Hac suresi

Hac suresi, 35. ayet

Hac suresi, 35. ayet. ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ ٱللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَٱلصَّٰبِرِينَ عَلَىٰ مَآ أَصَابَهُمْ وَٱلْمُقِيمِى ٱلصَّلَوٰةِ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ

elleẕîne iẕâ ẕükira-llâhü vecilet ḳulûbühüm veṣṣâbirîne `alâ mâ eṣâbehüm velmüḳîmi-ṣṣalâti vemimmâ razaḳnâhüm yünfiḳûn.

Diyanet İşleri

Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hac 32–38 · surenin 35. ayeti / 78
  1. Hac 32

    Bu böyle. Her kim de Allah'ın nişanelerini (kurbanlıklarını) yüceltirse, şüphesiz ki bu kalplerin takvasından (Allah'a karşı gelmekten sakınmasından)dır.

  2. Hac 33

    Sizin için onlarda belli bir zamana kadar birtakım yararlar vardır. Sonra da kurbanlık olarak varacakları yer Beyt-i Atik (Kabe)'dir.

  3. Hac 34

    Her ümmet için, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır. Şu halde yalnız O'na teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!

  4. 35

    Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.

  5. Hac 36

    Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah'ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah'ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik.

  6. Hac 37

    Onların etleri ve kanları asla Allah'a ulaşmaz. Fakat O'na sizin takvanız (Allah'a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele.

  7. Hac 38

    Şüphesiz, Allah inananları savunur. Doğrusu Allah hiçbir haini, nankörü sevmez.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

35. Daha sonra Yüce Allah, bu itaatkâr ve alçakgönüllülerin niteliklerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Onlar ki Allah anılınca” korkuları ve ta’zimleri dolayısı ile “kalpleri titrer.” Bundan dolayı da haram kılınan şeyleri terk ederler. Çünkü yalnızca Allah’tan korkar, yalnızca O’ndan dolayı kalpleri titrer. “Başlarına gelenlere” darlık ve sıkıntılara, çeşitli eziyetlere “sabreder”, bunların hiçbirisi dolayısı ile öfkelenmezler. Aksine Rablerinin rızası için, O’nun mükâfatını umarak ve ecrini bekleyerek sabrederler. “Namazı dosdoğru kılar” Yani bunlar, namazda yerine getirilmeleri gereken farzları da müstehabları da edâ ederek, zahir ve batın özellikleri ile birlikte ve ubudiyetin gereğini yerine getirerek eksiksiz ve dosdoğru şekli ile ifa ederler “ve kendilerini rızık olarak verdiklerimizden de infak ederler.” Buradaki infak; zekât, kefaret ve hanımların, kölelerin ve yakın akrabaların nafakalarını sağlamak gibi farz olan bütün nafaka türlerini kapsadığı gibi bütün çeşitleri ile sadaka verme kabilinden müstehab infakları da kapsar. Burada teb’îz/kısmilik ifade eden “من” kelimesinin getirilmesi, Allah’ın vermiş olduğu ve teşvik ettiği emirlerin kolaylığının anlaşılması ve bu infakın, Allah’ın ihsan ettiği rızkın küçük bir bölümü olduğunun bilinmesi içindir. Eğer Yüce Allah, bu rızkı kazanmayı kolaylaştırmamış ve rızık olarak ona ihsan etmemiş olsaydı, kulun bu rızkı elde etme güç ve imkânı olmazdı. O halde ey Allah’ın lütfu ile rızka mazhar olan kişi! Allah’ın sana vermiş olduğu rızıktan infak et ki, Allah da sana infak etsin ve lütfundan sana daha fazlasını versin.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yüce Allah anıldığında O'nun azabından korkarlar, emrine muhalefet etmekten uzak dururlar. Kendilerine bir musibet isabet ettiğinde sabrederler, namazı tam bir şekilde eda ederler ve Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiğinden hayır yolunda infak ederler.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلَّذِينَ ellezine onlar ki
  2. إِذَا iza zaman
  3. ذُكِرَ zukira anıldığı kök: ذكر
  4. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  5. وَجِلَتْ vecilet titrer kök: وجل
  6. قُلُوبُهُمْ kulubuhum kalbleri kök: قلب
  7. وَٱلصَّـٰبِرِينَ ve ssabirine ve sabrederler kök: صبر
  8. عَلَىٰ ala (başlarına)
  9. مَآ ma edene
  10. أَصَابَهُمْ esabehum isabet kök: صوب
  11. وَٱلْمُقِيمِى velmukimi ve ayağa kaldırırlar kök: قوم
  12. ٱلصَّلَوٰةِ s-salati salatı kök: صلو
  13. وَمِمَّا ve mimma ve şeylerden
  14. رَزَقْنَـٰهُمْ razeknahum kendilerini rızıkandırdığımız kök: رزق
  15. يُنفِقُونَ yunfikune (Allah yoluna) harcarlar kök: نفق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş)

    Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan…

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş)

    Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş)

    Onlar namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir.

  • Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş)

    Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç, Allah'a karşı gelmekten…

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş)

    "Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş…

  • Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)

    Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

  • Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)

    Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.

  • Aynı kök: وجل (5 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Mü'minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O'nun ayetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar Allah anıldığı zaman kalpleri titrer; başlarına gelene sabreder, namaz kılar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak ederler. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Enfâl 8:2-4.

Mustafa İslamoğlu

Onlar ki, ne zaman Allah anılsa kalpleri saygıyla ürperir ve başlarına gelen şeylere sabrederler; üstelik namazı hakkını vererek kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan çömertçe sarf ederler.

Muhammed Esed

Onlar ki, ne zaman Allah'tan söz edilse kalpleri saygı ve sakınmayla titrer; (onlar ki) başlarına gelen her türlü darlığa, sıkıntıya göğüs gererler; salatta devamlı ve duyarlıdırlar; ve kendilerine verdiğimiz rızıktan başkalarına da harcarlar.

Ahmed Hulusi

Onlar ki, "Allah" anıldığında o anlam şuurlarında haşyet oluşturur. . . Kendilerine isabet edenlere sabredenler ve salatı ikame edenlerdir. . . Kendilerini beslediğimiz yaşam gıdalarından, başkalarına da bağışlarlar.

Ali Bulaç

Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir.

Ali Özek ve heyeti

Onlar öyle kimseler ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) infâk ederler.

Ali Rıza Safa

Onlar, öyle kimselerdir ki, Allah anıldığında yürekleri ürperir ve başlarına gelene karşı dirençli olurlar. Namazı dosdoğru kılarlar; kendilerine geçimlik olarak verdiklerimizden de yardımlaşmak amacıyla paylaşırlar.

Bayraktar Bayraklı

Onlar, Allah anıldığında kalpleri ürperenler, başlarına gelene sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve verdiğimiz rızklardan Allah rızası için harcayanlardır.

Edip Yüksel

Onlar öyle kimselerdir ki, ALLAH'tan söz edildiğinde yürekleri ürperir. Başlarına gelene sabrederler, salatı gözetirler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan yardım için harcarlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar öyle kimselerdir ki, ALLAH'tan söz edildiğinde yürekleri ürperir. Başlarına gelene sabrederler, namazı gözetirler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan yardım için harcarlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ki Allah anıldığı zaman, kalpleri oynar; kendilerine gelen musibete sabreder; namazı devamlı kılar ve kendilerine verdiğimiz şeylerden başkalarına dağıtırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki Allah anıldığı vakıt kalbleri oynar ve kendilerine isabet edene sabırlı ve namaza devamlıdırlar ve kısmet ettiğimiz şeylerden infak da ederler

