Nûr suresi

Nûr suresi, 51. ayet

Nûr suresi, 51. ayet. إِنَّمَا كَانَ قَوْلَ ٱلْمُؤْمِنِينَ إِذَا دُعُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ أَن يَقُولُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

innemâ kâne ḳavle-lmü'minîne iẕâ dü`û ile-llâhi verasûlihî liyaḥküme beynehüm ey yeḳûlû semi`nâ veeṭa`nâ. veülâike hümü-lmüfliḥûn.

Diyanet İşleri

Aralarında hüküm vermek için Allah'a (Kur'an'a) ve Resulüne davet edildiklerinde, mü'minlerin söyleyeceği söz ancak, "işittik ve iman ettik" demeleridir. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nûr 48–54 · surenin 51. ayeti / 64

Konu Münafıkların hükme razı olmaması ve hilâfet vaadi Nûr 47–57 3

  1. Nûr 48

    Aralarında hüküm vermesi için Allah'a (Kur'an'a) ve peygambere çağırıldıkları zaman, bir de bakarsın ki içlerinden bir grup yüz çevirmektedir.

  2. Nûr 49

    Ama gerçek (verilen hüküm) kendi lehlerinde ise, boyun eğerek ona gelirler.

  3. Nûr 50

    Kalplerinde bir hastalık mı var, yoksa şüphe ve tereddüde mi düştüler? Yoksa Allah ve Resulünün kendilerine karşı zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır, işte onlar asıl zalimlerdir.

  4. 51

    Aralarında hüküm vermek için Allah'a (Kur'an'a) ve Resulüne davet edildiklerinde, mü'minlerin söyleyeceği söz ancak, "işittik ve iman ettik" demeleridir. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

  5. Nûr 52

    Kim Allah'a ve Resulüne itaat eder, Allah'tan korkar ve O'na karşı gelmekten sakınırsa, işte onlar başarıyı elde edenlerin ta kendileridir.

  6. Nûr 53

    Münafıklar, sen kendilerine emrettiğin takdirde mutlaka savaşa çıkacaklarına dair en ağır bir şekilde Allah'a yemin ettiler. De ki: "Yemin etmeyin. Sizden istenen güzelce itaat etmektir. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır."

  7. Nûr 54

    "Allah'a itaat edin, peygambere itaat edin" de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

51. “Aralarında hükmetmesi için Allah’a ve Rasûlüne çağrıldıklarında” bu hüküm ister arzularına uygun düşsün, ister aykırı olsun “mü’minlerin sözleri” yani imanlarını amelleriyle tasdik eden gerçek müminlerin söyleyecekleri söz, ancak: “İşittik ve itaat ettik, demektir.” Yani Allah ve Rasûlünün hükmünü işittik. Bizi bu hükme çağıranın çağrısını kabul ettik. Ve herhangi bir sıkıntı duymaktan alabildiğine uzak olan tam bir itaat ile itaat ettik. “İşte bunlar felaha erenlerin tâ kendileridir.” Felah, bunlara hastır. Çünkü felah, arzu edilen şeyi elde etmek ve hoşlanılmayan şeyden de kurtulmak demektir. Allah ve Rasûlü’nün hükmüne müraacat eden, Allah ve Rasûlü’ne itaat edenden başkaları için ise felâh söz konusu değildir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Aralarında hükmedilmek üzere Allah'a ve resulüne çağrıldıklarında Müminler; "O'nun sözünü işittik ve emrine itaat ettik." derler. Dünyada ve ahirette asıl kurtuluşa erenler işte bu özellikler ile nitelenmiş kimselerdir.

