Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya
da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
De ki: "Siz bizim için sadece iki güzellikten birini beklemektesiniz. Biz de Allah'ın ya kendi katından veya bizim elimizle size bir azap vermesini bekliyoruz. Bekleyin! Şüphesiz ki biz de sizinle birlikte beklemekteyiz."
De ki: "Bizim için iki güzellikten biri değil de, ille de (kötülük) beklentisi içinde misiniz? Bizim size ilişkin beklentimizse -O'nun katından ya da bizim elimizle- Allah'ın gazabına uğramanızdır. Artık bekleyin; bilin ki biz de sizinle birlikte bekliyoruz!"
De ki: "Bize (olması mümkün) iyiler iyisi iki şeyden birisi değil de, ille de (kötü) bir şey olmasını mı umup gözlüyorsunuz? Fakat, bilin ki, sizin kadar biz de gözlüyoruz, Allahın (ya) kendi katından ya da bizim elimizle sizi bir azaba uğratmasını! O halde, umutla gözleyin; bilin ki, biz de sizinle birlikte gözleyeceğiz!"
De ki: "İki güzellikten (ganimet veya şehid olmak) hangisi gelecek diye mi bizi izliyorsunuz? Biz de, Allah'ın, kendi indinden (içinizden, hastalık vs. ) yahut bizim ellerimiz olarak bir azap vermesini bekliyoruz. . . O halde umutla bekleyin (başımıza gelmesini istediğinizi); biz de sizinle beraber bekleyenleriz. "
De ki: "Siz bizim için iki güzellikten (şehidlik veya zaferden) birinin dışında başkasını mı bekliyorsunuz? Oysa biz de, Allah'ın ya kendi katından veya bizim elimizle size bir azab dokunduracağını bekliyoruz. Öyleyse siz bekleyedurun, kuşkusuz biz de sizlerle birlikte bekleyenleriz."
De ki: Siz bizim için ancak iki iyilikten birini beklemektesiniz. Biz de, Allah'ın, ya kendi katından veya bizim elimizle size bir azap vermesini bekliyoruz. Haydi bekleyin; şüphesiz biz de sizinle beraber beklemekteyiz.
De ki: "Bizim için iki güzelliğin birinden başka bir şey mi bekliyorsunuz? Oysa biz, Kendi katından veya bizim elimizle, Allah'ın, sizi cezalandırmasını bekliyoruz. Artık, bekleyin! Aslında, sizinle birlikte biz de bekliyoruz!"
De ki: "Bize ancak iki güzel şeyden birinin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz, Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle sizi azaba uğratmasını bekliyoruz. Öyle ise bekleyiniz, biz de doğrusu sizinle birlikte beklemekteyiz."
De ki: "Biz sizin için, ALLAH'ın, ya kendi tarafından veya bizim elimizle sizi cezalandırmasını umarken siz bizim için ancak iki güzelden birini (gazilik veya şehitlik) umabilirsiniz. Umutla bekleyin, biz de umutla bekliyoruz."
De ki: 'Biz sizin için, ALLAH'ın, ya kendi tarafından veya bizim elimizle sizi cezalandırmasını umarken siz bizim için ancak iki güzelden birini (gazilik veya şehitlik) umabilirsiniz. Umutla bekleyin, biz de umutla bekliyoruz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
De ki: "Siz, bizim için ancak iki güzel şeyden birini bekleyebilirsiniz. Biz ise size, Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle bir azap indirmesini bekliyoruz. O halde bekleyin, biz de sizinle birlikte bekliyoruz!"
De ki: siz, bize ancak iki güzelliğin birini gözetebilirsiniz, biz ise size Allahın kendi tarafından veya bizim ellerimizle bir azab indirmesini gözetiyoruz, onun için gözetin çünkü biz beraberinizde gözetiyoruz
De ki: "Bize iki güzellikten birinin dışında başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz, Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle size bir azap gelmesini bekliyoruz. Öyleyse bekleyin. Doğrusu biz de sizinle beraber bekleyenlerdeniz."
