Hucurât suresi

Hucurât suresi, 17. ayet

Hucurât suresi, 17. ayet. يَمُنُّونَ عَلَيْكَ أَنْ أَسْلَمُوا۟ قُل لَّا تَمُنُّوا۟ عَلَىَّ إِسْلَٰمَكُم بَلِ ٱللَّهُ يَمُنُّ عَلَيْكُمْ أَنْ هَدَىٰكُمْ لِلْإِيمَٰنِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

yemünnûne `aleyke en eslemû. ḳul lâ temünnû `aleyye islâmeküm. beli-llâhü yemünnü `aleyküm en hedâküm lil'îmâni in küntüm ṣâdiḳîn.

Diyanet İşleri

Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar. De ki: "Müslüman olmanızı bir lütuf gibi bana hatırlatıp durmayın. Tam tersine eğer doğru kimselerseniz sizi imana erdirmesinden dolayı Allah size lütufta bulunmuş oluyor."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hucurât 14–18 · surenin 17. ayeti / 18

Konu Bedevîlerin imanı ve Allah'ın bilmesi Hucurât 14–18 3

  1. Hucurât 14

    Bedeviler "İman ettik" dediler. De ki: "İman etmediniz. (Öyle ise, "iman ettik" demeyin.) "Fakat boyun eğdik" deyin. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

  2. Hucurât 15

    İman edenler ancak, Allah'a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir.

  3. Hucurât 16

    (Ey Muhammed!) De ki: "Siz Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah, göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir."

  4. 17

    Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar. De ki: "Müslüman olmanızı bir lütuf gibi bana hatırlatıp durmayın. Tam tersine eğer doğru kimselerseniz sizi imana erdirmesinden dolayı Allah size lütufta bulunmuş oluyor."

  5. Hucurât 18

    Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

17. Yahut da bu sözleri ile onlar, Allah’ın Rasûlünü minnet altında bırakmayı kastetmektedirler. Sanki onlar, kendi iyiliklerine olmayan bir şey yapmış ve böyle bir bağışta bulunmuş gibi davranmaktadırlar. Halbuki iman etmek, onların dünyevî faydalarından biridir. Bu tavır, güzelleştirmeyecek bir şey ile güzelleşmeye kalkışmak, övünmemeleri gereken bir şey ile Rasûlullah’a karşı övünmek manasına gelir. İmana girdikleri için asıl Yüce Allah, onlara iyilikte bulunmuştur. Yaratmak, rızık vermek, gizli ve açık nimetleri ihsan etmekle onlara lütufta bulunan Yüce Allah olduğu gibi, onları İslâm’a iletmesi ve imanı ihsan etmesi Allah'ın onlar üzerindeki her şeyden daha değerli olan en büyük lütfudur. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “İslâm’a girdiler diye (bunu bir lütuf olarak görüp) senin başına kakıyorlar. De ki: “Müslüman oldunuz diye bunu başıma kakmayın. Esas sizi imana hidayet buyurmakla Allah size lütfta bulunmuştur. Eğer doğru ve samimi kimselerseniz.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- O bedeviler, Müslüman oldular diye seni minnet altında tutmak istiyorlar. De ki: "Allah'ın dinine girişiniz sebebiyle beni minnet altında bırakmayın. -Eğer gerçekleşirse- Müslüman olmanızın faydası size döner. Bilakis siz, İslam Dini'ne girme iddianızda samimi ve sadık kimseler iseniz, sizleri iman etmek hususunda muvaffak kıldığı için Yüce Allah sizi minnet altında tutar."

