Enfâl suresi · 20–29. ayetler

İtaat; "size hayat verecek şeye" çağrı; furkan

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Enfâl suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 20. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَلَا تَوَلَّوْا۟ عَنْهُ وَأَنتُمْ تَسْمَعُونَ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Allah'a ve Resulüne itaat edin ve (Kur'an'ı) dinlediğiniz halde ondan yüz çevirmeyin.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Allah'a ve O'nun Elçisi'ne bağlılığınızı gösterin; (O'nun mesajını) işittiğiniz halde O'ndan yüz çevirmeyin!

    Muhammed Esed

    (Bunun içindir ki) ey imana erişenler, Allaha ve Onun Elçisine karşı duyarlık, bağlılık gösterin; ve artık (Onun mesajını) işitmiş bulunduğunuz halde Ondan yüz çevirmeyin.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler. . . Allah'a ve O'nun Rasulüne itaat edin! İşitip durduğunuz halde O'ndan yüz çevirmeyin!

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, Allah'a ve Resulü'ne itaat edin. Siz de işitiyorken, ondan yüz çevirmeyin.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Allah'a ve Rasûlüne itaat edin, işittiğiniz halde O’ndan yüz çevirmeyin.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Allah'a ve O'nun elçisine boyun eğin ve duymuş olmanıza karşın, Ondan yüz çevirmeyin.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Allah ve Peygamberine itaat ediniz, işittiğiniz halde O'ndan yüz çevirmeyiniz!

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, ALLAH'a ve elçisine uyunuz. İşittiğiniz halde ondan yüz çevirmeyiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inananlar, ALLAH'a ve elçisine uyunuz. İşittiğiniz halde ondan yüz çevirmeyiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, Allah'a ve Resulüne itaat edin. İşitip durduğunuz halde ondan yan bükmeyin!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Allaha ve Resulüne itaat edin ve işidib durduğunuz halde ondan yan bükmeyin

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Allah'a ve Resul'üne itaat edin. dipnot 1 İşitip dururken ondan yüz çevirmeyin!

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İslam dininin "atalar" ve "rivayetler" dinine dönüştürülmesi, büyük oranda "Allah'a ve Resul'üne itaat" etmeyi buyuran ayetlerdeki "Resul'e itaat etmeye", "Peygambere, yani sünnete ve hadise itaat etmek" anlamı verilerek yapılmıştır. Bu anlam kesinlikle büyük bir yanılgıdır. Kur'an'da peygamber kelimesi geçmez. Peygamber, Farsça bir kelimedir. Kur'an'da Resul ve Nebi kelimeleri ayrı ayrı geçmektedir. Kur'an'da Nebi'ye itaat etmeyi buyuran ayet yoktur. Yalnızca Resul'e itaat etmek vardır. Çünkü Resul'e itaat etmeyle kast edilen şey, Resulün bize ilettiği ayetlere itaat etmektir. Dolayısı ile Resul'e itaat etmek demek, aslında Allah'a itaat etmek demektir. Resul'e tabi olmak demek, Allah'a yani vahye tabi olmak demektir. "Kur'an, Allah'ın kelamı, Resul'ün beyanıdır/sözüdür." Diğer bir ifade ile Resul'ün sözleri "ayettir", Nebi'nin sözleri ise "şahsidir" ve Nebi'nin şahsına aittir. Resul'ün söyledikleri ise şahsına ait olmayıp Allah'a aittir. (69:40) Resul, hatasızdır. Nebi'nin yanıldığı olmuştur. Resul ilahi koruma altındadır. Resul'e itiraz etmek, Allah'a itiraz etmektir. Ama Nebi'ye itiraz edilebilir, nitekim sahabe zaman zaman bunu yapmıştır. Allah'a itaatin emredildiği ayetlerde, bir terkip olarak Resul'e de itaat emredilmektedir. Aslında bu itaat, Resul'ün şahsına değil, onun vahiy olan sözlerine itaat etmektir ve bu Allah'a itaat etmek anlamına gelmektedir. Yani "Allah ve Resul'ü" terkibi, iki ayrı şey değil, yalnızca Allah'ı kast eden bir terkiptir. Bu terkipte yer alan "ve" edatı, "atf-ı beyan" olarak kendinden önceki kelimeyi kendinden sonraki kelime ile açıklama görevi yapmaktadır. Bu kurala göre Allah ve Resul'üne itaat etmek demek, anlam olarak yalnızca "Allah'a, vahye itaat etmek" demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Allah'a ve Resul'üne itaat edin. dipnot 1 İşitip dururken ondan yüz çevirmeyin!

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İslam dininin "atalar" dinine dönüştürülmesi, büyük oranda "Allah'a ve Resul'üne itaat" etmeyi buyuran ayetlerdeki Resul sözcüğüne "sünnete ve hadise itaat etme" anlamı verilerek yapılmıştır. Oysaki Kur'an'da peygamber sözcüğü geçmez. Peygamber, Farsça bir sözcüktür. Kur'an'da Resul ve Nebi sözcükleri ayrı ayrı geçmektedir. Kur'an'da Nebi'ye itaat etmeyi buyuran ayet yoktur. Yalnızca Resul'e itaat vardır. Çünkü Resul'e itaat etmek demek, Resulün bize ilettiği ayetlere itaat etmek demektir. Dolayısı ile Resul'e itaat etmek demek aslında Allah'a itaat etmek demektir. Resul'e tabi olmak demek, Allah'a yani vahye tabi olmak demektir. "Kur'an, Allah'ın kelamı, Resul'ün beyanıdır/sözüdür." Diğer bir ifade ile Resul'ün sözleri "ayettir", Nebi'nin sözleri ise "hadistir." Resul'ün söyledikleri Allah'a aittir. (69:40) Resul, hatasızdır. Nebi'nin yanıldığı olmuştur. Resul ilahi koruma altındadır. Resul'e itiraz etmek, Allah'a itiraz etmektir. Ama Nebi'ye itiraz edilebilir, nitekim sahabe zaman zaman yapmıştır. Allah'a itaatin emredildiği ayetlerde, bir terkip olarak Resul'e de itaat emredilmektedir. Aslında bu itaat, Resul'ün şahsına değil, onun söylediklerine itaat ederek, Allah'a itaat anlamına gelmektedir. Yani "Allah ve Resul'ü" terkibi, iki ayrı şey değil, yalnızca Allah'ın otoritesini ifade eden bir terkiptir. Bu terkipte yer alan "ve" edatı, "atf-ı beyan" ve "atf-ı tefsir" için de kullanılmaktadır. Bu durumda "ve" edatı, kendinden önceki sözcüğü kendinden sonraki sözcük ile açıklar. Bu kurala göre Allah ve Resul'ü demek, anlam olarak "Allah'a demektir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Allah'a ve Rasul'üne itaat edin. İşitip dururken ondan yüz çevirmeyin!

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, Tanrı'ya ve elçisine itaat edin. Siz de işitiyorken, ondan yüz çevirmeyin.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, Allaha ve Resulüne itaat edin. Kendiniz (Kur'anı) dinleyib dururken ondan yüz çevirmeyin.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; Allah'a ve Rasulüne itaat edin. Dinleyip dururken ondan yüzçevirmeyin.

    Mehmet Alagaş

    (20-26) Ey iman edenler Allah’a ve Resul’üne itaat edin , işittiğiniz halde Ondan yüz çevirmeyin , İ şitmedikleri halde işittik diyenler gibi olmayın. Allah katında yaratıkların en şerlisi akletmeyen sağır dilsizlerdir, eğer Allah, onlarda bir hayır bilseydi onlar işitirlerdi, eğer işitseler de yüz çevirirlerdi, onlar dönektirler. Ey iman edenler Allah’a ve Resul’e, sizleri hayat veren şeylere çağırdığı zaman icabet ediniz, biliniz ki Allah muhakkak kişi ile kalbi arasına girer / nüfuz eder (Havle hulün) ve muhakkak o na toplanacaksınız , sadece özel olarak sizden zalimlere isabet etmeyen fitneden / ayrıştırıcı sınamadan / ayartma dan sakının, biliniz ki kesinlikle Allah şiddetli cezalandırır. Hatırlayın ki sizler yeryüzünde azınlık düşkünler idiniz, insanların sizi kıskıvrak yakalamasından korkuyordunuz , öyleyken sizi barındırdı yardımıyla / nusreti ile sizi destekledi, hoş olan şeylerle sizleri rızıklandırdı, böylelikle belki sizler teşekkür edersiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Allah’a ve Rasûlüne itaat edin! İşitip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin!

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, Allah'a ve Elçisine ita'at edin, işittiğiniz halde ondan dönmeyin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler, Allah'a ve Elçisine boyun eğin. Dinleyip dururken bari siz yüz çevirmeyin.

    Şaban Britch

    Ey iman edenler, Allah’a ve Rasûlü'ne itaat edin! İşitip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin!

