Diyanet İşleri
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir.
Furkân suresi
Furkân suresi, 20. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ إِلَّآ إِنَّهُمْ لَيَأْكُلُونَ ٱلطَّعَامَ وَيَمْشُونَ فِى ٱلْأَسْوَاقِ وَجَعَلْنَا بَعْضَكُمْ لِبَعْضٍ فِتْنَةً أَتَصْبِرُونَ وَكَانَ رَبُّكَ بَصِيرًا
vemâ erselnâ ḳableke mine-lmürselîne illâ innehüm leye'külûne-ṭṭa`âme veyemşûne fi-l'esvâḳ. vece`alnâ ba`ḍaküm liba`ḍin fitneh. etaṣbirûn. vekâne rabbüke beṣîrâ.
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kıyameti yalanlayanlar ve ilah edinilenlerin reddi Furkân 10–20 3
Rabbinin, onları ve Allah'ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına), "Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı, yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar" diyeceği günü hatırla.
Onlar, "Seni eksikliklerden uzak tutarız. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular ve helake giden bir toplum oldular" derler.
(İlah edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse, ona büyük bir azap tattırırız.
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir.
Bize kavuşacaklarını ummayanlar, "Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!" dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.
Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. "Eyvah! Biz Allah'ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız" diyecekler.
Onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
20. Daha sonra Yüce Allah, yalanlayanların az önce geçen sözlerine cevap olmak üzere şöyle buyurmaktadır: “Senden önce gönderdiğimiz bütün rasûller de mutlaka yemek yer ve çarşılarda dolaşırlardı.” Çünkü biz, onları yemek yemeyen bir ceset kılmadığımız gibi onlar melek de değillerdi. İşte senden önceki peygamberler örnek olarak sana yeter. Zenginlik ve fakirliğe gelince o, bir sınama aracıdır ve Yüce Allah’ın bunda bir hikmeti vardır. O nedenle Allah: “Biz bazınızı bazınıza imtihan sebebi kıldık” buyurmaktadır. Peygamber, kendilerine peygamber gönderilenler için bir imtihan aracıdır. Onunla itaat edenlerle isyankârlar ortaya çıkartılır. Biz, peygamberleri de insanları davet etmekle sınadık. Zenginler, fakir için bir sınavdır. Fakirler de zenginler için bir sınavdır. İşte bu şekilde bu dünya yurdundaki her çeşit insan böyledir. Bu yurt sınama, imtihan ve deneme yurdudur. Bu denemeden maksat ise şudur: “Sabredecek misiniz?” Yani sabredip yerine getirmeniz gereken görevinizi ifa edip Mevlanızın mükâfatına mı layık olacaksınız yoksa sabretmeyerek O’nun tarafından cezalandırılmayı mı hak edeceksiniz? “Rabbin her şeyi görendir.” O, sizin hallerinizi görür ve bilir. Risalete elverişli olduğunu bildiği kimseleri seçer ve lütfuyla onlara bu görevi ihsan eder. O, sizin amellerinizi bilir ve onların karşılığını size verecektir. Hayır ise hayır, şer ise şer.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Resul! Senden önceki bütün peygamberleri de ancak bir beşer (insan) olarak gönderdik. Onlar da yemek yerler ve çarşılarda dolaşırlardı. Bunu yapan ilk resul sen değilsin. Ey insanlar! Sizlerden bazınızı bazınıza zenginlik, fakirlik, sağlık ve hastalık vesilesiyle imtihan sebebi kıldık. (Bakalım) Siz, imtihan olunduğunuz şeylere sabredecek misiniz? (Eğer sabrederseniz) Allah, sizleri sabrınıza karşılık mükâfatlandıracaktır. Fakat Rabbin, sabreden kimseyi ve sabretmeyeni de, kendisine itaat eden kimseyi ve isyan edeni de hakkıyla görendir.
Aynı kök: سوق (18 geçiş) · Aynı kök: مشي (23 geçiş) · Aynı kök: طعم (48 geçiş)
Dediler ki: "Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, çarşıda pazarda dolaşır. Ona bir melek indirilseydi de, bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!"
