Mülk suresi · 6–12. ayetler

Cehennem ve uyarıcıyı yalanlayanların itirafı

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Mülk suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mülk suresi, 6. ayet. وَلِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    Diyanet İşleri

    Rablerini inkar edenler için cehennem azabı vardır. Ne kötü varılacak yerdir orası!

    Mehmet Okuyan

    Rablerine karşı kâfir olanlar için cehennem azabı vardır. Ne kötü varış yeridir (orası)!

    Mustafa İslamoğlu

    zira Rablerine karşı (böyle) nankörlük yapanları Cehennem azabı beklemektedir: ne berbat bir son duraktır.

    Muhammed Esed

    Çünkü, (bu şekilde) Rablerine karşı isyankar davranan herkesi cehennem azabı beklemektedir; orası, ne kötü bir varış yeridir!

    Ahmed Hulusi

    Hakikatlerini oluşturan Rablerini inkar edenler için cehennem azabı vardır! Ne kötü dönüş yeridir o!

    Ali Bulaç

    Rablerini inkar edenler için cehennem azabı vardır. Ne kötü dönüş yeridir o.

    Ali Özek ve heyeti

    Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. O, ne kötü dönüştür!

    Ali Rıza Safa

    Zaten Efendilerine nankörlük edenler için, cehennem cezası vardır; ne kötü bir varış yeridir.

    Bayraktar Bayraklı

    Rablerini inkar edenler için cehennem azabı vardır. Orası ne kötü bir varış yeridir!

    Edip Yüksel

    Rab'lerini inkar edenler cehennem cezasını hak etmişlerdir. Ne kötü bir duraktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rab'lerini inkar edenler cehennem cezasını hakketmişlerdir. Ne kötü bir duraktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kendi Rablerini inkar edenler için de cehennem azabı vardır. Ona gidiş de ne kötü sondur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kendilerinin rabbına küfredenler için de Cehennem azabı vardır, ona gidiş de ne fena akibettir

    Erhan Aktaş

    Kafirler için Cehennem azabı vardır. Ve o, ne kötü varış yeridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafirler için Cehennem azabı vardır. Ve o, ne kötü varış yeridir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler için Cehennem azabı vardır. Ve o, ne kötü varış yeridir.

    Gültekin Onan

    Rablerine küfredenler için cehennem azabı vardır. Ne kötü dönüş yeridir o.

    Hasan Basri Çantay

    Rablerine küfredenler için de (böyle) cehennem azabı vardır. O, ne kötü dönüşdür!

    İbni Kesir

    Rabblarına küfredenler için de cehennem azabı vardır. Ne kötü dönüş yeridir.

    Mehmet Alagaş

    (6-12) Kafirlere ise Rablerinden cehennem azabı var, o ne kötü bir yerdir, orayla buluştuklarında onun kaynarken ki solumasını işitirler, öfkesinden neredeyse çatlayacak, ona her bir insan yığını atıldıkça bekçileri onlara sorarlar , size bir uyarıcı gelmedi mi? Derler ki evet bize bir uyarıcı geldi biz yalanladık, Allah herhangi bir şey indirmemiştir siz (uyarıcılar) büyük bir sapma içindesiniz dedik, şayet biz işitseydik veya akletseydik, çılgın ateşin halkı içinde olmaz idik, günahlarını itiraf ettiler, ateş halkı uzakta olsun. Gayb olduğu halde Rablerinden korkanlar işte onlara , bağışlanma ve büyük bir ecir vardır. (İbda: yaratmaya var etmeye başlamak, süreci başlatmaktır, Takdir; varın sınırlarını ve dozunu ayarlamak (zehri ilaç yapan dozudur) İcat; vardan var etmektir , Halk; bu üç kavramı içerir, Halk; eşyanın var oluşuyla alakalı cevheri konulardaki yaratmaktır, Ceale ise: Eşyanın arazi eylemine yönelik yapmaktır. Bariu ise; yoktan var etmektir , Fâtır; fıtratlı yaratmaktır)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rablerini inkâr edenlere cehennem azabı vardır. Orası ne kötü bir varış yeri!

    Süleyman Ateş

    Rablerine nankörlük edenler için cehennem azabı vardır. Ne kötü gidilecek sonuçtur o!

    Süleymaniye Vakfı — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rablerini görmezlikten gelenler için cehennem azabı vardır. Ne kötü hale gelmektir o!

    Şaban Britch

    Rablerini küfredenler için de Cehennem azabı vardır. Ne kötü bir dönüş!

    Şaban Piriş

    Rab'lerini inkar edenler için de cehennem azabı vardır. Ne kötü bir son!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve Rablerine karşı nankörlük edenler için cehennem azabı vardır. Ne kötü bir dönüş yeridir o!

  2. Mülk suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mülk suresi, 7. ayet. إِذَآ أُلْقُوا۟ فِيهَا سَمِعُوا۟ لَهَا شَهِيقًا وَهِىَ تَفُورُ

    Diyanet İşleri

    Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı korkunç uğultuyu işitirler.

