Diyanet İşleri
Hükümranlık elinde olan Allah, yücedir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Mülk suresi · 1–5. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Mülk suresi, 1. ayet. تَبَٰرَكَ ٱلَّذِى بِيَدِهِ ٱلْمُلْكُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
Hükümranlık elinde olan Allah, yücedir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Otoritenin tek sahibi olan (Allah) yüceler yücesidir; O her şeye gücü yetendir.
Mutlak hükümranlık kudret elinde bulunan (Allah) ne yüce, ne ulu bir bereket kaynağıdır; ve O her şeye kadirdir.
Hükümranlığın sahibi olan Allah kutludur, yücedir; O her dilediğini yapmaya kadirdir.
Mülk (fiiller boyutu) elinde olan (onu her an dilediğince tedbir eden) ne yücedir! O, her şeye Kaadir'dir.
Mülk elinde bulunan (Allah) ne yücedir. O, her şeye güç yetirendir.
Mutlak hükümranlık elinde olan Allah, yüceler yücesidir ve O'nun her şeye gücü yeter.
Ne yücedir ki, Yönetim, O'na özgüdür. Çünkü O, her şeye Gücü Yetendir.
Hükümranlığın sahibi olan Allah, yüceler yücesidir ve O'nun gücü her şeye yeter.
Yönetimi elinde bulunduran çok yücedir. O her şeye Kadirdir.
Yönetimi elinde bulunduran çok yücedir. O herşeye Kadirdir.
Ne yücedir O ki, mülk O'nun elindedir ve O, herşeye gücü yetendir.
Ne yücedir o ki mülk onun elinde ve o her şey'e kadirdir
Mutlak egemenliği elinde bulunduran Allah, ne kutludur! O, Her Şeye Gücü Yeten'dir.
Mutlak egemenliği elinde bulunduran Allah, ne kutludur! O, Her Şeye Gücü Yeten'dir.
Mutlak egemenliği elinde bulunduran Allah, ne kutludur! O, Her Şeye Gücü Yeten'dir.
Mülk elinde bulunan (Tanrı) ne yücedir. O, her şeye güç yetirendir.
(Bütün) mülk (-ü tasarruf, ilahi kudretinin) elinde bulunan (Allah) ın şanı ne yücedir! O, her şey'e hakkıyle kaadirdir.
Şanı yücedir, bütün mülk elinde olanın. Ve O; her şeye kadirdir.
(1-5) Egemenliği / Mülkiyeti elinde bulunduran ne mübarektir, işte O, her şey üzerine iktidar sahibidir / muktedirdir, ölümü ve hayatı hangilerinizin güzel işler yapacağının belirlenmesi için yarattı, O saygıdeğerdir, bağışlayandır. O ki yedi semayı tabakalar halinde yarattı, Rahman’ın yaratmasında biz aykırılık / uyumsuzluk göremezsin, gözünü geri çevir bak, bir çatlak / yarık görebilir misin? Sonra ikinci bir kere daha gözünü geri çevir bak, bakışın tedirgin ve yorgun olarak sana geri dönecektir. Dünyanın semas ını yıldızlarla süsledik, onda (semada) şeytanlara atılması için taşlar yaptık , onlara (şeytanlara) çılgın ateş azabını hazırladık,
Bütün mülk elinde olan Allah, yüceler yücesidir ve Onun her şeye gücü yeter.
Mülk (mutlak hükümranlık ve yönetim), elinde bulunan yüce Allah, kutludur. O'nun herşeye gücü yeter.
Bütün hakimiyeti elinde tutan Allah, ne yüce bir bereket kaynağıdır dipnot 1 ! O, her şeye bir ölçü koyandır.
Bütün yetkileri elinde tutan Allah pek yücedir. Her şeye bir ölçü koyan O'dur.
Bütün mülk elinde olan Allah, yüceler yücesidir, hayrı boldur ve O'nun her şeye gücü yeter.
Hakimiyeti elinde bulunduran ne yücedir. Onun her şeye gücü yeter!
Mülk ve yönetim elinde bulunan o Allah ne yücedir! O, her şeye Kadir'dir.
Mülk suresi, 2. ayet. ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْمَوْتَ وَٱلْحَيَوٰةَ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْغَفُورُ
O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.