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler, Allah'a ve Elçisi'ne itaat edin! İşitip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Allah'a ve resulüne itaat edin. İşitip durduğunuz halde ondan yüzünüzü çevirmeyin.

  2. Enfâl suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 21. ayet. وَلَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ قَالُوا۟ سَمِعْنَا وَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ

    Diyanet İşleri

    İşitmedikleri halde, "işittik" diyenler gibi de olmayın.

    Mehmet Okuyan

    Duymadıkları hâlde "Duyduk!" diyenler gibi olmayın! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada hatırlatılmak istenenler İsrailoğullarıdır ve onlar Bakara 2:93 ve Nisâ 4:46'da belirtildiği gibi "işittikleri halde isyanı" tercih etmişlerdir. İşte Yüce Allah müslümanlara hitap etmekte ve İsrailoğulları gibi olmamalarını emretmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de kulak asmadıkları halde "İşittik!" diyenler gibi olmayın!

    Muhammed Esed

    Ve (böylece) dinleyip kulak asmadıkları halde, "İşittik" diyenler gibi olmayın.

    Ahmed Hulusi

    Kendileri işitip de (algılamadıkları halde), "işittik" diyenler gibi olmayın!

    Ali Bulaç

    Ve: "Biz işittik" dedikleri halde, gerçekte işitmeyenler gibi olmayın;

    Ali Özek ve heyeti

    İşitmedikleri halde işittik diyen (ve bunun gereğini yapmayan müşrik) ler gibi olmayın.

    Ali Rıza Safa

    Duymamış olmalarına karşın, "Duyduk!" diyenler gibi olmayın.

    Bayraktar Bayraklı

    İşitmedikleri halde "işittik" diyenler gibi olmayınız!

    Edip Yüksel

    İşitmedikleri halde, "İşittik" diyenler gibi olmayın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İşitmedikleri halde, 'İşittik,' diyenler gibi olmayın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve işitmedikleri halde "İşittik!" diyenler gibi olmayın!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    ve işitmedikleri halde işittik diyenler gibi olmayın

    Gültekin Onan

    Ve: "Biz işittik" dedikleri halde gerçekte işitmeyenler gibi olmayın.

    Hasan Basri Çantay

    Ve kendileri dinlemedikleri halde "Dinledik" diyenler gibi olmayın.

    İbni Kesir

    Hem dinlemedikleri halde; dinledik; diyenler gibi olmayın.

    Mehmet Alagaş

    (20-26) Ey iman edenler Allah’a ve Resul’üne itaat edin , işittiğiniz halde Ondan yüz çevirmeyin , İ şitmedikleri halde işittik diyenler gibi olmayın. Allah katında yaratıkların en şerlisi akletmeyen sağır dilsizlerdir, eğer Allah, onlarda bir hayır bilseydi onlar işitirlerdi, eğer işitseler de yüz çevirirlerdi, onlar dönektirler. Ey iman edenler Allah’a ve Resul’e, sizleri hayat veren şeylere çağırdığı zaman icabet ediniz, biliniz ki Allah muhakkak kişi ile kalbi arasına girer / nüfuz eder (Havle hulün) ve muhakkak o na toplanacaksınız , sadece özel olarak sizden zalimlere isabet etmeyen fitneden / ayrıştırıcı sınamadan / ayartma dan sakının, biliniz ki kesinlikle Allah şiddetli cezalandırır. Hatırlayın ki sizler yeryüzünde azınlık düşkünler idiniz, insanların sizi kıskıvrak yakalamasından korkuyordunuz , öyleyken sizi barındırdı yardımıyla / nusreti ile sizi destekledi, hoş olan şeylerle sizleri rızıklandırdı, böylelikle belki sizler teşekkür edersiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dinlemedikleri halde; “İşittik” diyenler gibi de olmayın!

    Süleyman Ateş

    İşitmedikleri halde "İşittik" diyenler gibi olmayın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dinleyip anlamadıkları halde "Dinleyip anladık" diyenler gibi de olmayın.

    Şaban Britch

    Dinlemedikleri halde “işittik” diyenler gibi de olmayın!

    Şaban Piriş

    Dinlemedikleri halde "işittik" diyenler gibi de olmayın!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiç işitmedikleri halde, "İşittik!" diyenler gibi olmayın.

  3. Enfâl suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 22. ayet. إِنَّ شَرَّ ٱلدَّوَآبِّ عِندَ ٱللَّهِ ٱلصُّمُّ ٱلْبُكْمُ ٱلَّذِينَ لَا يَعْقِلُونَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Allah katında canlıların en kötüsü, akıl etmeyen dipnot 1 dilsizlerdir, sağırlardır. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer bir ayet için bkz. Yûnus 10:99.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayette bazı kişilerde var olan bedensel bir engel değil, bilgi ve ibret alınmamasıyla ilgili kınama ifadesi yer almaktadır. Benzer bir mesaj, Enfâl 8:55'te de söz konusu edilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    İyi bilin ki, Allah katında canlıların en şerlisi aklını kullanmayan (gerçek) sağır ve dilsizdirler.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, Allah katında yaratıkların en bayağısı aklını kullanmayan sağırlar ve dilsizlerdir.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki Allah indinde canlıların en şerrlisi, aklını kullanmayan (taklitle yaşayan) sağırlar ve dilsizlerdir.

    Ali Bulaç

    Gerçek şu ki, Allah katında, yerde debelenenlerin en kötüsü, (bir türlü) akıl erdirmez olan sağırlar ve dilsizlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz Allah katında hayvanların en kötüsü, düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Allah'ın katında, yaratıkların en kötüsü, aklını kullanmayan sağır ve dilsizlerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz Allah katında canlıların en kötüsü, düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.

    Edip Yüksel

    ALLAH yanında, yaratıkların en kötüsü, akıllarını kullanmayan sağır ve dilsizlerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH yanında, yaratıkların en kötüsü, akıllarını kullanmayan sağır ve dilsizlerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü yeryüzünde debelenenlerin Allah katında en kötüsü, gerçeği akıllarına koymayan o sağır ve dilsizlerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü yer yüzünde debelenenlerin ındallah en kötüsü o sağırlar o dilsizlerdir ki hakkı akıllarına koymazlar

    Erhan Aktaş

    Allah katında, yeryüzündeki canlıların en değersizi, aklını kullanmayan sağırlar ve dilsizlerdir. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aklını devre dışı bırakarak, başkasının aklıyla düşünen bir kimsenin imanı geçerli değildir. Zira iman, emin olmayı gerektirir; emin olmak da akıl ile olur. Kendi aklı ile iman etmeyenle kendi aklıyla inkar edenin arasında bir fark yoktur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah katında, yeryüzündeki canlıların en değersizi, aklını kullanmayan sağırlar ve dilsizlerdir. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aklını devre dışı bırakarak, başkasının aklıyla düşünen bir kimsenin imanı geçerli değildir. Zira iman, emin olmayı gerektirir; emin olmak da akıl ile olur. Kendi aklı ile iman etmeyenle kendi aklıyla inkar edenin bir farkı yoktur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah katında, yeryüzündeki canlıların en değersizi, aklını kullanmayan sağırlar ve dilsizlerdir. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aklını devre dışı bırakarak, başkasının aklıyla düşünen bir kimsenin imanı geçerli değildir. Zira iman, emin olmayı gerektirir; emin olmak da akıl ile olur. Kendi aklı ile iman etmeyenle kendi aklıyla inkar edenin bir farkı yoktur.

    Gültekin Onan

    Gerçek şu ki, Tanrı katında, yerde debelenenlerin en kötüsü (bir türlü) akletmez olan sağırlar ve dilsizlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Çünkü yerde yürüyen hayvanların Allah katında en kötüsü (hakkı) akıllarına sokmaz (ve hakkı duyup söylemez olan) sağırlar ve dilsizlerdir.

    İbni Kesir

    Allah katında canlıların en kötüsü; akletmeyen sağır ve dilsizlerdir.

    Mehmet Alagaş

    (20-26) Ey iman edenler Allah’a ve Resul’üne itaat edin , işittiğiniz halde Ondan yüz çevirmeyin , İ şitmedikleri halde işittik diyenler gibi olmayın. Allah katında yaratıkların en şerlisi akletmeyen sağır dilsizlerdir, eğer Allah, onlarda bir hayır bilseydi onlar işitirlerdi, eğer işitseler de yüz çevirirlerdi, onlar dönektirler. Ey iman edenler Allah’a ve Resul’e, sizleri hayat veren şeylere çağırdığı zaman icabet ediniz, biliniz ki Allah muhakkak kişi ile kalbi arasına girer / nüfuz eder (Havle hulün) ve muhakkak o na toplanacaksınız , sadece özel olarak sizden zalimlere isabet etmeyen fitneden / ayrıştırıcı sınamadan / ayartma dan sakının, biliniz ki kesinlikle Allah şiddetli cezalandırır. Hatırlayın ki sizler yeryüzünde azınlık düşkünler idiniz, insanların sizi kıskıvrak yakalamasından korkuyordunuz , öyleyken sizi barındırdı yardımıyla / nusreti ile sizi destekledi, hoş olan şeylerle sizleri rızıklandırdı, böylelikle belki sizler teşekkür edersiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah katında canlıların en kötüsü (hakka karşı) sağır ve dilsiz kimselerdir ki, onlar akletmezler.

