Enfâl suresi · 49–58. ayetler

Münafıklar, Firavun ailesinin durumu ve ahdi bozanlar

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Enfâl suresi, 49. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 49. ayet. إِذْ يَقُولُ ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ غَرَّ هَٰٓؤُلَآءِ دِينُهُمْ وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ فَإِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler, "Bunları dinleri aldatmış" diyorlardı. Halbuki kim Allah'a tevekkül ederse, hiç şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar, (Bedir'e giden müslümanlar için) "Bunları dinleri aldatmış!" diyorlardı. dipnot 1 (Oysa) kim Allah'a güvenirse, dipnot 2 şüphesiz ki Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah müslümanlar sayıca ve mühimmat bakımından kendilerinden çok daha fazla ve güçlü olan Mekkeli müşriklere karşı savaşa çıktıkları için çevrelerinde bulunan münafıkların ve kalplerinde hastalık bulunanların sözlerine yer vermekte ve onlara göre dinlerinin yani Hz. Muhammed'in risalet öğretilerinin Bedir'de savaşa giden müslümanları aldattığını söylediklerini hatırlatmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      [Tevekkül], elden gelen fedakârlıkların ve sorumluluklarının gereğini yerine getirdikten sonra Yüce Allah'a güveni esas almak demektir. Müminlerden istenen de böyle bir güveni hayatlarında kurmalarıdır. [Tevekkül] sadece Yüce Allah'a yönelik gerçekleştirilmelidir; çünkü [vekîl] yani "güven kaynağı" olarak Allah yeter; her şeye [vekîl] olan O'dur; O en güzel vekildir.

    Mustafa İslamoğlu

    O zaman ikiyüzlüler ve kalbinde hastalık olanlar diyorlardı ki: "Bu adamlara dinleri yanlış yaptırıyor!" Oysa, Allah'a güvenen herkes şunu bilmeli: her işinde mükemmel olan, her hükmünde tam isabet eden yalnız Allah'tır.

    Muhammed Esed

    Bu arada, ikiyüzlüler ve kalplerinde eğrilik bulunanlar: "Bu adamları dinleri yanlış yola götürüyor!" diyorlardı. Ama Allaha güvenip dayanan kişiye gelince, (o bilir ki), Allah mutlaka doğru hüküm ve hikmetle edip eyleyen en yüce iktidar sahibidir.

    Ahmed Hulusi

    Hani münafıklar ile içlerindeki şüphe dolayısıyla sağlıklı düşünemeyenler: "Bunları dinleri aldatmış" diyor(du). . . Kim Allah'a tevekkül ederse (işe duygularını karıştırmayıp tabiri caiz ise kendini otomatik pilota bırakırsa, yani Allah Esma'sının gereğini kendisinde açığa çıkaracağına iman ederse), muhakkak Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.

    Ali Bulaç

    Münafıklar ve kalblerinde hastalık olanlar şöyle diyorlardı: "Bunları (müslümanları) dinleri aldattı." Oysa kim Allah'a tevekkül ederse, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    O zaman münafıklarla kalplerinde hastalık bulunanlar, (sizin için), «Bunları, dinleri aldatmış» diyorlardı. Halbuki kim Allah'a dayanırsa, bilsin ki Allah mutlak galiptir, hikmet sahibidir. (Kendisine güveneni üstün ve galip kılacak O'dur. Yoksa orduların sayı ve teçhizat üstünlüğü değildir).

    Ali Rıza Safa

    İkiyüzlüler ve yüreklerinde sayrılık olanlar, şöyle diyorlardı: "Bunları, dinleri aldatmış!" Oysa Allah'a kim güvenirse, kuşkusuz, Allah, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar, sizin için, "Bunları dinleri aldatmış" diyorlardı. Oysa kim Allah'a dayanırsa Allah daima galiptir; hüküm ve hikmet sahibidir.

    Edip Yüksel

    İkiyüzlüler ve kalplerinde hastalık bulunanlar, "Bunları dinleri aldatmış" diyorlardı. Kim ALLAH'a güvenirse, kuşkusuz ALLAH Üstündür, Bilgedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İkiyüzlüler ve kalplerinde hastalık bulunanlar, 'Bunları dinleri aldatmış,' diyorlardı. Kim ALLAH'a güvenirse, kuşkusuz ALLAH Üstündür, Bilgedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O sırada münafıklar ve kalplerinde bir hastalık bulunanlar: "Şunları dinleri aldattı." diyorlardı. Oysa, her kim Allah'a dayanırsa, bilsin ki, Allah, üstündür, hikmet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O sıra münafıklar ve kalblerinde bir maraz bulunanlar şöyle diyorlardı: "şunları dinleri aldattı" halbuki her kim Allaha tevekkül ederse şüphe yok ki Allah bir aziz, hakimdir.

    Erhan Aktaş

    Münafıklar, o kalplerinde hastalık bulunanlar: "Bunları, dinleri aldatmış." diyorlardı. Oysa kim Allah'a tevekkül dipnot 1 ederse Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Münafıklar, o kalplerinde hastalık bulunanlar: "Bunları, dinleri aldatmış." diyorlardı. Oysa kim Allah'a tevekkül dipnot 1 ederse Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Münafıklar, o kalplerinde hastalık bulunanlar: "Bunları, dinleri aldatmış." diyorlardı. Oysa kim Allah'a tevekkül dipnot 1 ederse Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a güvenme, O'na dayanma; her türlü çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakma.

    Gültekin Onan

    Münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar şöyle diyorlardı: "Bunları (müslümanları) dinleri aldattı." Oysa kim Tanrı'ya tevekkül ederse, kuşkusuz Tanrı üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    O zaman münafıklarla yüreklerinde maraz bulunanlar şöyle diyordu: "Bunları (müslümanları) dinleri aldatdı". Halbuki kim Allaha dayanıb güvenirse hiç şübhesiz Allah mutlak gaalibdir, tam hüküm ve hikmet saahibidir.

    İbni Kesir

    Hani münafıklar, kalblerinde hastalık bulunanlar: Bunları, dinleri aldattı, diyorlardı. Halbuki kim Allah'a tevekkül ederse; muhakkak ki Allah, Aziz' dir, Hakim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (49-54) Bir vakit münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar / maraz olanlar; şunları dinleri aldattı (bu hale getirdi) dediler. Kim Allah’a tevekkül eder / vekil tayin ederse muhakkak ki Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Hele kafirleri vefat ederlerken bir görsen, melekler onların yüzlerine ve artlarına vururlar, yangın azabını tadın , i şte bu, ellerinizle sunduklarınızdan / takdim ettiklerinizden dolayıdır, Allah kullarına zulüm edici değildir. Tıpkı öncekileri olan firavun ailesi gibi, Allah’ın ayetlerini inkâr ettiler ve Allah ta onları günahları ile aldı. Muhakkak Allah sağlamdır, azabı şiddetlidir. İşte bu, Allah’ın, ta ki onlar kendilerini değiştirinceye kadar, bir kavme verdiği nimeti değiştirmemesinden dolayıdır, muhakkak ki Allah işitendir, bilendir / bilgedir. Tıpkı öncekileri olan firavun ailesi gibi, Rablerinin ayetlerini yalanladılar, günahları nedeniyle onları helak ettik, firavun ailesini suda boğduk, hepsi zalim idiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler; “Bunları, dinleri aldatmış.” diyorlardı. Hâlbuki kim Allah’a tevekkül ederse, hiç şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Süleyman Ateş

    Münafıklar ve kalblerinde hastalık bulunanlar (sizin için): "Bunları dinleri aldatmış, (baksana başa çıkamayacakları bir kuvvetle savaşmağa kalkıyorlar)." diyorlardı. Oysa, kim Allah'a dayanırsa şüphesiz Allah, daima galib, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı

    Hani (Mekke ordusuna katılan) münafıklar dipnot 1 ile kalplerinde hastalık olanlar dipnot 2 da "Bunları dinleri aldatmış!" diyorlardı. Halbuki kim Allah'a güvenip dayanırsa (bilsin ki) Allah daima üstün ve bütün kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar, Mekke'den gelen ordunun içinde yer alan münafıklardır. Müslümanları öldürmek için fırsat kollayan bu münafıklara karşı gösterilmesi gereken davranışlar Nisa 4/88-91. ayetlerde açıklanmıştır. Bkz. Taberi, Enfal 49. ayetin tefsiri.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bunlar Mekkeli kafirlerdir. Her kafir müşrik olduğu (Al-i İmran 3/151) için Mekkeli müşrikler de denebilir. Bunların kalplerinde kafirliklerinden dolayı bir hastalık vardır. Münafık, müslüman gözüken kafir olduğu için onlarda bir yalancılık hastalığı oluşur (Bakara 2/10). Bunlar kafirlik ve yalancılıklarının cezasını, asıl ahirette çekeceklerdir (Tevbe 9/101).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün ikiyüzlüler (münafıklar) ve kalplerinde hastalık olanlar: "Bu adamları dinleri aldatmış" diyorlardı. Ama kim Allah'a güvenip dayanırsa görür ki Allah güçlüdür, doğru kararlar verir.

