Nûh suresi

Nûh suresi, 4. ayet

Nûh suresi, 4. ayet. يَغْفِرْ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى إِنَّ أَجَلَ ٱللَّهِ إِذَا جَآءَ لَا يُؤَخَّرُ لَوْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

yagfir leküm min ẕünûbiküm veyüeḫḫirküm ilâ ecelim müsemmâ. inne ecele-llâhi iẕâ câe lâ yü'eḫḫar. lev küntüm ta`lemûn.

Diyanet İşleri

(3-4) "Allah'a ibadet edin. O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nûh 1–7 · surenin 4. ayeti / 28

Konu Nûh'un gönderilişi ve daveti Nûh 1–4 3

  1. Nûh 1

    Şüphesiz biz Nuh'u, kavmine, "Kendilerine elem dolu bir azap gelmeden önce kavmini uyar" diye peygamber olarak gönderdik.

  2. Nûh 2

    Nuh, şöyle dedi: "Ey kavmim! Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."

  3. 3–4

    (3-4) "Allah'a ibadet edin. O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz."

  4. Nûh 5

    Nuh, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim."

  5. Nûh 6

    Fakat benim davetim ancak onların kaçışını artırdı."

  6. Nûh 7

    "Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 2–4. ayetler için yazılmıştır.

2. Nûh aleyhisselam da bu emre riâyet edip Yüce Allah’ın emrini yerine getirmek için elini çabuk tuttu ve “(kavmine) dedi ki: Ey kavmim! Şüphesiz ben sizin için apaçık uyarıcıyım.” Benim sizi korkutup uyarışım çok açık ve ortadadır. Çünkü onun kendisi ile korkutup uyardığı hususu, neden korkutup uyardığını ve kurtuluşun ne ile gerçekleşeceğini açıkça onlara bildirmişti. O, bütün bu hususları en ufak bir kapalı taraf kalmayacak şekilde onlara açıklamıştı.

3-4. Onlara kurtuluşun esasını bildirip gereğini yerine getirmelerini emretmek üzere şunları söylemişti: “Allah’a ibadet edin, O’ndan korkup sakının.” Bu ise yalnızca Yüce Allah’a ibadet etmek, O’nu tevhid etmek, şirkten, şirk yollarından ve şirk vesilelerinden uzak durmakla olur.

Allah’tan korktukları takdirde Allah da günahlarını bağışlar. Günahları bağışlandı mı onlar azaptan kurtulurlar ve mükâfata nail olurlar.

"Ve sizi belli bir vadeye kadar ertelesin.” Bu dünya yurdunda sizi faydalandırsın ve belli bir süreye kadar helâki sizden uzaklaştırsın. Yani dünyada Allah’ın kaza ve kaderi gereğince belli bir süreye kadar kalışı takdir eden O’dur. Ebediyen dünyadan yararlanmak söz konusu değildir. Çünkü ölüm kaçınılmaz bir şeydir. Bundan dolayı da şöyle buyurmaktadır:

“Çünkü Allah’ın takdir ettiği vade geldi mi artık ertelenmez. Keşke bilseydiniz!” Ama siz Allah’ı inkâr ettiniz ve O’na karşı inatlaştınız.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şüphesiz siz bunu yaparsanız, Allah da sizin başkalarının haklarını yemek dışında olan diğer günahlarınızı bağışlar ve dünya hayatında size verdiği süreyi, kendi ilminde belirlemiş olduğu o sınırlı vakte kadar uzatır. Buna devam ettiğiniz sürece yeryüzünde ömür süreceksiniz. Eğer ölüm gelirse de artık ertelenemez. Bunu biliyor olsaydınız; bir an önce Allah’a iman eder ve içinde bulunduğunuz şirk ve sapıklıktan tövbe etmede acele ederdiniz.

Kelimeler

18 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَغْفِرْ yegfir bağışlasın kök: غفر
  2. لَكُم lekum sizin için
  3. مِّن min bir kısmını
  4. ذُنُوبِكُمْ zunubikum günahlarınızdan kök: ذنب
  5. وَيُؤَخِّرْكُمْ ve yu'ehhirkum ve sizi ertelesin kök: اخر
  6. إِلَىٰٓ ila kadar
  7. أَجَلٍۢ ecelin bir süreye kök: اجل
  8. مُّسَمًّى ۚ musemmen belli kök: سمو
  9. إِنَّ inne zira
  10. أَجَلَ ecele süresi kök: اجل
  11. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  12. إِذَا iza zaman
  13. جَآءَ ca'e geldiği kök: جيا
  14. لَا la
  15. يُؤَخَّرُ ۖ yu'ehharu ertelenmez kök: اخر
  16. لَوْ lev keşke
  17. كُنتُمْ kuntum olsaydınız kök: كون
  18. تَعْلَمُونَ tea'lemune bilenlerden kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ذنب (39 geçiş) · Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    Peygamberleri dedi ki: "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Halbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar…

  • Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip…

  • Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle…

  • Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…

  • Aynı kök: ذنب (39 geçiş)

    (Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah,…

  • Aynı kök: ذنب (39 geçiş)

    (16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda…

  • Aynı kıssa: Hz. Nûh

    Andolsun, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz…

  • Aynı kıssa: Hz. Nûh

    Kavminin ileri gelenleri, "Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz" dediler.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

61 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Böylece Allah) da günahlarınızı bağışlasın ve sizi, belirli bir süreye kadar ertelesin (yaşatsın)!" Allah'ın (belirlediği) süresi gelince (o artık) ertelenmez. dipnot 1 Keşke bilseydiniz!

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Münâfikûn 63:11. Bu ayetler, ecel denen belirlenmiş sürenin hiçbir şekilde geriye bırakılmayacağını göstermektedir.

Mustafa İslamoğlu

geçmiş günahlarınızı bağışlasın ve adı konulmuş bir vakte kadar size süre tanısın; ama unutmayın ki, Allah'ın belirlediği süre gelip çattığında asla ertelenemez: keşke bunu kavrasaydınız.

Muhammed Esed

ki Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve (yalnız O'na) malum olan bir zamana kadar size mühlet tanısın; ama bilin ki Allah'ın belirlediği vade gelip çattığında hiçbir şekilde ertelenemez. Keşke bunu bilseydiniz!"

Ahmed Hulusi

"Ki, hatalarınızdan bazılarını mağfiret etsin ve sizi tayin edilmiş ömrünüzün sonuna kadar yaşatsın. Muhakkak ki Allah'ın eceli (yaşam süresi sonu) geldiğinde ertelenmez! Eğer bilseydiniz!"

Ali Bulaç

"Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi adı konulmuş bir ecele kadar ertelesin. Elbette Allah'ın eceli geldiği zaman, o ertelenmez. Bir bilmiş olsaydınız."

Ali Özek ve heyeti

Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vâdeye kadar tehir etsin (muahaze etmeden yaşatsın)» diyerek bilinmeli ki Allah’ın tayin ettiği vâde gelince, artık o ertelenmez. Keşke bilseydiniz!

Ali Rıza Safa

"Suçlarınızı bağışlasın ve belirlediği bir zamana dek size süre tanısın. Kuşkusuz, Allah'ın belirlediği zaman geldiğinde ertelenmez; keşke bilseydiniz!"

Bayraktar Bayraklı

- Nuh, onlara şöyle demişti: "Ey kavmim! Ben size gönderilen apaçık bir uyarıcıyım. Allah'a kulluk ediniz. Onun emirlerine karşı gelmekten sakınınız ve bana itaat ediniz ki, Allah günahlarınızı affetsin ve size belli bir zamana kadar süre tanısın. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği süre dolunca ertelenmez. Keşke bunu bilseydiniz!"

Edip Yüksel

"Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Kuşkusuz, ALLAH'ın verdiği süre gelince ertelenmez; bir bilseydiniz."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Kuşkusuz, ALLAH'ın verdiği süre gelince ertelenmez; bir bilseydiniz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Günahlarınızı bağışlasın ve sizi belirli bir vakte kadar ertelesin. Kuşkusuz, Allah'ın takdir ettiği vakit gelince ertelenmez, eğer bilseydiniz!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Günahlarınızdan size mağfiret buyursun ve sizi müsemma bir ecele kadar te'hir eylesin, muhakkak ki Allahın takdir eylediği ecel gelince te'hir olunmaz eğer bilse idiniz!

Erhan Aktaş

"Ki Allah, suçlarınızı bağışlasın ve size belirlenmiş bir sürenin sonuna kadar zaman versin. Kuşkusuz Allah'ın belirlediği süre dolunca, ertelenmez. Keşke bilenlerden olsaydınız."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Ki Allah, suçlarınızı bağışlasın ve size belirlenmiş bir sürenin sonuna kadar zaman versin. Kuşkusuz Allah'ın belirlediği süre dolunca, ertelenmez. Keşke bilenlerden olsaydınız."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ki Allah, suçlarınızı bağışlasın ve size belirlenmiş bir sürenin sonuna kadar zaman versin. Kuşkusuz Allah'ın belirlediği süre dolunca, ertelenmez. Keşke bilenlerden olsaydınız.

Gültekin Onan

"Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi adı konulmuş bir ecele kadar ertelesin. Elbette Tanrı'nın eceli geldiği zaman, o ertelenmez. Bir bilmiş olsaydınız."