Hanginizin daha güzel davranacağınızı denemesi için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O güçlüdür, çok bağışlayandır.
O, ölümü ve hayatı hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için yaratmıştır. O mutlak üstün ve yüce olandır, eşsiz ve benzersiz bağışlayandır.
O, hem ölümü, hem de hayatı yaratmıştır ki sizi sınamaya tabi tutsun (ve böylece) davranış yönünden hanginiz daha iyidir (onu göstersin) ve yalnız O(nun) kudret sahibi ve çok bağışlayıcı (olduğuna sizi inandırsın).
Ortaya koyacaklarınız itibarıyla hanginizin daha mükemmel olduğunu yaşatmak için ölümü ve hayatı yaratan "HU"dur! O, Aziyz'dir, Ğafur'dur.
O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır.
O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.
O, hanginizin daha güzel edimler yapacağını sınamak için, ölümü ve yaşamı yaratmıştır. Çünkü O, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.
Hanginizin daha güzel/iyi amel yapacağınızı denemek için yoklukla varlığı yaratan, O'dur. O mutlak galiptir; affedicidir.
Hanginizin daha güzel işler yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, Üstündür, Bağışlayandır.
Hanginizin daha güzel işler yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, Üstündür, Bağışlayandır.
O ki, ölümü ve dirimi yarattı, sizi imtihana çekip hanginizin davranış bakımından daha güzel olduğunu bildirmek için. O öyle güçlü, bağışlayandır
O ki ölümü ve dirimi kadir edip yarattı, sizi imtihana çekip şunu bildirmek için ki hanginiz amelce daha güzel, hem o öyle aziz, öyle gafur.
Hanginizin daha iyi iş yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. dipnot 1 O, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.
Hanginizin daha iyi iş yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.
Hanginizin daha iyi iş yapacağını sınamak için ölümü dipnot 1 ve hayatı yaratan O'dur. O, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.
O, amel bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır.
O, hanginizin daha güzel amel (ve hareket) edeceğini (hakkınızda) imtihan etmek için ölümü de, dirimi de takdir eden ve yaratandır. O, gaalib-i mutlakdır, çok yarlığayıcıdır.
Hanginizin daha iyi amel işlediğini denemek için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. Ve O; Aziz'dir, Gafur'dur.
(1-5) Egemenliği / Mülkiyeti elinde bulunduran ne mübarektir, işte O, her şey üzerine iktidar sahibidir / muktedirdir, ölümü ve hayatı hangilerinizin güzel işler yapacağının belirlenmesi için yarattı, O saygıdeğerdir, bağışlayandır. O ki yedi semayı tabakalar halinde yarattı, Rahman’ın yaratmasında biz aykırılık / uyumsuzluk göremezsin, gözünü geri çevir bak, bir çatlak / yarık görebilir misin? Sonra ikinci bir kere daha gözünü geri çevir bak, bakışın tedirgin ve yorgun olarak sana geri dönecektir. Dünyanın semas ını yıldızlarla süsledik, onda (semada) şeytanlara atılması için taşlar yaptık , onlara (şeytanlara) çılgın ateş azabını hazırladık,
O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O; mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.
O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.
Süleymaniye Vakfı — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Ölümü ve hayatı yaratan odur dipnot 1 . Bunlar; hanginiz daha güzel iş yapacak diye sizi yıpratıcı bir imtihandan geçirmek içindir. O güçlüdür, bağışlayıcıdır.
Ölümü ve hayatı, hanginizin daha iyi amel edeceğini denemek için yaratan O’dur. Çok güçlü ve bağışlayıcı O’dur!
Ölümü ve hayatı, hanginizin daha iyi çalışacağını denemek için yaratan O'dur, Güçlü ve bağışlayıcı O'dur!
Hanginizin daha güzel iş yapacağını belirlemek için sizi imtihana çekmek üzere ölümü ve hayatı yaratan O'dur. Aziz'dir O, Gafur'dur.