    Şaban Britch

    Münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar: "Müslümanları dinleri aldattı" diyorlardı. Oysa kim Allah’a tevekkül ederse bilmelidir ki; Allah Aziz'dir, Hakim'dir.

    Şaban Piriş

    Münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar: -Müslümanları dinleri aldattı, diyorlardı. Oysa kim Allah'a güvenirse bilmelidir ki Allah güçlüdür, hakimdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İkiyüzlülerle kalplerinde hastalık olanlar şöyle diyorlardı: "Bunları, dinleri aldatmış." Oysa Allah'a güvenip dayanan bilir ki, Allah Aziz ve Hakim'dir.

  2. Enfâl suresi, 50. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 50. ayet. وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذْ يَتَوَفَّى ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَأَدْبَٰرَهُمْ وَذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلْحَرِيقِ

    Diyanet İşleri

    Melekler, kafirlerin yüzlerine ve artlarına vura vura ve "haydi tadın yangın azabını" diyerek canlarını alırken bir görseydin.

    Mehmet Okuyan

    Hani melekler dipnot 1 yüzlerine ve arkalarına vurarak ve "Tadın yakıcı azabı!" (diyerek) o kâfir olanların canlarını alırken onları bir görseydin!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ölüm melekleriyle ilgili benzer kullanımlar için bkz. Nisâ 4:97; En‘âm 6:61, 93; A‘râf 7:37; Nahl 16:28, 32; Muhammed 47:27.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve O, küfre saplanıp kalanlara ölümü tattırdığında bir görmeliydin: Melekler onların suratlarına ve sırtlarına vurarak (diyecekler) ki: "Tadın bakalım yakıcı azabı;

    Muhammed Esed

    O, hakkı inkara şartlanmış olanları ölüme sürüklediği zaman, (nasıl olacak) bir görebilseydin: Melekler onların yüzlerine, sırtlarına vurarak: "Yakıp kavuran azabı tadın, bakalım!" (diyecekler),

    Ahmed Hulusi

    Melaikeyi, hakikat bilgisini inkar edenlerin yüzlerine ve arkalarına vurarak ve "Tadın yakıp kavuran azabı" (diye) öldürürken bir görseydin!

    Ali Bulaç

    Melekleri, onların yüzlerine ve arkalarına vurarak: "Yakıcı azabı tadın" diye o inkar edenlerin canlarını alırken görmelisin.

    Ali Özek ve heyeti

    Melekler yüzlerine ve arkalarına vurarak ve «Tadın yakıcı cehennem azabını» (diyerek) o kâfirlerin canlarını alırken onları bir görseydin!

    Ali Rıza Safa

    Yüzlerine ve arkalarına vurarak, nankörlük edenlerin canlarını alırken, melekleri görseydin? "Tadın, yakıcı cezayı!"

    Bayraktar Bayraklı

    Görseydin o inkar edenleri. Melekler onların canlarını alırken yüzlerine ve arkalarına vuruyorlar ve "Haydi yakıcı azabı tadın!" diyorlardı.

    Edip Yüksel

    İnkar edenlerin canlarını melekler alırken bir görseydin! Yüzlerine ve arkalarına (saldıran ve kaçan düşmanlarınıza) vuruyorlardı: "Tadın yakıcı azabı!"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edenlerin canlarını melekler alırken bir görseydin! Yüzlerine ve arkalarına (saldıran ve kaçan düşmanlarınıza) vuruyorlardı: 'Tadın yakıcı azabı!'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de meleklerin, kafirlerin canlarını alırken yüzlerine ve arkalarına vura vura: "Tadın bakalım yangın azabını!" dediklerini görmeliydin!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de görseydin Melekler canlarını alırken o küfr edenlerin yüzlerine ve arkalarına vura vura, tadın bakalım! diyerek: yangın azabını

    Erhan Aktaş

    Şayet görüp tanıklık etseydin dipnot 1 eğer! Melekler, Kafirlerin canlarını alırken, yüzlerine ve sırtlarına vuruyorlar dipnot 2 ve "Kavurucu azabı tadın." diyorlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Edatı geçmiş zamanı şimdiki zamana çevirmektedir. Dolayısı ile anlam "şayet görüp müşahede etseydin" şeklinde olmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Savaşa, tıpkı onların Müslümanlara önden ve arkadan vurdukları gibi melekler de önden ve arkadan onlara vurarak canlarını alıyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Şayet görüp tanıklık etseydin dipnot 1 eğer! Melekler, Kafirlerin canlarını alırken, yüzlerine ve sırtlarına vuruyorlar dipnot 2 ve "Kavurucu azabı tadın." diyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      لَوْ Edatı geçmiş zamanı şimdiki zamana çevirmektedir. Dolayısı ile anlam "şayet görüp müşahede etseydin" şeklinde olmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Savaşa tıpkı onların Müslümanlara önden ve arkadan vurdukları gibi melekler de önden ve arkadan onlara vurarak canlarını alıyorlar.

    Gültekin Onan

    Melekleri, onların yüzlerine ve arkalarına vurarak: "Yakıcı azabı tadın" diye o küfredenlerin canlarını alırken görmelisin.

    Hasan Basri Çantay

    Melekler, o kafirlerin yüzlerine ve arkalarına vura vura ve "Tadın cehennem azabını" (diye diye) canlarını alırken görmeliydin!

    İbni Kesir

    Bir görseydin sen; hani melekler, küfredenlerin canlarını alırken yüzlerine ve arkalarına vuruyorlar ve: Tadın yakıcı azabı, diyorlardı.

    Mehmet Alagaş

    (49-54) Bir vakit münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar / maraz olanlar; şunları dinleri aldattı (bu hale getirdi) dediler. Kim Allah’a tevekkül eder / vekil tayin ederse muhakkak ki Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Hele kafirleri vefat ederlerken bir görsen, melekler onların yüzlerine ve artlarına vururlar, yangın azabını tadın , i şte bu, ellerinizle sunduklarınızdan / takdim ettiklerinizden dolayıdır, Allah kullarına zulüm edici değildir. Tıpkı öncekileri olan firavun ailesi gibi, Allah’ın ayetlerini inkâr ettiler ve Allah ta onları günahları ile aldı. Muhakkak Allah sağlamdır, azabı şiddetlidir. İşte bu, Allah’ın, ta ki onlar kendilerini değiştirinceye kadar, bir kavme verdiği nimeti değiştirmemesinden dolayıdır, muhakkak ki Allah işitendir, bilendir / bilgedir. Tıpkı öncekileri olan firavun ailesi gibi, Rablerinin ayetlerini yalanladılar, günahları nedeniyle onları helak ettik, firavun ailesini suda boğduk, hepsi zalim idiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Melekler, kâfirlerin yüzlerine ve ardlarına vura vura ve; “Haydi tadın bakalım ateşin azabını!” diyerek canlarını alırken bir görseydin.

    Süleyman Ateş

    Görseydin o inkar edenleri: Melekler, onların canlarını alırken yüzlerine ve kıçlarına vuruyorlar: "Haydi, yangın azabını tadın!" (diyorlardı).

    Süleymaniye Vakfı

    Melekler, yüzlerine ve sırtlarına vura vura vefat dipnot 1 ettirirken o kafirleri bir görsen! Onlara: "Yangın azabını tadın bakalım!" derler dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zümer 39/42'ye göre insan, biri beden diğeri ruh olmak üzere iki nefisten oluşur. Ruhun çoğunlukla can ile aynı şey olduğu zannedilir. Oysa ana rahminde canlılık döllenmeyle başlarken, ruhun üflenmesi bütün organların tamamlanmasından sonra olur. Ruh bedenle birleştiğinde insan, dinleyen, basiret ve gönül sahibi olan bir canlı türü haline gelir (Mü'minun 23/12-14, Secde 32/7-9). Beden bir bilgisayarın donanımına; can, donanıma güç veren elektriğe benzer. Ruh ise bilgisayarın işletim sistemi gibidir. İşletim sistemi nasıl bütün bilgileri koruyorsa ruh da öyledir. Ruhun bedenden çekilip alınmasına "vefat ettirme" denir. Allah insanı iki şekilde vefat ettirir: biri uyuyunca, diğeri de ölünce olur. Allah, hem uyuyan hem de ölen bedenin ruhunu tutar. Ruh ve canın farklı şeyler olduğu, uyuyan insanın canlılığını korumasından da anlaşılır. Uyuyan insanın ruhu, uyandığında; ölen kişinin ruhu ise ahirette bedenler yeniden diriltildiğinde geri döner (Mü'minun 23/100, Tekvir 81/7).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Melekler canlarını alırken o kafirleri bir görsen; yüzlerine ve arkalarına vurarak onlara: "Yangın azabını tadın şimdi" derler.

    Şaban Britch

    Görseydin o kâfirleri; melekler, olanların yüzlerine ve arkalarına vurarak: "Haydi Yakıcı azabı tadın!" (derken)

    Şaban Piriş

    Görseydin o inkar edenleri melekler, kafir olanların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken: (Şöyle diyorlardı) -Yakıcı azabı tadın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir görseydin o küfre sapanları! Melekler canlarını alırken onların yüzlerine ve arkalarına vuruyorlardı: "Yangın azabını tadın."

