Hucurât suresi

Hucurât suresi, 8. ayet

Hucurât suresi, 8. ayet. فَضْلًا مِّنَ ٱللَّهِ وَنِعْمَةً وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

faḍlem mine-llâhi veni`meh. vellâhü `alîmün ḥakîm.

Diyanet İşleri

Allah, kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hucurât 5–11 · surenin 8. ayeti / 18

Konu Fasıkın haberi ve mü'minlerin arasını düzeltmek Hucurât 6–10 3

  1. Hucurât 5

    Onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  2. Hucurât 6

    Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.

  3. Hucurât 7

    Bilin ki, aranızda Allah'ın elçisi bulunmaktadır. Eğer o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkarı, fasıklığı ve (İslam'ın emirlerine) karşı çıkmayı da çirkin göstermiştir. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir.

  4. 8

    Allah, kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

  5. Hucurât 9

    Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah'ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever.

  6. Hucurât 10

    Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.

  7. Hucurât 11

    Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

8. “Bu da Allah’tan bir lütuf ve nimettir.” Yani onların elde ettikleri bu hayır, Allah’ın üzerlerindeki lütuf ve ihsanı sayesindedir. Onların bizzat kendi güç ve imkânları ile elde edilmiş değildir. “Allah Alîmdir.” Kimin nimete şükrettiğini bilir ve ona nimete karşı şükretme muvaffakiyetini de nimete nail olma başarısını da ihsan eder. Kimin şükretmediğini ve bu nimete layık olmadığını da bilir. “Hakîmdir.” O, lütfunu hikmetinin gerektirdiği yerlere yönlendirir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Sizler için hayrın kalplerinizde güzel gösterilmesi ve şerrin kötü gösterilmesi ancak Allah'tan bir ihsandır. O, size bunları fazlından ihsan etmiş ve sizi bu nimetler ile nimetlendirmiştir. Allah, kullarından şükredenleri hakkıyla bilir ve onları muvaffak kılar. O; çok hikmet sahibidir, her işi uygun olan yerine koyar.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَضْلًۭا fedlen bir lutuftur kök: فضل
  2. مِّنَ mine -tan
  3. ٱللَّهِ llahi Allah- kök: اله
  4. وَنِعْمَةًۭ ۚ ve nia'meten ve ni'metdir kök: نعم
  5. وَٱللَّهُ vallahu ve Allah kök: اله
  6. عَلِيمٌ alimun bilendir kök: علم
  7. حَكِيمٌۭ hakimun hakimdir kök: حكم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Nimet

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün kıldığımı hatırlayın.

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Nimet

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün tuttuğumu hatırlayın.

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Nimet

    (Şehitler) Allah'ın nimetine, keremine ve Allah'ın, mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.

  • Ortak kavram: Nimet · Ortak kavram: Hikmet

    Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip…

  • Nisâ 58 olası

    Ortak kavram: Nimet · Ortak kavram: Hikmet

    Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla…

  • Mâide 1 olası

    Ortak kavram: Nimet · Ortak kavram: Hikmet

    Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin. İhramlı iken avlanmayı helal saymamanız kaydıyla, okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar,…

  • Ortak kavram: Hikmet

    Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen,…

  • Ortak kavram: Hikmet

    Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Bu), Allah'tan bir lütuf ve nimet olarak (böyledir). Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

Mustafa İslamoğlu

Allah'ın lutfu ve nimeti sayesinde: zaten Allah her şeyi bilir, her hükmünde tam isabet kaydeder.

Muhammed Esed

Allah'ın nimeti ve lütfu sayesinde; ve Allah her şeyi bilendir, hikmet Sahibidir.

Ahmed Hulusi

Allah'tan bir lütuf ve bir nimet olarak. . . Allah, Aliym'dir, Hakiym'dir.

Ali Bulaç

Allah'tan bir fazl (bir ihsan ve lütuf) ve bir nimet olarak. Allah, bilendir hüküm ve hikmet sahibidir.