Hasan Basri Çantay

"Taki (Allah) sizin günahlarınızdan bir kısmını yarlığasın, sizi (azabsız olarak) mukadder bir müddete kadar gecikdirsin. Şübhe yok ki Allahın (ta'yin etdiği) müddet gelince geri bırakılmaz. Eğer bilseydiniz..".

İbni Kesir

Ta ki, günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar geciktirsin. Muhakkak ki Allah'ın süresi gelince geri bırakılmaz. Keşki bilseydiniz.

Mehmet Alagaş

(1-4) Biz Nuh’u kavmine “kavmini onlara acıtıcı bir azap gelmeden evvel uyar” diye gönderdik , dedi ki Ey kavmim ben size apaçık bir uyarıcıyım , Allah’a ibadet edin, O’ndan sakının ve bana uyun, sizi günahlarınızdan bağışlasın sizi belli bir süreye kadar ötelesin / tehir etsin , Muhakkak ki Allah’ın süresi geldiğinde tehir edilmez, Ah keşke biliyor olsaydınız dedi.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ta ki günahlarımızdan bir kısmını mağfiret buyursun ve sizi belli bir süreye kadar geciktirsin. Şüphesiz ki Allah’ın takdir ettiği vakit geldi mi geri bırakılmaz. Keşke bilseydiniz.

Süleyman Ateş

"Ki (Allah) günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Zira Allah'ın süresi geldiği zaman ertelenmez. Bilir (kişiler) olsaydınız (bunu anlardınız)."

Süleymaniye Vakfı

(Böyle yapın ki) O sizin günahlarınızı bağışlasın ve belirlenmiş ecelinizin dipnot 1 sonuna kadar size süre tanısın dipnot 2 . Allah'ın takdir ettiği ecel gelince erteleme olmaz dipnot 3 . Keşke bunu bilseniz!"

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ecel, bir şey için belirlenen süredir (Bakara 2/231, 282, Kasas 28/28). Ana rahmindeki döllenmenin arkasından insanın fiziki özellikleri ve doğal yaşam süresi yani biyolojik ecel belirlenir (Abese 80/17-19). Bir de Allah katında, süresi belirlenmiş bir ecel yani ecel-i müsemma vardır (En'am 6/2). İnsan en fazla ecel-i müsemmasına kadar yaşayabilir. Bazı yanlış davranışlar bu eceli kısaltır ve her şey gibi bunun da kaydı tutulur (Ra'd 13/38-39, Fatır 35/11). Yunus aleyhisselam ve kavmi gibi tövbe edip durumunu düzeltenlere, ecelinden kalan süreyi tamamlama imkanı verilir (Yunus 10/98, Hud 11/3, Enbiya 21/87-88, Saffat 37/139-148, Kalem 68/48-50).
  2. metne dön, dipnot 2
  3. metne dön, dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O zaman Allah günahlarınızı bağışlar ve belirlenmiş ecelinizin sonuna kadar dipnot 1 sizi yaşatır. Allah'ın verdiği ömür bitince erteleme olmaz. Keşke bunu bilseniz!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ecel konusu için Bakınız En'am 6/2 ve dipnotu

Şaban Britch

O, sizin günahlarınızı bağışlasın ve belli bir ecele kadar sizi ertelesin. Allah’ın belirlediği ecel gelince artık o geri bırakılmaz, eğer bilmiş olursanız.

Şaban Piriş

O, sizin günahlarınızı bağışlasın ve belli bir süreye kadar sizi ertelesin. Allah'ın belirlediği süre gelince artık o geri bırakılmaz, eğer bilmiş olursanız...

Yaşar Nuri Öztürk

Allah, günahlarınızı affetsin ve sizi belirli bir süreye kadar ertelesin. Çünkü Allah'ın eceli geldiğinde ertelenmez. Bir bilebilseydiniz!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"He forgives you your iniquities, extends your period of duration, and He cancels your misfortunes and your punishment", " for when Allah's fixed date for punishment is due, it shall not be postponed ever, if only you knew".

Abdul Haleem

He will forgive you your sins and spare you until your appointed time––when God’s appointed time arrives it cannot be postponed. If only you understood!’

Abdullah Yusuf Ali

"So He may forgive you your sins and give you respite for a stated Term: for when the Term given by Allah is accomplished, it cannot be put forward: if ye only knew."