    Mehmet Okuyan

    Onlar oraya atıldıklarında, kaynarken (cehennemin) korkunç sesini duyacaklardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar oraya atıldıklarında, onun kaynayış homurtusunu işitecekler;

    Muhammed Esed

    Onlar, (cehennem)e atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı sesi duyacaklar,

    Ahmed Hulusi

    Onun içine atıldıklarında, o kaynayarak fışkırırken, onun gümbürtüsünü işitirler!

    Ali Bulaç

    İçine atıldıkları zaman, kaynayıp feveran ederken onun korkunç homurtusunu işitirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.

    Ali Rıza Safa

    İçine atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu duyacaklardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar cehenneme atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı sesi duyacaklar.

    Edip Yüksel

    Oraya atıldıkları zaman, onun kaynayıp tüterken uğultusunu işittiler. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Gelecekte gerçekleşecek Birçok olay Kuran'da geçmiş zaman kipiyle anlatılır. Tanrı'ya göre her şey gerçekleşmiştir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Oraya atıldıkları zaman, onun kaynayıp tüterken uğultusunu işittiler

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İçine atıldıklarında onun kaynarken çıkan hıçkırışını işitirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İçine atıldıkları vakıt onun öyle bir hıçkırışını işidirler ki feveran ediyordur.

    Erhan Aktaş

    Oraya atıldıklarında, onun kaynayan korkunç sesini duyarlar

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Oraya atıldıklarında, onun kaynayan korkunç sesini duyarlar

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Oraya atıldıklarında, onun kaynayan korkunç sesini duyarlar.

    Gültekin Onan

    İçine atıldıkları zaman, kaynayıp feveran ederken onun korkunç homurtusunu işitirler.

    Hasan Basri Çantay

    Onun içine atıldıkları zaman onun kaynar haldeki bed sesini işitdiler (işidirler).

    İbni Kesir

    Oraya atıldıklarında; onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.

    Mehmet Alagaş

    (6-12) Kafirlere ise Rablerinden cehennem azabı var, o ne kötü bir yerdir, orayla buluştuklarında onun kaynarken ki solumasını işitirler, öfkesinden neredeyse çatlayacak, ona her bir insan yığını atıldıkça bekçileri onlara sorarlar , size bir uyarıcı gelmedi mi? Derler ki evet bize bir uyarıcı geldi biz yalanladık, Allah herhangi bir şey indirmemiştir siz (uyarıcılar) büyük bir sapma içindesiniz dedik, şayet biz işitseydik veya akletseydik, çılgın ateşin halkı içinde olmaz idik, günahlarını itiraf ettiler, ateş halkı uzakta olsun. Gayb olduğu halde Rablerinden korkanlar işte onlara , bağışlanma ve büyük bir ecir vardır. (İbda: yaratmaya var etmeye başlamak, süreci başlatmaktır, Takdir; varın sınırlarını ve dozunu ayarlamak (zehri ilaç yapan dozudur) İcat; vardan var etmektir , Halk; bu üç kavramı içerir, Halk; eşyanın var oluşuyla alakalı cevheri konulardaki yaratmaktır, Ceale ise: Eşyanın arazi eylemine yönelik yapmaktır. Bariu ise; yoktan var etmektir , Fâtır; fıtratlı yaratmaktır)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Oraya atıldıklarında o kaynayıp coşarken onun korkunç sesini işitirler.

    Süleyman Ateş

    Oraya atıldıkları zaman onun öfkeli homurtusunu işitirler, kaynıyor:

    Süleymaniye Vakfı — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Oraya atıldıklarında, alevler saçarken çektiği havanın dipnot 1 uğultusunu işitirler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mekayis'ul-luğa.(s.540) شَهِيقً soluk almak manasına olup zıddı زفير soluk vermek demektir.

    Şaban Britch

    Oraya atıldıkları zaman, onun kaynarken çıkardığı (korkunç) uğultuyu duyarlar.

    Şaban Piriş

    Oraya atıldıkları zaman, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu duyarlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onun içine atıldıklarında, onun derinden gelen sesini işitirler. Feveran etmektedir o.

  3. Mülk suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mülk suresi, 8. ayet. تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ ٱلْغَيْظِ كُلَّمَآ أُلْقِىَ فِيهَا فَوْجٌ سَأَلَهُمْ خَزَنَتُهَآ أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَذِيرٌ

    Diyanet İşleri

    Neredeyse cehennem öfkeden çatlayacaktır! Oraya her bir topluluk atıldıkça oranın bekçileri onlara, "Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?" diye sorarlar.

    Mehmet Okuyan

    Neredeyse öfkeden çatlayacak! dipnot 1 Oraya (cehenneme) her bir grup atıldığında, (cehennemin) bekçileri onlara "Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?" diye soracaklar.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cehennemin bir canlı gibi konuşmasıyla ilgili bkz. Furkân 25:12; Kâf 50:30; Me‘âric 70:17.