  3. Enfâl suresi, 51. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 51. ayet. ذَٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيكُمْ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَيْسَ بِظَلَّٰمٍ لِّلْعَبِيدِ

    Diyanet İşleri

    (Ey kafirler!) Bu, sizin ellerinizin önceden yaptığının karşılığıdır. Yoksa, Allah kullarına zulmedici değildir.

    Mehmet Okuyan

    İşte bu, ellerinizin öne sunduğu şeyler yüzündendir. Şüphesiz ki Allah kullarına asla haksızlık edici değildir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada vurgulanan husus insanların zulmetmelerinin "sebep", azaba uğratılmalarının ise "sonuç" olduğuna dikkat çekilmesidir. Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:182; Hacc 22:10.

    Mustafa İslamoğlu

    bu, öz ellerinizle işlediklerinizin karşılığıdır; değilse Allah'ın kullarına haksızlık yapma ihtimali bulunmamaktadır.

    Muhammed Esed

    "kendi ellerinizle işlediğiniz (günahların) karşılığıdır bu; yoksa Allah asla kullarına haksızlık yapmaz!"

    Ahmed Hulusi

    "Bu, yaptıklarınızın getirisidir! Allah, kullarına zulmedici değildir!"

    Ali Bulaç

    Bu, ellerinizin önceden takdim ettiği işler yüzündendir. Yoksa şüphesiz Allah kullara zulmedici değildir.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte bu, ellerinizle yaptığınız yüzündendir, yoksa Allah kullara zulmedici değildir.

    Ali Rıza Safa

    "Kendi elinizle yaptıklarınızın karşılığı, işte budur. Çünkü kuşkusuz, Allah, kullara haksızlık yapmaz!"

    Bayraktar Bayraklı

    İşte bu, ellerinizle yapıp ettikleriniz yüzündendir. Şüphesiz Allah, kullara zulmedici değildir.

    Edip Yüksel

    "Bu, ellerinizin yaptığına karşılıktır. ALLAH elbette kullara zalim değildir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bu, ellerinizin yaptığına karşılıktır. ALLAH elbette kullara zalim değildir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bu, sizin kendi ellerinizle önceden yaptıklarınızın karşılığı ve Allah'ın kullarına haksızlık etmemesindendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bu işte sizin kendi ellerinizin takdim ettiği yüzünden ve Allahın kullarına zulümkar olmadığındandır.

    Erhan Aktaş

    İşte bu, kendi ellerinizle yaptıklarınızın karşılığıdır, yoksa Allah kullarına asla haksızlık etmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte bu, kendi ellerinizle yaptıklarınızın karşılığıdır, yoksa Allah kullarına asla haksızlık etmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte bu, kendi ellerinizle yaptıklarınızın karşılığıdır, yoksa Allah kullarına asla haksızlık etmez.

    Gültekin Onan

    Bu, ellerinizin önceden takdim ettiği (işler) yüzündendir. Yoksa kuşkusuz Tanrı kullara zulmedici değildir.

    Hasan Basri Çantay

    Bunun sebebi, ellerinizin önce yapdığıdır, bir de Allahın, kullarına hakikaten zulümkar olmadığıdır.

    İbni Kesir

    İşte bu; ellerinizin yaptığının karşılığıdır. Muhakkak ki Allah; kullarına asla zulmedici değildir.

    Mehmet Alagaş

    (49-54) Bir vakit münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar / maraz olanlar; şunları dinleri aldattı (bu hale getirdi) dediler. Kim Allah’a tevekkül eder / vekil tayin ederse muhakkak ki Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Hele kafirleri vefat ederlerken bir görsen, melekler onların yüzlerine ve artlarına vururlar, yangın azabını tadın , i şte bu, ellerinizle sunduklarınızdan / takdim ettiklerinizden dolayıdır, Allah kullarına zulüm edici değildir. Tıpkı öncekileri olan firavun ailesi gibi, Allah’ın ayetlerini inkâr ettiler ve Allah ta onları günahları ile aldı. Muhakkak Allah sağlamdır, azabı şiddetlidir. İşte bu, Allah’ın, ta ki onlar kendilerini değiştirinceye kadar, bir kavme verdiği nimeti değiştirmemesinden dolayıdır, muhakkak ki Allah işitendir, bilendir / bilgedir. Tıpkı öncekileri olan firavun ailesi gibi, Rablerinin ayetlerini yalanladılar, günahları nedeniyle onları helak ettik, firavun ailesini suda boğduk, hepsi zalim idiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Ey kâfirler!) Bu, sizin ellerinizin önceden yaptığının karşılığıdır. Yoksa, Allah kullarına zulmedici değildir.

    Süleyman Ateş

    "İşte bu, ellerinizin yapıp öne sürdüğü işler yüzündendir. Yoksa Allah, kullara zulmedici değildir."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Siz, ne ettiyseniz onu buldunuz. Allah, hiçbir kuluna haksızlık yapmaz.

    Şaban Britch

    Bu kendi ellerinizle yaptığınızın karşılığıdır. Allah, kullarına zulmedici değildir.

    Şaban Piriş

    Bu kendi ellerinizle yaptığınızın karşılığıdır diyerek canlarını alırken bir görseydin! Allah, kullarına zulmedici değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "İşte bu, ellerinizin önden gönderdiği şeyler yüzündendir. Allah, kullara asla zulmetmez."

  4. Enfâl suresi, 52. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 52. ayet. كَدَأْبِ ءَالِ فِرْعَوْنَ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمْ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِىٌّ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

    Diyanet İşleri

    Bunların durumu tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini inkar etmişler, Allah da kendilerini günahları sebebiyle hemen yakalamıştı. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, azabı çetin olandır.

    Mehmet Okuyan

    (Bunların durumu) tıpkı Firavun'un ailesi (destekçileri) ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. (Onlar da) Allah'ın ayetlerini inkâr etmişlerdi de Allah onları günahları sebebiyle yakalamıştı. Şüphesiz ki Allah güçlüdür, azabı şiddetli olandır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:11, 116; Enfâl 8:54.

    Mustafa İslamoğlu

    (Onların gidişatı da) tıpkı Firavun toplumu ve ondan öncekilerin gidişatı gibi: Allah'ın mesajlarını ısrarla yalanladılar; ardından, Allah da günahları nedeniyle onları (suçüstü) yakalayıverdi. Elbette Allah (işinde) kuvvetli, azabında şiddetlidir.

    Muhammed Esed

    Firavun yandaşlarının ve onlardan önce yaşayıp gidenlerin başlarına gelen şey (bunların da başına gelecek): Onlar Allahın ayetlerinin gerçek olduğunu inkara kalkıştılar ve Allah da (bu) günahlarından ötürü onları kıskıvrak yakaladı. Elbet yakalar, (çünkü) Allah çepeçevre kuşatan sınırsız gücün sahibidir, (hak edene karşı) cezada çetin ve yıldırıcıdır.

    Ahmed Hulusi

    (Bunların durumu) Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin gidişatı gibi. . . (Onlar) Allah'ın işaretlerindeki varlığını (Esma'sının açığa çıkışı olan işaretleri) inkar ettiler, Allah da onları kendi suçlarıyla yakaladı. . . Muhakkak ki Allah Kaviyy'dir, Şediyd ül 'Ikab'dır (suçun sonucunu şiddetle yaşatandır).

    Ali Bulaç

    Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi Allah'ın ayetlerini inkar ettiler de, Allah da onları günahlarından dolayı yakalayıverdi. Şüphesiz, Allah, en büyük kuvvet sahibidir, sonuçlandırması pek şiddetlidir.

    Ali Özek ve heyeti

    (Bunların gidişatı) tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin gidişatı gibidir. (Onlar da) Allah'ın âyetlerini inkâr etmişlerdi de Allah onları günahları sebebiyle yakalamıştı. Allah güçlüdür. O'nun cezası şiddetlidir.

    Ali Rıza Safa

    Firavun ailesi ve onlardan öncekiler gibi, Allah'ın ayetlerini inkar ettiler. Sonunda, Allah, suçları yüzünden onları yakaladı. Kuşkusuz, Allah, Kudretlidir; cezası da çok yamandır.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunlar da tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin gidişi gibi davrandılar. Onlar da Allah'ın ayetlerini inkar etmişlerdi; Allah onları, günahları yüzünden yakalayıp cezalandırmıştı. Şüphesiz Allah güçlüdür; cezası çok çetindir.

