49. sure

Hucurât Suresi الحجرات

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 4 konu
  1. Peygamber'in önüne geçmemek, sesi yükseltmemek 1–5 karşılaştır — Peygamber'in önüne geçmemek, sesi yükseltmemek
  2. Fasıkın haberi ve mü'minlerin arasını düzeltmek 6–10 karşılaştır — Fasıkın haberi ve mü'minlerin arasını düzeltmek
  3. Alay, zan ve gıybet; üstünlük takvadadır 11–13 karşılaştır — Alay, zan ve gıybet; üstünlük takvadadır
  4. Bedevîlerin imanı ve Allah'ın bilmesi 14–18 karşılaştır — Bedevîlerin imanı ve Allah'ın bilmesi

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Peygamber'in önüne geçmemek, sesi yükseltmemek 1–5

  1. Hucurât suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Hucurât suresi, 1. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تُقَدِّمُوا۟ بَيْنَ يَدَىِ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tüḳaddimû beyne yedeyi-llâhi verasûlihî vetteḳu-llâh. inne-llâhe semî`un `alîm.

    Mehmet Alagaş

    (1-5) Ey iman edenler Allah ve Resulünün önüne geçmeyin / geçirmeyin , Allah’tan sakının, muhakkak ki Allah işitendir, bilendir. Ey iman edenler, seslerinizi de Nebinin sesi üstünde yükseltmeyin, Onunla konuşurken birbirinizle konuşurken ki bağırmanız gibi bağırmayın / yüksek sesle konuşmayın , amelleriniz siz bilincinde / şuurunda olmadan boşa gider , muhakkak ki seslerini Allah’ın Resulünün yanında kısanlar / alçaltanlar işte onlar Allah’ın kalplerini sakınma konusunda / takva konusunda imtihan ettiği kimselerdir, onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül vardır. Hane hücreleri / hucuratlar arkasından bağıranların çoğunluğu akletmeyen kimselerdir. (Resulün hücresine doğru dışardan bağırmakta nedir?) Keşke onlar, kendilerinin yanlarına çıkıncaya kadar sabredebilselerdi kendileri için iyi olurdu , Allah bağışlayandır esirgeyendir.

    Ayet detayı — Hucurât suresi, 1. ayet

  2. Hucurât suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Hucurât suresi, 2. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَرْفَعُوٓا۟ أَصْوَٰتَكُمْ فَوْقَ صَوْتِ ٱلنَّبِىِّ وَلَا تَجْهَرُوا۟ لَهُۥ بِٱلْقَوْلِ كَجَهْرِ بَعْضِكُمْ لِبَعْضٍ أَن تَحْبَطَ أَعْمَٰلُكُمْ وَأَنتُمْ لَا تَشْعُرُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ terfe`û aṣvâteküm fevḳa ṣavti-nnebiyyi velâ techerû lehû bilḳavli kecehri ba`ḍiküm liba`ḍin en taḥbeṭa a`mâlüküm veentüm lâ teş`urûn.

    Mehmet Alagaş

    (1-5) Ey iman edenler Allah ve Resulünün önüne geçmeyin / geçirmeyin , Allah’tan sakının, muhakkak ki Allah işitendir, bilendir. Ey iman edenler, seslerinizi de Nebinin sesi üstünde yükseltmeyin, Onunla konuşurken birbirinizle konuşurken ki bağırmanız gibi bağırmayın / yüksek sesle konuşmayın , amelleriniz siz bilincinde / şuurunda olmadan boşa gider , muhakkak ki seslerini Allah’ın Resulünün yanında kısanlar / alçaltanlar işte onlar Allah’ın kalplerini sakınma konusunda / takva konusunda imtihan ettiği kimselerdir, onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül vardır. Hane hücreleri / hucuratlar arkasından bağıranların çoğunluğu akletmeyen kimselerdir. (Resulün hücresine doğru dışardan bağırmakta nedir?) Keşke onlar, kendilerinin yanlarına çıkıncaya kadar sabredebilselerdi kendileri için iyi olurdu , Allah bağışlayandır esirgeyendir.

