A'râf suresi

A'râf suresi, 38. ayet

A'râf suresi, 38. ayet. قَالَ ٱدْخُلُوا۟ فِىٓ أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِكُم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ فِى ٱلنَّارِ كُلَّمَا دَخَلَتْ أُمَّةٌ لَّعَنَتْ أُخْتَهَا حَتَّىٰٓ إِذَا ٱدَّارَكُوا۟ فِيهَا جَمِيعًا قَالَتْ أُخْرَىٰهُمْ لِأُولَىٰهُمْ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ أَضَلُّونَا فَـَٔاتِهِمْ عَذَابًا ضِعْفًا مِّنَ ٱلنَّارِ قَالَ لِكُلٍّ ضِعْفٌ وَلَٰكِن لَّا تَعْلَمُونَ

ḳâle-dḫulû fî ümemin ḳad ḫalet min ḳabliküm mine-lcinni vel'insi fi-nnâr. küllemâ deḫalet ümmetül le`anet uḫtehâ. ḥattâ iẕe-ddârakû fîhâ cemî`an ḳâlet uḫrâhüm liûlâhüm rabbenâ hâülâi eḍallûnâ feâtihim `aẕâben ḍi`fem mine-nnâr. ḳâle liküllin ḍi`füv velâkil lâ ta`lemûn.

Diyanet İşleri

Allah, şöyle der: "Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin." Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lanet eder. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler, kendilerine öncülük edenler için, "Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Onlara bir kat daha ateş azabı ver" derler. Allah, der ki: "Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. Fakat bilmiyorsunuz."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 35–41 · surenin 38. ayeti / 206
  1. A'râf 35

    Ey Ademoğulları! İçinizden size benim ayetlerimi anlatan Peygamberler gelir de her kim Allah'a karşı gelmekten sakınır ve halini düzeltirse, artık onlara korku yoktur. Onlar üzülecek de değillerdir.

  2. A'râf 36

    Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara uymayı kibirlerine yediremeyenlere gelince, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

  3. A'râf 37

    Kim, Allah'a karşı yalan uyduran veya O'nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir. Sonunda kendilerine melek elçilerimiz, canlarını almak için geldiğinde, "Hani Allah'ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?" derler. Onlar da, "Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular" derler ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler.

  4. 38

    Allah, şöyle der: "Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin." Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lanet eder. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler, kendilerine öncülük edenler için, "Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Onlara bir kat daha ateş azabı ver" derler. Allah, der ki: "Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. Fakat bilmiyorsunuz."

  5. A'râf 39

    Öncekiler sonrakilere, "Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık, azabı tadın" derler.

  6. A'râf 40

    Ayetlerimizi yalanlayanlar ve o ayetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler! Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.

  7. A'râf 41

    Onlar için cehennem ateşinden döşek, üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 38–39. ayetler için yazılmıştır.

38-39. Bunun üzerine melekler onlara: “diyecek ki: “Cin ve insanlardan sizden önce geçmiş” yani sizin gibi küfre sapmış ve büyüklük taslamış, buna bağlı olarak her türlü rüsvaylığı, yok oluşu ve de cehennemde ebedi kalışı hak etmiş “sizden önce geçmiş topluluklarla siz de ateşe girin.” Bu azgın ümmetlerden her bir ümmet ateşe girdi mi “yoldaşına lanet edecek.” Nitekim Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi ret ve inkâr edecek ve bazınız bazınıza lanet edecektir.” (el-Ankebut, 29/25)

“Nihâyet hepsi birbiri ardınca oraya girip toplandıkları zaman” yani öncekileri, sonrakileri, önderleri, başkanları, taklit edenleri ve tâbi olanları ile birlikte bütün cehennemlikler cehennemde bir araya gelecekleri vakit “sonrakileri” yani sonra gelenler ve önderlerine uyan kimseler “öncekiler için” yani önderleri hakkında Yüce Allah’a kendilerini saptırdıklarını şikâyet ederek: “Rabbimiz bizi işte bunlar saptırdılar. Onun için bunlara ateş azabını iki kat ver” yani bizi saptırdıkları, kötü amelleri bize güzel ve süslü gösterdikleri için sen onlara kat kat artırılmış bir azap ver “diyecekler”; Allah da “buyuracak ki:” Sizden “herkese iki kattır” ve azabtan belli bir pay vardır. “Fakat siz bilmiyorsunuz.” Ancak bilinen şu ki; başkanların, sapıklığın önderlerinin azabı onlara uyanların azabından daha ileri ve daha ağırdır. Nitekim hidâyet önderlerinin ve başkanlarının nimetleri de onlara uyanların mükâfaatından daha büyük olacaktır.

“Öncekileri de sonrakilerine” yani önderler, kendilerine uyan kimselere “sizin bize hiçbir üstünlüğünüz yoktu ki!” Yani sapıklık ve azgınlıkta da azabı hak ettiren sebebleri işlemekte de hep ortaktık; o halde sizin bize ne üstünlüğünüz var ki? diyeceklerdir. Allah da şöyle buyuracak: Sizden “herkese iki kattır” ve hepnizin azaptan bir payı vardır. “(Hepiniz) kazandıklarınıza karşılık azabı tadın.” Ancak bilindiği üzere liderlerin ve dalalet önderlerinin azabı, onlara tabi olanların azabından daha feci ve ağır olacaktır. Nitekim hidayet önderlerinin ve liderlerinin mükafatı da onlara tabi olanlardan daha fazla olacaktır. Zira Yüce Allah da şöyle buyurmaktadır: “Kâfir olup da Allah’ın yolundan alıyokanların Biz -çıkarageldikleri fesatlara karşılık- azaplarına azap katarız.” (en-Nahl, 16/88)