Kelimeler

18 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّمَا innema ancak
  2. كَانَ kane kök: كون
  3. قَوْلَ kavle sözü kök: قول
  4. ٱلْمُؤْمِنِينَ l-mu'minine inananların kök: امن
  5. إِذَا iza zaman
  6. دُعُوٓا۟ duu çağırıldıkları kök: دعو
  7. إِلَى ila
  8. ٱللَّهِ llahi Allah'a kök: اله
  9. وَرَسُولِهِۦ ve rasulihi ve Rasulüne kök: رسل
  10. لِيَحْكُمَ liyehkume hükmetmesi için kök: حكم
  11. بَيْنَهُمْ beynehum aralarında kök: بين
  12. أَن en
  13. يَقُولُوا۟ yekulu demeleridir kök: قول
  14. سَمِعْنَا semia'na işittik kök: سمع
  15. وَأَطَعْنَا ۚ ve etaa'na ve ita'at ettik kök: طوع
  16. وَأُو۟لَـٰٓئِكَ ve ulaike işte
  17. هُمُ humu onlardır
  18. ٱلْمُفْلِحُونَ l-muflihune kurtuluşa erenler kök: فلح

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فلح (40 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    O halde, gücünüz yettiği kadar Allah'a karşı gelmekten sakının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğiniz için harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: Dua

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: Dua

    Allah'tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. Onlar kendilerine de yardım edemezler.

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: Dua

    Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi siz de onun benzeri bir sure getirin ve Allah'tan…

  • Aynı kök: فلح (40 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.

  • Aynı kök: فلح (40 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    Kim, hakkında hiçbir delili olmadığı halde Allah ile birlikte başka bir ilaha taparsa, onun hesabı ancak Rabbi katındadır. Şüphesiz kafirler asla…

  • Ortak kavram: Dua · Ortak kavram: Hikmet

    Hani İbrahim, "Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım) ancak kalbimin…

  • Ortak kavram: Dua · Ortak kavram: Hikmet

    Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri görmüyor musun ki, aralarında hüküm vermesi için Allah'ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

86 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Elçisine davet edildiklerinde, müminlerin sözü sadece "İşittik ve itaat ettik!" demeleridir. İşte onlar kurtulanların ta kendileridir.

Mustafa İslamoğlu

Aralarında hüküm vermesi için Allah'a, dolayısıyla O'nun Rasulü'ne çağrıldıkları zaman mü'minlere düşen söz, sadece "İşittik ve itaat ettik" demekten ibaret olmalıdır; zira böyleleri gerçek kurtuluşa eren kimseler olacaklar.

Muhammed Esed

Aralarında (ilahi kitap) hüküm versin diye Allah'a ve O'nun Elçisi'ne çağırıldıkları zaman müminlerin söyleyeceği tek söz: "İşittik ve itaat ettik!" sözü olmalıdır; kurtuluşa, esenliğe ulaşan kimseler de işte böyleleridir:

Ahmed Hulusi

Aralarında hükmetmesi için Allah'a ve O'nun Rasulüne davet edildiklerinde, iman edenlerin sözü ancak: "İşittik ve itaat ettik" demeleridir. . . İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

Ali Bulaç

Aralarında hükmetmesi için, Allah'a ve elçisine çağrıldıkları zaman mü'min olanların sözü: "İşittik ve itaat ettik" demeleridir. İşte felaha kavuşanlar bunlardır.

Ali Özek ve heyeti

Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Rasûlüne davet edildiklerinde, müminlerin sözü ancak «İşittik ve itaat ettik» demeleridir. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.

Ali Rıza Safa

Aralarında yargı vermesi için, Allah'a ve O'nun elçisine çağırıldıklarında, inananlar, yalnızca şunu söylerler: "Duyduk ve boyun eğdik!" Kurtuluşa erişenler, işte onlardır.

Bayraktar Bayraklı

Aralarında hüküm verilmek üzere Allah'a ve Peygamberine çağırıldıkları vakit "İşittik, itaat ettik" demek, ancak inananların sözüdür. İşte başarıya erenler onlardır.