    Ayet detayı — Hucurât suresi, 2. ayet

  3. Hucurât suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Hucurât suresi, 3. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يَغُضُّونَ أَصْوَٰتَهُمْ عِندَ رَسُولِ ٱللَّهِ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱمْتَحَنَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُمْ لِلتَّقْوَىٰ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ عَظِيمٌ

    inne-lleẕîne yeguḍḍûne aṣvâtehüm `inde rasûli-llâhi ülâike-lleẕîne-mteḥane-llâhü ḳulûbehüm littaḳvâ. lehüm magfiratüv veecrun `ażîm.

    Mehmet Alagaş

    (1-5) Ey iman edenler Allah ve Resulünün önüne geçmeyin / geçirmeyin , Allah’tan sakının, muhakkak ki Allah işitendir, bilendir. Ey iman edenler, seslerinizi de Nebinin sesi üstünde yükseltmeyin, Onunla konuşurken birbirinizle konuşurken ki bağırmanız gibi bağırmayın / yüksek sesle konuşmayın , amelleriniz siz bilincinde / şuurunda olmadan boşa gider , muhakkak ki seslerini Allah’ın Resulünün yanında kısanlar / alçaltanlar işte onlar Allah’ın kalplerini sakınma konusunda / takva konusunda imtihan ettiği kimselerdir, onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül vardır. Hane hücreleri / hucuratlar arkasından bağıranların çoğunluğu akletmeyen kimselerdir. (Resulün hücresine doğru dışardan bağırmakta nedir?) Keşke onlar, kendilerinin yanlarına çıkıncaya kadar sabredebilselerdi kendileri için iyi olurdu , Allah bağışlayandır esirgeyendir.

    Ayet detayı — Hucurât suresi, 3. ayet

  4. Hucurât suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Hucurât suresi, 4. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يُنَادُونَكَ مِن وَرَآءِ ٱلْحُجُرَٰتِ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ

    inne-lleẕîne yünâdûneke miv verâi-lḥucürâti ekŝeruhüm lâ ya`ḳilûn.

    Mehmet Alagaş

    (1-5) Ey iman edenler Allah ve Resulünün önüne geçmeyin / geçirmeyin , Allah’tan sakının, muhakkak ki Allah işitendir, bilendir. Ey iman edenler, seslerinizi de Nebinin sesi üstünde yükseltmeyin, Onunla konuşurken birbirinizle konuşurken ki bağırmanız gibi bağırmayın / yüksek sesle konuşmayın , amelleriniz siz bilincinde / şuurunda olmadan boşa gider , muhakkak ki seslerini Allah’ın Resulünün yanında kısanlar / alçaltanlar işte onlar Allah’ın kalplerini sakınma konusunda / takva konusunda imtihan ettiği kimselerdir, onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül vardır. Hane hücreleri / hucuratlar arkasından bağıranların çoğunluğu akletmeyen kimselerdir. (Resulün hücresine doğru dışardan bağırmakta nedir?) Keşke onlar, kendilerinin yanlarına çıkıncaya kadar sabredebilselerdi kendileri için iyi olurdu , Allah bağışlayandır esirgeyendir.

    Ayet detayı — Hucurât suresi, 4. ayet

  5. Hucurât suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Hucurât suresi, 5. ayet. وَلَوْ أَنَّهُمْ صَبَرُوا۟ حَتَّىٰ تَخْرُجَ إِلَيْهِمْ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    velev ennehüm ṣaberû ḥattâ taḫruce ileyhim lekâne ḫayral lehüm. vellâhü gafûrur raḥîm.

