Diyanet İşleri
O halde, bir süreye kadar onlardan yüz çevir
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 174. ayet. فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍ
fetevelle `anhüm ḥattâ ḥîn.
O halde, bir süreye kadar onlardan yüz çevir
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Meleklerin makamı, peygamberlere yardım vaadi ve kapanış Sâffât 161–182 3
Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti:
"Onlara mutlaka yardım edilecektir."
"Şüphesiz ordularımız galip gelecektir."
O halde, bir süreye kadar onlardan yüz çevir
Gözetle onları, yakında onlar da görecekler.
Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar?
Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde, o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 171–179. ayetler için yazılmıştır.
171-175. Bunlar, dünyada galip geleceklerini zannetmesinler. Aksine hiçbir şekilde geri çevrilemeyen ve muhalefet olunamayan, Allah’ın peygamber kulları ve kurtuluşa eren orduları lehine verilmiş bir sözü vardır: Muhakkak onlar, başkalarına galip gelecekler, Rableri tarafından pek şerefli bir yardım ve zafere mazhar olacaklardır. Bununla dinlerini dimdik ayakta tutacak ve dinlerini uygulama imkânı bulacaklardır.
Bu, “Allah’ın ordusu” olma vasfını taşıyanlara verilmiş ilâhî bir müjdedir. Bu da davranışları ve halleri istikamet üzere olmakla, Allah’ın kendileri ile savaşılmasını emrettiği kimselerle savaşanlar arasında bulunmakla olur. İşte böyleleri galip gelecekler ve Allah’ın yardımına mazhar olacaklardır.
Daha sonra Yüce Allah, peygamberine karşı koyan ve hakkı kabul etmeyen kimselerden yüz çevirmesini emretmekte, geriye artık onların başına inecek olan azabı beklemekten başka bir şey kalmadığını bildirmektedir. Bundan dolayı da şöyle buyurmaktadır: “Onları gözle, çünkü onlar da” ibretli cezanın kimin başına geleceğini “yakında göreceklerdir.” Şüphesiz ki bu azap, onların başına gelecektir.
176-177. “Onların alanlarına” yani onların üzerine ve onlara yakın bir yere azabımız “inince uyarılanların (ama iman etmeyenlerin) sabahı ne kötü olur!” Çünkü bu, kötü bir sabah olacaktır. Cezanın ve toptan imha edilmenin gerçekleştiği bir sabah olacaktır.
178-179. Bu buyruklarla onlardan yüz çevirme emri ve azabın gerçekleşeceği tehdidi tekrarlanmaktadır.
Bu sûrede müşriklerin, Yüce Allah’ı nitelendirdikleri pek çirkin vasıfların bir çoğu zikredildiğinden dolayı Yüce Allah, kendi zatını bunlardan tenzih ederek şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Resul! Bu inatçı müşriklerden, Allah'ın bildiği onlara azap edilme vakitleri gelinceye kadar yüz çevir.
Aynı kök: حين (35 geçiş)
Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…
Aynı kök: حين (35 geçiş)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: حين (35 geçiş)
Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde, sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur'an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Belirli bir süreye kadar onlardan yüz çevir!
Bu yüzden artık onlardan bir süreliğine uzak dur;
Bu sebeple, o (hakikati inkar ede)nlerden bir süre uzak dur
Artık bir süre onlardan yüz çevir!
Öyleyse sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
Onun için sen bir süreye kadar onlara aldırma.
Artık, bir süre onlardan uzaklaş.
Bir süreye kadar onlara aldırış etme.
Öyleyse bir süre için onlara aldırış etme.
Öyleyse bir süre için onlara aldırış etme.
Onun için bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
Onun için yüz çevir de onlardan bir zamana kadar
Artık bir süre onlardan yüz çevir.
Artık bir süre onlardan yüz çevir.
Artık bir süre onlardan yüz çevir.
Öyleyse sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
Onun için (Habibim) sen bir zamana kadar onlardan yüz çevir,
Sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
(167-182) Eğer ki ilklerden / evvelkilerden yanımızda bir kitap olsaydı, Allah’ın katışıksız / halis kulları olurduk diyecek olurlarsa, onu da örtbas ettiler / küfrettiler, ileri de bilecekler , gönderilen kullarımıza (resul kullarımıza) yardım göreceksiniz , Ordularımız da onları yenecekler / onlara galip gelecekler sözümüz ü verdik, (Nil’in suyu, Musa’nın denizi, İbrahim’in ateşi orduya dahildir.) Belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle onları ilerde görecekler , azabımızı acele mi istiyorlar? Onların alanlarına / sahalarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötüdür, belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle ileride onlar da görecekler, Senin Rabbin ve Rabbinin onuru / izzeti, vasıflandırdıklarından üsttedir , g önderilenlere selam olsun, alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun. (Son üç ayeti Resulullah toplantı sonlarında okumayı tavsiye etti).
Öyleyse sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
Bir süreye kadar onlardan dön (onların sözlerine aldırış etme).
Sen, bir süre onlardan yüz çevir! dipnot 1
Öyleyse sen bir süreye kadar onlarla dostluğu kes de
Öyleyse bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
Öyleyse bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
Bir vakte kadar onlardan yüz çevir!
Therefore keep away from them O Muhammad for a while.
So [Prophet] turn away from the disbelievers for a while.
So turn thou away from them for a little while,
So, (O Prophet), leave them alone for a while,
Therefore turn from them for a time.
So turn away (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) from them for a while,
So leave them alone for a while,
So turn away from them until a time (of your success),
So turn thou from them for a while,
So (Mohammad), leave them alone for a while.
Then turn thou thy back upon them for a time,
So turn away from them for awhile.
Turn aside therefore from them, for a season:
Therefore, turn away from them till a time,
So turn away from them for a while.
So withdraw from them (O Muhammad) awhile,
So you ignore them for a time
Hence, turn thou aside for a while from those [who deny the truth],
So turn away from the deniers for a while ˹O Prophet˺.
So turn away from them for awhile.
So disregard them for awhile.
So, [O Muúammad], leave them for a time.
So turn thou from them for a time.
So (O Prophet) withdraw from the disbelievers for a while.
So you (O Prophet!) turn away from them for a little while,
So, withdraw your attention from them for some time.
So turn away from them for awhile.