Aynı kök: طعم (48 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Talut, ordu ile hareket edince, "Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o…
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Sonra şüphesiz ki Rabbin, eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, sonra Allah yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Şüphesiz Rabbin…
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
(Salih'e şöyle demiştik:) "Şüphesiz biz, onlara bir imtihan olmak üzere, o dişi deveyi göndereceğiz. Şimdi onları gözetle ve sabret."
Aynı kök: مشي (23 geçiş) · Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
"Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin…
Aynı kök: مشي (23 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
(6-8) İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dini inanışlarda)…
Aynı kök: طعم (48 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Aralarında, Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur'an'ın bazı hükümlerinden) seni…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yemek yiyen ve çarşılarda dolaşan (insan elçi)lerin dışında, bir başkasını senden önce de elçi olarak göndermedik. dipnot 1 Sabırlı olup olmayacağınızı denemek için bir kısmınızı bir kısmına imtihan kıldık. dipnot 2 Rabbin görendir.
(Ey Nebi!) Biz senden önce de yemek yiyen, çarşıda pazarda dolaşan insanlar dışında hiçbir peygamber göndermemişizdir. Bazılarınızı diğerleriniz için sınama vesilesi kıldık ki, bakalım sabrediyor musunuz? (Bunu siz öğrenesiniz diye böyle yaptık); yoksa senin Rabbin zaten her şeyi görmektedir.
(Ey Muhammed,) Biz senden önce de yiyip içen, çarşıda pazarda dolaşan (ölümlü) insanların dışında kimseyi elçi olarak göndermedik. (Böyle yaparak, ey insanlar,) kiminizi kiminiz için bir imtihan vesilesi kıldık (ki,) sabredecek misiniz, (bunu kendiniz de göresiniz; yoksa,) Allah zaten her şeyi olduğu gibi görmektedir!
Senden önce irsal ettiğimiz Rasuller de yemek yerler ve çarşılarda gezip dolaşırlardı! Sizleri birbiriniz için bir sınav objesi kıldık. . . Sabredecek misiniz? Senin Rabbin Basıyr'dir.
Senden önce gönderdiklerimizden, gerçekten yemek yiyen ve pazarlarda gezen (elçi)lerden başkasını göndermiş değiliz. Biz, sizin kiminizi kimi için deneme (fitne konusu) yaptık. Sabredecek misiniz? Senin Rabbin görendir.
(Rasûlüm!) Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. (Ey insanlar!) Sizin bir kısmınızı diğer bir kısmınıza imtihan (vesilesi) kıldık; (bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir.
Senden önce de yemek yiyen, çarşılarda dolaşan gönderilenlerden başkasını göndermedik. Sizleri, birbiriniz için sınama yaptık; dirençli oluyor musunuz? Çünkü Efendin, Görendir.
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de yemek yerlerdi, çarşılarda gezerlerdi. Biz, birbirinizlesizi imtihan ediyoruz, bakalım sabredecek misiniz? Rabbin her şeyi görmektedir.
Senden önce gönderdiğimiz tüm elçiler de yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. Sizi birbiriniz için bir sınav yaptık; dayanabilecek misiniz? Efendin Görendir.
Senden önce gönderdiğimiz tüm elçiler de yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. Sizi birbiriniz için bir sınav yaptık; dayanabilecek misiniz? Rabbin Görendir.
Biz, senden önce de peygamberleri başka türlü göndermedik, kuşkusuz onlar da yemek yiyorlar ve çarşılarda yürüyorlardı. Bir de kiminizi kiminize bir imtihan aracı yaptık ki, bakalım sabredecek misiniz? Rabbin, herşeyi hakkıyla görendir.
Biz senden evvel de Peygamberleri başka türlü göndermedik, şüphesiz onlar hem yemek yiyorlar, hem çarşılarda geziyorlardı (sokaklarda yürüyorlardı) bir de ba'zınızı diğerine bir fitne kılmışızdır ki bakalım sabredecek misiniz? Maamafih rabbın basir bulunuyor
Kesinlikle Biz, senden önce de yemek yiyen ve çarşılarda dolaşan Resulerden farklı Resul göndermedik. Ve sizin bir kısmınızı dipnot 1 bir kısmınız dipnot 2 için sınav kıldık. Bakalım sabrediyor musunuz? Rabb'in Her Şeyi Gören'dir.
