Diyanet İşleri
A'raftakiler, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara da seslenir ve şöyle derler: "Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!"
A'râf suresi
A'râf suresi, 48. ayet. وَنَادَىٰٓ أَصْحَٰبُ ٱلْأَعْرَافِ رِجَالًا يَعْرِفُونَهُم بِسِيمَىٰهُمْ قَالُوا۟ مَآ أَغْنَىٰ عَنكُمْ جَمْعُكُمْ وَمَا كُنتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ
venâdâ aṣḥâbü-l'a`râfi ricâley ya`rifûnehüm bisîmâhüm ḳâlû mâ agnâ `anküm cem`uküm vemâ küntüm testekbirûn.
A'raftakiler, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara da seslenir ve şöyle derler: "Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!"
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Cehennemlikler, cennetlikler ve A'râf ehli A'râf 37–53 3
Onlar Allah yolundan alıkoyan ve onu, eğri ve çelişkili göstermek isteyenlerdir. Onlar ahireti de inkar edenlerdir.
İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur, A'raf üzerinde de birtakım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. Cennetliklere, "Selam olsun size!" diye seslenirler. Onlar henüz cennete girmemişlerdir, ama bunu ummaktadırlar.
Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman, "Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma" derler.
A'raftakiler, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara da seslenir ve şöyle derler: "Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!"
"Sizin, 'Allah bunları rahmete erdirmez' diye yemin ettikleriniz şunlar mı?" (Sonra cennetliklere dönerek) "Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz" derler.
Cehennemlikler de cennetliklere, "Ne olur, sudan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın" diye çağrışırlar. Onlar, "Şüphesiz, Allah bunları kafirlere haram kılmıştır" derler.
Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve ayetlerimizi nasıl inkar edip durdularsa, biz de onları bugün öyle unuturuz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
48. Bu genel durumdan sonra özel bir durumdan söz edilerek şöyle buyrulmaktadır: “A’raf’takiler yüzlerinden tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek şöyle derler...” Burada tanıdıklarından söz edilen kimseler cehennemliklerdir. Dünyada iken bunların azametleri, şerefleri, mal ve çocukları vardı. İşte A’raftakiler bunları tek başlarına yardımcısız ve imdatlarına koşacak kimse bulunmaksızın azap içinde görecekleri vakit şöyle diyeceklerdir: “Çokluğunuzun da büyüklenip durmanızın da size bir faydası olmadı.” Dünyada iken kendileri vasıtası ile hoşlanmadığınız şeylere karşı kendinizi savunduğunuz ve isteklerinizi de bu yolla elde ettiğiniz o topluluğunuz, bugün darmadağın olmuş ve size hiçbir fayda sağlamamıştır. Aynı şekilde hakka karşı, hakkı getirenlere ve hakka uyanlara karşı büyüklenmenizin de size hiçbir faydası olmamıştır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
A'raf’ta bulunanlar, cehennem ashabından yüzlerinin siyahlığı ve gözlerinin maviliği gibi, alametlerinden bildikleri kâfir kimselere seslenerek onlara şöyle derler: “Mallarınız ve adamlarınızın çokluğu size bir fayda vermedi. Haktan büyüklenerek ve kibirlenerek yüz çevirmeniz de size bir fayda vermedi.”
Aynı kök: سوم (15 geçiş) · Aynı kök: ندو (53 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş)
İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur, A'raf üzerinde de birtakım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından…
Aynı kök: سوم (15 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Aynı kök: غني (73 geçiş)
(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için),…
Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Aynı kök: غني (73 geçiş) · Ortak kavram: Kibir
Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını…
Aynı kök: سوم (15 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş)
Biz dileseydik, onları sana gösterirdik de, sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun, sen onları, konuşma tarzlarından da tanırsın. Allah,…
Aynı kök: ندو (53 geçiş) · Aynı kök: رجل (73 geçiş)
"Siz hala erkeklere yanaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?" Kavminin cevabı, "Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi…
Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Aynı kök: رجل (73 geçiş)
Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi…
Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Aynı kök: رجل (73 geçiş)
Ey Peygamber! Mü'min kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları…
Aynı kök: ندو (53 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)
Cennetlikler cehennemliklere, "Rabbimizin bize va'dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va'dettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
A‘raf halkı, yüzlerinden tanıdıkları (cehennemdeki) kişilere şöyle seslenecekler: "Çokluğunuzun da kibirlenmenizin de size hiçbir yararı olmadı.