    Süleyman Ateş

    Allah katında canlıların en kötüsü, düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah katında canlıların en kötüsü, aklını kullanmayarak sağırlık ve dilsizlik edenlerdir.

    Şaban Britch

    Allah katında canlıların en kötüsü (hakka karşı) sağır ve dilsiz kimselerdir ki onlar akletmezler.

    Şaban Piriş

    Allah'a göre canlıların en kötüsü gerçeği dinlemeyen sağır ve dilsiz kimselerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Çünkü yeryüzünde debelenenlerin Allah katında en kötüsü, akıllarını işletmeyen sağır dilsizlerdir.

  4. Enfâl suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 23. ayet. وَلَوْ عَلِمَ ٱللَّهُ فِيهِمْ خَيْرًا لَّأَسْمَعَهُمْ وَلَوْ أَسْمَعَهُمْ لَتَوَلَّوا۟ وَّهُم مُّعْرِضُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah, onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi dahi mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi.

    Mehmet Okuyan

    Allah onlarda bir hayır bilseydi elbette onlara duyururdu. Fakat duyursaydı bile yine onlar yüz çevirerek dönerlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    Hem eğer Allah onlarda iyi bir hal ve gidiş görseydi, onların işitmelerini sağlardı; ne ki eğer onların işitmelerini sağlasaydı bile, onlar inatçı inkarlarıyla yine yüz çevirirlerdi.

    Muhammed Esed

    Çünkü, Allah eğer onlarda iyi bir hal görseydi onların mutlaka duyup işitmelerini sağlardı; kaldı ki, onların (hakkı) duyup işitmelerini sağlasaydı, onlar o dikbaşlı tavırları içinde kuşkusuz yine yüz çevirirlerdi.

    Ahmed Hulusi

    Eğer Allah onlarda bir hayır (değerlendirecek istidat) olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi. . . Şayet onlara (mevcut yaratılış programları altında) işittirmiş olsaydı (bile) onlar yüz çevirirlerdi!

    Ali Bulaç

    Eğer Allah, onlarda bir hayır görseydi muhakkak onlara işittirirdi. İşittirseydi bile, arka çevirenler olarak (yine) yüz çevirirlerdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah onlarda bir hayır görseydi elbette onlara işittirirdi. Fakat işittirseydi bile yine onlar yüz çevirerek dönerlerdi.

    Ali Rıza Safa

    Allah, onlarda bir iyilik görseydi, kesinlikle onlara duyururdu. Ama onlara duyursa bile, kesinlikle yüz çevirerek dönerlerdi.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah onlarda bir hayır görseydi, elbette onlara işittirirdi. Fakat işittirseydi bile onlar yüz çevirerek dönerlerdi.

    Edip Yüksel

    ALLAH onlarda bir iyilik olduğunu görseydi, onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi bile yine yüz çevirerek dönerlerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH onlarda bir iyilik olduğunu görseydi, onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi bile yine yüz çevirerek dönerlerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah onlarda bir hayır görseydi, elbette (gerçeği) kulaklarına sokardı. Ve bu durumlarında kulaklarına soksaydı, yine de aldırmazlar, döner giderlerdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah onlarda bir hayır görse idi elbette kulaklarına sokardı ve bu hallerinde kulaklarına soksa idi yine aldırmazlar döner giderlerdi

    Erhan Aktaş

    Eğer Allah, onlarda bir hayır olduğunu görseydi onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi de aldırmayarak yine dönerlerdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer Allah, onlarda bir hayır olduğunu görseydi onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi de aldırmayarak yine dönerlerdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer Allah, onlarda bir hayır olduğunu görseydi onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi de aldırmayarak yine dönerlerdi.

    Gültekin Onan

    Eğer Tanrı onlarda bir hayır görseydi mutlaka onlara işittirirdi. İşittirseydi bile, arka çevirenler olarak (yine) yüz çevirirlerdi.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer Allah onlarda bir hayır görseydi elbette onlara duyurur (hayrı kulaklarına sokar) dı. (Bu hallerinde) kulaklarına soksaydı bile yine onlar muhakkak ki (hakdan) yüz çevirici olarak arkalarına dönerlerdi.

    İbni Kesir

    Şayet Allah onlarda bir hayır görseydi; onlara işittirirdi. Eğer işittirmiş olsaydı; yine de yüz çevirenler olarak arkalarını dönerlerdi.

    Mehmet Alagaş

    (20-26) Ey iman edenler Allah’a ve Resul’üne itaat edin , işittiğiniz halde Ondan yüz çevirmeyin , İ şitmedikleri halde işittik diyenler gibi olmayın. Allah katında yaratıkların en şerlisi akletmeyen sağır dilsizlerdir, eğer Allah, onlarda bir hayır bilseydi onlar işitirlerdi, eğer işitseler de yüz çevirirlerdi, onlar dönektirler. Ey iman edenler Allah’a ve Resul’e, sizleri hayat veren şeylere çağırdığı zaman icabet ediniz, biliniz ki Allah muhakkak kişi ile kalbi arasına girer / nüfuz eder (Havle hulün) ve muhakkak o na toplanacaksınız , sadece özel olarak sizden zalimlere isabet etmeyen fitneden / ayrıştırıcı sınamadan / ayartma dan sakının, biliniz ki kesinlikle Allah şiddetli cezalandırır. Hatırlayın ki sizler yeryüzünde azınlık düşkünler idiniz, insanların sizi kıskıvrak yakalamasından korkuyordunuz , öyleyken sizi barındırdı yardımıyla / nusreti ile sizi destekledi, hoş olan şeylerle sizleri rızıklandırdı, böylelikle belki sizler teşekkür edersiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, onlarda bir hayır olduğunu bilseydi; elbette onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi, onlar yine de yüz çevirerek dönerlerdi.

    Süleyman Ateş

    Allah onlarda bir iyilik olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi, onlara işittirseydi de yine aldırmayarak dönerlerdi.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, onlarda bir hayır olduğunu bilse elbette dinlemelerini sağlardı. Dinlemelerini sağlasaydı bile yine de yüz çevirerek sırtlarını dönerlerdi dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, kişinin içinde ne olduğunu bildiği için onların yola gelmeme konusundaki kararlılıklarını da bilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, onlarda bir hayır görseydi elbette dinletirdi. Dinletseydi bile yine de yüz çevirirlerdi.

    Şaban Britch

    Allah, onlarda bir hayır olduğunu bilseydi elbette onlara, işittirirdi. Onlara işittirseydi, onlar yine de yüz çevirerek dönerlerdi.

    Şaban Piriş

    Allah, onlarda bir hayır görseydi, elbette onlara bir anlayış verirdi, işittirirdi. Onlara anlayış verseydi bile, onlar yine de yüz çevirerek dönerlerdi..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah kendilerinde bir hayır olduğunu bilseydi elbette onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi bile mutlaka yüz çevirir, döner giderlerdi.

  5. Enfâl suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 24. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱسْتَجِيبُوا۟ لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يَحُولُ بَيْنَ ٱلْمَرْءِ وَقَلْبِهِۦ وَأَنَّهُۥٓ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'ın ve Resulü'nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O'nun huzurunda toplanacaksınız.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'a ve Elçisine (çağrısına) cevap verin! dipnot 1 Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer dipnot 2 ve siz şüphesiz ki O'nun huzurunda toplanacaksınız.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada vahyin diriltici özelliğine dikkat çekilmekte ve ilahi davetin insanların dirilişine vesile olacağı bildirilmektedir. Kur'an'ın ruhları diriltici oluşuyla ilgili benzer mesajlar içeren ayetler için ayrıca bkz. Yâsîn 36:69-70; Şûrâ 42:53; Haşr 59:21.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yüce Allah'ın kullarına yakınlığıyla ilgili benzer mesajlar: Bakara 2:186; Hûd 11:61; Kâf 50:16; Vâkı‘a 56:85; Mücâdele 58:7.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! O sizi hayat bahşeden bir (diril)işe davet ettiğinde, Allah'a ve Elçi'ye icabet edin! Zira iyi bilin ki Allah kişiyle kalbinin (eğilimleri) arasına sürekli müdahale eder; akıbet O'nun huzurunda toplanacaksınız.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana erişenler! Her ne zaman sizi, size hayat verecek bir işe çağırırsa, Allahın ve (dolayısıyla) Elçinin bu çağrısına icabet edin; ve bilin ki, Allah insanla kalbinin (meyilleri) arasına müdahale etmektedir; ve sonunda Onun katında bir araya getirileceksiniz.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler. . . Sizi, sizi dirilten şeye (hakikat ilmine) çağırdığında, Allah ve Rasulünün davetine uyun! İyi bilin ki (davet edildiğinize uymazsanız) Allah (beynindeki var olan sistemiyle) kişinin bilinci ile kalbi arasına girip engel olur. . . Siz O'na haşrolunacaksınız.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'a ve Resulü'ne icabet edin. Ve bilin ki muhakkak Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz gerçekten O'na götürülüp toplanacaksınız.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Sizi, size hayat verecek şeye davet ettiklerinde Allah'a ve Rasûlüne icabet edin. Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz, mutlaka O'na varıp toplanacaksınız.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Size yaşam verecek şeylere çağırdığında, Allah'ın ve elçinin çağrısına karşılık verin. Ve kesinlikle iyi bilin ki, Allah, kişi ile yüreğinin arasına girer. Çünkü kuşkusuz, O'nun karşısında toplanacaksınız.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey inananlar! Hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Peygamberine uyunuz ve biliniz ki, Allah kişi ile onun kalbi arasına girer; siz mutlaka O'nun huzurunda toplanacaksınız.