    Mustafa İslamoğlu

    neredeyse öfkeden patlayacak... Günahkarların atıldığı her seferinde bekçiler, "Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?" diye soracaklar.

    Muhammed Esed

    neredeyse öfke ile patlarcasına (çıkardığı sesi); (ve) her grup (günahkarın) oraya her atılışında, bekçiler onlara soracak: "Size hiç uyarıcı gelmemiş miydi?"

    Ahmed Hulusi

    Gayzından (şiddetli taşmasından) neredeyse çatlayacak haldedir! Onun içine her bir bölük atıldıkça, muhafızları onlara: "Size bir uyarıcı gelmedi mi?" diye sorar.

    Ali Bulaç

    Öfkesinin şiddetinden neredeyse patlayıp parçalanacak. Her bir grup içine atıldığında, bekçileri onlara sorar: "Size bir uyarıcı gelmedi mi?"

    Ali Özek ve heyeti

    Neredeyse cehennem öfkesinden çatlayacak! Her ne zaman oraya bir topluluk atılsa, onun bekçileri onlara: Size, (bu azap ile) korkutucu bir peygamber gelmemiş miydi? diye sorarlar.

    Ali Rıza Safa

    Öfkesinden neredeyse çatlayacak gibidir. Her küme oraya atıldığında, onun bekçileri soracaklar: "Size uyarıcı gelmedi mi?"

    Bayraktar Bayraklı

    Neredeyse öfkeden çatlayacak! Her ne zaman oraya bir grup atılsa, onun bekçileri onlara, "Size uyarıcı bir peygamber gelmemiş miydi?" diye soracaklar.

    Edip Yüksel

    Nerede (nerdeyse) ise öfkeden patlayacak! İçine her ne zaman bir grup atılsa, oranın gardiyanları, "Size bir uyarıcı gelmedi mi?" diye sordular.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Neredeyse öfkeden patlayacak! İçine her ne zaman bir grup atılsa, oranın gardiyanları, 'Size bir uyarıcı gelmedi mi?' diye sodular.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hemen hemen öfkeden patlayacak gibi bir hale gelir, içine bir alay atıldıkça her defasında onun bekçileri onlara: "Size gocundurucu (uyarıcı) bir peygamber gelmedi mi?" diye sorarlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hemen hemen öfkeden patlıyacak gibi bir hale gelir, içine bir alay atıldıkça her def'asında onlara onun bekçileri "size kocundurucu bir Peygamber (bir nezir) gelmedi mi?" diye sorarlar.

    Erhan Aktaş

    Neredeyse öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya her grup atıldığında, onun bekçileri onlara: "Size uyarıcı gelmedi mi?" diye sorar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Neredeyse öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya her grup atıldığında, onun bekçileri onlara: "Size uyarıcı gelmedi mi?" diye sorar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Neredeyse öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya her grup atıldığında, onun bekçileri onlara: "Size uyarıcı gelmedi mi?" diye sorar.

    Gültekin Onan

    Öfkesinin şiddetinden neredeyse patlayıp parçalanacak. Her bir grup içine atıldığında, bekçileri onlara sorar: "Size bir uyarıcı gelmedi mi?"

    Hasan Basri Çantay

    Öfkesinden hemen hemen çatlayacak gibi olur o. (Onlardan) her güruh, içine atıldıkça kendilerine bekçileri sordular (sorarlar): "Size, (bu) azab ile korkutan (bir peygamber) gelmedi mi?"

    İbni Kesir

    Nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Her bir topluluk ona atıldığında, bekçileri onlara sorarlar: Size bir uyarıcı gelmedi mi?

    Mehmet Alagaş

    (6-12) Kafirlere ise Rablerinden cehennem azabı var, o ne kötü bir yerdir, orayla buluştuklarında onun kaynarken ki solumasını işitirler, öfkesinden neredeyse çatlayacak, ona her bir insan yığını atıldıkça bekçileri onlara sorarlar , size bir uyarıcı gelmedi mi? Derler ki evet bize bir uyarıcı geldi biz yalanladık, Allah herhangi bir şey indirmemiştir siz (uyarıcılar) büyük bir sapma içindesiniz dedik, şayet biz işitseydik veya akletseydik, çılgın ateşin halkı içinde olmaz idik, günahlarını itiraf ettiler, ateş halkı uzakta olsun. Gayb olduğu halde Rablerinden korkanlar işte onlara , bağışlanma ve büyük bir ecir vardır. (İbda: yaratmaya var etmeye başlamak, süreci başlatmaktır, Takdir; varın sınırlarını ve dozunu ayarlamak (zehri ilaç yapan dozudur) İcat; vardan var etmektir , Halk; bu üç kavramı içerir, Halk; eşyanın var oluşuyla alakalı cevheri konulardaki yaratmaktır, Ceale ise: Eşyanın arazi eylemine yönelik yapmaktır. Bariu ise; yoktan var etmektir , Fâtır; fıtratlı yaratmaktır)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Neredeyse Cehennem öfkeden çatlayacaktır! Oraya her bir topluluk atıldıkça oranın bekçileri onlara; “Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?” diye sorarlar.