De ki: "Bize iki güzellikten birinin dışında başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz, Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle size bir azap gelmesini bekliyoruz. Öyleyse bekleyin. Doğrusu biz de sizinle beraber bekleyenlerdeniz."
De ki: "Bize iki güzellikten birinin dışında başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz, Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle size bir azap gelmesini bekliyoruz. Öyleyse bekleyin. Doğrusu biz de sizinle beraber bekleyenlerdeniz."
De ki: "Siz bizim için iki güzellikten (şehidlik veya zaferden) birinin dışında başkasını mı bekliyorsunuz? Oysa biz de, Tanrı'nın ya kendi katından veya bizim elimizle size bir azab dokunduracağını bekliyoruz. Öyleyse siz bekleyedurun, kuşkusuz biz de sizlerle birlikte bekleyenleriz."
De ki: "Siz bizde iki güzelliğin birinden başkasını mı gözetiyorsunuz? Halbuki biz Allahın size ya kendi katından, yahud bizim elimizle bir azab getireceğini bekliyoruz. Haydi siz (bizim akıbetimizi) gözetleye durun, biz de sizinle beraber (kendi feci' akıbetlerinizi) bekleyiciyiz".
De ki: Bize iki güzelliğin birinden başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Halbuki biz, Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle size bir azab getireceğini bekliyoruz. Öyleyse bekleyin, doğrusu biz de sizinle beraber bekleyenlerdeniz.
(38-52) Ey iman edenler Allah yolunda fırlayın çıkın denildiğinde size ne oldu da arza çakılıp kaldınız, ahirete nazaran dünya hayatına mı razı geldiniz? / o mu hoşunuza gitti? Dünya hayatının geçim malzemeleri / metası, sonraki hayatınkinden / ahiretten daha azdı r, eğer fırlayıp çıkmazsanız, acıtıcı bir azapla size azap eder, sizden başka bir toplulukla sizi yer değiştirir / mübadele eder. O’na / Resulüne herhangi bir zarar veremezsiniz, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Eğer O’na / Resulüne yardım etmezseniz, (Tebuk savaşı konusunda) kesin olan şu ki Allah O’na, kafirlerden ayrılıp hicret ettiğinde, mağara içindeki iki kişiden biri olduğu vakitte yardım et mişti. (Sevr mağarasındaki Resulullah ile arkadaşı Ebu Bekir) O vakit arkadaşına diyordu ki hüzünlenme / mahzun olma, Allah bizimle, ardından Allah’ta sakinliğini / sükûnetini onlar üzere indirdi ve O’nu / Resulünü görünmez ordular ile destekledi, kafirlerin kelimesini en aşağı olan yaptı (Pantolonun suflesi gibi) Allah’ın kelimesini ise işte onu da en yüce yaptı, Allah saygıdeğerdir, gerekçeli son kararı verir. Hafif, ağır tüm malzeme ve cihazlarınızla fırlayın, Allah yolunda mallarınızla kendinizle gayret gösterin / ceht gösterin / cihat edin, eğer bilirseniz ki bu sizin için iyidir / hayırlıdır. Şayet yakın bir fayda teklifi, kolay sefer sunulsa idi sana hemen tabi olurlardı, fakat, onlara bu, oldukça uzak ve meşakkatli / zorluklarla dolu bir iş olarak geldi, (Bizans’a bağlı Gassanilerle Tebuk seferi h.9 m 630) eğer gücümüz yetse idi, sizinle olurduk diye Allah’a yemin dahi ederler, onlar kendilerini helak ettiler, Allah biliyor ki onlar yalancıdırlar. Allah seni affetsin onlardan sadıklar ile yalancılar sana be lli olacağı zamana kadar beklemeyip niçin onlara iz in verdin? Allah’a ve ahiret gününe iman edenler malları ve kendileri ile cihat etmek konusunda senden izin