    Mehmet Alagaş

    (1-5) Ey iman edenler Allah ve Resulünün önüne geçmeyin / geçirmeyin , Allah’tan sakının, muhakkak ki Allah işitendir, bilendir. Ey iman edenler, seslerinizi de Nebinin sesi üstünde yükseltmeyin, Onunla konuşurken birbirinizle konuşurken ki bağırmanız gibi bağırmayın / yüksek sesle konuşmayın , amelleriniz siz bilincinde / şuurunda olmadan boşa gider , muhakkak ki seslerini Allah’ın Resulünün yanında kısanlar / alçaltanlar işte onlar Allah’ın kalplerini sakınma konusunda / takva konusunda imtihan ettiği kimselerdir, onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül vardır. Hane hücreleri / hucuratlar arkasından bağıranların çoğunluğu akletmeyen kimselerdir. (Resulün hücresine doğru dışardan bağırmakta nedir?) Keşke onlar, kendilerinin yanlarına çıkıncaya kadar sabredebilselerdi kendileri için iyi olurdu , Allah bağışlayandır esirgeyendir.

    Ayet detayı — Hucurât suresi, 5. ayet

Fasıkın haberi ve mü'minlerin arasını düzeltmek 6–10

  1. Hucurât suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Hucurât suresi, 6. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن جَآءَكُمْ فَاسِقٌۢ بِنَبَإٍ فَتَبَيَّنُوٓا۟ أَن تُصِيبُوا۟ قَوْمًۢا بِجَهَٰلَةٍ فَتُصْبِحُوا۟ عَلَىٰ مَا فَعَلْتُمْ نَٰدِمِينَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû in câeküm fâsiḳum binebein fetebeyyenû en tüṣîbû ḳavmem bicehâletin fetuṣbiḥû `alâ mâ fe`altüm nâdimîn.

    Mehmet Alagaş

    (6-8) Ey iman edenler, size bir yoldan çıkmış / fasık haber ile gelirse, (Haber; önemli önemsiz her şey, Nebe; önemli bir haber) Onu etraflıca araştırın, ola ki bir kavmi cahil bir şekilde hedeflersiniz, yaptığınız şeyler için pişman olursunuz / nedamet getirirsiniz. Bilin ki içinizde Allah’ın Resulü var, şayet işlerin çoğunda size tabi olsa idi sıkıntıya girerdiniz / darlanırdınız. Oysa ki Allah size güvenmeyi / imanı sevdirdi, O imanla kalplerinizi süsledi, kafirliği, yoldan çıkmayı ve isyanı da sevimsiz / tiksinç gösterdi, işte bunlar yetişkinlerdir / rüşte ermiş olanlardır , Allah’ın fazlı ve nimetidir, Allah bilendir, hüküm verendir.

    Ayet detayı — Hucurât suresi, 6. ayet

  2. Hucurât suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Hucurât suresi, 7. ayet. وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ فِيكُمْ رَسُولَ ٱللَّهِ لَوْ يُطِيعُكُمْ فِى كَثِيرٍ مِّنَ ٱلْأَمْرِ لَعَنِتُّمْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ حَبَّبَ إِلَيْكُمُ ٱلْإِيمَٰنَ وَزَيَّنَهُۥ فِى قُلُوبِكُمْ وَكَرَّهَ إِلَيْكُمُ ٱلْكُفْرَ وَٱلْفُسُوقَ وَٱلْعِصْيَانَ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلرَّٰشِدُونَ

    va`lemû enne fîküm rasûle-llâh. lev yüṭî`uküm fî keŝîrim mine-l'emri le`anittüm velâkinne-llâhe ḥabbebe ileykümü-l'îmâne vezeyyenehû fî ḳulûbiküm vekerrahe ileykümü-lküfra velfüsûḳa vel`iṣyân. ülâike hümü-rrâşidûn.