Bu âyet-i kerimeler ve benzerleri, Allah’ın âyetlerini yalanlayan bütün yalancıların, azapta ebedi kalacaklarını, amellerine, inatlarına, zulümlerine ve iftiralarına göre azap miktarları farklı olsa dahi aslı itibari ile azapta ortak olacaklarını, dünya hayatında aralarındaki sevginin kıyamet gününde düşmanlığa ve karşılıklı lanetleşmeye dönüşeceğini göstermektedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Melekler onlara: "Ey müşrikler! Sizlerden önce küfür ve dalalet üzerine olan cin ve insanlardan geçmiş milletlerin topluluğuyla beraber cehennem ateşine girin bakalım.” derler. O milletlerden her bir millet cehenneme girdiğinde kendilerinden önce gelen diğer millete lanet eder. Nihayet orada karşı karşıya gelip hepsi bir araya toplanınca oraya en son giren sefil takipçiler, ileri gelen önderleri için “Ey Rabbimiz! Bunlar bizleri doğru yoldan saptıran önderlerimizdir. Sapıklığı bizlere süslü gösterdikleri için onları kat kat arttırılmış bir cezayla cezalandır.” derler. Allah onlara cevap olarak der ki: “Sizlerden her bir gruba kat kat artırılmış azaptan bir nasip vardır. Fakat siz bunu bilmiyorsunuz ve idrak etmiyorsunuz.”

Kelimeler

40 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale (Allah) dedi kök: قول
  2. ٱدْخُلُوا۟ dhulu girin kök: دخل
  3. فِىٓ fi arasında
  4. أُمَمٍۢ umemin toplulukları kök: امم
  5. قَدْ kad
  6. خَلَتْ halet geçen kök: خلو
  7. مِن min
  8. قَبْلِكُم kablikum sizden önce kök: قبل
  9. مِّنَ mine
  10. ٱلْجِنِّ l-cinni cin kök: جنن
  11. وَٱلْإِنسِ vel'insi ve insan kök: انس
  12. فِى fi içine
  13. ٱلنَّارِ ۖ n-nari ateşin kök: نور
  14. كُلَّمَا kullema her kök: كلل
  15. دَخَلَتْ dehalet girdiğinde kök: دخل
  16. أُمَّةٌۭ ummetun ümmet kök: امم
  17. لَّعَنَتْ leanet la'net eder kök: لعن
  18. أُخْتَهَا ۖ uhteha yoldaşına kök: اخو
  19. حَتَّىٰٓ hatta nihayet
  20. إِذَا iza zaman
  21. ٱدَّارَكُوا۟ ddaraku birbiri ardından kök: درك
  22. فِيهَا fiha orada
  23. جَمِيعًۭا cemian hepsi toplandığı kök: جمع
  24. قَالَتْ kalet dediler ki kök: قول
  25. أُخْرَىٰهُمْ uhrahum sonrakiler kök: اخر
  26. لِأُولَىٰهُمْ liulahum öncekiler için kök: اول
  27. رَبَّنَا rabbena Rabbimiz kök: ربب
  28. هَـٰٓؤُلَآءِ ha'ula'i bunlar
  29. أَضَلُّونَا edelluna bizi saptırdılar kök: ضلل
  30. فَـَٔاتِهِمْ fe atihim bunlara ver kök: اتي
  31. عَذَابًۭا azaben azab kök: عذب
  32. ضِعْفًۭا dia'fen bir kat daha kök: ضعف
  33. مِّنَ mine -ten
  34. ٱلنَّارِ ۖ n-nari ateş- kök: نور
  35. قَالَ kale (Allah) dedi kök: قول
  36. لِكُلٍّۢ likullin hepsi için vardır kök: كلل
  37. ضِعْفٌۭ dia'fun bir kat fazla kök: ضعف
  38. وَلَـٰكِن velakin ancak
  39. لَّا la
  40. تَعْلَمُونَ tea'lemune siz bilmezsiniz kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خلو (28 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş)

    Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce…

  • Aynı kök: خلو (28 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş)

    İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir.…

  • Aynı kök: ضعف (52 geçiş) · Aynı kök: اخو (96 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş)

    Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…

  • Aynı kök: اخو (96 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş)

    Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları,…

  • Aynı kök: اخو (96 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş)

    Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur. Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya…

  • Aynı kök: خلو (28 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak…

  • Aynı kök: ضعف (52 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.

  • Aynı kök: اخو (96 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Allah şöyle) diyecektir: dipnot 1 "Sizden önce geçmiş (cehennemlik olan) cin ve insan toplulukları arasında siz de ateşe girin!" Her topluluk (ateşe) girdikçe yoldaşlarına lanet edecektir. Hepsi birbiri ardına cehennemde toplanınca, sonrakiler önce giren (önderleri) için "Rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar! Onlara kat kat ateş azabı ver!" diyeceklerdir. (Allah da) "Zaten herkes için kat kat azap vardır dipnot 2 fakat siz bilmezsiniz!" cevabını verecektir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Son Saat, kıyamet-ahiret süreciyle ilgili olaylar için bazen geçmiş zaman kalıbı kullanılsa da bunların gelecek zaman anlamında yorumlanması gerekir ki bu tür kullanımlar Kur'an'ın bir üslubudur.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: A‘râf 7:39; Kasas 28:63; Ahzâb 33:67-68; Sebe' 34:31-33; Sâffât 37:33; Mü'min 40:48; Zuhruf 43:37-39.

Mustafa İslamoğlu

(Ve Allah): "Sizden önce gelip geçmiş olan görünür görünmüz iradeli varlık gurupları arasına siz de katılarak ateşe girin!" diyecek. (Ateşe) giren guruplar her seferinde diğer guruba lanet edecek; öyle ki, onların tümü birbiri ardınca oraya doluşunca, sonrakiler önden gidenler için "Rabbimiz! İşte bizi yoldan çıkaran bunlar; bu yüzden onlara iki kat ateş azabı çektir!" diyecek. (Allah): "Hepiniz iki kat azabı hak ettiniz, fakat bunun dahi farkında değilsiniz!" diye cevap verecek.

