Kıyâmet suresi · 16–19. ayetler

Vahyi acele alma

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Kıyâmet suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kıyâmet suresi, 16. ayet. لَا تُحَرِّكْ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِۦٓ

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.

    Mustafa İslamoğlu

    O sebeple aceleyle dilini oynatıp durma:

    Muhammed Esed

    (Vahyin sözlerini tekrarlarken) dilini hızla oynatıp durma;

    Ahmed Hulusi

    Onu dilinle tekrar etme, Onu acele (muhafaza) için.

    Ali Bulaç

    Onu (Kur'an'ı, kavrayıp belletmek için) aceleye kapılıp dilini onunla hareket ettirip durma.

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.

    Ali Rıza Safa

    Onu aceleye getirerek, dilini oynatıp durma.

    Bayraktar Bayraklı

    Vahyi ezberlemek için dilini acele kıpırdatma!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu aceleye getirip dilini oynatma.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Depretme ona dilini telaşından onu (tekrarlamak için)!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Depretme ona dilini ivedinden onu

    Erhan Aktaş

    Telaşla, geçiştirmeye çalışarak, dilini dolaştırıp durma! dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetin, Nebi'nin Kur'an'ı ezberlemesindeki aceleciliğini uyarı konusu edindiğine dair yapılan çeviriler doğru değildir. Gerek konu bütünlüğüne ve gerek ayetin bağlamına bakıldığında, "amel defterleri" kendilerine verilip, okumaları istenen Müşrikler'in nasıl bir şaşkınlık ve endişe içinde telaşa kapıldıkları ve deyim yerinde ise dillerinin damaklarına yapıştığını ifade etmektedir. Öncesi ve sonrası ayetler dikkate alınarak okunduğunda bunun böyle olduğu açıkça görülmektedir (17:14. ayetin dipnotu).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Telaşla, geçiştirmeye çalışarak, dilini dolaştırıp durma! dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetin, Nebi'nin Kur'an'ı ezberlemesindeki aceleciliğini uyarı konusu edindiğine dair yapılan çeviriler doğru değildir. Gerek konu bütünlüğüne ve gerek ayetin bağlamına bakıldığında, "amel defterleri" kendilerine verilip, okumaları istenen müşriklerin nasıl bir şaşkınlık ve endişe içinde telaşa kapıldıkları ve deyim yerinde ise dillerinin damaklarına yapıştığını ifade etmektedir. Öncesi ve sonrası ayetler dikkate alınarak okunduğunda bunun böyle olduğu açıkça görülmektedir. (Bak: 17:14)

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Telaşla, geçiştirmeye çalışarak, dilini dolaştırıp durma! dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetin, Nebi'nin Kur'an'ı ezberlemesindeki aceleciliğini uyarı konusu edindiğine dair yapılan çeviriler doğru değildir. Gerek konu bütünlüğüne ve gerek ayetin bağlamına bakıldığında, "amel defterleri" kendilerine verilip, okumaları istenen müşriklerin nasıl bir şaşkınlık ve endişe içinde telaşa kapıldıkları ve deyim yerinde ise dillerinin damaklarına yapıştığını ifade etmektedir. Öncesi ve sonrası ayetler dikkate alınarak okunduğunda bunun böyle olduğu açıkça görülmektedir. (Bkz. 17/İsra, 14)

    Gültekin Onan

    Onu (Kuran'ı, kavrayıp belletmek için) aceleye kapılıp dilini onunla hareket ettirip durma.

    Hasan Basri Çantay

    Onu acele (kavrayıb ezber) etmen için (Cebrail vahyi iyice bitirmeden) dilini onunla depretme.

    İbni Kesir

    Onu acele etmen için dilini onunla beraber oynatma.

    Mehmet Alagaş

    (16-19) Onunla, aceleyle dilini kımıldatma hareket ettirme. Mutlaka onu toparlaması ve onun okutulması bizim üzerimizedir. (O senin işin değil) O sana okunduğunda o okunana uy / tabi ol. Sonra onun açıklaması da bizim üzerimizedir (O da senin işin değil)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.

    Süleyman Ateş

    (Ey Muhammed,) Onu hemen okumak için diline depretme.