    Süleyman Ateş

    Neredeyse öfkeden çatlayacak. Her topluluk onun içine atıldıkça onun bekçileri, onlara: "Size bir uyarıcı gelmedi mi?" diye sordu(lar).

    Süleymaniye Vakfı — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sanki öfkesinden çatlayacak gibidir. Her bir bölük Cehenneme atılırken bekçiler onlara: "Size bir uyarıcı gelmedi mi?" diye sorarlar.

    Şaban Britch

    Neredeyse öfkeden paramparça olacak. Ne zaman oraya bir grup atılsa, oranın bekçileri onlara sorar: Size bir uyarıcı gelmedi mi?

    Şaban Piriş

    Neredeyse öfkeden paramparça olacak, ne zaman oraya bir grup atılsa, oranın bekçileri onlara sorar: -Size bir uyarıcı gelmedi mi?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Öfkesinden çatlayacak hale gelir. İçine bir güruh atıldıkça, onun bekçileri bunlara sorarlar: "Size hiçbir uyarıcı gelmedi mi?"

  4. Mülk suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mülk suresi, 9. ayet. قَالُوا۟ بَلَىٰ قَدْ جَآءَنَا نَذِيرٌ فَكَذَّبْنَا وَقُلْنَا مَا نَزَّلَ ٱللَّهُ مِن شَىْءٍ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا فِى ضَلَٰلٍ كَبِيرٍ

    Diyanet İşleri

    Onlar da şöyle derler: "Evet, bize bir uyarıcı gelmişti. Fakat biz onu yalanlamış ve 'Allah hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz' demiştik."

    Mehmet Okuyan

    Onlar (cehennemdekiler) şöyle diyecekler: "Evet, elbette bize bir uyarıcı gelmişti fakat biz onu yalanlamış ve "Allah hiçbir şey indirmemiştir; siz sadece büyük bir sapkınlık içindesiniz!" demiştik. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:91; Yâsîn 36:15.

    Mustafa İslamoğlu

    "Evet, doğrusu bize bir uyarıcı gelmişti; fakat biz onu yalanladık ve "Allah hiçbir şey indirmemiştir; siz (elçiler) büyük bir şaşkınlık içindesiniz" demiştik" itirafında bulunacaklar.

    Muhammed Esed

    Onlar: "Evet" diyecekler, "aslında bize bir uyarıcı gelmişti, ama biz o'nu(n söylediklerini) yalanladık ve o'na: 'Allah (vahiy yoluyla) hiçbir şey indirmiş değildir! Siz (kendinizi uyarıcı olarak görenler) büyük bir yanılgı içindesiniz! dedik".

    Ahmed Hulusi

    (Cehennem ehli de) der ki: "Evet, gerçekten bize bir uyarıcı geldi de biz inanmayıp reddettik! 'Allah hiçbir şey inzal etmemiştir; sizin yaptığınız çok büyük bir sapıklıktır' dedik. "

    Ali Bulaç

    Onlar: "Evet" derler. "Bize gerçekten bir uyarıcı geldi. Fakat biz yalanladık ve: "Allah hiçbir şey indirmedi, siz yalnızca büyük bir sapmışlık içindesiniz, dedik."

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar şöyle cevap verirler: Evet, doğrusu bize, (bu azap ile) korkutan bir peygamber gelmişti; fakat biz (onu) yalan saymış ve: Allah'ın bir şey gönderdiği yok; siz olsa olsa büyük bir sapıklık içindesiniz! demiştik.

    Ali Rıza Safa

    Şöyle diyecekler: "Evet, öyle! Bize uyarıcı gelmişti; yine de biz yalanladık. Üstelik şunu söyledik: ‘Allah, hiçbir şey indirmemiştir. Siz, yalnızca büyük bir sapkınlık içindesiniz!' "

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar şöyle cevap verecekler: "Evet, doğrusu bize uyarıcı bir peygamber gelmişti; fakat biz onu yalanlamış ve 'Allah'ın bir şey gönderdiği yok; siz olsa olsa, bir sapıklık içindesiniz!' demiştik."

