Diyanet İşleri
Eğer Medine'nin her tarafından üzerlerine gelinse ve orada karışıklık çıkarmaları istenseydi, onu mutlaka yaparlardı; o konuda fazla gecikmezlerdi.
Ahzâb suresi
Ahzâb suresi, 14. ayet. وَلَوْ دُخِلَتْ عَلَيْهِم مِّنْ أَقْطَارِهَا ثُمَّ سُئِلُوا۟ ٱلْفِتْنَةَ لَـَٔاتَوْهَا وَمَا تَلَبَّثُوا۟ بِهَآ إِلَّا يَسِيرًا
velev düḫilet `aleyhim min aḳṭârihâ ŝümme süilü-lfitnete leetevhâ vemâ telebbeŝû bihâ illâ yesîrâ.
Eğer Medine'nin her tarafından üzerlerine gelinse ve orada karışıklık çıkarmaları istenseydi, onu mutlaka yaparlardı; o konuda fazla gecikmezlerdi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Hendek Savaşı Ahzâb 9–27 3
İşte orada mü'minler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar.
Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, "Allah ve Resulü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar" diyorlardı.
Hani onlardan bir grup, "Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkanınız yok. Haydi geri dönün" demişti. Onlardan bir başka grup da, "Evlerimiz açık (korumasız)" diyerek Peygamberden izin istiyorlardı. Oysa evleri açık (korumasız) değildi. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı.
Eğer Medine'nin her tarafından üzerlerine gelinse ve orada karışıklık çıkarmaları istenseydi, onu mutlaka yaparlardı; o konuda fazla gecikmezlerdi.
Andolsun ki, onlar, daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz ise sorumluluğu gerektirir.
De ki: "Eğer siz ölümden ya da öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermeyecektir. O takdirde bile (hayatın zevklerinden) pek az yararlandırılırsınız."
De ki: "Eğer Allah size bir kötülük dilese, sizi Allah'tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese, buna engel olacak kimdir?" Onlar kendilerine Allah'tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
14. “Eğer” Medine’nin “(dört bir) tarafından üzerlerine girilmiş olsaydı” yani eğer kâfirler, Medine’ye çeşitli yerlerinden girip orayı istila etmiş olsalardı “sonra da şirke dönmeleri” İslam’dan dönmeleri ve Medine’yi istilâ edenlerin dinlerine girmeleri istense idi “elbette onu yerine getirirler ve bu hususta pek fazla düşünmezlerdi.” Yani onların dine sağlam bir bağlılıkları, sıkı sıkıya tutunmaları söz konusu değildir. Aksine sırf galip gelmeleri sebebi ile düşmanların isteklerini yerine getirirler ve küfürlerinde onlara uyarlardı. İşte onların durumu bundan ibarettir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Eğer düşman Medine'nin her tarafından girip, onlardan Allah'a küfür ve şirk koşmalarını isteseydi, düşmanın istediklerini hemen yaparlardı. Pek azı dışında mürtet olur, dinden dönerlerdi.
Aynı olay: Hendek (Ahzâb) Gazvesi · Aynı kıssa: Hendek Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi
(18-19) Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, "Bize gelin" diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az…
Aynı olay: Hendek (Ahzâb) Gazvesi · Aynı kıssa: Hendek Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi
Andolsun ki, onlar, daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz ise sorumluluğu gerektirir.
Aynı olay: Hendek (Ahzâb) Gazvesi · Aynı kıssa: Hendek Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi
Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. Düşman birlikleri (bir daha) gelecek olsa, isterler ki, (çölde) bedevilerin arasında bulunsunlar da size…
Aynı kök: لبث (31 geçiş) · Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
"Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin…
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Davud dedi ki: "Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık…
Aynı kök: قطر (5 geçiş)
Gömlekleri katrandandır. Yüzlerini de ateş bürüyecektir.