Mülk suresi, 3. ayet. ٱلَّذِى خَلَقَ سَبْعَ سَمَٰوَٰتٍ طِبَاقًا مَّا تَرَىٰ فِى خَلْقِ ٱلرَّحْمَٰنِ مِن تَفَٰوُتٍ فَٱرْجِعِ ٱلْبَصَرَ هَلْ تَرَىٰ مِن فُطُورٍ
O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahman'ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun?
Yedi kat göğü dipnot 1 tabaka tabaka (birbiriyle uyumlu) dipnot 2 yaratan da O'dur. Rahmân'ın yaratmasında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Gözü(nü) çevir (de bir bak), herhangi bir kusur görebilecek misin!
O, yedi göğü eşsiz bir uyum içinde yaratmıştır; Rahman'ın yaratışında bir düzensizlik göremezsin; haydi, çevir gözünü de bir bak bakalım: bir kusur ve başıboşluk görebilecek misin?
Yedi göğü birbiriyle tam bir uyum içinde yaratan O, (ne yüce)dir! Rahman'ın yaratışında hiçbir aksaklık göremezsin. Gözünü bir kez daha (ona) çevir! Hiç kusur görüyor musun?
Semaları yedi boyut (halinde) yaratan "HU"dur! Rahman'ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin! Hadi bakışını döndür de bak! Bir kopukluk - uyuşmazlık görüyor musun?
O, biri diğeriyle 'tam bir uyum' (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiçbir 'çelişki ve uygunsuzluk' (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun?
O ki, birbiri ile âhenktar yedi göğü yaratmıştır. Rahmân olan Allah'ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir yarık (çatlak) görebiliyor musun?
O, yedi gök katını tam bir uyum içinde yaratmıştır. Bağışlayanın yaratışında bir aksaklık göremezsin. Haydi, bakışlarını çevir; bir çarpıklık görüyor musun? dipnot 524
Yedi kat göğü birbiri üzerine tabaka tabaka yaratan da O'dur. Rahman'ın yaratmasında bir uyumsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bak, bir bozukluk görüyor musun?
O yedi göğü birbiriyle uyumlu evreler halinde yaratmıştır. Rahman'ın yaratışında herhangi bir kusur bulamazsın. Bakışlarını yönelt de bak; herhangi bir çatlak görebiliyor musun?
O yedi göğü kat kat yaratmıştır. Rahman'ın yaratışında her hangi bir kusur bulamazsın. Bakışlarını yönelt de bak; herhangi bir çatlak görebiliyor musun?
O ki, birbirine uygun yedi gök yaratmıştır. O Rahman'ın yarattığında hiçbir nizamsızlık göremezsin. Haydi çevir gözü(nü), görebilir misin hiçbir çatlak, bir kusur?
O ki yedi sema yaratmış birbiriyle mutabık, göremezsin o rahmanın yarattığında hiçbir nizamsızlık, haydi çevir gözü görebilir misin hiçbir çatlak, bir kusur?
Gökleri yedi tabaka halinde yaratan O'dur. Rahman'ın yaratmasında bir düzensizlik göremezsin. Bak bakalım, işleyiş yasalarında bir uygunsuzluk görebilecek misin?
Gökleri yedi tabaka halinde yaratan O'dur. Rahman'ın yaratmasında bir düzensizlik göremezsin. Bak bakalım, işleyiş yasalarında bir uygunsuzluk görebilecek misin?
Gökleri yedi tabaka dipnot 1 halinde yaratan O'dur. Rahman'ın yaratmasında bir düzensizlik göremezsin. Bak bakalım, işleyiş yasalarında bir uygunsuzluk görebilecek misin?
O, biri diğeriyle 'tam bir uyum' (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahmanın yaratmasında hiçbir 'çelişki ve uygunsuzluk' (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip gezdir; herhangi bir çatlaklık (futur) görüyor musun?
O, birbiriyle ahenkdar yedi gök yaratmış olandır. O çok esirgeyici (Allah) ın yaratışında hiçbir nizamsızlık görmezsin. İşte gözü (nü bir defa daha göğe) çevir, (bak, orada) hiçbir çatlak görecek misin?
O ki; yedi göğü kat kat yaratmıştır. Sen Rahman'ın yaratmasında bir düzensizlik bulamazsın. Gözünü çevir de bak, bir aksaklık görebilir misin?