    Edip Yüksel

    Onlar da dediler ki, "Evet, bize bir uyarıcı gelmişti, ama biz yalanladık ve ‘ALLAH hiçbir şey indirmemiştir. Siz tümüyle sapıtmışsınız, ' dedik."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar da dediler ki, 'Evet, bize bir uyarıcı gelmişti, ama biz yalanladık ve, 'ALLAH hiçbir şey indirmemiştir. Siz tümüyle sapıtmışsınız,' dedik.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar: "Evet, bize gocundurucu (uyarıcı) bir peygamber geldi; ama biz ona inanmadık ve "Allah hiçbir şey indirmedi. Siz büyük sapıklık içindesiniz." diye yalanladık." derler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Evet, doğrusu bize kocundurucu bir Peygamber (bir nezir) geldi, fakat biz ona inanmadık ve Allah, hiçbir şey indirmedi, siz büyük bir dalal içindesiniz diye tekzib ettik, derler.

    Erhan Aktaş

    Onlar, "Evet, bize uyarıcı geldi, fakat biz onu yalanladık. Allah, hiçbir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapkınlık içindesiniz." dedik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, "Evet, bize uyarıcı geldi, fakat biz onu yalanladık. Allah, hiçbir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapkınlık içindesiniz." dedik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, "Evet, bize uyarıcı geldi, fakat biz onu yalanladık. Allah, hiçbir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapkınlık içindesiniz." dedik.

    Gültekin Onan

    Onlar: "Evet" derler. "Bize gerçekten bir uyarıcı geldi. Fakat biz yalanladık ve: "Tanrı hiçbir şey indirmedi, siz yalnızca büyük bir sapmışlık içindesiniz, dedik."

    Hasan Basri Çantay

    Onlar "Evet, dediler (derler), gerçek bize, (bu) azab ile korkutan peygamber gelmişdir. Fakat biz (onları) yalan saydık ve Allah hiç birşey indirmemişdir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz dedik".

    İbni Kesir

    Onlar: Evet, doğrusu bize bir uyarıcı geldi, ama biz yalanladık ve: Allah, hiç bir şey indirmemiştir. Siz, büyük bir sapıklık içindesiniz, dedik, derler.

    Mehmet Alagaş

    (6-12) Kafirlere ise Rablerinden cehennem azabı var, o ne kötü bir yerdir, orayla buluştuklarında onun kaynarken ki solumasını işitirler, öfkesinden neredeyse çatlayacak, ona her bir insan yığını atıldıkça bekçileri onlara sorarlar , size bir uyarıcı gelmedi mi? Derler ki evet bize bir uyarıcı geldi biz yalanladık, Allah herhangi bir şey indirmemiştir siz (uyarıcılar) büyük bir sapma içindesiniz dedik, şayet biz işitseydik veya akletseydik, çılgın ateşin halkı içinde olmaz idik, günahlarını itiraf ettiler, ateş halkı uzakta olsun. Gayb olduğu halde Rablerinden korkanlar işte onlara , bağışlanma ve büyük bir ecir vardır. (İbda: yaratmaya var etmeye başlamak, süreci başlatmaktır, Takdir; varın sınırlarını ve dozunu ayarlamak (zehri ilaç yapan dozudur) İcat; vardan var etmektir , Halk; bu üç kavramı içerir, Halk; eşyanın var oluşuyla alakalı cevheri konulardaki yaratmaktır, Ceale ise: Eşyanın arazi eylemine yönelik yapmaktır. Bariu ise; yoktan var etmektir , Fâtır; fıtratlı yaratmaktır)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar da şöyle derler: “Evet! Bize bir uyarıcı gelmişti. Fakat biz onu yalanlamış ve Allah hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz demiştik.”

    Süleyman Ateş

    Dediler: "Evet, bize uyarıcı geldi ama biz yalanladık ve: 'Allah hiçbir şey indirmedi, siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz' dedik."

    Süleymaniye Vakfı — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Evet" derler; "bize uyarıcı geldi ama biz yalana sarıldık; Allah hiç bir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapkınlık içindesiniz" dedik.

    Şaban Britch

    "Evet! Bir uyarıcı gelmişti. Fakat biz yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz dedik" derler.

    Şaban Piriş

    -Evet, bir uyarıcı gelmişti, fakat biz yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz, dedik derler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Derler ki: "Gelmedi olur mu? Bize uyarıcı geldi. Fakat biz yalanladık. Ve: 'Allah bir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapıklık içindesiniz, başka değil!' şeklinde konuştuk."

  5. Mülk suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mülk suresi, 10. ayet. وَقَالُوا۟ لَوْ كُنَّا نَسْمَعُ أَوْ نَعْقِلُ مَا كُنَّا فِىٓ أَصْحَٰبِ ٱلسَّعِيرِ

    Diyanet İşleri

    Yine şöyle derler: "Eğer kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli ateştekilerden olmazdık."

    Mehmet Okuyan

    "(Elçileri) dinleseydik yani dipnot 1 aklımızı kullansaydık şu alevli ateş halkı arasında olmazdık!" (diyecekler).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [ev] edatı "yani" şeklinde yorumlanmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve "Eğer biz (vahyi) işitmiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şimdi kavurucu ateşe müstehak olanlar arasında bulunmazdık" diyecekler.