Edip Yüksel

Aralarında hüküm vermek üzere, ALLAH'a ve elçisine çağrıldıkları zaman iman edenler yalnızca şunu söylerler: "İşittik ve uyduk." Kazananlar işte bunlardır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Aralarında hüküm vermek üzere, ALLAH'a ve elçisine çağrıldıkları zaman inananlar yalnızca şunu söylerler: 'İşittik ve uyduk.' Kazananlar işte bunlardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Resulüne çağrıldıkları zaman mü'minlerin sözü ancak: "İşittik ve itaat ettik." demeleridir. İşte bunlar, kurtuluş bulacak olanlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Aralarında hukmetmesi için Resulü ile Allaha da'vet olundukları zaman mü'minlerin sözü ancak "semi'na ve ata'na" demeleridir, işte bunlar felah bulacak olanlardır

Erhan Aktaş

Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Resul'üne çağrıldıkları zaman İman Edenler'in sözü ancak, "İşittik ve itaat ettik." demeleri oldu. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Resul'üne çağrıldıkları zaman inananların sözü ancak, "İşittik ve itaat ettik." demeleri oldu. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Rasul'üne çağrıldıkları zaman inananların sözü ancak, "İşittik ve itaat ettik." demeleri oldu. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Gültekin Onan

Aralarında hükmetmesi için Tanrı'ya ve elçisine çağırıldıkları zaman inançlıların sözü: "İşittik ve itaat ettik" demeleridir. İşte felaha kavuşanlar bunlardır.

Hasan Basri Çantay

Mü'minlerin — aralarında hükmetmek üzere Allahın resulüne da'vet olundukları vakit — sözü ancak: "Dinledik, itaat etdik" demeleridir. İşte asıl muradlarına erenler bunlardır.

İbni Kesir

Aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Rasulüne çağrıldıkları zaman; mü'minlerin sözü, sadece: İşittik ve itaat ettik, demekten ibarettir. Ve işte onlar, felaha erenlerin kendileridir.

Mehmet Alagaş

(46-57) Kesin olan şu ki, biz apaçık ay etler indirdik, Allah , istediğini istikameti doğru olan yola sokar . Diyorlar ki, Allah’a ve Resulüne iman ettik ve itaat ettik, sonra onlardan bir bölümü, bunun ardından yüz çevirdi, işte bunlar mümin değildir. Ne vakit aralarında ki bir kararın verilmesi için, Allah’a ve Resulüne çağrıldıklarında onlardan bir bölüm sırtını döner, eğer onlar için bir hak varsa boynu bükük halde (Ellerini ovuşturan boynu büküklerden bunlar) onları / haklarını almaya gelirler. Kalplerinde hastalık mı var? yahut kuşkuları mı var? Yoksa Allah’ın ve Resulünün kendilerine adaletsizlik edeceğinden mi korkuyorlar? Bilakis işte bunlar zalimlerdir. Aralarında karar verilmek üzere Allah’a ve Resulüne çağrıldıkları vakit müminlerin sözleri, işittik ve uyduk şeklinde olmalıdır, işte bunlar kurtuluşa erenlerdir. Her kim Allah’a Resulüne uyarsa ve Allah’tan tedirgin olursa ve O’ndan sakınırsa, işte bunlar başarıya erenlerdir. Emredersen eğer çıkacaklarına dair yeminlerinin var güçleri ile Allah’a yemin ettiler deki yemin etmeyin, bilinen tanınan / normal / maruf bir şekilde itaat edin yeter , muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. Deki Allah’a ve O’nun Resulüne uyun, eğer yüz çevirirseniz, yüklendiği O’nun aleyhinedir, sizin yüklendikleriniz de sizin aleyhinizedir , eğer ki O’na itaat ederseniz sizi yola sokar , Resule düşen görev sadece apaçık bilgilendirmektir / tebliğdir. (Tebliğ: mesajlar la ilgili bilgilendirme yapmaktır.) Allah sizden iman eden ve ıslah edici faaliyetler yapanları işte onları tıpkı onlardan öncekiler gibi yerde / arzda, sonraya kalan / devralanlar yapacağını / halife yapacağını vaat etti , onlara hoşnut olduğu / razı olduğu dinilerini yaşamaları amacıyla imkân vereceğini de vaat etti, onların, korkularının ardından güvenle / emniyetle yer değiştireceklerini vaat etti, bana ibadet edin ve bana hiçbir şeyi ortak koşmayı , bundan sonra her kim yok sayarsa / görmezden gelirse işte bunlar yoldan çıkmış olanlardır. Namazı kalkıp kılın, zekâtı verin, Resule uyun ki böylelikle belki esirgenirsiniz. Kafirlerin, yerde / arzda aciz bırakabileceklerini değerlendirme / öyle hesap etme , onların barınakları ateştir ve ne kötü varılacak bir yerdir / varış yeridir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Aralarında hüküm verilmek üzere Allah’a ve Rasûlüne çağrılan Müminlerin sözü sadece; “İşittik ve itaat ettik”dir. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.