Ve (sözkonusu) ayırdetme yeteneğine sahip olanlar, belirtilerinden kim olduklarını çıkardıkları kimselere seslenecekler: "Sahi, ne sağladı size taraftarlarınız / mal-mülkünüz ve böbürlendiğiniz o nesneler?"
Ve (hayattayken) bu ayırt etme yetisine sahip olanlar, görünüşlerinden (günahkar olduklarını) çıkardıkları kimselere: "Ne sağladı size" diye seslenecekler, "maldan, (mülkten) biriktirmeniz; geçmişinizle o boş kurumlanmanız?
A'raf ehli, simalarından kendilerini tanıdıkları (bazı cehennem ehli) ricale seslenerek şöyle dediler: "Ne zenginliğinizin, ne de büyüklenmenizin size hiçbir faydası olmadı!"
Burcun üstündeki adamlar, kendilerini yüzlerinden tanıdıkları (ileri gelen birtakım) adamlara seslenerek derler ki: "Ne (güç ve servet) toplamış olmanız, ne büyüklük taslamanız (istikbarınız) size bir yarar sağlamadı."
(Yine) A'râf ehli simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek derler ki: «Ne çokluğunuz ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size hiçbir yarar sağlamadı.
Orta yerin yoldaşları, yüzünden tanıdıkları adamlara seslenerek, şöyle derler: "Çokluğunuz ve büyüklük taslamanız, size yarar sağlamadı!"
Yine A'raf ehli, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek derler ki: "Ne çokluğunuz ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size bir yarar sağladı."
Kimlik istasyonunda bulunanlar, görünüşlerinden tanıdıkları kimselere seslenirler: "Sizin cemaatiniz ve büyüklük taslamış olmanız size hiçbir yarar sağlamadı."
Orta yerde bulunanlar, görünüşlerinden tanıdıkları kimselere seslenirler: 'Sizin cemaatiniz ve büyüklük taslamış olmanız size hiç bir yarar sağlamadı.'
O A'raf sakinleri, simalarından tanıdıkları bir takım kimselere şöyle seslenirler: "Gördünüz mü, cemiyetinizin ve kibirli davranmanızın size hiçbir yararı olmadı!
O ashabı A'raf simalariyle tanıdıkları bir takım ricale de nida edib: gördünüz mü cem'iyyetinizin ve yaptığınız kibr-ü azametin size hiç faidesi olmadı
A'raf halkı, yüzlerinden tanıdıkları kimselere de: "Çokluğunuz da tasladığınız büyüklük de size bir yarar sağlamadı." dediler.
A'raf halkı, yüzlerinden tanıdıkları kimselere de: "Çokluğunuz da, tasladığınız büyüklük de size bir yarar sağlamadı." dediler.
A'raf ehli, yüzlerinden tanıdıkları kimselere de: "Çokluğunuz da, tasladığınız büyüklük de size bir yarar sağlamadı." dediler.
Orta yerdeki (A'raf'daki) adamlar, kendilerini yüzlerinden tanıdıkları (ileri gelen bir takım) adamlara seslenerek derler ki: "Ne (güç ve servet) toplamış olmanız, ne büyüklük taslamanız (istikbarınız) size bir yarar sağlamadı."
(Yine) a'raaf yaranı (kafirlerden) simalarıyla tanıdıkları (elebaşı) birtakım adamlara şöyle nida ederek derler: "Ne çokluğunuz (yahut topladığınız mallar), ne de (hakka karşı) yeltenmekde devam etdiğiniz o kibr (-ü azamet) size hiç bir faide vermedi".
A'raf ashabı; simalarıyla tanıdıkları adamlara seslenirler: Topluluğunuz, topladığınız mal ve büyüklük taslamalarınız size fayda vermedi, derler.