    Edip Yüksel

    Tıpkı Firavunun yandaşlarının ve onlardan öncekilerin gidişi gibi... ALLAH'ın ayetlerini inkar ettiler. Günahlarından ötürü ALLAH da onları yakalayıp cezalandırdı. ALLAH Güçlüdür, cezası çetindir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Tıpkı Firavun'un yandaşlarının ve onlardan öncekilerin gidişi gibi... ALLAH'ın ayetlerini inkar ettiler. Günahlarından ötürü ALLAH da onları yakalayıp cezalandırdı. ALLAH Güçlüdür, cezası çetindir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Tıpkı Firavun hanedanı ve öncekilerin gidişi gibi Allah'ın ayetlerini tanımadılar da Allah onları günahları ile tutup alıverdi; çünkü Allah çok güçlüdür, cezalandırması pek çetindir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Tıpkı Ali Fir'avnın ve onlardan evvelkilerin gidişi gibi Allahın ayetlerini tanımadılar da Allah kendilerini günahlariyle tuttu alıverdi, çünkü Allah çok kuvvetli ve ıkabı pek şiddetlidir

    Erhan Aktaş

    Tıpkı Firavuncuların ve onlardan öncekilerin durumu gibi. Allah'ın ayetlerini yalanlamışlardı. Allah da onları, suçları yüzünden yakalamıştı. Allah, Mutlak Güç Sahibi'dir, Cezalandırması Çok Şiddetli Olan'dır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Tıpkı Firavuncuların ve onlardan öncekilerin durumu gibi. Allah'ın ayetlerini yalanlamışlardı. Allah da onları, suçları yüzünden yakalamıştı. Allah, Mutlak Güç Sahibi'dir, Cezalandırması Çok Şiddetli Olan'dır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Tıpkı Firavuncuların ve onlardan öncekilerin durumu gibi. Allah'ın ayetlerini yalanlamışlardı. Allah da onları, suçları yüzünden yakalamıştı. Allah, Mutlak Güç Sahibi'dir, Cezalandırması Çok Şiddetli Olan'dır.

    Gültekin Onan

    Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi Tanrı'nın ayetlerine küfrettiler de Tanrı onları günahlarından dolayı yakalayıverdi. Kuşkusuz Tanrı en büyük kuvvet sahibidir, sonuçlandırması pek şiddetlidir.

    Hasan Basri Çantay

    (Bunların gidişi) Fir'avn haanedaniyle onlardan evvelkilerin gidişi gibidir. Onlar Allahın ayetlerini (inkar ile) kafir olmuşlardı da O da kendilerini, günahları yüzünden, yakalamışdı. Çünkü Allah en büyük kuvvetin saahibidir, cezası pek çetindir.

    İbni Kesir

    Firavun hanedanıyla onlardan öncekilerin gidişi gibi. Allah'ın ayetlerini yalanlamışlardı da, Allah onları günahlarından dolayı yakalamıştı. Muhakkak ki Allah; kuvvetlidir, azabı şiddetli olandır.

    Mehmet Alagaş

    (49-54) Bir vakit münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar / maraz olanlar; şunları dinleri aldattı (bu hale getirdi) dediler. Kim Allah’a tevekkül eder / vekil tayin ederse muhakkak ki Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Hele kafirleri vefat ederlerken bir görsen, melekler onların yüzlerine ve artlarına vururlar, yangın azabını tadın , i şte bu, ellerinizle sunduklarınızdan / takdim ettiklerinizden dolayıdır, Allah kullarına zulüm edici değildir. Tıpkı öncekileri olan firavun ailesi gibi, Allah’ın ayetlerini inkâr ettiler ve Allah ta onları günahları ile aldı. Muhakkak Allah sağlamdır, azabı şiddetlidir. İşte bu, Allah’ın, ta ki onlar kendilerini değiştirinceye kadar, bir kavme verdiği nimeti değiştirmemesinden dolayıdır, muhakkak ki Allah işitendir, bilendir / bilgedir. Tıpkı öncekileri olan firavun ailesi gibi, Rablerinin ayetlerini yalanladılar, günahları nedeniyle onları helak ettik, firavun ailesini suda boğduk, hepsi zalim idiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin gidişi/tutumu gibi onlar, Allah’ın ayetlerini inkâr ettiler, Allah da onları günahları sebebiyle yakalayıp yok etti. Allah; güçlüdür, cezası çok şiddetlidir.

    Süleyman Ateş

    (Bunlar da) tıpkı Fir'avn ailesi ve onlardan öncekilerin gidişi gibi(davrandılar. Onlar da): Allah'ın ayetlerini inkar etmişlerdi; Allah da onları, günahlarıyla yakalamıştı. Şüphesiz Allah güçlüdür, O'nun cezası çetindir.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunların hali, tıpkı Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin hali gibidir. Allah'ın ayetlerini görmezlikte direndiler, Allah da onları günahları sebebiyle yakaladı dipnot 1 . Allah güçlüdür, cezalandırması çetindir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlara yapılan, tıpkı Firavun hanedanına ve daha önceki kafirlere yapılan gibidir. Allah'ın ayetlerini görmezlikten gelmişler, Allah da onları günahları sebebiyle yakalamıştır. Allah güçlüdür, cezası da pek ağır olur.

    Şaban Britch

    Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin gidişi/tutumu gibi onlar, Allah’ın ayetlerine küfrettiler de, Allah da onları günahları sebebiyle yakalayıp yok etti. Allah, güçlüdür, cezası çok şiddetlidir.

    Şaban Piriş

    Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin gidişatı gibi onlar, Allah'ın ayetlerini yalanladılar da Allah da, onları günahları sebebiyle yok etti. Allah, güçlüdür, cezası şiddetlidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin gidişi gibi. Allah'ın ayetlerini inkar ettiler de Allah onları günahları yüzünden yakalayıverdi. Allah Kavidir, çok güçlüdür; azabı çok şiddetli yapandır O.

  5. Enfâl suresi, 53. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 53. ayet. ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ لَمْ يَكُ مُغَيِّرًا نِّعْمَةً أَنْعَمَهَا عَلَىٰ قَوْمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُوا۟ مَا بِأَنفُسِهِمْ وَأَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Bunun sebebi şudur: Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Bunun sebebi, bir toplum kendilerinde bulunanı değiştirinceye kadar Allah'ın onlara verdiği nimeti değiştirmemesi ve şüphesiz ki Allah'ın duyan ve bilen olmasıdır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah önceki azgın ve sapkın kavimleri cezalandırmasını ve helak etme sebebini dile getirmek üzere [zâlike bi] ifadesiyle cümleye başlamaktadır. Yüce Allah gerekçesini çok önemli bir sosyolojik hakikat üzerinden vermekte ve bir kavmi, bir topluluğu oluşturan fertler kendilerinde bulunanı değiştirmedikçe onlara verdiği nimeti değiştirmeyeceğini ifade etmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bu, şu (yasa) gereğidir: Allah, bir topluma bahşettiği nimeti o toplum özbenliğine yabancılaşmadıkça asla değiştirmez: zira Allah her şeyi işitendir, tarifsiz bir ilimle bilendir.

    Muhammed Esed

    Bu böyledir, çünkü Allah, bir topluma bahşettiği nimeti ve esenliği, o toplum kendi gidişini değiştirmedikçe asla değiştirmez; ve (bilin ki) Allah her şeyi işiten, her şeyi bilendir.

    Ahmed Hulusi

    İşte bu böyledir. . . Bir topluluk nefslerindekini değiştirmedikçe, Allah onlara (hakikatlerinden) olan nimetini değiştirmez! Allah Semi'dir, Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Nedeni şu: Bir kavim (toplum), kendinde olanı değiştirinceye kadar Allah, ona nimet olarak bağışladığını değiştirici değildir. Allah şüphesiz işitendir, bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu da, bir millet kendilerinde bulunanı (güzel ahlâk ve meziyetleri) değiştirinceye kadar Allah'ın onlara verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden dolayıdır. Gerçekten Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Bu böyledir. Çünkü Allah, bir topluma bağışladığı nimeti, onlar kendilerinde olanı değiştirmedikçe, değiştirmez. Çünkü kuşkusuz, Allah, Duyandır; Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu böyledir.Bir toplum, kendilerinde bulunanı değiştirmedikçe, Allah da onlara verdiği nimeti değiştirmez. Şüphesiz Allah işitendir; bilendir.

    Edip Yüksel

    Zira, bir topluluk kendilerini değiştirmedikçe, ALLAH onlara verdiği nimetleri değiştirecek değildir. ALLAH İşitendir, Bilendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Zira, bir topluluk kendilerini değiştirmedikçe, ALLAH onlara verdiği nimetleri değiştirecek değildir. ALLAH İşitendir, Bilendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun nedeni şudur: Allah, bir kez bir kavme verdiği bir nimeti, onlar kendilerindeki bu nimete erme sebebini değiştirmedikçe değiştirecek değildir ve Allah, işiten ve bilendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bu, şundan: bir kerre Allah bir kavme in'am ettiği bir ni'meti onlar nefislerindeki sebebi değiştirinciye kadar değiştirmiş değildir, bir de Allah işitir, bilir

    Erhan Aktaş

    Çünkü bir halk kendisini değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği nimeti dipnot 1 değiştirecek değildir. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İçinde bulundukları durumu, verdiği her türlü imkanı, gücü, üstünlüğü… Bkz. 13:11. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Çünkü bir halk kendisini değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği nimeti dipnot 1 değiştirecek değildir. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İçinde bulundukları durumu, verdiği her türlü imkanı, gücü, üstünlüğü... Bkz. 13:11. Ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Çünkü bir topluluk kendisini değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği nimeti değiştirecek değildir. dipnot 1 Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Verdiği her türlü imkanı, gücü, üstünlüğü vb.
    2. metne dön, dipnot 2
      13/Ra'd Suresi, 11.