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَمُنُّونَ yemunnune başına kakıyorlar kök: منن
  2. عَلَيْكَ aleyke senin
  3. أَنْ en
  4. أَسْلَمُوا۟ ۖ eslemu İslam olmalarını kök: سلم
  5. قُل kul de ki kök: قول
  6. لَّا la
  7. تَمُنُّوا۟ temunnu başıma kakmayın kök: منن
  8. عَلَىَّ aleyye benim
  9. إِسْلَـٰمَكُم ۖ islamekum müslüman olmanızı kök: سلم
  10. بَلِ beli tersine
  11. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  12. يَمُنُّ yemunnu minnet eder kök: منن
  13. عَلَيْكُمْ aleykum size
  14. أَنْ en
  15. هَدَىٰكُمْ hedakum size hidayeti nedeniyle kök: هدي
  16. لِلْإِيمَـٰنِ lilimani imana kök: امن
  17. إِن in eğer
  18. كُنتُمْ kuntum iseniz kök: كون
  19. صَـٰدِقِينَ sadikine doğrulardan kök: صدق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: منن (27 geçiş) · Ortak kavram: İslâm

    Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selam veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine…

  • Aynı kök: منن (27 geçiş) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve…

  • Aynı kök: منن (27 geçiş)

    Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar…

  • Nisâ 92 olası

    Ortak kavram: İslâm · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Bir mü'minin bir mü'mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü'mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü'min köleyi azad…

  • Nûr 61 olası

    Ortak kavram: İslâm · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur. Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya…

  • Ortak kavram: İslâm · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Mü'minler, düşman birliklerini görünce, "İşte bu, Allah'ın ve Resulünün bize vaad ettiği şeydir. Allah ve Resulü doğru söylemişlerdir" dediler. Bu,…

  • Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…

  • Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

64 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar, müslüman olmalarını senin başına kakıyorlar. De ki: "Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın! Doğruysanız bilin ki size imanı gösterdiği için aslında Allah size iyilikte bulunmaktadır."

Mustafa İslamoğlu

Onlar Müslüman oldular diye seni minnet altına almaya kalkıyorlar. De ki: "Müslüman olmanızdan dolayı beni minnet altına alıp bana lutfettiğinizi sanmayın; eğer (hakikate) sadıksanız, sizi doğru yola yönelttiği için asıl Allah size lutufta bulunmuştur.

Muhammed Esed

Birçok insan, (sana) teslim olmak suretiyle (ey Muhammed), sana bir lütufta bulunduklarını zannederler. De ki: "Teslimiyetinizi bana bir lütuf olarak görmeyin! Hayır, tersine size iman yolunu göstermek suretiyle Allah size lütufta bulunmuştur; eğer sözünüzde samimi iseniz!"

Ahmed Hulusi

Onlar İslam oldular diye sana lütufta bulunduklarını mı sanıyorlar! De ki: "İslam'ı kabullenmeniz bana bir lütuf değildir (bunu kendi çıkarınız için yapıyorsunuz)! Bilakis sizi imana yönlendirmekle Allah size lütufta bulunmuştur! Eğer (imanınızda) sadıklar iseniz (bilirsiniz böyle olduğunu). "

Ali Bulaç

Müslüman oldular diye sana minnet etmektedirler. De ki: "Müslümanlığınızı bana karşı minnet (konusu) etmeyin. Tam tersine, sizi imana yönelttiği için Allah size minnet etmektedir. Eğer doğru sözlüler iseniz (bunu böyle kabullenmeniz gerekir.)"

Ali Özek ve heyeti

Onlar İslâm'a girdikleri için seni minnet altına sokuyorlar. De ki: Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın. Eğer doğru kimselerseniz bilesiniz ki, sizi imana erdirdiği için asıl Allah size lütufta bulunmuştur.

Ali Rıza Safa

Müslüman olmalarını, senin başına kakıyorlar. De ki: "Müslüman olmanızı, benim başıma kakmayın! Hayır, öyle değil! Sizi inanca eriştirdiği için, Allah, sizin başınıza kakar; eğer doğruyu söylüyorsanız?"

Bayraktar Bayraklı

Bedeviler Müslüman olmalarını senin başına kakıyorlar. De ki: "Müslüman olmanızı benim başıma kakmayınız. Tersine, eğer gerçekten inanmışsanız, sizi imana ilettiği için Allah, başınıza kaksa yeridir."