(35-52) Ey Âdem oğulları sizlere, sizden Resuller geldiğinde, size ayetlerimi anlattıklarında, kimler sakınırsa ve de ıslah olursa artık onlara korku yoktur , onlara hüzünlenme de yoktur / üzülme de yoktur. Ayetlerimizi yalanlayanlar , onlardan kibirlenenler işte onlar ateş halkıdır orada kalıcıdırlar. Allah’a yalanı iftira olarak atandan veya ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir? İşte onlar kitaptaki nasiplerine erişirler / ulaşırlar , elçilerimiz vefat ettirmek için onlara geldikleri zaman derler ki , Allah dışında çağırdıklarınız neredeler? Onlar bizden saptılar /ayrıldılar derler ve kendilerinin kafir olduklarına da şahitlik ederler. Sizden önceki geçmiş cin ve ins ümmetlerin içinde oldukları ateşe girin der, her bir ümmet girdiğinde din kardeşine / yoldaşına lanet eder, orada toplanıp biraraya geldikleri zaman, sonrakiler öncekiler için derler ki Rabbimiz, işte bunlar bizleri saptırdılar, onlara kat kat ateşten azap ver , der ki hepinize kat kat azap var ve lakin bilmiyorsunuz. Öncekiler de sonrakiler için de rler ki sizin bizim üzerimizde üstün bir yanınız olmadı , kazandıklarınız dolayısıyla siz de azabı tadın. Ayetlerimizi yalanlayanlara ve onlara karşı büyüklük taslayanlara kesinlikle semanın kapıları açılmaz ve cennete de deve iğne deliğinden geçebilinceye kadar giremezle r, işte bu şekilde suçluları cezalandırırız. Onlar için cehennemde bir döşek / mahat üzerlerinde de ateş yorganı / gavaş vardır, bu şekilde zalimleri cezalandırırız. İman edenleri ve salih amellileri ki Allah, kişiyi sadece gücünün yettiği kadar / kapasite genişliği kadar sorumlu tutar / mükellef eder, işte onlar, cennet halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. Onların sinelerindeki / göğüslerindeki kini sıyırırız / söküp atarız. Altlarından nehirler akar ve derler ki bizi buna yönlendiren / hidayet eden Allah’a hamdolsun. Allah bizi yönlendirmeseydi bizler hidayete erişemezdik. Gerçekten bize hakikat ile Resul geldi, onlara, yaptıklarınızdan dolayı miras olarak size bırakılan cennet budur diye seslenilir / nida edilir. Cennet ashabına cehennem ashabı nida eder ki, Rabbimiz ne vaad ettiyse kesinlikle hakikat olarak biz bulduk. Peki siz de Rabbiniz ne vaad ettiyse buldunuz mu? dediler ki evet. İki taraf arasındaki görevli ünleyici / müezzin , “Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun , ki onlar, Allah yolundan savan kimselerdir, onun eğrilmesi için çabalarlar, onlar ahireti de inkâr edenlerdir” diye ilan eder. Aralarında (cennet ve cehennemlikler) bir perde / hicap vardır, araf üzerinde / bekleşme yeri üzerinde adamlar vardır. Yüzlerinden herkesi tanırlar. Cennet halkı olmayı ümit ettiği halde henüz oraya girememişlere nida ederler ki , selam sizlere olsun, Onların / yani beklentisi cennet olanların, bakışları ateş halkı tarafına çevrildiğinde derler ki, Rabbimiz bizi zalim kavimle beraber yapma . Araf halkındaki görevli adamlar, simalarından tanıdıklarına yine nida ederler k i, k alabalıklığınız ve büyükleniyor olmanız size ne fayda sağladı, “Allah’ın rahmetine asla ulaştırılmayacaklar” diye yemin ettikleriniz bunlar mı? İşte onlara seslenilir “Cennete girin sizlere korku yoktur sizler üzülmeyeceksiniz”. Ateş halkı cennet halkına "sudan yahut Allah ’ın sizi rızıklandırdıkları ndan bize aktarın" diye nida ederler. Derler ki "Allah o ikisini kafirlere haram eyledi" (Su da yok size rızık ta yok size) Dinlerini oyun ve eğlence / komedi etmişlerdi , dünya hayatı onları aldattı. İşte bugün de bizler de onları tıpkı bu buluşma gününü unuttukları gibi unuturuz, Ayetlerimizle mücadele edip duruyorlardı.
Araf'ta bulunanlar, simalarından tanıdıkları kimselere seslenerek, “Çokluğunuz ve büyüklük taslıyor olmanız size hiçbir fayda vermedi.” derler.
A'raf halkı, yüzlerindeki işaretleriyle tanıdıkları birtakım adamlara da ünleyerek dediler ki: "Ne topluluğunuz, ne de büyüklük taslamanız, size hiçbir yarar sağlamadı."
A'raf ahalisi, (Cennet ile cehennem arasındaki yüksek tepelerden) yüzlerinden tanıdıkları bazı kimselere dipnot 1 de şöyle seslenirler: "Gördünüz mü? Ne çevrenizdekilerin size bir yararı oldu ne de büyüklenmenizin.
A'raf ahalisi, yüzlerinden tanıdıkları bir takım adamlara dipnot 1 da şöyle seslenirler: "Gördünüz mü? Sizlere ne taraftarlarınızın bir yararı oldu ne de büyüklenmenizin.