Muhammed Esed

(Bunun üzerine Allah): "Katılın öyleyse, ateşe sizden önce gömülüp giden görünmeyen varlıklar ve insanlar güruhuna!" (Ve) bir güruh (ateşe) girerken her seferinde kendi yandaşlarına lanet edecek; o kadar ki, onların hepsi, birbiri ardından oraya doluştuklarında, sonrakiler önden gidenler için (şöyle) diyecek: "Ey Rabbimiz! Bizi yoldan çıkaran işte bunlardı: öyleyse, onlara ateşle iki kat azap ver!" Allah: "Her biriniz iki kat azaba müstehaksınız ama bunu bilmiyorsunuz" diye cevap verecek buna.

Ahmed Hulusi

Buyurdu: "Sizden önce geçmiş cinnden ve insten topluluklar arasında, Nar'a (ateşe - radyasyona - yakıcı dalga boyu ortamına) dahil olun". . . Her topluluk dahil oldukça, inancını paylaştığı yakınına lanet eder! Nihayet hepsi orada bir araya gelip birikince, sonrakiler öncekileri için: "Rabbimiz. . . İşte bunlar bizi saptırdılar. . . Onlara Nar'dan (ateş - radyasyon) iki kat azap ver" derler. . . Buyurdu: "Hepsi için iki katı vardır, fakat bilmiyorsunuz. "

Ali Bulaç

(Allah) diyecek: "Cinlerden ve insanlardan sizden önce geçmiş ümmetlerle birlikte ateşe girin." Her bir ümmet girişinde kardeşini (kendi benzerini) lanetler. Nitekim hepsi birbiri ardınca orada toplanınca, en sonra yer alanlar, en önde gelenler için: "Rabbimiz, işte bunlar bizi saptırdı; öyleyse ateşten kat kat arttırılmış bir azab ver diyecekler. (Allah da:) "Hepsi için kat kattır. Ancak siz bilmezsiniz" diyecek.

Ali Özek ve heyeti

Allah buyuracak ki: «Sizden önce geçmiş cin ve insan toplulukları arasında siz de ateşe girin!» Her ümmet girdikçe yoldaşlarına lânet edecekler. Hepsi birbiri ardından orada (cehennemde) toplanınca, sonrakiler öncekiler için, «Ey Rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar! Onun için onlara ateşten bir kat daha fazla azap ver!» diyecekler. Allah da: Zaten herkes için bir kat daha fazla azap vardır, fakat siz bilmezsiniz, diyecektir.

Ali Rıza Safa

Şöyle diyecek: "Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin!" Her topluluk, girerken kendi yandaşlarına lanet eder. Sonunda, birbiri ardınca tümü orada toplanınca, sonrakiler, öncekiler için, şöyle derler: "Efendimiz! Bizi yoldan çıkaranlar, işte bunlardı. Onlara, ateşle iki kat ceza ver!" Der ki: "Her biriniz için iki kat ceza vardır; fakat siz bilmezsiniz!"

Bayraktar Bayraklı

Allah buyuracak ki: "Sizden önce geçmiş cin ve insan toplulukları arasında siz de ateşe giriniz!" Her ümmet girdikçe yoldaşına lanet edecektir. Hepsi birbiri ardından orada toplanınca, sonrakiler öncelikler için, "Ey Rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar! Onun için onlara ateşten bir kat daha fazla azap ver!" diyecekler. Allah da, "Zaten herkes için bir kat daha fazla azap vardır, fakat siz bilmezsiniz" diyecektir.

Edip Yüksel

"Sizden önce geçen cin ve insan topluluklarıyla birlikte ateşe girin" dedi. Her ne zaman bir topluluk girdiyse bir öncekine lanet etti. Hepsi oraya vardığında sonrakiler öncekiler için: "Efendimiz, bizi bunlar saptırdı. Bunlara ateşten bir kat daha fazla azap ver" dediler. "Hepsi için iki kat vardır. Ancak bilmezsiniz" dedi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Sizden önce geçen cin ve insan topluluklarıyla birlikte ateşe girin,' dedi. Her ne zaman bir topluluk girdiyse bir öncekine lanet etti. Hepsi oraya vardığında sonrakiler öncekiler için: 'Rabbimiz, bizi bunlar saptırdı. Bunlara ateşten bir kat daha fazla azap ver,' dediler. 'Hepsi için iki kat vardır. Ancak bilmezsiniz,' dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Girin bakalım cinlerden ve insanlardan sizden önce geçen milletlerin arasında ateşe! der. Her millet girdikçe, kendilerine uyup sapıklığa düştüğü hemşiresine (dindaşına) lanet eder. Sonunda hepsi orada birbirlerine ulanırlar. Sonrakileri, öndekileri göstererek: "Ey Rabbimiz, işte şunlar bizi yoldan çıkardılar; onun için onlara ateşten iki katlı azap ver!" derler. Allah: "Her birinize iki katlı, fakat bilmiyorsunuz." der.

Elmalılı Hamdi Yazır

"Girin bakalım sizden evvel İns-ü Cinden geçen ümmetlerin içinde ateşe" buyurur, her ümmet girdikçe hemşiresine la'net eder, nihayet hepsi orada birbirlerine ulanırlar, sonrakileri, öndekilerini göstererek "Rabbena, derler: işte şunlar bizi yoldan çıkardılar, onun için onlara ateşten iki katlı azab ver" her birinize, buyurur: iki katlı, ve lakin bilmiyorsunuz