    Muhammed Esed

    Ve onlar, "Eğer biz" diye ekleyecekler, "(bu uyarıları) dinlemiş olsaydık veya (en azından) kendi aklımızı kullansaydık, (şimdi) yakıcı ateşe müstehak olanlar arasında bulunmazdık!"

    Ahmed Hulusi

    Derler ki: "Eğer dinleseydik onları, aklımızı kullansaydık; alevli ateşte yanan halk içinde olmazdık!"

    Ali Bulaç

    Ve derler ki: "Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık, şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık."

    Ali Özek ve heyeti

    Ve: Şayet kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, (şimdi) şu alevli cehennemin mahkumları arasında olmazdık! diye ilâve ederler.

    Ali Rıza Safa

    Ve şöyle diyecekler: "Eğer dinleseydik veya aklımızı kullansaydık, alevli ateşin yoldaşları arasında olmazdık!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Eğer söz dinleseydik, yahut aklımızı kullansaydık, şu çılgın ateş halkı arasında bulunmazdık" diyecekler.

    Edip Yüksel

    "Dinleseydik veya aklımızı kullansaydık biz şu ateşin halkı içinde olmazdık" dediler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Dinleseydik veya aklımızı kullansaydık biz şu ateşin halkı içinde olmazdık,' dediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve derler ki: "Biz dinleseydik veya aklımızı kullansaydık, bu çılgın ateşin içinde bulunmazdık!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve biz işidir veya akl eder olsaydık bu Seıyr eshabı içinde bulunmazdık, derler

    Erhan Aktaş

    "Eğer dinlemiş veya düşünmüş olsaydık, şimdi alevli ateşin halkı içinde olmazdık." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Eğer dinlemiş veya düşünmüş olsaydık, şimdi alevli ateşin halkı içinde olmazdık." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Eğer dinlemiş veya düşünmüş olsaydık, şimdi alevli ateşin halkı içinde olmazdık." dediler.

    Gültekin Onan

    Ve derler ki: "Eğer dinlemiş olsaydık ya da akletseydik, şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık."

    Hasan Basri Çantay

    Ve (şunu) söylediler (söylerler): "Eğer bizi dinler, yahud aklımızı kullanır (insanlar) olsaydık şu çılgın cehennem yaranı içinde bulunmazdık."

    İbni Kesir

    Eğer kulak vermiş veya akletmiş olsaydık, bu çılgın alevli ateş halkı arasında bulunmazdık, derler.

    Mehmet Alagaş

    (6-12) Kafirlere ise Rablerinden cehennem azabı var, o ne kötü bir yerdir, orayla buluştuklarında onun kaynarken ki solumasını işitirler, öfkesinden neredeyse çatlayacak, ona her bir insan yığını atıldıkça bekçileri onlara sorarlar , size bir uyarıcı gelmedi mi? Derler ki evet bize bir uyarıcı geldi biz yalanladık, Allah herhangi bir şey indirmemiştir siz (uyarıcılar) büyük bir sapma içindesiniz dedik, şayet biz işitseydik veya akletseydik, çılgın ateşin halkı içinde olmaz idik, günahlarını itiraf ettiler, ateş halkı uzakta olsun. Gayb olduğu halde Rablerinden korkanlar işte onlara , bağışlanma ve büyük bir ecir vardır. (İbda: yaratmaya var etmeye başlamak, süreci başlatmaktır, Takdir; varın sınırlarını ve dozunu ayarlamak (zehri ilaç yapan dozudur) İcat; vardan var etmektir , Halk; bu üç kavramı içerir, Halk; eşyanın var oluşuyla alakalı cevheri konulardaki yaratmaktır, Ceale ise: Eşyanın arazi eylemine yönelik yapmaktır. Bariu ise; yoktan var etmektir , Fâtır; fıtratlı yaratmaktır)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yine derler ki: "Eğer biz dinleseydik ve aklımızı kullanmış olsaydık, cehennemlikler arasında olmazdık."

    Süleyman Ateş

    Ve dediler ki: "Eğer söz dinleseydik, yahut düşünseydik, şu çılgın ateşin halkı arasında bulunmazdık!"

    Süleymaniye Vakfı — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Keşke söz dinleseydik ya da aklımızı kullansaydık, şimdi bu alevli ateşin ahalisi içinde olmazdık" derler.

    Şaban Britch

    "Eğer dinlemiş veya akletmiş olsaydık bu ateş halkı için de olmazdık" derler.

    Şaban Piriş

    Eğer dinlemiş veya akletmiş olsaydık bu ateş halkı içinde olmazdık, derler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve derler ki: "Eğer söz dinleseydik yahut aklımızı çalıştırsaydık şu çılgın ateşin dostları arasında olmazdık."