Erhan Aktaş

Onlar ki dipnot 1 Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, başlarına gelene sabrederler, dipnot 2 salatı ikame ederler, dipnot 3 kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden infak dipnot 4 ederler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Samimi İnsanlar.
  2. metne dön, dipnot 2
    Dayanmak, direnmek, yılgınlık ve usanç göstermemek, kararlı ve azimli olmak, sıkıntılara göğüs germek.
  3. metne dön, dipnot 3
    Yardımlaşmayı, dayanışmayı, destek olmayı canlı ve diri tutarlar.
  4. metne dön, dipnot 4
    İhtiyacı olana karşılıksız yardım ederler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar ki dipnot 1 Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, başlarına gelene sabrederler dipnot 2 , salatı ikame ederler dipnot 3 , kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden infak dipnot 4 ederler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Samimi insanlar.
  2. metne dön, dipnot 2
    Dayanmak, direnmek, yılgınlık ve usanç göstermemek, kararlı ve azimli olmak, sıkıntılara göğüs germek.
  3. metne dön, dipnot 3
    Yardımlaşmayı, dayanışmayı, destek olmayı canlı ve diri tutarlar.
  4. metne dön, dipnot 4
    İhtiyacı olana karşılıksız yardım ederler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar ki Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, başlarına gelene sabrederler dipnot 1 , salatı ikame ederler dipnot 2 , kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden infak dipnot 3 ederler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yılgınlığa düşmez, umutlarını kaybetmez, dayanır ve direnirler.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yardımlaşmayı, dayanışmayı, destek olmayı canlı ve diri tutarlar.
  3. metne dön, dipnot 3
    İhtiyacı olanlara karşılıksız verirler.

Gültekin Onan

Onlar ki, Tanrı anıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir.

Hasan Basri Çantay

(Öyle mutıy' ve mütevazi' olanlar ki) Allah anılınca onların kalbleri kork (u ile oyn) ar. Onları kendilerine isaabet eden (mihnetlere, zorluklara) sabredenlerdir. Namazı dosdoğru kılanlardır. Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden (Allah için) harcarlar.

İbni Kesir

Onlar ki; Allah anıldığı zaman kalbleri titrer. Başlarına gelenlere sabr eder, namaz kılar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.

Mehmet Alagaş

(25-38) Muhakkak ki kafirler, Allah yolundan ve Mescid - i Haram’ dan alıkoyarlar / geri çevirirler, ki o Mescid -i, oranın yerlisi insanlar ve yabancı / dışarıdan gelen insanlar için eşit seviyede olan bir yer yaptık, (Oraya sokmuyorlar) her kim orada zulmederek inançlarından dönmelerini dilerse, ona acıtıcı bir azap tattırırız. Kabe’nin / Beytin yerini İbrahim için belirleyip kondurmuştuk, bana hiçbir şeyi ortak koşma, evimi tavaf edenler için, kalkıp duranlar için, Rükû edenler için ve secde edenler için temiz tut . İnsanlar içinde haccı duyur / ilan et , yürüyerek ve geniş ova (amik) yollarından binek sırtında sana gelsinler, kendileri için birtakım menfaatlere şahit olsunlar, Allah’ın ismini hatırlayıp ansınlar, herkesçe belli / bilinen günlerde onları rızıklandırdığımız dört ayaklı hayvanlardan, onlardan kesip yesinler , fakiri de ve baisi de (fakir değil fakat şartları daha sıkıntılı durumda olanı da) yedirsinler / doyursunlar sonra kirlerini gidersinler, adaklarını ifa etsinler, Beyt-i Atik’i / Eski Evi / Beytullah’ı tavaf etsinler, sözün özü, her kim Allah’ın yasaklarına hürmet gösterir ise bu davranışı onun için Rabbin yanında hayırlıdır, sizin için tüm evcil hayvanlar şu okunacak olanlar hariç helal kılındı. Putlardan oluşan pislikten kaçının, asılsız sözlerden kaçının , (Bunlar bizim İlah’ımız, bereket heykeli vb. sözler) O’na ortak koşmadan, yönelme eğilimi sadece Allah olanlar olun / Hanifler olun (Putlara yönelmeyin) (Hanif; doğru yola yönelme eğilimli, cenif; doğru yoldan sapmaya eğilimli ) Allah’a ortak koşan biri, gökten düşmüş kuşların da kendisini kaptığı biri gibidir yahut Rüzgârın kendisini ıssız uzak bir mekâna sürüklediği / savurduğu biri gibidir. Sözün özü, her kim Allah’ın sembollerine / şiarlarına hürmet gösterirse (Safa Merve Arafat bir semboldür hürmet gerekir) Muhakkak ki bunlara hürmet, kalplerin sakınmasındandır / takvasından dolayıdır, (Takvalı kalp böyle yapar) size onlarda / şiarlarda belirli bir sürelik faydalar vardır, ardından gideceğiniz yeriniz / mahalliniz ise Beyt-i Atiktir. Her bir toplum için / ümmet için, onları rızıklandırdığımız evcil hayvanları keserken üzerlerine Allah’ı hatırlayıp söylemelerini içeren ibadet yöntemleri yaptık, ilahınız tek ilahtır / bir ilahtır , artık O’na teslim olun , alçak gönüllü olanları / muhbitleri müjdele. Onlar öyleleridir ki Allah hatırlatıldığında kalpleri ürperirler, kendilerine isabet eden şeylere de sabırlıdırlar, namazı da kalkıp kılarlar, rızıklandırdığımız şeylerden de başkalarına harcarlar. Büyükbaş hayvanı / Büdne’yi Allah’ın kutsal sembollerinden yaptık, onlarda sizin için iyilikler vardır , diz çöktürüp boğazladığınız da üzerlerine Allah’ın ismini anın , yanlarına doğru yıkıldıklarında ise artık onlardan yiyin , kanaatkâr olup istemeyene de aç olup isteyene de yedirin , bu şekilde o hayvanları sizler için emre amade yaptık / sizin güdümünüze verdik , böylelikle belki teşekkür ed ersiniz. Onların etleri de kanları da Allah’a ulaşmaz / nail olmaz , lakin sizin sakınmanız / takvanız O’na ulaşır, bu şekilde onları sizin emrinize amade eder ki sizi yola iletmesinden dolayı Allah’ı büyükleyesiniz (En büyük sensin diyebilesiniz) Güzel davrananları müjdele. Allah iman edenleri savunur / müdafisi olur , muhakkak ki Allah, ihanet tabiatlı olanları ve görmezden geleni / nankörü hiçbirini sevmez.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.