Erhan Aktaş

Buyurdu ki: "Sizden önceki cinn dipnot 1 ve insten dipnot 1 ümmetler dipnot 2 arasında siz de ateşe girin. Her ümmet girdikçe, yoldaşlarına lanet etti. Birbiri ardına hepsi orada toplandığı zaman; sonrakiler öncekiler için: "Ey Rabb'imiz! Bunlar bizi saptırdılar, bunlara ateşten bir kat daha azap ver." "Hepsi için bir kat fazla vardır, ama siz bilmezsiniz." dipnot 3 dedi.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "İns ve cinn", Kur'an'da birleşik bir ifade olarak kalıp şeklinde kullanılmaktadır. Bu terkibe, "İnsanlar ve cinler" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. İns ve Cinn terkip olarak: Yerli- yabancı, tanıdık- tanımadık, bilinen- bilinmeyen kimseler; diğer bir ifade ile herkes, her kim varsa hepsi demektir. Hazırda olanı olmayanı her kesi içine alan bir anlama sahiptir. Bu terkipteki cinn kelimesi, "görünmez olan, dumansız ateşten yaratılmış ontolojik varlık" anlamındaki cinn değildir. Kur'an'ın; Cahiliye'nin cinn algısı bağlamında, cinn kavramını kullanmış olmasının cinler hakkında ontolojik bilgi olarak görülmesi önemli bir yanılgıdır. Kur'an, Cahiliye'nin cinn algısını sapkınlık olarak nitelemekte ve Cahiliye'nin cinnlere atfettikleri nitelikleri reddetmektedir. Kur'an'a göre; cinnlerin, üstün varlıklar ve üstün güçlere sahip olduğu inancı cahili bir inançtır. Müşriklerin; Nebiye kahin, şair, mecnun lakabı takmaları, onların cinn inançlarının bir sonucudur. Cinn, kelime anlamı olarak, "kapalı, gözükmez varlık ve güç" demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Topluluklar.
  3. metne dön, dipnot 3
    Hepiniz, hak ettiğiniz azaba maruz kalacaksınız.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Buyurdu ki: "Sizden önceki cinn dipnot 1 ve insten dipnot 1 ümmetler dipnot 2 arasında siz de ateşe girin. Her ümmet girdikçe, yoldaşlarına lanet etti. Birbiri ardına hepsi orada toplandığı zaman; sonrakiler öncekiler için: "Ey Rabb'imiz! Bunlar bizi saptırdılar, bunlara ateşten bir kat daha azap ver." "Hepsi için bir kat fazla vardır, ama siz bilmezsiniz." dipnot 3 dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "İns ve cinn", Kur'an'da birleşik bir ifade olarak kalıp şeklinde kullanılmaktadır. Bu terkibe, "insanlar ve cinler" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. İns ve Cinn terkip olarak: Yerli- yabancı, tanıdık- tanımadık, bilinen- bilinmeyen kimseler; diğer bir ifade ile her kes, her kim varsa demektir. "Ne var, ne yok" her şeyi içine alan bir anlama sahiptir. Bu terkipteki cinn sözcüğü, "görünmez olan, dumansız ateşten yaratılmış varlık" anlamındaki cinn değildir. Kur'an'ın; Cahiliye'nin cinn algısı bağlamında, cinn kavramını kullanmış olmasının cinler hakkında ontolojik bilgi olarak görülmesi önemli bir yanılgıdır. Kur'an, Cahiliye'nin cinn algısını sapkınlık olarak nitelemekte ve Cahiliye'nin cinlere atfettikleri nitelikleri reddetmektedir. Kur'an'a göre; cinlerin, üstün varlıklar ve üstün güçlere sahip olduğu inancı cahili bir inançtır. Müşriklerin; Nebiye kahin, şair, mecnun lakabı takmaları, onların cinn inançlarının bir sonucudur. Cinn, sözcük olarak, "kapalı, gözükmez varlık ve güç" demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Topluluklar.
  3. metne dön, dipnot 3
    Hepiniz, hak ettiğiniz azaba maruz kalacaksınız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Buyurdu ki: "Sizden önceki cinn dipnot 1 ve insten dipnot 1 ümmetler dipnot 2 arasında siz de ateşe girin. Her ümmet girdikçe, yoldaşlarına lanet etti. Birbiri ardına hepsi orada toplandığı zaman; sonrakiler öncekiler için: "Ey Rabb'imiz! Bunlar bizi saptırdılar, bunlara ateşten bir kat daha azap ver." "Hepsi için bir kat fazla vardır, ama siz bilmezsiniz." dipnot 3 dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bilinen bilinmeyen, tanıdık tanımadık, yerli yabancı kim varsa.
  2. metne dön, dipnot 2
    Topluluklar.
  3. metne dön, dipnot 3
    Hepiniz, hak ettiğiniz azaba maruz kalacaksınız.

Gültekin Onan

(Tanrı) Diyecek: "Cinlerden ve insanlardan sizden önce geçmiş ümmetlerle birlikte ateşe girin." Her bir ümmet girişinde kardeşini [kendi benzerini] lanetler. Nitekim hepsi birbiri ardınca orada toplanınca, en sonra yer alanlar, en önde gelenler için: "Rabbimiz, işte bunlar bizi saptırdı; öyleyse ateşten kat kat arttırılmış bir azab ver" diyecekler. (Tanrı da:) "Hepsi için kat kattır. Ancak siz bilmezsiniz" diyecek.

Hasan Basri Çantay

(Allah) diyecek: "İns ve cinden sizden evvel geçmiş ümmetler arasında siz de girin bu ateşin içine". Her ümmet girdikçe (kendisine uyub saydığı) hemşiresine la'net edecek. Nihayet hepsi birbiri ardınca oraya girib toplanınca da sonrakiler evvelkiler için: "Ey Rabbimiz, diyecek, işte bizi bunlar saptırdılar. Onun için bunlara ateşden katmerli azab ver". Buyuracak ki: "Herkes için katmerli. Şu kadar ki siz (bunu) bilmezsiniz".

İbni Kesir

Buyurdu ki: Sizden önce geçmiş cinn ve insan topluluklarıyla girin ateşe. Her ümmet girdikçe; yoldaşına la'net eder. Nihayet hepsi birbiri ardından orada toplanınca; sonrakiler öncekiler için derler ki: Rabbımız; işte bizi bunlar saptırdı. Onun için bunlara katmerli azab ver. Buyurur ki: Hepiniz Evet, dediler. Bunun üzerine aralarında bir münadi: Allah'ın la'neti; zalimlerin üzerinedir, diye seslendi.