    Gültekin Onan

    Nedeni şu: Bir kavim, kendinde olanı değiştirinceye kadar Tanrı ona nimet olarak bağışladığını değiştirici değildir. Kuşkusuz Tanrı işitendir, bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Bunun hikmeti şudur: Bir kavm nefislerinde olan (iyi haali) değiştirinceye kadar Allah onlara ihsan ettiği ni'meti değişdirici değildir ve şübhesiz ki O, (her şey'i) hakkıyle işidicidir, kemaliyle bilicidir.

    İbni Kesir

    Bunun sebebi; bir topluluk kendi nefislerindekini değiştirmedikçe, Allah' ın onlara verdiği nimetini değiştirmeyeceğidir. Ve muhakkak ki Allah; Semi'dir, Alim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (49-54) Bir vakit münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar / maraz olanlar; şunları dinleri aldattı (bu hale getirdi) dediler. Kim Allah’a tevekkül eder / vekil tayin ederse muhakkak ki Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Hele kafirleri vefat ederlerken bir görsen, melekler onların yüzlerine ve artlarına vururlar, yangın azabını tadın , i şte bu, ellerinizle sunduklarınızdan / takdim ettiklerinizden dolayıdır, Allah kullarına zulüm edici değildir. Tıpkı öncekileri olan firavun ailesi gibi, Allah’ın ayetlerini inkâr ettiler ve Allah ta onları günahları ile aldı. Muhakkak Allah sağlamdır, azabı şiddetlidir. İşte bu, Allah’ın, ta ki onlar kendilerini değiştirinceye kadar, bir kavme verdiği nimeti değiştirmemesinden dolayıdır, muhakkak ki Allah işitendir, bilendir / bilgedir. Tıpkı öncekileri olan firavun ailesi gibi, Rablerinin ayetlerini yalanladılar, günahları nedeniyle onları helak ettik, firavun ailesini suda boğduk, hepsi zalim idiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunun sebebi şudur: Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Süleyman Ateş

    Bu böyledir, çünkü bir millet kendilerinde bulunan(güzel meziyet)i değiştirmedikçe Allah onlara verdiği ni'meti değiştirmez. Allah işitendir, bilendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu bir kuraldır: Bir topluluk kendi özünü değiştirmezse Allah ona verdiği nimeti değiştirmez; Allah, dinler ve bilir.

    Şaban Britch

    Bu (ceza), bir toplum kendi nefsinde olan (iyi hali) değiştirmedikçe, Allah’ın o topluma bahşettiği nimeti değiştirici olmadığı içindir. Allah, her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.

    Şaban Piriş

    Bu, bir toplum kendi nefsinde olanı değiştirmedikçe, Allah'ın o topluma bahşettiği nimeti değiştirici olmadığı içindir. Allah, işitendir, bilendir..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bu böyledir. Çünkü Allah bir topluma lütfettiği nimeti, o toplum birey olarak içlerindekini/birey olarak kendilerine ilişkin olanı değiştirmedikçe, değiştirmemiştir. Ve Allah, iyice işiten, gereğince bilendir.

  6. Enfâl suresi, 54. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 54. ayet. كَدَأْبِ ءَالِ فِرْعَوْنَ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمْ فَأَهْلَكْنَٰهُم بِذُنُوبِهِمْ وَأَغْرَقْنَآ ءَالَ فِرْعَوْنَ وَكُلٌّ كَانُوا۟ ظَٰلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Bunların durumu, tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar Rablerinin ayetlerini yalanlamışlar, biz de onları günahları sebebiyle helak etmiştik ve Firavun ailesini de suda boğmuştuk. Hepsi de zalim kimselerdi.

    Mehmet Okuyan

    (Bunların durumu) tıpkı Firavun'un ailesi (destekçileri) ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. dipnot 1 Onlar Rablerinin ayetlerini yalanlamışlardı; biz de onları günahları nedeniyle helak etmiş dipnot 2 ve Firavun'un ailesini (destekçilerini denizde) boğmuştuk. Hepsi de zalimdiler.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:11; Enfâl 8:52.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada yalanlamak "sebep", helak ise "sonuç"tur.

    Mustafa İslamoğlu

    (O halde onların akıbeti de) Firavun toplumu ve ondan öncekilerin akıbetine benzeyecek: Onlar Rablerinin mesajlarını yalanlamışlardı, biz de onları günahları yüzünden helak ettik; boğulmaya mahkum ettik Firavun soyunu: zira hepsi de zalim olmakta direniyorlardı.

    Muhammed Esed

    Firavun yandaşlarının ve onlardan önce yaşayıp gidenlerin başlarına ne geldiyse (bunların da başına benzeri gelecek:) Onlar Rablerinin ayetlerine yalan gözüyle bakmışlardı; ve bu yüzden, Biz de onları (bu) günahlarına karşılık helak ettik; boğuverdik o Firavun yandaşlarını; onların hepsi zalim kimselerdi çünkü.

    Ahmed Hulusi

    Tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin vaziyeti gibi (durumları)! (Onlar) Rablerinin işaretlerindeki varlığını (Rabbani özelliklerini) yalanladılar, (biz de) onları suçları sonucu helak ettik ve Al-i Firavun'u da suda boğduk! Hepsi zalimlerdi.

    Ali Bulaç

    Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi. Onlar, Rablerinin ayetlerini yalanladılar; biz de günahları dolayısıyla onları helak ettik. Firavun ordusunu suda boğduk. Onların tümü zulmeden kimselerdi.

    Ali Özek ve heyeti

    (Evet bunların durumu), Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumuna benzer. Onlar Rablerinin âyetlerini yalanlamışlardı; biz de onları günahlarından ötürü helâk etmiştik ve Firavun ailesini (denizde) boğmuştuk. Hepsi de zalimler idiler.

    Ali Rıza Safa

    Firavun ailesi ve onlardan öncekiler gibi, Efendilerinin ayetlerini yalanladılar. Sonunda, Biz, suçları yüzünden onları yıkıma uğrattık; Firavun ailesini de boğduk. Çünkü tümü, haksızlık yapanlar arasındaydılar.

    Bayraktar Bayraklı

    Firavun'un adamlarının ve onlardan öncekilerin yaptığı gibi, bunlar da Rabblerinin ayetlerini yalanladılar. Biz de günahlarına karşılık onları yok ettik ve Firavun taifesini suda boğduk. Bunların hepsi zalim kimselerdi.

    Edip Yüksel

    Örneğin, Firavunun yandaşları ve onlardan öncekiler gibi. Efendi'lerinin ayetlerini yalanladılar. Biz de günahlarından ötürü onları yıkıma uğrattık. Firavunun yandaşlarını suda boğduk. Hepsi de zalim idiler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Örneğin, Firavun'un yandaşları ve onlardan öncekiler gibi. Rab'lerinin ayetlerini yalanladılar. Biz de günahlarından ötürü onları yıkıma uğrattık. Firavun'un yandaşlarını suda boğduk. Hepsi de zalim idiler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin gidişi gibi. Onlar, Rablerinin ayetlerine yalan dediler, Biz de kendilerini günahları yüzünden helak ettik ve Firavun hanedanını suda boğduk. Onların hepsi zalim kimselerdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Tıbkı ali Fir'avnin ve onlardan evvelkilerin gidişi gibi ki rablarının ayetlerini tekzib ettiler biz de kendilerini günahlariyle helak ettik ve ali Fir'avni gark eyledik, hepsi de zalimdiler

    Erhan Aktaş

    Tıpkı Firavuncuların ve onlardan öncekilerin durumu gibi. Rabb'lerinin ayetlerini yalanlamışlardı da Biz de suçlarından dolayı onları mahvetmiş ve Firavuncuları suda boğmuştuk. Hepsi de zalim kimselerdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Tıpkı Firavuncuların ve onlardan öncekilerin durumu gibi. Rabb'lerinin ayetlerini yalanlamışlardı da Biz de suçlarından dolayı onları mahvetmiş ve Firavuncuları suda boğmuştuk. Hepsi de zalim kimselerdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Firavuncular ve onlardan öncekiler gibi. Rabb'lerinin ayetlerini yalanlamışlardı da Biz de suçlarından dolayı onları mahvetmiş ve Firavuncuları suda boğmuştuk. Hepsi de zalim kimselerdi.

    Gültekin Onan

    Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi... Onlar, rablerinin ayetlerini yalanladılar; biz de günahları dolayısıyla onları helak ettik. Firavun ordusunu suda boğduk. Onların tümü zulmeden kimselerdi.

    Hasan Basri Çantay

    (Evet bunların Haali) Fir'avn haanedaniyle onlardan evvelkilerin gidişi gibidir. Onlar Rablerinin ayetlerini yalan saymışlardı da biz de, günahları yüzünden, kendilerini helak etmiş, Fir'avn haanedanını suda boğmuşduk. (Bunların) hepsi zaalimdiler.

    İbni Kesir

    Firavun hanedanıyla, onlardan öncekilerin gidişi gibi. Rabblarının ayetlerini yalanlamışlardı da, Biz de günahlarından dolayı onları helak etmiş ve Firavun hanedanını suda boğmuştuk. Hepsi de zalimlerdi.