(1-5) Egemenliği / Mülkiyeti elinde bulunduran ne mübarektir, işte O, her şey üzerine iktidar sahibidir / muktedirdir, ölümü ve hayatı hangilerinizin güzel işler yapacağının belirlenmesi için yarattı, O saygıdeğerdir, bağışlayandır. O ki yedi semayı tabakalar halinde yarattı, Rahman’ın yaratmasında biz aykırılık / uyumsuzluk göremezsin, gözünü geri çevir bak, bir çatlak / yarık görebilir misin? Sonra ikinci bir kere daha gözünü geri çevir bak, bakışın tedirgin ve yorgun olarak sana geri dönecektir. Dünyanın semas ını yıldızlarla süsledik, onda (semada) şeytanlara atılması için taşlar yaptık , onlara (şeytanlara) çılgın ateş azabını hazırladık,
Gökleri, üst üste yedi kat yaratan O’dur. Rahman’ın yaratmasında bir düzensizlik göremezsin. Gözünü çevir de bak, (gökte) bir çatlak görüyor musunuz?
O, yedi göğü, birbiri üzerinde tabaka, tabaka yarattı, Rahman'ın yaratmasında bir aykırılık, uygunsuzluk görmezsin. Gözü(nü) döndür de bak, bir bozukluk görüyor musun?
Süleymaniye Vakfı — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Üst üste yedi kat göğü yaratan da O'dur. Rahman'ın yaratmasında bir uyumsuzluk göremezsin. Bakışlarını bir daha çevir; bir çatlak görebilir misin?
Gökleri üst üste yedi kat yaratan O’dur. Rahman’ın yaratmasında bir düzensizlik göremezsin. Gözünü çevir de bak (gökte) bir çatlak görüyor musunuz?
Gökleri yedi kat yaratan O'dur. Rahman'ın yaratmasında bir düzensizlik göremezsin. Gözünü çevir de bak (gökte) bir çatlak görüyor musunuz?
Birbiriyle uyum ve ahenk içinde yedi gökleri yaratan da O'dur. O Rahman'ın yaratışında/yarattıklarında herhangi bir uyuşmazlık, aykırılık, çelişme göremezsin. Bir kez daha bak! Bir çatlaklık, bir uyuşmazlık görüyor musun?
Mülk suresi, 4. ayet. ثُمَّ ٱرْجِعِ ٱلْبَصَرَ كَرَّتَيْنِ يَنقَلِبْ إِلَيْكَ ٱلْبَصَرُ خَاسِئًا وَهُوَ حَسِيرٌ
Sonra tekrar tekrar bak; bakışların (aradığı çatlak ve düzensizliği bulamayıp) aciz ve bitkin halde sana dönecektir.
Sonra tekrar tekrar gözü(nü) çevir (de bak; sonunda) göz(lerin) bitkin bir şekilde yorgun olarak sana geri dönecektir.
Sonra tekrar tekrar çevir gözünü de bir bak; bakışın yılgın ve bezgin bir şekilde sana geri dönecektir.
Evet, gözünü tekrar tekrar (ona) çevir: (her seferinde) bakışın, şaşkın ve bezgin bir şekilde önüne geri dönecektir...
Sonra bakışını iki kere daha döndür de bak! Bakışın en yorgun (aradığın kusuru bulamamış halde), hor-hakir olarak sana döner!
Sonra gözünü iki kere daha çevirip gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir.
Sonra gözünü, tekrar tekrar çevir bak; göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir.
Sonra, bakışlarını birçok kez çevir; umarsız ve tükenmiş bir biçimde bakışların sana dönecektir.
Sonra tekrar tekrar yine bak; sonunda göz, aradığı bozukluğu bulamayıp güçsüz ve bitkin bir halde sana geri dönecektir.
Sonra tekrar tekrar bak; bakışların usanmış ve yenilmiş olarak sana döner.
Sonra tekrar tekrar bak; bakışların usanmış ve yenilmiş olarak sana döner.
Sonra gözü(nü) tekrar tekrar çevir; o göz, güçsüz, yorgun bir halde sana döner!
Sonra yine çevir gözü, tekrar tekrar, sana döner o göz bitab olarak zelil-ü hakir.
