Furkân suresi

Furkân suresi, 20. ayet

Furkân suresi, 20. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ إِلَّآ إِنَّهُمْ لَيَأْكُلُونَ ٱلطَّعَامَ وَيَمْشُونَ فِى ٱلْأَسْوَاقِ وَجَعَلْنَا بَعْضَكُمْ لِبَعْضٍ فِتْنَةً أَتَصْبِرُونَ وَكَانَ رَبُّكَ بَصِيرًا

vemâ erselnâ ḳableke mine-lmürselîne illâ innehüm leye'külûne-ṭṭa`âme veyemşûne fi-l'esvâḳ. vece`alnâ ba`ḍaküm liba`ḍin fitneh. etaṣbirûn. vekâne rabbüke beṣîrâ.

Diyanet İşleri

Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Furkân 17–23 · surenin 20. ayeti / 77

Konu Kıyameti yalanlayanlar ve ilah edinilenlerin reddi Furkân 10–20 3

  1. Furkân 17

    Rabbinin, onları ve Allah'ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına), "Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı, yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar" diyeceği günü hatırla.

  2. Furkân 18

    Onlar, "Seni eksikliklerden uzak tutarız. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular ve helake giden bir toplum oldular" derler.

  3. Furkân 19

    (İlah edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse, ona büyük bir azap tattırırız.

  4. 20

    Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir.

  5. Furkân 21

    Bize kavuşacaklarını ummayanlar, "Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!" dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.

  6. Furkân 22

    Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. "Eyvah! Biz Allah'ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız" diyecekler.

  7. Furkân 23

    Onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

20. Daha sonra Yüce Allah, yalanlayanların az önce geçen sözlerine cevap olmak üzere şöyle buyurmaktadır: “Senden önce gönderdiğimiz bütün rasûller de mutlaka yemek yer ve çarşılarda dolaşırlardı.” Çünkü biz, onları yemek yemeyen bir ceset kılmadığımız gibi onlar melek de değillerdi. İşte senden önceki peygamberler örnek olarak sana yeter. Zenginlik ve fakirliğe gelince o, bir sınama aracıdır ve Yüce Allah’ın bunda bir hikmeti vardır. O nedenle Allah: “Biz bazınızı bazınıza imtihan sebebi kıldık” buyurmaktadır. Peygamber, kendilerine peygamber gönderilenler için bir imtihan aracıdır. Onunla itaat edenlerle isyankârlar ortaya çıkartılır. Biz, peygamberleri de insanları davet etmekle sınadık. Zenginler, fakir için bir sınavdır. Fakirler de zenginler için bir sınavdır. İşte bu şekilde bu dünya yurdundaki her çeşit insan böyledir. Bu yurt sınama, imtihan ve deneme yurdudur. Bu denemeden maksat ise şudur: “Sabredecek misiniz?” Yani sabredip yerine getirmeniz gereken görevinizi ifa edip Mevlanızın mükâfatına mı layık olacaksınız yoksa sabretmeyerek O’nun tarafından cezalandırılmayı mı hak edeceksiniz? “Rabbin her şeyi görendir.” O, sizin hallerinizi görür ve bilir. Risalete elverişli olduğunu bildiği kimseleri seçer ve lütfuyla onlara bu görevi ihsan eder. O, sizin amellerinizi bilir ve onların karşılığını size verecektir. Hayır ise hayır, şer ise şer.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Resul! Senden önceki bütün peygamberleri de ancak bir beşer (insan) olarak gönderdik. Onlar da yemek yerler ve çarşılarda dolaşırlardı. Bunu yapan ilk resul sen değilsin. Ey insanlar! Sizlerden bazınızı bazınıza zenginlik, fakirlik, sağlık ve hastalık vesilesiyle imtihan sebebi kıldık. (Bakalım) Siz, imtihan olunduğunuz şeylere sabredecek misiniz? (Eğer sabrederseniz) Allah, sizleri sabrınıza karşılık mükâfatlandıracaktır. Fakat Rabbin, sabreden kimseyi ve sabretmeyeni de, kendisine itaat eden kimseyi ve isyan edeni de hakkıyla görendir.

