Diyanet İşleri
Şüphesiz, iyiler Naim cennetindedirler.
İnfitâr suresi
İnfitâr suresi, 13. ayet. إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ
inne-l'ebrâra lefî ne`îm.
Şüphesiz, iyiler Naim cennetindedirler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İyiler, günahkârlar ve o günün buyruğu İnfitâr 13–19 3
(10-11) Halbuki üzerinizde muhakkak bekçiler, değerli yazıcılar vardır.
Onlar yapmakta olduklarınızı bilirler.
Şüphesiz, iyiler Naim cennetindedirler.
Şüphesiz, günahkarlar da cehennemdedirler.
Hesap ve ceza günü oraya gireceklerdir.
Onlar oradan kaybolup kurtulacak da değillerdir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 13–19. ayetler için yazılmıştır.
13. Burada “İyi ve itaatkar müminler” (ٱلۡأَبۡرَارَ )”dan kasıt, Allah’ın haklarını da kullarının haklarını da yerine getiren, kalbî amellerinde ve azalarının yaptıkları amellerde iyilikten ayrılmayanlardır. Bunların mükâfatı da hem dünya yurdunda, hem berzah/kabir aleminde, hem de ebedilik yurdunda kalbî, ruhî ve bedenî nimetlere nail olmaktır.
14. Allah’ın haklarını ve kullarının haklarını gereği gibi yerine getirmeyerek bu konuda kusurlu davranan “kötü ve günahkarlar”a gelince bunların kalpleri de kötüdür, amelleri de kötüdür ve bunlar “hiç şüphesiz cehennemdedirler.” Gerek dünya yurdunda, gerek berzah aleminde, gerekse de ebedilik yurdunda can yakıcı bir azap görürler.
15. “Onlar, hesap günü oraya gireceklerdir.” Yani amellerin karşılığının verileceği o günde, en çetin azaba uğratılmak üzere orayı boylayacaklardır.
16. “Ve bir daha oradan ayrılmayacaklardır.” Aksine sürekli orada kalacaklar, oradan başka bir yere çıkıp gidemeyeceklerdir.
17-18. “Hesap gününün ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki? Evet; hesap gününün ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki?” Bu ifadeler ile zihinleri alak bullak eden o pek çetin günün dehşeti ifade edilmektedir.
19. “O gün kimse kimseye en ufak bir fayda sağlama imkanına sahip değildir.” İsterse bu kişi, onun yakın bir akrabası, candan bir sevdiği olsun. Çünkü herkes, kendi nefsi ile uğraşacaktır. Kendi nefsinin kurtuluşundan başka bir şey düşünmeyecektir.
"O gün emir/hüküm yalnız Allah’ındır.” Kulları arasında O hüküm verecektir. Mazlumun zalimdeki hakkını alıp sahibine verecektir.
Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.
İnfitâr Sûresinin tefsiri burada sona ermektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz çokça hayırlı amel işleyenler ve ibadet edenler, elbette kıyamet günü devamlı olan nimetler içinde olacaktır.
Aynı kök: برر (32 geçiş) · Ortak kavram: Birr (İyilik) · Ortak kavram: Nimet
Şüphesiz iyi kimseler, Naim cennetindedirler.
Aynı kök: برر (32 geçiş) · Ortak kavram: Birr (İyilik)
Siz Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?
Aynı kök: برر (32 geçiş) · Ortak kavram: Birr (İyilik)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Ortak kavram: Nimet
(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
Ortak kavram: Nimet
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden…
Ortak kavram: Nimet
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün kıldığımı hatırlayın.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki iyiler, elbette nimet içinde (olacak)tır.
Sorumlu davranan iyiler elbette tarifsiz nimetler içinde yüzecekler,
Bakın, (öteki dünyada) gerçek erdem sahipleri nimetler içinde bulunacaklar,
Muhakkak ki Ebrar (iyiler), elbette Nimet cenneti içindedir.
Şüphesiz ebrar olanlar, elbette nimetler(le donatılmış cennetler) içindedirler.
İyiler muhakkak cennette,
Kuşkusuz, iyilik taşıyanlar, nimetler içindedir.
Şüphesiz iyiler nimetler içinde olacaklardır.
İyiler nimetler içindedir.
İyiler nimetler içindedir.
Şüphesiz ki, iyiler Naim (Cenneti) içindedirler.
Şüphesiz ki iyiler naim içindedir
Birr dipnot 1 olanlar nimet dipnot 2 içindedirler.
Birr dipnot 1 olanlar nimet dipnot 2 içindedirler.
Birr dipnot 1 olanlar nimet dipnot 2 içindedirler.
Şüphesiz ebrar olanlar, elbette nimetter(le donanmış cennetler) içindedirler.
İyiler, hiç şübhesiz Naıym (cennetin) de,
Şüphesiz ki iyiler; Cennettedirler.
(1-19) Sema çatlayıp yarıldığında, gezegenler dökülüp saçıldığında, denizler fışkırdığında, kabirlerin içi dışına çıkarıldığında, her nefis ne sunduğunu neyi ertelediğini bilir. Ey insan seni veren / ikram eden Rabbine karşı aldatan neydi? O ki seni yarattı, biçimlendirdi ve seni düzgün yarattı, istediği herhangi bir biçimde / herhangi bir surette de seni birleştirdi / terkip etti, hayır siz hesaplaşmayı / dini yalanlıyorsunuz, sizin üzerinizde muhafızlar vardır, ikram edilen yazıcılar, ne yapıyorsanız biliyorlar. İyiler nimetler içindedirler , facirler ise cehennemdedirler , h esaplaşma günü oraya atılırlar, orada onlar kaybolmayacaklardır, hesaplaşma gününü sana idrak ettiren nedir? Peki sonra hesaplaşma gününü sana idrak ettiren nedir? O gün kimse başka bir kimse hakkında herhangi bir şeye malik değildir, emir o gün Allah’a aittir.
İyiler, elbette nimetler içinde olacaktır.
İyiler ni'met içindedirler.
Erdemliler, elbette nimetler içinde olacaklar. dipnot 1
İyiler, tabii ki, nimetlere kavuşacaklardır.
İyiler, elbette nimetler içinde olacaktır.
İyiler, elbette nimetler içinde olacaktır.
Şu da kuşkusuz: İyiler tam bir nimet içindedir,
The virtuous shall surely be destined to the heavenly bliss,
the good will live in bliss,
As for the Righteous, they will be in bliss;
Surely the virtuous shall be in Bliss,
The truly good will be in perfect Bliss.
Verily, the Abrâr (the pious believers of Islamic Monotheism) will be in Delight (Paradise);
Indeed the pious shall be amid bliss,
The virtuous shall invariably be in (a state of) bliss.
Surely the pious shall be in bliss,
Once they give the man’s report card, the righteous ones will be pleased as they enter to the gardens of Heaven.
Verily, the righteous are in pleasure,
The pious are in Paradise.
The just shall surely be in a place of delight:
Verily, the righteous are in bliss,
Surely the constantly benign will indeed be in Bliss,
Lo! the righteous verily will be in delight.
The pious will surely be in heaven,
Behold, [in the life to come] the truly virtuous: will indeed be in bliss,
Indeed, the virtuous will be in bliss,
The pious are in Paradise.
Surely, the pious have deserved bliss.
Indeed, the righteous will be in pleasure,
The virtuous will be in bliss,
Behold, the virtuous who create room for others in the society, will be in Bliss.
As for the righteous, they will be in Joy;
Surely the righteous will be in bliss,
Thepious are in the Paradise.