Sonra, tekrar tekrar bir daha bak! Gözlerin, bitkin ve aradığını bulamamış bir halde sana geri döner.
Sonra, tekrar tekrar bir daha bak! Gözlerin, bitkin ve aradığını bulamamış bir halde sana geri döner.
Sonra, tekrar tekrar bir daha bak! Gözlerin, bitkin ve aradığını bulamamış bir halde sana geri döner.
Sonra gözünü iki kere daha çevirip gezdir (yenkalib); o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir.
Sonra gözü (nü) iki kerre daha çevir. (Nihayet) o göz, hor ve hakir yine sana dönecekdir ve o, (artık bir kusur bulabilmekden) yorulmuşdur.
Sonra gözünü iki kere daha çevir; göz umduğunu bulamayıp bitkin ve yorgun sana dönecektir.
(1-5) Egemenliği / Mülkiyeti elinde bulunduran ne mübarektir, işte O, her şey üzerine iktidar sahibidir / muktedirdir, ölümü ve hayatı hangilerinizin güzel işler yapacağının belirlenmesi için yarattı, O saygıdeğerdir, bağışlayandır. O ki yedi semayı tabakalar halinde yarattı, Rahman’ın yaratmasında biz aykırılık / uyumsuzluk göremezsin, gözünü geri çevir bak, bir çatlak / yarık görebilir misin? Sonra ikinci bir kere daha gözünü geri çevir bak, bakışın tedirgin ve yorgun olarak sana geri dönecektir. Dünyanın semas ını yıldızlarla süsledik, onda (semada) şeytanlara atılması için taşlar yaptık , onlara (şeytanlara) çılgın ateş azabını hazırladık,
Sonra gözünü iki kere daha çevir (de bak). Göz hakir ve umudunu kesmiş bir halde sana döner.
Sonra gözü(nü) iki kez daha döndür (bak). Göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) umudu keserek hor ve bitkin bir halde sana döner.
Süleymaniye Vakfı — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Sonra bakışlarını iki defa daha çevir de bak, gözün umutsuz halde bitkin düşecektir.
Sonra gözünü, tekrar tekrar çevir bak! Göz aciz ve bitkin halde sana dönecektir.
Sonra tekrar çevir, o göz sana, bitkin ve aradığını bulamamış olarak geri dönecektir.
Sonra bakışı iki kez daha döndür! Umudunu kesmiş olarak döner sana göz. Utanmış, bitkin düşmüştür o.
Mülk suresi, 5. ayet. وَلَقَدْ زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِمَصَٰبِيحَ وَجَعَلْنَٰهَا رُجُومًا لِّلشَّيَٰطِينِ وَأَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابَ ٱلسَّعِيرِ
Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık. Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık ve (ahirette de) onlara alevli ateş azabını hazırladık.
Yemin olsun ki biz yakın göğü kandillerle süsledik dipnot 1 ve onları şeytanlar için kovucular yaptık. dipnot 2 Onlar için kavurucu azabı hazırladık.
Doğrusu Biz, en yakın göğü kandillerle süsledik; onları, Şeytan(lığa soyunan)lar için gayba dair spekülasyon aracı kıldık; ve onlar için yakıp kavuran bir azap hazırladık;
Biz, yeryüzüne en yakın olan gökleri ışıklarla süsledik ve onları (insanlar arasında bulunan) şeytan ruhluların boş ve anlamsız spekülasyonlarına konu yaptık ve onlar için yakıcı alevden bir azap hazırladık;
Andolsun ki dünyanın (düşünce) semasını, aydınlatıcılar (hakikat bilgileriyle) olarak donattık! Onları meydana getirdik ki, şeytanları (şeytani fikirleri) taşlayıp uzaklaştırmaları için! Onlar için alevli ateşin azabını hazırladık.
Andolsun, Biz en yakın olan göğü (dünya göğünü) kandillerle süsleyip donattık ve bunları, şeytanlar için taşlama birimleri (rücum) kıldık. Onlar için çılgınca yanan ateşin azabını hazırladık.
Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.
Ve gerçek şu ki, dünyaya yakın gök katını ışık kaynaklarıyla süsledik. Bunları, şeytanlar için taşlar yaptık. Ve onlar için, çılgın ateşin cezasını hazırladık. dipnot 525
Andolsun ki, biz en yakın göğü kandillerle süsledik. Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.
