Diyanet İşleri
Allah, kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir
Hucurât suresi
Hucurât suresi, 8. ayet. فَضْلًا مِّنَ ٱللَّهِ وَنِعْمَةً وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
faḍlem mine-llâhi veni`meh. vellâhü `alîmün ḥakîm.
Allah, kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Fasıkın haberi ve mü'minlerin arasını düzeltmek Hucurât 6–10 3
Onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.
Bilin ki, aranızda Allah'ın elçisi bulunmaktadır. Eğer o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkarı, fasıklığı ve (İslam'ın emirlerine) karşı çıkmayı da çirkin göstermiştir. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir.
Allah, kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir
Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah'ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever.
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.
Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
8. “Bu da Allah’tan bir lütuf ve nimettir.” Yani onların elde ettikleri bu hayır, Allah’ın üzerlerindeki lütuf ve ihsanı sayesindedir. Onların bizzat kendi güç ve imkânları ile elde edilmiş değildir. “Allah Alîmdir.” Kimin nimete şükrettiğini bilir ve ona nimete karşı şükretme muvaffakiyetini de nimete nail olma başarısını da ihsan eder. Kimin şükretmediğini ve bu nimete layık olmadığını da bilir. “Hakîmdir.” O, lütfunu hikmetinin gerektirdiği yerlere yönlendirir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sizler için hayrın kalplerinizde güzel gösterilmesi ve şerrin kötü gösterilmesi ancak Allah'tan bir ihsandır. O, size bunları fazlından ihsan etmiş ve sizi bu nimetler ile nimetlendirmiştir. Allah, kullarından şükredenleri hakkıyla bilir ve onları muvaffak kılar. O; çok hikmet sahibidir, her işi uygun olan yerine koyar.
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Nimet
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün kıldığımı hatırlayın.
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Nimet
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün tuttuğumu hatırlayın.
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Nimet
(Şehitler) Allah'ın nimetine, keremine ve Allah'ın, mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.
Ortak kavram: Nimet · Ortak kavram: Hikmet
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip…
Ortak kavram: Nimet · Ortak kavram: Hikmet
Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla…
Ortak kavram: Nimet · Ortak kavram: Hikmet
Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin. İhramlı iken avlanmayı helal saymamanız kaydıyla, okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar,…
Ortak kavram: Hikmet
Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen,…
Ortak kavram: Hikmet
Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Bu), Allah'tan bir lütuf ve nimet olarak (böyledir). Allah bilendir, doğru hüküm verendir.
Allah'ın lutfu ve nimeti sayesinde: zaten Allah her şeyi bilir, her hükmünde tam isabet kaydeder.
Allah'ın nimeti ve lütfu sayesinde; ve Allah her şeyi bilendir, hikmet Sahibidir.
Allah'tan bir lütuf ve bir nimet olarak. . . Allah, Aliym'dir, Hakiym'dir.
Allah'tan bir fazl (bir ihsan ve lütuf) ve bir nimet olarak. Allah, bilendir hüküm ve hikmet sahibidir.
Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah herşeyi hakkkıyla bilendir, hikmet sahibidir.
Allah tarafından bir lütuf ve nimet olarak. Çünkü Allah, Bilendir; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.
Allah, bunu katından bir lütuf ve nimet olarak yapmıştır. Allah her şeyi bilir ve her işinde hikmet vardır.
ALLAH'ın lütfu ve nimeti böyledir. ALLAH Bilendir, Bilgedir.
ALLAH'ın lütfu ve nimeti böyledir. ALLAH Bilendir, Bilgedir.
(7-8) Hem biliniz ki, içinizde Allah'ın peygamberi vardır. Şayet o, birçok işlerde size itaat etseydi, haliniz yaman olurdu. Fakat Allah size imanı sevdirdi, onu kalplerinizde süsledi; küfrü, yoldan çıkmayı ve isyanı size çirkin gösterdi. İşte onlar, Allah'ın lütfu ve nimeti ile doğru yola ermiş olanlardır. Allah, her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.