Kesinlikle Biz, senden önce de yemek yiyen ve çarşılarda dolaşan resullerden farklı resul göndermedik. Ve sizin bir kısmınızı dipnot 1 bir kısmınız dipnot 2 için sınav kıldık. Bakalım sabrediyor musunuz? Rabb'in Her Şeyi Gören'dir.
Kesinlikle Biz, senden önce de yemek yiyen ve çarşılarda dolaşan rasullerden farklı rasul göndermedik. Ve sizin bir kısmınızı dipnot 1 bir kısmınız dipnot 2 için sınav kıldık. Bakalım sabrediyor musunuz? Rabb'in Her Şeyi Gören'dir.
Senden önce gönderdiklerimizden, gerçekten yemek yiyen ve pazarlarda gezen (elçi)lerden başkasını göndermiş değiliz. Biz, sizin kiminizi kimi için deneme (fitne konusu) yaptık. Sabredecek misiniz? Senin rabbin görendir.
Biz senden evvel hiçbir peygamber göndermedik (ve hiç biri haaric değildi ki) muhakkak onlar da yemek yerlerdi, çarşılarda yürürlerdi. Sizin bir kısmınızı diğer bir kısım için bir ibtila (ve imtihan mevzuu) yapdık, sabredecek misiniz (diye). Rabbin (her şey'i) hakkıyle görendir.
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, sokaklarda gezinirlerdi. Sabreder misiniz diye sizi birbirinizle deneriz. Ve Rabbın Basir olandır.
(4-20) Kafirler dedi ki, bu onun uydurduğu bir iftiradır, başka bir kavim de ona, bu iftirada yardım etti dediler. Böylece zulüm ve yalana kadar işi vardırdılar. Evvelkilerin masallarını birilerine yazdırtmış ve de ona sabah akşam o masallar okunuyor dediler. De ki Onu göklerin ve yerin gizliliğini / sırrını bilen indirdi. O, bağışlayan dır, esirgeyendir. Dediler ki bu Resule ne oluyor ki yemek yiyor çarşılarda yürüyor , oysa ki ona bir melek inmeliydi ve onunla beraber uyarı işini yapmalıydı. Ona bir hazine verilmeliydi veya yedi ği bir bahçesi olmalıydı. Zalimler dediler ki sadece ve sadece büyülenmiş / sihirlenmiş bir adama uyuyorsunuz o kadar. Bak! nasıl da sana misaller veriyorlar, artık onlar saptılar ve artık herhangi bir yola da girmeye güçleri yetmez. Eğer isterse sana, bun ların dediklerinden de h ayırlı, altlarından nehirler akan cennetleri ve sarayları / kasırları yapacak olan ne de mübarektir. Bilakis, saati de yalanladılar, biz de saati yalanlayan kişi için alevli ateşi hazır ettik . Uzak bir yerden göründüğünde onun / cehennemin öfkelenişinin uğultusunu işitirler. Dokuna dokuna çarpa çarpa dar bir yerden onunla /cehennemle buluştuklarındaysa işte tam da orada, yok olmak için çağrıda bulunurlar / dua ederler. B ugün yok olmayı bir kez çağırmayın, yok olmayı çok kez çağırın. Deki bu mu hayırlı ya da sakınanlara vaad edilen kalıcı cennet mi? Orası onlara varacakları bir ödüldür. Onlara orada ne istiyorlarsa vardır, orada kalıcı olmaları Rabbinin sorumlu olduğu bir vaadidir. R abbin onları ve Allah ’tan başka taptıklarını biraraya topladığında der ki, sizler mi işte şu kullarımı saptırdınız? ya da onlar kendileri mi yoldan saptılar? Seni üstün tutarız ki bize senden başkasını dost edinmek yakışmaz ve lakin onlar ı da ve atalarını da sen nimetlerinle geçindirdin, onlar da hatırlatıcıyı unuttular ve de helake layık bir kavim oldular dediler. İşte taptıklarınız, söylediklerinizi de reddedip sizi yalancı çıkardı, artık azabı savmaya da yardım görmeye de güç yetiremeyeceksiniz. Sizden kim zulmederse ona büyük bir azap tattıracağız. Senden önce Resulleri de yemek yiyenler ve çarşılarda yürüyenler olarak gönderdik. Sizin kiminizi kiminizle sınayarak ayrıştırdı bakalım sabredebilecek misiniz? Rabbin görendir. Bizimle buluşmayı ü mit