Süleyman Ateş

Onlar ki Allah anıldığı zaman kalbleri titrer. Başlarına gelene sabrederler, namazı kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yoluna) harcarlar.

Süleymaniye Vakfı

Onlar; Allah anılınca yürekleri titreyen, başlarına gelenler karşısında sabırlı davranan /duruşunu bozmayan, namazı düzgün ve sürekli kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayra harcayan kimselerdir dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar Allah anılınca yürekleri titreyen, başlarına gelenlere sabreden, namazı tam kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayra harcayan kimselerdir.

Şaban Britch

Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Başlarına gelene sabrederler, namazı ikame ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan harcarlar.

Şaban Piriş

Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan bağışlarlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar öyle insanlardır ki, Allah anıldığında kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namazı gözetirler. Ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak ederler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

b) Who lift to Allah their inward sight while their innermost being is actuated with the feeling of dread mingled with veneration at the mention and the thought of Him.

Abdul Haleem

whose hearts fill with awe whenever God is mentioned, who endure whatever happens to them with patience, who keep up the prayer, who give to others out of Our provision to them.

Abdullah Yusuf Ali

To those whose hearts when Allah is mentioned, are filled with fear, who show patient perseverance over their afflictions, keep up regular prayer, and spend (in charity) out of what We have bestowed upon them.

Abul A'la Maududi

whose hearts shiver whenever Allah is mentioned, who patiently bear whatever affliction comes to them, who establish Prayer, and who spend (for good purposes) out of what We have provided them. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It means that righteous people spend their lawful provisions in the way of Allah to meet their own and their dependents’ lawful needs, to help their relatives, neighbors and other needy people, on public works and propagation of the word of Allah. It does not include expenditure in unlawful ways for unlawful purposes. The Quranic term lnfaq implies neither over spending nor being miserly and stingy, but spending one’s wealth on himself and others according to his means and status in society.

Aisha Bewley

whose hearts quake at the mention of Allah, and who are steadfast in the face of all that happens to them, those who establish salat and give of what We have provided for them.