    Süleymaniye Vakfı

    (Ey Muhammed!) Acele edip onunla (indirilmesi tamamlanmamış ayet kümesi ile) dilini harekete geçirme /hüküm vermeye kalkma dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir konu ile ilgili ayetlerin tamamı aynı anda inmeyebilir (İsra 17/106). Bu ayet, Nebimizin bir konudaki bütünlüğü oluşturacak ayet kümesi tamamlanmadan hüküm vermesini yasaklamıştır (Taha 20/113-114).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Ona şöyle denir:) "Temize çıkmak için boşuna ağzını yorma.

    Şaban Britch

    Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.

    Şaban Piriş

    -Dilini acele ile hareket ettirip durma.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onu aceleye getiresin diye dilini onunla hareketlendirme!

  2. Kıyâmet suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kıyâmet suresi, 17. ayet. إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُۥ وَقُرْءَانَهُۥ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki onun toplanması ve okunması sadece bize aittir.

    Mustafa İslamoğlu

    Şüphesiz onun toplanması da okunuşu da bize düşer;

    Muhammed Esed

    çünkü onu (senin kalbine) yerleştirmek ve (gerektiğinde) okutturmak Bizim işimizdir.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki Onu cem' etmek ve Onun okunması bize aittir.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz, onu (kalbinde) toplamak ve onu (sana) okutmak bize ait (bir iş)tir.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz onu, toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak bize aittir.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Onu toplamak ve okutmak, Bize özgüdür. dipnot 552

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 552
      Bu ayet, Kur'an'ın, peygamberin ölümünden sonra insanlar tarafından toplandığını öne sürenlere kesin bir yanıttır. Parçalar biçiminde indirildiği ve Allah tarafından bölümlere ayrıldığı 17:106 ayetinde bildirilen Kur'an'ın, yine Allah tarafından toplandığı bu ayette açıkça bildirilmesine karşın, indiriliş sırası uydurmalarıyla, sure ve ayetlerin Allah tarafından yapılmış sıralaması değiştirilerek, kimi ayetlerin daha sonra indirildiği ve önceki ayetleri yürürlükten kaldırdığı yalanları yayılmıştır. Ayetteki tümce, kimi çevirilerde, "Senin kalbinde toplamak" biçiminde değiştirilerek, peygamberin yüreğinde toplandığı biçiminde anlamlar yüklenmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz onu kalbinde toplamak ve sana okutturmak yalnızca bize aittir.

    Edip Yüksel

    Onu toplamak da okutmak da bize düşer.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu toplamak da okutmak da bize düşer.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü onun derlenip toplanması Bize aittir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü bize aiddir onun cem'i ve Kur'anı

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz, onun toplanması ve okunması Bize aittir. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesaba çekilen kişinin yaptıklarının ve ihmal ettiklerinin bir bir okunması, ortaya konması Bizim işimizdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz, onun toplanması ve okunması Bize aittir. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesaba çekilen kişinin yaptıklarının ve ihmal ettiklerinin bir bir okunması, ortaya konması Bizim işimizdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz, onun toplanması ve okunması Bize aittir. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaptıklarının ve ihmal ettiklerinin bir bir okunması, ortaya konması Bizim işimizdir.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz, onu (kalbinde) toplamak ve onu (sana) okutmak bize ait (bir iş)tir.

    Hasan Basri Çantay

    Onu (göğsünde) toplamak, onu (dilinde akıtıb) okutmak şübhesiz bize aiddir.

    İbni Kesir

    Şüphesiz onu toplamak ve okutmak Bize aittir.

    Mehmet Alagaş

    (16-19) Onunla, aceleyle dilini kımıldatma hareket ettirme. Mutlaka onu toparlaması ve onun okutulması bizim üzerimizedir. (O senin işin değil) O sana okunduğunda o okunana uy / tabi ol. Sonra onun açıklaması da bizim üzerimizedir (O da senin işin değil)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz onu toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak bize aittir.

    Süleyman Ateş

    Onu (senin kalbinde) toplamak ve (sana) okumak bize düşer.