etmeyenler keşke üzerimize melekler indirilse veya rabbimizi görsek dediler. Onlar kendilerini büyük gördüler ve büyük bir azgınlık gösterdiler. Melekleri görecekleri gün , işte o gün , suçlulara müjde yoktur , onlara size yasaktır, size yasaklanmıştır, denilecektir. Amel olarak ne yapmışlarsa onları ele alırız ve saçılmış uçuşan toz haline getiririz / heba ederiz. Cennet halkının durdukları yer ise hayırlı istirahat ettikleri yer ise güzeldir. O gün sema bulutlu bir şekilde parçalanacak ve melekler ard arda indirilecektir. O gün, gerçek egemenlik / mülkiyet Rahman’ındır. Kafirlere de çok zorlu bir gündür. O gün zalimler ellerini ısıracak eyvah keşke Resullerle beraber bir yol tutsaydım diyecekler. Veyl olsun bana ki keşke falanı filanı dost edinmeseydim. Kesin olan şu ki bana hatırlatıcı geldikten sonra beni ondan saptıran şeytan, insanı yapayalnız bırakır.
(Rasûlüm!) Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. (Ey insanlar!) Sizin bir kısmınızı diğer bir kısmınıza imtihan (vesilesi) kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir.
Senden önce gönderdiğimiz bütün elçiler de yemek yerler, çarşılarda gezerlerdi. Biz sizi birbiriniz için bir sınav yaptık. (Sizin bir kısmınızı, diğer bir kısmınızla denemekteyiz ki bakalım) sabrediyor musunuz? Rabbin, (herşeyi) görendir.
Senden önce gönderdiğimiz elçiler de elbette (senin gibi) yiyip içer ve çarşıda pazarda dolaşırdı. Kiminizi kiminiz için zor bir imtihan dipnot 1 vesilesi kıldık, (bakalım) sabredebilecek misiniz dipnot 2 ? Senin Rabbin daima görür.
Senden önce gönderdiğimiz elçilerin hepsi de yer içer; çarşıda dipnot 1 pazarda dolaşırdı. Sabrınızı denemek için birinizi diğeriniz için sıkıntı kaynağı yaptık. Senin Sahibin her şeyi görür.
Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerin hepsi de yemek yerlerdi ve çarşılarda yürürlerdi. Biz, sizin bir kısmınızı bir kısmınıza fitne/imtihan kıldık. Sabredecek misiniz? Rabbin, her şeyi görendir.
Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerin hepsi de yemek yerlerdi ve sokaklarda yürürlerdi. Sabrediyor musunuz diye bir kısmınızı, bir kısmınızla sınıyoruz. Rabbin, her şeyi görendir.
Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de mutlaka yemek yiyorlar, sokaklarda yürüyorlardı. Biz sizi birbiriniz için imtihan aracı yaptık. Sabrediyor musunuz? Rabbin her şeyi görmektedir.
We never sent Messengers before you O Muhammad but were human who ate food and could not survive without alimentation and they moved about from place to place on foot. We also tested the people by exposing opposites -contrary in nature, character, tendency, status, wealth- to each other and those with thoughts of sedition in one toward another. Therefore, will you people -who have conformed to Islam- be persistent, constant and unwearied in the face of difficulties and hindrances and exercise patience! Your Creator is Bassirun (Omnipresent Whose constant vigilance has always been extended to all His creatures.)
No messenger have We sent before you [Muhammad] who did not eat food and walk about in the marketplace. But We have made some of you a means of testing others- will you stand fast? Your Lord is always watching.
And the messengers whom We sent before thee were all (men) who ate food and walked through the streets: We have made some of you as a trial for others: will ye have patience? for Allah is One Who sees (all things).