    Mehmet Alagaş

    (49-54) Bir vakit münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar / maraz olanlar; şunları dinleri aldattı (bu hale getirdi) dediler. Kim Allah’a tevekkül eder / vekil tayin ederse muhakkak ki Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Hele kafirleri vefat ederlerken bir görsen, melekler onların yüzlerine ve artlarına vururlar, yangın azabını tadın , i şte bu, ellerinizle sunduklarınızdan / takdim ettiklerinizden dolayıdır, Allah kullarına zulüm edici değildir. Tıpkı öncekileri olan firavun ailesi gibi, Allah’ın ayetlerini inkâr ettiler ve Allah ta onları günahları ile aldı. Muhakkak Allah sağlamdır, azabı şiddetlidir. İşte bu, Allah’ın, ta ki onlar kendilerini değiştirinceye kadar, bir kavme verdiği nimeti değiştirmemesinden dolayıdır, muhakkak ki Allah işitendir, bilendir / bilgedir. Tıpkı öncekileri olan firavun ailesi gibi, Rablerinin ayetlerini yalanladılar, günahları nedeniyle onları helak ettik, firavun ailesini suda boğduk, hepsi zalim idiler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunların durumu tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar Rablerinin ayetlerini yalanlamışlar, biz de onları günahları sebebiyle helâk etmiştik ve Firavun ailesini de suda boğmuştuk. Hepsi de zalim kimselerdi.

    Süleyman Ateş

    (Evet) Fir'avn ailesi ve onlardan öncekilerin gidişi gibi: Rablerinin ayetlerini yalanlamışlardı; biz de onları günahlarıyle mahvetmiştik ve Fir'avn ailesini boğmuştuk. Hepsi de zulmedicilerdi.

    Süleymaniye Vakfı

    Evet! Bunların hali tıpkı Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin hali gibidir. Onlar, Rablerinin ayetleri karşısında yalana sarıldılar. Rableri de onları günahları sebebiyle yok etti. Firavun hanedanını da suda boğdu dipnot 1 . Hepsi de yanlış yoldaydı.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İltifat, bkz Enfal 8/2. ayetin dipnotu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlara yapılan Firavun hanedanına ve daha öncekilere yapılan gibidir. Onlar, Rablerinin ayetleri karşısında yalana sarıldılar. Biz de onları günahlarına karşılık etkisiz hale getirdik. Firavun hanedanını da suda boğduk. Hepsi de yanlış yoldaydı.

    Şaban Britch

    Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin gidişi/tutumu gibi, Rab’lerinin ayetlerini yalanladılar, biz de onları günahları sebebiyle helâk ettik. Firavun hanedanını suda boğduk. Hepsi de zalim idi.

    Şaban Piriş

    Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin gidişatı gibi, Rab'lerinin ayetlerini yalanladılar, biz de onları günahları sebebiyle helak ettik. Firavun hanedanını suda boğduk. Hepsi de zalim idi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin tavırları gibi. Rablerinin ayetlerini yalanlamışlardı. Biz de onları günahları yüzünden mahvettik. Firavun hanedanını da boğmuştuk. Bunların tümü zulme sapanlardı.

  7. Enfâl suresi, 55. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 55. ayet. إِنَّ شَرَّ ٱلدَّوَآبِّ عِندَ ٱللَّهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz Allah katında, yeryüzünde yürüyen canlıların en kötüsü, inkar edenlerdir. Artık onlar iman etmezler.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Allah katında canlıların en kötüsü, kâfir olanlardır. (Çünkü) onlar, iman etmezler. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Enfâl 8:22. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah katında canlıların en şerlisi, (her nasılsa) geçmişte küfre sapmış olup da daha sonra iman etmemekte direnenlerdir.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, Allah katında yaratıkların en bayağısı, hakkı inkara şartlanmış ve sonuç olarak, inanmayan kimselerdir.

    Ahmed Hulusi

    Allah indinde hareket eden canlıların en şerrlisi, hakikat bilgisini inkar edenlerdir! Onlar iman etmezler!

    Ali Bulaç

    Allah katında canlıların en kötüsü, şüphesiz inkar edenlerdir. Onlar artık inanmazlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah katında, yürüyen canlıların en kötüsü kâfir olanlardır. Çünkü onlar iman etmezler.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Allah'ın katında, yaratıkların en kötüsü, nankörlük edenlerdir; onlar, artık inanmazlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah katında canlıların en kötüsü kafirlerdir; artık onlar inanmazlar.

    Edip Yüksel

    ALLAH yanında yaratıkların en kötüsü kafirlerdir; onlar gerçeği onaylamazlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH yanında yaratıkların en kötüsü kafirlerdir; onlar inanmazlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bütün debelenenlerin Allah katında en kötüsü küfretmiş olup imana gelmeyenlerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bütün o debelenenlerin Allah ındinde en şerlisi şol kimselerdir ki küfretmişlerdir de iymana gelmezler

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah katında canlıların en şerlisi dipnot 1 , Kafirlerdir dipnot 2 . Artık onlar inanmazlar;

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir sonraki ayette de ifade edildiği gibi yaptıkları antlaşmalara uymayan kimseler kastedilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah katında canlıların en şerlisi dipnot 1 , gerçeği yalanlayan nankörlerdir. Artık onlar inanmazlar;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir sonraki ayette de ifade edildiği gibi yaptıkları antlaşmalara uymayan kimseler kast edilmektedir.

    Gültekin Onan

    Tanrı katında canlıların en kötüsü kuşkusuz küfredenlerdir; onlar (artık) inanmazlar.

    Hasan Basri Çantay

    Yer yüzünde yürüyen hayvanların Allah katında en kötüsü şübhesiz ki kafir olanlardır. Artık onlar iman etmezler.

    İbni Kesir

    Allah katından yeryüzünde yürüyen canlıların en kötüsü; şüphesiz ki küfredenlerdir. Artık onlar, inanmazlar.

    Mehmet Alagaş

    (55-63) Allah katında yaratıkların en şerlisi / en fenası inanmayanlardır, kafir olanlardır, öyle ki onlarla sözleşirsin / ahitleşirsin sonra ahitlerini her defasında bozarlar, bundan da sakınmazlar / çekinmezler, harpte onları yakalasan (tesgafe) onlara şaşırtıcı bir azap ver ki artlarından gelenler böylelikle belki ibret alırlar. Eğer ki kavmin hıyanetinden korkarsan aynı şekilde senin de sözleşmeyi bozduğunu onlara bildir , m uhakkak ki Allah hainleri sevmez. Kafirler sanmasınlar ki yendiler, onlar kesinlikle bizi aciz bırakamazlar. Kapasitenizce / İstidadınızca onlara kuvvet, besili atlar hazırlayın, Allah’ın düşmanlarını, sizin de düşmanlarınızı ve Allah’ın bildiği sizin bilmediğiniz diğer başkalarını da onla korkutun. Allah yolunda ne harcarsanız / infak edersen iz onun geri ödenmesinde size vefalı davranılır size zulmedilmez. Barışa yanaşırlarsa sende yanaş ve Allah’ı vekil tayin et, muhakkak o işitendir bilendir. Seni kandırmak isterlerse muhakkak ki Allah sana yeter. O seni yardımıyla / nusretiyle ve müminler i le destekler. Onların gönüllerini arasını ısındırır , sen arzdakilerin hepsini harcasan onların kalplerinin arasını ısındıramazdın ve lakin Allah aralarını ısındırdı , muhakkak ki o azizdir hakimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz Allah katında, yeryüzünde yürüyen canlıların en kötüsü kâfirlerdir. Artık onlar iman etmezler.

    Süleyman Ateş

    Allah'a göre canlıların en kötüsü, kafirlerdir; artık onlar inanmazlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah katında canlıların en kötüsü ayetleri görmezlikten gelenlerdir (kafirlerdir). Çünkü onlar, inanıp güvenmezler.

    Şaban Britch

    Allah katında yeryüzünde yürüyen canlıların en kötüsü küfredenlerdir. Artık onlar iman etmezler.

    Şaban Piriş

    Allah katında yeryüzünde yürüyen canlıların en kötüsü küfredenlerdir. artık onlar iman etmezler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah katında canlıların en kötüsü, gerçeği örtenlerdir. Bunlar iman etmezler.

  8. Enfâl suresi, 56. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 56. ayet. ٱلَّذِينَ عَٰهَدتَّ مِنْهُمْ ثُمَّ يَنقُضُونَ عَهْدَهُمْ فِى كُلِّ مَرَّةٍ وَهُمْ لَا يَتَّقُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra da her defasında antlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir.

    Mehmet Okuyan

    Kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra her defasında takvâlı (duyarlı) davranmayıp sözleşmelerini bozanlar(a gelince),

    Mustafa İslamoğlu

    Kendileriyle anlaşma yaptıktan sonra, her seferinde, sorumsuzca anlaşmalarını bozanlara gelince:

    Muhammed Esed

    Kendileriyle bir andlaşma yapmış olduğu halde, Allaha karşı sorumluluk bilinci taşımaksızın, fütursuzca her fırsatta sözlerinden dönen kimselere gelince,

    Ahmed Hulusi

    Onlar (Medine-i Münevvere civarındaki Yahudi kabileler), kendileri ile antlaşma yaptığın kimselerdir. . . Sonra da her defasında sözlerini bozarlar. . . Onlar korunmazlar (Allah'tan sakınmazlar).