Süleyman Ateş

Elçinin, aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Elçisine çağırıldıkları zaman inananların sözü ancak: "İşittik ve ita'at ettik" demeleridir. İşte umduklarına erenler bunlardır, bunlar.

Süleymaniye Vakfı

Aralarında hüküm versin diye Allah'a ve elçisine (kitabına) dipnot 1 çağrıldıklarında, inanıp güvenenlerin söyleyecekleri tek söz şudur: "Dinledik ve gönülden boyun eğdik." İşte onlar, umduklarına kavuşacak olanlardır dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Resul (رسول), "birine gönderilen söz" anlamına geldiği gibi "o sözü iletmek için gönderilen elçi" anlamına da gelir. (Müfredat). Allah'ın elçilerinin görevi, onun sözlerini insanlara ulaştırmaktır. Bu sebeple Kur'an'da geçen Allah'ın resulü (رسول اللّه) ifadelerinde asıl vurgu ayetleredir. Muhammed aleyhisselam öldüğü için bizim muhatabımız olan resul, sadece Kur'an'dır (Al-i İmran 3/144).Resul kelimesi yerine "resul /kitap" ifadesi bunun için yazılmıştır (Maide 5/67, Nahl 16/35).
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Müminler ise, aralarında hüküm versin diye Allah'a ve elçisine çağrıldıklarında sadece şu sözü söylerler "dinledik ve boyun eğdik". Umduklarına kavuşacak olanlar işte bunlardır.

Şaban Britch

Aralarında hüküm verilmek üzere Allah’a ve Rasûlüne çağrılan müminlerin sözü sadece “İşittik ve itaat ettik”dir. İşte kurtuluşa erenler bunlardır.

Şaban Piriş

Aralarında hüküm verilmek üzere Allah'a ve peygamberine çağrılan müminlerin sözü sadece "işittik ve itaat ettik"dir. İşte kurtuluşa erenler bunlardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah'a ve aralarında hüküm vermek üzere O'nun resulüne çağrıldıklarında, müminlerin sözleri sadece şunu söylemeleridir: "İşittik, itaat ettik." İşte bunlardır kurtuluşa erenler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Contrast by contrary motives, the response of those in whose hearts reigns piety to the invitation by the Messenger to decide between them according to Allah's statutes and to the Messenger's final judgement is a response of obedience. They always say: "we have heard and we do obey" These are they whom Heaven will prosper.

Abdul Haleem

When the true believers are summoned to God and His Messenger in order for him to judge between them, they say, ‘We hear and we obey.’ These are the ones who will prosper:

Abdullah Yusuf Ali

The answer of the Believers, when summoned to Allah and His Messenger, in order that He may judge between them, is no other than this: they say, "We hear and we obey": it is such as these that will attain felicity.

Abul A'la Maududi

When those that believe are called to Allah and His Messenger in order that he (that is, the Messenger) may judge their disputes among them, nothing becomes them but to say: "We hear and we obey." Such shall attain true success.

Aisha Bewley

The reply of the muminun when they are summoned to Allah and His Messenger so that he can judge between them, is to say, ‘We hear and we obey. ’ They are ones who are successful.