Edip Yüksel

Müslüman (teslim) oldular diye seni minnet altında bırakmak istiyorlar. De ki: "Müslümanlığınızı başıma kakmayın. Aslında, sizi gerçeği onaylamaya ulaştırdığı için ALLAH sizi kendisine borçlu görür, eğer doğru kimselerseniz."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Müslüman (teslim) oldular diye seni minnet altında bırakmak istiyorlar. De ki, 'Müslümanlığınızı başıma kakmayın. Aslında, sizi inanca ulaştırdığı için ALLAH sizi kendisine borçlu görür, eğer doğru kimselerseniz.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İslam'a girdiklerini senin başına kakıyorlar. De ki: "Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın, bilakis size iman yolunu gösterdiği için Allah sizin başınıza kakar, eğer doğru kimseler iseniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

İslama girdiklerini senin başına kakıyorlar, de ki islamınızı benim başıma kakmayın, belki sizi iymana hidayet buyurduğundan dolayı Allah sizin başınıza kakar, eğer sadıksanız

Erhan Aktaş

Onlar, teslim olmalarını başına kakıyorlar. De ki: "İslam'a boyun eğdiniz diye, benden minnet beklemeyin. Bilakis, eğer özü-sözü bir kimselerseniz, sizi imana erdirdiği için, siz Allah'a minnet duyun."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, teslim olmalarını başına kakıyorlar. De ki: "İslam'a boyun eğdiniz diye, benden minnet beklemeyin. Bilakis, eğer özü-sözü bir kimselerseniz, sizi imana erdirdiği için, siz Allah'a minnet duyun."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, teslim olmalarını başına kakıyorlar. De ki: "İslam'a boyun eğdiniz diye, benden minnet beklemeyin. Bilakis, eğer özü-sözü bir kimselerseniz, sizi imana erdirdiği için, siz Allah'a minnet duyun."

Gültekin Onan

Müslüman oldular diye sana minnet etmektedirler. De ki: "Müslümanlığınızı bana karşı minnet (konusu) etmeyin. Tam tersine, sizi inanca yönelttiği için Tanrı size minnet etmektedir. Eğer doğru sözlüler iseniz (bunu böyle kabullenmeniz gerekir)."

Hasan Basri Çantay

Onlar İslama girdiklerini senin başına kakıyorlar. (Onlara) de ki: "Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın. Bil'akis sizi imana muvaffak etdiği için size Allah minnet eder, eğer size ("İnandık" demenizde) sadık (insan) larsanız.

İbni Kesir

Müslüman oldukları için sana minnet ediyorlar. De ki: Müslümanlığınızla bana minnet etmeyin. Bilakis sizi imana erdirdiği için Allah, size minnet eder. Şayet sadıklardan iseniz.

Mehmet Alagaş

(16-18) Deki, Dininizi Allah’a mı öğretiyorsunuz? Allah semalarda ne varsa ve yerde ne varsa bilir, Allah her şeyi bilendir. Teslim olmalarından dolayı / İslam olmalarından dolayı senden beklentiye giriyorlar / minnet bekliyorlar, Müslüman olduğunuz için benden he rhangi bir beklentiniz olmasın, eğer sözünüze bağlı kimseler iseniz asıl Allah sizi imana yönlendirdiği için sizlerden beklenti içindedir (O’na borcunuz var), Muhakkak ki Allah semaların ve yerin size gözükmeyenini / gaybını bilir, Allah yaptıklarınızı görendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Müslüman oldular diye seni minnet altında tutmak istiyorlar. De ki: "Müslüman olmanız sebebiyle beni minnet altında bırakmayın. Bilâkis size doğru yolu gösterdiği için Allah sizi minnet altında tutar, eğer samimi iseniz."

Süleyman Ateş

İslam olmalarını senin başına kakıyorlar. De ki: "Müslüman olmanızı benim başıma kakmayın. Tersine, eğer gerçekten inanmışsanız, sizi imana ilettiği için Allah, sizin başınıza kaksa yeridir."

