Diyanet İşleri
Rüzgarları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.
Hicr suresi
Hicr suresi, 22. ayet. وَأَرْسَلْنَا ٱلرِّيَٰحَ لَوَٰقِحَ فَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَسْقَيْنَٰكُمُوهُ وَمَآ أَنتُمْ لَهُۥ بِخَٰزِنِينَ
veerselne-rriyâḥa levâḳiḥa feenzelnâ mine-ssemâi mâen feesḳaynâkümûh. vemâ entüm lehû biḫâzinîn.
Rüzgarları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Gökteki burçlar, yerin yayılması ve rüzgârlar Hicr 16–25 3
Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik.
Orada hem sizin için, hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik.
Hiçbir şey yoktur ki hazineleri yanımızda olmasın. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz.
Rüzgarları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.
Hiç şüphesiz biz diriltir, biz öldürürüz ve biz (her şeye gerçek) varisleriz
Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da.
Şüphesiz senin Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
22. Yani bizler rüzgarları -tıpkı erkeğin dişiyi aşılaması gibi- bulutları aşılayan rahmet rüzgarları olarak boyun eğdirdik ki bunun sonucunda Allah’ın izni ile su oluşur. Allah, bu suyla kulları, davarları, onların arazilerini sular. Ayrıca bu suyu yeryüzünde onların ihtiyaçlarını karşılamak için depolayıp saklar. Bu da O’nun kudret ve rahmetinin bir sonucudur. “(Yoksa) o suyu toplayıp biriktiren siz değilsiniz.” Yani sizler bu suyu saklayıp biriktirmeye güç yetiremezsiniz; fakat Yüce Allah, onu sizin için saklayıp biriktirmekte, size olan rahmet ve ihsanının bir tecellisi olarak yeryüzündeki su kaynaklarını onunla beslemektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz, bulutları aşılayan rüzgârları gönderdik. Ve aşılanmış bulutlardan yağmur indirdik. Sizleri bu yağmur sularıyla suladık. -Ey insanlar!- Bu suyu yeryüzünde kaynak ve kuyu olması için depolayan siz değilsiniz. Elbette yeryüzünde onu Allah Teâlâ depolar ve korur.
Aynı kök: سقي (25 geçiş) · Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su
Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları, üzüm bağları, ekinler; bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su…
Aynı kök: سقي (25 geçiş) · Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su
Hüsranın ardından da cehennem vardır. Orada kendisine irinli su içirilecektir.
Aynı kök: سقي (25 geçiş) · Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su
Medyen suyuna varınca, suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan…
Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su
Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden…
Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su
O, rüzgarları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Nihayet rüzgarlar ağır bulutları yüklendiği vakit, onları ölü bir belde(yi diriltmek) için…
Aynı kök: روح (57 geçiş) · Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su
Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine…
Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su
O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah'a…
Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su
Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Biz, rüzgârları aşılayıcılar olarak gönderdik dipnot 1 ve gökten su indirdik de onunla su ihtiyacınızı karşıladık. Siz onu depolayamazdınız.
Yine, aşılayıcı rüzgarları Biz sevk etmişiz; bunun sonucunda gökten suyu indirmiş ve onunla sizi suya kandımışız; yoksa onun kaynağına hükmeden siz değilsiniz.
(Bitkileri) döllendirmek, bereketlendirmek için rüzgarları gönderiyor; ve ayrıca, susuzluğunuzu gidermek için gökten su indiriyoruz; yoksa onun kaynağını elinde tutan siz değilsiniz.
Biz rüzgarları (fikirleri), aşılayıcılar (yeni düşünceler - buluşlar oluşturucu) olarak irsal ettik. . . Semadan bir su (bilgi) inzal ettik de sizi onunla suvardık. . . Onu saklayıcı siz değilsiniz.
Ve aşılayıcılar olarak rüzgarları gönderdik, böylece gökten su indirdik de sizleri suladık. Oysa siz onun hazine koruyucuları değilsiniz.
Bulut yüklü rüzgarları gönderdik de gökten su indirdik ve onunla sizi suladık. Yoksa siz suyu toplayamazdınız.
Aşılayıcı olarak rüzgarları gönderdik. Böylece, gökten su indirerek sizi suladık. Onun birikim yerlerini oluşturan da siz değilsiniz.
Biz,rüzgarları dölleyici olarak gönderdik ve böylece gökten su indirdik de sizi onunla suladık. Yoksa, siz o suyu depolayamazdınız.
Rüzgarı aşılayıcı olarak gönderdik; gökten bir su indirip sizi onunla suladık. Oysa siz onu depo edemezdiniz.
Rüzgarı aşılayıcı olarak gönderdik; gökten bir su indirip sizi onunla suladık. Oysa siz onu depo edemezdiniz.
Bir de aşılayıcı rüzgarlar gönderdik de gökten bir su indirip sizi onunla suladık. Onu depolarda tutan da siz değilsiniz.
Bir de aşılayıcı rüzgarlar gönderdik de Semadan bir kadrile bir su indirip sizi onunla suvardık, onu hazinelerde tutan siz değilsiniz
Biz, rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik. Gökten su indirdik ve sizi onunla suya kavuşturduk. Onun hazinelerini dipnot 1 oluşturan siz değilsiniz.
Biz, rüzgarları aşılayıcı dipnot 1 olarak gönderdik de böylece gökten su indirdik ve sizi onunla suya kavuşturduk. Onun hazinelerini dipnot 2 oluşturan siz değilsiniz.