    Ali Bulaç

    Bunlar, içlerinden antlaşma yaptığın kimselerdir ki, sonra her defasında ahidlerini bozarlar. Onlar sakınmazlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra her defasında hiç çekinmeden ahidlerini bozan kimselerdir.

    Ali Rıza Safa

    Kendileriyle antlaşma yaptıktan sonra, hepsinde antlaşmalarını bozarlar. Sorumluluk bilincine de erişmiş değillerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sen kendileriyle anlaşma yaptığın halde onlar, hiç çekinmeden her defasında anlaşmalarını bozarlar.

    Edip Yüksel

    Onlar, sen kendileriyle anlaşma yaptığın halde her defasında anlaşmalarını bozanlardır. Onlar erdemli davranmazlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar, sen kendileriyle anlaşma yaptığın halde her defasında anlaşmalarını bozanlardır. Onlar erdemli davranmazlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar, kendileriyle anlaşma yaptığın halde her defasında antlaşmalarını bozar ve hiç çekinmezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar ki kendilerinden muahede almışındır da sonra her def'asında ahidlerini nakzederler ve hiç çekinmezler,

    Erhan Aktaş

    Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın halde, her defasında hiç çekinmeden antlaşmalarını bozan kimselerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın halde, her defasında hiç çekinmeden antlaşmalarını bozan kimselerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın halde, her defasında hiç çekinmeden antlaşmalarını bozan kimselerdir.

    Gültekin Onan

    Bunlar, içlerinden antlaşma yaptığın kimselerdir ki, sonra her defasında ahidlerini bozarlar. Onlar sakınmazlar.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar, içlerinden kendileriyle muaahede etdiğin kimselerdir ki (muaahededen) sonra her defasında ahidlerini bozarlar. Onlar sakınmazlar da.

    İbni Kesir

    Onlar, kendileriyle anlaşma yaptığın kimselerdir. Sonra her defasında ahidlerini bozdular. Onlar sakınmazlar da.

    Mehmet Alagaş

    (55-63) Allah katında yaratıkların en şerlisi / en fenası inanmayanlardır, kafir olanlardır, öyle ki onlarla sözleşirsin / ahitleşirsin sonra ahitlerini her defasında bozarlar, bundan da sakınmazlar / çekinmezler, harpte onları yakalasan (tesgafe) onlara şaşırtıcı bir azap ver ki artlarından gelenler böylelikle belki ibret alırlar. Eğer ki kavmin hıyanetinden korkarsan aynı şekilde senin de sözleşmeyi bozduğunu onlara bildir , m uhakkak ki Allah hainleri sevmez. Kafirler sanmasınlar ki yendiler, onlar kesinlikle bizi aciz bırakamazlar. Kapasitenizce / İstidadınızca onlara kuvvet, besili atlar hazırlayın, Allah’ın düşmanlarını, sizin de düşmanlarınızı ve Allah’ın bildiği sizin bilmediğiniz diğer başkalarını da onla korkutun. Allah yolunda ne harcarsanız / infak edersen iz onun geri ödenmesinde size vefalı davranılır size zulmedilmez. Barışa yanaşırlarsa sende yanaş ve Allah’ı vekil tayin et, muhakkak o işitendir bilendir. Seni kandırmak isterlerse muhakkak ki Allah sana yeter. O seni yardımıyla / nusretiyle ve müminler i le destekler. Onların gönüllerini arasını ısındırır , sen arzdakilerin hepsini harcasan onların kalplerinin arasını ısındıramazdın ve lakin Allah aralarını ısındırdı , muhakkak ki o azizdir hakimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra da her defasında anlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir.

    Süleyman Ateş

    Sen kendileriyle andlaşma yaptığın halde onlar, hiç çekinmeden, her defa andlaşmalarını bozarlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın ve antlaşmalarını her seferinde bozan kimselerdir. Onlar yanlış yapmaktan sakınmazlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendileriyle yaptığın her antlaşmadan sonra antlaşmalarını bozarlar. Onlar Allah'tan çekinmezler.

    Şaban Britch

    Onlar kendileriyle antlaşma yaptığın her defasında antlaşmalarını bozan kimselerdir. Bundan da hiç sakınmazlar.

    Şaban Piriş

    Antlaşma yaptığın kimseler, sonra her defasında hiç çekinmeden bunu bozarlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunlar, kendileriyle antlaşma yaptığın kişilerdir. Ama her defasında antlaşmalarını bozarlar. Hiç çekinmez ki bunlar...

  9. Enfâl suresi, 57. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 57. ayet. فَإِمَّا تَثْقَفَنَّهُمْ فِى ٱلْحَرْبِ فَشَرِّدْ بِهِم مَّنْ خَلْفَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ

    Diyanet İşleri

    Eğer onları savaşta yakalarsan, bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar.

    Mehmet Okuyan

    Savaşta onları yakalarsan, onları darmadağın et ki arkalarından gelenler için (gerçeği) hatırlamaları noktasında (bir ders olsun).

    Mustafa İslamoğlu

    savaşta onları gözüne kestirirsen, geriden gelenlere ibret olsun için öyle bir darmadağın et ki, berikiler ders alabilsinler.

    Muhammed Esed

    onları savaşta karşında bulursan, arkalarından gelenler için öyle yıldırıcı bir ders ver ki, belki berikiler akıllarında tutarlar;

    Ahmed Hulusi

    Eğer onları harpte yakalarsan, onlarla, onların arkalarında bulunanları dağıt ki ibret alsınlar.

    Ali Bulaç

    Bundan dolayı, savaşta onları yakalarsan, öyle darmadağın et ki, onlarla arkalarından gelecek olanlar(ı caydır). Umulur ki ibret alırlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer savaşta onları yakalarsan, ibret almaları için onlar ile (onlara vereceğin ceza ile) arkalarında bulunan kimseleri de dağıt.

    Ali Rıza Safa

    Savaşta yakalarsan, arkalarından gelecek olanlara örnek olacak biçimde, onları darmadağın et; böylece, belki öğüt alırlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Savaşta onları yakalarsan, onlarla birlikte arkalarında bulunan kimseleri de dağıt ki ders alsınlar.

    Edip Yüksel

    Savaşta onları yakalarsan, onları arkalarındakilere ibret olacak şekilde darmadağın et. Belki ders alırlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Savaşta onları yakalarsan, onları arkalarındakilere ibret olacak şekilde darmadağın et. Belki ders alırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onun için onları ne zaman savaşta yakalarsan kendileri ile arkalarındakilerini ürküt; belki ibret alırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    onun için onları ne zaman harbde yakarlarsan kendileriyle arkalarındakileri ürgüt gerek ki ıbret alırlar

    Erhan Aktaş

    Eğer savaşta onları yakalarsan, geride kalanlara ders olacak şekilde onları darmadağın et. Belki akıllarını başlarına alırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer savaşta onları yakalarsan, geride kalanlara ders olacak şekilde onları darmadağın et. Belki akıllarını başlarına alırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer savaşta onları yakalarsan, geride kalanlara ders olacak şekilde onları darmadağın et. Belki akıllarını başlarına alırlar.

    Gültekin Onan

    Bundan dolayı, savaşta onları yakalarsan, öyle darmadağın et ki, onlarla arkalarından gelecek olanlar(ı caydır). Umulur ki ibret alırlar.

    Hasan Basri Çantay

    Onun için eğer bunları harbde muhakkak yakalarsan onlar (a yapacağın ceza) ile arkalarında (ahdi bozacak) kimseleri de ürküt. Me'müldür ki (onlar da) iyice ibret alırlar.

    İbni Kesir

    Bunun için eğer savaşta ele geçirirsen; onları dağıt ki arkalarında olanlar ibret alsınlar.

    Mehmet Alagaş

    (55-63) Allah katında yaratıkların en şerlisi / en fenası inanmayanlardır, kafir olanlardır, öyle ki onlarla sözleşirsin / ahitleşirsin sonra ahitlerini her defasında bozarlar, bundan da sakınmazlar / çekinmezler, harpte onları yakalasan (tesgafe) onlara şaşırtıcı bir azap ver ki artlarından gelenler böylelikle belki ibret alırlar. Eğer ki kavmin hıyanetinden korkarsan aynı şekilde senin de sözleşmeyi bozduğunu onlara bildir , m uhakkak ki Allah hainleri sevmez. Kafirler sanmasınlar ki yendiler, onlar kesinlikle bizi aciz bırakamazlar. Kapasitenizce / İstidadınızca onlara kuvvet, besili atlar hazırlayın, Allah’ın düşmanlarını, sizin de düşmanlarınızı ve Allah’ın bildiği sizin bilmediğiniz diğer başkalarını da onla korkutun. Allah yolunda ne harcarsanız / infak edersen iz onun geri ödenmesinde size vefalı davranılır size zulmedilmez. Barışa yanaşırlarsa sende yanaş ve Allah’ı vekil tayin et, muhakkak o işitendir bilendir. Seni kandırmak isterlerse muhakkak ki Allah sana yeter. O seni yardımıyla / nusretiyle ve müminler i le destekler. Onların gönüllerini arasını ısındırır , sen arzdakilerin hepsini harcasan onların kalplerinin arasını ısındıramazdın ve lakin Allah aralarını ısındırdı , muhakkak ki o azizdir hakimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer onları savaşta yakalarsan, bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar.