Kelimeler

20 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَآ ve ma ve
  2. أَرْسَلْنَا erselna göndermedik kök: رسل
  3. قَبْلَكَ kableke senden önce kök: قبل
  4. مِنَ mine -den
  5. ٱلْمُرْسَلِينَ l-murseline elçiler- kök: رسل
  6. إِلَّآ illa başkasını
  7. إِنَّهُمْ innehum şüphesiz onlar
  8. لَيَأْكُلُونَ leye'kulune yerlerdi kök: اكل
  9. ٱلطَّعَامَ t-taaame yemek kök: طعم
  10. وَيَمْشُونَ ve yemşune ve gezerlerdi kök: مشي
  11. فِى fi
  12. ٱلْأَسْوَاقِ ۗ l-esvaki çarşılarda kök: سوق
  13. وَجَعَلْنَا ve cealna ve biz yaptık kök: جعل
  14. بَعْضَكُمْ bea'dekum kiminizi kök: بعض
  15. لِبَعْضٍۢ libea'din kiminiz için kök: بعض
  16. فِتْنَةً fitneten bir sınav kök: فتن
  17. أَتَصْبِرُونَ ۗ etesbirune sabrediyor musunuz? kök: صبر
  18. وَكَانَ ve kane ve kök: كون
  19. رَبُّكَ rabbuke Rabbin kök: ربب
  20. بَصِيرًۭا besiran (herşeyi) görendir kök: بصر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سوق (18 geçiş) · Aynı kök: مشي (23 geçiş) · Aynı kök: طعم (48 geçiş)

    Dediler ki: "Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, çarşıda pazarda dolaşır. Ona bir melek indirilseydi de, bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!"

  • Aynı kök: طعم (48 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Talut, ordu ile hareket edince, "Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Sonra şüphesiz ki Rabbin, eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, sonra Allah yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Şüphesiz Rabbin…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    (Salih'e şöyle demiştik:) "Şüphesiz biz, onlara bir imtihan olmak üzere, o dişi deveyi göndereceğiz. Şimdi onları gözetle ve sabret."

  • Aynı kök: مشي (23 geçiş) · Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    "Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin…

  • Aynı kök: مشي (23 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    (6-8) İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dini inanışlarda)…

  • Aynı kök: طعم (48 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Aralarında, Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur'an'ın bazı hükümlerinden) seni…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

85 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemek yiyen ve çarşılarda dolaşan (insan elçi)lerin dışında, bir başkasını senden önce de elçi olarak göndermedik. dipnot 1 Sabırlı olup olmayacağınızı denemek için bir kısmınızı bir kısmına imtihan kıldık. dipnot 2 Rabbin görendir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayetin bu cümlesinde peygamberlerin birer insan olduğu vurgulanmakta, her peygamberin yemek yiyen ve çarşılarda dolaşan yapısına dikkat çekilmekte, bu şekilde müşriklerin melek peygamber beklentisi net bir şekilde reddedilmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Burada yaratılış amacının imtihan olduğu ve insanların birbirlerine karşı görev ve sorumluluklarının bulunduğu anlaşılmaktadır.

Mustafa İslamoğlu

(Ey Nebi!) Biz senden önce de yemek yiyen, çarşıda pazarda dolaşan insanlar dışında hiçbir peygamber göndermemişizdir. Bazılarınızı diğerleriniz için sınama vesilesi kıldık ki, bakalım sabrediyor musunuz? (Bunu siz öğrenesiniz diye böyle yaptık); yoksa senin Rabbin zaten her şeyi görmektedir.

Muhammed Esed

(Ey Muhammed,) Biz senden önce de yiyip içen, çarşıda pazarda dolaşan (ölümlü) insanların dışında kimseyi elçi olarak göndermedik. (Böyle yaparak, ey insanlar,) kiminizi kiminiz için bir imtihan vesilesi kıldık (ki,) sabredecek misiniz, (bunu kendiniz de göresiniz; yoksa,) Allah zaten her şeyi olduğu gibi görmektedir!

Ahmed Hulusi

Senden önce irsal ettiğimiz Rasuller de yemek yerler ve çarşılarda gezip dolaşırlardı! Sizleri birbiriniz için bir sınav objesi kıldık. . . Sabredecek misiniz? Senin Rabbin Basıyr'dir.

Ali Bulaç

Senden önce gönderdiklerimizden, gerçekten yemek yiyen ve pazarlarda gezen (elçi)lerden başkasını göndermiş değiliz. Biz, sizin kiminizi kimi için deneme (fitne konusu) yaptık. Sabredecek misiniz? Senin Rabbin görendir.

Ali Özek ve heyeti

(Rasûlüm!) Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. (Ey insanlar!) Sizin bir kısmınızı diğer bir kısmınıza imtihan (vesilesi) kıldık; (bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir.