Al-Hilali & Khan

Whose hearts are filled with fear when Allâh is mentioned and As-Sabirûn [who patiently bear whatever may befall them (of calamities)]; and who perform As-Salât (Iqâmat-as-Salât), and who spend (in Allâh’s Cause) out of what We have provided them.

Ali Quli Qarai

—those whose hearts tremble with awe when Allah is mentioned, and who are patient through whatever visits them, and who maintain the prayer and spend out of what We have provided them.

Amatul Rahman Omar

Whose hearts are filled with awe when the name of Allâh is mentioned and who are patiently persevering in whatever (of the afflictions) befalls them, and who observe Prayer and spend from that which We have provided them.

Arthur John Arberry

who, when God is mentioned, their hearts quake, and such as endure patiently whatever visits them, and who perform the prayer, and expend of what We have provided them.

Bijan Moeinian

When such people hear the name of God, their hearts are filled with awe. They patiently deal with the difficulties of life, worship god on regular basis, and spend a part of what God has given them in the way of God (charity.)

E. Henry Palmer

whose hearts when God is mentioned are afraid, and to those who are patient of what befalls them, and to those who are steadfast in prayer and of what we have given them expend in alms.

Edip-Layth

Those who, when God is mentioned, their hearts revere, and they are patient to what befalls them, and they hold the contact prayer, and from what We provide them they give charity.

George Sale

whose hearts, when mention is made of God, are struck with fear; and unto those who patiently endure that which befalleth them; and who duely perform their prayers, and give alms out of what We have bestowed on them.

Hamid S. Aziz

To every nation have We appointed rites, that they may mention the name of Allah over the sustenance He has provided them from animals fit for food; and your God is one God; to Him then surrender, and give glad tidings to the humble,

Mahmoud Ghali

Who, when Allah is mentioned, their hearts are tremulous, and the patient ones (in face) of whatever afflicts them, and the ones keeping up the prayer and (who) expend of whatever We have provided them.

Marmaduke Pickthall

Whose hearts fear when Allah is mentioned, and the patient of whatever may befall them, and those who establish worship and who spend of that We have bestowed on them.

Mohamed Ahmed - Samira

Whose hearts are filled with awe when the name of God is mentioned before them, who endure with fortitude what befalls them, and fulfil their moral obligations, and expend of what We have given them.

Muhammad Asad

all whose hearts tremble with awe whenever God is mentioned, and all who patiently bear whatever ill befalls them, and all who are constant in prayer and spend on others out of what We provide for them as sustenance.

Mustafa Khattab

those whose hearts tremble at the remembrance of Allah, who patiently endure whatever may befall them, and who establish prayer and donate from what We have provided for them.

Progressive Muslims

Those who, when God is mentioned, their hearts revere, and they are patient to what befalls them, and they hold the contact-method, and from what We provide them they spend.

Rashad Khalifa

They are the ones whose hearts tremble upon mentioning GOD, they steadfastly persevere during adversity, they observe the Contact Prayers (Salat), and from our provisions to them, they give to charity.

Sahih International

Who, when Allah is mentioned, their hearts are fearful, and [to] the patient over what has afflicted them, and the establishers of prayer and those who spend from what We have provided them.

Sam Gerrans

Whose hearts are afraid when God is remembered, and those patient over what befalls them, and who uphold the duty, and of what We have provided them they spend.

Shabbir Ahmed

The truly humble are those whose hearts tremble with awe whenever Allah is mentioned (8:2). And they steadfastly bear whatever ill befalls them. And they constantly strive to establish and consolidate the Divine System and spend the wealth that We have given them, on their fellow human beings.

Syed Vickar Ahamed

(To those) whose hearts are filled with fear, when (the Name of) Allah is mentioned— And who show patient steadfastness over their sorrows, perform regular prayer, and spend (in charity) from what We have given to them.

Taqi Usmani

those whose hearts are filled with awe when Allah is remembered, and who observe patience against whatever befalls them, and who are steadfast in Salāh, and who spend (in the way of Allah) out of what We have given to them.

The Monotheist Group

Those who, when God is mentioned, their hearts reverence, and they are patient to what befalls them, and they hold the contact prayer, and from what We provide them they spend.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hac suresi, 35. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hac suresi, 35. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hac suresi, 35. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