Aynı kök: قطر (5 geçiş)
"Bana (yeterince) demir madeni getirin" dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince, "körükleyin!" dedi. Demiri eritip kor…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Medine'nin) her yanından (kendi) üzerlerine saldırılsaydı da kendilerinden fitne (savaş) istenseydi, şüphesiz ki hemen bunu yaparlar; onunla ilgili gecikmezlerdi. dipnot 1
Eğer şehrin her yanından üzerlerine hücum edilseydi ve onlardan da fitne çıkarmaları istenseydi, onlar bunu bir an bile duraksamadan yaparlardı.
Eğer şehirleri saldırıya uğrasaydı ve (düşman tarafından) fitne çıkarmaları istenseydi, (ikiyüzlüler) hiç tereddüt etmeden bunu hemen yaparlardı;
Eğer onun (şehrin) çevresinden evlerine zorla girilmiş olsaydı, sonra da onlardan dinlerinden dönmeleri istenseydi, onu mutlaka uygularlardı (münafıklar - ikiyüzlüler). . .
Eğer onlara (şehrin her) yanından girilseydi sonra da kendilerinden fitne (karışıklık çıkarmaları) istenmiş olsaydı, hiç şüphesiz buna yanaşır ve bunda pek az (zaman) dışında (kararsız) kalmazlardı.
Medine'nin her yanından üzerlerine saldırılsaydı da, o zaman savaşmaları istenseydi, şüphesiz hemen savaşa katılırlar ve evlerinde pek eğlenmezlerdi.
Onların üzerine her yandan girilseydi, sonra da karışıklık çıkarmaları istenilseydi; çok gecikmeden kesinlikle bunu yaparlardı.
Medine'nin her yanından üzerlerine saldırılsaydı da, o zaman savaşmaları istenseydi, şüphesiz hemen savaşa katılırlar ve fazla beklemezlerdi.
Orası işgal edilse ve düşmana katılmaları istenseydi pek tereddüt etmeden onlara katılırlardı.
Orası işgal edilse ve düşmana katılmaları istenseydi pek tereddüt etmeden onlara katılırlardı.
Eğer onların her tarafından üzerlerine girilse de sonra kendilerinden fitne çıkarmaları istenilse derhal onu yapacaklardı. Onunla da pek az duracaklardı.
Ve eğer onların her tarafından üzerlerine girilse de sonra kendilerinden fitne istenilse derhal onu yapacaklardı, onunla da pek az duracaklardı
Fakat onların üzerlerine, her bir taraftan girilip kuşatılsalardı ve sonra da fitne dipnot 1 çıkarmaları istenseydi, tereddüt etmeksizin bunu hemen yerine getirirlerdi.
Fakat onların üzerlerine, her bir taraftan girilip kuşatılsalardı ve sonra da fitne dipnot 1 çıkarmaları istenseydi, tereddüt etmeksizin bunu hemen yerine getirirlerdi.
Fakat onların üzerlerine, her bir taraftan girilip kuşatılsalardı ve sonra da fitne dipnot 1 çıkarmaları istenseydi, tereddüt etmeksizin bunu hemen yerine getirirlerdi.
Eğer onlara (şehrin her) yanından girilseydi sonra da kendilerinden fitne (karışıklık çıkarmaları) istenmiş olsaydı, hiç şüphesiz buna yanaşır ve bunda pek az (zaman) dışında (kararsız) kalmazlardı.
Eğer (Medinenin) etrafından üzerlerine girilmiş olub da sonra kendilerinden fitne (çıkarmaları) istenseydi muhakkak ki bunu hemen yaparlar, bundan pek az (bir zamandan) fazla geri kalmazlardı.
Şayet onlara onun çevrelerinden varılmış olsaydı da fitne çıkarmaları istenseydi, hemen buna girişirler ve derhal yapmaktan geri durmazlardı.