Abul A'la Maududi

He will forgive your sins dipnot 1 and will grant you respite until an appointed term. dipnot 2 Indeed when Allah's appointed term comes, it cannot be deferred; dipnot 3 if you only knew!" dipnot 4

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The sentence yaghfir la-kum min dhunub-i-kum in the original does not mean that Allah will forgive some of their sins, but its correct meaning is: If you accept and acknowledge the three things which are being presented before you, He will forgive all the sins that you have committed in the past.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, if you accepted these three things, you would be given respite to live in the world until the time that Allah has appointed for your natural death.
  3. metne dön, dipnot 3
    "A term appointed": The time fixed by Allah for sending down a torment on a people. In this regard the Quran has at several places stated explicitly that when Allah’s torment has been decreed for a certain people, they are not pardoned even if they affirm the faith after it.
  4. metne dön, dipnot 4
    That is, if you come to know that the time which is now passing after you have received Allah’s message through me is, in fact, a period of respite that has been granted to you for affirming the faith and there is no chance of escape from Allah’s torment after the term of respite has elapsed, you would testify to the faith without delay and would not like to postpone it until the torment actually started descending on you.

Aisha Bewley

He will forgive you your wrong actions and defer you until a specified time. When Allah’s time comes it cannot be deferred, if you only knew.’

Al-Hilali & Khan

"He (Allâh) will forgive you of your sins and respite you to an appointed term. Verily, the term of Allâh when it comes, cannot be delayed, if you but knew."

Ali Quli Qarai

that He may forgive you some of your sins and respite you until a specified time. Indeed when Allah’s [appointed] time comes, it cannot be deferred, should you know.’

Amatul Rahman Omar

`(If you do so, ) He will protect you from (the commitment of sins and also the punishment of) your sins. And (by prolonging your lives) He will grant you reprieve till an appointed term. Verily, the time (of the divine decree) appointed by Allâh cannot be held back once it falls due. If only you had been possessor of true knowledge (you would have known this).'

Arthur John Arberry

and He will forgive you your sins, and defer you to a stated term; God's term, when it comes, cannot be deferred, did you but know. "'

Bijan Moeinian

By doing so God will forgive some of your sins and will give you enough time to redeem your soul. Know that when the day comes, God will not postpone it.

E. Henry Palmer

He will pardon you your sins, and will defer you unto an appointed time; verily, God's appointed time when it comes will not be deferred, did ye but know!'

Edip-Layth

"He shall forgive your sins and delay you to a predetermined time. When God's time comes, then it cannot be delayed, if you know."

George Sale

He will forgive you part of your sins, and will grant you respite until a determined time: For God's determined time, when it cometh, shall not be deferred; if ye were men of understanding, ye would know this.

Hamid S. Aziz

"He will forgive you some of your faults and grant you a delay for an appointed term; surely the term of Allah when it comes is not postponed; did you but know?

Mahmoud Ghali

He will forgive you (some) of your guilty deeds and defer you to a stated term; surely the term of Allah, when it comes, cannot be deferred, if you (only) know. "

Marmaduke Pickthall

That He may forgive you somewhat of your sins and respite you to an appointed term. Lo! the term of Allah, when it cometh, cannot be delayed, if ye but knew.

Mohamed Ahmed - Samira

That He may forgive some of your sins and prolong your term till an appointed time. Surely when God's appointed time is come it will not be put off, if only you knew!

Muhammad Asad

so that He may forgive you some of your sins, and grant you respite until a term known [to Him alone]: but, behold, when the term appointed by God does come, it can never be put back - if you but knew it!"

Mustafa Khattab

He will forgive your sins, and delay your end until the appointed time.[1] Indeed, when the time set by Allah comes, it cannot be delayed, if only you knew!"

Progressive Muslims

"He shall forgive your sins and delay you to a predetermined time. When God's time comes, then it cannot be delayed, if you know."

Rashad Khalifa

"He will then forgive you your sins and respite you for a predetermined period. Most assuredly, GOD's appointment can never be delayed, once it is due, if you only knew."

Sahih International

Allah will forgive you of your sins and delay you for a specified term. Indeed, the time [set by] Allah, when it comes, will not be delayed, if you only knew.' "

Sam Gerrans

“He will forgive you of your transgressions, and delay you to a stated term; the term of God, when it comes, cannot be delayed, if you but knew.”

Shabbir Ahmed

He will then protect you from the detriment of trailing behind in humanity and respite you until a term appointed. Behold, when the term appointed by Allah comes, it cannot be delayed - if you but knew this (Law)."

Syed Vickar Ahamed

"So He will forgive you your sins and give you relief for a fixed (and written) time: Verily, when the time is finished by Allah it cannot be put forward (changed or altered): If you only knew:"

Taqi Usmani

and Allah will forgive you your sins, and will respite you to an appointed term. Indeed when Allah’s term comes, it is not deferred, if you only know!"

The Monotheist Group

"He shall forgive your sins and delay you to a predetermined time. When the time of God comes, then it cannot be delayed, if you know."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nûh suresi, 4. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nûh suresi, 4. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nûh suresi, 4. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