Ali Özek ve heyeti

Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah herşeyi hakkkıyla bilendir, hikmet sahibidir.

Ali Rıza Safa

Allah tarafından bir lütuf ve nimet olarak. Çünkü Allah, Bilendir; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

Bayraktar Bayraklı

Allah, bunu katından bir lütuf ve nimet olarak yapmıştır. Allah her şeyi bilir ve her işinde hikmet vardır.

Edip Yüksel

ALLAH'ın lütfu ve nimeti böyledir. ALLAH Bilendir, Bilgedir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH'ın lütfu ve nimeti böyledir. ALLAH Bilendir, Bilgedir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(7-8) Hem biliniz ki, içinizde Allah'ın peygamberi vardır. Şayet o, birçok işlerde size itaat etseydi, haliniz yaman olurdu. Fakat Allah size imanı sevdirdi, onu kalplerinizde süsledi; küfrü, yoldan çıkmayı ve isyanı size çirkin gösterdi. İşte onlar, Allah'ın lütfu ve nimeti ile doğru yola ermiş olanlardır. Allah, her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte onlardır ki Allahın fadl-u ni'metiyle rüşde irmişlerdir ve Allah alimdir, hakimdir

Erhan Aktaş

Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

Gültekin Onan

Tanrı'dan bir fazl (bir ihsan ve lütuf) ve bir nimet olarak. Tanrı, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Hasan Basri Çantay

(Size küfrü, faasıklığı, isyanı çirkin göstermesi sırf) Allahdan bir fazl (u kerem) ve ni'met olmak içindir. Allah hakkıyle bilendir, yegane hukum ve hikmet saahibidir.

İbni Kesir

Allah'tan bir lutuf ve nimet olarak. Ve Allah Alim'dir, Hakimdir.

Mehmet Alagaş

(6-8) Ey iman edenler, size bir yoldan çıkmış / fasık haber ile gelirse, (Haber; önemli önemsiz her şey, Nebe; önemli bir haber) Onu etraflıca araştırın, ola ki bir kavmi cahil bir şekilde hedeflersiniz, yaptığınız şeyler için pişman olursunuz / nedamet getirirsiniz. Bilin ki içinizde Allah’ın Resulü var, şayet işlerin çoğunda size tabi olsa idi sıkıntıya girerdiniz / darlanırdınız. Oysa ki Allah size güvenmeyi / imanı sevdirdi, O imanla kalplerinizi süsledi, kafirliği, yoldan çıkmayı ve isyanı da sevimsiz / tiksinç gösterdi, işte bunlar yetişkinlerdir / rüşte ermiş olanlardır , Allah’ın fazlı ve nimetidir, Allah bilendir, hüküm verendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah; Alîm'dir, Hakîm'dir.

Süleyman Ateş

(Bu) Allah'ın bir lutuf ve ni'metidir. Allah bilendir, hakimdir.

Süleymaniye Vakfı

Allah bunları kendisinden bir lütuf ve nimet olarak yaptı. Allah, daima bilen ve kararları doğru olandır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu, Allah'ın iyiliğinden ve nimetinden yararlanmanız içindir. Allah bilir, doğru kararlar verir.

Şaban Britch

Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah, Alim'dir, Hakim'dir.

Şaban Piriş

Allah'tan bir fazilet ve nimet sayesinde. Allah, alimdir, hakimdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah'tan bir lütuf ve nimet olarak. Alim'dir Allah, Hakim'dir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

This is Allah's divine influence operating in men to regenerate and sanctify, to impart strength to endure trial and resist temptation; an efficacious grace effecting the end for which it is given; Allah is Alimun and Hakimun (Wise).

Abdul Haleem

through God’s favour and blessing: God is all knowing and all wise.

Abdullah Yusuf Ali

A Grace and Favour from Allah; and Allah is full of Knowledge and Wisdom.