  6. Mülk suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mülk suresi, 11. ayet. فَٱعْتَرَفُوا۟ بِذَنۢبِهِمْ فَسُحْقًا لِّأَصْحَٰبِ ٱلسَّعِيرِ

    Diyanet İşleri

    İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Artık alevli ateştekiler Allah'ın rahmetinden uzak olsun!

    Mehmet Okuyan

    Günahlarını itiraf etmiş (olacaklar). O alevli ateş halkı (merhametten) uzak olsun!

    Mustafa İslamoğlu

    Böylece günahlarını itiraf etmiş oldular: Olmaz olsun o harlı ateş ashabı!

    Muhammed Esed

    Onlar böylece günahlarının farkına varacaklar ama (o zaman) bütün güzellikler bu yakıcı ateşe mahkum olanlardan uzak bulunacak.

    Ahmed Hulusi

    Suçlarını böylece itiraf ettiler! Uzaklığı yaşasın dev alevli ateş ehli!

    Ali Bulaç

    Böylece kendi günahlarını itiraf ettiler. Çılgınca yanan ateşin halkına (Allah'ın rahmetinden) uzaklık olsun.

    Ali Özek ve heyeti

    Böylece günahlarını itiraf ederler. Artık (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun, o alevli cehennemin mahkûmları !

    Ali Rıza Safa

    Böylece, suçlarını kabul edecekler. "Artık, yok olsun; alevli ateşin yoldaşları!"

    Bayraktar Bayraklı

    Böylece günahlarını itiraf ederler. Artık o alevli cehennemin mahkumları rahmetten mahrumdurlar.

    Edip Yüksel

    Böylece günahlarını itiraf ettiler. Ateşin halkı uzak olsunlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Böylece günahlarını itiraf ettiler. Ateşin halkı uzak olsunlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte günahlarını itiraf ettiler. Kahrolsun, o halde çılgın ateş yarenleri!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte günahlarını i'tiraf ettiler, kahrolsun o halde eshab-ı Seıyr

    Erhan Aktaş

    Böylece suçlarını itiraf ettiler. Rahmetten uzak olsun Cehennemlikler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Böylece suçlarını itiraf ettiler. Rahmetten uzak olsun Cehennemlikler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Böylece suçlarını itiraf ettiler. Rahmetten uzak olsun Cehennemlikler.

    Gültekin Onan

    Böylece kendi günahlarını itiraf ettiler. Çılgınca yanan ateşin halkına (Tanrı'nın rahmetinden) uzaklık olsun.

    Hasan Basri Çantay

    Bu suretle günahlarını i'tiraaf etdiler (ederler). (Ko Allah) Cehennem yaranını (rahmetinden) koğsun!

    İbni Kesir

    Böylece günahlarını itiraf ettiler. Yok olsun çılgın alevli cehennem ashabı.

    Mehmet Alagaş

    (6-12) Kafirlere ise Rablerinden cehennem azabı var, o ne kötü bir yerdir, orayla buluştuklarında onun kaynarken ki solumasını işitirler, öfkesinden neredeyse çatlayacak, ona her bir insan yığını atıldıkça bekçileri onlara sorarlar , size bir uyarıcı gelmedi mi? Derler ki evet bize bir uyarıcı geldi biz yalanladık, Allah herhangi bir şey indirmemiştir siz (uyarıcılar) büyük bir sapma içindesiniz dedik, şayet biz işitseydik veya akletseydik, çılgın ateşin halkı içinde olmaz idik, günahlarını itiraf ettiler, ateş halkı uzakta olsun. Gayb olduğu halde Rablerinden korkanlar işte onlara , bağışlanma ve büyük bir ecir vardır. (İbda: yaratmaya var etmeye başlamak, süreci başlatmaktır, Takdir; varın sınırlarını ve dozunu ayarlamak (zehri ilaç yapan dozudur) İcat; vardan var etmektir , Halk; bu üç kavramı içerir, Halk; eşyanın var oluşuyla alakalı cevheri konulardaki yaratmaktır, Ceale ise: Eşyanın arazi eylemine yönelik yapmaktır. Bariu ise; yoktan var etmektir , Fâtır; fıtratlı yaratmaktır)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Artık alevli ateştekiler Allah’ın rahmetinden uzak olsun!

    Süleyman Ateş

    Günahlarını itiraf ettiler. O çılgın ateş halkına (Allah'ın acımasından) uzak olup ezilmek yaraşır!

    Süleymaniye Vakfı — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Böylece suçlarını itiraf ederler. O alevli ateş ahalisi için bundan sonrası tam bir perişanlıktır.

    Şaban Britch

    İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Uzak olsun çılgın ateş halkı!

    Şaban Piriş

    İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Kahrolsun çılgın ateş halkı!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Günahlarını işte böyle itiraf ettiler. Çılgın ateşin halkına böyle kahır yaraşır.