Ali Rıza Safa

Senden önce de yemek yiyen, çarşılarda dolaşan gönderilenlerden başkasını göndermedik. Sizleri, birbiriniz için sınama yaptık; dirençli oluyor musunuz? Çünkü Efendin, Görendir.

Bayraktar Bayraklı

Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de yemek yerlerdi, çarşılarda gezerlerdi. Biz, birbirinizlesizi imtihan ediyoruz, bakalım sabredecek misiniz? Rabbin her şeyi görmektedir.

Edip Yüksel

Senden önce gönderdiğimiz tüm elçiler de yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. Sizi birbiriniz için bir sınav yaptık; dayanabilecek misiniz? Efendin Görendir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Senden önce gönderdiğimiz tüm elçiler de yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. Sizi birbiriniz için bir sınav yaptık; dayanabilecek misiniz? Rabbin Görendir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz, senden önce de peygamberleri başka türlü göndermedik, kuşkusuz onlar da yemek yiyorlar ve çarşılarda yürüyorlardı. Bir de kiminizi kiminize bir imtihan aracı yaptık ki, bakalım sabredecek misiniz? Rabbin, herşeyi hakkıyla görendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz senden evvel de Peygamberleri başka türlü göndermedik, şüphesiz onlar hem yemek yiyorlar, hem çarşılarda geziyorlardı (sokaklarda yürüyorlardı) bir de ba'zınızı diğerine bir fitne kılmışızdır ki bakalım sabredecek misiniz? Maamafih rabbın basir bulunuyor

Erhan Aktaş

Kesinlikle Biz, senden önce de yemek yiyen ve çarşılarda dolaşan Resulerden farklı Resul göndermedik. Ve sizin bir kısmınızı dipnot 1 bir kısmınız dipnot 2 için sınav kıldık. Bakalım sabrediyor musunuz? Rabb'in Her Şeyi Gören'dir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Müşrikleri.
  2. metne dön, dipnot 2
    Sizin için.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kesinlikle Biz, senden önce de yemek yiyen ve çarşılarda dolaşan resullerden farklı resul göndermedik. Ve sizin bir kısmınızı dipnot 1 bir kısmınız dipnot 2 için sınav kıldık. Bakalım sabrediyor musunuz? Rabb'in Her Şeyi Gören'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Müşrikleri.
  2. metne dön, dipnot 2
    Sizin için.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kesinlikle Biz, senden önce de yemek yiyen ve çarşılarda dolaşan rasullerden farklı rasul göndermedik. Ve sizin bir kısmınızı dipnot 1 bir kısmınız dipnot 2 için sınav kıldık. Bakalım sabrediyor musunuz? Rabb'in Her Şeyi Gören'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Müşrikleri.
  2. metne dön, dipnot 2
    Sizin için.

Gültekin Onan

Senden önce gönderdiklerimizden, gerçekten yemek yiyen ve pazarlarda gezen (elçi)lerden başkasını göndermiş değiliz. Biz, sizin kiminizi kimi için deneme (fitne konusu) yaptık. Sabredecek misiniz? Senin rabbin görendir.

Hasan Basri Çantay

Biz senden evvel hiçbir peygamber göndermedik (ve hiç biri haaric değildi ki) muhakkak onlar da yemek yerlerdi, çarşılarda yürürlerdi. Sizin bir kısmınızı diğer bir kısım için bir ibtila (ve imtihan mevzuu) yapdık, sabredecek misiniz (diye). Rabbin (her şey'i) hakkıyle görendir.

İbni Kesir

Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, sokaklarda gezinirlerdi. Sabreder misiniz diye sizi birbirinizle deneriz. Ve Rabbın Basir olandır.