Süleymaniye Vakfı

Müslüman oldular diye seni minnet altında bırakıyorlar. De ki: "Müslüman oldunuz diye beni minnet altında bırakmayın. Eğer (müslüman olduğunuz konusunda) doğru söyleyen kimselerseniz imana erdirdiği için sizi asıl Allah minnet altında bırakır."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'a teslim dipnot 1 oldular diye seni borçlu çıkarıyorlar. De ki "Sizin müslüman(teslim) olmanız beni size borçlu kılmaz ama imanın dipnot 2 yolunu gösterdiği için siz Allah'a borçlu olursunuz; eğer doğru kimselerseniz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Teslim olmak anlamı verdiğimiz kelime İSLAM'dır. Teslim kökünden gelen islam kelimesi, kayıtsız şartsız Allah'a teslim olmak, "Allah ne emrediyorsa o!" diyebilmektir. Teslim olana müslüman denir.
  2. metne dön, dipnot 2
    İman: Emin kökünden gelen iman kelimesi Türkçe'de "inanıp güvenmek" anlamına gelir. Allah'a herkes inanır ama herkes güvenmez. Türkçe'deki emniyet kelimesi bu kelimenin dilimize Arapça'dan geçmesi ile oluşmuştur. Örneğin "Emniyet Genel Müdürlüğü" hiçbir Türk için "İnanma Genel Müdürlüğü" anlamına gelmez. Sadece "Güvenlik Genel Müdürlüğü" anlamına gelir. Dolayısıyla Allah'a iman Allah'a inanmak değil güvenmektir.

Şaban Britch

Müslüman oldular diye seni minnet altında tutmak istiyorlar. De ki: Müslüman olmanız sebebiyle beni minnet altında bırakmayın, bilakis size doğru yolu gösterdiği için Allah sizi minnet altında tutar, eğer samimi iseniz.

Şaban Piriş

Müslüman oldular diye seni minnet altında tutmak istiyorlar. De ki: Müslüman olmanız sebebiyle beni minnet altında bırakmayın, bilakis size doğru yolu gösterdiği için Allah sizi minnet altında tutar, eğer samimi iseniz.

Yaşar Nuri Öztürk

İslam'a girmelerini senin başına kakıyorlar. De ki: "İslamınızı benim başıma kakmayın! Aksine, eğer özü sözü doğru insanlarsanız, sizi imana kılavuzladığı için Allah, hepinizi minnet borcu altına sokar."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They oblige you O Muhammad and make you feel indebted to them for having conformed to Islam. Say to them: "Do not obligate me for conforming to Islam, but Allah rather is He Who obligates you for opening your hearts' ears and your minds' eyes and influencing your appetite to Faith if indeed you are true to your promises and to your Faith.

Abdul Haleem

They think they have done you [Prophet] a favour by submitting. Say, ‘Do not consider your submission a favour to me; it is God who has done you a favour, by guiding you to faith, if you are truly sincere.’

Abdullah Yusuf Ali

They impress on thee as a favour that they have embraced Islam. Say, "Count not your Islam as a favour upon me: Nay, Allah has conferred a favour upon you that He has guided you to the faith, if ye be true and sincere.

Abul A'la Maududi

They count it as a favour to you that they accepted Islam. Say: "Do not regard your (accepting) Islam as a favour to me; rather, Allah has bestowed a favour on you by guiding you to faith, if you are truthful (in your claim to be believers).

Aisha Bewley

They think they have done you a favour by becoming Muslims! Say: ‘Do not consider your Islam a favour to me. No indeed! It is Allah who has favoured you by guiding you to iman if you are telling the truth.’

Al-Hilali & Khan

They regard as favour to you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) that they have embraced Islâm. Say: "Count not your Islâm as a favour to me. Nay, but Allâh has conferred a favour upon you that He has guided you to the Faith if you indeed are true.

Ali Quli Qarai

They count it as a favour to you that they have embraced Islam. Say, ‘Do not count it as a favour to me your embracing of Islam. Rather it is Allah who has done you a favour in that He has guided you to faith, should you be truthful.

Amatul Rahman Omar

They lay you under obligation because they have embraced Islam. Say, `Lay me not under any obligation on account of your (embracing) Islam. On the contrary Allâh has bestowed a favour on you, because He has guided you to the true Faith, if you are truthful.'

Arthur John Arberry

They count it as a favour to thee that they have surrendered! Say: 'Do not count your surrendering as a favour to me; nay, but rather God confers a favour upon you, in that He has guided you to belief, if it be that you are truthful.