istemezler, Allah sakınanları bilir. Senden izin isteyenler ise kesinlikle, Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyenlerdir, kalpleri kuşkuya düştü onlar kuşku içinde tereddüt eder dururlar. (Gitmesem mi acaba? ikilemi) Şayet çıkmayı dileselerdi, onun için belli bir hazırlık hazırlarlardı, (O yönde iradesi olanın hazırlanması da olur) fakat, Allah onların bu yaptıklarından hoşlanmadı ve onları sabitledi, onlara oturanlarla beraber oturun denildi. Şayet çıksalardı, sizin rahatsızlığınızı artırırlardı veya rahats ız olmanız için koşuştururlardı, sizi fitneye / sınamaya düşürürlerdi, sizin içinizde onları işitecek tipler de var, Allah zalimleri bilir. Onlar önceden de fitne çıkarmak istemişlerdi, senin işlerini ters düz etmişlerdi, ta ki sana gerçek geldi ve ta ki onlar hoşlanmasalar da Allah’ın işi / emri gün yüzüne çıktı. Onlardan bir kısmı, bize izin ver, bizi deneme / sınama diyor, dikkat edin böyle diyerek onlar yine bir sınamanın içindedirler, cehennem kesinlikle kafirleri kuşatmıştır. Sana bir güzellik dokunsa ondan kötü etkilenirler, sana musibet isabet ederse, daha önce biz işlerimizi ayarlamıştık derler, sevinerekten dönüp giderler, deki Allah’ın yazdığı dışında hiçbir şey bizlere isabet etmez / nasip olmaz, O bizim dostumuzdur, müminler Allah’ı vekil tayin ederler. De ki bize iki güzel şeyden birinin (Şehit veya Gazi olmak) gerçekleşmesini mi bekliyorsunuz? Biz de size Allah’ın yanındaki azabının yahut bizim elimizle bir azabın isabet etmesini bekliyoruz. O halde gözetleyin / gözlemleyin bizde sizlerle bera ber gözetliyoruz / hep beraber bekleyelim görelim.
De ki: "Bize iki iyiden (şehadet ya da zaferden) başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz, Allah’ın kendi katından veya bizim elimizle sizi bir azaba uğratmasını bekliyoruz. Bekleyin siz, biz de sizinle bekleyenleriz!"
De ki: "Bize yalnız iki iyilikten (ya gazilik veya şehidlikten) birini gözetmiyor musunuz? Ama biz, Allah'ın size ya kendi tarafından veya bizim ellerimizle bir azab ulaştırmasını gözetiyoruz. Haydi gözetin, biz de sizinle beraber gözetenleriz."
De ki: "Bizim için iki iyilikten biri dışında bir şey mi bekliyorsunuz? Biz de Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle size bir azap vermesini bekliyoruz. Hadi bekleyin! Biz de sizinle birlikte bekliyoruz."
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
De ki "Bizim için iki iyilikten biri dışında bir beklentiniz mi var? Bu arada biz de ya kendi katından ya da bizim elimizle Allah'ın sizi cezalandırmasını bekliyoruz. Haydi, bekleyin; sizinle birlikte biz de bekliyoruz."
De ki: Bize iki iyiden (şehadet ya da zaferden) başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz, Allah’ın kendi katından veya bizim elimizle sizi bir azaba uğratmasını bekliyoruz. Bekleyin siz, biz de sizinle bekleyenleriz!
De ki: -Bize iki iyiden başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz, Allah'ın kendi katından veya bizim elimizle sizi bir azaba uğratmasını bekliyoruz. Bekleyin siz, biz de sizinle bekleyenleriz!
De ki: "Bizim için iki güzelliğin birinden başkasını mı bekliyorsunuz? Biz de size Allah'ın, kendi katından veya bizim ellerimizle bir azap çarptırmasını bekliyoruz. Artık bekleyin, sizinle beraber biz de bekliyoruz."