Mehmet Alagaş

(35-52) Ey Âdem oğulları sizlere, sizden Resuller geldiğinde, size ayetlerimi anlattıklarında, kimler sakınırsa ve de ıslah olursa artık onlara korku yoktur , onlara hüzünlenme de yoktur / üzülme de yoktur. Ayetlerimizi yalanlayanlar , onlardan kibirlenenler işte onlar ateş halkıdır orada kalıcıdırlar. Allah’a yalanı iftira olarak atandan veya ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir? İşte onlar kitaptaki nasiplerine erişirler / ulaşırlar , elçilerimiz vefat ettirmek için onlara geldikleri zaman derler ki , Allah dışında çağırdıklarınız neredeler? Onlar bizden saptılar /ayrıldılar derler ve kendilerinin kafir olduklarına da şahitlik ederler. Sizden önceki geçmiş cin ve ins ümmetlerin içinde oldukları ateşe girin der, her bir ümmet girdiğinde din kardeşine / yoldaşına lanet eder, orada toplanıp biraraya geldikleri zaman, sonrakiler öncekiler için derler ki Rabbimiz, işte bunlar bizleri saptırdılar, onlara kat kat ateşten azap ver , der ki hepinize kat kat azap var ve lakin bilmiyorsunuz. Öncekiler de sonrakiler için de rler ki sizin bizim üzerimizde üstün bir yanınız olmadı , kazandıklarınız dolayısıyla siz de azabı tadın. Ayetlerimizi yalanlayanlara ve onlara karşı büyüklük taslayanlara kesinlikle semanın kapıları açılmaz ve cennete de deve iğne deliğinden geçebilinceye kadar giremezle r, işte bu şekilde suçluları cezalandırırız. Onlar için cehennemde bir döşek / mahat üzerlerinde de ateş yorganı / gavaş vardır, bu şekilde zalimleri cezalandırırız. İman edenleri ve salih amellileri ki Allah, kişiyi sadece gücünün yettiği kadar / kapasite genişliği kadar sorumlu tutar / mükellef eder, işte onlar, cennet halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. Onların sinelerindeki / göğüslerindeki kini sıyırırız / söküp atarız. Altlarından nehirler akar ve derler ki bizi buna yönlendiren / hidayet eden Allah’a hamdolsun. Allah bizi yönlendirmeseydi bizler hidayete erişemezdik. Gerçekten bize hakikat ile Resul geldi, onlara, yaptıklarınızdan dolayı miras olarak size bırakılan cennet budur diye seslenilir / nida edilir. Cennet ashabına cehennem ashabı nida eder ki, Rabbimiz ne vaad ettiyse kesinlikle hakikat olarak biz bulduk. Peki siz de Rabbiniz ne vaad ettiyse buldunuz mu? dediler ki evet. İki taraf arasındaki görevli ünleyici / müezzin , “Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun , ki onlar, Allah yolundan savan kimselerdir, onun eğrilmesi için çabalarlar, onlar ahireti de inkâr edenlerdir” diye ilan eder. Aralarında (cennet ve cehennemlikler) bir perde / hicap vardır, araf üzerinde / bekleşme yeri üzerinde adamlar vardır. Yüzlerinden herkesi tanırlar. Cennet halkı olmayı ümit ettiği halde henüz oraya girememişlere nida ederler ki , selam sizlere olsun, Onların / yani beklentisi cennet olanların, bakışları ateş halkı tarafına çevrildiğinde derler ki, Rabbimiz bizi zalim kavimle beraber yapma . Araf halkındaki görevli adamlar, simalarından tanıdıklarına yine nida ederler k i, k alabalıklığınız ve büyükleniyor olmanız size ne fayda sağladı, “Allah’ın rahmetine asla ulaştırılmayacaklar” diye yemin ettikleriniz bunlar mı? İşte onlara seslenilir “Cennete girin sizlere korku yoktur sizler üzülmeyeceksiniz”. Ateş halkı cennet halkına "sudan yahut Allah ’ın sizi rızıklandırdıkları ndan bize aktarın" diye nida ederler. Derler ki "Allah o ikisini kafirlere haram eyledi" (Su da yok size rızık ta yok size) Dinlerini oyun ve eğlence / komedi etmişlerdi , dünya hayatı onları aldattı. İşte bugün de bizler de onları tıpkı bu buluşma gününü unuttukları gibi unuturuz, Ayetlerimizle mücadele edip duruyorlardı.

Rowwad Tercüme Merkezi

Diyecek ki: “Cinlerden ve insanlardan, sizden önce gelip geçen ümmetlerle birlikte siz de girin ateşe.” Her bir ümmet, ateşe girdikçe kendi kardeşine (dindaşına) lanet edecek. Sonunda hepsi orada bir araya toplanınca, sonra gelenler öncekiler için: “Rabbimiz! İşte bizi bunlar saptırdılar. Onlara ateşten kat kat azap ver!” derler. Allah da: “Herkese kat kat azap vardır, fakat siz bilmiyorsunuz” der.

Süleyman Ateş

(Allah) buyurdu: "Sizden önce geçen cin ve insan topluluklariyle beraber ateşin içine girin!" Her ümmet girdikçe yoldaşına la'net etti. Hepsi birbiri ardından orada toplanınca sonrakiler, öncekiler için dediler ki: "Rabbimiz, bunlar bizi saptırdılar. Bunlara ateşten bir kat daha azab ver!" (Allah): "Hepsi için bir kat fazla (azab) vardır, ama siz bilmezsiniz." dedi.