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere çağırdığında ALLAH'a ve elçisine yanıt verin. Bilin ki ALLAH kişi ile kalbi arasına girer ve O'nun huzuruna toplanacaksınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inananlar, size hayat verecek şeylere çağırdığında ALLAH'a ve elçisine yanıt verin. Bilin ki ALLAH kişi ile kalbi arasına girer ve O'nun huzuruna toplanacaksınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, sizi kendinize hayat verecek şeylere davet ettiği zaman Peygamberi ile Allah'a icabet edin! Ve bilin ki, Allah gerçekten kişi ile onun kalbi arasını gerer ve siz, kesinlikle O'nun huzurunda toplanacaksınız!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Sizi kendinize hayat verecek şeylere da'vet ettiği zaman Resuliyle Allaha icabet edin ve bilin ki Allah hakıkaten kişi ile kalbinin arasını gerer, ve siz hakıkaten hep ona haşrolunacaksınız

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah'a ve Resul'üne icabet edin. Bilin ki Allah, kişi ile kalbinin arasına girer. dipnot 1 Kuşkusuz hepiniz O'na dönüp toplanacaksınız.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahiy ile insanın kalbine, aklına, bilincine ve düşüncesine yön vererek; doğru yola yönelmesine aracı olur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah'a ve Resul'üne icabet edin. Bilin ki Allah, kişi ile kalbinin arasına girer dipnot 1 . Kuşkusuz hepiniz O'na dönüp toplanacaksınız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahiy ile insanın aklına, bilincine ve düşüncesine yön vererek; doğru yola yönelmesine aracı olur. Söz konusu edilen kalp, kan pompalayan organ değil; aklın, düşünmenin ve idrak etmenin merkezidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah'a ve Rasul'üne icabet edin. Bilin ki Allah, kişi ile kalbinin arasına girer dipnot 1 . Kuşkusuz hepiniz O'na dönüp toplanacaksınız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahiy ile insanın aklına, bilincine ve düşüncesine yön vererek; doğru yola yönelmesine aracı olur. Söz konusu edilen kalp, kan pompalayan organ değil; aklın, düşünmenin ve idrak etmenin merkezidir.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, size hayat verecek şeylere çağırdığında Tanrı'ya ve elçisine yanıt verin. Bilin ki Tanrı kişi ile kalbi arasına girer ve siz gerçekten O'na götürülüp toplanacaksınız.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, sizi, size hayaat verecek şeylere da'vet etdiği zaman Allaha ve Resuline icabet edin. Bilin ki şübhesiz Allah kişi ile kalbi arasına girer ve siz hakıykaten yalınız Ona dönüb toplanacaksınızdır.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; sizi hayat verecek şeylere çağırdığı zaman; Allah'a ve Rasulüne icabet edin. Hem bilin ki; Allah şüphesiz kişi ile kalbi arasına girer. Ve muhakkak O'na dönüp toplanacaksınız.

    Mehmet Alagaş

    (20-26) Ey iman edenler Allah’a ve Resul’üne itaat edin , işittiğiniz halde Ondan yüz çevirmeyin , İ şitmedikleri halde işittik diyenler gibi olmayın. Allah katında yaratıkların en şerlisi akletmeyen sağır dilsizlerdir, eğer Allah, onlarda bir hayır bilseydi onlar işitirlerdi, eğer işitseler de yüz çevirirlerdi, onlar dönektirler. Ey iman edenler Allah’a ve Resul’e, sizleri hayat veren şeylere çağırdığı zaman icabet ediniz, biliniz ki Allah muhakkak kişi ile kalbi arasına girer / nüfuz eder (Havle hulün) ve muhakkak o na toplanacaksınız , sadece özel olarak sizden zalimlere isabet etmeyen fitneden / ayrıştırıcı sınamadan / ayartma dan sakının, biliniz ki kesinlikle Allah şiddetli cezalandırır. Hatırlayın ki sizler yeryüzünde azınlık düşkünler idiniz, insanların sizi kıskıvrak yakalamasından korkuyordunuz , öyleyken sizi barındırdı yardımıyla / nusreti ile sizi destekledi, hoş olan şeylerle sizleri rızıklandırdı, böylelikle belki sizler teşekkür edersiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman Allah ve Rasûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar (elçi), sizi yaşatacak şeylere çağırdığı zaman Allah'ın ve Elçisinin çağrısına koşun ve bilin ki, Allah, kişi ile onun kalbi arasına girer ve siz, O'nun huzuruna toplanacaksınız.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Allah ve resulü sizi, size hayat verecek bir şeye çağırdığı zaman çağrısına uyun. Allah'ın, kişi ile kalbi arasına girdiğini dipnot 1 ve onun huzurunda toplanacağınızı bilin.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah her kişiye, davranışlarının iyi mi kötü mü olduğunu ilham eder (Şems 91/8-10).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler (müminler)! Size hayat verecek şeye çağırdığı zaman, Allah'ın ve Elçisi'nin çağrısına uyun. Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Bir de hepiniz O'nun huzurunda toplanacaksınız.

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Size hayat verecek bir şeye çağırdığı zaman Allah’a ve Rasûlü'ne cevap verin ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına hâil olur. Şüphesiz siz de O’nun huzurunda toplanacaksınız.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler! Size hayat verecek bir şeye çağırdığı zaman Allah'a ve Elçisi'ne cevap verin ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına nüfuz eder. Şüphesiz siz de O'nun huzurunda toplanacaksınız..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman sahipleri! Sizi, size hayat verecek şeye çağırdığında, Allah'a da resule de "Buyur deyin!" Şunu da bilin ki, Allah kişi ile kalbinin arasına sokulur ve bilin ki en son O'nun huzurunda haşredileceksiniz.

  6. Enfâl suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 25. ayet. وَٱتَّقُوا۟ فِتْنَةً لَّا تُصِيبَنَّ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنكُمْ خَآصَّةً وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

    Diyanet İşleri

    Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah, azabı çetin olandır.

    Mehmet Okuyan

    Öyle bir fitneye (sıkıntı ve zor imtihana) karşı takvâlı (duyarlı) olun ki o, içinizden sadece haksızlık edenlere ulaşmakla (kalmaz). dipnot 1 Bilin ki şüphesiz Allah'ın azabı şiddetlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah bu türden bir fitneye kaşı duyarlı olunması gerektiğini ifade ederek, eğer muhataplar bu noktada duyarsız davranırlarsa meydana gelecek sıkıntı ve felaketin sadece söz konusu fitneyi meydana getiren zalimlerle sınırlı kalmayacağını, o toplumun bütün fertlerini içereceğini haber vermektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve öylesine çetin bir yürek sınavına karşı tetikte ve tedbirli olun ki, o içinizden yalnızca bilinci altüst olmuş kimselere musallat olmakla kalmayacaktır. Ve iyi bilin ki Allah'ın azabı pek şiddetlidir.

    Muhammed Esed

    Ve kötülük yönündeki öyle bir ayrıntıya karşı uyanık ve duyarlı olun ki o, ötekileri dışta tutarak yalnızca hakkı inkara kalkışanlara musallat olmaz; ve bilin ki Allah azapta çok çetindir

    Ahmed Hulusi

    Sizden yalnızca zulmedenlere isabet etmekle kalmayan (o toplumda bulunan iyileri de içine alan) bir beladan korunun. . . İyi bilin ki Allah Şediyd ül 'Ikab'dır (yapılanın sonucunu şiddetle yaşatandır).

    Ali Bulaç

    Ve sizlerden yalnızca zulmedenlere isabet etmekle kalmayan bir fitneden korkup sakının. Bilin ki, gerçekten Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (umuma sirayet ve hepsini perişan eder). Biliniz ki, Allah'ın azabı şiddetlidir .

