Kalem suresi

Kalem suresi, 31. ayet

Kalem suresi, 31. ayet. قَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَٰغِينَ

ḳâlû yâ veylenâ innâ künnâ ṭâgîn.

Diyanet İşleri

Şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!"

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kalem 28–34 · surenin 31. ayeti / 52
  1. Kalem 28

    Onların en akl-ı selim sahibi olanı, "Ben size 'Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?" dedi.

  2. Kalem 29

    Onlar, "Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz" dediler.

  3. Kalem 30

    Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.

  4. 31

    Şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!"

  5. Kalem 32

    "Umulur ki, Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz artık Rabbimizi arzulayanlarız."

  6. Kalem 33

    İşte böyledir azap! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür; ah bir bilselerdi!

  7. Kalem 34

    Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında Naim cennetleri vardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 30–32. ayetler için yazılmıştır.

30-31. Bundan dolayı büyük bir pişmanlık duydular ve “birbirlerini” yaptıkları dolayısı ile “kınamaya başladılar. Dediler ki: Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kimselermişiz.” Gerek Allah’a karşı, gerek kullarının hakları hususunda haddi aşan kimselermişiz.

32. “Umarız Rabbimiz, bize o (bahçe) yerine daha hayırlısını verir. Şüphesiz biz yalnızca Rabbimize ümit bağlıyoruz.” Böylelikle Yüce Allah’tan telef olan bahçelerinin yerine ondan daha hayırlısını vermesini ümit ettiler. Yüce Allah’tan dilekte bulunacaklarını söylediler ve dünyada ona ısrarla dua edecekleri vaadinde bulundular. Eğer dediklerini yaptılarsa görünen o ki Yüce Allah, dünyada kendilerine o bahçelerinden daha iyisini vermiştir. Çünkü samimi olarak Allah’a dua edip de O’na yönelen ve O’na ümit bağlayan kimseye Allah dilediğini verir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Pişmanlık içinde şöyle dediler: ''Yazıklar olsun bizlere! Yoksulları haklarından mahrum bırakmamız sebebiyle biz haddi aşmış kimselerdik.''

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالُوا۟ kalu dediler kök: قول
  2. يَـٰوَيْلَنَآ ya veylena yazık bize
  3. إِنَّا inna elbette biz
  4. كُنَّا kunna kök: كون
  5. طَـٰغِينَ tagine azgınlarmışız kök: طغي

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri

    Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik…

  • Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri

    Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık.

  • Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri

    Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: "Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm."

  • Aynı kök: طغي (39 geçiş)

    Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.

  • Aynı kök: طغي (39 geçiş)

    Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir…

  • Aynı kök: طغي (39 geçiş)

    Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kafirlerin velileri ise tağuttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

61 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Şunu) demişlerdi: "Eyvah, yazıklar olsun bize! Biz azgın kişilermişiz.

Mustafa İslamoğlu

"Yazıklar olsun bize! Gerçekten de biz, haddimizi aşmışız.

Muhammed Esed

(Sonunda) "Yazıklar olsun bize!" dediler, "Gerçekten biz küstahça davranmıştık!

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Yazıklar olsun bize! Doğrusu biz küstahça davranmışız!"

Ali Bulaç

"Yazıklar bize, gerçekten bizler azgınmışız" dediler.

Ali Özek ve heyeti

(Nihayet) şöyle dediler: Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz.

Ali Rıza Safa

"Vay başımıza gelene!" dediler; "Aslında, sınırı aştık!"

Bayraktar Bayraklı

- Onlar, "Ey Rabbimiz! Seni noksan sıfatlardan uzak tutarız. Gerçekten biz, kendimize yazık ettik" dediler. Birbirlerini suçlamaya başladılar. Sonra şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize, biz azgın kimseleriz. Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir. Biz de ümitle O'na yöneleceğiz."

Edip Yüksel

Dediler ki, "Yazıklar olsun bize. Azgınmışız."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dediler ki, 'Yazıklar olsun bize. Azgınmışız.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yazıklar olsun bizlere; bizler doğrusu azgınlarmışız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yazıklar olsun bizlere, bizler doğrusu azgınlarmışız

Erhan Aktaş

"Yazıklar olsun bize! Biz, gerçekten azgınlık eden kimselermişiz."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Yazıklar olsun bize! Biz, gerçekten azgınlık eden kimselermişiz."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Yazıklar olsun bize! Biz, gerçekten azgınlık eden kimselermişiz."

Gültekin Onan

"Yazıklar bize, gerçekten bizler azgınmışız" dediler.

Hasan Basri Çantay

"Yazıklar olsun bize, dediler, hakıykaten biz azgınlarmışız".

İbni Kesir

Dediler ki: Yazıklar olsun bize, doğrusu biz; azgınlardanmışız.