İşte onlardır ki Allahın fadl-u ni'metiyle rüşde irmişlerdir ve Allah alimdir, hakimdir
Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
Tanrı'dan bir fazl (bir ihsan ve lütuf) ve bir nimet olarak. Tanrı, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
(Size küfrü, faasıklığı, isyanı çirkin göstermesi sırf) Allahdan bir fazl (u kerem) ve ni'met olmak içindir. Allah hakkıyle bilendir, yegane hukum ve hikmet saahibidir.
Allah'tan bir lutuf ve nimet olarak. Ve Allah Alim'dir, Hakimdir.
(6-8) Ey iman edenler, size bir yoldan çıkmış / fasık haber ile gelirse, (Haber; önemli önemsiz her şey, Nebe; önemli bir haber) Onu etraflıca araştırın, ola ki bir kavmi cahil bir şekilde hedeflersiniz, yaptığınız şeyler için pişman olursunuz / nedamet getirirsiniz. Bilin ki içinizde Allah’ın Resulü var, şayet işlerin çoğunda size tabi olsa idi sıkıntıya girerdiniz / darlanırdınız. Oysa ki Allah size güvenmeyi / imanı sevdirdi, O imanla kalplerinizi süsledi, kafirliği, yoldan çıkmayı ve isyanı da sevimsiz / tiksinç gösterdi, işte bunlar yetişkinlerdir / rüşte ermiş olanlardır , Allah’ın fazlı ve nimetidir, Allah bilendir, hüküm verendir.
Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah; Alîm'dir, Hakîm'dir.
(Bu) Allah'ın bir lutuf ve ni'metidir. Allah bilendir, hakimdir.
Allah bunları kendisinden bir lütuf ve nimet olarak yaptı. Allah, daima bilen ve kararları doğru olandır.
Bu, Allah'ın iyiliğinden ve nimetinden yararlanmanız içindir. Allah bilir, doğru kararlar verir.
Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah, Alim'dir, Hakim'dir.
Allah'tan bir fazilet ve nimet sayesinde. Allah, alimdir, hakimdir.
Allah'tan bir lütuf ve nimet olarak. Alim'dir Allah, Hakim'dir.
This is Allah's divine influence operating in men to regenerate and sanctify, to impart strength to endure trial and resist temptation; an efficacious grace effecting the end for which it is given; Allah is Alimun and Hakimun (Wise).
through God’s favour and blessing: God is all knowing and all wise.
A Grace and Favour from Allah; and Allah is full of Knowledge and Wisdom.
by Allah's favour and bounty. dipnot 1 Allah is All-Knowing, All-Wise. dipnot 2
It is a great favour from Allah and a blessing. Allah is All-Knowing, All-Wise.
(This is) a Grace from Allâh and His Favour. And Allâh is All-Knowing, All-Wise.
—a grace and blessing from Allah, and Allah is all-knowing, all-wise.
This is sheer Allâh's grace and His favour. And Allâh is All-Knowing, All-Wise.
by God's favour and blessing; God is All-knowing, All-wise.
This is, indeed, God’s grace and favor to you; know that God is the Most Knowledgeable, the Most Wise.
grace from God and favour! and God is knowing, wise.
Such is the grace from God and a blessing. God is Knowledgeable, Wise.
through mercy from God, and grace: And God is knowing, and wise.
It is a grace and a favour from Allah; and Allah is Knowing, Wise.
By a Grace from Allah and a Favor; and Allah is Ever-Knowing, Ever-Wise.
(It is) a bounty and a grace from Allah; and Allah is Knower, Wise.
By God's benevolence and His grace. God is all-knowing and all-wise.
through God’s bounty and favour; and God is all-knowing, truly wise.
˹This is˺ a bounty and a blessing from Allah. And Allah is All-Knowing, All-Wise.
Such is the grace from God and a blessing. God is Knowledgeable, Wise.
Such is grace from GOD and His blessings. GOD is Omniscient, Most Wise.
[It is] as bounty from Allah and favor. And Allah is Knowing and Wise.
As bounty and favour from God; and God is knowing and wise.
A Bounty and Bliss from Allah, and Allah is Knower, Wise.
A Grace and Favor from Allah; And Allah is All Knowing (Aleem), All Wise (Hakeem).
as a grace from Allah, and as a blessing. And Allah is All-Knowing, All-Wise.
Such is the grace from God and a blessing. God is Knowledgeable, Wise.