    Ali Rıza Safa

    Ve aranızdan yalnızca haksızlık yapanlara ulaşmakla kalmayacak bir kargaşaya karşı, sorumluluk bilincine erişin. Çünkü iyi bilin ki, Allah'ın cezası çok yamandır.

    Bayraktar Bayraklı

    Bir de öyle bir fitneden sakınınız ki, o fitne, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz, umuma yayılır ve hepsini perişan eder. Biliniz ki Allah, azabında çok zorludur.

    Edip Yüksel

    Sizden sadece zalimlere çatmakla kalmayacak olan sınavdan sakının. Bilesiniz ki ALLAH'ın cezası çetindir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sizden sadece zalimlere dokunmayacak olan fitneden sakının. Bilesiniz ki ALLAH'ın cezası çetindir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve öyle bir fitneden sakının ki, içinizden yalnız zulmedenlere dokunmakla kalmaz. Ve bilin ki, Allah'ın azabı şiddetlidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve öyle bir fitneden sakının ki hiç te içinizden yalnız zulmedenlere dokunmakla kalmaz, ve bilin ki Allahın ıkabı şiddetlidir

    Erhan Aktaş

    Yalnızca aranızdaki haksızlık edenlerin başlarına gelmekle sınırlı kalmayacak fitneye dipnot 1 karşı takva sahibi olun. Unutmayın ki Allah'ın azabı çok çetindir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Baskı ve zulüm. Samimiyet sınavı. Aldatma, aldatılma. Ateşte yakmak anlamındaki fetn kökünden türemiştir. Fitne, "Altın, gümüş gibi değerli maddelerin kendileriyle kaynaşmış olan değersiz maddelerden ayrıştırılması, yani saflaştırılması amacı ile yüksek ateşte eritilmesi işlemidir." Fitne, kişinin samimiyetinin iç yüzünün ortaya çıkması için; savaş, baskı, zulüm, zenginlik, yoksulluk, hastalık, ölüm, ün, mevki, mal, mülk gibi konularda tabi tutulduğu samimiyet sınavıdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yalnızca aranızdaki haksızlık edenlerin başlarına gelmekle sınırlı kalmayacak fitneye dipnot 1 karşı takva sahibi olun. Unutmayın ki Allah'ın azabı çok çetindir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Baskı ve zulüm. Samimiyet sınavı. Aldatma, aldatılma. Ateşte yakmak anlamındaki fetn kökünden türemiştir. Fitne, "Altın, gümüş gibi değerli maddelerin kendileriyle kaynaşmış olan değersiz maddelerinden ayrıştırılması, yani saflaştırılması amacı ile yüksek ateşte eritilmesi işlemidir." Fitne sözcüğü, kişinin samimiyetinin iç yüzünün ortaya çıkması için; savaş, baskı, zulüm, zenginlik, yoksulluk, hastalık, ölüm, ün, mevki, mal, mülk gibi konularda tabi tutulduğu samimiyet sınavıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yalnızca aranızdaki haksızlık edenlerin başlarına gelmekle sınırlı kalmayacak fitneye dipnot 1 karşı takva sahibi olun. Unutmayın ki Allah'ın azabı çok çetindir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Samimiyet sınavı. Aldatma, aldatılma. Ateşte yakmak anlamındaki fetn kökünden türemiştir. ‘Anlamı, "altın, gümüş gibi değerli maddelerin kendileriyle kaynaşmış olan değersiz maddelerinden ayrıştırılması, yani saflaştırılması amacı ile yüksek ateşte eritilmesi" işlemidir.' Fitne sözcüğü, kişinin samimiyetinin iç yüzünün ortaya çıkması için; savaş, baskı, zulüm, zenginlik, yoksulluk, hastalık, ölüm, ün, mevki, mal, mülk gibi konularda tabi tutulduğu samimiyet sınavıdır.

    Gültekin Onan

    Ve sizlerden yalnızca zulmedenlere isabet etmekle kalmayan bir fitneden korkup sakının. Bilin ki, gerçekten Tanrı (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.

    Hasan Basri Çantay

    Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden yalınız zulmedenlere çatmaz (ammeye de sirayet ve hepsini perişan eder). Hem bilin ki Allah, şübhesiz azabı çetin olandır.

    İbni Kesir

    Bir de fitneden sakının ki; içinizden yalnız zulmedenlere erişmekle kalmaz. Hem bilin ki; muhakkak Allah azabı şiddetli olandır.

    Mehmet Alagaş

    (20-26) Ey iman edenler Allah’a ve Resul’üne itaat edin , işittiğiniz halde Ondan yüz çevirmeyin , İ şitmedikleri halde işittik diyenler gibi olmayın. Allah katında yaratıkların en şerlisi akletmeyen sağır dilsizlerdir, eğer Allah, onlarda bir hayır bilseydi onlar işitirlerdi, eğer işitseler de yüz çevirirlerdi, onlar dönektirler. Ey iman edenler Allah’a ve Resul’e, sizleri hayat veren şeylere çağırdığı zaman icabet ediniz, biliniz ki Allah muhakkak kişi ile kalbi arasına girer / nüfuz eder (Havle hulün) ve muhakkak o na toplanacaksınız , sadece özel olarak sizden zalimlere isabet etmeyen fitneden / ayrıştırıcı sınamadan / ayartma dan sakının, biliniz ki kesinlikle Allah şiddetli cezalandırır. Hatırlayın ki sizler yeryüzünde azınlık düşkünler idiniz, insanların sizi kıskıvrak yakalamasından korkuyordunuz , öyleyken sizi barındırdı yardımıyla / nusreti ile sizi destekledi, hoş olan şeylerle sizleri rızıklandırdı, böylelikle belki sizler teşekkür edersiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İçinizden sadece zalimlere dokunmakla kalmayacak olan bir fitneden de sakının. Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu bilin!

    Süleyman Ateş

    (Öyle) Bir fitneden sakının ki, aranızdan yalnız haksızlık edenlere erişmekle kalmaz (hepinize erişir). Bilinki Allah'ın azabı çetindir.

    Süleymaniye Vakfı

    İçinizden sadece yanlış yapanlara dokunmakla kalmayacak dipnot 1 (size de dokunacak) bir imtihan dipnot 2 konusunda yanlış yapmaktan sakının. Bilin ki Allah'ın cezalandırması çetindir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çevrenizde olan yanlışlara duyarsız kalmayın, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diye düşünmeyin. Çatışma ve bozulma ortamı bir kere oluşmaya başladığı zaman sadece suçlulara değil herkese zarar verir.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Fitne", altını içindeki yabancı maddelerden ayırmak için ateşe sokmaktır (Müfredat). Kur'an'da bu kelime imtihan (A'raf 7/155), aldatma (A'raf 7/27), cehennem azabı (Zariyat 51/10-14) ve savaş (Bakara 2/216) anlamlarında kullanılmıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Öyle bir çatışma ortamından (fitneden) çekinin ki sadece içinizdeki yanlış yapanlara dokunmakla kalmaz dipnot 1 . Bilin ki Allah'ın cezası, pek ağırdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çevrenizde olan yanlışlıklara duyarsız kalmayın, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diye düşünmeyin. Çatışma ve bozulma ortamı bir kere oluşmaya başladığı zaman sadece suçlulara değil herkese zarar verir.

    Şaban Britch

    İçinizden sadece zalimlere dokunmakla kalmayacak olan bir fitneden de sakının. Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu bilin!

    Şaban Piriş

    İçinizden yalnızca zalimlere erişmekle kalmayacak olan bir fitneden de korunun! Allah'ın azabının çok şiddetli olduğunu bilin!

    Yaşar Nuri Öztürk

    İçinizden sadece zulmedenlere çatmakla kalmayacak bir fitneden korkun. Bilin ki Allah'ın gazabı çok şiddetlidir.

  7. Enfâl suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 26. ayet. وَٱذْكُرُوٓا۟ إِذْ أَنتُمْ قَلِيلٌ مُّسْتَضْعَفُونَ فِى ٱلْأَرْضِ تَخَافُونَ أَن يَتَخَطَّفَكُمُ ٱلنَّاسُ فَـَٔاوَىٰكُمْ وَأَيَّدَكُم بِنَصْرِهِۦ وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    Diyanet İşleri

    O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Derken Allah sizi barındırdı, yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz.

    Mehmet Okuyan

    Hatırlayın ki hani siz yeryüzünde zayıf düşürülmüş az (bir toplum)dunuz; insanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz da şükredesiniz diye (Allah) sizi barındırmıştı; yardımıyla sizi desteklemişti ve sizi temiz şeylerden rızıklandırmıştı.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve hatırlayın ki bir zamanlar siz yeryüzünde ezilen bir azınlıktınız; insanların sizi etnik temizliğe tabi tutmasından endişe ederdiniz! Böyleyken O size sığınak oldu, sizi yardımıyla güçlendirdi ve size güzel ve temiz rızıklar bahşetti: Belki şükredersiniz.