(9-22) Ey iman edenler, Allah’ın üzerinizde ki nimetini hatırlayın, bir vakit üzerinize ordular gelmişti, onların üzerine rüzgâr ve görmediğiniz ordular gönderdik, Allah yaptıklarınızı görendir. Bir vakit üstünüzden ve altınızdan size gelmişlerdi, O vakit bakışlar kaymış, yürekler gırtlağa dayanmıştı , Allah hakkında türlü zanlarda bulunuyordunuz. İşte orada Müminler bağlılık imtihanı edilmişti, şiddetli bir zelzele ile sarsılmışlardı , O vakit münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar da diyorlardı ki Allah ve Res ulü bize aldanma dışında bir şey vaat etmedi , onlardan bir bölüm dedi ki Ey Yesrib halkı, “burada size kalacak yer yok geri dönün” Onlardan bir bölüm de Nebi’den izin istiyordu , diyorlardı ki “evlerimiz korumasız halde / açık vaziyette , oysa ki onlar açık halde değildi , onlar sadece kaçmak / firar etmek istiyorlardı. Oysa ki üzerlerine tüm taraflardan girilseydi, sonrada onlardan ayartma / fitne yapmaları istenseydi onu yapacaklardı. (Firar edenler fitnede pek mahirler) onu / fitneyi kolay bir şekilde yapacaklardı. Kesin olan şu ki b undan önce de Allah’ a kesinlikle arkalarını dönmeyeceklerine dair söz de vermişlerdir , Allah’a verdikleri sözden mesuldü rler. Deki eğer ki ölümden yahut öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmanız / firarınız size bir fayda vermez , o vakte kadar biraz daha faydalanırsınız. Deki Allah’tan size bir kötülük murat edilirse yahut bir rahmet murat edilirse kime sarılıp tutunacaksınız, onlar kendilerine Allah’tan başka dost ve de yardımcı bulamazlar. Allah sizlerden alıkoyucuları / engelleyicileri kesinlikle biliyor, kardeşlerine hadi gelin bize katılın diyenleri kesinlikle biliyor , çetin olanı (savaşmayı) çok azı alıyordu / tercih ediyordu. Size karşıda çok kıskançtırlar, korku geldiği zaman, sana bakışlarının, tıpkı ölüm baygınlığı geçirenin bakışına dönüştüğünü görürsün, korku kalktığında ise İyiliğe duydukları “bizim olsun” istekleri nedeniyle keskin dilleri ile sizleri buluştururlar, işte onlar iman etmeyenlerdir , Allah onların amellerini boşa çıkarmıştır, bu, Allah’a oldukça kolaydı r. Grupların gitmediğini değerlendiriyorlardı / hesap e diyorlardı (Hendek savaşında düşman gruplarının medine etrafından gitmediklerini hesap ediyorlardı) eğer grup gelecek olsa arzu ederler ki bedeviler arasında olsunlar ve sizden gelecek haberleri sorsunlar , o ysa ki içinizde olsaydılar bile azı hariç savaşmazlardı. Sizden Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça hatırla yıp ananlar için, kesinlikle Resulde, güzel örneklik vardır. Müminler grupları gördüklerinde dediler ki işte bu, Allah’ın ve Resulünün bize vaat ettiğidir. Allah ve O’nun Resulü söyled iklerini tastik etti / doğruladı ve bu, onların imanlarını ve teslimiyetlerini artırdı.
Eğer Medine’nin her tarafından üzerilerine gelinse ve kendilerinden fitne (şirk koşup, dinden dönmeleri) istenmiş olsaydı, onu mutlaka yaparlardı ve pek fazla gecikmezlerdi.
Eğer (Medine'nin) her yanından onların üzerine giril(ip saldırıl)saydı da kendilerinden (halka) baskı ve işkence yapmaları istenseydi bunu yaparlardı; bunu yapmakta fazla gecikmezlerdi.
Bulundukları yerin çevresinden yanlarına kadar (gizlice) girilse ve fitne dipnot 1 çıkarmaları istenseydi fazla gecikmez kesinlikle çıkarırlardı dipnot 2 .
Yesrip çevresinden yanlarına kadar sızılsa da fitne çıkarmaları istense fazla gecikmez, kesin fitne çıkarırlardı.
Eğer onlara (Medine'nin her) tarafından (düşmanlarca) girilseydi de sonra da kendilerinden fitne (dinden dönmeleri) istenmiş olsaydı, hemen bunu yapar ve bundan geri kalmazlardı.
Eğer, etraflarından evlerine girilseydi, sonra da fitne çıkarmaları istenseydi, hemen işe girişirlerdi. Ama evlerinde de çok az bir zaman kalabilirlerdi.