Mehmet Alagaş

(4-20) Kafirler dedi ki, bu onun uydurduğu bir iftiradır, başka bir kavim de ona, bu iftirada yardım etti dediler. Böylece zulüm ve yalana kadar işi vardırdılar. Evvelkilerin masallarını birilerine yazdırtmış ve de ona sabah akşam o masallar okunuyor dediler. De ki Onu göklerin ve yerin gizliliğini / sırrını bilen indirdi. O, bağışlayan dır, esirgeyendir. Dediler ki bu Resule ne oluyor ki yemek yiyor çarşılarda yürüyor , oysa ki ona bir melek inmeliydi ve onunla beraber uyarı işini yapmalıydı. Ona bir hazine verilmeliydi veya yedi ği bir bahçesi olmalıydı. Zalimler dediler ki sadece ve sadece büyülenmiş / sihirlenmiş bir adama uyuyorsunuz o kadar. Bak! nasıl da sana misaller veriyorlar, artık onlar saptılar ve artık herhangi bir yola da girmeye güçleri yetmez. Eğer isterse sana, bun ların dediklerinden de h ayırlı, altlarından nehirler akan cennetleri ve sarayları / kasırları yapacak olan ne de mübarektir. Bilakis, saati de yalanladılar, biz de saati yalanlayan kişi için alevli ateşi hazır ettik . Uzak bir yerden göründüğünde onun / cehennemin öfkelenişinin uğultusunu işitirler. Dokuna dokuna çarpa çarpa dar bir yerden onunla /cehennemle buluştuklarındaysa işte tam da orada, yok olmak için çağrıda bulunurlar / dua ederler. B ugün yok olmayı bir kez çağırmayın, yok olmayı çok kez çağırın. Deki bu mu hayırlı ya da sakınanlara vaad edilen kalıcı cennet mi? Orası onlara varacakları bir ödüldür. Onlara orada ne istiyorlarsa vardır, orada kalıcı olmaları Rabbinin sorumlu olduğu bir vaadidir. R abbin onları ve Allah ’tan başka taptıklarını biraraya topladığında der ki, sizler mi işte şu kullarımı saptırdınız? ya da onlar kendileri mi yoldan saptılar? Seni üstün tutarız ki bize senden başkasını dost edinmek yakışmaz ve lakin onlar ı da ve atalarını da sen nimetlerinle geçindirdin, onlar da hatırlatıcıyı unuttular ve de helake layık bir kavim oldular dediler. İşte taptıklarınız, söylediklerinizi de reddedip sizi yalancı çıkardı, artık azabı savmaya da yardım görmeye de güç yetiremeyeceksiniz. Sizden kim zulmederse ona büyük bir azap tattıracağız. Senden önce Resulleri de yemek yiyenler ve çarşılarda yürüyenler olarak gönderdik. Sizin kiminizi kiminizle sınayarak ayrıştırdı bakalım sabredebilecek misiniz? Rabbin görendir. Bizimle buluşmayı ü mit etmeyenler keşke üzerimize melekler indirilse veya rabbimizi görsek dediler. Onlar kendilerini büyük gördüler ve büyük bir azgınlık gösterdiler. Melekleri görecekleri gün , işte o gün , suçlulara müjde yoktur , onlara size yasaktır, size yasaklanmıştır, denilecektir. Amel olarak ne yapmışlarsa onları ele alırız ve saçılmış uçuşan toz haline getiririz / heba ederiz. Cennet halkının durdukları yer ise hayırlı istirahat ettikleri yer ise güzeldir. O gün sema bulutlu bir şekilde parçalanacak ve melekler ard arda indirilecektir. O gün, gerçek egemenlik / mülkiyet Rahman’ındır. Kafirlere de çok zorlu bir gündür. O gün zalimler ellerini ısıracak eyvah keşke Resullerle beraber bir yol tutsaydım diyecekler. Veyl olsun bana ki keşke falanı filanı dost edinmeseydim. Kesin olan şu ki bana hatırlatıcı geldikten sonra beni ondan saptıran şeytan, insanı yapayalnız bırakır.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Rasûlüm!) Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. (Ey insanlar!) Sizin bir kısmınızı diğer bir kısmınıza imtihan (vesilesi) kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir.

Süleyman Ateş

Senden önce gönderdiğimiz bütün elçiler de yemek yerler, çarşılarda gezerlerdi. Biz sizi birbiriniz için bir sınav yaptık. (Sizin bir kısmınızı, diğer bir kısmınızla denemekteyiz ki bakalım) sabrediyor musunuz? Rabbin, (herşeyi) görendir.