    Mehmet Alagaş

    (6-8) Ey iman edenler, size bir yoldan çıkmış / fasık haber ile gelirse, (Haber; önemli önemsiz her şey, Nebe; önemli bir haber) Onu etraflıca araştırın, ola ki bir kavmi cahil bir şekilde hedeflersiniz, yaptığınız şeyler için pişman olursunuz / nedamet getirirsiniz. Bilin ki içinizde Allah’ın Resulü var, şayet işlerin çoğunda size tabi olsa idi sıkıntıya girerdiniz / darlanırdınız. Oysa ki Allah size güvenmeyi / imanı sevdirdi, O imanla kalplerinizi süsledi, kafirliği, yoldan çıkmayı ve isyanı da sevimsiz / tiksinç gösterdi, işte bunlar yetişkinlerdir / rüşte ermiş olanlardır , Allah’ın fazlı ve nimetidir, Allah bilendir, hüküm verendir.

    Ayet detayı — Hucurât suresi, 7. ayet

  3. Hucurât suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Hucurât suresi, 8. ayet. فَضْلًا مِّنَ ٱللَّهِ وَنِعْمَةً وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    faḍlem mine-llâhi veni`meh. vellâhü `alîmün ḥakîm.

    Mehmet Alagaş

    (6-8) Ey iman edenler, size bir yoldan çıkmış / fasık haber ile gelirse, (Haber; önemli önemsiz her şey, Nebe; önemli bir haber) Onu etraflıca araştırın, ola ki bir kavmi cahil bir şekilde hedeflersiniz, yaptığınız şeyler için pişman olursunuz / nedamet getirirsiniz. Bilin ki içinizde Allah’ın Resulü var, şayet işlerin çoğunda size tabi olsa idi sıkıntıya girerdiniz / darlanırdınız. Oysa ki Allah size güvenmeyi / imanı sevdirdi, O imanla kalplerinizi süsledi, kafirliği, yoldan çıkmayı ve isyanı da sevimsiz / tiksinç gösterdi, işte bunlar yetişkinlerdir / rüşte ermiş olanlardır , Allah’ın fazlı ve nimetidir, Allah bilendir, hüküm verendir.

    Ayet detayı — Hucurât suresi, 8. ayet

  4. Hucurât suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Hucurât suresi, 9. ayet. وَإِن طَآئِفَتَانِ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱقْتَتَلُوا۟ فَأَصْلِحُوا۟ بَيْنَهُمَا فَإِنۢ بَغَتْ إِحْدَىٰهُمَا عَلَى ٱلْأُخْرَىٰ فَقَٰتِلُوا۟ ٱلَّتِى تَبْغِى حَتَّىٰ تَفِىٓءَ إِلَىٰٓ أَمْرِ ٱللَّهِ فَإِن فَآءَتْ فَأَصْلِحُوا۟ بَيْنَهُمَا بِٱلْعَدْلِ وَأَقْسِطُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُقْسِطِينَ

    vein ṭâifetâni mine-lmü'minîne-ḳtetelû feaṣliḥû beynehümâ. feim begat iḥdâhümâ `ale-l'uḫrâ feḳâtilü-lletî tebgî ḥattâ tefîe ilâ emri-llâh. fein fâet feaṣliḥû beynehümâ bil`adli veaḳsiṭû. inne-llâhe yüḥibbü-lmuḳsiṭîn.

    Mehmet Alagaş

    (9-10) Müminlerden iki grup birbiriyle savaşırlarsa, her iki grubun arasını düzeltin / ıslah edin, eğer, her ikisinden biri diğerine karşı haddini aşarsa, haddini aşanla Allah’ın emirlerine dönünceye değin savaşın, eğer dönerlerse de aralarını dengeye getirerek ıslah edin ve ölçülü olun / kıstaslı olun. Allah ölçülü olanları sever. Müminler kardeştirler, kardeşlerinizin de aralarını düzeltin / ıslah edin. Allah’tan sakının böylelikle belki esirgenirsiniz.

    Ayet detayı — Hucurât suresi, 9. ayet

  5. Hucurât suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Hucurât suresi, 10. ayet. إِنَّمَا ٱلْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا۟ بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

    inneme-lmü'minûne iḫvetün feaṣliḥû beyne eḫaveyküm vetteḳu-llâhe le`alleküm türḥamûn.