Eğer Medine'nin her yanından üzerlerine gelinseydi de onların kent içinde fitne çıkarmaları istenseydi, onu mutlaka yaparlardı; o konuda fazla gecikmezlerdi.
And had the situation been reversed and the forces laid siege on the city and moved into it upon possession and they -the hypocrites- were incited to turn renegades and fight to their -the enemy's side- against the Muslims they would have done it before long. (these were the men* who were forgiven and had promised never to behave this way again).
had the city been invaded from all sides, and the enemy invited them to rebel, they would have done so almost without hesitation.
And if an entry had been effected to them from the sides of the (city), and they had been incited to sedition, they would certainly have brought it to pass, with none but a brief delay!
If the enemy were to enter the town from various directions, and they were summoned to act treacherously, dipnot 1 they would have succumbed to it and would have shown little reluctance in doing so.
If they had been overrun from every side, and had then been asked to revert to kufr, they would have done so and hesitated very little about it.
And if the enemy had entered from all sides (of the city), and they had been exhorted to Al-Fitnah (i.e. to renegade from Islâm to polytheism), they would surely have committed it and would have hesitated thereupon but little.
Had they been invaded from its flanks and had they been asked to apostatize, they would have done so with only a mild hesitation,
And if entry (of the enemy-forces) were effected (in the town of Madînah) against them from its diverse quarters and then they were incited to (treachery and) join in the disturbance (against the Companions) they would have readily gone for it. But (afterwards as it happened) they could not stay there (in their so called undefended houses) but a little while.
And if entrance had been forced against them from those quarters, and then they had been asked to apostatise, they would have done so, and but tarried about it briefly.
If the enemies had conquered the city and had asked them for any kind of treachery [such as providing vital information about whereupon of the believers], they would have easily committed it without any hesitation.
But had they been entered upon from its environs and then been asked to show treason they would have done so; but they would only have tarried there a little while.
If the enemy had entered at them from all sides, and then they were asked to betray, they would do so with very little hesitation.
If the city had been entered upon them by the enemy from the parts adjacent, and they had been asked to desert the true believers, and to fight against them; they had surely consented thereto: But they had not, in such case, remained in the same, but a little while.
And when a party of them said, "O people of Yathrib! there is no place to stand for you (here), therefore go back"; and a party of them asked permission of the Prophet, saying. "Surely our houses are exposed"; and they were not exposed; they only desired to flee.
And if (the city) had been entered upon them from its (adjacent) regions, and thereafter they had been asked sedition, (Literally: temptation; i. e, if the hypocrites had been asked to apostatize from Islam) indeed they would have brought it forth and in no way would they have kept lingering in it except a little while. (Literally: an easy (while)
If the enemy had entered from all sides and they had been exhorted to treachery, they would have committed it, and would have hesitated thereupon but little.
If the (enemy) had entered the city from every side and asked them to rise in revolt, they would have done so, and not hesitated but a little;
Now if their town had been stormed, and they had been asked [by the enemy] to commit apostasy, [the hypocrites] would have done so without much delay
Had their city been sacked from all sides and they had been asked to abandon faith, they would have done so with little hesitation.
And if the enemy had entered at them from all sides, and then they were asked to betray, they would do so with very little hesitation.
Had the enemy invaded and asked them to join, they would have joined the enemy without hesitation.
And if they had been entered upon from all its [surrounding] regions and fitnah had been demanded of them, they would have done it and not hesitated over it except briefly.
And had entry been made against them from its regions, then they had been asked for the means of denial, they would have given it, and would have tarried therein only a little.
Now if the enemy had invaded the town from all sides and these hypocrites were asked to inflict harm on the believers, they would have done so without delay.
And if an attack had come upon them from the (sides of the city), and they had been asked to rebel, certainly, they would have quickly made it true, with only a little delay.
And if it (Madīnah) is entered (by the enemy, in their presence,) from all its sides and they are asked (to join) the mischief, they would readily commit it, and would not remain in them (their homes) but for a short while
And if the enemy had entered at them from all sides, and then they were asked to betray, they would do so with very little hesitation.