A’raftakiler simalarından tanıdıkları bazı adamlara seslenirler: Topladıklarınız ve büyüklük taslıyor olmanız size fayda vermedi.
A'raftakiler simalarından tanıdıkları bazı adamlara seslenirler: -Topladıklarınız ve büyüklük taslıyor olmanız size fayda vermedi.
A'raf halkı, yüzlerinden tanıdıkları bazı erkeklere seslenip şöyle derler: "Bir araya gelmeniz de büyüklük taslamanız da size hiçbir yarar sağlamadı."
Then those on the heights shall address those whom they recognize by the language spoken by there countenances: " Do you now realize that all that you had amassed of wealth and all the multitudinous you associated with did not avail you a useful purpose nor did your inordinate self-esteem!"
and the people of the heights will call out to certain men they recognize by their marks, ‘What use were your great numbers and your false pride?
The men on the heights will call to certain men whom they will know from their marks, saying: "Of what profit to you were your hoards and your arrogant ways?
And the people of the Heights will cry out to the men whom they would recognize by their marks. saving: 'Neither your numbers nor the riches of which you were proud availed you.
The Companions of the Ramparts will call out to men they recognise by their mark, saying, ‘What you amassed was of no use to you, nor was your arrogance.
And the men on Al-A‘râf (the wall) will call unto the men whom they would recognise by their marks, saying: "Of what benefit to you were your great numbers (and hoards of wealth), and your arrogance (against Faith)?"
And the occupants of the Elevations will call out to certain men whom they recognize by their marks, ‘Your rallying did not avail you, nor what you used to disdain.
The occupants of the elevated places will call out to certain men (from the fellows of the Fire), whom they will recognise by their appearance, `Behold! neither your multitude nor that (amassing) in which you took pride have been of any avail to you.
And the dwellers on the Battlements shall call to certain men they know by their sign: 'Your amassing has not availed you, neither your waxing proud.
Those among them who recognize some [unjust rich and famous] people [of their generation], will call upon them saying: "Your worldly wealth and position (that you were so proud of) did not come to your help. "
And the fellows on al Aaraf will cry out to the men whom they know by their marks, and say, 'Of no avail to you were your collections, and what ye were so big with pride about;
Those attending the identification station called on men they recognized by their features, they said, "What good did your large number do for you, or what you were arrogant for?"*
And those who stand on Al Araf shall call unto certain men, whom they shall know by their marks, and shall say, what hath your gathering of riches availed you, and that ye were puffed up with pride?
And the Companions of the Height will call out to the men whom they know by their marks, and say, "Of what profit to you were your hoarding (of wealth), and what you were so arrogant about. "
And the companions of the battlements will call out to men they recognize by their mark. They will say, "In no way has your gathering (i.e., your amassing, and your multitude) availed you, neither whatever you used to wax proud of.
And the dwellers on the Heights call unto men whom they know by their marks, (saying): What did your multitude and that in which ye took your pride avail you?
Recognising them by their marks the men of al-A'raf will call (to the inmates of Hell): "Of what use was your amassing (of wealth) of which you were proud?"
And they who [in life] had possessed this faculty of discernment will call out to those whom they recognize by their marks [as sinners], saying: "What has your amassing [of wealth] availed you, and all the false pride of your past?
Those on the heights will call out to some ˹tyrants in the Fire˺, who they will recognize by their appearance, saying, "Your large numbers and arrogance are of no use ˹today˺!
And the people standing on the elevated platform called on men they recognized by their features, they said: "What good did your large number do for you, or what you were arrogant for"
The dwellers of the Purgatory will call on people they recognize by their looks, saying, "Your great numbers did not avail you in any way, nor did your arrogance."
And the companions of the Elevations will call to men [within Hell] whom they recognize by their mark, saying, "Of no avail to you was your gathering and [the fact] that you were arrogant. "
And the companions of the elevations will call to men, recognising them by their mark, saying: “What did it avail you, your accumulating, and that you waxed proud?
The people on the Heights will recognize another group and say to them, "How did your multitude, the wealth you amassed and the things you took pride in, help you?"
The men on the heights (of honor) will call certain (others) whom they will know by their marks, saying: "What profit to you were your heaps (of wealth) and your haughty (and unpleasant) habits?
The people of A‘rāf will call out to the people (of Fire) whom they will recognize through their signs: "Your masses were not of any help to you, nor was the arrogance you used to show.
And the people standing on the elevated platform called on men they recognized by their features, they said: "What good did your large number do for you, or what you were arrogant for?"