    Muhammed Esed

    Ve yeryüzünde azınlıkta ve çaresiz olduğunuz; insanların sizi kapıp götürmesinden korktuğunuz günleri hatırlayın ki, derken O sizi himaye etti, yardımıyla güç verip destekledi ve geçiminiz için temiz ve hoş rızıklardan bahşetti size, ki sonunda şükredesiniz.

    Ahmed Hulusi

    Hatırlayın o günleri ki, azınlık ve güçsüz olmanız nedeniyle insanların zarar vermesinden korkuyordunuz. . . Sizi barındırdı, yardımı ile sizi destekledi ve şükredesiniz (değerlendirerek müteşekkir olasınız) diye sizi temiz nimetlerle rızıklandırdı.

    Ali Bulaç

    Hatırlayın; hani sizler sayıca azdınız ve yeryüzünde zayıf bırakılmıştınız, insanların sizi kapıp yakalamasından korkuyordunuz. İşte O, sizi (yerleşik kılıp) barındırandı, sizi yardımıyla destekledi ve size temiz şeylerden rızıklar verdi. Ki şükredesiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Hatırlayın ki, bir zaman siz yeryüzünde âciz tanınan az (bir toplum) idiniz; insanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz da şükredesiniz diye Allah size yer yurt verdi; yardımıyla sizi destekledi ve size temizinden rızıklar verdi.

    Ali Rıza Safa

    Yeryüzünde azınlıkta ve güçsüz olduğunuz, insanların sizi yakalayıp götürmesinden korktuğunuz günleri hatırlayın. O zaman sizi barındırdı, yardımıyla destekledi ve temiz yiyecekler verdi; belki şükredersiniz diye.

    Bayraktar Bayraklı

    Yeryüzünde az olduğunuz ve zayıf sayıldığınız için insanların sizi kapıp götürmesinden korktuğunuz zamanları hatırlayınız. Bunun için Allah size yer ve yurt verip barındırdı, yardımıyla destekledi ve şükredesiniz diye size iyi ve hoş rızıklar da verdi.

    Edip Yüksel

    Sayıca az olduğunuz, yeryüzünde ezilip horlandığınız ve insanların sizi kapıp kaçıracaklarından korktuğunuz zamanları hatırlayın. O size barınak sağladı, sizi yardımıyla destekledi ve güzel şeylerden size rızıklar verdi ki şükredesiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sayıca az olduğunuz, yeryüzünde ezilip horlandığınız ve insanların sizi kapıp kaçıracaklarından korktuğunuz zamanları hatırlayın. O size barınak sağladı, sizi yardımıyla destekledi ve güzel şeylerden size rızıklar verdi ki şükredesiniz

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve düşünün ki, siz bir vakit yeryüzünde hırpalanıp duran bir azlıktınız, insanların sizi çarpıvereceğinden korkardınız. Öyle iken O sizi barındırdı, O sizi yardımıyla destekledi, O size temiz rızıklar verdi ki şükredesiniz!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve düşünün ki siz bir vakıt yer yüzünde hırpalanıp duran bir azlıktınız, nasın sizi çarpıvereceğinden korkardınız, öyle iken o sizi barındırdı, o sizi nusratiyle te'yid buyurdu o size temizlerinden rızıklar verdi ki, şükredesiniz

    Erhan Aktaş

    Ve hatırlayın; bir zamanlar yeryüzünde sayıca azdınız ve mus'tezaf dipnot 1 kimselerdiniz. İnsanların sizi alıp götürmesinden korkuyordunuz. O, sizi barındırdı ve yardımıyla kuvvetlendirdi. Temiz şeylerden size rızık verdi. O halde şükretmelisiniz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güçsüz bırakılmışlar, ezilmişler, kimsesizler, çaresizler, küçümsenenler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve hatırlayın; bir zamanlar yeryüzünde sayıca azdınız ve mus'tezaf dipnot 1 kimselerdiniz. İnsanların sizi alıp götürmesinden korkuyordunuz. O, sizi barındırdı ve yardımıyla kuvvetlendirdi. Temiz şeylerden size rızık verdi. O halde şükretmelisiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güçsüz bırakılmışlar, ezilmişler, kimsesizler, çaresizler, küçümsenenler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve hatırlayın; bir zamanlar yeryüzünde sayıca azdınız ve güçsüz kimselerdiniz. İnsanların sizi alıp götürmesinden korkuyordunuz. O, sizi barındırdı ve yardımıyla kuvvetlendirdi. Temiz şeylerden size rızık verdi. O halde şükretmelisiniz.

    Gültekin Onan

    Hatırlayın, hani sizler sayıca azdınız ve yeryüzünde zayıf bırakılmıştınız, insanların sizi kapıp yakalamasından korkuyordunuz. İşte O, sizi (yerleşik kılıp) barındırandı, sizi yardımıyla destekledi ve size temiz şeylerden rızklar verdi ki şükredesiniz.

    Hasan Basri Çantay

    O zamanı da hatırlayın ki siz yer yüzünde azlıkdınız, aciz tanıtanlardınız. Halkın sizi tutup kapmasından korkuyordunuz. (İşte bu halde iken Allah) sizi, ev bark saahibi yapdı, yardımıyle kuvvetlendirdi, size en temiz ve güzel şeylerden rızık verdi. Taki şükredesiniz.

    İbni Kesir

    Hatırlayın ki; bir zamanlar yeryüzünde azlıktınız, zayıf sayılırdınız. İnsanların sizi tutup kapmasından korkuyordunuz. Size ev bark verdi, yardımıyla destekledi ve temiz şeylerden rızıklandırdı. Umulur ki şükredersiniz.

    Mehmet Alagaş

    (20-26) Ey iman edenler Allah’a ve Resul’üne itaat edin , işittiğiniz halde Ondan yüz çevirmeyin , İ şitmedikleri halde işittik diyenler gibi olmayın. Allah katında yaratıkların en şerlisi akletmeyen sağır dilsizlerdir, eğer Allah, onlarda bir hayır bilseydi onlar işitirlerdi, eğer işitseler de yüz çevirirlerdi, onlar dönektirler. Ey iman edenler Allah’a ve Resul’e, sizleri hayat veren şeylere çağırdığı zaman icabet ediniz, biliniz ki Allah muhakkak kişi ile kalbi arasına girer / nüfuz eder (Havle hulün) ve muhakkak o na toplanacaksınız , sadece özel olarak sizden zalimlere isabet etmeyen fitneden / ayrıştırıcı sınamadan / ayartma dan sakının, biliniz ki kesinlikle Allah şiddetli cezalandırır. Hatırlayın ki sizler yeryüzünde azınlık düşkünler idiniz, insanların sizi kıskıvrak yakalamasından korkuyordunuz , öyleyken sizi barındırdı yardımıyla / nusreti ile sizi destekledi, hoş olan şeylerle sizleri rızıklandırdı, böylelikle belki sizler teşekkür edersiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Derken Allah sizi barındırdı, yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz.

    Süleyman Ateş

    Düşünün ki bir zaman siz az idiniz, yeryüzünde hırpalanıyordunuz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Allah, sizi barındırdı, sizi yardımıyle destekledi, sizi güzel şeylerle besledi ki, şükredesiniz.

    Süleymaniye Vakfı

    Hatırlayın! Hani bir zamanlar yaşadığınız yerde siz, ezilen bir azınlıktınız; insanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Allah, size yer yurt verdi, yardımı ile sizi destekledi ve temiz rızıklarla rızıklandırdı ki görevlerinizi yerine getiresiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hatırlayın bir zamanlar siz, bulunduğunuz yerde ezilen bir azınlıktınız; insanların sizi kapıp kaçırmasından korkuyordunuz. Allah, size yer yurt verdi, yardımı ile sizi destekledi, temiz rızıklarla rızıklandırdı. Belki görevlerinizi yerine getirirsiniz.

    Şaban Britch

    Hatırlayın, bir zamanlar yeryüzünde güçsüzdünüz, insanların sizi ansızın alıp yakalamasından korkuyordunuz. Allah sizleri barındırdı, yardımıyla güçlendirdi, şükredesiniz diye sizi temiz şeylerle rızıklandırdı.

    Şaban Piriş

    Hatırlayın, bir zamanlar yeryüzünde az idiniz, güçsüzdünüz, insanların sizi esir alıp götürmesinden korkuyordunuz. Allah sizleri barındırdı, yardımıyla güçlendirdi, şükredesiniz diye sizi temiz ürünlerle rızıklandırdı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Düşünün ki, siz bir zamanlar yeryüzünde ezilip horlanan bir azınlıktınız. İnsanların sizi çarpıvereceğinden korkuyordunuz. Bu haldeyken Allah sizi barındırdı, yardımıyla sizi destekledi ve şükredersiniz ümidiyle sizi tertemiz nimetlerle rızıklandırdı.