    Süleyman Ateş

    Savaşta onları yakalarsan, onlar(a vereceğin ceza) ile arkalarında bulunan kimseleri de dağıt ki ibret alsınlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Savaşta yakalarsan onları öyle bir dağıt ki arkalarındakiler de dağılsınlar. Belki akıllarını başlarına alırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları savaşta yakalarsan öyle dağıt ki arkalarındakiler de dağılsınlar. Belki akıllarını başlarına alırlar.

    Şaban Britch

    Savaşta onları her bulduğunda darmadağın et ki, bununla arkalarındakiler (korksun ve onlara) ibret olsun!

    Şaban Piriş

    Savaşta onları yakalarsan darmadağın et ki arkalarındakilere ibret olsun!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer onları harpte ele geçirirsen, onlarla birlikte arkalarındakileri de ürkütüp dağıt ki, ders alabilsinler.

  10. Enfâl suresi, 58. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 58. ayet. وَإِمَّا تَخَافَنَّ مِن قَوْمٍ خِيَانَةً فَٱنۢبِذْ إِلَيْهِمْ عَلَىٰ سَوَآءٍ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْخَآئِنِينَ

    Diyanet İşleri

    (Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan, sen de antlaşmayı bozduğunu aynı şekilde onlara bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez.

    Mehmet Okuyan

    (Antlaşma yaptığın) bir kavmin ihanet etmesinden korkarsan, sen de (onlarla yaptığın antlaşmayı) aynı şekilde bozduğunu kendilerine bildir! Şüphesiz ki Allah hainleri sevmez.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve eğer (aranızda anlaşma bulunan) bir toplumun ihanetinden haklı nedenlerle kaygıya kapılırsan, durumu dengelemek için onlarla yaptığın anlaşmayı geçersiz ilan et: unutma ki Allah hainleri sevmez!

    Muhammed Esed

    beri yandan, eğer (kendisiyle andlaşma yapmış bulunduğun) bir topluluğun ihanet etmesinden kaygı duyman için ortada makul sebep varsa, sen de buna karşılık olarak onlarla yaptığın andlaşmayı boz: çünkü, Allah asla hainleri sevmez!

    Ahmed Hulusi

    Şayet bir topluluğun ihanetinden endişen varsa, anlaşmayı geçersiz saydığını önceden onlara bildir! Muhakkak ki Allah ihanet edenleri sevmez.

    Ali Bulaç

    Eğer bir kavmin ihanet edeceğinden kesin olarak korkarsan, sen de açık ve adil bir tutumla (onlarla olan anlaşma metnini ve diplomatik ilişkiyi) at. Gerçekten Allah, ihanet edenleri sevmez.

    Ali Özek ve heyeti

    (Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik yapmasından korkarsan, sen de (onlarla yaptığın ahdi) aynı şekilde bozduğunu kendilerine bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez.

    Ali Rıza Safa

    Bir toplumun alçaklık yapmasından kaygı duyarsan, sen de aynı biçimde antlaşmayı bozmalısın. Kuşkusuz, Allah, alçaklık yapanları sevmez.

    Bayraktar Bayraklı

    Bir kavmin ihanet etmesinden korkarsan, sen de aynı şekilde onlarla yaptığın antlaşmayı onlara at; çünkü Allah, ihanet edenleri sevmez.

    Edip Yüksel

    Bir topluluğun ihaneti seni endişelendiriyorsa, sen de aynı şekilde (diplomatik ilişkiyi kesip) at. Kuşkusuz ALLAH hainleri sevmez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bir topluluğun ihaneti seni endişelendiriyorsa, sen de aynı şekilde (diplomatik ilişkiyi kesip) at. Kuşkusuz ALLAH hainleri sevmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer bir kavmin hiyanetinden endişe edersen, hemen doğrudan doğruya antlaşmayı bozduğunu kendilerine bildir; çünkü Allah hainleri sevmez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her hangi bir kavmden de bir hıyanet endişe edersen evvel emirde (nebzet) ahidlerini reddettiğini düpe düz kendilerini bildir, çünkü Allah hainleri sevmez

    Erhan Aktaş

    Eğer bir halkın ihanetinden endişe edersen, onlarla aynı şekilde dipnot 1 anlaşmayı boz. Kuşkusuz Allah, hainlik yapanları sevmez.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Antlaşmanın kurallarına karşılıklı uyulması ilkesi gereği.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer bir halkın ihanetinden endişe edersen, onlarla aynı şekilde dipnot 1 anlaşmayı boz. Kuşkusuz Allah, hainlik yapanları sevmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Antlaşmanın kurallarına karşılıklı uyulması ilkesi gereği.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer bir toplumun ihanetinden endişe edersen, onlarla aynı şekilde dipnot 1 anlaşmayı boz. Kuşkusuz Allah, hainlik yapanları sevmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Antlaşmanın kurallarına karşılıklı uyulması ilkesi gereği.

    Gültekin Onan

    Eğer bir kavmin ihanet edeceğinden kesin olarak korkarsan, sen de açık ve adil bir tutumla (onlarla olan anlaşma metnini ve diplomatik ilişkiyi) at. Gerçekten Tanrı, ihanet edenleri sevmez.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer (muaahede eden) bir kavmin haainliğini (ahdine sadakatsizliğini anlayarak bu cihetden) kat'i endişeye düşersen (evvela) hak ve adalet üzere (keyfiyyeti) kendilerine (bildir ve ahidlerini) at. Çünkü Allah haainleri sevmez.

    İbni Kesir

    Eğer bir kavmin hiyanet etmesinden korkarsan; sen de onlara karşı aynı şekilde davran. Muhakkak ki Allah; hainleri sevmez.

    Mehmet Alagaş

    (55-63) Allah katında yaratıkların en şerlisi / en fenası inanmayanlardır, kafir olanlardır, öyle ki onlarla sözleşirsin / ahitleşirsin sonra ahitlerini her defasında bozarlar, bundan da sakınmazlar / çekinmezler, harpte onları yakalasan (tesgafe) onlara şaşırtıcı bir azap ver ki artlarından gelenler böylelikle belki ibret alırlar. Eğer ki kavmin hıyanetinden korkarsan aynı şekilde senin de sözleşmeyi bozduğunu onlara bildir , m uhakkak ki Allah hainleri sevmez. Kafirler sanmasınlar ki yendiler, onlar kesinlikle bizi aciz bırakamazlar. Kapasitenizce / İstidadınızca onlara kuvvet, besili atlar hazırlayın, Allah’ın düşmanlarını, sizin de düşmanlarınızı ve Allah’ın bildiği sizin bilmediğiniz diğer başkalarını da onla korkutun. Allah yolunda ne harcarsanız / infak edersen iz onun geri ödenmesinde size vefalı davranılır size zulmedilmez. Barışa yanaşırlarsa sende yanaş ve Allah’ı vekil tayin et, muhakkak o işitendir bilendir. Seni kandırmak isterlerse muhakkak ki Allah sana yeter. O seni yardımıyla / nusretiyle ve müminler i le destekler. Onların gönüllerini arasını ısındırır , sen arzdakilerin hepsini harcasan onların kalplerinin arasını ısındıramazdın ve lakin Allah aralarını ısındırdı , muhakkak ki o azizdir hakimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Anlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan, sen de anlaşmayı bozduğunu aynı şekilde onlara bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez.

    Süleyman Ateş

    Bir kavmin, (andlaşmaya) hiyanet etmesinden korkarsan, sen de (onlarla yaptığın andlaşmayı) aynı şekilde onlara at; çünkü Allah; hainleri sevmez.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir topluluğun hainlik yapacağından, bilgiye dayalı olarak korkarsan dipnot 1 sen de aynı şekilde onlarla ilişkiyi kes. Allah hainleri sevmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayet metninde geçen havf (خوف) kelimesi, kesin veya kesine yakın bir bilgiye dayalı olan korkudur (Müfredat). Ayet, "Allah hainleri sevmez" şeklinde bittiği için buradaki korkunun, sağlam bir gerekçeye dayalı olması gerekir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir topluluğun hainlik yapacağından bilgiye dayalı olarak korkarsan, yaptıklarına karşılık anlaşmayı bozduğunu kendilerine bildir. Allah hainleri sevmez.

    Şaban Britch

    Eğer bir topluluğun hıyanetinden korkarsan onlarla yapılan antlaşmayı kendilerine at/boz. Çünkü Allah, hainleri sevmez.

    Şaban Piriş

    Eğer bir topluluğun hıyanetinden korkarsan onlarla yapılan antlaşmayı kendilerine at. Çünkü Allah hainleri sevmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer bir topluluktan hıyanet kuşkusu duyarsan, antlaşmaya bağlı kalmayacağını aynı şekilde sen de onlara bildir. Allah, hainlik edenleri sevmez.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.