Al-Hilali & Khan

The only saying of the faithful believers, when they are called to Allâh (His Words, the Qur’ân) and His Messenger (صلى الله عليه وسلم), to judge between them, is that they say: "We hear and we obey." And such are the successful (who will live forever in Paradise).

Ali Quli Qarai

All the response of the faithful, when they are summoned to Allah and His Apostle that He may judge between them, is to say, ‘We hear and obey. ’ It is they who are the felicitous.

Amatul Rahman Omar

The only response of the believers, when they are summoned before Allâh and His Messenger so that he may judge between them, is that they say, `We hear and we obey. ' It is they who will attain their goal.

Arthur John Arberry

All that the believers say, when they are called to God and His Messenger, that he may judge between them, is that they say, 'We hear, and we obey'; those -- they are the prosperers.

Bijan Moeinian

As for the believers, when they are summoned to the court of the Lord for the judgment, they simply say: "We heard the call and we obey. " These are the kind of people who will succeed.

E. Henry Palmer

The speech of the believers, when they are called to God and His Apostle to judge between them, is only to say, 'We hear and we obey;' and these it is who are the prosperous,

Edip-Layth

The utterance of those who acknowledge when they are invited to God and His messenger to judge in their affairs is to say: "We hear and obey." These are the winners.

George Sale

The saying of the true believers, when they are summoned before God and his apostle, that He may judge between them, is no other than that they say, we have heard, and do obey: And these are they who shall prosper.

Hamid S. Aziz

Is there in their heart a disease, or do they doubt, or do they fear lest Allah and His Messenger should deal unjustly by them?- Nay, it is they who do wrong (or are unjust).

Mahmoud Ghali

Surely the saying of believers when they are called to Allah and His Messenger that he (The Messenger) may judge between them is only that they say, "We hear and we obey. " And those are they (who are) the prosperers.

Marmaduke Pickthall

The saying of (all true) believers when they appeal unto Allah and His messenger to judge between them is only that they say: We hear and we obey. And such are the successful.

Mohamed Ahmed - Samira

The answer of the believers when they are called to God and His Apostle that he may judge between them, is: "We hear and obey. " And they are the ones who will prosper.

Muhammad Asad

The only response of believers, whenever they are summoned unto God and His Apostle in order that [the divine writ] might judge between them, can be no other than, "We have heard, and we pay heed!"- and it is they, they who shall attain to a happy state:

Mustafa Khattab

The only response of the ˹true˺ believers, when they are called to Allah and His Messenger so he may judge between them, is to say, "We hear and obey." It is they who will ˹truly˺ succeed.

Progressive Muslims

The utterance of the believers when they are invited to God and His messenger to judge in their affairs is to Say: "We hear and obey. " These are the winners.

Rashad Khalifa

The only utterance of the believers, whenever invited to GOD and His messenger to judge in their affairs, is to say, "We hear and we obey." These are the winners.

Sahih International

The only statement of the [true] believers when they are called to Allah and His Messenger to judge between them is that they say, "We hear and we obey. " And those are the successful.

Sam Gerrans

The only word of the believers, when they are invited to God and His messenger, that he judge between them, is that they say: “We hear and we obey,” — and it is they who are the successful.

Shabbir Ahmed

Whenever invited to Allah and His Messenger to judge in their affairs, the true believers say, "We hear and we obey. " They are the ones who will ultimately prosper.

Syed Vickar Ahamed

The answer of the believers, when called to Allah and His Messenger (Muhammad) so that he may judge between them is nothing other than this: They say: "We hear and we obey:" And it is such as these who will be successful.

Taqi Usmani

The only reply of the (true) believers, when they are summoned to Allah and His messenger that he (the messenger) may judge between them, is that they say, "We listen and obey." Such people are the successful.

The Monotheist Group

The utterance of the believers when they are invited to God and His messenger to judge in their affairs is to say: "We hear and obey." These are the winners.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 51. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 51. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 51. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