Süleymaniye Vakfı

Allah onlara şöyle diyecektir: "Sizden önce şu ateşe girmiş olan insan ve cin topluluklarına katılın!" Oraya giren her topluluk, kendi kardeş topluluğunu dışlayacaktır. Nihayet hepsi orada birbirleriyle buluşunca, sonra girenler, öncekiler için dipnot 1 şöyle diyeceklerdir: "Rabbimiz! İşte bizi bunlar saptırdılar. Sen o ateşin azabını bunlar için bir kat daha artır." Allah diyecek ki "Hepinizinki birer kat dipnot 2 artacak ama siz bunu bilmiyorsunuz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah onlara: "Sizden önce gelmiş insanlar ve cinlerle beraber şu ateşe girin!" diyecektir. Oraya giren her toplum (ümmet), kendi yoldaşına lanet edecek; hepsi orada derlenip toparlanınca da sonrakiler öncekiler için şöyle diyeceklerdir: "Rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar. Sen bunlara o ateşin azabını iki kat ver." Allah diyecek ki "Hepinizinki iki kat ama bilmiyorsunuz."

Şaban Britch

Allah: Sizden önce geçen cin ve insan toplumları içinde siz de haydi ateşe girin! der. Her toplum (oraya) girdikçe kardeşini lanetler. Sonunda hepsi orada bir araya gelince, sonra gelenler, öncekiler için: Rabbimiz, işte bizi bunlar saptırdılar. Onlara ateşten azabı kat kat ver! derler. Allah: Herkese kat kat azap vardır, fakat bilmiyorsunuz, der.

Şaban Piriş

Allah: -Sizden önce geçen cin ve insan toplumları içinde ateşe girin! der. Her toplum da girdikçe kardeşini lanetler. Sonunda hepsi orada bir araya gelince, sonra gelenler, öncekiler için: -Rabbimiz, işte bizi bunlar saptırdılar. Onlara ateşten azabı kat kat ver! derler. Allah: Herkese kat kat azap vardır, fakat, bilmiyorsunuz, der.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah buyurdu: "Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan topluluklarıyla içiçe, girin bakalım ateşe." Her ümmet girdiğinde, yoldaşına/kızkardeşine lanet eder. Nihayet, hepsi orada bir araya gelince, sonrakiler öncekiler için şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi bunlar saptırdılar. Ateş azabını bunlara bir kat daha fazla ver." Allah buyurur: "Her biri için bir kat fazlası var, fakat siz bilmezsiniz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And in Day* of Judgment, they shall be told: "Join those nations and generations of the Jinn and mankind who preceded you in the realm of Hell. As often as a fresh nation, united in evil thought and deeds, is ushered in with gusts of firey wind, it pours maledictions upon its unwise sister, until they are all thronged in, then shall the latter turn their eyes upon the former and direct their spoken words to Allah, thus: " These, O Allah, our Creator, whom we thought were the example to follow, had indeed misled us and alienated us from Your purpose: requite them O Allah with double the torment in the fire".There, Allah says: "But all and each suffers twice as much but you do not know".

Abdul Haleem

God will say, ‘Join the crowds of jinn and humans who have gone before you into the Fire.’ Every crowd curses its fellow crowd as it enters, then, when they are all gathered inside, the last of them will say of the first, ‘Our Lord, it was they who led us astray: give them double punishment in the Fire’- God says, ‘Every one of you will have double punishment, though you do not know it’-

Abdullah Yusuf Ali

He will say: "Enter ye in the company of the peoples who passed away before you - men and jinns, - into the Fire." Every time a new people enters, it curses its sister-people (that went before), until they follow each other, all into the Fire. Saith the last about the first: "Our Lord! it is these that misled us: so give them a double penalty in the Fire." He will say: "Doubled for all": but this ye do not understand.