En aşağı göğü lambalarla süsledik ve onu sapkınlar için bir taşlama/kovma kıldık. Onlara alevli ateş azabını hazırladık.
En aşağı göğü lambalarla süsledik ve onları şeytanlar için bir taşlama kıldık. Onlara alevli ateş azabını hazırladık.
Andolsun ki, Biz o dünya göğünü takım takım kandillerle donattık ve onları şeytanlar için atmalar (atış yapılan mermiler) yaptık; ayrıca onlara o çılgın ateş azabını hazırladık.
Celalim hakkı için biz o dünya semayı takım takım kandillerle donattık ve onları Şeytanlar için (rucum) atmalar yaptık, hem onlar için o çılgın ateş azabını hazırladık (ki azab-ı Seıyr)
Ant olsun ki Biz, yakın gökyüzünü kandillerle süsledik. Onları, şeytanlar dipnot 1 için asılsız şeyler söyleme malzemesi yaptık. Onlar için ateşin azabını hazırladık.
Ant olsun ki Biz, yakın gökyüzünü kandillerle süsledik. Onları, şeytanlar dipnot 1 için asılsız şeyler söyleme malzemesi yaptık. Onlar için ateşin azabını hazırladık.
Ant olsun ki Biz, yakın gökyüzünü kandillerle süsledik. Onları, şeytanlar dipnot 1 için asılsız şeyler söyleme malzemesi yaptık. Onlar için ateşin azabını hazırladık.
Andolsun, biz en yakın olan göğü (dünya göğünü) kandillerle süsleyip donattık ve bunları, şeytanlar için taşlama birimleri (rücum) kıldık. Onlar için çılgınca yanan ateşin azabını hazırladık.
Andolsun ki biz yere en yakın olan göğü kandillerle donatdık. Bunları şeytanlara da atış taneleri yapdık ve onlara çılgın ateş (cehennem) azabı hazırladık.
Andolsun ki; Biz, yere en yakın göğü kandillerle donattık. Onlarla şeytanların taşlanmasını sağladık. Ve onlara, çılgın alevli azabı hazırladık.
(1-5) Egemenliği / Mülkiyeti elinde bulunduran ne mübarektir, işte O, her şey üzerine iktidar sahibidir / muktedirdir, ölümü ve hayatı hangilerinizin güzel işler yapacağının belirlenmesi için yarattı, O saygıdeğerdir, bağışlayandır. O ki yedi semayı tabakalar halinde yarattı, Rahman’ın yaratmasında biz aykırılık / uyumsuzluk göremezsin, gözünü geri çevir bak, bir çatlak / yarık görebilir misin? Sonra ikinci bir kere daha gözünü geri çevir bak, bakışın tedirgin ve yorgun olarak sana geri dönecektir. Dünyanın semas ını yıldızlarla süsledik, onda (semada) şeytanlara atılması için taşlar yaptık , onlara (şeytanlara) çılgın ateş azabını hazırladık,
Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık. Onları Şeytanlara atılan taşlar yaptık ve (ahirette de) onlara alevli ateş azabını hazırladık.
Andolsun biz, en yakın göğü lambalarla donattık ve onları, şeytanlar için taşlamalar yaptık. Ve o(şeyta)nlara da çılgın ateş azabını hazırladık.
Süleymaniye Vakfı — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
En yakın göğü kandillerle (yıldızlarla) süsledik. Orayı şeytanlar için taşlama yeri yaptık ve onlara alevli bir ateş hazırladık.
Gerçekten biz, en yakın göğü ışık veren yıldızlarla donattık. Onlarla şeytanlar için (atılacak) taşlar yaptık. Onlar için bir de çılgın alev azabını hazırladık.
Gerçekten biz, en yakın göğü ışık veren yıldızlarla donattık. Onlarla şeytanların bertaraf edilmesini sağladık. Onlar için bir de çılgın alev azabını hazırladık.
Yemin olsun ki, biz en yakın göğü kandillerle süsledik ve onları şeytanlara ateş taneleri yaptık. O şeytanlar için çılgın ateş azabını da hazırladık.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.