    Mehmet Alagaş

    (9-10) Müminlerden iki grup birbiriyle savaşırlarsa, her iki grubun arasını düzeltin / ıslah edin, eğer, her ikisinden biri diğerine karşı haddini aşarsa, haddini aşanla Allah’ın emirlerine dönünceye değin savaşın, eğer dönerlerse de aralarını dengeye getirerek ıslah edin ve ölçülü olun / kıstaslı olun. Allah ölçülü olanları sever. Müminler kardeştirler, kardeşlerinizin de aralarını düzeltin / ıslah edin. Allah’tan sakının böylelikle belki esirgenirsiniz.

    Ayet detayı — Hucurât suresi, 10. ayet

Alay, zan ve gıybet; üstünlük takvadadır 11–13

  1. Hucurât suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Hucurât suresi, 11. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِّن قَوْمٍ عَسَىٰٓ أَن يَكُونُوا۟ خَيْرًا مِّنْهُمْ وَلَا نِسَآءٌ مِّن نِّسَآءٍ عَسَىٰٓ أَن يَكُنَّ خَيْرًا مِّنْهُنَّ وَلَا تَلْمِزُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا۟ بِٱلْأَلْقَٰبِ بِئْسَ ٱلِٱسْمُ ٱلْفُسُوقُ بَعْدَ ٱلْإِيمَٰنِ وَمَن لَّمْ يَتُبْ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ yesḫar ḳavmüm min ḳavmin `asâ ey yekûnû ḫayram minhüm velâ nisâüm min nisâin `asâ ey yekünne ḫayram minhünn. velâ telmizû enfüseküm velâ tenâbezû bil'elḳâb. bi'se-lismü-lfüsûḳu ba`de-l'îmân. vemel lem yetüb feülâike hümu-żżâlimûn.

    Mehmet Alagaş

    (11-12) Ey iman edenler, bir kavim bir kavimle alay etmesin, belki onlardan daha iyi / daha hayırlı olabilirler. Kadınlar da kadınlarla alay etmesin, belki o kadınlar onlardan daha iyi olabilirler , b irbirinizi ayıplamayın, birbirinize lakaplar takmayın, İmandan sonra yoldan çıkmış olarak isimlendirilmek ne kötüdür. Her kim vazgeçmez ise, işte onlar, zalimlerdir. Ey iman edenler, sanmaktan / zannetmekten kaçının çünkü zannın bazısı günahtır ve de gizli yönlerini aramayın / araştırmayın. (Casusluk yapmayın) birbirinizin arkasından konuşmayın / gıybetini yapmayın , sizden biri ölmüş kardeşinin etini yemeyi sever mi? Onu yapmaktan tiksindiniz , Allah’tan sakının, muhakkak ki Allah, vazgeçişleri kabul edendir, esirgeyendir.

    Ayet detayı — Hucurât suresi, 11. ayet

  2. Hucurât suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Hucurât suresi, 12. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱجْتَنِبُوا۟ كَثِيرًا مِّنَ ٱلظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ ٱلظَّنِّ إِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا۟ وَلَا يَغْتَب بَّعْضُكُم بَعْضًا أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَن يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ تَوَّابٌ رَّحِيمٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-ctenibû keŝîram mine-żżann. inne ba`ḍa-żżanni iŝmüv velâ tecessesû velâ yagteb ba`ḍuküm ba`ḍâ. eyüḥibbü eḥadüküm ey ye'küle laḥme eḫîhi meyten fekerihtümûh. vetteḳu-llâh. inne-llâhe tevvâbür raḥîm.