Bijan Moeinian

They think they have done a favor by becoming a Muslim. Let them know that God has done a favor to them by guiding them toward the Faith; they will be grateful for such a favor, if they are really sincere in their faith.

E. Henry Palmer

They deem that they oblige thee by becoming Muslims. Say, 'Nay! deem not that ye oblige me by your becoming Muslims! God obliges you, by directing you to the faith, if ye do speak the truth!'

Edip-Layth

They think they are doing you a favor by having peacefully surrendered. Say, "Do not think you are doing me any favors by your peacefully surrender. For it is God who is doing you a favor that He has guided you to the acknowledgement, if you are honest."

George Sale

They upbraid thee that they have embraced Islam. Answer, upbraid me not with your having embraced Islam: Rather God upbraideth you, that He hath directed you to the faith; if ye speak sincerely.

Hamid S. Aziz

They think that they do you (Muhammad) a favour by their Surrender (by becoming Muslims). Say, "Deem not your Surrender (Islam) a favour unto me; nay, It is Allah who has conferred a favour unto you, in as much as He has led you to the Faith, if you are earnest.

Mahmoud Ghali

They would oblige you that they have become Muslims! Say, "Do not oblige me by your Islam. No indeed, (but) Allah obliges you that He has guided you to belief, in case you are sincere."

Marmaduke Pickthall

They make it a favour unto thee (Muhammad) that they have surrendered (unto Him). Say: Deem not your Surrender a favour unto me; but Allah doth confer a favour on you, inasmuch as He hath led you to the Faith, if ye are earnest.

Mohamed Ahmed - Samira

They impress upon you that they have submitted. Tell them: "Do not favour me with your submission. In fact God has favoured you by showing you the way to belief, if you are men of truth."

Muhammad Asad

Many people think that they have bestowed a favour upon thee [O Prophet] by having surrendered [to thee]. Say thou: "Deem not your surrender a favour unto me: nay, but it is God who bestows a favour upon you by showing you the way to faith - if you are true to your word!"

Mustafa Khattab

They regard their acceptance of Islam as a favour to you. Tell ˹them, O  Prophet˺, "Do not regard your Islam as a favour to me. Rather, it is Allah Who has done you a favour by guiding you to the faith, if ˹indeed˺ you are faithful.

Progressive Muslims

They think they are doing you a favour by having surrendered! Say: "Do not think you are doing me any favours by your surrender. For it is God who is doing you a favour that He has guided you to the faith, if you are being true."

Rashad Khalifa

They act as if they are doing you a favor by embracing Submission! Say, "You are not doing me any favors by embracing Submission. GOD is the One who is doing you a great favor by guiding you to the faith, if you are sincere."

Sahih International

They consider it a favor to you that they have accepted Islam. Say, "Do not consider your Islam a favor to me. Rather, Allah has conferred favor upon you that He has guided you to the faith, if you should be truthful."

Sam Gerrans

They think it a favour to thee that they have submitted. Say thou: “Think not your submission a favour to me. The truth is, God has bestowed favour upon you that He has guided you to faith, if you be truthful.”

Shabbir Ahmed

Some people act as if they are doing you a favor by embracing Islam. Say, "Deem not that your Islam is a favor upon me. Nay, it is Allah Who bestows a favor upon you as He has led you to the Faith, if you be true and sincere."

Syed Vickar Ahamed

They impress on you as a favor that they have joined Islam. Say: "Count not your Islam as a favor upon me: No! Allah has handed down a favor upon you that He has guided you to the Faith, if you be true and sincere.

Taqi Usmani

They oblige you that they have accepted Islam, (as if it was a favour shown to you). Say, "Do not oblige me for your accepting Islam. Rather, Allah makes you obliged for His having guided you to the Faith, if you are truthful.

The Monotheist Group

They think they are doing you a favor by having submitted! Say: "Do not think you are doing me any favors by your submission. For it is God who is doing you a favor that He has guided you to the faith, if you are being true."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hucurât suresi, 17. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hucurât suresi, 17. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hucurât suresi, 17. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