği kimseler, esirgemesine / rahmetine soku lur, zalimlerin ise onların bir dostu ve de bir yardımcısı yoktur. Yoksa O’ndan başka dostlar mı edindiler? Allah işte O, dosttur, O ölülere hayat verir, O her şeyi güç yetirip ayarlayandır / kâdirdir. Karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz konuların hükmü hakkında ki karar Allah’a aittir, işte sizin Rabbiniz olan Allah, benim de Rabbimdir , O’na vekaleti verdim / O ’nu vekil tayin ettim ve yönümü ona gönülden yöneldim. Semaları ve Arzı yarıp çıkarmıştır (fatır), sizler için kendinizden türdeş eşler ve ziraatini yaptığınız / çiftçiliğini yaptığınız nimetlerden de çiftler /dişler erkekler yapmıştır, O’nun bir benzeri / bir misli daha yoktur (zât, sıfat ve eylem itibari ile benzersizdir) ve O işitendir, görendir. Semaların ve Arzın otorite anahtarları / meqalid O’ndadır. (İnsan O’nun mülküne misafirdir) İstediği kimse için rızkı basitleştiriyor ve ayarlıyor, muhakkak ki O her şeyi bilendir.
Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz konuda hüküm Allah’a aittir. İşte o Allah, benim Rabbimdir. O’na tevekkül ettim ve O’na yöneldim.
Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek, Allah'a aittir. İşte Rabbim Allah budur. O'na dayandım, O'na yöneldim.
(De ki:) "İhtilafa düştüğünüz her şeyde hüküm Allah'a aittir dipnot 1 . İşte Allah budur. Benim Rabbimdir. Ben ona güvenip dayandım, sadece ona yönelirim."
Anlaşamadığınız her şeyin son kararı Allah'a aittir. "İşte Allah budur. Benim Sahibimdir. O'na dayanır, O'na yönelirim."
Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz konuda hüküm Allah’a aittir. İşte o Allah, benim Rabbimdir. O’na tevekkül ettim ve O’na yöneldim.
Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz konuda hüküm Allah'a aittir. İşte o Allah, benim Rabbimdir. O'na bağlandım ve O'na yöneldim.
Herhangi bir şeyde ihtilafa düştüğünüzde onun hükmü Allah'a bırakılır. İşte budur Rabbim olan Allah! Yalnız O'na güvenip dayandım; yalnız O'na yönelirim ben.
And whatever subject or point you seem resolved to argue or dispute, refer it to Allah, the Ultimate Authority, for decision, recalling Him to the mind and speaking your thought, thus: "He is Allah, my Creator, in Whom I trust and to whom I have recourse for guidance. "
Whatever you may differ about is for God to judge. [Say], ‘Such is God, my Lord. In Him I trust and to Him I turn,
Whatever it be wherein ye differ, the decision thereof is with Allah: such is Allah my Lord: In Him I trust, and to Him I turn.
The dipnot 1 judgement on whatever you differ rests with Allah. dipnot 2 Such is Allah, dipnot 3 my Lord; in Him I have put all my trust and to Him I always turn in devotion. dipnot 4
The judgement concerning anything you differ about is Allah’s concern. That is Allah, my Lord – I have put my trust in Him and to Him I turn –
And in whatsoever you differ, the decision thereof is with Allâh (He is the ruling Judge). (And say O Muhammad صلى الله عليه و سلم to these polytheists:) Such is Allâh, my Lord in Whom I put my trust, and to Him I turn (in all of my affairs and) in repentance.
Whatever thing you may differ about, its judgement is with Allah. That is Allah, my Lord. In Him I have put my trust, and to Him I turn penitently.
And whatever may your differences be in a thing, the (ultimate) decision of it rests with Allâh. Such is Allâh, my Lord! On Him alone have I (always) put my trust, and towards Him do I turn (seeking His mercy).
And whatever you are at variance on, the judgment thereof belongs to God. That then is God, my Lord; in Him I have put my trust, and to Him I turn, penitent.
God is the final judge in whatever you differ in. The same Judge is my Lord. I have put my trust in God and only to Him I return [for guidance.]
But whatsoever ye dispute about, the judgment of it is God's. There is God for you!- my Lord! upon Him do I rely, and unto Him I turn repentant.
Anything you dispute in, then its judgment shall be with God. Such is God my Lord. In Him I put my trust, and to Him I repent.
Whatever matter ye disagree about, the decision thereof appertaineth unto God. This is God, my Lord: In him do I trust, and unto him do I turn me;
And in whatever thing you disagree, the judgment thereof is in the hands of Allah; such is Allah, my Lord, on Him do I trust and to Him do I turn.
And in whatever things you differ about, then the judgment thereof belongs to Allah. "That is Allah, my Lord; in Him I have put my trust, and to Him I turn penitent".
And in whatsoever ye differ, the verdict therein belongeth to Allah. Such is my Lord, in Whom I put my trust, and unto Whom I turn.
In whatever matter you disagree the ultimate judgement rests with God. This is God, my Lord; in Him have I placed my trust, if to Him I turn.
AND ON WHATEVER you may differ, [O believers,] the verdict thereon rests with God. [Say, therefore:] "Such is God, my Sustainer: in Him have I placed my trust, and unto Him do I always turn!"
˹Say to the believers, O Prophet,˺ "Whatever you may differ about, its judgment rests with Allah. That is Allah—my Lord. In Him I put my trust, and to Him I ˹always˺ turn."
And anything you dispute in, then its judgment shall be with God. Such is God my Lord. In Him I put my trust, and to Him I repent.
If you dispute any part of this message, the judgment for doing this rests with GOD. Such is GOD my Lord. In Him I trust, and to Him I submit.
And in anything over which you disagree - its ruling is [to be referred] to Allah. [Say], "That is Allah, my Lord; upon Him I have relied, and to Him I turn back."
And that wherein you differ in anything, the judgment thereof is to God: “That is God, my Lord; in whom I place my trust, and to whom I turn.”
And in whatever you humans may differ, the Decision rests with Allah. (Say), "Such is Allah, my Lord. In Him I trust and unto Him I always turn." ((42:8). Turning to Allah = Turning to His Laws in the Qur'an).
And, in whatever (matters) which you differ, the decision about them is with Allah, (and) so is Allah, my Lord: In Him, I trust and to Him, I turn (in repentance).
And (Say O prophet to your opponents,) "Whatever dispute you have in any matter, its judgment lies with Allah. That One is Allah, the Lord of mine; in Him alone I have placed my trust, and to Him alone I turn (in every matter)."
And anything you dispute in, then its judgment shall be with God. Such is God my Lord. In Him I place my trust, and to Him I repent.