Biz, rüzgarları yüklü dipnot 1 olarak gönderdik; böylece gökten su indirdik ve sizi onunla suya kavuşturduk. Onun hazinelerini dipnot 2 oluşturan siz değilsiniz.
Ve aşılayıcılar olarak rüzgarları gönderdik, böylece gökten su indirdik de sizleri suladık. Oysa siz onun hazine koruyucuları değilsiniz.
Biz aşılayıcı rüzgarlar gönderdik. Gökden de su indirib onunla sizleri sıvardık. Bunların hazinedarları da siz değilsiniz.
Rüzgarları da aşılayıcı olarak gönderdik, gökten su indirip onunla sizi suladık. Yoksa siz onu biriktiremezdiniz.
(1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.
Rüzgârları da (bulutlara yağmur) aşılayıcılar olarak gönderdik. Sonra gökten (buluttan) su indirdik de onunla sizleri suladık ve onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.
Rüzgarları, aşılayıcı olarak gönderdik de gökten su indirdik, böylece sizi suladık. Onu depolayan siz değilsiniz.
Rüzgarları (bulutları) aşılayıcılar dipnot 1 olarak göndeririz. Gökten su indirir, onunla su ihtiyacınızı karşılarız. Onu (gökte) depolayan siz değilsiniz dipnot 2 .
Rüzgarları aşı yapma göreviyle göndeririz. Gökten su indirir, onunla su ihtiyacınızı karşılarız. Onun kaynağı sizin elinizde değildir.
Rüzgârları da (bulutlara yağmur )aşılayıcılar olarak gönderdik. Sonra gökten (buluttan) su indirdik de onunla sizleri suladık ve onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.
Sert rüzgarlar gönderdik, onunla sizi suladığımız suyu gökten indirdik. Siz onun sahibi değilsiniz.
Rüzgarları dölleyiciler olarak gönderdik; gökten bir su indirdik de onunla sizi suvardık. Onun depolayıcıları siz değilsiniz.
And We send the wind as an agent of fertilization in plants and it impregnates also the clouds and there issues the rain We send down from the floor of the vault of heaven and We afford you aliment therewith and quench your thirst. It is not under your dominion or control that you can lay it up in store.
We send the winds to fertilize, and We bring down water from the sky for you to drink- you do not control its sources.
And We send the fecundating winds, then cause the rain to descend from the sky, therewith providing you with water (in abundance), though ye are not the guardians of its stores.
We send fertilizing winds, and then cause rain to descend from the sky, providing you abundant water to drink even though you could not have stored it up for yourselves.
We send forth the pollinating winds and send down water from the sky and give it to you to drink. And it is not you who keep its stores.
And We send the winds fertilizing (to fill heavily the clouds with water), then cause the water (rain) to descend from the sky, and We give it to you to drink, and it is not you who are the owners of its stores [i.e. to give water to whom you like or to withhold it from whom you like].
And We send the fertilizing winds and send down water from the sky providing it for you to drink and you are not maintainers of its resources.
And We send impregnating winds and pour water from the clouds and give it to you to drink. You are not the ones to store it up.
And We loose the winds fertilising, and We send down out of heaven water, then We give it to you to drink, and you are not its treasurers.
I am the One Who sends the wind to fertilize the land [and to pollinate the vegetations. ) I send down your drinking water from the sky. It is not you who store it up.
And we send forth the impregnating winds, and we send down water from the sky, and we give it to you to drink, nor is it ye who store it up.
We have sent the winds to pollinate, and We sent down water from the sky for you to drink. It is not you who store it up.
We also send the winds driving the pregnant clouds, and We send down from heaven water, whereof We give you to drink, and which ye keep not in store.
And We send forth the impregnating (fertilizing, invigorating, fecundating) winds, and We send down water from the sky, and We give it to you to drink. It is not you who hold the store thereof.
And We send the winds impregnating, (and) so We send down from the heaven water, then We give it to you to drink, and in no way can you even be its treasurers.
And We send the winds fertilising, and cause water to descend from the sky, and give it you to drink. It is not ye who are the holders of the store thereof.
We send rain-impregnated winds, and water from the sky which you drink, but you are not the keepers of its store.
And We let loose the winds to fertilize [plants] and We send down water from the skies and let you drink thereof: and it is not you who dispose of its source-
We send fertilizing winds, and bring down rain from the sky for you to drink. It is not you who hold its reserves.
And We have sent the winds to pollinate, and We sent down water from the sky for you to drink. And it is not you who are keeping it in storage.
And we send the winds as pollinators, and cause water to come down from the sky for you to drink. Otherwise, you could not keep it palatable.
And We have sent the fertilizing winds and sent down water from the sky and given you drink from it. And you are not its retainers.
And We sent the fecundating winds, and sent down water from the sky, and gave it to you to drink; and it is not you who are its treasurers.
And We send the winds as pollinators that fertilize plants, and cause water to come down from the height for you to drink. Who holds the stores of the Universe? You don't. (51:41).
And We send the (water) bearing winds to fertilize, then We cause the rain to come down from the sky, and then give it (the rain) to you with water to drink, though you are not the keepers of its stores.
And We sent forth winds carrying the clouds, then sent down water from the sky and gave it to you to drink, and you are not able to store it.
AndWe send the winds to pollinate, so We send down water from the sky, so We give to you to drink; and it is not you who are its storers.