  7. Mülk suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Mülk suresi, 12. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ كَبِيرٌ

    Diyanet İşleri

    Görmedikleri halde Rablerinden korkanlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Beri yanda, Rablerine -O gaybi bir hakikat olmasına karşın- derin bir saygı duyanlara gelince: Onları tarifsiz bir bağış ve büyük bir ödül beklemektedir.

    Muhammed Esed

    (Buna karşılık,) kendi kavrayışlarının ötesinde olsa da Allah'tan korku ve ürperti duyanlar için bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.

    Ahmed Hulusi

    "Gayb"ları olarak Rablerinden haşyet duyanlara gelince, onlar için bir mağfiret ve büyük bir ecir vardır.

    Ali Bulaç

    Gerçek şu ki, Rablerinden gayb ile (O'nu görmedikleri halde) içleri titreyerek korkanlara gelince; onlar için bir mağfiret (bağışlanma) ve büyük bir ecir vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Fakat daha görmeden Rablerinden (azabından) korkanlara gelince, onlar için gerçekten hem bağışlanma hem de büyük mükâfat vardır.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, görmemelerine karşın, Efendilerine derin saygı duyanlar için, bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Fakat, daha görmeden Rablerine saygı duyanlara gelince; onlar için gerçekten hem bağışlanma hem de büyük ödül vardır.

    Edip Yüksel

    Kendi başlarına iken Efendi'lerine saygı duyanlar için bir bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendi başlarına iken Rab'lerine saygı duyanlar için bir bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü O Rablerine görmeden saygı besleyenler var ya, muhakkak ki, bağışlanma ve büyük bir mükafat onlar içindir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü o rablarına gıyabda saygı besliyenler yok mu, muhakkak ki mağfiret ve büyük bir ecir onlar içindir

    Erhan Aktaş

    Rabb'lerine gizlide dipnot 1 içtenlikle saygı duyanlara ise bağışlanma ve büyük ödül vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kimsenin olmadığı, görmediği ve bilmediği durumlarda.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'lerine gizlide dipnot 1 içtenlikle saygı duyanlara ise bağışlanma ve büyük ödül vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kimsenin olmadığı, görmediği ve bilmediği durumlarda.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'lerine gizlide dipnot 1 içtenlikle saygı duyanlara ise bağışlanma ve büyük ödül vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kimsenin olmadığı, görmediği ve bilmediği durumlarda.

    Gültekin Onan

    Gerçek şu ki, rablerinden gayb ile (O'nu görmedikleri halde) içleri titreyerek korkanlara gelince; onlar için bir mağfiret (bağışlanma) ve büyük bir ecir vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Filhakıyka, Rableri (nin azab) ından gıyaben korkanlar (yok mu?) onlar için hem mağfiret var, hem büyük mükafat.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki gayb ile Rabblarından korkanlar, işte onlar için, mağfiret ve büyük mükafat vardır.

    Mehmet Alagaş

    (6-12) Kafirlere ise Rablerinden cehennem azabı var, o ne kötü bir yerdir, orayla buluştuklarında onun kaynarken ki solumasını işitirler, öfkesinden neredeyse çatlayacak, ona her bir insan yığını atıldıkça bekçileri onlara sorarlar , size bir uyarıcı gelmedi mi? Derler ki evet bize bir uyarıcı geldi biz yalanladık, Allah herhangi bir şey indirmemiştir siz (uyarıcılar) büyük bir sapma içindesiniz dedik, şayet biz işitseydik veya akletseydik, çılgın ateşin halkı içinde olmaz idik, günahlarını itiraf ettiler, ateş halkı uzakta olsun. Gayb olduğu halde Rablerinden korkanlar işte onlara , bağışlanma ve büyük bir ecir vardır. (İbda: yaratmaya var etmeye başlamak, süreci başlatmaktır, Takdir; varın sınırlarını ve dozunu ayarlamak (zehri ilaç yapan dozudur) İcat; vardan var etmektir , Halk; bu üç kavramı içerir, Halk; eşyanın var oluşuyla alakalı cevheri konulardaki yaratmaktır, Ceale ise: Eşyanın arazi eylemine yönelik yapmaktır. Bariu ise; yoktan var etmektir , Fâtır; fıtratlı yaratmaktır)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Görmediği halde Rablerinden korkup çekinen kimseler için de elbette bir bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.

    Süleyman Ateş

    Fakat gizlide Rablerine saygılı olanlara gelince, onlar için bağış(lama) ve büyük mükafat vardır.

    Süleymaniye Vakfı — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İçten içe dipnot 1 Sahibinden korkanlara gelince, onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İçten" anlamı verdiğimiz kelime el- ğayb = الغيب‘dır. Bkz:Bakara 2/2 ve dipnotu.

    Şaban Britch

    Görmediği halde Rablerinden korkup çekinen kimseler için de elbette bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.

    Şaban Piriş

    Görmediği halde Rab'lerinden korkup çekinen kimseler için de elbette bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Görmedikleri halde Rablerinden ürperenlere gelince, onlar için bir bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.