    Mehmet Alagaş

    (11-12) Ey iman edenler, bir kavim bir kavimle alay etmesin, belki onlardan daha iyi / daha hayırlı olabilirler. Kadınlar da kadınlarla alay etmesin, belki o kadınlar onlardan daha iyi olabilirler , b irbirinizi ayıplamayın, birbirinize lakaplar takmayın, İmandan sonra yoldan çıkmış olarak isimlendirilmek ne kötüdür. Her kim vazgeçmez ise, işte onlar, zalimlerdir. Ey iman edenler, sanmaktan / zannetmekten kaçının çünkü zannın bazısı günahtır ve de gizli yönlerini aramayın / araştırmayın. (Casusluk yapmayın) birbirinizin arkasından konuşmayın / gıybetini yapmayın , sizden biri ölmüş kardeşinin etini yemeyi sever mi? Onu yapmaktan tiksindiniz , Allah’tan sakının, muhakkak ki Allah, vazgeçişleri kabul edendir, esirgeyendir.

    Ayet detayı — Hucurât suresi, 12. ayet

  3. Hucurât suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Hucurât suresi, 13. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَٰكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَىٰ وَجَعَلْنَٰكُمْ شُعُوبًا وَقَبَآئِلَ لِتَعَارَفُوٓا۟ إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ ٱللَّهِ أَتْقَىٰكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ

    yâ eyyühe-nnâsü innâ ḫalaḳnâküm min ẕekeriv veünŝâ vece`alnâküm şu`ûbev veḳabâile lite`ârafû. inne ekrameküm `inde-llâhi etḳâküm. inne-llâhe `alîmün ḫabîr.

    Mehmet Alagaş

    (13) Ey insanlar, Muhakkak ki biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık , sizi, tanımanız / maruf olmanız amacıyla şubeler / ayrık halklar ve ayrık boylar / kabileler şeklinde yaptık, Allah’ın yanında en çok ikram edilen kişi sizin en çok sakınanızdır / en takvalınızdır, muhakkak ki Allah bilendir, haberi olandır.

    Ayet detayı — Hucurât suresi, 13. ayet

Bedevîlerin imanı ve Allah'ın bilmesi 14–18

  1. Hucurât suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Hucurât suresi, 14. ayet. قَالَتِ ٱلْأَعْرَابُ ءَامَنَّا قُل لَّمْ تُؤْمِنُوا۟ وَلَٰكِن قُولُوٓا۟ أَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ ٱلْإِيمَٰنُ فِى قُلُوبِكُمْ وَإِن تُطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ لَا يَلِتْكُم مِّنْ أَعْمَٰلِكُمْ شَيْـًٔا إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    ḳâleti-l'a`râbü âmennâ. ḳul lem tü'minû velâkin ḳûlû eslemnâ velemmâ yedḫuli-l'îmânü fî ḳulûbiküm. vein tüṭî`ü-llâhe verasûlehû lâ yelitküm min a`mâliküm şey'â. inne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Mehmet Alagaş

    (14-15) Araplar dediler ki, iman ettik, deki iman etme diniz ve fakat teslim olduk deyin , zira, iman kalplerinize henüz girmedi, eğer Allah’a ve Resulüne uyarsanız, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez, Muhakkak ki Allah bağışlayandır esirgeyendir. Muhakkak ki müminler öyleleridir ki, Allah’a ve Resulüne güvenirler / iman ederler, sonra da kuşku duymazlar, mallarıyla, kendileriyle Allah yolunda çabalarlar / cihat ederler. İşte onlar sözüne bağlı olanlardır / sadıklardır.

    Ayet detayı — Hucurât suresi, 14. ayet

  2. Hucurât suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Hucurât suresi, 15. ayet. إِنَّمَا ٱلْمُؤْمِنُونَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلصَّٰدِقُونَ

    inneme-lmü'minûne-lleẕîne âmenû billâhi verasûlihî ŝümme lem yertâbû vecâhedû biemvâlihim veenfüsihim fî sebîli-llâh. ülâike hümu-ṣṣâdiḳûn.

