Diyanet İşleri
Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir.
Hicr suresi
Hicr suresi, 18. ayet. إِلَّا مَنِ ٱسْتَرَقَ ٱلسَّمْعَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌ مُّبِينٌ
illâ meni-steraḳa-ssem`a feetbe`ahû şihâbüm mübîn.
Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Gökteki burçlar, yerin yayılması ve rüzgârlar Hicr 16–25 3
(14-15) Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar, yine "Gözlerimiz döndürüldü, biz herhalde büyülenmiş bir toplumuz" derlerdi.
Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik.
Onu kovulmuş her şeytandan koruduk.
Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir.
Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik.
Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik.
Hiçbir şey yoktur ki hazineleri yanımızda olmasın. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
18. “Kulak hırsızlığı yapan hariç” Yani bazı vakitlerde kimi şeytanlar gizlice bir şeyler işitmeye çalışır. Ancak “onun da ardına parlak bir ateş parçası düşer.” Yani onu öldüren yahut da alıklaştıran aşikar ve aydınlık bir ateş parçası, onun arkasına takılır. Bazen bu ateş parçası, o şeytan, kulak hırsızlığı yaparak öğrendiği o sözleri dostuna ulaştıramadan ona yetişir ve böylelikle göğün haberi yere ulaşmadan kesilir. Bazen de bu alevli ateş ona yetişmeden o, çaldığı bu sözü dostuna telkin eder. O dostu da buna yüz yalan daha katar sonra da gökten işitilmiş olan bu sözü kendi doğruluğuna delil diye gösterir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Melekler topluluğunu gizlice dinleyen (şeytan ve cin) ise bundan müstesnadır. Ona da parlak bir gök cismi yetişir ve onu yakıverir.
Aynı kök: شهب (5 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
Ancak onlardan söz kapan olur. Onu da delip geçen bir alev izler (ve yok eder).
Aynı kök: شهب (5 geçiş)
Hani Musa, ailesine, "Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim" demişti.
Aynı kök: شهب (5 geçiş)
"Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk."
Aynı kök: سرق (9 geçiş)
Yaptıklarına bir karşılık ve Allah'tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah, mutlak güç…
Aynı kök: سرق (9 geçiş)
Yusuf, onların yüklerini hazırlatırken su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra da bir çağırıcı şöyle seslendi: "Ey kervancılar! Siz hırsızsınız."
Aynı kök: سرق (9 geçiş)
Dediler ki: "Allah'a andolsun, siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmaya gelmedik, hırsız da değiliz."
Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
"İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar…
Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ancak duyma (bilgi) hırsızlığı yapan olursa, onun da peşine açık bir alev yumağı takılır. dipnot 1
Fakat kim ki (gayb konusunda) kulak hırsızlığına soyunur, onun peşine ayan açık parlak bir alev takılır.
öyle ki, ((göğün) sırlarını) çalmaya kalkışacak olan(lar)ın ardına hemen parlak bir alev takılır.
İşitme (orada açığa çıkan hakikati bedenselliğe mal etme) hırsızlığı yapan müstesna! Onu da apaçık ışık saçan ateş topu (hakikat ilmi nuru) izler.
Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa, onu da parlak bir ateş izler.
Ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun da peşine açık bir alev sütunu düşmüştür.
Ancak, dinleyerek bilgi hırsızlığı yapan olursa, onu, yakıcı ışınlar izler.
Ancak, kulak hırsızlığına kalkışan olursa, onun peşine de parlak bir ateş alevi takılır.
Ancak onlardan kulak hırsızlığı eden olursa onu alevli bir ateş mermisi kovalar.
Ancak onlardan kulak hırsızlığı eden olursa onu alevli bir ateş mermisi kovalar
Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa, onu da parlak bir alev takip etmektedir.
Ancak kulak hırsızlığı eden olur, onu da parlak bir şihab ta'kıb etmektedir
Ancak, kulak hırsızlığı yapan olursa, onu parlak bir alev kovalar. dipnot 1
Ancak, kulak hırsızlığı yapan olursa, onu parlak bir alev kovalar. dipnot 1
Ancak, kulak hırsızlığı yapan olursa, onu açıkça görünen bir alev kovalar. dipnot 1
Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa, onu da parlak bir ateş izler.
Ancak kulak hırsızlığı eden (şeytan) vardır ki onun ardına da (bakanların) apaçık (gördüğü) bir ateş parçası düşmekdedir.
Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa; apaçık görülen bir ateş onu kovalar.
(1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.
Ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun da ardına açık (yakıcı) bir alev düşer.
Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ışın kovalar.
Ama kulak hırsızlığı yapmaya kalkan olursa onu hemen parlak bir ışın takip eder dipnot 1 .
Ancak kulak hırsızlığı(dinleme) yapan olabilir, onu da hemen parlak bir ateş parçası takip eder.
Ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun da ardına açık (yakıcı) bir alev düşer.
Ancak kulak hırsızlığı yapmak isteyen olursa onu parlak bir ateş kovalar.
Ancak kulak hırsızlığı eden olur; onun peşine de parlak bir ateş alevi düşer.
He who peers inquisitively into the realm to steal whatever comes to his hearing of the secrets or future events is pursued by a flame of fire which does not miss.
any eavesdropper will be pursued by a clearly visible flame.
But any that gains a hearing by stealth, is pursued by a flaming fire, bright (to see).
save him who may eavesdrop, dipnot 1 and then a bright flame pursues him. dipnot 2
except for the one who listens stealthily, and he is followed by an open flame.
Except him (devil) who steals the hearing then he is pursued by a clear flaming fire.
except someone who may eavesdrop, whereat there pursues him a manifest flame.
As to one who wishes to steal a hearing (of the revelation to distort it) a bright fiery flame pursues him.
excepting such as listens by stealth -- and he is pursued by a manifest flame.
If they sneaks around to listen (to the heart beat of the stars as captured by radio telescopes, ) a fiery flame will interrupt their trial.
save from such as steal a hearing, and there follows him an obvious shooting-star.
Except he who manages to eavesdrop, he will be pursued clearly by a flaming meteor.
except him who listeneth by stealth, at whom a visible flame is darted.
But any that steal a hearing, there follows him a bright flaming fire (or shooting star).
Excepting him who (gains) hearing by stealth, (and) so an evidently flaming (meteor) follows him up.
Save him who stealeth the hearing, and them doth a clear flame pursue.
Except the ones who listen on the sly, yet they are chased away by a shooting flame.
so that anyone who seeks to learn [the unknowable] by stealth is pursued by a flame clear to see.
except the one eavesdropping, who is then pursued by a visible flare.[1]
Except he who manages to eavesdrop, he will be pursued clearly by a flaming meteor.
If any of them sneaks around to listen, a mighty projectile will chase him back.
Except one who steals a hearing and is pursued by a clear burning flame.
Save such as steals a hearing; and a clear flame follows him.
(Allah is everywhere, not just in the skies. The Qur'an dispels all superstitions including the clairvoyants and fortunetellers spying onto His Court). The Shining Flame of Knowledge has now come to you to dispel the deceptive claims of every deceiver. (26:210-212), (37:8-9), (52:38), (67:5), (72:8-9).
Except any that may gain a hearing by hiding away, is chased (out) by a flaming fire, bright (to see).
but the one who tries to eavesdrop is chased by a clearly visible flame.
Except he who manages to eavesdrop, he will be pursued by a visible flame.