  8. Enfâl suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 27. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَخُونُوا۟ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ وَتَخُونُوٓا۟ أَمَٰنَٰتِكُمْ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Allah'a ve Peygamber'e hainlik etmeyin. Bile bile kendi (aranızdaki) emanetlerinize de hainlik etmeyin.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Allah'a ve Elçi'ye ihanet etmeyin; (sonra) bilerek kendi emanetlerinize ihanet etmiş olursunuz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet "Ey iman edenler! Bilerek Allah'a, Elçi'ye ve emanetlerinize ihanet etmeyin!" şeklinde de tercüme edilebilir.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Allah'a ve Elçi'ye ihanet etmeyin! Sonra, korumanız gereken değerlere bile bile ihanet etmiş olursunuz.

    Muhammed Esed

    (O halde,) siz ey imana erişenler, Allaha ve Elçiye karşı haince davranmayın; size tevdi edilen emanete bilerek ihanet etmeyin!

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler. . . Allah'a ve Er Rasul'e (Rasulullah'a) ihanet etmeyin. . . Bildiğiniz halde emanetlerinize (nübüvvet ve risalet ile size ulaşan ilim ve marifetlere) hıyanet etmeyin!

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, Allah'a ve Resulü'ne ihanet etmeyin, bile bile emanetlerinize de ihanet etmeyin.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber'e hainlik etmeyin; (sonra) bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Allah'a ve elçiye alçaklık yapmayın. Kendi sorumluluklarınıza da bilerek alçaklık yapmayın.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey inananlar! Allah'a ve Peygamberine ihanet etmeyiniz! Bile bile, size güvenilen şeylere ihanet etmiş olursunuz.

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, ALLAH'a ve elçisine ihanet etmeyin; sorumluluklarınıza bile bile ihanet etmiş olursunuz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inananlar, ALLAH'a ve elçisine ihanet etmeyin; sorumluklarınıza bile bile ihanet etmiş olursunuz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, Allah ve Resulüne hiyanet etmeyin ki, bile bile kendi emanetlerinize hiyanet etmiş olmayasınız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Allaha ve Resulüne hıyanet etmeyin ki bile bile emanetlerinize hıyanet etmiyesiniz

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Allah'a ve Resul'üne ihanet etmeyin. Yoksa bile bile emanetlerinize ihanet etmiş olursunuz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Allah'a ve Resulüne ihanet etmeyin. Yoksa bile bile emanetlerinize ihanet etmiş olursunuz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Allah'a ve Rasul'üne ihanet etmeyin. Yoksa bile bile emanetlerinize ihanet etmiş olursunuz.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, Tanrı'ya ve elçisine ihanet etmeyin; bile bile emanetlerinize de ihanet etmeyin.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, Allaha ve o peygambere haainlik etmeyin. Siz, kendiniz bilib dururken, kendi emanetlerinize haainlik eder misiniz?

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; Allah'a ve peygamberlerine ihanet etmeyin. Bile bile kendi emanetlerinize hıyanet etmiş olursunuz.

    Mehmet Alagaş

    (27-30) Ey iman edenler Allah ve Resulüne hainlik etmeyin , bile bile / bildiğiniz halde emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz, biliniz ki kesinlikle mallarınız evlatlarınız yoklamadır / sınamadır / fitnedir ve Allah’ın yanında çok büyük bir ödül / ecir vardır, ey iman edenler eğer Allahtan sakınırsanız sizlere ayırt etme yetisi / Furkan yaratır, sizlerin kötülüklerinizi örter ve sizleri bağışlar , Allah, çok büyük bir hazine / fazıl sahibidir. Bir vakit kafirler seni hapsetmek yahut seni öldürmek veya seni çıkarmak için sana tuzak kurguladılar ve tuzaklarını kuruyorlar, Allah ta tuzak kuruyor, Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin; (sonra) bile bile kendi emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, bile bile emanetlerinize hiyanet etmek suretiyle Allah'a ve Elçisine hiyanet etmeyin.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Allah'a ve resulüne /elçisinin getirdiğine dipnot 1 hainlik etmeyin. Size emanet edilenlere de bile bile hainlik etmeyin.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Resul için bkz. Enfal 8/1. ayetin dipnotu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler, Allah'a ve bu elçiye karşı hainlik etmeyin. Emanetlerinize dipnot 1 de bile bile hainlik dipnot 2 etmeyin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu emanetler kişinin bakım ve koruması altında olan eşi, çocukları, yaşlılar ve hastalardır.Bir sonraki ayet bu anlamın doğru olduğunu onaylamaktadır. Ayrıca Bkz: Nisa 4/75
    2. metne dön, dipnot 2
      bile bile hainlik: Tehdidi ve tehlikeyi görüp duyarsız kalmak, gerekli cesaret ve basireti gösterememek, ölüm korkusuna kapılmak. Bkz.: (Nisa 4/71-78)

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Allah'a ve Peygambere karşı hıyanet etmeyin, size (güvenilen) şeylere bile bile hıyanet etmiş olursunuz.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler! Allah'a ve Elçisi'ne hıyanet etmeyin, bile bile emanetlerinize de hıyanet etmeyin!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey inananlar! Allah'a ve resule hıyanet etmeyin! Bilip durduğunuz halde, öz emanetlerinize hıyanet mi ediyorsunuz?

  9. Enfâl suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 28. ayet. وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَآ أَمْوَٰلُكُمْ وَأَوْلَٰدُكُمْ فِتْنَةٌ وَأَنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥٓ أَجْرٌ عَظِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Allah katında ise büyük bir mükafat vardır.

    Mehmet Okuyan

    Bilin ki mallarınız ve çocuklarınız, sadece bir imtihandır ve şüphesiz ki büyük ödül yalnızca Allah'ın katındadır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Teğâbun 64:15.

    Mustafa İslamoğlu

    Zira aklınızdan çıkarmayın ki, mallarınız ve çocuklarınız birer sınav aracıdır; ve bilin ki katında en büyük ecir bulunan Allah'tır!

    Muhammed Esed

    Ve bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız sadece bir sınav ve bir ayartmadır ve (yine bilin ki,) Allahtır, katında en büyük ecir bulunan!

    Ahmed Hulusi

    İyi bilin ki, mallarınız ve evlatlarınız ancak bir fitnedir (sınav objesidir)! Allah'a gelince, aziym mükafat O'nun indindedir.

    Ali Bulaç

    Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız ancak bir fitnedir (imtihan konusudur.) Allah yanında ise büyük bir mükafaat vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir ve büyük mükâfat Allah'ın katındadır.

    Ali Rıza Safa

    Ve iyi bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız yalnızca bir sınamadır. Ve kuşkusuz, Allah'ın katında büyük bir ödül vardır. dipnot 134

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 134
      Sınama, sınav, baskı, işkence, sıkıntı, bela, bozgunculuk, kargaşa anlamlarına gelen Fitne sözcüğü, kimi çevirilerde, "Mallarınız ve çocuklarınız, baskı ve sıkıntıdır." biçiminde çevrilmiş; kimi çevirilerde ise Arapça biçimiyle bırakılmıştır. Bu uyarının tıpkısı, 64:15 ayetinde de bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Doğrusu, mallarınızın ve çocuklarınızın sizin için bir sınav olduğunu, büyük ödülün Allah'ın katında bulunduğunu biliniz!

    Edip Yüksel

    Bilesiniz ki mallarınız ve evlatlarınız sizin için bir sınavdır ve ALLAH'ın yanında büyük ödül vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bilesiniz ki mallarınız ve evlatlarınız sizin için bir sınavdır ve ALLAH'ın yanında büyük ödül vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve iyi bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız bir imtihandan ibarettir. Allah yanında ise büyük mükafatlar vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve iyi bilin ki mallarınız, evladlarınız bir fitneden ıbarettir, Allah yanında ise azim ecirler vardır

    Erhan Aktaş

    Bilin ki mallarınız ve evlatlarınız ancak birer fitnedir. dipnot 1 Kuşkusuz Allah'ın yanında çok büyük ödül vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Samimiyet sınavı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bilin ki mallarınız ve evlatlarınız ancak birer fitnedir. dipnot 1 Kuşkusuz Allah'ın yanında çok büyük ödül vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Samimiyet sınavı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bilin ki mallarınız ve evlatlarınız ancak birer fitnedir. dipnot 1 Kuşkusuz Allah'ın yanında çok büyük ödül vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Samimiyet sınavı. Aldatma, aldatılma. Ateşte yakmak anlamındaki fetn kökünden türemiştir. ‘Anlamı, "altın, gümüş gibi değerli maddelerin kendileriyle kaynaşmış olan değersiz maddelerinden ayrıştırılması, yani saflaştırılması amacı ile yüksek ateşte eritilmesi" işlemidir.' Fitne sözcüğü, kişinin samimiyetinin iç yüzünün ortaya çıkması için; savaş, baskı, zulüm, zenginlik, yoksulluk, hastalık, ölüm, ün, mevki, mal, mülk gibi konularda tabi tutulduğu samimiyet sınavıdır.