    Mehmet Alagaş

    (14-15) Araplar dediler ki, iman ettik, deki iman etme diniz ve fakat teslim olduk deyin , zira, iman kalplerinize henüz girmedi, eğer Allah’a ve Resulüne uyarsanız, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez, Muhakkak ki Allah bağışlayandır esirgeyendir. Muhakkak ki müminler öyleleridir ki, Allah’a ve Resulüne güvenirler / iman ederler, sonra da kuşku duymazlar, mallarıyla, kendileriyle Allah yolunda çabalarlar / cihat ederler. İşte onlar sözüne bağlı olanlardır / sadıklardır.

    Ayet detayı — Hucurât suresi, 15. ayet

  3. Hucurât suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Hucurât suresi, 16. ayet. قُلْ أَتُعَلِّمُونَ ٱللَّهَ بِدِينِكُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    ḳul etü`allimûne-llâhe bidîniküm vellâhü ya`lemü mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. vellâhü bikülli şey'in `alîm.

    Mehmet Alagaş

    (16-18) Deki, Dininizi Allah’a mı öğretiyorsunuz? Allah semalarda ne varsa ve yerde ne varsa bilir, Allah her şeyi bilendir. Teslim olmalarından dolayı / İslam olmalarından dolayı senden beklentiye giriyorlar / minnet bekliyorlar, Müslüman olduğunuz için benden he rhangi bir beklentiniz olmasın, eğer sözünüze bağlı kimseler iseniz asıl Allah sizi imana yönlendirdiği için sizlerden beklenti içindedir (O’na borcunuz var), Muhakkak ki Allah semaların ve yerin size gözükmeyenini / gaybını bilir, Allah yaptıklarınızı görendir.

    Ayet detayı — Hucurât suresi, 16. ayet

  4. Hucurât suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Hucurât suresi, 17. ayet. يَمُنُّونَ عَلَيْكَ أَنْ أَسْلَمُوا۟ قُل لَّا تَمُنُّوا۟ عَلَىَّ إِسْلَٰمَكُم بَلِ ٱللَّهُ يَمُنُّ عَلَيْكُمْ أَنْ هَدَىٰكُمْ لِلْإِيمَٰنِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    yemünnûne `aleyke en eslemû. ḳul lâ temünnû `aleyye islâmeküm. beli-llâhü yemünnü `aleyküm en hedâküm lil'îmâni in küntüm ṣâdiḳîn.

    Mehmet Alagaş

    (16-18) Deki, Dininizi Allah’a mı öğretiyorsunuz? Allah semalarda ne varsa ve yerde ne varsa bilir, Allah her şeyi bilendir. Teslim olmalarından dolayı / İslam olmalarından dolayı senden beklentiye giriyorlar / minnet bekliyorlar, Müslüman olduğunuz için benden he rhangi bir beklentiniz olmasın, eğer sözünüze bağlı kimseler iseniz asıl Allah sizi imana yönlendirdiği için sizlerden beklenti içindedir (O’na borcunuz var), Muhakkak ki Allah semaların ve yerin size gözükmeyenini / gaybını bilir, Allah yaptıklarınızı görendir.

    Ayet detayı — Hucurât suresi, 17. ayet

  5. Hucurât suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Hucurât suresi, 18. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ غَيْبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

    inne-llâhe ya`lemü gaybe-ssemâvâti vel'arḍ. vellâhü beṣîrum bimâ ta`melûn.

    Mehmet Alagaş

    (16-18) Deki, Dininizi Allah’a mı öğretiyorsunuz? Allah semalarda ne varsa ve yerde ne varsa bilir, Allah her şeyi bilendir. Teslim olmalarından dolayı / İslam olmalarından dolayı senden beklentiye giriyorlar / minnet bekliyorlar, Müslüman olduğunuz için benden he rhangi bir beklentiniz olmasın, eğer sözünüze bağlı kimseler iseniz asıl Allah sizi imana yönlendirdiği için sizlerden beklenti içindedir (O’na borcunuz var), Muhakkak ki Allah semaların ve yerin size gözükmeyenini / gaybını bilir, Allah yaptıklarınızı görendir.

    Ayet detayı — Hucurât suresi, 18. ayet