    Süleymaniye Vakfı

    Onu bir araya getirmek ve bir kur'an /anlam kümesi yapmak kesinlikle bizim işimizdir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Kur'an" kelimesi "toplamak, bir araya getirmek" anlamına gelen "k-r-e (ق-ر-أ)" kökünden mastardır. Bu fiilin ifade ettiği "toplama" anlamı bir "düzen ve ölçüt"ü içerir. Kur'an kelimesi pek çok ayette, "birbiriyle irtibatlı ayetlerin oluşturduğu küme" anlamında isim olarak kullanılır (İsra 17/106, Fussilet 41/3). Bir konuyu anlatan ana ayet (muhkem ayet) ile onu açıklayan benzer ayetler (müteşabih ayetler), o konuya ait anlam kümesini yani kur'an'ı oluşturur (Al-i İmran 3/7, Zümer 39/23). Allah'ın kitabına Kur'an denmesi de bütün sureleri toplayıp bir araya getiren büyük küme olması sebebiyledir. Kıyamet Suresi'nin bu ayetleri tefsirlerde, 'Muhammed aleyhisselamın kendisine gelen vahyin tamamlanmasını beklemeden tekrarlayarak ezberlemeye çalıştığı için uyarıldığı' şeklinde yorumlanır. Bu iddia, hem insan davranışı açısından hem de vahyin geliş şekline aykırılığı açısından yanlıştır (Cin 72/26-28). Ayetlerin Allah tarafından bir araya getirilip (cem' edilip) kur'an haline getirilmiş olması, Kur'an-ı Kerim'in tertibinin de Allah tarafından tamamlandığını, ayet ve surelerin düzenlenmesinin hiçbir insana bırakılmadığını gösterir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Yaptığını da yapmadığını da) toparlayıp bir araya getirmek bizim işimizdir.

    Şaban Britch

    Hiç şüphesiz onu (kalbinde) toplamak ve onu (diline salarak) okumak bize aittir.

    Şaban Piriş

    Şüphesiz, onu toplayıp, okumak bize düşer.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onu toplamak ve okumak bize düşer.

  3. Kıyâmet suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kıyâmet suresi, 18. ayet. فَإِذَا قَرَأْنَٰهُ فَٱتَّبِعْ قُرْءَانَهُۥ

    Diyanet İşleri

    O halde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy.

    Mehmet Okuyan

    Biz onu okuduğumuz zaman okunuşunu takip et!

    Mustafa İslamoğlu

    artık Biz onu okuduğumuzda sen sadece onun okunuşunu izle;

    Muhammed Esed

    Böylece, onu telaffuz ettiğimiz zaman, kelimelerini (bütün zihnini vererek) takip et,

    Ahmed Hulusi

    Onu okuduğumuzda, Onun okumasına tabi ol!

    Ali Bulaç

    Şu halde, Biz onu okuduğumuz zaman, sen de onun okunuşunu izle.

    Ali Özek ve heyeti

    O halde, biz onu okuduğumuz zaman, sen onun okunuşunu takip et.

    Ali Rıza Safa

    Öyleyse Onu okuduğumuzda, Onun okunuşunu izle.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz onu okuttuğumuz zaman, onun okunuşunu takip et!

    Edip Yüksel

    Biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşunu izle.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşunu izle.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz onu (Kur'an'ı) okuduğumuz zaman okuduğunu takip et!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz okuduk mu o vakıt ta'kıyb et o Kur'anı

    Erhan Aktaş

    O halde onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna tabi ol. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaptıklarını ve ihmal ettiklerini bir bir anlattığımızda sen sadece dinle.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O halde onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna tabi ol. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaptıklarını ve ihmal ettiklerini bir bir anlattığımızda sen sadece dinle.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O halde onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna tabi ol. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaptıklarını ve ihmal ettiklerini bir bir anlattığımızda sen sadece dinle.

    Gültekin Onan

    Şu halde, biz onu okuduğumuz zaman, sen de onun okunuşunu izle.

    Hasan Basri Çantay

    Öyleyse biz onu okuduğumuz vakit sen onun kıraatine uy.

    İbni Kesir

    Öyleyse Biz, onu okuduğumuz vakit; sen, onun okunuşunu dinle.

    Mehmet Alagaş

    (16-19) Onunla, aceleyle dilini kımıldatma hareket ettirme. Mutlaka onu toparlaması ve onun okutulması bizim üzerimizedir. (O senin işin değil) O sana okunduğunda o okunana uy / tabi ol. Sonra onun açıklaması da bizim üzerimizedir (O da senin işin değil)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O halde, biz onu okuduğumuz zaman onun okunuşuna uy.