    Gültekin Onan

    Bilin ki, mallarınız ve evlatlarınız sizin için bir fitnedir. Tanrı'nın yanında ise büyük bir ödül vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Bilin ki mallarınız da, evladlarınız da ancak birer imtihandır, (asıl) büyük mükafat ise şübhesiz Allah kalındadır.

    İbni Kesir

    Hem bilin ki; mallarınız da, çocuklarınız da ancak birer fitnedir. Ve Allah katında büyük mükafat vardır.

    Mehmet Alagaş

    (27-30) Ey iman edenler Allah ve Resulüne hainlik etmeyin , bile bile / bildiğiniz halde emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz, biliniz ki kesinlikle mallarınız evlatlarınız yoklamadır / sınamadır / fitnedir ve Allah’ın yanında çok büyük bir ödül / ecir vardır, ey iman edenler eğer Allahtan sakınırsanız sizlere ayırt etme yetisi / Furkan yaratır, sizlerin kötülüklerinizi örter ve sizleri bağışlar , Allah, çok büyük bir hazine / fazıl sahibidir. Bir vakit kafirler seni hapsetmek yahut seni öldürmek veya seni çıkarmak için sana tuzak kurguladılar ve tuzaklarını kuruyorlar, Allah ta tuzak kuruyor, Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biliniz ki mallarınız ve çocuklarınız bir imtihandır. Allah katında ise büyük mükâfat vardır.

    Süleyman Ateş

    Bilin ki mallarınız ve çocuklarınız birer fitne(sınav)dır. Allah'a gelince büyük mükafat, o'nun yanındadır.

    Süleymaniye Vakfı

    Mallarınızın ve çocuklarınızın birer imtihan dipnot 1 sebebi olduğunu, Allah katında da büyük bir ödülün bulunduğunu bilin.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fitne için bkz. Enfal 8/25. ayetin dipnotu

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bilin ki mallarınız da çocuklarınız da imtihan içindir. Büyük ödül, yalnız Allah katındadır.

    Şaban Britch

    Biliniz ki mallarınız ve evladınız bir imtihandır. Allah katında ise büyük mükâfat vardır.

    Şaban Piriş

    Biliniz ki mallarınız ve evladınız bir imtihandır. Allah katında ise büyük mükafat vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihan aracıdır. Allah'a gelince, büyük ödül O'nun katındadır.

  10. Enfâl suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Enfâl suresi, 29. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن تَتَّقُوا۟ ٱللَّهَ يَجْعَل لَّكُمْ فُرْقَانًا وَيُكَفِّرْ عَنكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Eğer Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olursanız size furkân dipnot 1 verir; sizden günahlarınızı örter ve sizi bağışlar. Allah büyük lütuf sahibidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [furkân] "doğruyu yanlıştan ayırt etme yeteneği"dir. En‘âm 6:155'te de geçtiği üzere [takvâ] (duyarlılık) [Furkân] olan Kur'an'a tabi olmaktır. [Furkân] olan Kur'an'a uyanlar [muttakî] olur. [Takvâlı] olanlara Allah yeni bir [furkân] yaratır.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Eğer Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle hareket ederseniz, size hakkı batıldan ayıracak bir ayrım gücü verir; dahası kötülüklerinizin üzerini örter ve sizi bağışlar; çünkü Allah'tır sınırsız lütuf, sonsuz kerem sahibi olan!

    Muhammed Esed

    Siz ey imana erişenler! Eğer Allaha karşı sorumluluk bilinci içinde olursanız O size, hakkı batıldan ayırmaya yarayan bir ölçü bahşedecek ve kötü işlerinizi silip örtecek, sizi bağışlayacaktır: Çünkü Allah, bağış ve cömertliğinde sınır olmayandır.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler. . . Eğer Allah'tan korunursanız (fıtri ahdinize ve Rasulullah ile ulaşanlara hıyanet etmezseniz), sizin için Furkan (Hak ile batılı ayırt etme kuvvesi) oluşturur, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. . . Allah, Zül Fadlil Aziym'dir.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, Allah'tan korkup sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük fazl sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Eğer Allah'tan korkarsanız O, size iyi ile kötüyü ayırdedecek bir anlayış verir, günahlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşırsanız, size, Gerçeği Ayrıştıran bir anlayış verir; kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah, Büyük Lütuf Sahibidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Eğer Allah'tan sakınırsanız, O, size iyiyi kötüden ayıracak bir kabiliyet verir;günahlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir.

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, ALLAH'ı dinlerseniz, size doğruyu yanlıştan ayıracak anlayışı verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. ALLAH Büyük Lütuf Sahibidir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inananlar, ALLAH'ı dinlerseniz, size doğruyu yanlıştan ayıracak anlayışı verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. ALLAH Büyük Lütuf Sahibidir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, Allah'a sığınıp korunursanız, O size iyiyi kötüden ayırt eden bir ölçü verir ve yaptığınız günahları örter, sizin için bağışlar. Allah büyük bir lütuf sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey iyman edenler! Allaha korunursanız o, size bir fürkan verir ve tarafınızdan seyyiatınızı örter, sizin için mağfiret de eder, Allah azim fadıl sahibidir

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Eğer Allah için takvalı olursanız; O, size bir Furkan dipnot 1 verir, kötülüklerinize kafirlik eder dipnot 2 ve sizi bağışlar. Allah, Büyük Fazl dipnot 3 Sahibidir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğruyu yanlıştan, hakkı batıldan ayırt etme ölçüsü, anlayışı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kötülüklerinizi örter, yok sayar.
    3. metne dön, dipnot 3
      Üstünlük, lütuf, ihsan, ikram, cömertlik, hayır, iyilik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Eğer Allah için takvalı dipnot 1 olursanız; O, size bir Furkan dipnot 2 verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah, Büyük Fazl dipnot 3 Sahibidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Doğruyu yanlıştan, hakkı batıldan ayırt etme anlayışı.
    3. metne dön, dipnot 3
      Hoşgörü, cömertlik ve ikram.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, Tanrı'dan korkup sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıracak bir nur ve furkan verir, kötülüklerinizi örter (yükeffir) ve sizi bağışlar. Tanrı, büyük fazl sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, eğer Allahdan korkarsanız O, size iyi ile kötüyü ayırd edecek (bir marifet ve nur) verir, suçlarınızı örter, sizi yarlığar. Allah büyük lutf-ü inayet saahibidir.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; Allah'tan korkarsanız O, size bir furkan verir. Suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir.

    Mehmet Alagaş

    (27-30) Ey iman edenler Allah ve Resulüne hainlik etmeyin , bile bile / bildiğiniz halde emanetlerinize hainlik etmiş olursunuz, biliniz ki kesinlikle mallarınız evlatlarınız yoklamadır / sınamadır / fitnedir ve Allah’ın yanında çok büyük bir ödül / ecir vardır, ey iman edenler eğer Allahtan sakınırsanız sizlere ayırt etme yetisi / Furkan yaratır, sizlerin kötülüklerinizi örter ve sizleri bağışlar , Allah, çok büyük bir hazine / fazıl sahibidir. Bir vakit kafirler seni hapsetmek yahut seni öldürmek veya seni çıkarmak için sana tuzak kurguladılar ve tuzaklarını kuruyorlar, Allah ta tuzak kuruyor, Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Eğer Allah’tan sakınırsanız. O size iyiyi kötüden ayıracak bir anlayış verir. Ve sizin günahlarınızı örter, sizi bağışlar. Allah son derece büyük lütuf sahibidir.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, Allah'tan korkarsanız O size iyi ile kötüyü ayırdedici bir anlayış verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük lutuf sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakınırsanız O, sizde doğruyu yanlıştan ayırma yeteneği oluşturur, kötü işlerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük ikram sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Müminler! Allah'tan çekinerek kendinizi korursanız, o, sizde bir furkan (doğruyu yanlıştan ayırma yeteneği) oluşturur, kabahatlerinizi örter ve durumunuzu düzeltir. İkramı büyük olan Allah'tır.

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Eğer Allah’tan sakınırsanız O size iyiyi kötüden ayıracak bir furkan verir. Ve sizin günahlarınızı örter. Sizi bağışlar. Allah son derece büyük lütuf sahibidir.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler! Eğer Allah'tan korkarsanız, O size iyiyi kötüden ayıracak bir kabiliyet verir. Ve sizin günahlarınızı örter. Sizi bağışlar. Allah son derece büyük lütuf sahibidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman sahipleri! Eğer Allah'tan korkarsanız, Allah size hakla batılı/iyiyle kötüyü ayırma gücü verir, kötülüklerinizi örter. Allah, o büyük lütfun sahibidir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.