Süleymaniye Vakfı

Senden önce gönderdiğimiz elçiler de elbette (senin gibi) yiyip içer ve çarşıda pazarda dolaşırdı. Kiminizi kiminiz için zor bir imtihan dipnot 1 vesilesi kıldık, (bakalım) sabredebilecek misiniz dipnot 2 ? Senin Rabbin daima görür.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Fitne", altını içindeki yabancı maddelerden ayırmak için ateşe sokmaktır (Müfredat). Kur'an'da bu kelime imtihan (A'raf 7/155), aldatma (A'raf 7/27), cehennem azabı (Zariyat 51/10-14) ve savaş (Bakara 2/216) anlamlarında kullanılmıştır.
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Senden önce gönderdiğimiz elçilerin hepsi de yer içer; çarşıda dipnot 1 pazarda dolaşırdı. Sabrınızı denemek için birinizi diğeriniz için sıkıntı kaynağı yaptık. Senin Sahibin her şeyi görür.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    7. ayet ile aynı çeviri

Şaban Britch

Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerin hepsi de yemek yerlerdi ve çarşılarda yürürlerdi. Biz, sizin bir kısmınızı bir kısmınıza fitne/imtihan kıldık. Sabredecek misiniz? Rabbin, her şeyi görendir.

Şaban Piriş

Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerin hepsi de yemek yerlerdi ve sokaklarda yürürlerdi. Sabrediyor musunuz diye bir kısmınızı, bir kısmınızla sınıyoruz. Rabbin, her şeyi görendir.

Yaşar Nuri Öztürk

Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de mutlaka yemek yiyorlar, sokaklarda yürüyorlardı. Biz sizi birbiriniz için imtihan aracı yaptık. Sabrediyor musunuz? Rabbin her şeyi görmektedir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We never sent Messengers before you O Muhammad but were human who ate food and could not survive without alimentation and they moved about from place to place on foot. We also tested the people by exposing opposites -contrary in nature, character, tendency, status, wealth- to each other and those with thoughts of sedition in one toward another. Therefore, will you people -who have conformed to Islam- be persistent, constant and unwearied in the face of difficulties and hindrances and exercise patience! Your Creator is Bassirun (Omnipresent Whose constant vigilance has always been extended to all His creatures.)

Abdul Haleem

No messenger have We sent before you [Muhammad] who did not eat food and walk about in the marketplace. But We have made some of you a means of testing others- will you stand fast? Your Lord is always watching.

Abdullah Yusuf Ali

And the messengers whom We sent before thee were all (men) who ate food and walked through the streets: We have made some of you as a trial for others: will ye have patience? for Allah is One Who sees (all things).

Abul A'la Maududi

(O Muhammad), We never sent any Messengers before you but they ate food and walked about in the markets. dipnot 1 We made some of you a means to test each by the other dipnot 2 to see whether you remain patient. dipnot 3 Your Lord is All-Seeing. dipnot 4

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is an answer to the objection of the disbelievers of Makkah that Muhammad (peace be upon him) could not be a Messenger of Allah because he ate food and moved about in the streets. They have been told that all the Messengers of Allah who came before Muhammad, like Noah, Abraham, Ishmael, Moses and many others (peace be upon them all) whom they knew and acknowledged as Prophets and Messengers of Allah also ate food and walked about in the streets. Nay, even Prophet Jesus (peace be upon him), son of Mary, himself, whom the Christians had made the son of God (and whose image had also been placed in the Kabah by the disbelievers of Makkah) ate food and walked about in the streets like a common man even according to the Gospels themselves.
  2. metne dön, dipnot 2
    It is obvious that the Messenger and the believers were a test for the disbelievers as to whether they would believe even after hearing the divine message and seeing their pure character. On the other hand, the disbelievers were a test for the Messenger and his followers in the sense that they were a means of proving and trying their true faith by their persecution. For it is this test alone which helps to discriminate the true believers from the hypocrites. That is why, at first, only the poor and the helpless but sincere people embraced Islam. Had there been no persecution and hardships but prosperity, wealth and grandeur, the worshipers of the world and the selfish people would have been the first to embrace Islam.
  3. metne dön, dipnot 3
    That is, now when you have understood the wisdom of the test by persecution, it is hoped that you will endure all kinds of hardships without complaint, and willingly undergo the persecutions that are inevitable.
  4. metne dön, dipnot 4
    It probably means two things: First, the way your Lord is conducting your affairs, is according to His will and nothing that happens is without His knowledge. Second: He is fully aware of your sincerity and righteousness in serving His cause under all kinds of hardships. You should therefore rest assured that you will have your full reward. He also sees the persecution and iniquity of the disbelievers; therefore they will not escape the consequences of their wickedness.

Aisha Bewley

We never sent any Messengers before you who did not eat food and walk in the market-place. But We have made some of you a trial for others to see if you will be steadfast? Your Lord sees everything.