(O Muhammad), We never sent any Messengers before you but they ate food and walked about in the markets. dipnot 1 We made some of you a means to test each by the other dipnot 2 to see whether you remain patient. dipnot 3 Your Lord is All-Seeing. dipnot 4
We never sent any Messengers before you who did not eat food and walk in the market-place. But We have made some of you a trial for others to see if you will be steadfast? Your Lord sees everything.
And We never sent before you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) any of the Messengers but verily, they ate food and walked in the markets. And We have made some of you as a trial for others: will you have patience? And your Lord is Ever All-Seer (of everything).
We did not send any apostles before you but that they indeed ate food and walked in marketplaces. We have made you a trial for one another, [to see] if you will be patient, and your Lord is all-seeing.
And We sent no Messengers before you but they surely ate food and walked in the market-places (and were human models for you to follow in every walk of life). And We try you one with another (to show) if you will (then) patiently persevere. And your Lord is ever All-Seeing.
And We sent not before thee any Envoys, but that they ate food, and went in the markets; and We appointed some of you to be a trial for others: 'Will you endure?' Thy Lord is ever All-seeing.
The previous Prophets also ate food and walked in the streets. In fact, I am testing you by the means of each other. Be patient as your Lord is watching.
We have not sent before thee any messengers but that they ate food and walked in the markets; but we have made some of you a trial to others: will ye be patient? thy Lord doth ever look.
We have not sent before you any messengers except that they ate the food and walked in the market places. We have made some of you as a trial for others to see if you will have patience. Your Lord was ever seeing.
We have sent no messengers before thee, but they ate food, and walked through the streets: And We make some of you an occasion of trial unto others. Will ye persevere with patience? since your Lord regardeth your perseverance.
And thus have they proved you liars for what you say, and you cannot avert or obtain help. And he among you who does wrong, We will make him taste great torment.
indeed ate food and walked in the markets. And We have made some of you to be a temptation for (some) others. "Will you (endure) patiently?" And your Lord has been Ever-Beholding.
We never sent before thee any messengers but lo! they verily ate food and walked in the markets. And We have appointed some of you a test for others: Will ye be steadfast? And thy Lord is ever Seer.
We never sent before you apostles who did not eat food and walk the market places. We make some of you the means of trying the others. So will you persevere? Your Lord is always watching.
AND [even] before thee, [O Muhammad,] We never sent as Our message-bearers any but [mortal men] who indeed ate food [like other human beings] and went about in the market places: for [it is thus that] We cause you [human beings] to be a means of testing one another. Are you able to endure [this test] with patience? For [remember, O man,] thy Sustainer is truly all-seeing!
We never sent any messenger before you ˹O Prophet˺, who did not eat food and go about in market-places. We have made some of you a trial for others. Will you ˹not then˺ be patient? And your Lord is All-Seeing.
And We have not sent before you any messengers except that they ate the food and walked in the market places. And We have made some of you as a trial for others to see if you will have patience. And your Lord was ever seeing.
We did not send any messengers before you who did not eat food and walk in the markets. We thus test you by each other; will you steadfastly persevere? Your Lord is Seer.
And We did not send before you, [O Muúammad], any of the messengers except that they ate food and walked in the markets. And We have made some of you [people] as trial for others - will you have patience? And ever is your Lord, Seeing.
And We sent not before thee any emissaries, but that they ate food and walked in the markets. And We made some of you a means of denial for others. Will you be patient? And thy Lord is seeing.
And the Messengers whom We sent before you (O Prophet) were all mortals who indeed ate food and went about in the market-places. It is thus that We cause you human beings to be a means of testing one another. Are you able to pass this test with patience? For, your Sustainer is All Seeing. (Human beings are expected to evaluate the Message by way of REASON, and not by way of miracles and supernatural phenomena (12:108)).
And the messengers whom We had sent before you, (they) were all (men) who ate food, and walked through the streets: We have made some of you like a trial for others: Will you have patience? And your Lord is All Seeing (Baseer).
We did not send any messengers before you (O prophet,) but all of them used to eat food and walk in the markets. And We have made some of you a test for some others. Would you observe patience? And your Lord is Ever-seeing.
AndWe have not sent before you any messengers except that they ate the food and walked in the market places. And We have made some of you as a test for others to see if you will have patience. And your Lord was ever seeing.