Mehmet Alagaş

(17-33) Mutlaka bahçe sahiplerine imtihan / bela ettiğimiz gibi onları da belaya / imtihana uğrattık. Yemin ettiler ki sabahlayınca onun ürünlerini biçelim. İstisna da etmediler (İnşallah demediler) onlar uyurlarken Rabbinden bir dolaşan /taif onun üzerinde dolaştı/gezindi. Sabahlayıncaya kadar ürünler biçildi /hasat edildi. Sabah olunca (gece çekilince) haydi eğer ki biçecekseniz erkenden gidin ekinlerinize / harslarınıza diye seslendiler / nidada bulundular. Fırlayıp gidiyorlarken aralarında da bugün beraberinizde miskin biri /çalışma gücü olmayan biri olmasın, ona / bahçeye girmesin diye mırıldanıyorlardı. (Birilerini) mahrum etmek kadriyle / niyetiyle erkenden yola düştüler. (Tüm her şe yin iyice ayarladığı zannıyla bahçeye, cesur bir giriş yapıyorlar) Onu gördüklerinde, yolu şaşırmışız dediler. Bilakis bizler mahrum olduk. Onlardan vasat olanı / orta yolu tutan biri dedi ki, size demedim mi keşke üstün tutsaydık / yüceltseydik. Dediler ki Rabbimiz seni yüceltiyoruz / üstün tutuyoruz, kesinlikle biz zalimler olduk. Az sonra da birbirlerini çekiştirip kınadılar. Yazıklar olsun bizlere kesinlikle biz azgınlarmışız. Umulur ki Rabbimiz bundan hayırlısına bizi tebdil eyler /değiştirir. Kesinlikle rabbimize rağbet ediciyiz / itibar gösteriyoruz / önem veriyoruz. İşte azap böyledir. (Bahçe sahiplerinin azabı mahrumiyettir) Sonraki azap / ahiret azabı da daha büyüktür. Keşke biliyor olsalardı.

Rowwad Tercüme Merkezi

Şöyle dediler: “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!”

Süleyman Ateş

"Yazık bize, dediler, biz azgınlarmışız!"

Süleymaniye Vakfı

Şöyle dediler: "Yazık bize! Biz gerçekten taşkınlık eden kimselermişiz!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Yazık bize! Biz aşırı davranışlar içindeyiz.

Şaban Britch

Yazıklar olsun bize, azgınlardan olduk, dediler.

Şaban Piriş

-Yazıklar olsun bize, azgınlardan olduk, dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

"Yazıklar olsun bize, dediler, biz gerçekten azgınlarmışız."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"How denunciated shall we be" they said. "We went beyond the limits prescribed by Allah and offended against the poor and it serves us right".

Abdul Haleem

They said, ‘Alas for us! We have done terrible wrong,

Abdullah Yusuf Ali

They said: "Alas for us! We have indeed transgressed!

Abul A'la Maududi

They said: "Woe to us! We had indeed transgressed.

Aisha Bewley

They said, ‘Woe to us! We were indeed inordinate.

Al-Hilali & Khan

They said: "Woe to us! Verily, we were Tâghûn (transgressors and disobedient)

Ali Quli Qarai

They said, ‘Woe to us! Indeed we have been rebellious.

Amatul Rahman Omar

They said, `O Woe to us! we have been, indeed, transgressors.

Arthur John Arberry

They said, 'Woe, alas for us! Truly, we were insolent.

Bijan Moeinian

They said: Shame and pity on us as we sinned. "

E. Henry Palmer

Said they, 'O woe to us! verily, we have been outrageous!

Edip-Layth

They said, "Woe to us. We sinned."

George Sale

and they said, woe be unto us! Verily we have been transgressors:

Hamid S. Aziz

Said they, "O woe to us! Surely we were outrageous transgressors:

Mahmoud Ghali

They said, "O woe to us! Surely we were inordinate.

Marmaduke Pickthall

They said: Alas for us! In truth we were outrageous.

Mohamed Ahmed - Samira

Saying: "Alas the woe, we were iniquitous.

Muhammad Asad

[In the end] they said: "Oh, woe unto us! Verily, we did behave outrageously!

Mustafa Khattab

They said, "Woe to us! We have certainly been transgressors.

Progressive Muslims

They said: "Woe to us. We sinned."

Rashad Khalifa

They said, "Woe to us. We sinned.

Sahih International

They said, "O woe to us; indeed we were transgressors.

Sam Gerrans

They said: “Woe is us! We transgressed all bounds.

Shabbir Ahmed

They said, "Oh, woe unto us! We were trespassers of goodness. "

Syed Vickar Ahamed

They said: "Woe be unto us! We have indeed exceeded our limits;

Taqi Usmani

(and at last,) they said, "Woe to us! In fact, we (all) were outrageous.

The Monotheist Group

They said: "Woe to us. We sinned."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 31. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 31. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 31. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