Abul A'la Maududi

Allah will say: 'Enter the fire of Hell and join the nations of jinn and men that have gone before You.' As a nation enters Hill, it will curse the one that went before it, and when all are gathered there, the last of them shall say of the first: 'Our Lord! These are the ones who led us astray. Let their torment be doubled in Hell-Fire.' He will answer: 'Each will have a doubled torment; although you do not know.' dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    As it is, each group of people is followed, even as it is preceded, by others. A group which inherits an error of outlook and conduct from its predecessors passes on the same, in turn, to future generations. In addition, whereas a group owes its wrong-doing partly to the wrong-doing of its predecessors, it will also be held responsible for leaving behind an evil legacy for the future generations. The Qur'an, therefore, pronounces a double punishment on such a group: it will incur punishment for its own misdeeds and also for leaving behind such a legacy for the coming generations. A number of traditions elucidate this point. According to one such tradition the Prophet (peace be on him) said: 'He who introduces a misleading innovation which does not please God and His Messenger shall be held guilty for the sins of all those who follow that innovation without lessening in the least the burden [of sins] of those who followed the innovation,' (Cf. Ibn Majah, Muqaddimat Bab Man Ahya Sunnah qad umitat, where the words are slightly different - Ed.) According to another tradition, he said: 'The responsibility for all the murders committed in the world is shared by the first son of Adam [i.e. Cain] for he was the first to have innovated murder.' (See Bukhari, Kitab al-Jana'iz, Bab Qawlih 'alay al-Salam Yu'addhab al-Mayyit bi Ba'd Buka'i ahlih 'alayh - Ed.) We thus know that the individual or group responsible for introducing a wrong idea or practice is not only responsible to the extent of those sins, but shares the responsibility of the sins of all those who are influenced by him. As long as the evil effects of that influence continue, their sins will be continually added to his account. This also shows that a person is not only accountable for the good or bad deeds that he commits. In fact he is also accountable for the influence of those deeds on others. This may be illustrated by considering the case of someone who indulges in unlawful sex. All those whose bad examples, evil company, and inducements to evil caused a man to indulge in such an act have a share in the sin that he committed. The persons who influenced him in turn had been influenced by others. Were this chain of influence traced back to its ultimate origin, the blame would be fixed on the first person who demonstrated this unlawful way for satiating the sexual urge. This does not detract from the fact that anyone who indulged in fornication is also accountable for the sin he committed. This is so because when he committed a sin he did so because he failed to make proper use of his capacity to distinguish between good and evil with which he had been endowed. He also did not pay due heed to the voice of his conscience, and mobilize the power of self-control given him. Nor did he benefit from the knowledge of good and evil transmitted to him by pious men nor was he inspired by the noble examples of the God-fearing. Nor did he learn any lesson from the evil consequences of sexual misconduct. Instead, he totally succumbed to blind sexual lust which sought gratification at all cost. This much relates to the responsibility of the person who indulged in sexual misconduct. But there is another dimension of that person's evil conduct - his propagation of that same evil among others which ruined the lives of countless people belonging to his own generation and to the generations that follow. It is also possible that he might have been afflicted by some general disease which he then communicated to his own generation and also to the generations that followed. His sexual misconduct might also have given birth to illegitimate children, unjustly passing on the burden of their upbringing to others, and making his offspring - without any justification - co-sharers in the fortunes and even the inheritance of others. The wrong that is thus perpetrated persists for many generations. Likewise, it is also possible that the said criminal might, by his cunning, have led an innocent girl to sexually corrupt behaviour. That in turn is likely to awaken evil propensities in her which wreck the lives and homes of countless families, even generations. Also, by setting an evil example for his children, relatives, friends and the society at large a fornicator is likely to cast a bad influence on people around him and infect others with moral corruption. The evil consequences of such an act thus linger on for a long time. The moral corruption that ultimately, engulfs the society owes its origin to the person who initially introduced an evil. Justice, therefore, demands that such a culprit should also be held responsible for the subsequent evils which may be traced back to his initial act of corruption.The same holds true for good deeds. The reward for the heritage of goodness left behind by our predecessors from the earliest times should inevitably go to the credit of those men of the past who have continually transmitted that heritage to posterity down to our own time. If our own generation takes good care of that heritage, enriches it and passes it on to the coming generation, it also deserves due reward for that. As long as our good acts leave a trace of good influence on history and continue to cast a good influence on people, mankind will reap the benefits of those acts. This is the Qur'anic view of retribution. Every sensible person will agree that such a dispensation alone can ensure perfect justice. Appreciation of this concept should dispel the idea of those who believe that men can be fully rewarded or punished for their deeds within the confines of this worldly life. Likewise, such an appreciation should also dispel the views of those who believe that the transmigration of souls alone can ensure full justice to all men. Such people have blundered because they have neither grasped fully the nature and consequences of human acts nor the nature and requirements of perfect justice. It is obvious that the consequences of individuals' acts are not visible during their life-span - say sixty or seventy years or so. Instead, human activities, both good and evil, influence the lives of countless people belonging to countless generations. One cannot, therefore, be brought to justice during one's own lifetime, since only a small part of the consequences of those acts have yet come to the surface. Moreover, the limited possibilities available in the present world are quite inadequate for bringing people to justice. Just consider the hideous crime of someone who pushes us to a world war. As things stand, the catastrophic consequences of such a crime would affect the lives of billions of men through the ages. Is there any punishment - physical, spiritual or material - which can be deemed even remotely, proportionate to that crime? Likewise, no worldly reward, however valuable, can adequately recompense for the noble services rendered by a philanthropist which will benefit numerous people for thousands of years. Having viewed the question from this angle. one readily, concludes that there must necessarily be life in the Hereafter such that full justice can be meted out to everyone. Here all human beings are brought together, their full records are made available, and the reckoning is made by God Himself Whose knowledge embraces literally everything. Additionally, men should be granted unlimited spans of life, and infinite possibilities should be made available for receiving compensation. A little reflection on this will help us see how false the doctrine of the transmigration of souls is. Those who subscribe to this doctrine fail to realize that eternal life is needed to mete out recompense to people for the deeds they commit during their relatively brief spans of life. If one were to believe in the unending cycle of life and death it would become impossible to reward or punish anyone for his actions, for each span of life would go on accumulating endlessly. The arrears would never be cleared.

Aisha Bewley

He will say, ‘Each will receive double. But you do not know it.’

Al-Hilali & Khan

(Allâh) will say: "Enter you in the company of nations who passed away before you, of men and jinn, into the Fire." Every time a new nation enters, it curses its sister nation (that went before) until they will be gathered all together in the Fire. The last of them will say to the first of them: "Our Lord! These misled us, so give them a double torment of the Fire." He will say: "For each one there is double (torment), but you know not."

Ali Quli Qarai

He will say, ‘Enter, along with the nations who passed before you of jinn and humans, into the Fire!’ Every time that a nation enters [hell], it will curse its sister [nation]. When they all rejoin in it, the last of them will say about the first of them, ‘Our Lord, it was they who led us astray; so give them a double punishment of the Fire.’ He will say, ‘It is double for each [of you], but you do not know.’

Amatul Rahman Omar

He (- God) will say, `Enter into the Fire along with the communities that have passed away before you, from among the jinns and ordinary people. ' Every time a (new) community enters it, it curses its sister (evil-doing community), until when they have all followed one another into it, the last of them will say with regard to the first of them (-the leaders), `Our Lord! these led us astray so give them punishment of the Fire over and over again.' He will say, `Everyone is having (his punishment) over and over again, but you do not know (about one another).'

Arthur John Arberry

He will say, 'Enter among nations that passed away before you, jinn and mankind, into the Fire. ' Whenever any nation enters, it curses its sister-nation; till, when they have all successively come there, the last of them shall say to the first of them, 'O our Lord, these led us astray; so give them a double chastisement of the Fire.' He will say, 'Unto each a double, but you know not.

Bijan Moeinian

God will then say: "Enter into the Hellfire like those humans and Jinns who entered before you. " Each generation which will enter the Hell will curse the previous generations [for having laid the ground for their misfortune.] Once all are entered into the Hell, they will ask God to double the punishment of their ancestral who led them to such a destiny. The Lord will reply: "They will indeed be punished many folded without realizing [that their sever punishment is due to the fact that not only they have wronged themselves but also have laid ground for further evil deeds committed later by their inheritors.]

