Diyanet İşleri
Onlar oradan kaybolup kurtulacak da değillerdir.
İnfitâr suresi
İnfitâr suresi, 16. ayet. وَمَا هُمْ عَنْهَا بِغَآئِبِينَ
vemâ hüm `anhâ bigâibîn.
Onlar oradan kaybolup kurtulacak da değillerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İyiler, günahkârlar ve o günün buyruğu İnfitâr 13–19 3
Şüphesiz, iyiler Naim cennetindedirler.
Şüphesiz, günahkarlar da cehennemdedirler.
Hesap ve ceza günü oraya gireceklerdir.
Onlar oradan kaybolup kurtulacak da değillerdir.
Hesap ve ceza gününün ne olduğunu sen ne bileceksin?
Evet, hesap ve ceza gününün ne olduğunu sen ne bileceksin?
O gün kimse kimseye hiçbir fayda sağlayamayacaktır. O gün buyruk, yalnız Allah'ındır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 13–19. ayetler için yazılmıştır.
13. Burada “İyi ve itaatkar müminler” (ٱلۡأَبۡرَارَ )”dan kasıt, Allah’ın haklarını da kullarının haklarını da yerine getiren, kalbî amellerinde ve azalarının yaptıkları amellerde iyilikten ayrılmayanlardır. Bunların mükâfatı da hem dünya yurdunda, hem berzah/kabir aleminde, hem de ebedilik yurdunda kalbî, ruhî ve bedenî nimetlere nail olmaktır.
14. Allah’ın haklarını ve kullarının haklarını gereği gibi yerine getirmeyerek bu konuda kusurlu davranan “kötü ve günahkarlar”a gelince bunların kalpleri de kötüdür, amelleri de kötüdür ve bunlar “hiç şüphesiz cehennemdedirler.” Gerek dünya yurdunda, gerek berzah aleminde, gerekse de ebedilik yurdunda can yakıcı bir azap görürler.
15. “Onlar, hesap günü oraya gireceklerdir.” Yani amellerin karşılığının verileceği o günde, en çetin azaba uğratılmak üzere orayı boylayacaklardır.
16. “Ve bir daha oradan ayrılmayacaklardır.” Aksine sürekli orada kalacaklar, oradan başka bir yere çıkıp gidemeyeceklerdir.
17-18. “Hesap gününün ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki? Evet; hesap gününün ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki?” Bu ifadeler ile zihinleri alak bullak eden o pek çetin günün dehşeti ifade edilmektedir.
19. “O gün kimse kimseye en ufak bir fayda sağlama imkanına sahip değildir.” İsterse bu kişi, onun yakın bir akrabası, candan bir sevdiği olsun. Çünkü herkes, kendi nefsi ile uğraşacaktır. Kendi nefsinin kurtuluşundan başka bir şey düşünmeyecektir.
"O gün emir/hüküm yalnız Allah’ındır.” Kulları arasında O hüküm verecektir. Mazlumun zalimdeki hakkını alıp sahibine verecektir.
Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.
İnfitâr Sûresinin tefsiri burada sona ermektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Oradan asla ayrılamayacak, bilakis sonsuza kadar kalacaklardır.
Aynı kök: غيب (60 geçiş)
Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
Aynı kök: غيب (60 geçiş)
Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını…
Aynı kök: غيب (60 geçiş)
(Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Oradan asla kurtulamayacaklardır.
ondan kurtulmaları asla mümkün olmayacak.
ve ondan kurtulmaları mümkün olmaz.
Onlar her an cehennemi müşahede eder haldedirler!
Ve ondan ayrılıp kaybolacak değildirler.
Onlar (kâfirler) oradan bir daha da ayrılmazlar.
Zaten ondan kurtulamazlar.
- Yargı günü oraya girecekler ve süreli orada kalacaklardır.
Oradan hiç ayrılamazlar.
Oradan hiç ayrılamazlar.
Ondan çıkacak da değillerdir.
Ve ondan gaib olmıyacaklardır
Onlar, onda yanıp bitecek değillerdir.
Onlar, onda yanıp bitecek değillerdir.
Onlar, onda yanıp bitecek değillerdir.
Ve ondan ayrılıp kaybolacak değildirler.
Ve onlar bundan ayrılanlar da değildir.
Ve orada kaybolacak değildirler.
(1-19) Sema çatlayıp yarıldığında, gezegenler dökülüp saçıldığında, denizler fışkırdığında, kabirlerin içi dışına çıkarıldığında, her nefis ne sunduğunu neyi ertelediğini bilir. Ey insan seni veren / ikram eden Rabbine karşı aldatan neydi? O ki seni yarattı, biçimlendirdi ve seni düzgün yarattı, istediği herhangi bir biçimde / herhangi bir surette de seni birleştirdi / terkip etti, hayır siz hesaplaşmayı / dini yalanlıyorsunuz, sizin üzerinizde muhafızlar vardır, ikram edilen yazıcılar, ne yapıyorsanız biliyorlar. İyiler nimetler içindedirler , facirler ise cehennemdedirler , h esaplaşma günü oraya atılırlar, orada onlar kaybolmayacaklardır, hesaplaşma gününü sana idrak ettiren nedir? Peki sonra hesaplaşma gününü sana idrak ettiren nedir? O gün kimse başka bir kimse hakkında herhangi bir şeye malik değildir, emir o gün Allah’a aittir.
Onlar oradan (bir yere) kaybolacak değildirler.
Onlar ondan (hiçbir yere kaçıp) kaybolacak değillerdir.
ve oradan kaçıp kaybolamayacaklardır. dipnot 1
Oraya yabancı olmayacaklardır.
Onlar, oradan kaybolacak değillerdir.
Onlar, oradan kaybolacak değillerdir.
Onlar ondan, görülmeyecek şekilde uzaklaşmış değillerdir.
They shall not be delivered therefrom nor are they given relief.
and they will find no escape.
And they will not be able to keep away therefrom.
and then shall never come out of it.
and will never get away from it.
And they (Al-Fujjâr) will not be absent therefrom.
and they shall not be absent from it.
And they shall not at all (be able to) keep themselves away (by escaping) from it.
nor shall they ever be absent from it.
And they can not escape from it.
nor shall they be absent therefrom!
They will not be absent from it.
and they shall not be absent therefrom for ever.
And they shall by no means be absent from it.
And in no way will they be absent from it.
And will not be absent thence.
And will not be removed from it.
and which they shall not [be able to] evade.
and they will have no escape from it.
And they will not be absent from it.
They never leave it.
And never therefrom will they be absent.
And they will not therefrom be absent.
And will not be able to abscond from it (79:36).
And they will not be able to keep away from there,
and they will not (be able to) keep away from it.
Andthey will not be absent from it.