    Süleyman Ateş

    O halde sana Kur'an'ı okuduğumuz zaman onun okunuşunu izle.

    Süleymaniye Vakfı

    Onu kur'an /anlam kümesi haline getirdiğimizde onun anlam kümesine uy (ondan çıkan hükme tabi ol)!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz onu okurken sen okunanı takip et.

    Şaban Britch

    Onu okuduğumuz zaman onun okunuşuna tabi ol.

    Şaban Piriş

    Onu okuduğumuz zaman onun okunuşuna tabi ol.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O halde, biz onu okuduğumuzda, sen onun okunuşunu izle.

  4. Kıyâmet suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kıyâmet suresi, 19. ayet. ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۥ

    Diyanet İşleri

    Sonra onu açıklamak da bize aittir.

    Mehmet Okuyan

    Sonra onu açıklamak da sadece bize aittir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada ele alınan konu, mahşerdeki suçluların mazeretlerinin reddedilmesi ve onlarla ilgili verilecek karara uymalarıdır. Ayetlerin Hz. Peygamber'e yönelik olduğu iddiası, bağlama ve ifadelere uymadığı için doğru değildir.

    Mustafa İslamoğlu

    sonra elbet onu beyan etmek de yine Bize düşer.

    Muhammed Esed

    sonra onun anlamını açıklamak da Bize düşer.

    Ahmed Hulusi

    Sonra, muhakkak ki Onun beyanı (açığa çıkarılması) da bize aittir.

    Ali Bulaç

    Sonra muhakkak onu açıklamak Bize ait (bir iş)tir.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra şüphen olmasın ki, onu açıklamak da bize aittir.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, kuşkusuz, Onun anlamını açıklamak, Bize özgüdür.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra onu açıklamak da yalnız bize düşer.

    Edip Yüksel

    Sonra, onu açıklamak da bizim görevimizdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra, onu açıklamak da bizim görevimizdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra onun açıklaması da yine Bize aittir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra bize aiddir yine onun beyanı

    Erhan Aktaş

    Sonra, onun beyanı yalnızca Biz'e aittir. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaptıklarının ve ihmal ettiklerinin kanıtlarıyla ortaya konması, tek tek açıklanması Bize aittir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra, onun beyanı yalnızca Bize aittir. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaptıklarının ve ihmal ettiklerinin kanıtlarıyla ortaya konması, tek tek açıklanması Bize aittir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra, onun beyanı yalnızca Bize aittir. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaptıklarının ve ihmal ettiklerinin kanıtlarıyla ortaya konması, tek tek açıklanması Bize aittir.

    Gültekin Onan

    Sonra muhakkak onu açıklamak bize ait (bir iş)tir.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra onu açıklamak da hakıykat bize aiddir.

    İbni Kesir

    Sonra şüphesiz onu açıklamak da Bize aittir.

    Mehmet Alagaş

    (16-19) Onunla, aceleyle dilini kımıldatma hareket ettirme. Mutlaka onu toparlaması ve onun okutulması bizim üzerimizedir. (O senin işin değil) O sana okunduğunda o okunana uy / tabi ol. Sonra onun açıklaması da bizim üzerimizedir (O da senin işin değil)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra onu açıklamak yine bize aittir.

    Süleyman Ateş

    Sonra onu açıklamak da bize düşer.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Artık onları sayıp dökmek bizim işimizdir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İnsanlar sıralar halinde Rabbinin huzuruna çıkarılırlar. (Onlara denir ki) "Karşımıza ilk yarattığımız gibi (tek tek) geldiniz. Aslında sizin için buluşma yeri ve zamanı belirlemeyeceğimizi sanmıştınız." Defterleri önlerine konur. Günahkarların, defterde olanlardan korkuya kapıldıklarını görürsün. Derler ki "Eyvah! Bu nasıl defter ki küçük-büyük bırakmadan hepsini sayıp dökmüş." Yaptıkları her şeyi karşılarında hazır bulurlar. Senin Rabbin kimseye yanlış yapmaz." (Kehf 18/48-49)

    Şaban Britch

    Sonra onu açıklamak yine bize aittir.

    Şaban Piriş

    Sonra onu açıklamak yine bize aittir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonra onu açıklamak da bizim işimiz olacaktır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.