Diyanet İşleri
Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik.
Hicr suresi
Hicr suresi, 20. ayet. وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَٰيِشَ وَمَن لَّسْتُمْ لَهُۥ بِرَٰزِقِينَ
vece`alnâ leküm fîhâ me`âyişe vemel lestüm lehû birâziḳîn.
Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Gökteki burçlar, yerin yayılması ve rüzgârlar Hicr 16–25 3
Onu kovulmuş her şeytandan koruduk.
Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir.
Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik.
Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik.
Hiçbir şey yoktur ki hazineleri yanımızda olmasın. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz.
Rüzgarları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.
Hiç şüphesiz biz diriltir, biz öldürürüz ve biz (her şeye gerçek) varisleriz
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
20. “Orada sizin için hem birçok geçim kaynakları” ekinler, davarlar, türlü kazanç şekilleri ve meslekler “hem de rızıklarını sizin vermediğiniz kimseler yarattık.” Faydanıza ve maslahatınıza olmak üzere sizlere köleler, cariyeler ve davarlar ihsan ettik. Bütün bunların rızkını karşılamak sizin vazifeniz değildir. Aksine Yüce Allah, sizlere bunları ihsan etmiş ve aynı zamanda onların rızkını vermeyi de kendisi üstlenmiştir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey insanlar!- Dünya hayatında olduğunuz sürece sizleri yaşatacak olan yiyecekler ve içecekler var ettik. Sizden başka sizin rızıklandırmadığınız insan ve hayvanlar için de yeryüzünde onları yaşatacak rızık var ettik.
Aynı kök: عيش (8 geçiş)
Andolsun, size yeryüzünde imkan ve iktidar verdik. Sizin için orada birçok geçim imkanları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz!
Aynı kök: عيش (8 geçiş)
"Her kim de benim zikrimden (Kur'an'dan) yüz çevirirse, mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz."
Aynı kök: عيش (8 geçiş)
Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helak etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz…
Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık
Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık
O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah'a…
Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık
İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…
Aynı kök: ليس (89 geçiş)
Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı…
Aynı kök: ليس (89 geçiş)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Orada hem sizin için hem de kendi(leri)ni sizin rızıklandırmadığınız kişiler için geçim kaynakları yarattık.
Yine orada hem sizin için, hem de rızık vericisi siz olmadığınız bütün (diğer) varlıklar için geçinme imkanları sağladık.
Ve yine orada hem sizin için, hem de rızkı size bağlı olmayan öteki bütün canlılar için geçim vasıtaları sağladık.
Orada hem sizin için ve hem de yaşam gıdası size ait olmayanlar için geçim yolları oluşturduk.
Ve orda sizler için ve kendisine rızık vericiler olmadığınız kimseler (varlıklar ve canlılar) için geçimlikler kıldık.
Orada hem sizin için hem de rızıkları size ait olmayanlar için (gerekli) geçim vasıtaları yarattık.
Hem sizin için hem de geçimliklerini sizin vermediğiniz kimseler için geçim kaynakları oluşturduk.
Orada hem sizin için hem de sizin rızık veremeyeceğiniz varlıklar için geçimlikler var ettik.
Orada hem sizin için ve hem sizin beslemediğiniz yaratıklar için yaşanacak bir ortam oluşturduk. dipnot 1
Orada hem sizin için ve hem sizin beslemediğiniz yaratıklar için yaşanacak bir ortam oluşturduk.
Orada size ve sizin rızıklarını vermediğiniz kimselere geçim yolları sağladık.
hem sizin için, hem sizin razikı olmadığınız kimseler için onda geçimlikler husule getirdik
Sizin için de geçimlerini sizin sağlamadıklarınız için de orada, geçim kaynakları meydana getirdik.
Sizin için de geçimlerini sizin sağlamadıklarınız için de orada, geçim kaynakları meydana getirdik.
Sizin için de, geçimlerini sizin sağlamadıklarınız için de, orada, geçim kaynakları meydana getirdik.
Ve orda sizler için ve kendisine rızık vericiler olmadığınız kimseler (varlıklar ve canlılar) için geçimlikler kıldık.
Orada hem sizin için, hem rızıklarını te'min edemeyeceğiniz kimseler için bir çok geçim (sebeb) ler (i) yaratdık.
Orada hem sizin için, hem de rızıklarını temin edemeyecekleriniz için geçimlikler meydana getirdik.
(1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.
Ve orda sizler için ve kendisine rızık vericiler olmadığınız canlılar için geçimlikler kıldık.
Orada sizin için ve (beslediğinizi sandığınız, fakat aslında) sizin beslemediğiniz kimseler için geçimlikler var ettik.
Orada hem size hem de rızkı size bağlı olmayanlara geçim imkanları oluşturduk dipnot 1 .
Yeryüzünde sizin için de rızkı size ait olmayan kimseler (akıllı varlıklar) için de yaşam alanları oluşturduk.
Orda sizler için ve kendisine rızık vermekten sorumlu olmadığınız canlılar için geçimlikler kıldık.
Orada sizin için ve sizin beslemediğiniz kimseler için geçimlikler belirledik.
Orada sizin için ve rızıklandırıcısı siz olmadığınız kimse için geçimlikler yarattık.
And We provisioned you thereon with livelihood and We provisioned those creatures for which you are not responsible for furnishing with the necessities of life. -see introduction-
We have provided sustenance in it for you and for all those creatures for whom you do not provide.
And We have provided therein means of subsistence,- for you and for those for whose sustenance ye are not responsible.
And We have provided sustenance for you on it and also for those of whom you are not the providers.
And We put livelihoods in it both for you and for those you do not provide for.
And We have provided therein means of living, for you and for those whom you provide not [moving (living) creatures, cattle, beasts, and other animals].
and made in it [various] means of livelihood for you and for those whom you do not provide for.
And We have provided in it means of livelihood for you and even for (all) others whom it is not for you to provide.
and there appointed for you livelihood, and for those you provide not for.
On earth, I have provided your necessities (food, water, air) as well as whatever the other creatures (that you do not take care of them) need to continue their lives.
And we have made for you means of livelihood therein, and for those for whom ye have not to provide.
We made for you in it a habitat, as well as those whom you are not required to provide for.
And we have provided therein necessaries of life for you, and for him whom ye do not sustain.
And We have made for you means of livelihood therein, and for those for whom you provide not (or for whom you are not responsible).
And We have made for you (means of) subsistence therein and for the ones you do not even provide for (Literally: for whom you are not providers).
And we have given unto you livelihoods therein, and unto those for whom ye provide not.
We have provided on it sustenance for you, and for those you cannot provide.
and provided thereon means of livelihood for you [O men] as well as for all [living beings] whose sustenance does not depend on you.
And We made in it means of sustenance for you and others, who you do not provide for.
And We made for you in it a habitat, as well as those whom you are not required to provide for.
We made it habitable for you, and for creatures you do not provide for.,
And We have made for you therein means of living and [for] those for whom you are not providers.
And We made therein livelihoods, for you and those for whom you are not providers.
And We have given you means of livelihood, as well as for all whose sustenance does not depend on you.
And in it We have provided the means to live— For you and for those for whom you do not provide (the means to live).
and created in it sources of sustenance for you and those (creatures) for whom you are not the sustainers.
AndWe have made for you in it a habitat, and for those to whom you are not providers.