E. Henry Palmer

He will say, 'Enter ye - amongst the nations who have passed away before you, both of ginns and men - into the fire;' whenever a nation enters therein, it curses its mate; until, when they have all reached it, the last of them will say unto the first, 'O our Lord! these it was who led us astray, give them double torment of the fire!' He will say, 'To each of you double! but ye do not know. '

Edip-Layth

He said, "Enter with the multitude of nations before you from humans and Jinn to the fire!" Every time a nation entered, it cursed its sister nation, until they are all gathered inside it; then the last of them says to the first: "Our Lord, these are the ones who have misguided us, so give them double the retribution of the fire!" He replied: "Each will receive double, but you do not know."

George Sale

God shall say unto them at the resurrection, enter ye with the nations which have preceded you, of genii and of men, into hell fire: So often as one nation shall enter, it shall curse its sister, until they shall all have successively entered therein. The latter of them shall say of the former of them, O Lord, these have seduced us; therefore inflict on them a double punishment of the fire of hell. God shall answer, it shall be doubled unto all; but ye know it not.

Hamid S. Aziz

He will say, "Enter you the Fire amongst the nations (communities) who have passed away before you - both of jinn and men. " Whenever a nation (community) enters therein, it curses its sister (nation, community); until, when they have followed each other into the Fire, the last of them will say about the first, "O our Lord! These it was who led us astray, give them a double penalty of the Fire!" He will say, "Double for each of you!" But this you do not understand.

Mahmoud Ghali

Says He, "Enter among nations that already passed away even before you, of the jinn and humankind, into the Fire. " Whenever a nation enters, it curses its sister-nation until when they altogether have successively overtaken (each) other, the last of them will say to the first of them, "Our Lord, these led us into error, so bring them a double torment of the Fire." Says He, "To each a double, but you do not know."

Marmaduke Pickthall

He saith: Enter into the Fire among nations of the jinn and humankind who passed away before you. Every time a nation entereth, it curseth its sister (nation) till, when they have all been made to follow one another thither, the last of them saith unto the first of them: Our Lord! These led us astray, so give them double torment of the Fire. He saith: For each one there is double (torment), but ye know not.

Mohamed Ahmed - Samira

"Enter then the Fire, " will God say, "with the past generations of jinns and men. " On entering each batch will condemn the other; and when all of them shall have entered one after the other, the last to come will say of those who had come before them: "O our Lord, they are the ones who led us astray; so give them double chastisement in the Fire." He will answer: "For all it will be double; but this you do not know."

Muhammad Asad

[And God] will say: "Join those hosts of invisible beings and humans who have gone before you into the fire!" [And] every time a host enters [the fire], it will curse its fellow-host -so much so that, when they all shall have passed into it, one after another, the last of them will speak [thus] of the first of them: "O our Sustainer! It is they who have led us astray: give, them, therefore, double suffering through fire!" He, will reply: "Every one of you deserves double suffering -but you know it not. "

Mustafa Khattab

Allah will say, "Enter the Fire along with the ˹evil˺ groups of jinn and humans that preceded you." Whenever a group enters Hell, it will curse the preceding one until they are all gathered inside, the followers will say about their leaders, “Our Lord! They have misled us, so multiply their torment in the Fire.” He will answer, “It has already been multiplied for all, but you do not know.”

Progressive Muslims

He said: "Enter with the multitude of nations before you from humans and Jinn to the Fire!" Every time a nation entered, it cursed its sister nation, until they are all gathered inside it; then the last of them says to the first: "Our Lord, these are the ones who have misguided us, so give them double the retribution of the Fire!" He replied: "Each will receive double, but you do not know. "

Rashad Khalifa

He will say, "Enter with the previous communities of jinns and humans into Hell." Every time a group enters, they will curse their ancestral group. Once they are all in it, the latest one will say of the previous one, "Our Lord, these are the ones who misled us. Give them double the retribution of Hell." He will say, "Each receives double, but you do not know."

Sahih International

[ Allah ] will say, "Enter among nations which had passed on before you of jinn and mankind into the Fire. " Every time a nation enters, it will curse its sister until, when they have all overtaken one another therein, the last of them will say about the first of them "Our Lord, these had misled us, so give them a double punishment of the Fire. He will say, "For each is double, but you do not know."

Sam Gerrans

He will say: “Enter among the communities that have passed away before you of domini and servi into the Fire!” Whenever a community enters, it curses its sister; when they have followed one another therein all together, the last of them will say to the first of them: “Our Lord: these led us astray; so give Thou them double punishment of the Fire!” He will say: “For each is double, but you know not.”

Shabbir Ahmed

Allah will command them to join the previous rural and urban communities into the Fire. Every later group will blame the former, "Our Lord! These are the ones who misled us; double their punishment." He will say, "The punishment is doubled for both." (The first group violated the Laws and misled others, and the second group was guilty of blind following and misleading their successors).

Syed Vickar Ahamed

He (Allah) will say: "You enter the company of the peoples who passed away before you— Men and jinns'— Into the Fire. " Every time a new (group of) people enters, it curses its peoples of related place (and time before) until they follow each other, all into the Fire. Say the last (group) about the first (group): "Our Lord! It is these (people) who misled us: So give them a double the penalty of the Fire." He will say: "Doubled for all:" But this you do not understand.

Taqi Usmani

He (Allah) will say, "Enter the Fire along with the peoples who passed before you from the Jinn and the human beings." Whenever a group will enter it, they will curse their fellows, until when all of them will have joined each other in it, the latter ones will say about the former ones “Our Lord, they misguided us; so, give them a double punishment of the Fire.” He will say, “For each there is a double, but you do not know.”

The Monotheist Group

He said: "Enter with the multitude of nations before you from mankind and Jinn to the Fire!" Every time a nation entered, it cursed its sister nation, until they are all gathered inside it; then the last of them says to the first: "Our Lord, these are the ones who have misguided us, so give them double the retribution of the Fire!" He replied: "Each will receive double, but you do not know."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 38. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 38. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 38. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