Al-Hilali & Khan

And We never sent before you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) any of the Messengers but verily, they ate food and walked in the markets. And We have made some of you as a trial for others: will you have patience? And your Lord is Ever All-Seer (of everything).

Ali Quli Qarai

We did not send any apostles before you but that they indeed ate food and walked in marketplaces. We have made you a trial for one another, [to see] if you will be patient, and your Lord is all-seeing.

Amatul Rahman Omar

And We sent no Messengers before you but they surely ate food and walked in the market-places (and were human models for you to follow in every walk of life). And We try you one with another (to show) if you will (then) patiently persevere. And your Lord is ever All-Seeing.

Arthur John Arberry

And We sent not before thee any Envoys, but that they ate food, and went in the markets; and We appointed some of you to be a trial for others: 'Will you endure?' Thy Lord is ever All-seeing.

Bijan Moeinian

The previous Prophets also ate food and walked in the streets. In fact, I am testing you by the means of each other. Be patient as your Lord is watching.

E. Henry Palmer

We have not sent before thee any messengers but that they ate food and walked in the markets; but we have made some of you a trial to others: will ye be patient? thy Lord doth ever look.

Edip-Layth

We have not sent before you any messengers except that they ate the food and walked in the market places. We have made some of you as a trial for others to see if you will have patience. Your Lord was ever seeing.

George Sale

We have sent no messengers before thee, but they ate food, and walked through the streets: And We make some of you an occasion of trial unto others. Will ye persevere with patience? since your Lord regardeth your perseverance.

Hamid S. Aziz

And thus have they proved you liars for what you say, and you cannot avert or obtain help. And he among you who does wrong, We will make him taste great torment.

Mahmoud Ghali

indeed ate food and walked in the markets. And We have made some of you to be a temptation for (some) others. "Will you (endure) patiently?" And your Lord has been Ever-Beholding.

Marmaduke Pickthall

We never sent before thee any messengers but lo! they verily ate food and walked in the markets. And We have appointed some of you a test for others: Will ye be steadfast? And thy Lord is ever Seer.

Mohamed Ahmed - Samira

We never sent before you apostles who did not eat food and walk the market places. We make some of you the means of trying the others. So will you persevere? Your Lord is always watching.

Muhammad Asad

AND [even] before thee, [O Muhammad,] We never sent as Our message-bearers any but [mortal men] who indeed ate food [like other human beings] and went about in the market places: for [it is thus that] We cause you [human beings] to be a means of testing one another. Are you able to endure [this test] with patience? For [remember, O man,] thy Sustainer is truly all-seeing!

Mustafa Khattab

We never sent any messenger before you ˹O Prophet˺, who did not eat food and go about in market-places. We have made some of you a trial for others. Will you ˹not then˺ be patient? And your Lord is All-Seeing.

Progressive Muslims

And We have not sent before you any messengers except that they ate the food and walked in the market places. And We have made some of you as a trial for others to see if you will have patience. And your Lord was ever seeing.

Rashad Khalifa

We did not send any messengers before you who did not eat food and walk in the markets. We thus test you by each other; will you steadfastly persevere? Your Lord is Seer.

Sahih International

And We did not send before you, [O Muúammad], any of the messengers except that they ate food and walked in the markets. And We have made some of you [people] as trial for others - will you have patience? And ever is your Lord, Seeing.

Sam Gerrans

And We sent not before thee any emissaries, but that they ate food and walked in the markets. And We made some of you a means of denial for others. Will you be patient? And thy Lord is seeing.

Shabbir Ahmed

And the Messengers whom We sent before you (O Prophet) were all mortals who indeed ate food and went about in the market-places. It is thus that We cause you human beings to be a means of testing one another. Are you able to pass this test with patience? For, your Sustainer is All Seeing. (Human beings are expected to evaluate the Message by way of REASON, and not by way of miracles and supernatural phenomena (12:108)).

Syed Vickar Ahamed

And the messengers whom We had sent before you, (they) were all (men) who ate food, and walked through the streets: We have made some of you like a trial for others: Will you have patience? And your Lord is All Seeing (Baseer).

Taqi Usmani

We did not send any messengers before you (O prophet,) but all of them used to eat food and walk in the markets. And We have made some of you a test for some others. Would you observe patience? And your Lord is Ever-seeing.

The Monotheist Group

AndWe have not sent before you any messengers except that they ate the food and walked in the market places. And We have made some of you as a test for others to see if you will have patience. And your Lord was ever seeing.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 20. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 20. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 20. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