Abul A'la Maududi

by Allah's favour and bounty. dipnot 1 Allah is All-Knowing, All-Wise. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It means this: The whole community of the believers has not committed the error that was committed by those few people who wanted the Prophet (peace be upon him) to act as they counseled, and the believing community is remaining steadfast on the right path was due to the reason that Allah by His bounty and grace had endeared to them the path of the faith and made unbelief, wrongdoing and disobedience abhorrent to them. The addressees in the two parts of this verse are two separate groups. The sentence beginning with lau yutiukum is not addressed to the entire class of the companions but only to those particular companions who were insisting that the Bani al-Mustaliq should be attacked at once, and the sentence beginning with wa lakin-nallaha, is addressed to the general class of the companions who would never dare insist on their own opinion and view before the Messenger (peace be upon him) of Allah, but had full faith in his leadership and remained steadfast on the path of obedience, which is, and should be, the demand of true faith. From this it cannot be concluded that those who had insisted on their own opinion were devoid of the love of the faith, but what becomes obvious from this is that they had become forgetful of this demand of the faith because of which they made the error of insisting on their own opinion in the presence of the Prophet (peace be upon him). Therefore, Allah first warned them of their error, then of its evil consequences, and finally stated that the right attitude for a believer was the one that had been adopted by the generality of the companions.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, Allah does not bestow His bounty and favor blindly, but He grants this great blessing to whomever He grants on the basis of wisdom and His knowledge that he is worthy of it.

Aisha Bewley

It is a great favour from Allah and a blessing. Allah is All-Knowing, All-Wise.

Al-Hilali & Khan

(This is) a Grace from Allâh and His Favour. And Allâh is All-Knowing, All-Wise.

Ali Quli Qarai

—a grace and blessing from Allah, and Allah is all-knowing, all-wise.

Amatul Rahman Omar

This is sheer Allâh's grace and His favour. And Allâh is All-Knowing, All-Wise.

Arthur John Arberry

by God's favour and blessing; God is All-knowing, All-wise.

Bijan Moeinian

This is, indeed, God’s grace and favor to you; know that God is the Most Knowledgeable, the Most Wise.

E. Henry Palmer

grace from God and favour! and God is knowing, wise.

Edip-Layth

Such is the grace from God and a blessing. God is Knowledgeable, Wise.

George Sale

through mercy from God, and grace: And God is knowing, and wise.

Hamid S. Aziz

It is a grace and a favour from Allah; and Allah is Knowing, Wise.

Mahmoud Ghali

By a Grace from Allah and a Favor; and Allah is Ever-Knowing, Ever-Wise.

Marmaduke Pickthall

(It is) a bounty and a grace from Allah; and Allah is Knower, Wise.

Mohamed Ahmed - Samira

By God's benevolence and His grace. God is all-knowing and all-wise.

Muhammad Asad

through God’s bounty and favour; and God is all-knowing, truly wise.

Mustafa Khattab

˹This is˺ a bounty and a blessing from Allah. And Allah is All-Knowing, All-Wise.

Progressive Muslims

Such is the grace from God and a blessing. God is Knowledgeable, Wise.

Rashad Khalifa

Such is grace from GOD and His blessings. GOD is Omniscient, Most Wise.

Sahih International

[It is] as bounty from Allah and favor. And Allah is Knowing and Wise.

Sam Gerrans

As bounty and favour from God; and God is knowing and wise.

Shabbir Ahmed

A Bounty and Bliss from Allah, and Allah is Knower, Wise.

Syed Vickar Ahamed

A Grace and Favor from Allah; And Allah is All Knowing (Aleem), All Wise (Hakeem).

Taqi Usmani

as a grace from Allah, and as a blessing. And Allah is All-Knowing, All-Wise.

The Monotheist Group

Such is the grace from God and a blessing. God is Knowledgeable, Wise.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hucurât suresi, 8. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hucurât suresi, 8. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hucurât suresi, 8. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